![]() |
Tanrı varsa Dünya'yı neden yarattı?
Hayvanlar birbirini katlediyor-yiyor, insanlar hayvanları katlediyor-yiyor, insanlar insanları katlediyor, boğazını kesiyor, gözünü çıkarıyor; insanlar sakat doğuyor, ömrü boyunca ızdırap çekiyor; insanlar geri zekalı doğuyor, ana-babaları ömürleri boyunca üzüntü çekiyor; küçük çocuklara tecavüz ediliyor; insanlar açlıktan ölüyor...
Diyelim bir Tanrı var, kainatı ve her şeyi o yarattı. İyi de bu Dünya'yı neden yarattı? Tüm bunları oturup izlemek için mi? Tanrı sadist mi, psikopat mı?.. |
Asil soru, biz tanriyi neden yarattik olmaliydi.
Zaten kendimize benziyen, sadist, psikopat, insafsiz, cani, katliamci, irkci (kavim ayiran) bir sey yarattigimiz icin bize cok benziyor dinlerin tanrisi. |
Tanrı sadist mi, psikopat mı?.. biz tanriyi neden yarattik olmaliydi ?..
İkiside haklı nedenlerle sorulmuş sorular. Biz ilk okulda iken öğretmen bize sorar dı. Tanrıyı insan mı yarattı yoksa Tanrı insanı mı yarattı. Biz o çocuk halimizle bu soruya iyi bir cevap bulamazdık. Evde ailemiz başka bir cevap vereirken okulda öğretmen başka cevap verirdi bizim de kafamız karışırdı. Ama bu karışık soru ve cevaplar yıllarca bizi meşgul etti. Tevratta insanın ilk dünya yüzüne çıkması ve ilk meslek sahibi olması ile ilgili hikaye var Habil Kabil olayı bunun detayına girmeyeceğim hikayeyi her kes bilir. Beni ilgilendiren yer Tanrının bir (habil) kardeşin yeni doğmuş kuzu (en son doğmuş) etini kabul edip diğer kardeş (kabil) in ikram ettiği tohumu (tahıl) kabul etmemesi ve bunun sonucunda kardeşin kardeşi öldürmesine sebep olması ne anlama gelmekte. Her şeyi bilen tanrı bu cinayetin çıkacağını neden bilmediği. Biliyorsa niçin engellemediği. Engellememişse cinayetten zevk mi almış oluyor. Gerçekten sadist mi yoksa söylendiği gibi her şeyi bilmiyor mu. İşte bu soruları sorduğumuz da tanrının yaratıldığını anlamaktayız. O zaman yeni bir soru geliyor niçin yaratıldı ihtiyaçtan mı yoksa İnsan kendini tanrı yerine koymak mı istedi. Soru çok cevap ta çok. Ama bir gerçek yüzümüze her daim çarpıyor milyonlarca insan tanrının var olduğuna inanmakta. Gözü ile görmese de eli ile gösteremese de var olduğuna inanıyor. Bana göre tanrının ete kemiğe bürünmüş hali İnsan dır. Hallaç ı Mansur şöyle diyor Allah önce Muhammedin ruhunu yarattı sonra Ademi. Adem, Muhammedin ete kemiğe bürünmüş halidir. Hallaç ı Mansur a bir soru sorsak Allah ın ete kemiğe bürünmüş hali nedir diye. Ona da şu cevabı verecektir Enel Hak (tanrı bende ben tanrıda) |
Alıntı:
yaratmak gerektiği için tanrının işi yaratmak olduğu için tanrının işi yaratmak olacağı için Alıntı:
|
Yav biz bunu 2-3 sene önce din hocasına sormuştuk. Kadın bize öyle bir şey dedi ki güler misin? ağlar mısın? Her neyse dediği şey; bir bastekbol oyuncusu olduğunuzu hayal edin, sahada basket oynarken sizi destekleyen seyirciler düşünün. Bizim onlara ihtiyacımız yok, yani bizi desteklemelerine, yani göya bizi sevdiğinden yaratmış. Zaten bunlar bu tarz sorulara hep ampirik olmayan, nesnelliği olmayan garip cevaplar verirler. Bu arada ben de agnostiğim.
|
Alıntı:
- Bu arkadaş ortamında milleti güldürmek için sorabileceğin güzel sorulardan biri :) Şunlara dikkat etmek gerek: 1) Modern insan Tabiatı Discovery Belgeseli sanıyor. Kentleşmiş insan her sözde şeyi biliyor. Gerçekte hiçbir halt bilmiyor. 1990 yapımı şöyle bir film önereceğim (internetten izleyebilirsiniz) http://resizing.flixster.com/Lki-nVI...168108_ori.jpg Olay şu: Kedinin koşup koşup tavşanı yakalaması ve yemesinde sorun yok. Bazı Hayvanlarda mesela Kedinin yaralı avıyla saatlerce oynaması gibi bize sadistçe gelen davranışlar olabiliyor. Ama araştırınca bunların da sebepsiz olmadığı anlaşılıyor. 60 kuşağı hippiler filan bu dediğimin hep farkındaydı. Tabiat'ta sen neyi yanlış gördün de düzeltmek istiyorsun? Normalde insan doğaya boyun eğer ve doğaya uygun biçimde yaşar. Tersi olunca ortaya küresel ısınma vs gibi sorunlar çıkıyor. O yüzden en büyük sorun kentleşmiş insandır. Bunu da söylüyorum, çünkü köy insanı dediklerimiz, doğa ile iç içe olduklarından (Müslüman bile olsalar) genel anlamda bizden daha sağlıklılar. Farkındaysanız, Tanrı'ya kadar gitmeme bile gerek kalmadı. Doğadan uzaklaşan da insanın kendisidir. Kendi kibiri / çok bilmişliği yüzünden. |
Alıntı:
- Bu hikaye'de anlatılan kardeşler arasında dünya malı için rekabet ve bunun sonunun cinayete varmasını anlıyorum. Bazı mistikler cennetteki yılan'ın filan hep bir şeyleri simgelediğini söylerler. Tanrı'nın Hayvansal ikramı tercih etmesi de ilginç. Tek Tanrıcı dinlerde artık hayvanların etini dağıtmak için onları katlederler. Bu "Kan seven" Tanrılar asıl Eski Tanrılardır. Eski Atina'daki şenliklerde bazen Binlerce hayvan 1 gün içinde aynı tapınakta katledilirmiş. Bu son dediğimin sebepleri var. Ama eski ahit hikayesini ben de bilmiyorum. Hatta eski ahitte Tanrı neden "Ben Kışkanç bir Tanrıyım" Yani "ben kıskancım" ve "ben bir Tanrıyım" dediğini de bilmiyorum. Kuran'ın kendisinde de böyle göndermeler, Eski Ahitin bazı kısımlarının saptırıldığına dair bir sürü işaret vardır. Öyle açıklayabiliyorum. /Çocuk vs. kısmına ve genel olarak cahil insanlara Tanrı'nın bir çeşit insan, göksel baba, ya da (Hz. Meryem durumunda) Göksel Ana olarak anlatılmasından daha normal bir şey yok. Yine 21 yy'da bu yeterli değil. Ben şahsen kendim anladığım gibi anlatmayı denemeyi tercih ederdim. /Mistiklere hiç girmeyelim. Ben Mesela Mesnevi okudum ama yorumlayamıyorum. Bu metinler birçok insanı aşar. Ama anlayan birine sorunca da sana tek tek açıklar. Zen Budizmin'de "Evren ben içimde ben evrenin içindeyim" derler. Böyle bağlantılar var. :) Carl Sagan: - Benim edindiğim bilgi: "Sadece kendini deneyimlemek için" gibi bir cevap çıkıyor ama onun da bir anlamı olmuyor. O yüzden bu konuyu sadece mistik kişiler anlayabiliyor. |
Alıntı:
Çoğu insânın algısındaki tanrı, kendi i'câdından ibârettir. Fakat İnsânı Allah(c.c.) yaratmıştır. Allah, tanrıların tanrısıdır. Her insânın içindeki Tanrı, kendi kapasitesinden ibârettir. Gerçek olan Allah, İnsânların algılarında, algı aynalarında çok değişik biçimler alabilir. Allah'ın algılarda almış olduğu biçim, algı sâhibinin varlık düzeyi ve kapasitesi ile alâkalıdır. Allah'ı öven, kendisini övmüştür. Allah'ı kötüleyen kendi düzeysizliğini kötülemiştir. Allah ise Zât'ıyla münezzehtir. İnsânlar için, kendisinden başkası yoktur. Cennet'e giren de kendi içine girecek, cehenneme girende kendi içine girecektir. O hâlde kurtuluş, ma'rifetullahta, ma'rifetullah ise kendimizi bilmekte gizlidir. |
Alıntı:
Allah'ın Tek olan Zât'ına âid nihâyetsiz isimlerinin (sıfâtlarının özelliklerinin fiillerinin) açığa çıkması için yaratıldı. Bu Dünyâ vatanınında geçerli olan âdâlet,, muhtelif (karşıt) isimlerin açığa çıkmasını amaçlar. Kötülük çirkinlik ve zarârın ortadan kaldırılmasını amaçlamaz. Çünkü Hastalık olmazsa Şâfi ismi, Zulüm olmazsa rahmân ismi, karanlık olmazsa aydınlık açığa çıkmaz. Bu Dünyâ hayâtı bir hayâldir. Fakat bütün gerçeklikler burada kazanılır. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Acaba biz tanrıyı antromorfik(insan biçimli) düşündüğümüz için mi verdiğimiz tüm cevaplar anlamsız geliyor? Vereceğimiz tüm cevaplar insana özgü kavramlar, "yaratmak istemiş" "bizi seviyor" "imtihan ediyor" gibi şeyler. Sevmek, imtihan etmek, yaratmak.. hepsi de insanın deneyiminde olduğu şeyler. Acaba tanrı da, yaptığı şeyler de insan deneyimin dışında olan şeyler olabilir mi?
|
Alıntı:
Bizim şahsî ve İndî görüşlerimiz değil bunlar. Bu bilgiler kesinlik ifâde eder. Tasavvuf ehlinin ittifâkla bildiği şeyler bunlar. Tasavvuf ehlinin büyükleri,, bizim inanmakla yükümlü olduğumuz haber verilen varlıkları bizzat gözleriyle görmüşlerdir. |
Alıntı:
Bu site icin dedigini yap ve git zaten. ....Fakat hayatta karsilastigin zorluklar karsisinda boyle yapma. Ogren, calis, cabala..Ugras..Merak et. Merak etmek guzeldir..:) |
Böyle dünya yaratan bir tanrının varlığı, yokluğundan daha korkunç olurdu.
|
Hurican
Yazını okuyunca , muhterem hocanız feto(ş) geldi aklıma . Birbirinize çok benziyorsunuz. Ha şu tanrı dedikleri mi ! Çok beceriksiz olduğunu GÖZLERIMLE görüyorum . ( acaba bende muhterem olabilirmiyim? Yok istemem çok şey oluyorlar) Bu tanrı , din yolluyor bozuluyor , din yolluyor bozuluyor , yine bir din yolluyor ve bu din çok sağlam diyor ! Sağlam dediği din de bin parçaya bölünmüş , her bakan baska bir yorum yapıyor. Bu tanrının gücü , dinlerine sahip çıkmaya yetmiyor mu ? Tanrı da bıkmış artık. Bozuldu denilen dinler , saglam dediği dinin mensuplarına ayar veriyor. Sağlam din dediği dinin mensupları KOŞARAK HUZURU BATIDA alıyor. |
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Bazen şu ateistlerin çocuk olduğunu düşünüyorum. 5 yaşındaki herşeyi soran ve sorgulayan aptal çocuktan farkınız yok. Bu Hayatta hiçbir şey yapmamaya mı geldiniz? Yani bir hiç için geldiniz ve hiç yere gidiyorsunuz. Hakikaten inanıyor musunuz buna?
|
Alıntı:
Büyük ihtimal müslümansınız ve bu İslam sizin için hak din. Bana Brezilya yada Japonya'da doğmuş olsaydın ne olacağını yazabilir misin ? |
Sorgulamak sonucu değiştirmeyecek. O yüzden teslim olmak en iyisi. En azından daha fazla acı çekmemiş oluruz. İnkar edince cevizli lokum dağıtmıyorlar.fakat İnanırsak dağıtabilirler.
|
Alıntı:
İlla bir amaç aramak, amaçsızların, illa bir kimlik aramak kimliksizlerin, illa bir kişilik aramak kişiliksizlerin... sorunudur. Sebep-sonuç ilişkisi, harekete-ilişkiye, dolayısıyla etkileşime dairdir ve bizler etrafımızla süreğen etkileşim halindeyiz, bu salt insan değil, doğa ve tüm diğer canlılarla, böylece sebepler ve sonuçlar ediniriz, amaçlar... Yoksa herhangi bir masal tanrısına inanıp, bu dünyada amacının metafizik(üfürük) lafızlara kölelik edip, öte dünyada cennet hayatları yaşama arzusu, amaç değil, 5 yaşındaki çocuğun o zihin açıklığına dahi sahip olamamaktır, üstelik bu tür akıl-mantık-bilim dışı masallarla sürüleştirilmek, köleleştirilmek, sömürülmek de cabası. Amaçmış, amaca bakın, sözde masaldan tanrılara dalkavukluk etmek, karşılığında ödüllendirileceğini düşünmek, üstelik bencilce... Uydurup, tersin geri kendi uydurduğuna biat eden de elbette insandır, ama gerçekliği budur ne yazık ki. Muhteva zemini açısından, başlangıç diye birşey yok. Bir başlatan da gereksiz-boş bir paradoks-, çünkü sebep-sonuç, nedensellik dediğimiz, şeyler'in birbiriyle olan etkileşiminde meydana gelen değişimlere dairdir, neden böyle oldu sorusunun temelidir. Zaman dediğimiz kavram da böyledir, şeyler fiziksel olarak hareketlidir, etkileşir, bizlerde açığa çıkan değişimleri kıyas ederiz... Muhteva böylece ortadır, zaman önce gelmez, muhtevanın haretinden soyutlanır. sınavmış, illa bir tanrı olmalı, amacı da sınav olmalıymış, fiziksel anlamda hiç bir anlamı olmayan bir başlatıcı vs... Bu insanın kuruntusundan ve bilinçsizliğinden, kavramlara yanlış anlamlar yüklemekten başka bir şey ifade etmiyor. İnsan bu, ineğe dahi kutsallık atfederek, kendisini tanrıya yakınlaştırdığını düşünebilir. Bir beis yok, inancın, salt duygusallığın, arzu ve korkunun vb egemen olduğu yerde, bilgi, bilim, akıl-mantık düşer. Tahterevalli gibi, biri inerken diğeri çıkar, tercih senin... |
İnsan doğduğunda ateisttir bir tek anasının memesini bilir ne tanrı bilir ne cennet ne cehennem tanrı ve tanrı inkarını sonradan öğrenir.
Yani tanrı insan Genetiğinde yok Tanrı ve Tanrı inkarı öğrenilen bir şey. Tanrı öğrenilen bir şeyse İnsanın sorması kuşku duyması normal bir şeydir. Ayrıca kuşku merak ve sorgulama gerçeğe ulaşmanın yoludur. İnsan aklı diğer canlılar gibi değil bunu yaşadığımız her ortamda görürüz yaratılmış bütün değerler insan emeği ve insan aklının ürünüdür o zaman bir soru gelir akla tanrı da yaratılmış bir değer midir diye. *Doğanın yaratıcılığına tanrı denilebilir ama bir gizemi yoktur çünkü insan doğaya da müdahale ediyor onu da değiştiriyor.* Evet Tanrı yaratılmıştır yaratan değil. Niçin hangi amaçla ne işe yarıyor ihtiyaçmıydı gibi sorular çıkar ortaya İşte insan bu sorulara da cevap bulur İnsan tanrı var diyorsa vardır İhtiyaçtı diyorsa bir ihtiyacı karşılamıştır Ama hiç ihtiyaç kalmadı artık deniyorsa bu da doğrudur. Çünkü insan kendi gücünü becerisini yeteneğini fark etmiştir. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:19 . |