![]() |
Ekonominin durumu
Birkaç gündür youtube'dan epey ekonomi yorumu izledim. Kapitalist düzende elini sallasan ekonomi profesörüne denk geliyorsun. Hani 24 saat borsa-kur-senet sepet haberi veren TV kanalları ve proflar-uzmanlar var ya, buralarda iş bulamayanlar da youtube'da kendilerini gösteriyorlar.
Anladığım kadarıyla durum vahim. İddiaya göre 2002 krizinden çok daha vahim. Şöyle açıklıyorlar; Dışarıdan (yurtdışından) giren sıcak paranın (borcun) sanayide-tarımda vs. değerlendirilmesi gerekir ki, sanayide-tarımda üretilen artı değerin ihracatı ile borç ödenebilsin, kar ile yeni yatırımlar yapılabilsin. Yani ülkeyi kurtaracak olan ihracattır, haliyle ihraç edecek ürün üretmektir. Durum buyken AKP ne yapmıştır? Dışarıdan giren sıcak paranın, bankalar aracılığıyla kullanılan kredilerin çok çok büyük bölümünü hiç bir ihraç değeri olmayan inşaat sektörüne akıtmıştır. Yani dışarıdan borç alarak betona harcıyorsun. Sanayiyi desteklemedin, tarımı desteklemedin, haliyle ihraç edecek malın da azaldı. Bunun ilk etkisi cari açığın büyümesi (dışarıdan yapılan alımların toplamının dışarıya satışlar toplamından çıkarılarak elde edilen rakam) oluyor. Cari açığın büyümesi, daha çok borca ihtiyaçla sonuçlanıyor. Uluslararası kredibilite kurumları finansal güçsüzlüğünü görüp puan kırdıklarında yatırım yapmanın riskli olduğu ülkeler ligine düşüyorsun, böylece ucuz borç bulma imkanın kalmıyor, ancak yüksek faizle tefecilerden borç alabiliyor hale geliyorsun. Bu ekonomist proflardan biri AKP seçmenine şöyle sesleniyor. "Anne baba kardeşleriniz ve çok sevdiğiniz dayınızla bir restoranda yemeğe gittiğinizi düşünün. Dayınızı çok ama çok seviyorsunuz. Bu çok sevdiğiniz dayınız masaya pahalı pahalı yemekleri ısmarlıyor, o bitince daha pahalı yemekleri, onlar da bitince daha pahalı yemekleri söylüyor, hep birlikte eğlenerek yiyorsunuz, sonra çok sevdiğiniz dayınız masadan kalkıp gidiyor, hesabı babanız ödüyor." Güzel hikaye. Zor günler bizi bekliyor. Sevgiler |
|
- Ben bazen seçime katılmama, o gün sinemaya filan gitme planları yapıyorum fakat bazı olumlu haberler (geçen seçimdeki gibi) beni vaz geçiriyor.
Muharem İnce'nin etrafında birlik yapılacak ve mümkün olursa Erdoğan'ın bazı yanlış icraatleri tersine çevrilecek: http://uk.businessinsider.com/r-erdo...8-5?yptr=yahoo - Kriz konusunun bu kez ciddi olma olasılığı var. Sorun "üretim" olsa iyi. Bu "Üretim" meselesi 90'larda da vardı. Daha çok İran'daki gibi ideolojik yönelimli iktisat politikalarından söz ediliyor. (Yani ekonomiden anlamayan kişilerin ekonominin başında olması durumu). /Yani Sudi Arabistan'dan ve İran'dan (ve Rusya'dan) para, ucuz doğal gaz filan gelmesi lazım. Ama şunu söyleyeyim: halk arasında istedikleri söylentiyi yaysınlar. Can Dündar çok önemli bir gazetecimiz ve düşünürümüzdür (yurt dışına kaçmak zorunda kalan veya tutuklanan bir sürü yazarımız, akademisyenimiz, ve diğer meslekten insanımız gibi) ve Kılıçdaroğlu + CHP şu anda (ve daha önce) canavar gibi muhalefet yapıyorlar. Bir tek Bahçelinin ne yaptığı belli değil. Ama Bahçeli de sevenleri için var olan bir şahsiyet. Sizin-benim gibi insanlar Bahçeli'nin kafasından geçenleri bilemezler. - Bu da İran'daki vaziyet: 20 sene sonraki halimiz belki de: https://www.cnsnews.com/news/article...sts-erupt-iran |
Anladığım kadarıyla durum vahim. İddiaya göre 2002 krizinden çok daha vahim.
2002 de sorun çözüldü Sn Şüpheci Dinsiz. Yine çözülür o kadarda battık yandık bittik yaygaralarına gerek yok 2002 de nasıl hal oldu ise yine aynı yöntemle hal olacaktır. Bir tek şu an Kemal Derviş yok devrede. Bunun için en az 3 statejik karar gerekiyor. 1 iktidar değişecek (güvenilir hükümet, güvenilir hukuk sistemi gelecek) 2 yerli üretime geçilecek 3 bağımsız para politikaları hayata geçecek. 2002 ile tek fark borç miktarı büyük 2001 de dış iç borç miktarı 116 milyar dolar. 2018 de 868 milyar dolar .Yani sorun çözülemeyecek kadar büyük değil. AKP iktidardan düşecek sorun da çözülecek. |
Hayır kartopu
Erdoğan gitse bile düzelmez. Alıntı:
Bu devlet ilk dış borçlanmayı yaptığı günden bu güne ve geleceğe devam ettiği sürece durum değişmez. Dış Borçlanma yapıyorsan aldığın borcu üretimde kullanman gerekir. Keyfine zevkine ota boka harcıyorsan çuvallarsın. Borcunu da borçla ödemeye çaba sarf ediyorsan kurtulamazssın. Erdogan gecen ingiltereye gitti ! Neden gitti ? Borçlanmaya gitti. Kendiside biliyorki ülkede üretim yok. Tarımın hayvancılığın dip yapmış orada dahi dışa bağımlısın. Ucundan da olsa üretim yapan tüm kurumları zarar ediyor, ideolojik saplantılarınla ÖZELLEŞTİRME adı altında satmışsın. Bitmişsin Tükenmişsin. Bazı aklı evvelerde savunma sanayindeki demir yontma işinden ülkeye girdi olacağını sanıyor. O yontulmuş demirler aldığın borcun nemasının nemasının nemasını dahi karşılamaz. Halktan fütursuzca topladığın vergileri YANDAŞA akıtmak , masada halledebilme gücün ve avantajların varken askeri yöntemler kullanmak. ASFALTTA dolanan ARAÇLARIN deposunda ki PETROL . Büyük harflerle yazdıklarım ülkenin iliğini kemiğini bitirmek ve her dönem borçlanman için bir yöntem. Borç aldığın parayı betona gömersen bir gün o betonu kemirerek hayatta kalmaya çalışırsın. İlk borcu alıpta akıllıca kullanmadığın günden bu güne ve geleceğe bitmişsin sen. Osmanlının başına ne geldiyse borçtan geldi. Sarayın şatafatı. Hanedanın şatafatı. Gün gelir borçlar ödenmek zorunda kalır. Elinde yoksa neyi verirsin.? |
Alıntı:
BU biraz komik olmuş. "Borç 1 iken 8 oldu ama çözülecek" :) :) |
Sn fabula
3 ana starateji sıraladım elbette daha fazlası var. Bir- siyasette güven hukukta güven. İki- yerel yani ülke içinde üretim yani ihracata yönelik üretim Üç- Bağımsız para politikası yani merkez bankasına müdahale edilmemesi. Türkiye nin borç miktarı ödenemeyecek büyüklükte değil. Türkiye deki kriz yanlış ekonomik politika ve güvensizlikten kaynaklanıyor. Türkiye güçlü devlet yapısına sahip bu güne kadar çok krizler atlattı. Türkiyeden çok çok fazla borcu olan ülkeler var Örnek İtalya 2 trilyon 554 milyon dolar borcu var. Yani yangın yeri değil ödenemeyecek boyutta da değil Mesele güven sorunu. Osmanlıda üretmeden tüketme politikası yüzünden battı. Ama Türkiye öyle değil 2006 larda dünyanın gelişmişlik seviyesinde 16 cı büyük ekonomiye sahipti. Çözülür yeter ki niyet sağlam olsun. Ama AKP ile çözülmez daha beterini beklemek gerekir. |
Alıntı:
- İşte "ideoloji'ye dayalı siyaset" böyle bir şey. Erdoğan zaten kanlı ya da kansız İslam Devleti / Tanrı Devleti kurmaya gelmiş. KIT'leri / Ülkeyi vs'yi düşündüğü yok. Müttefiği olan Türkçüleri kızdırmadan Türkiye'Yi nasıl Sudi Arabistan'a çeviririm derdinde adam. Kriz filan hikaye. Hani "Ilımlı İslam" filan derler. Bence Ilımlı islam ile Iran'ın 80'li yıllardaki hali arasında o kadar da büyük bir fark yok. Neyse: Siyaset ideolojiye dayalı olamaz. Seçildikten sonra, ülkeni düşüneceksin. Bunlar ülkeyi düşünmüyor ki. Kemalizmi bitirmek istiyorlar. /Giderlerse / gittiklerinde ne olur? - Bilmiyorum ama denemek lazım. İran'da da aynı sorun var. Mollaları, cami imamlarını ekonomi bakanı yapıyorlar, o kadar petrole rağmen insanlar aç kalıyor. İslam ülkelerinde kriz olmaz. üç durum vardır. - Savaş, Barış bir de açlık. (modern ekonomi anlayışının olmadığı yerde kriz filan olmaz). Şu anda açlık var. İnsanlar yumurta filan alamıyor o yüzden her yerde isyanlar çıkıyor (20 sene sonraki halimiz) Borç meselesi: Ne kadar batacağımıza bağlı. İran gibi olursak, 20 sene sonra filan acıyıp yardım ederler büyük olasılıkla. Da şimdi giderlerse (ki mümkün deniyor) Zor olacak ama kimsenin merhametine gerek kalmadan kurtulabiliriz gibime geliyor. |
Alıntı:
İtalya örneğini düşünerek mi verdin? İtalya dediğin üretimde seni 20 ye katlar birde üzerine istediği rakamls carpar. Senin ödenebilir dediğin borcu ödeyememen için ürettiğini satıyorlar.. sokakta gördüğin her araba het telefon bir zaman sonra hurda olur. Yenisini almak için sana borç verir. Dedigim gibi borçlanmaya baslayıp üretimi bitirdiğin gün işin bitmiş zaten Bıkmış, yılmış , tembelliğe sırtını dayamış , hazıra kucak açmış bu halka üretim yaptırman İMKANSIZ bir hale geldi. |
Sevgili kartopu,
Alıntı:
İktidarı elinde tutan oligarklar devlet bankalarını arpalık olarak kullanıyorlardı, seçimde rüşvetler dağıtıyorlardı, hortumluyorlardı, yandaşlara ihalelerle servet aktarıyorlardı, bürokrasinin harcamaları çok fazlaydı, memur sayısı çok fazlaydı, askeri harcamalar çok fazlaydı vesaire. Derviş geldi dedi ki, devlet çok harcıyor, - Bankalar kanununu değiştirin, arpalık olarak kullanılmasının önüne geçin. Kredi-çek-senet-sepet işlerini karşılığını garanti edebilene verin. Bankalar artık batak vermesinler. - Askeri harcamaları kısın. - Memur sayısını azaltın. - Devletin, bürokrasinin masraflarını kısın. - Devlete ait zarar eden işletmeleri satın. - Sanayiyi-tarımı canlandırın, yatırımı teşvik edin. 2002'ye kadar bu politikalar uygulandı, devlet fazla harcamayınca borç ödemeleri düzene girer gibi olmuştu. AKP gelince Derviş'in politikaları bir kaç yıl daha uygulandı. Sonrasında işler değişti. Alıntı:
Örneğin, ana para + faiz ödemesi olarak 1 yıl içinde 241 milyar dolar geri ödemesi varmış Türkiye'nin. AKP'li veya AKP'siz var mı böyle bir kaynak? Uluslararası ilişkilerde borçlu ülke; önce devlet işletmelerini, sonra yer altı kaynaklarını, sonra bağımsızlığını, sonra topraklarını kaybeder. Burada popülist değil gerçekçi olmak gerek. - Devletin satacak şeyi kalmadı, olsa ve satsa faizini bile ödemeye yetmiyor. - Devlet (şu an AKP), tüm kamu ihalelerini bir punduna getirip yandaşlara veriyor, açıkça yandaşlara para aktarıyor. Hukuka bu yüzden müdahale ediyor, aklınca hem kendi varlığını garanti altına alıyor, hem hukuksuzlukları meşrulaştırıyor. - Tayyip 68 araçla cuma namazına gidiyor, aksaray denen kaçak sarayın aylık harcamaları dudak uçuklatıyor, genel olarak devletin ve bürokrasinin aşırı savurganlık içinde olduğu görülüyor. - Seçim üzerine seçim yapılıyor. - Askeri harcamalar çok fazla. - Din-diyanet harcamaları çok fazla. - Sanayi-Tarım-Hayvancılık-Turizm gibi ihraç değeri olan üretim sektörlerinde tarihi dipler yaşanıyor. Şu an üçüncü evreyi geçmiş veya sonlarını yaşamakta olan bir ülkeyiz. Alıntı:
Bu kriz nasıl aşılır, onu söyleyeyim. Bundan sonra uygulanacak siyasi veya ekonomik yöntemlerle filan çözülmez. Devrim mahkemeleri gücünde adil bir hukuk ile çözülür. Türkiye çapında tüm yolsuzluk dosyalarını incelenmesi sonucunda (kapitalist zeminde bile olsa) hileli zenginleşenlerin mallarını kamulaştırısınız, hileli veya kamu zararı olarak değerlendirilen ihaleleri yapanların sözleşmelerini tek taraflı iptal edip zarar ve ceza kadarını kamulaştırısanız bir kurtuluş umudu olabilir. - Benim tahminim 1 trilyon dolardan fazla kamulaştırma yapılır. Dış borcu böyle aşarsın. - Hırsızı, uğursuzu içeri tıkmış olursun. - Devlette eğitimde hukukta liyakat ile görev dağılımı yapacak olsan, şimdiki işsizlere iş bulmuş olur, mevcut dalkavuk ve sallabaşlardan da kurtulmuş olursun. - Tüccarı, sermayedarı değil üreteni destekleyen politikaları yürürlüğe sokarsın. Bunu düzen partileri yapar mı? Yapmaz. Parti programlarında var mı? Yok. Peki bunu kim yapar? Sevgiler |
Alıntı:
- AKP giderse bir yerden başlayabiliriz. Uluslar arası durumu da unutmamalıyız. Bütün bu paraların %90'ı Arap ülkelerinden / körfez ülkelerinden geldi. Tayyip onların dediklerini yaptığı sürece korkacak bir şey yok. Ama onların sözünden çıkarsak işler karışabilir. - Arapların petrol sayesinde sınırsız parasının olması durumunun da bence bitmesi gerek. - Bir şey olmaz. Nazi almanyasının bitişini, Musolini sonrası İtalya'Yı düşünün. Biraz da yardım edilirse bu sayfayı çevirebiliriz gibime geliyor. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Keza İtalya, tarihi boyunca sanat ve bilimde ilerideydi. Hala özellikle tekstil-kimya-tarım-otomobil alanında gerek üretim makinelerinde gerekse ürünlerde Dünyayı belli ölçüde domine edebiliyor. Türkiye'nin böyle bir altyapısı yok, hiç olmadı. Kısa zamanda tarım ve hayvancılıkta atılım yapabilir, sanayide maçı idare edebilir. Eğitimde devrim niteliğinde değişiklikler yaparak 'altın nesil' yetiştirmek zorunda, ki bu en az 15-20 yıllık bir süreçtir. Bu süreçten sonra ilk altın nesil eğitimin, üretimin, yargının, icraatın başına geçirilerek siyasetten, dinden-hurafeden arındırılmış eşitlikçi, bilimsel, doğacı bir rota çizilebilir. 2-3 altın nesilden sonra Anadolu'nun kaderi değişecektir. |
Sanayi üretimi olmaksızın yapılan ticari algülüm vergülüm şeklinde esnaf tipi ekonomik kalkınma Türkiye'de olanaksızdır. Akp araplara bakarak muhammed'in algülüm - vergülüm sünnetinin Türkiye'de başarılı olacağını sanıyor ama arapların ekonomik kalkınmasında temel etken petrol satmalarıdır, arap sünneti esnaf tipi ekonomileri değildir.
https://3.bp.blogspot.com/-zq8nDjtId...s1600/eig9.jpg Akp döneminde doğalgaz fiyatı 3 kat arttı, elektrik fiyatı 3 kat, şebeke suyu fiyatı 3 kat, benzin fiyatı 6 kat arttı. Ekmek fiyatı 6 kat arttı. 250 gram ekmeğin fiyatı 1,25 iken 200 grama düşürdüler ekmeği, aslında 250 gram ekmek 1,5 lira. 2002'de 20 kuruş olan ekmek fiyatı bugün 1,5 lira. Kırmızı etin fiyatı 7 kat arttı. 2002'de 4.2 lira olan 1 kg zeytin şimdi 17 lira, 2002'de 1kg tozşeker 1 lira iken şimdi 4 lira. 12 kg'lık tüp fiyatı 4 kat arttı. Akp döneminde benzin fiyatı 6 kat arttı, Benzin 1.60 TL'den 5.70 TL'ye çıktı, motorin 1.30 TL'den 5.20 TL'ye çıktı. Benzin fiyatı 2000 yılında 0.59 TL idi. 50 TL'ye 85 litre benzin alınabiliyordu. 2018 akp'sinde alabileceğiniz benzin 50 TL'ye 8 litre. https://1.bp.blogspot.com/-GOfwDz4dS...s1600/eig7.jpg 2017'de Türkiye 47 milyar dolar cari açık verdi. 2017'nin cari açığı Türkiye'nin 52 yıllık açığına bedel. 2017'de Almanya 304 milyar euro (296 milyar dolar) cari fazla verdi. Yâni Türkiye, dışarıya sattığı mal ve hizmetlerin çok daha fazlasını dünya ülkelerinden satın alıyor, ithal ediyor. Almanya ise, dışarıdan satın aldığı mal ve hizmetlerin çok daha fazlasını dünya ülkelerine satıyor, ihraç ediyor. Bir yılda 47 milyar dolar cari açık vererek Türkiye, bir yılda 296 milyar dolar cari fazla veren Almanya'yı kendine kıskandırıyormuş akp'lilerin söylemine göre. Almanlar bizi kıskanıyorlarsa eğer, bilal erdoğan'ın mezun olduğu ilk günden itibaren sahip olduğu trilyonluk gemicik filosunu ve yönettiği Gö-Türgev mafyasını kıskanıyorlardır. Ve berat albayrak'ın özelleştirilen kamu mallarını ve kamu arazilerini olağanüstü ucuza kapaklamasını kıskanıyorlardır. Tayyip erdoğan'ın söylemine göre yoksul Türkiye'de halkın evlerinde buzdolabı varsa zenginlikten sayılmalıymış. Oysa Almanya'da 8 temel ihtiyaç maddesi; 1) ulaşım, 2) sağlık, 3) eğitim, 4) barınma, 5) giyinme, 6) beslenme, 7) ısınma, 8) iletişim zenginlik göstergesi değildir, alman yurttaşların en doğal haklarıdır. Almanlar için zenginlik, bu 8 temel ihtiyaç temininden fazlasıdır. |
Alıntı:
- "Altın nesil" tanımını bilmiyorum. Ama Kenan Evren öncesinde eğitim sisteminin daha iyi olduğu hep söylenir. - Türkiye'nin toplanması şöyle önemli. Önce Müslüman dünyasına model alabilecekleri ülke gerekiyor. İslam dünyası bu kafayla giderse birçok Afrika / asya ülkesinin gerisinde kalacak. Hintliler birbirlerine "sen o zaman Türkiye'ye git" filan demeye başlayacaklar. O yüzden desteklenmeli diyorum. Birde Petrol ekonomisinin kesin bitmesi ya da önem kaybetmesi gerekiyor. Çünkü bu çocuk şımartmakla aynı şey. Batılılar bunların eline para verdikçe, çocuğun şekere / bonbona harcaması gibi, kendi saçma sapan "islam" anlayışına harcıyorlar. Ben Tarikatların, hacının / hocanın elinde neden her zamanbu kadar para olduğunu, "yeşil sermaye" olayının (zekaya ve girişimciliğe dayanmadığı için) nereden kaynaklandığını hep merak ederim. Sanayide deri kalmak o kadar önemli değil. Hukuk devleti olursan, ekonomi alanında samimi olarak çalışırsan, (Türkiye gibi) bir yerlerden başlayabilirsin. |
|| Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Suriye den TL bazında 4 bin ton patates ithal edildiğini söyledi.
7 yıldır iç savaş yaşayan, ülke nüfusunun yarısı yerlerinden edildiği halde Suriye halkı, içsavaş karmaşasının yanında patates ekmişler tarlalarına ama 85 milyon nufuslu Türkiye halkı, kendi tarlalarına patates ekmemişler, niçin? 1 dönüm tarladan 4-5 ton patates hasat ediliyor ama kâr edemiyor bizim çiftçimiz onun için. özellikle yakıt, gübre ve böcek ilacı pahalı. Hatta patates tarlasını sulamak bile pahalı. |
Patates soğan fiyatları bellide , şu seçim öncesi akaryakıta kısa bir süreliğine yansıtmadıkları Ö.T.V yi hangi ara sokacaklar merakla bekliyorum. 10 krş 10 krş mu sokarlar yoksa TOPTAN 70 ila 80 krş mu sokarlar bekleyelim görelim.
Huloggg , benzine mazota zam yapiyeahlar diye sokakta av tüfekli sevinç naraları atarlar. Sonrası çorap söküğü gibi gelir zaten. Ben temmuz başı gibi öngörüyorum. |
|
Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör: Kendi kendimize yetiyorduk bugün her şeyi ithal ediyoruz.
Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör, bu haftaki Pazartesi Söyleşisi'nin konuğu oldu. Geçmişte dünyada kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye'nin, bugün itibariyle 5 tarım ürünü dışında, tüm tarım ürünlerini ithal ettiğine dikkat çeken Güngör, "Türkiye'nin 2017 yılında gerçekleştirdiği toplam ithalat değeri yaklaşık 234 milyar doları bulurken, bunun yaklaşık 5 milyar dolarlık kısmını tarım ürünleri oluşturdu. 2016'da ise Türkiye toplamda 199 milyar dolara varan bir ithalat kapasitesine sahipken, tarım ürünlerinin bu kapasite içindeki değeri 4 milyar dolar seviyesinde idi. En son duyduğumuz Antep fıstığı. Biz 155 bin ton Antep fıstığı üretiyoruz, bunun 120 bin tonunu tüketiyoruz, yani 35 bin ton fazlalığımız var ama dışardan ithal ediyoruz. Akıl alır bir şey değil" ifadelerini kullandı. Hakikaten hangi alana elinizi atarsanız atın ülkenin durumu hiç iyi değil. Turizm, iç borç, dış borç, komşu ülkelerle ilişkiler, ABD ile ilişkiler hiç iyi durumda değil. Dolar ve Avro almış başını gitmiş. Doların yükselmesi, enflasyon demektir gelir seviyesinin düşmesi demektir. Tarım da 1980'de uygulamaya konan neoliberal politikalarla çöküş başladı. Birçok fabrikanın satılması, özelleştirilmesi o sürecin ürünüdür. Tohumumuzdan, tükettiğimiz ürünümüze kadar her şeyi ithal etmeye başladık, ithalatçı duruma düştük. Ama asıl enkazı AKP yarattı. AKP iktidarının başlangıcı olan 2002'den bu zamana kadarki 16 yıllık periyot içerisinde mal varlıklarımın büyük bir kısmı satıldı. Bizim izlenimimiz, hükümetin tarımı gözden çıkarmış olduğudur. »Bu süreçte üretime dair tek bir adım atılmadı… Elbette, tarımda üretimde bir gelişmenin olduğunu görmedim. Dahası, hayvansal varlığımız 16 yıllık periyot içerisinde çok büyük oranda düştü. İnek sayımız, koyun sayımız, keçi sayımız düştü. Ve bugün dışarıdan canlı hayvan ithal ediyoruz. Et ithal ediyoruz ama et fiyatlarını da bir türlü kontrol edemiyoruz, tutamıyoruz. Son beş yıldaki canlı sığır ithalatımızın %31'ini Urugay'dan, %15'ini Brezilya'dan, %10'unu Macaristan'dan olmak üzere 25 farklı ülkeden gerçekleştirdik. Aşırı ithalatımız nedeniyle artık yakın çevremiz ve Avrupa'dan hayvan bulamıyoruz, bu nedenle Güney Amerika'dan hayvan ithalatı ağırlık kazandı. 3 bin küsur endemik bitkimiz var. Biz her türlü tarımın yapılabileceği, her türlü bitkinin yetişebileceği ülkede yaşıyoruz. Ama son duruma baktığımızda pamuk, mısır, soya fasulyesi aklınıza gelebilecek buğdaydan tutun da aklınıza gelebilecek her türlü ürünü biz ithal ediyoruz. »Hangi ürünü ne kadar ithal ediyoruz, son rakamları paylaşır mısınız? Örneğin pamuk bizim çok büyük ayıbımız. Adana ve Şanlıurfa'nın en önemli ürünü olan; Aydın, Muş, Diyarbakır'da da yetiştirdiğimiz pamuğu ithal etmemiz söz konusu olabilir mi? Ama maalesef oluyor, biz her sene 1 milyar dolarlık pamuk ithal ediyoruz.Öte yandan buğday… Biz bir buğday ülkesiyiz ama bugün her yıl 4 ila 5 milyon ton buğday ithal ediyoruz. Her yıl Rusya'dan, Ukrayna'dan buğday alıyoruz. Peki neden dışarıdan buğday alıyoruz? Çünkü tarım alanları daralmış. Türkiye'de tarım alanları, son 16 yıl içerisinde, 26.5 milyon hektardan 23 milyon hektar alana düştü. Bir başka deyişle, 3.5 milyon hektar tarım alanı gitti, betonlaştı. TOKİ evleri yapıldı, tarım alanları amacı dışına çıkarıldı. Bununla ilgili Ziraat Mühendisleri Odası olarak, son 5 yılda150 dava açtık. Topraklarımızı korumak için "Toprak Koruma kurulları" kurdular, ama bu kurul "korumama" kurulu gibi çalıştırılıyor. »Az önce pamuk ve buğday ithalatımızı anlatıyordunuz, peki bugün itibariyle tarımda kaç kalem ithal ediyoruz, ne duruma geldik? Fıstık, fındık, üzüm, kayısı ile narenciye dışında her şeyi ithal ediyoruz. Son 16 yılda, tarımda 185 milyar dolar ithalat parası ödedik. 185 milyar dolar!Bugün dolar ne kadar olduysa çarpın işte onunla. Bir de dış borç faizi ödedik. Doların bu kadar yükselmesinin bir nedeni de bundan kaynaklanıyor. Her şeyimizi dolarla yapıyoruz. Dünyada fındık üretiminin yüzde 76'sını biz üretiyoruz. Fakat fındık üreticisi memnun değil. Fındık üreticisi zor durumda. Çünkü kar elde edemiyorlar. Fındık, Antep fıstığı, zeytin, üzüm borsaları bizim elimizde değil. Fındık borsasının bugün biri İsviçre'de, biri Almanya'da; halbuki üretim merkezi burada! »Meralarda neler oluyor? Bundan 20 yıl önce 16 milyon hektar mera alanınız vardı. Bugün devletin resmi kayıtlarına göre 14.6 milyon hektar mera alanı kaldı deniyor ama bizim kayıtlarımıza göre şuan mera alanları 10 milyon hektar alan kalmıştır. Sen mera alanlarını korumazsan, hayvancılığı nasıl geliştireceksin? Çünkü mera alanları ucuz hayvanın yem kaynaklarıdır. Şimdi mera alanlarını ot parasına TOKİ evleri veya tarım dışı başka faaliyetler için yok ediyorsun, dışarıdan yem için dışarıdan GDO'lu soya ithal ediyorsun, mısır ithal ediyorsun hayvanlara bunları veriyorsun. Tabi bunların maliyetleri de otomatikman çok yüksek olmaktadır. ziraat-muhendisleri-odasi-genel-baskani-ozden-gungor-kendi-kendimize-yetiyorduk-bugun-her-seyi-ithal-ediyoruz-487460-1. »Son dönemde gittiğim köylerde, çiftçiler en çok da yabancı şirketlerin toprakları satın almasından şikayet ediyor… Maalesef, Türkiye'de yabancılara yapılan toprak satışı tehlikeli boyutlarda. Avrupa'ya gidin, Amerika'ya gidin 1cm toprağı satın alamazsınız. Afrika hariç. Afrika gelişmemiş bir ülke, bakir topraklarına karşılık; iç savaşlar, karışıklık, yoksulluk var. Dolayısıyla bugün Sudan, Nijerya başta olmak üzere birçok Afrika ülkesi uluslararası şirketlerin toprak gaspı altında. Toprak gaspı yapan çok uluslu şirketler ülkeler ABD, Çin, İngiltere, Almanya merkezli. Buralarda 10 milyon hektar üzeri tarım alanını çok ucuza ve 50-100 yıllık sürelerle kiraladılar ya da satın aldılar; üretim yapıyorlar. Neden? Çünkü gelecek yılların mücadelesi gıda, su ve enerji üzerinden olacak. Tarım toprakları her geçen gün darılıyor ama insanların nüfusu artıyor. İnsanların beslenmesi için üretim lazım. Dolayısıyla emperyalist ülkeler, bu ülkelerden toprak kiralayarak ve bu ülkelerin iş gücünden yararlanarak, orada ürettiklerini kendi vatandaşlarına veriyor, geriye kalanlarını da az gelişmiş ülkelere ihraç ediyorlar. Biz ne yapıyoruz? Bizim tarım topraklarımızı biz bir kere kendimiz betonlaştırıyoruz. 3.5milyon hektar alan, yani bir Belçika büyüklüğünde alanımız gitti. Yabancılara topraklarımızın satışını kolaylaştıran düzenlemeler yapıyoruz. Peki başka bir ülkeden tarım topraklarını alabiliyor musunuz, mümkün değil. »Türkiye'deki tarım topraklarını ağırlıklı olarak hangi ülkeler, nerelerden yapıyor? Yabancıların Türkiye'de toprak edinmesi ile ilgili net bilgilere ulaşmak mümkün değil. Doğrudan yabancıları kendi adları ile aldıkları topraklara ilişkin bilgilere ulaşılabilse de, bunların ortaklıklar, şirketler aracılığıyla aldıkları toprakları bilmek çok mümkün görünmüyor. Şirketlerin ortakları ve ortaklık paylarını bilmeniz her zaman mümkün değil. Başlangıçta araziyi satın alan Şirketlerin el değiştirmesi de satın almaların takibini zorlaştıran bir unsur. En çok toprak alınan yerler Çukurova, GAP bölgesi ile verimli İç Anadolu toprakları. Çünkü çiftçinin üretme gücü kalmadı, girdi maliyetleri çok yüksek. Gübre, işçi, sulama, mazot yüksek, her şeyden önce bu girdi maliyetleri ile üretim yapamıyor zaten çiftçi. Üretim yapamadığı için de borç alıyor. »Bu borçların seviyesi nedir? Bugün çiftçi kayıt sistemine kayıt olan 1,7 milyon çiftçi üretimi var. Toplam üretici ise 3 milyona yakın seviyededir. Enteresan bir bilgi vereyim, kayıtlı çiftçilerden görüyoruz ki, çiftçinin en az yüzde 90'ı bankalara borçlu durumdadır. Borçlu bir adam para kazanmazsa tabii ki satacak tarlasını çünkü tek güvencesi bu. Zira bankalar haciz koyuyor borcunu ödeyemediği için. Peki satın alacak adamın parası var mı? Maalesef onunda yok. Peki kime satıyor?İşte tam bu aşamada Türk ortaklı yabancı şirketler geliyor ve çiftçinin tarlasını satın alıyor. TMMOB'un kayıtlarını incelediğimizde, Türkiye'ye son dönemde yabancı birçok çalışanın geldiğini gördük. Bunlar bizim mühendis ihtiyacımız olduğundan gelmedi. Bunlar bu Türk ortaklı yabancı şirketlerin ya müdürleri ya sahipleri ya da ortaklarıdır. *** Tohumun yüzde 80'i ithal »Tohumda durum nedir? Zira son dönemde en çok konuştuğumuz konulardan biri de ithal tohum… Bugün tohumumuz gelişiyor diyoruz ama kullandığımız tohumun yüzde 80'i ithal tohumlar, dışarıdan geliyor. Patates tohumumun da, pamuk tohumunun da yüzde 80'i ithal. Bir tek iyi dediğimiz buğday tohumu. Tarım teşkilatlarının yaptığı çalışmalarla ithal oranı çok çok düşük tohumda. Yani buğday konusunda gelişme var. Pirinç, çeltik konusunda bir gelişme var. Onun dışındaki tohumların tamamının büyük bir bölümü dışarıdan ithal geliyor. *** Toprak Koruma Kurulları... »Toprak Koruma Kurulları tam olarak ne işe yarıyor gerçekten? Adı üstünde toprak koruma kurulları; tarım topraklarını korumayı amaç edinmesi gerekirken, tarım topraklarının amaç dışına çıkılmasının aracısı olarak görev yapıyor. Her ilde kurulan, başkanlığını valinin yaptığı bu kurulun 9 üyesi var. Kurul üyesinden 6- 7 tanesi zaten Valinin kendi elemanı. Kolaylıkla birinci sınıf tarım arazilerini amacı dışına çıkarıyorlar. En son, üzülerek söylüyorum, Eskişehir'deki termik santrali, aslında 1. sınıf tarım arazisi. Yani 1. sınıf tarım arazisini, birçok rapora ve bilirkişi görüşüne rağmen termik santrali yapıyorlar. Bakın şehir hastaneleriyle anlaşmalar var. Garanti vererek hastaneler kurdular şehir dışında. Yine köprüler, havaalanları yapılıyor. Peki bunların çoğu nereye yapılıyor? Bunların çoğu, alternatif alan arayışına girilmeden, birinci sınıf tarım arazisine yapılıyor. »Toprak Mahsulleri Ofisi'nin bir bir satıldığı ortaya çıktı. Bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? Faaliyet konuları ile ilgili olmak üzere, yurt içinde ve yurt dışında her türlü alım, satım, nakliyat, imalat, depolama ve muhafaza işleri için şirket ve kooperatifler kurmak veya bu amaçla kurulan ortaklıklara katılmak gibi birçok faaliyet alanı var. Bu depoları yenilemek, moderinize etmek yerine satılmasını uygun bulmuyorum. Bunlar üreticinin aleyhine gelişmelerdir. https://www.birgun.net/haber-detay/z...uz-223362.html |
Chatham House'da Türkiye projesini yöneten Fadi Hakura, Time'da yaptığı Türkiye analizinde 'Türkiye koşar adımlarla ekonomik çöküşe gidiyor' dedi.
http://ilerihaber.org/icerik/timeda-...yor-87899.html |
Bütün çözümler işe yaramadı Seçim sonuçları bizim düşündüğümüz gibi olmadı. Eh küllerimizden yaniden doğmayı bekleyeceğiz. Koca Osmanlı imparatorluğundan elimizde kalan Anadolu gibi. Küllerimizden yaniden doğduğumuzda Bakalım elimizde ne kadarı kalacak.
|
Doların artmasının işleri nasıl etkilediğine bir örnek:
3 ay önce bir şirkete elektronik-yazılım projesi için teklif vermiştim. Önümüzdeki iki hafta içinde karar verilecekti. Yaptığım proje ABD menşeili bir cihazın yerli tasarım 1/3 fiyatına olan, çok daha yetenekli olan bir versiyonu. - Projenin TL değeri yaklaşık iki kat arttı. - Projede kullandığım malzemeleri piyasadan tekrar yokladım, o malzemeler artık ithalatçılarda yok. Bazılarının ithal edilebileceği şüpheli hale gelmiş. - Proje için özel fiyatlar almıştım, ithal edilebilirse bile fiyatların artabileceğinden söz ediyorlar. Trump herifinin Çin'e, oraya buraya ithalat ihracat vergilerini arttırması Dünyada bir çok dengeyi yerinden oynatmış. - Proje kabul edilirse, hammadde ithalatı yapılamaması halinde işi geciktireceğim veya yapamayacağım için ağır para cezaları yiyebilirim. - Proje kabul edilmezse, bu krizde işsiz kalabiliriz. Proje kabul edilmez diye düşünüyorum, çünkü kriz zamanlarında şirketler tasarrufu tercih ederler. |
damat geçen gün durumun önemine binaen konuştu ama boş konuştu laf kalabalığından başka birşey yapmadı, milletin aklıyla alay edercesine.. oradaki konuklarda bir şey anlamamıştır. bu adamı nasıl ekonomiden sorumlu yaparlar anlamak güç. ekonomiden anlamıyorsun belli ama siyasetide mi öğrenemedin, işi bilen siyasetçi en azından lafları süsler püsler,yağmasa da gürler, ciddi birşeyler anlatıyormuş gibi gözükür durumu kurtarırdı, bunda o da yok kem küm... yandık valla.
|
Muharrem İnce bazı tasfiyeler sonucu destek vereceğini söyledi Meral Akşener de benzer şeyler söylüyor Kemal Kılıçdaroğlu zaten sürekli ne yapılmasını söylüyor. Devlet Bahçeli yanında. TÜSİAD olumlu sözler söylemekte sosyal bir patlama yok.Peki ekonominin düzelmesi için ne eksik katı bir program ve İktidarın tavsiyelere uyması.
Bu gün ülkede devlet ve özel sektörün borcu 500 milyar $ civarında bir de vatandaşın tl borcu var. Bu para ödenemeyecek bir borç değil bütün mesele niyet. Daha borçlu ülkeler var İşte Yunanistan batıyordu kurtarıldı. Bütün sorun bu ülkeyi yönetenlerin düşünce biçiminde. Eğer bu ülke batarsa bunu iktidardakiler batırır Tıpkı osmanlıyı batıranlar gibi. Bu iktidar neden se son anı bekliyor o son an kötü bir anda olabilir. Türkiye batmıyor batırılıyor Eğer niyet bu ise işte o zaman tek şart yeniden küllerinden doğmaktır. |
Damat değil de biz tavsiyede bulunabiliriz
Bir. Devletin küçültülmesi İki. Milli mutabakat ın kurulması. Üç. Milli üretimin desteklenmesi Dört. Lüks tüketimden bir müddet vaz geçilmesi Beş. Vatandaşın borçlarının faizlerinin silinmesi Altı. Vatandaşın borçlanmasının engellenmesi Yedi. Faizlerin % 30 -35 e çıkarılması Sekiz. Yerli paraya geçilip yabacı paranın izne bağlanması Dokuz. Her kesin kesin uyacağı bir hukuk sisteminin gelmesi On. Aile hükümetinin derhal tasfiye edilmesi Bak o zaman bu ülke bir kaç yılda yerine oturacak hatta kalkınma yeniden başlayacak mı. Biz bu ülkede ne krizler gördük nasıl çözüldüğünü de gördük. 1935-1946-1958-1960-1973-1980-1992-2001 bu krizler önce iktidar değişti sonra milli mutabakat kuruldu sonra parmak kesildi ve çözüldü. Bu günde çözülür yeter ki niyet olsun. |
Kartopu
O kadar uğraşmaya ne gerek var. apple ciosunu , devletin tepesine koy kurtul. Bunların yapacağı birşey yok. Apple daha iyi yönetiliyor. Apple bu gün kalksa, Türkiye nin borçlarını biz ödüyoruz dese öder. O kadar yani. Bizdeki sömürücü hırsız Tusiad denilen yapıyı dahi satın alırlar. Baksan apple abd nin bir şirketi. Apple gücü yetmeyenlerin , abd domuzuna atar gider yapmaları komik. Aslında bizim beceriksizler apple den borç isteseler verir belkide. apple abd nin şirketlerinden bir tanesi. |
Alıntı:
Ben bugünkü bazı manzaralar ile 20 önceki bazı manzaralarını sık sık mukayese ediyorum. Ben asla toplumlarla ilgili genelleme yapmam. "Atatürkçü" dediğimiz kesim bazen böyle genellemeler yapıyorlar. Temelde haklı da olsalar ben "Batılılar bilinç altında bizi böyle algılıyor" derim. Veya, "Batı'daki emperyalist / Burjuva zihniyetli kişiler böyle düşünüyorlar" derim. Emperyalizm ile kast ettiğim şey bu. Asla o toplumun tamamı veya çoğunluğu anlamında imada bulunmuyorum. Neyse, bu tür insanlar, Emperyalistler, belirli tipte "doğulu" istiyorlar. Yani çocuk üreten, (belki) tarım üreten, Hammade üreten ve bunların o ülkeden alınıp Batı'ya götürülmesine izin veren. Tamamı fakir / cahil / uçan halı ile dolaşan, ama işte kendi ürettiği arabayı alan, elbiseyi alan, AVM'de kendi ürettiği malları alan Doğulu istiyorlar. İşte Atatürkçü kesim ezberci bir biçimde de olsa bunu anlıyordu. Kendi üretsin istemiyor. Batılı üretecek, çalışacak, kar edecek, işsiz kalmayacak, Doğulu rantiye, işte cemaate yakın kimse, köy ağası vb. bunları yiyecek. - çünkü 1960'lardan beri çok şey denendi. O dönemde mesela "Arap miliyetçiliği" zirve yapmıştı. Ya da Türkiye'de olanlar. Gelecekte tarih kitapları aynen bunu yazacak. Ve aynen böyle yazacak. "Batılı emperyalistler, Doğu'nun gelişmemesi, oranın kendilerine açık bir pazar olarak kalması, ve belirli bir düzeyin üzerinde gelişip kendilerine rakip olmaması için siyasal islam, diktatör, vs gibi şeyleri desteklediler" denecek. Çocuklara böyle anlatılacak. Çünkü İra filan da öyle. 1981 gayet modern bir dönem. İran modern bir ülke olmaya gidiyordu. Sonra "Küt" Ninja oldular. Yani iğneyi ben kendime batırıyorum. Okuyanlar bilirler. Ama solcu olmak böyle bir şey. Bir yerde "Hayır" demek zorundasın. Liberalin ütopyası / ideali yoktur. Liberal liberaldir. Sol da bunu düzenlemek zorundadır. |
Ülke bu hale geldikten sonra liboş tayfa krize çare bulucak diye beklentide bulunmak aptallıktır.
Bu hale gelinmesinin nedeni liboşlardır. Sol diyince akla ne geliyor ? Bana göre sermayenin zıttı EMEK dir. Emek ve sermayenin savaşı bile liboşların etkisi ile garipleşti. Emeği sömürülenler , sermayenin koruyucusu tiplere secde edip tapıyorlar ( bu durum % 100 akapa ya kanalize olmuş emek grubunda geçerli) bu emek grubu sömürülmesine karşı dik duramıyor , borçlu bir ev , modeli düşük hurda bir araç , makarna ve kömüre emeğinin karşılığı olarak bakıyor. Bu emekciler yemiyor içmiyor , çocuğunun Boğazından kesip birikimde yapıyorlar. Bu birikimleri kimi zaman yastık altında , kimi zaman bir bankada , kimi zamanda bir dombili tosuncukta yada bir dinci gruba teslim ediliyor. Bu birikim sermayenin bildiği ve her zaman yedek lastik gibi görülen bir deger . Emekcinin birikimi , sömürücü hırsız sermayenin milyarda biri dahi olmayan bu ufak birikim dahi sermayenin kendi parası olarak düşünülüyor. Sermaye bazen öyle adileşiyor ki !!! Kendi karlılıkları düşerse , emekcinin bu birilimine göz dikiyor ve bir şekilde ele geçiriyor. Bu günlerde dikkat edin , semayenin politik ağızları emekcinin yastık altı birikimlerine göz dikmiş ve almanın türlü türlü yolları ile ataklar yapıyorlar. Bu sermaye gurubu , vatan milllet sömürüleri ile bu paraları istiyor şayet ele geçiremezsse el koyacak. Bu kesin. Bende diyorum ki , önce TUSIADIN TÜM MAL VARLIKLARINA EL KOYARAK VE TÜM PARALARINA EL KOYARAK bu krizden kurtulun. Duyduklarında onları deli eden ve seri Bir katile dönüştüren Mallarına el koyma korkusu bile onlara yetiyor. Ciddi diyorum devlet yöneticileri direk bunların mallarına el koysun. TABIKI CESARETLERI VARSA. Bunu elbette yapamazlar. Kolluk kuvvetleri onların bizi sömürerek kaptiğı paralarla hizmet veriyorlar.. musade ederler mi ? Tusiad musiad ve benzeri hırsız ve sömürü gruplarının yurt dışına KAÇIRDIKLARI kesinlikle bulunup ellerinden alınmalı. Buradaki tüm varlıklarıda ellerinden alınıp dım dızlak ortada bırakımalılar. Hatta kendilerine asgari ücretle açık arazide tarım işciliği verilmeli. Başka iş yasak. Bunlar cumhuriyet kurulduğu gün den bu yana sömürüyorlar de yeter. Hah şimdi ERDOĞAN benden oy mu istiyorsun ? Destek mi istiyorsun. Aha buyur yol yöntemi yazdık. Buyur yap. Öyle Kılıctarogluna ve zayıf olan halka atar gider yapmakla bizden destek falan alamazssın. Ha sizde kimsiniz diyorsan. Faiz baronları orada git borç iste. Ben bir krş dahi olsa bankada bırakmam , bir gram altınım olsa TUSIADCI HIRSIZLAR KAZANSIN DIYE VERMEM. gebersinler. |
Liboş Ne pardon?
Benim eski ANAP'lı / DYP'li arkadaşlarım var. Onlara bir şey mi demek istiyorsun? Tekrar: "Liboş" ne demek? Türkçe'de "Liboş" diye bir kelime yok. Sen git Türkçe öğren. 2) Arapları da çok seviyorum. Arap ülkelerine de gittim. Tamam mı? 5 tane MHP'liyi yan yana koy, 1 tane Arap, veya bir tane ANAP'lı veya DYP'li eder. Tamam mı? Anladın mı? :) |
Yetmez ama evet diyen . İsim bile verilebilir ama değmeyecek......
https://encrypted-tbn2.gstatic.com/i...uG7wdDBd80yk87 |
Asgari ücretli vatandaşlarımız halinden çok memnun, onlara göre ekonomi çok iyi. Asgari ücretin 500 lira olması hepimiz için daha hayırlı olabilir. Ne de olsa fedakarlık yapmak gerekecek, halinden memnun olan kardeşlerimiz fedakarlık yapsın ve devletimiz kalkınsın. Ekonomi onlara göre çok iyiyse daha da iyi olsun, hem ekonomi bu kadar iyiyse fedakarlık onlara zarar vermez, daha da sevinmeleri gerekir.
|
Alıntı:
Ama ben çözümü teslim olarak aramadım. Ve ben hala yapılacak şeyler olduğunu düşünüyorum. |
Alıntı:
Liberalizm kötü bir şey değildir sadece karlar hep kendine aksın ister Hatta kapitalizm de teknolojik gelişmenin öncü savaşçısıdır liberalizm. Bende solcu değilim Komünist, im. Komünistler kapitalizm krize düşsün de devrim çıksın ister. Bende isterim ama koşullar devrimden yana değil, barbarlıktan yana. Rosa Lüxenburg un ya devrim ya barbarlık çağrısı da zamanımızda çok geçerli değil. Bu ülkede batmaktan başka çarelerde var bizde onu anlatmak istiyoruz. |
Sabotaj var!!!
Washington Post: Ekonomi cahili bir lideri, başka bir cahil lider haklı çıkarıyor
Erdoğan'ın tüm sorunların nedeninin Türkiye'ye karşı açılan ekonomi savaşı olduğunu söylediğini hatırlatan O'Brian şöyle devam etti: "Bu elbette ki saçma bir gerekçe. Türkiye kendi etti, kendi buldu, taa ki Trump tweet atmaya başlayana kadar. Trump, liranın çöküşünü Türk ekonomisinin varlığına yönelik bir tehdit olarak değil, ihracatta daha rekabetçi olmak için kasten yaptıkları bir hamle olarak görüyor. Bunun üzerine de alüminyum ve çeliğe ek gümrük vergileri koyuyor. Oysa bu adım, Trump'ın istediğinin tam tersi etki yarattı çünkü ticaret savaşları, Türkiye'nin ihtiyacı olan doları bulmasını zorlaştırıyor. Bu da liranın değerinin daha çok düşmesine neden oluyor. Bu, aslında bu kadar trajik olmasa komik denebilecek bir durum: Ekonomi konusunda cahil bir lider kendi ekonomisini sakat bırakıp bundan başkalarını sorumlu tutuyor. Sonra da bu suçlamalar, ekonomi cahili bir başka liderin hamleleriyle kısmen doğru çıkıyor." Bakalım, aslanlar bu ganimetten ne kapacaklar: |
Açgözlü yatırımcılar arenada!!!
Hristiyanlar da öyle diyordu, ama sonucu İmparator Neron belirledi. Eğer İmparator Neron'u Trump, Arena'daki Hristiyanları TL ve aslanları da açgözlü yatırımcılar olarak düşünürseniz ortaya şöyle bir vahşet çıkıyor: Bilindiği gibi her ekonomik krizde TL mum gibi erimektedir: 1994'teki krizde TL $ karşısında % 174, 2001'de % 204 ve 2018'de % 82 değer kaybetti. Bu durumda açgözlü yatırımcılara rest çekmek doğru değildir. Çünkü onların hepsi arenadaki aslanlar gibidirler, dolayısıyla önlerine çıkanını parçalarlar! |
Akaryakıta ÖTV zammı geldi. Benzin ve motorinin litre fiyatı yüzde 9 artacak. Motorinin fiyatı 45 kuruş, benzinin fiyatı 50 kuruş, LPG'nin fiyatı ise 30 kuruş zamlanacak. İstanbul'da benzinin litresi 6 lira 77 kuruş oldu.
https://www.sozcu.com.tr/2018/ekonom...zammi-2577423/ Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede, Katar olarak Türkiye'ye 15 milyar dolar yatırım paketini hızlıca hayata geçireceklerini bildirdi. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden yapılan açıklamaya göre, Erdoğan ile Al Sani Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde bir araya geldi. Al Sani'nin çalışma ziyareti çerçevesinde gerçekleşen görüşmede, ikili ilişkiler ve bölgesel konular hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Görüşmede Al Sani, Katar olarak Türkiye'ye 15 milyar dolar yatırım paketini hızlıca hayata geçireceklerini ifade etti. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ile Katar Maliye Bakanı Ali Şerif el-İmadi'nin de hazır bulunduğu görüşmede iki lider, Türkiye-Katar arasındaki ilişkileri her alanda daha da geliştirme hususundaki kararlılıklarını teyit etti. https://www.haberler.com/son-dakika-...150800-haberi/ |
Bugün yaşadığım yere yakın bir meydanda AKP'li elemanlar çadır kurmuşlar, seçim propagandasına "enflasyonla mücadele" süsü vererek ucuz sebze-meyve sattırıyorlardı. Halk epey uzun kuyruk oluşturmuştu, AKP'ye dua edenlerle sövenler bir aradaydı. Sövenler "yahu 20 senedir iktidarda bu herifler var, hala neyine dua ediyorsun" diye soruyor, dua edenler "Allah onlardan razı olsun, daha yirmi sene daha dursunlar" diyor.
Din öyle bir şey ki, karşısında akıl-onur iptal oluyor. Aynısı ebeveynlerimin yaşadığı yerde de kurulmuş, orada da uzun kuyruklar oluşmuş. |
Yıl 1979…
Yer, Bodrum "Han" restoran. Ankara'dan siyasiler, İstanbul'dan magazin gazetecileri gelmiş. Masanın başında, Sanat güneşimiz Zeki Müren, Etrafında yaklaşık otuz kişi oturuyoruz. Herkes havadan sudan konuşurken, Hakiki Paşa Zeki Müren araya girdi. "Çocuklar bırakın onu bunu da ben size yaşadığım bir anımı anlatayım. Ankara'da iki evim var. Birinin yanında ilkokul, Birinin yanında da cami var. Takdir edersiniz ki ben, Gece çalışıp gündüz uyuyan biriyim. Dolayısıyla her iki evimde de kalamıyordum. Atatürk Orman Çiftliği'ndeki Marmara Oteli'nde kalıyordum. Bir gün akşamüstü hava alayım diye dışarı çıktım. Orman ağaçlarının arasında epeyce aşağı doğru yürüdüm. Bir an tuvaletim geldi. Baktım ki otel çok yukarıda kalmış. Hemen bir ağacın altına oturup kakamı yaptım. Ağaçtan bir yaprak koparıp popomu silerken, Ormanın bekçisi tosuncuk beni takip ediyormuş. Paşam paşam, ne yapıyorsun diye seslendi. Ben de, Ne yapayım ete doydu biraz da ot yesin tosuncuk dedim"... . Şimdi bizim iktidar, Tarımı bitirdi. Fabrikaları sattı. Tanzim satış mağazaları açacağım diyerek, Manavcılığa soyundu. Millete, Bizde et kalmadı manavdan ot alın diyor... . Sevgili iktidar, Sana oy verenleri "cennete gönderme " gücün var da, Ekonomiyi düzeltip, Millete ot yerine et yedirme gücün yok mu? http://www.yurtgazetesi.com.tr/m/et-...ale,16038.html |
Hiç hatırlayanınız var mı 24 ocak 1980 de Demirel kürsüye çıktı 70 sent e muhtaç ız demiş ve bu sözün arkasından tam 8 ay geçti 12 eylül 1980 askeri darbesi yapıldı .
Darbeciler sivil siyasetçilere iktidar devir ettiğinde enflasyon % 70 den % 15 e düşmüştü, kara borsa kalktı sistem normal akışına dönüştü. Devrimciler bütün kötü gidişin faili olarak ilan edildi ve cezalandırıldı. Ama sistem raylarının üstüne yeniden kondu. O zaman sistemin tamiri ne yapıldı bütün partileri tek gaye için bir araya getirildi sistemi bozanların hepsi işten el çektirildi düzeni bozan bütün örgütler cezalandırıldı. Sonuç düzen ayakları üsnüne getirilip teslim edildi. Bu gün ne var düzenin sahipleri ülkeden kaçıyor sermeye güvensiz gördüğü için ülkeyi terk ediyor Yönetenler yönetemiyor yönetilenler yönetimden şikayetçi seçimlerde hile yapılıyor hak isteyene sopa gösteriliyor torpil adam kayırma en üst seviyeye çıkarılıyor. Halk pazardan şikayetçi devlet manav açıyor göz boyamaya çalışıyor. Ciddi ciddi önlem gerekirken manav la yasak savulmak isteniyor Muhalefet her daim tehlikeleyi hatırlatıp yardım etmek istediğini söylüyor ama İktidar gidersem bir daha gelemem diye korkuyor. Yapılacaklar belli üretim ucuz üretim ve dağıtım tüketimin organizasyonu. Bu konuda sorunlar 1.Devletin masrafları çok ağır 2.Akraba arkadaşlar kayırılıyor. 3.Kaliteli yönetici eksikliği 4.Rüşvet in yaygınlığı 5.Güven eksikliği 6.Güvenilir hukuk 7.Halkın birbirine düşmanlığı. Bütün bunlar ve benzer sorunları ortadan kaldıracak yönetim ve umut olduğunda . Hepimiz farklı düşüneceğiz. 1980 den bu gün arasında tek fark o gün halk borçlu değildi bu gün borçlu olması o gün bu düzeni bozan devrimci ve işçilerdi bu gün bu düzeni yönetenlerin bozduğu. Alternatif siz değil sistem Sorun niyet ve sistem de kararlı olmak. |
Su son birkac haftadir ne kadar para uctu acaba?
|
Valla onu bilmiyorum ama bugun borsa tekrar 5bin puan dustu. Bankacilik endeksi ortada hicbir sey yokken resmen bosaldi. Yabanci sermaye secim oncesi kacmaya calisiyor. Erdogan gecelik swap faizlerini yukselterek kacmalarini engellemeye calisiyormus. Faiz yuzde 1300e cikmis.
Yani bilemiyorum ya hersey normale doner. Bu adam bizi yillarca uyutmaya devam eder, halk kerizleri oynar. Yada gercekten kirilma baslar. Uzun suredir zaten herkes ekonomide ciddi bir durgunluga girildigini biliyor. A sindan Z sine butun uzmanlar Erdoganin damadinin YENI EKONOMI PLANI falan diyerek masal anlattigini biliyor. Kimse inanmiyor. Da iste Erdogan koltugu birakmiyor. Halki da cok iyi uyutmasini biliyor. Yapisti resmen. AKP istanbulu kaybeder, CHP belediyenin defterlerini acmaya baslarsa, ankarada bu Mansur Yavas meselesi olum-kalim kavgasina donerse cozulmenin basladigini gorebiliriz. Sanki hersey diken ustunde gibi. Allah vere gider ayak ulkeyi batirmasa. Bu kadar saldirgan ve inatci olmasi tediegin ediyor. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:58 . |