Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Dil, Mantık & Zihin Felsefesi (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=150)
-   -   Lisan yetersizliğimiz üzerine alıntılar. (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=41303)

Turdur 27-11-2018 17:31

Lisan yetersizliğimiz üzerine alıntılar.
 
"Dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır."

Yukarıda yazan "forum kategorisinin" mottosuna nazaran üç alıntıyla lisanımızın ne kadar kısıtlı kaldığını anlayalım.

NOT: Hemen hemen bütün İngilizceyle yazılmış sevgi duygusunu anlatan cümlelerin içinde"Love" sözcüğü geçerken hemen hemen bütün küfürlerde de "Fuck" sözcüğü geçer.

Sevmeyi, doğayı, acıyı, hastalığı ve inancı anlatırken kullandığımız kelimeler kendi öbeğinde ne kadarsa, "küfür" lisanımızda apayrı bir yerdedir. Alaylı kalaylı en çok küfür edilebilen, lastikli en çok sözcük üretilebilen lisan Türkçedir. Yukarıda ki mottoyu kriter alırsak, lisanımız olabildiğince sevgiden uzak olduğu kadar küfre de o kadar yakın durduğunu hemen anlarız. Özellikle küfür üretmekte sınırımız yok.
İngiliz lisanının "Love"ile sevgi anlatımı ne kadar kısırsa "Fuck" ile de küfür anlatımı yine o kadar kısırken, Türkçeyle az sever ama olabildiğince çok söveriz. Dayarız, döşeriz.
İngilizcede ki bu kısıtlılığa rağmen günlük yaşantıda 2000 kelime ile konuşuluyorken, biz yaklaşık 100.000 kelimelik bir havuzu bulunan Türkçe ile, gündelik yaşantımızda 300-400 kelime kullanarak konuşuyoruz.
Türkçede ki küfür çeşitliliğine ve lastikli kelime sayısına ulaşabilmiş bir dil biliyorsanız yazabilirsiniz. En azından buna seviniriz.

-

Franz Kafka'nın alıntısında insanlığın ne kadar "dilini" kullanamadığını, Erich Fromm ve bir makaleden yaptığım alıntıda ise, Türkçe ile ne kadar "bilinci düşük" yaşadığımızı paylaşıyorum...

-

Franz Kafka;

"Dilin, duyusal dünya dışında ki her şey için ancak dolaylı olarak kullanılması mümkündür, ama asla yaklaşık bile olsa benzetme yoluyla kullanılamaz,çünkü duyular dünyası gereğince sadece mülkiyetten ve mülkiyet ilişkilerinden söz eder."

-

Erich Fromm

"...Pek çok
duygusal yaşantılar vardır ki bir kültürde bu yaşantıları
dile getirecek tek sözcük bile yokken ötekinin bu duyguları
dile getirmek için çok sayıda sözcükleri vardır.
Örneğin İngilizcede cinsel sevgiden, kardeşlik sevgisi ve
ana sevgisine kadar bütün yaşantıları dile getirmek için
tek bir sözcük var, «love», sözcüğü. Eğer bir dilde değişik
duygusal yaşantılar değişik sözcüklerle dile getirilemiyorsa
bir kimsenin böyle bir yaşantıyı fark edip
ayırt edebilmesi hemen hemen olanaksızdır.

Tersine
eğer değişik duygusal yaşantılar için değişik sözcükler
varsa bunların bilinçleştirilmesi kolaylaşır. Konuyu genelleştirirsek
eğer bir dilde o yaşantıyı dile getirecek
bir sözcük yoksa o yaşantının bilince ulaşabilmesi çok
az rastlanan bir olasılıktır.

Dilin süzgeç olarak yaptığı işlevin bu yalnızca bir
yanıdır. Diller arasındaki farklılığın bir tek nedeni belirli
duygusal yaşantıları dile getirmek için kullandıkları
sözcükler arasındaki ayrılıklar değildir. Bir yan
dan da sözcüklerinin söz dizimi, dil bilgisi ve kök anlamı
gibi bakımlardan da farklılaşırlar. Yaşama konusunda
belirli bir tutuma göre biçim almış olan bir dil
bu tutumun dışındaki yaşantıları dile getirebilmek bakımından
donmuş, kıvraklığını yitirmiş olur...."

-

Bu uzunca bir makalenin sonuna eklenmiş sonuç yazısı, Milliyet Blog sayfasından "serhatuna" isimli kullanıcının "Dil-Bilinç İlişkisi" başlıklı makalesinin SONUÇ bölümünden alıntılanmıştır... Kaynak

Bilinç " insanın toplumsal ilişkileri ve etkinlikleri içinde kendisini, çevresini anlamasını sağlayan düşünce, duygu, istenç, özyapı, heyecan, zeka gibi anlıksal süreçlerin tümü." diye tanımlanır.
Öyleyse bilinçli insan, bilinci var olan insan, yani kendisini ve çevresini anlama yeteneği olan kişidir. Bu yeteneğin kazanılmasında en önemli etken düşünme işlemidir. Kişi, düşünme işlemiyle bilinçlenecektir.

Bilinçlenebilmek için doğru düşünmek gerekmektedir. Bu işlemi gerçekleştirebilmek için, kullanılan sözcüklerin iyi bilinmesi, dolayısıyla onların iyi bildiğimiz bir dilin sözcükleri olması gerekir.
Kullanılan dil bilinçlenme konusunda çok önemli bir araçtır.

Dille yapacağımız düşünce işleminin geniş kapsamlı olması için, dilimizin kavramsal açıdan zengin olması gerekmektedir.
Bu çalışmanın sonucunda ulaşabileceğimiz en önemli sonuç, kendi ana dilimize ne kadar çok sahip çıkar, onu geliştirirsek bilincimiz de o oranda gelişecek ve dolayısıyla oluşan toplumsal bilinç birbirimizi daha iyi anlamayı sağlayacaktır.

ForumKirpisi 27-11-2018 19:34

Türkiye toprakları üzerinde çok farklı etnik kökenlerin yaşamasının sonucu olabilir. Balkan ve Kafkas coğrafyalarından göç edenlerin Türkçe diline verdikleri özeni ne yazık ki bereketli hilal bölgesi altından gelen göçmenlerde göremedik. Bunun sebebi de sosyokültürel seviye farklarıdır.
Din ve bilim reformlarının gerçekleşmemesi eğitim sisteminin çağdaş hale gelmemesine sebep oldu.
Bu da çağa ayak uyduramamaya sebep oluyor.

Turdur 30-11-2018 04:16

Yabancı dil bilmediğim için Türkçe lisanının yetersizliğini ve sağa sola çekilecek bir sürü kelime üretmeye ne kadar meyilli olduğunu ölçemiyorum.

Eski Osmanlı'dan bugün ki latin harflerine tercüme edilmiş bir yığın cümle okudum. Belli ki Eski Osmanlı insanı bugün bizim kullandığımızdan daha gelişmiş bir yelpazede lisan kullanıyordu. Eski Osmanlı harfleri bugün kullandığımız 29 harfli latin alfabesinden anlam ve gramer olarak çok yüksekti. Bunu test etmek isteyenler Osmanlı'ca yazılmış şiirleri okusunlar.

Keza Arapça bir o kadar bugün ki lisanımızdan belli ki baya gelişmiş. Bugün ki yaşayan Türkçeye baktığımızda Arapçadan alıntılanmış ve türetilmiş bir yığın kelime görüyoruz. Bilimsel, ideolojik ve felsefi kelimeler genellikle Fransızca ve İngilizce'den Türkçeye geçmiş.
Türkçe bir şekilde düzeltilmiş bir alfabe ve yüksek kelime kullanımı ile yeniden yapılandırılmalıdır. Yoksa düşünce dünyamız sürekli dar kalacaktır.

Alıntı:

"Dili bir kelime daha fakir kılmak, bir ulusun düşüncesini bir kavramdan yoksun kılmak demektir."
Arthur Schopenhauer
Günde ortalama 300-400 kelimeyle yetinen bir toplum ne felsefe dilini anlar ne de sevgi dünyasını izah edebilir.
Alıntı:

"Düşünce dilden, dil düşünceden doğar."
Platon
-

Ek bilgi;

Türkçe kelime sayısı 100.000 / 7.000 Arapçadan geçen kelime
İngilizce kelime sayısı 400.000
Arapça kelime sayısı 1.500.000

-

Ek bilgi;

Alıntı:


...Bu araştırmaya göre orta öğretimi bitirmek üzere olan 18 yaşındaki bir Türk gencinin, bildiği bir konuda konuşurken, kullandığı kelime sayısı 1500 civarındadır. Bu tespit Afyonkarahisar il merkezinde yapılmıştır. Bu sonuçların ülke genelini temsil etmediğini ama bizi düşündürmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. Çünkü bu bakımdan gelişmiş ülkelerin çok gerisindeyiz. Araştırmacılar İngiltere ve ABD'de 6-7 yaşına gelen bir çocuğun 3000 – 4000 kelimeyi kullandığını belirtmektedirler.
-
-
Bizim 8. sınıftan mezun ettiğimiz öğrencilerin kelime hazinelerinin diğer ülkelerde daha anasınıfı düzeyinde olan çocuklarla eş değer olması, 5. sınıftaki bir öğrencimizle 8. sınıftaki bir öğrencimizin yaklaşık eşdeğerde kelime haznesine sahip olmaları gerçekten düşündürücüdür....

Kaynak


ForumKirpisi 30-11-2018 04:25

Alıntı:

Turdur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628355)
Yabancı dil bilmediğim için Türkçe lisanının yetersizliğini ve sağa sola çekilecek bir sürü kelime üretmeye ne kadar meyilli olduğunu ölçemiyorum.

Eski Osmanlı'dan bugün ki latin harflerine tercüme edilmiş bir yığın cümle okudum. Belli ki Eski Osmanlı insanı bugün bizim kullandığımızdan daha gelişmiş bir yelpazede lisan kullanıyordu. Eski Osmanlı harfleri bugün kullandığımız 29 harfli latin alfabesinden anlam ve gramer olarak çok yüksekti. Bunu test etmek isteyenler Osmanlı'ca yazılmış şiirleri okusunlar.

Keza Arapça bir o kadar bugün ki lisanımızdan belli ki baya gelişmiş. Bugün ki yaşayan Türkçeye baktığımızda Arapçadan alıntılanmış ve türetilmiş bir yığın kelime görüyoruz. Bilimsel, ideolojik ve felsefi kelimeler genellikle Fransızca ve İngilizce'den Türkçeye geçmiş.
Türkçe bir şekilde düzeltilmiş bir alfabe ve yüksek kelime kullanımı ile yeniden yapılandırılmalıdır. Yoksa düşünce dünyamız sürekli dar kalacaktır.


"Dili bir kelime daha fakir kılmak, bir ulusun düşüncesini bir kavramdan yoksun kılmak demektir."
Arthur Schopenhauer


Günde ortalama 300-400 kelimeyle yetinen bir toplum ne felsefe dilini anlar ne de sevgi dünyasını izah edebilir.


"Düşünce dilden, dil düşünceden doğar."
Platon

-
-

Ek bilgi;

Türkçe kelime sayısı 100.000 / 7.000 Arapçadan geçen kelime
İngilizce kelime sayısı 400.000
Arapça kelime sayısı 1.500.000

Kaşgarlı mı birisi Türkçe hem Fars hem Arap dilinden hem de Hint dilinden üstündür diyordu. Kastedilen bozuk Osmanlı yazı dili veya cumhuriyet sonrası dil değil. Osmanlıca sadece yazı dili ve Osmanlı dönemi 4. Popüler dil. Grekçe bile daha popülerdi.

Turdur 30-11-2018 05:12

Konuyla alakadar olanlar buyursunlar.

Taze taze bir köşe yazısı.

-

Bir zamanlar gayet zarif, mânâlı ve âhenkli bir dil olan Türkçe şimdi niçin böyle fakir, güçsüz ve yerlerde sürünür hâle geldi zannediyorsunuz?

Lisanı perişan etmenin öncülüğü maalesef devlet eli ile ve işte bu şekilde yapılmıştı da ondan!

Murat Bardakçı'nın yazısını okumak için tıklayın.

Leonardo 30-11-2018 12:01

Küfür konusu:

İngilizcede de çok küfür var. Çoğunu biz bilmiyoruz. Bizim duyduğumuz Hollywood küfürleri. Bizdeki sinemayı düşünün "Eşoleşek" 80'li yıllarda komaya girip bugün uyanmadıysanız hemen hemen bilinmeyen bir küfürdür.

Veya Amerikan dublajları düşünün "scum" kelimesini "pislik olarak çevirirler.

Neyse. İngilizcede ir tek homoseksüelliği ifade eden kelimenin bile 15-20 tane adı var. Yani Türkçe ile eşit.
+ Dediğiniz gibi, yöresel / etnik grupların kendi küfürleri filan var.
Kimse bunları araştırıp, mesela sinemaya kazandırmaya filan çalışmıyor o kadar. Da ilerde o da değişecek bence.

Kendimden örnek vereyim. 14-15 yaşındayken yeni küfür öğrenmek için ciddi çaba harcamıştım. Bu çabalarım 20'Li yaşların başlarına kadar sürdü.

İyi çevredenseniz, kendi dilinizdeki küfürleri bile öğrenemeyebilirsiniz. :)

Osmanlıca konusu

- Basit dile daha iyidir. Dili bazılarının dediği gibi "kuşa çevirsen" bile. Gerekirse tekrar geliştirirsin.
Yabancı kökenli kelimelerle de mücadele edilmeli. Öz Türkçe daha iyidir.

Turdur 30-11-2018 15:21

Alıntı:

Leonardo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628359)

Osmanlıca konusu

- Basit dile daha iyidir. Dili bazılarının dediği gibi "kuşa çevirsen" bile. Gerekirse tekrar geliştirirsin.
Yabancı kökenli kelimelerle de mücadele edilmeli. Öz Türkçe daha iyidir.

Atatürk Öz Türkçe dilini denemiş ama bakmış ki çok uygunsuz vazgeçmiş. Bugün yaşayan Türkçe olabildiğince kısırlaştırılmış. Bunda Atatürk zamanında yapılan devrimlerin etkisi çok büyüktür. Murat Bardakçı'nın yazısı sadece bir örnek.
Elimizde ki hazineyi maalesef savurmuşuz. Alfabemiz sıkıntılı, son yıllarda bazı harflerin telaffuzları bu yüzden değiştirildi. K harfi gibi. Yani artık KE yerine KA diyoruz.
Bazı yazımlar söylemi karşılamıyorlar. Örneğin HAKKARİ gibi. Aslı Hãkkari olmalı. Yumuşatma işaretini düzgün kullanamıyoruz. Bunlar ufak hatalar gibi görünüyor, asıl hata lisanımızda ki derinliğin ve anlam çeşitliliğinin yok olması.

RollingStones 30-11-2018 15:25

Alıntı:

Turdur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628367)
Atatürk Öz Türkçe dilini denemiş ama bakmış ki çok uygunsuz vazgeçmiş. Bugün yaşayan Türkçe olabildiğince kısırlaştırılmış. Bunda Atatürk zamanında yapılan devrimlerin etkisi çok büyüktür. Murat Bardakçı'nın yazısı sadece bir örnek.
Elimizde ki hazineyi maalesef savurmuşuz. Alfabemiz sıkıntılı, son yıllarda bazı harflerin telaffuzları bu yüzden değiştirildi. K harfi gibi. Yani artık KE yerine KA diyoruz.
Bazı yazımlar söylemi karşılamıyorlar. Örneğin HAKKARİ gibi. Aslı Hãkkari olmalı. Yumuşatma işaretini düzgün kullanamıyoruz. Bunlar ufak hatalar gibi görünüyor, asıl hata lisanımızda ki derinliğin ve anlam çeşitliliğinin yok olması.

Hãkkari, Büyük ünlü uyumu yok sanırım bu şekilde de hatalı olur.

Not: Ama özel isimlerde bu uyum aranır mı, bak bilemedim şimdi.

Leonardo 30-11-2018 16:41

- Latin harfi de iyidir.
Bir de diğer dilleri bilen birisi olarak. İngilizce ve Türkçe'nin basitliğini seviyorum.

Türkçe 'de mesela Almancadaki gibi basit kök kelimeler var. Kök kelimeleri öğrendikçe bunları lego gibi birleştirerek veya birbirinden ayırarak Yeni kelime üretebiliyorsun, ya da olan kelimeyi anlayabiliyorsun.

Mesela "Bilgi-sayar". Süper bir kelime. Arapçaya / Farsçaya değinilmiş. Bunlardan ilki Sami dil, ikincisi Hint-Avrupa dili. Tarihsel nedenlerle dilimize geçmiş çok kelime var. Da Öz-Türkçe daha iyi. Uçak Tayyare 'den daha mantıklı.

Ama asıl sorun, Arapça ve Farsçanın eski prestijini yitirmiş olması ile alakalı. Mesela Bugün oturup Osmanlıca öğrenebilirsin. DA din adamı filan değilsen ne işine yarayacak? Dönemin jeopolitiği neyse, kendimizi ona göre şekillendirmeliyiz :)

Turdur 30-11-2018 16:49

Bizim 8. sınıftan mezun ettiğimiz öğrencilerin kelime hazinelerinin diğer ülkelerde daha ana sınıfı düzeyinde olan çocuklarla eş değer olmasına ne diyeceğiz yada benin Hãkkari'yi bile yanlış yazmama ?
Doğrusu=> TDK: Hakkãri

Bildiğimiz bir konuda 1.500 kelime ile konuşabiliyoruz. İngiliz ana sınıfı çocuğu yaklaşık 2.500 kelimeyle.

Dil ile bilinç ve düşünme üretme arasında bir bağ olduğu aşikãr. Yetersiziz. Arapçadan da yetersiziz, diğer bir çok dilden de.

Çok acele günlük kelime kullanımını yükseltmeliyiz. Erdoğan kısır Türkçe'yle felsefe yapılamaz demişti ama hiç bir girişimde göremedik kendisinden.

Felâsife 30-11-2018 17:51

Alıntı:

Turdur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628374)
Bildiğimiz bir konuda 1.500 kelime ile konuşabiliyoruz. İngiliz ana sınıfı çocuğu yaklaşık 2.500 kelimeyle.

Sevgili Turdur
Bunu şöyle düşünürsek, nasıl olur acaba?

İngiliz 2500 kelime ile derdini anca ifade edebiliyorsa, bu onun avantajından çok dezavantajı olmaz mı?
Diğer yandan 1500 kelimeyle derdini ifade eden varsa, burada 2500 çok anlamlı bir sayı gibi durmuyor, bilakis bir kusur gibi de duruyor.

Teknolojide de bu böyle nihayetinde, küçük olan tercih sebebi, dillerde de çok kelime, çok bilinç, çok düşünce yapmasa gerek, daha doğrusu eskiden çok olması anlamlı olabilirmiş ama çağ ilerledikçe, dilin de buna paralel gelişmesi için, onun küçülmesini gerektirmez mi?

Daha az kelime ile, daha çok anlam verilemez mi?

Ya da verilebiliyorsa, o zaman çok kelime yük olmaz mı?

Sonuçta az dediğimiz şeyle de anlaşabiliyorsak, duygularımızı ifade edebiliyorsak, yazıyorsak çiziyorsak, çok kelime sanki fazla yükten başka bir şey değildir gibi duruyor.

Bir de tabii bu toplumun 1500 ile, o toplumun 1500 aynı mı? Sanırım değil, o açıdan bakıncada sayılardan ziyade işleve bakmak gerekir ki, aynı şeye denk geliyorsa, çokta mühim olmasa gerek sayılar.

Sevgiler

RollingStones 30-11-2018 17:56

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628380)
Sevgili Turdur
Bunu şöyle düşünürsek, nasıl olur acaba?

İngiliz 2500 kelime ile derdini anca ifade edebiliyorsa, bu onun avantajından çok dezavantajı olmaz mı?
Diğer yandan 1500 kelimeyle derdini ifade eden varsa, burada 2500 çok anlamlı bir sayı gibi durmuyor, bilakis bir kusur gibi de duruyor.

Teknolojide de bu böyle nihayetinde, küçük olan tercih sebebi, dillerde de çok kelime, çok bilinç, çok düşünce yapmasa gerek, daha doğrusu eskiden çok olması anlamlı olabilirmiş ama çağ ilerledikçe, dilin de buna paralel gelişmesi için, onun küçülmesini gerektirmez mi?

Daha az kelime ile, daha çok anlam verilemez mi?

Ya da verilebiliyorsa, o zaman çok kelime yük olmaz mı?

Sonuçta az dediğimiz şeyle de anlaşabiliyorsak, duygularımızı ifade edebiliyorsak, yazıyorsak çiziyorsak, çok kelime sanki fazla yükten başka bir şey değildir gibi duruyor.

Bir de tabii bu toplumun 1500 ile, o toplumun 1500 aynı mı? Sanırım değil, o açıdan bakıncada sayılardan ziyade işleve bakmak gerekir ki, aynı şeye denk geliyorsa, çokta mühim olmasa gerek sayılar.

Sevgiler

Sevgili Felâsife,
Bazı şeylerde evet, dediğin gibi anlaşabiliyorsak tamamdır.
Fakat çok kelime bilmek, sanat, edebiyat vs gibi konularda zenginlik katabilir.

Siz ve Vefik Sami vardı mesela, ben özenmişimdir sizin gibilere.

Turdur 30-11-2018 18:02

Felãsife; Dil ile düşünce ve bilinç arasında bir bağ var. Az kelime ile dert anlatmak iyi olabilir mi ? Olabilir. Ancak beyin gelişimi açısından yetersizlik emaresidir bu. Teknolojiyi üreten ülkelere ve günlük kelime kullanım rakamlarına bakınca tersliğin bizde olduğu çok açık ortada.

İstatistik kaynağı bulamadım ama aşağıda ki ülkelerde ki insanlar günlük yaşantısında bizden daha fazla kelime kullanıyorlardır. Kaynak vermeden iddia edebilirim, çünkü dil ile bilinç arasında ki bağı biraz anlamaya başladım.

Amerika
İngiltere
Almanya
Fransa
Japonya

Bu ülkeler teknoloji üreten ve kitap okuma oranı bizden misliyle fazla olan ülkelerdir. Bununda kaynağına bakmadım ama bundan şüphesi olan bir Türk bulamayız.

Türkçe'miz ne derin ne de deruni. Aslında kelime havuzumuz yetersiz sayılmaz ancak günlük kullanımda sıkıntımız söz konusu. Devrim döneminde Arapçayı dışlarken sanırım çok budandı lisanımız.

Turdur 30-11-2018 18:03

Alıntı:

RollingStones´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628382)
Sevgili Felâsife,
Bazı şeylerde evet, dediğin gibi anlaşabiliyorsak tamamdır.
Fakat çok kelime bilmek, sanat, edebiyat vs gibi konularda zenginlik katabilir.

Siz ve Vefik Sami vardı mesela, ben özenmişimdir sizin gibilere.

Aslında iyi yazan yada çok kelime ile kendisini anlatan insanların yazılarını okuduğumuzda hiç bir anlamadığımız sözcük ile karşılaşmayız.
Ancak günlük kelime kullanımımız o kadar daralmış ki, bildiğimiz sözcükleri bile kullanamaz duruma düşmüşüz.
Bu kullanamama durumu bilinç yada düşünce üretme aşamasında da bizi etkiliyor.

Felâsife 30-11-2018 18:28

Alıntı:

RollingStones´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628382)
Sevgili Felâsife,
Bazı şeylerde evet, dediğin gibi anlaşabiliyorsak tamamdır.

Gerçi ben bazen, "İnsanların konuşarak anlaştığı nerede görülmüştür?" diye espride yaparım :D
Yani anlaşılabiliyorsa tamamdır.
Alıntı:

RollingStones´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628382)
Fakat çok kelime bilmek, sanat, edebiyat vs gibi konularda zenginlik katabilir.

Kesinlikle.
Alıntı:

RollingStones´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628382)
Siz ve Vefik Sami vardı mesela, ben özenmişimdir sizin gibilere.

Vefik beyin yazımın bende hayranıyım, kendine de söylemiştim. :)

Alıntı:

Turdur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628383)
Felãsife; Dil ile düşünce ve bilinç arasında bir bağ var. Az kelime ile dert anlatmak iyi olabilir mi ?

Anlatıla biliyorsa neden olmasın, öte yandan bilinçler zaten karma-karışık yapılardır, orayı daha karmaşık hale sokmak, kişileri rahatlatmaz.

Az ve öz olması, onun aynı zamanda daha "kolay" anlaşılabilir olmasını da sağlar.
İş zorlaştıkça, anlamda zorlaşır.

Birde toplum olarak zor anlayan yapımız varsa, bizim toplum böyledir, az olması kolay olması, neden böyle olduğunuda açıklar aslında.

Bazen insanlar çok şey konuşur, elleri kolları ayrı ayrı hareket eder, adeta kendini parçalar ama ne dediğini de anlamazsınız. Ben Orhan pamuğun bir konuşmasını dinlemiştim mesela, ne dediğini, ne demek istediğini anlamamıştım.

Söz uzadıkça, kalabalıklaştıkça ona odaklanma da azalır. (tıpkı benim yaptığım gibi, uzattım da uzattım :D )

Alıntı:

Turdur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628384)
Türkçe'miz ne derin ne de deruni. Aslında kelime havuzumuz yetersiz sayılmaz ancak günlük kullanımda sıkıntımız söz konusu.

Günlük kullanımda sıkıntımız yok, bende buna inanıyorum ama "sayılar" meselesine gelince sıkıntı onda, bizi sıkan bu.
Başka dillerle kıyas yapılıyor ama dediğim gibi olay sadece sayılar olmamalı, işlevsellikte işin içine katılmalı.

Alıntı:

Turdur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628384)
Aslında iyi yazan yada çok kelime ile kendisini anlatan insanların yazılarını okuduğumuzda hiç bir anlamadığımız sözcük ile karşılaşmayız.

Yani değil mi, az kelime kullandık diye, anlaşılmamazlık olmuyor.

40 ların 50 lerin kitaplarını roman filan okuduğunuzda hayli zorlanırsınız, çünkü dil oldukça ağdalıdır, günümüzden çok farklı yani.

Bu açıdan bakınca ben dillerin de canlı olduğuna inanıyorum, bizler nasıl ki bir yerlere kanalize oluyorsak, dillerde o şekil kendi yatağını buluyorlar.

Sevgiler

Leonardo 30-11-2018 18:29

Alıntı:

Turdur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628374)
Bizim 8. sınıftan mezun ettiğimiz öğrencilerin kelime hazinelerinin diğer ülkelerde daha ana sınıfı düzeyinde olan çocuklarla eş değer olmasına ne diyeceğiz yada benin Hãkkari'yi bile yanlış yazmama ?
Doğrusu=> TDK: Hakkãri

Bildiğimiz bir konuda 1.500 kelime ile konuşabiliyoruz. İngiliz ana sınıfı çocuğu yaklaşık 2.500 kelimeyle.

Dil ile bilinç ve düşünme üretme arasında bir bağ olduğu aşikãr. Yetersiziz. Arapçadan da yetersiziz, diğer bir çok dilden de.

Çok acele günlük kelime kullanımını yükseltmeliyiz. Erdoğan kısır Türkçe'yle felsefe yapılamaz demişti ama hiç bir girişimde göremedik kendisinden.

- Dilimiz basit ama eksik değil. Ama illaki süslemek / geliştirmek istiyorsanız Osmanlıca, Arapça, Farsça öğrenebilirsiniz.

Şunu anlamıyorsunuz: - Bizim dilimizin kökeni Orta Asya, Orta-Doğu değil. ve tarihseel olarak bunlar az şeyi olan göçebe toplumlar. yani 5000 kelime gerekmiyor, 1000 kelime yetiyor. Çünkü 1000 yıl öncesine kadar zaten yazılı ifadesi bile yok. Adı üstünde göçebe.

O yüzden tek seçeneğimiz: kelimeleri üretmek. Ve çok da güzel üretiliyor.

Arapça / Farsça hayranlığı geri kafalılıktan başka bir şey değil. Ben bu saate Rusça filan öğreneceğime oturup kuran'I-kerim Arapçası mı öğreneyim?

- Olmaz bence.

Leonardo 30-11-2018 18:34

Alıntı:

Felâsife´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628380)
Sevgili Turdur
Bunu şöyle düşünürsek, nasıl olur acaba?

İngiliz 2500 kelime ile derdini anca ifade edebiliyorsa, bu onun avantajından çok dezavantajı olmaz mı?
Diğer yandan 1500 kelimeyle derdini ifade eden varsa, burada 2500 çok anlamlı bir sayı gibi durmuyor, bilakis bir kusur gibi de duruyor.

Teknolojide de bu böyle nihayetinde, küçük olan tercih sebebi, dillerde de çok kelime, çok bilinç, çok düşünce yapmasa gerek, daha doğrusu eskiden çok olması anlamlı olabilirmiş ama çağ ilerledikçe, dilin de buna paralel gelişmesi için, onun küçülmesini gerektirmez mi?

Daha az kelime ile, daha çok anlam verilemez mi?

Ya da verilebiliyorsa, o zaman çok kelime yük olmaz mı?

Sonuçta az dediğimiz şeyle de anlaşabiliyorsak, duygularımızı ifade edebiliyorsak, yazıyorsak çiziyorsak, çok kelime sanki fazla yükten başka bir şey değildir gibi duruyor.

Bir de tabii bu toplumun 1500 ile, o toplumun 1500 aynı mı? Sanırım değil, o açıdan bakıncada sayılardan ziyade işleve bakmak gerekir ki, aynı şeye denk geliyorsa, çokta mühim olmasa gerek sayılar.

Sevgiler

- Benim gözlemim. Arapça / Farça gibi diller mesela şiir yazmak, edebiyat yapmak için çok uygundur. Osmanlıca da öyle.

Ama Zor bir dili kim neden istesin ki?

Mesela Japon çocukları ve Çinliler ilkokul bitmeden Kanji Alfabesinin 1000 - 2000 harfini öğrenmek zorundalar. ve onların alfabesi de öğren öğren bitmiyor.

Bana batılı olarak da çok saçma geliyor.

Neyse, Romans dilleri de öyledir. Kelime sayısı çoktur. ve Öğrendikçe genişlemektedir. Standart İngilizce / Almanca daha basit. Az sayıda kelime ile derdini anlatabiliyorsun.

Bu felsefi bir tartışma biraz da. Dil kendimizi anlatma aracından başka nedir?

- Buna birey olarak karar veririz. Benim bir sürü arkadaşım Osmanlıca filan öğrenmişti. Meraklı olan bence öğrensin.

Da günlük hayatta yaşanabilecek kabusu hayal bile edemiyorum. Osmanlı gibi her şeyi anlayan azınlık + hiçbir şey anlamayan (ve öz Türkçe konuşan) çoğunluk olur bence.

Leonardo 30-11-2018 18:41

/Ben yabancı dil bilen bir insanım. Türkçeyi Türkçe yapan bence dilimizin bu basitliği / modernliği. Belki yakın zamanda Arapça ve Farsçadan kurtarıldığı için böyle.

Ama Panik yapacak bir durum yok. Standart İngilizce, Standart Almancada öyle. Derdini anlatmak (veya yazmak) için sınırlı dil bilgisi artı Türkçe kadar kelime bilgisi yeterli. İleri İngilizce / İleri Almanca yine vardır. Da çağımızda bir tek edebiyatçıları ilgilendirir. Hızlı değişen, pratik çözüme odaklı, basitliği seven bir dünyada yaşıyoruz.

Romans dillerinde bu yok örneğin. Öğren öğren bitmiyor. Büyük Fransızca sözlükler Ansiklopedi serisi gibidir. Kelime zenginliklerini çok da severler (O yüzden kimse Fransızca öğrenmiyor, Herkes İngilizceye kayıyor)

Yani Atatürk'ün seçimi çağın gereklilikleri ile ilgili. BU zamanda kimse sevgilisine sabaha kadar gazel okumuyor. Gidip direkt "seni seviyorum" diyorsun. Zaman öyle. :)

Turdur 30-11-2018 18:48

Alıntı:

Leonardo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628387)

Arapça / Farsça hayranlığı geri kafalılıktan başka bir şey değil. Ben bu saate Rusça filan öğreneceğime oturup kuran'I-kerim Arapçası mı öğreneyim?

- Olmaz bence.

Arapça yada Farsça şu an ki Türkçeye beş basar on çeker. Bunları biz konuşabiliyorken lisanımızdan süpürüp atmışlar.

Alıntı:

Leonardo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628388)

Bu felsefi bir tartışma biraz da. Dil kendimizi anlatma aracından başka nedir?

- Buna birey olarak karar veririz. Benim bir sürü arkadaşım Osmanlıca filan öğrenmişti. Meraklı olan bence öğrensin.

Da günlük hayatta yaşanabilecek kabusu hayal bile edemiyorum. Osmanlı gibi her şeyi anlayan azınlık + hiçbir şey anlamayan (ve öz Türkçe konuşan) çoğunluk olur bence.

Öz Türkçe nedir, şu an ne kadar Öz Türkçe konuşabiliyoruz ? Öz Türkçe çok ilkel bir dildir. Meraklı olan Osmanlı'ca öğrensin, İngilizce öğrensin, Fransızca öğrensin. İyi de bu iş merakla olmuyor ki. Bir kere çocuk oluyoruz ve bir kere ilk okula gidiyoruz.
Bakın İngiliz ana sınıfı öğrencisi 2.000 kelime ile konuşabiliyorken bizim 8. sınıf öğrencimiz yarısı kadar kelimeyle konuşuyor.
Çok kelimeyle konuşabilmek karmaşıklık demek değildir, sanat, edebiyat, felsefe, tarih, bilim ve mitoloji dilini daha iyi anlayabilmektir. Lisanın sade olması düz vites araba gibiyken gündelik olarak fazla kelime kullanabilmemiz otomatik vites araç gibidir diye örnekleyeyim.
İnsanların gündelik yaşamlarından şiiri, edebiyatı, sanatı, felsefeyi çıkarırsanız doğal olarak 300 kelime yetecektir.
Yine örnekleyeyim, inşaat işçisi bir sıvacı yada demirci gündelik 150-200 kelime ile yetinebiliyor diye bu iyi bir şey sayılamaz.

ForumKirpisi 30-11-2018 21:54

İngilizceyi ve Latinceyi kolay anlayıp kolay konuşabilirsiniz. Eğer konuşamıyorsanız Türk diline evrilmiş değilsiniz.
Genetik olarak kendinizden şüphe duyun :D .

Dish, diş
Deep, dip
Able, ebil
Do, did, dedi, did
Go, get, getir, git
Summer, sümer
Sun, sin (sin inancı)
Ata, Ana, mama, mother, mum
Baba, pope, papa

Çok temel bazı kelimelerde değişimler olmuş s, t olmuş.
Cut, ket, kes gibi.

Ben böyle 1000'den fazla temel kelime buldum. Leh Osmanlı paşası haklı.

Leonardo 01-12-2018 01:07

Turdur: Sanki o zamanlar farklı bir nikiniz varken bu konuyu sizinle Ateist Forumda tartıştık gibi hatırlıyorum. :)


Alıntı:

Arapça yada Farsça şu an ki Türkçeye beş basar on çeker. Bunları biz konuşabiliyorken lisanımızdan süpürüp atmışlar.
- Daha önce de yazdım. Şu anki farsça / Arapça kelimeler bile sorun. Çünkü biz Ural/Altay diliyiz. Hint Avrupa / Sami dillerin mantığı farklıdır. İsterseniz iyice açıklayabilirim.

+ Bu zamanda bu çok saçma bir uğraş olurdu. İş hayatında Japonca konuşabilmek bile Arapça / Farsçadan daha çok fayda sağlar.

Alıntı:

Öz Türkçe nedir, şu an ne kadar Öz Türkçe konuşabiliyoruz ? Öz Türkçe çok ilkel bir dildir. Meraklı olan Osmanlı'ca öğrensin, İngilizce öğrensin, Fransızca öğrensin. İyi de bu iş merakla olmuyor ki. Bir kere çocuk oluyoruz ve bir kere ilk okula gidiyoruz.
Bakın İngiliz ana sınıfı öğrencisi 2.000 kelime ile konuşabiliyorken bizim 8. sınıf öğrencimiz yarısı kadar kelimeyle konuşuyor.
Çok kelimeyle konuşabilmek karmaşıklık demek değildir, sanat, edebiyat, felsefe, tarih, bilim ve mitoloji dilini daha iyi anlayabilmektir. Lisanın sade olması düz vites araba gibiyken gündelik olarak fazla kelime kullanabilmemiz otomatik vites araç gibidir diye örnekleyeyim.
İnsanların gündelik yaşamlarından şiiri, edebiyatı, sanatı, felsefeyi çıkarırsanız doğal olarak 300 kelime yetecektir.
Yine örnekleyeyim, inşaat işçisi bir sıvacı yada demirci gündelik 150-200 kelime ile yetinebiliyor diye bu iyi bir şey sayılamaz.
- Türkçe en değerli dillerden birisidir. Nasıl gelişti, nasıl bu hale geldi bilmiyorum. Ama İngilizcedeki gibi duyduğun gibi yazıyorsun. Gramer kuralları çok basit. Ve kendini anlatmakta güçlük de çekmiyorsun.

300 kelimelik Esperanto dili de değil tabi. Bir de ben ilkokul mezunu gibi olduğumuzu sanmıyorum.

"Meraklı olan Osmanlıca öğrensin" dedim. Bunu derken, (bence) mesela Almanca öğrenmenin Osmanlıca öğrenmekten çok daha yararlı olacağı konusunun anlaşılacağını düşündüm :)

Osmanlıca öğrenip ne yapayım? Bu zamanda parkte şiir filan okumaya kalksan zaten tokat yersin http://turandursun.com/forumlar/images/smilies/wof.gif


/Ben yabancı okula gitmiştim. Sizler gibi bilmem. Ama Türkçede çok sağlam edebiyat çalışmaları var diye biliyorum.

Bir de bir şey yapacaklarsa Evrim + vatandaşlık derslerini geri getirip başörtülü hocaları işten çıkarsınlar.

- Arapçada: bedava kursa olsa gider miyim emin değilim. Yabancı dil konusunda eksiğim olmadı. Ama Arapça'yı dini amaç dışında kim neden öğrensin ki? her dönemin yükselen medeniyeti var, gerileyen medeniyeti var.

Farsçayı benim üniversitemde veriyorlardı. Vaktim olsa belki merakımdan giderdim. Ama bu zamanda zaman da çok kıymetli. Zor iş yani onlar, Ama Tayyipten beklerim. Onu da yapsın A.S'yım. Yapsın da görelim. :)

ForumKirpisi 01-12-2018 01:11

Alıntı:

Leonardo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628408)
Turdur: Sanki o zamanlar farklı bir nikiniz varken bu konuyu sizinle Ateist Forumda tartıştık gibi hatırlıyorum. :)




- Daha önce de yazdım. Şu anki farsça / Arapça kelimeler bile sorun. Çünkü biz Ural/Altay diliyiz. Hint Avrupa / Sami dillerin mantığı farklıdır. İsterseniz iyice açıklayabilirim.

+ Bu zamanda bu çok saçma bir uğraş olurdu. İş hayatında Japonca konuşabilmek bile Arapça / Farsçadan daha çok fayda sağlar.



- Türkçe en değerli dillerden birisidir. Nasıl gelişti, nasıl bu hale geldi bilmiyorum. Ama İngilizcedeki gibi duyduğun gibi yazıyorsun. Gramer kuralları çok basit. Ve kendini anlatmakta güçlük de çekmiyorsun.

300 kelimelik Esperanto dili de değil tabi. Bir de ben ilkokul mezunu gibi olduğumuzu sanmıyorum.

"Meraklı olan Osmanlıca öğrensin" dedim. Bunu derken, (bence) mesela Almanca öğrenmenin Osmanlıca öğrenmekten çok daha yararlı olacağı konusunun anlaşılacağını düşündüm :)

Osmanlıca öğrenip ne yapayım? Bu zamanda parkte şiir filan okumaya kalksan zaten tokat yersin http://turandursun.com/forumlar/images/smilies/wof.gif


/Ben yabancı okula gitmiştim. Sizler gibi bilmem. Ama Türkçede çok sağlam edebiyat çalışmaları var diye biliyorum.

Bir de bir şey yapacaklarsa Evrim + vatandaşlık derslerini geri getirip başörtülü hocaları işten çıkarsınlar.

- Arapçada: bedava kursa olsa gider miyim emin değilim. Yabancı dil konusunda eksiğim olmadı. Ama Arapça'yı dini amaç dışında kim neden öğrensin ki? her dönemin yükselen medeniyeti var, gerileyen medeniyeti var.

Farsçayı benim üniversitemde veriyorlardı. Vaktim olsa belki merakımdan giderdim. Ama bu zamanda zaman da çok kıymetli. Zor iş yani onlar, Ama Tayyipten beklerim. Onu da yapsın A.S'yım. Yapsın da görelim. :)

Bence İngilizce ve Çince öğrenmek lazım şu devirde.
Arapça Farsça fasafiso. Ya da eğer çok devletli bi birliğe zorlamak istiyorsak Rusyaya Rusça. ABye Almanca veya Fransızca olabilir.
Güney Amerikaya İspanyolca olabilir. Orta vadeli bi ihracat planı olacaksa. Kimileri Hintçe diyebilir ama ben Hindistanın bu halde bi cacık olabileceğini düşünmüyorum Çin ona göre daha kesin.

Turdur 01-12-2018 01:26

Leonardo; ben o garabet sitede bir şey tartışamadım. Ruh hastası ve küfür eden bir adminin olduğu yerde tartışamayan bir sürü insan burada zaten. Siz beni orada ki konulara katılan birisiyle karıştırdınız.

Leonardo ve NicolaTeslis; Ben Arapça yada Farsça öğrenelim demedim, bu devirin dili İngilizcedir, bende öğrenmiş olsaydım keşke. Demek istediğim, kelime hazinemiz zamanında çok geniş bir yelpazedeyken neden kırpıldı ? Benim düşünceme göre boş ve gereksiz siyasi amaçlarla. Zaten lisanımızda yada lügatımız da bulunuyorlardı.

Bu bizim bilinç ve düşün dünyamıza iyi yansımadı. İkinci eleştirim ise günlük kelime kullanım sayımızın çok düşük olması.

Neva 01-12-2018 01:38

Hatali dusunuyorsunuz bence, dil canlidir, ister istemez mevcut diger dillerle etkilesime girer, bu olurken cesitli akimlarla da desteklenir sanat acisindan.

Kaldi ki oraya buraya cekistirilecek demenizdeki amac, eger Turkce'deki esanlamlilik veya cok anlamlilik ise bu zaten var. Yanisira her dil, kendi argosunu ureterek gelisir. Cunku sokakta guncel yasamda hic kimse kitabi konusma kullanmaz.

Pirlantada'dan vergi alinmayip, kitaptan vergi alinan bir ulkede okuma orani tartismalidir. Elbette az kelime ile derdinizi anlatmak guncel hayatta daha gecerlidir, beyin gelisimi acisindan da daha faydalidir, cunku ne soylediginizin onemi, nasil soylediginizden sonra gelir. Tabi ki ozel alanlarda kullanilan dil farklidir, ki onun bile alt argosu vardir.


Kufur ise cok ayri bir konu, insanlar kufur ile argo'yu cok zaman karistirirlar.

ForumKirpisi 09-12-2018 13:51

Alıntı:

Turdur´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 628413)
Leonardo; ben o garabet sitede bir şey tartışamadım. Ruh hastası ve küfür eden bir adminin olduğu yerde tartışamayan bir sürü insan burada zaten. Siz beni orada ki konulara katılan birisiyle karıştırdınız.

Leonardo ve NicolaTeslis; Ben Arapça yada Farsça öğrenelim demedim, bu devirin dili İngilizcedir, bende öğrenmiş olsaydım keşke. Demek istediğim, kelime hazinemiz zamanında çok geniş bir yelpazedeyken neden kırpıldı ? Benim düşünceme göre boş ve gereksiz siyasi amaçlarla. Zaten lisanımızda yada lügatımız da bulunuyorlardı.

Bu bizim bilinç ve düşün dünyamıza iyi yansımadı. İkinci eleştirim ise günlük kelime kullanım sayımızın çok düşük olması.

Eski yazınlara baktım 1920-30-40-50-60-70-80 hatta 90(hepsinin birbiri arasında) ile şu andaki arasında bile farklar var. Bu da tam olarak Arnavutluk'ta Enver Hoca iktidarının Türkçe kelimeleri sıyırması gibi yapay bir sıyırma olmadığını, gelişen her şeyin doğal örgüde geliştiğini açıklıyor. Orjinal Nutuk ile şimdikilerin farkları gibi. Eski gazeteleri okursanız da çok farklar görürsünüz. Afro-Sami ve Hint/Avrupa dillerin Türkçe'ye dahil olması dönemsel bir zorunluluktu, o yüzden asıl şimdiye kadar tüm geç Osmanlı döneminde bu kelimeler bize zorunlu enjekte edilmiş. Gerek bizim oraya hükmümüzü kolaylaştırmak, gerek Osmanlı vatandaşları arasında iletişimi kolaylaştırmak, gerek içimize gelenlerin dili modifiye etmeleri gibi sebepler sayılabilir. Günümüzde yine bir zorunluluk teknoloji. Bu yüzden yine Hint/Avrupa diller devreye giriyor. Bu arada ben günümüzün Hint/Avrupa diller ailesine karşı çıkıyorum böyle bir sınıflandırma yapılırsa o Hint/Avrupa/AfroSami/UralAltay karışık olur, geri gidilmiş ama kırpılmış. Bence Dünya'da Afro/Hint-Arap/Avrasya/Çin/Yerel Amerikan/Rustik/Pers-Grek dil ailesi vardır.

Turdur 23-12-2018 20:18

Videonun ilk 5 dakikası bizim konumuzla alakalı.


Leonardo 24-12-2018 12:50

İdris Akyüz önemli bir konuya değiniyor. Dr. Sedef Kabaş da güzel açıklıyor.

Benim ekleyebileceğim şu:

Fransa'da sarayda Latince yerine Fransızca konuşulması 1 François yani Kanuni zamanına tekabül ediyor. Academi Française, yani bizdeki T.D.K.'nın karşılığı olan kurum da XIII Louis zamanında yani 1635'de kuruluyor.

İdris Akyüzün sözünü ettiği problemler var. Ama dile biraz zaman da tanımak lazım. Yani 100 yıl, 200 yıl, 300 yıl.

Dil zaten zaman geçtikçe zenginleşen, kelime sayısının filan zamanla arttığı canlı bir varlık diyebiliriz.

Dil ırkçılığından öz edilmiş. Da ben çocukken "tayyare" denmesine sinir olurdum. "Uçak" olan bir şeye niye "Tayyare" diyelim?

+ şu da var. Bizdeki edebiyatçılar Arapça / Farsça / Osmanlıca bilir örneğin ama, Batı dilleri de Latince ve Yunancaya dayanır. Bunlar insanlığın en erken yazılı eserlerini veren dillerdir. Farça dediğin 6 yy'da Arap istilası sırasında tahrip edilmiş. Arapça'da 6 yy'da başlıyor. Latince MÖ 200, Yunanca MÖ 7yy'da yazılı eser vermeye başlıyor. Yani batılıların bölye bir 500 sene diyelim. avantajları var.

Bendeki TDK sözlüğü 90,000 kelime.

Fransızca'da daha çok kelime olduğu doğrudur. Ama saydığım sebeplerden.

Bir de dilimiz "fakir" de değil. İnsanların kendi eğitimsizlikleri / az kitap okumaları belki eğitim sisteminin yetersizlikleri filan da var.

ForumKirpisi 24-12-2018 17:19

Alıntı:

Leonardo´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 629847)
İdris Akyüz önemli bir konuya değiniyor. Dr. Sedef Kabaş da güzel açıklıyor.

Benim ekleyebileceğim şu:

Fransa'da sarayda Latince yerine Fransızca konuşulması 1 François yani Kanuni zamanına tekabül ediyor. Academi Française, yani bizdeki T.D.K.'nın karşılığı olan kurum da XIII Louis zamanında yani 1635'de kuruluyor.

İdris Akyüzün sözünü ettiği problemler var. Ama dile biraz zaman da tanımak lazım. Yani 100 yıl, 200 yıl, 300 yıl.

Dil zaten zaman geçtikçe zenginleşen, kelime sayısının filan zamanla arttığı canlı bir varlık diyebiliriz.

Dil ırkçılığından öz edilmiş. Da ben çocukken "tayyare" denmesine sinir olurdum. "Uçak" olan bir şeye niye "Tayyare" diyelim?

+ şu da var. Bizdeki edebiyatçılar Arapça / Farsça / Osmanlıca bilir örneğin ama, Batı dilleri de Latince ve Yunancaya dayanır. Bunlar insanlığın en erken yazılı eserlerini veren dillerdir. Farça dediğin 6 yy'da Arap istilası sırasında tahrip edilmiş. Arapça'da 6 yy'da başlıyor. Latince MÖ 200, Yunanca MÖ 7yy'da yazılı eser vermeye başlıyor. Yani batılıların bölye bir 500 sene diyelim. avantajları var.

Bendeki TDK sözlüğü 90,000 kelime.

Fransızca'da daha çok kelime olduğu doğrudur. Ama saydığım sebeplerden.

Bir de dilimiz "fakir" de değil. İnsanların kendi eğitimsizlikleri / az kitap okumaları belki eğitim sisteminin yetersizlikleri filan da var.

Bize ne öğrettiler?
İşte yok efendim Fransa zor durumdaymış yardım istemiş, bizimkiler dalga geçmiş ahahaah yardım etmişler falan filan.
Ya birader, yardım ettiğin doğrudur. Ama Osmanlı, Fransa'ya kriptolu kitaplarla mesaj iletmiştir. Ne Osmanlı Fransa ile dalga geçmiştir, ne Fransa Osmanlı'dan çaresizce yardım istemiştir.
Burada gayet dengeli bir ikili ilişki söz konusudur. Lakin Osmanlı halkı reform geçiremediğinden o kadar karacahil ki sözler nerelere çekilmiş. Birini küçük görüyorsan bil ki küçük olan sensin! ki küçük olmak evrimsel bir avantajdır o kısım bambaşka :D


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:59 .