![]() |
Mesih’in Ölümünün Anılması
İsa Mesih ölmeden önceki gece takipçilerinden ölümünü anmalarını istedi.
Şöyle dedi: "Beni anmak için bunu yapmaya devam edin" (Luka 22:19). İsa Mesih'in ölümünün anılması için her yıl yapılan bu toplantıda sizi de aramızda görmekten mutlu oluruz. Bu yıl bu toplantı 19 Nisan Cuma günü akşamı yapılacak. İlgilenen varsa, daha fazla bilgi için, jw.org sitesi "bize ulaşın" bölümüne yazabilir. Sevgiler |
Doğumunu anarken KANLI NOEL
Ölümünü anarken KANLI ......... birşeyler yaparsınız falan. Sizde Islamcılar gibi seviyorsunuz. KANLI KANLI. |
Alıntı:
|
Sevgili hur-kus,
Alıntı:
yaptığınız din tebliğinin yersizliği-tuhaflığı bir yana, inanmadığımız bir dinin, yaşamamış, haliyle ölmemiş liderinin, söylememiş olduğu bir cümle içinde geçen, uyduruk anmasıyla ilgili, ne yapmalıyız sizce? |
Alıntı:
Kağıt üstünde kalan bir şey yok. Benim ki gerçek üstünde. Benim Komünizm tarifimde Komünizm kağıt üstünde değil doğa da. Özgür doğa da birebir var. Doğa da birebir var- Bilinçte birebir var. Bir bilinç devrimi olarakta ayrıca var. Ben sınıfsız değil de, kast hiyelaşsisiz yani altsız üstsüz özelsiz/seçkinsiz toplum diyorum çok basitçe. Doğa gibi. Benim Komünizmim çok basit ve doğada birebir var. Form almış biçimde. Kapitalizm doğanın zıttı... Kastlar hiyeralşisi var. Boğucu otorite var. Bunun baskısı basıncı var. Özgürlük yok. Kapitalizm doğaya göre hapishanedir. Örneğin hayvana göre hayvanat bahçesiyle kafes arası bir yapı neyse odur. Benim komünizm kavramımım Bay Marks'tan tam ya da birebir esinlenmiyor. Esinleniyorsa da yarı esinleniyor ama doğadan geri yeniden ç-özümleniyor ve tekrar sentezleniyor ve tarihi gövdeye tekrar oturtuluyor. Yani yeniden yapılandırılıyor. Benim komüzmizn kavramım kent toplumlarına ya da moddern topluma -tam- -ve pek- uyarlanamaz ya da oldukça hayali zorlamalar ve ekler gerekir. Benim komünizm kavramım astı üstü yani kismenin başı başkanı olmamasıdır. Ast üst olmamasıdır çok basit. Toplumsal alt üst yoktur hepsi budur kolaylıkla. Hiç kimse özel seçkin değildir. Benim komünizm kavramım toplumda özel ve seçkin birey olmamasıdır. Çok basittir. Doğa toplumculuğudur. Doğal komünal yapılar bulabilirdik. Benim Komünizm kavramımda hiçbir karamsarlık yok. Bol bol mutuluk, neşe ve eğlence var. Kağıt üstünde değil. Ödevde yok. Sınıfta yok. Okul da yok. Doğa okul kendi. Çocuğun oıyanması öğrenim. Bana kalırsa Kızılderili toplumu da Aborjin toplumu da yarı buçuk komünal örneklerdir. Orda diyelim bir Şef var ama yönetmez. Yaşlıdır, bilgedir, görüş istenirse verir değil mi? Yönetici değildir o. Kimsenin sahibi değildir. Kimse onu kafasında bizi yönet diye tutmaz. Din sınıfı yok. Ahkam sınıfı yok. Kimse kimsenin işini yapmıyor. Kimse kimsenin işini yapmıyor en önemlisi bu. Kimse kimseye tahakküm etmiyor, şunu getir bunu götür demiyor en önemlidi bunlar. Kimse patron değil. Şimdi Komünizm bu demek. Bir de benim Komünizmim de alternatif arayışlar var. Ya ortak doğa mülkiyeti ,alan mülkiyeti ya da herkese tam eşit adil bölüşülmüş eşit ortak bireysel mülkiyet. Herkesin ev yapma hakkı olan, herkesin bireysel evi olan Şirinler Köyünü düşünün. Herkesin özel mülkiyeti olursa? Özel mülkiyet denen tüm herkese ait eşitlenmiş eşit hak olursa? Bu kavramlar yanlış ele alınıyor. Doğa gözlenmedi. Kır yaşamı bilinmiyor. Doğa yaşamı bilinmiyor. Doğal serbestlik bilinmiyor. Kent yaşamına uyarlanamaz. Benim kavramım kent yaşamına -tam- uymaz. Ben modern teknoloji ve kent yapısıyla uyumlu Komünizm önermiyorum ve hiç bir Komünizm biçimini de bugünkü modern teknoloji ve kentlerle -tam- uyumlu -yeterli- görmüyorum. Gerçekleştiremezler. Sınıflar yaratırlar. Ya da çok zor olur. Döngülü çalışma modelleri ve toplumsal görev/ödev dönemleri, bölüşümleri ya da tersi herkesin işçi olduğu (her işi sırayla ve döngüyle yaptığı) çalışma dinlenme ve rahat dönemleri vb. üretmeleri gerekir. Yarı Kapitalizm olur. Komünizmi tarif etmez. Askerlik ödevi gibi zorunlu kamu ödevleri üretilmesi gerekir ancak örgütlü toplumdaki seçkin üreten yapılar -sınıflar hep dağılması gerekir. Bunun dışında boşa üretim sektörleri, kapatılması gerekir. Bir çok optimize gerektirir. Çok zor olurdu. Ya da doğa da serbestleşme olmadan bu iş olmaz. Çocuk doğada sosyalleşecek diğer türlü Komünizm gelişmez zaten-oluşmaz Çocuk toprağa basacak-şart. Erken yaşta mutlaka. Doğal materyalle birebir oynayacak ve iş görecek, eli tutacak, olmaz. Başka türlü olmaz, gelişmez. Sanal dünya olmamalı. Kati. İlk 10 yaş TV, Telefon gibi bir iletişim olammalı. Bunun dışında benim görüşüm odur ki yaşamının ilk 5-10 yılını serbest doğa, toprak, köy, kır üzerinde geçirmemiş ya da çiftçilik vb. etkinlik üretmemiş insan bu tip tez-teori konusuna modern toplum gözlemiyle çok fazla asılmamalıdır-girişmemelidir. Olur olmaz öyle şey üretmemelidir. Boşa sallıyorlar. Toprak mülkiyetliliği kavramıyor. Doğa mülkiyetliliği bilmiyor anlamıyor sonra eksik yapılandırıyor. Şimdi kentli komün kuramı üretemez. Yarı buçuk kalır. Akıl almalı.. .... |
Alıntı:
|
Alıntı:
bu forumda "Hristiyanlık" diye bir bölüm varsa, ve özgür bir forumsa ki ben öyle olduğunu düşünüyorum; bu bölümde bu inanışa mensup az da olsa benim gibi üye veya ziyaretçi varsa yaptığım şey neden yanlış olsun? Özellikle "ilgilenen varsa" diye yazdım. Buyrun siz de gelin isterseniz, gözlemci olarak katılabilirsiniz bunda ne var? Sizin ateist inancınıza uygun bir toplantı veya organizasyon olduğunda bunu ilan ederseniz ben bunu saygıyla karşılarım, belki de katılmak da isterim. Mesih'in ölümünün anılması Hristiyanlar için çok önemli bir konudur. Bundan bahsetmek veya böyle bir kutlamayı haber vermek neden yanlış olsun? Yok "bu forumda çoğunluk ve güç bize, bizim dışımızda kimse olmasın, başka fikirler konuşulmasın" diyorsanız, dinlerle ilgili bölümü kapattırın olsun bitsin. Yeri gelince insan hakları demokrasi dersini herkes güzel veriyor. Ülkemizde tek sesliğe, güçlünün azınlıktakileri ezmesine alıştık nasılsa,, :) Umarım burası bozulmaz Saygılar |
Sayın hur-kus
Bir de şöyle düşünün. İsa'nın ölümü adı altında kutlanan şey bu taraflarlar da mışıl mışıl uyuyan ilgililerinin ve kabaca genellenen bir topluluğun kendi acziyetini ya da eline verilmiş kutsal/sahte yalanları kutsaması ve hastalıklı uyuşukluğunu sürdürmesi gibi Diğer yandan İsa'nın ölümünü iki yönlü yorumladığımızı belirtmiştik. Hem halka gerçekleri anlatmak, konuşmak üzere eyleme çıkan birinin, oluşturulan karmaşa ile halkın gözü önünde küçük ve aciz düşürülerek yenilmesi ve buradaki ezikliğin dayatımı, kitlelere yansıtımı (bunun kanıksatılması) Diğer yandan da hikayeye örülen yalan süsü ile birlikte yalanın kanıksatılması. İsa tek bir figürdür ve -tek- başına, tek kendini Tanrının oğlu sanarak başarısız olmuştur. Bu hikaye bize bunu anlatmıyor mu? Aydınlanma çağı, Rönesans denen döneme kadar tüm bir Batı da bilgi üretmek isteyen herkes ya da özgür gerçeği, bilimi açık vicdanı konuşan herkes Kilise denilen otorite tarafından yine İncil ve Hristiyanlık denilen şahsında cezalandırılmamış mıdır? Nasıl bir İsa görüyorsunuz? Kim görüyorsunuz? Bugün üretilen hürriyet-ler ya da Batı toplumunun bugünlerde tükettiği rahatlık Hristiyanlık denilenin getirisi mi? Aydınlanma, bilim ve fesefe çağının bir getirisi olarak ,Nietsche ve Marks gibi (ve ona öncül daha) bir çok filozof'un çıkarak güçlüce dini ve toplumunu sorgulaması aydınlatması ya da bilgiyi soruşturması iyiyi/doğruyu savunması/koruması sonucu mu oluşmamış mıdır? Siz o rahatlığı size-bize kilise mi verdi bahşetti sanıyorsunuz? Yoksa gerçek Hristiyanlık denilen karanlık orta çağı ve geçmiş çağları mı temsil ediyor? Batı toplumundan tarihler boyu kiliseye ve engizsiyona ve bilime karşı kafa tutabilmiş, yazabilmiş ya da kutsal sayılan gerçekler ve tabular aleyhine yazabilmiş, tanrıyı sorgulabilmiş aktörleri çıkarırsak kim kalır ve ne kalır sanıyorsunuz? Bu hak ve özgürlükleri kilise mi sağladı-bahşetti sanıyoruz? Onu geçtim biraz önce beğenmediğiniz, kağıt üstünde dediğiniz Marks'ı Avrupa ve Dünya tarihinden ben çıkarsam, siz nasıl bir Avrupa ve Dünya bulurdunuz/bulurduk onun hesabını kendi vicdanınıza bir verin-sorun düşünün isterdik. Sizin henüz anlamadığınızı ve girişmediğinizi varsaydığınzı politika ve felsefe -bilim bilgi- dediğiniz alanlar sizi o vahşi dinin elinden koruyordu aynı zamanda o dini evcilleştiriyordu... Batı da ya da Hristiyanik kitle de din etkisi, dindarlık günden güne (tarihler boyu) azalıyor mu çoğalıyor mu? Matematiksel olarak dinsel etkinin ve özgürleşmenin böyle süreceğini varsayarsak 300-500 ya da 1.000 sene sonra da sizce İsa'ya ve kutsal Hristiyanlığa inanan olacak mı? kalacak mı? Benim şimdilik söylebileceklerimiz, katabileceklerim bunlar Anma gününüz geceniz,etkinliğiniz, toplantınız kutlu mutlu bol mesihli olsun umarım.. Ben değil, biz değil, yoo durun ve düşünün. Nietzsche'nin size o salona haykırdığını düşünün. Düşüncelerini yönelttiğini düşünün. Nietsche'ye göre kimsiniz, kimdiniz, kim oluyorsunuz? Bir onu düşünün, derim... Bay Nietsche sizden kim diye sözederdi ya da nasıl sözederdi acaba? ... |
Hur kuş hristiyanlığın sorgulanması başka senin tebliğ yapman başka.
Tebilg ve davetine katliam riski icerdigi için gelmek mumkun degil dedik.. Olmayan birinin adına dogum ve katliam yapmış olan hristiyanlar Ölümü içinde TEBLIG ve davet yöntemi ile katliam yapabilirler .. |
Bu 1 saat sürüyo kutlu doğum denen hafta sürüyor.
Adres niye gizli ki |
Sevgili hur-kus,
Alıntı:
Forumda kanarya ile ilgili başlıklar olduğu doğru, ne var ki güzelleme amacıyla açılmadılar. Hani kanarya (hiç bir rengini) sevmiyoruz ya, o başlıklara kendimizce niye sevmediğimizi yazıyoruz. Bunda haksız olduğumuz, yanlış bildiğimiz şeyler varsa itirazınızı yapın, tartışalım. "Sarı kanarya sevenler derneği kurucusunun ölüm anması" tebliğinin ne fikir özgürlüğüyle ilgisi var, ne bu forumla ilgisi var. Bu tebliğin kanarya sevmeyenlere yapılması hem yersiz, hem tuhaf, hem düşüncesizlik. Bu tebliğe (kardeşim biz kanarya sevmeyenler derneğiyiz diyerek) yapılan itirazları fikir özgürlüğünün olmayışına, (ülkede lacivert kanarya sevenler daha fazla diyerek) ezilen azınlık olma ajitasyonuna bağlamanız, din istismarı yapan dindar tipolojisine bire bir uyuyor. |
Alıntı:
böbrek falan çalmasınlar ben ondan korkuyom. jw mw ama ne olcağı belli olmaz güzel espressoyla, ıslak kek oluyo mu valla her easterda katedraldeydim. çok güzel mince pie falan oluyodu. öğlen akşam tıkınıp gidiyodum. biraz kalsak kısmet falan da bulurduk temizinden. hristiyan kulüplerinin hastasıyım. ama din işi bana göre değil. normalde aşırı aşırı aşırı asosyelim ama hristiyan kulüpleri iyi oluyor. ajan gibi takılıyon. zengin elemanlar falan oluyor. iş bile bağlarsın ama ben asosyelim. |
Doğru kavramın kişinin verdiği kadar alması aldığı kadar da vermesi -dengelemesi- ya da taçık tartışmaya girmesi, bilgi örtüştürmesi olduğunu düşünüyorum. Tebliğciliği aşan kişisel tutum ve inanç tabi ki savunulmalıdır ve aksiyle/zıttıyla dengelenmeli, kişi karşı bilgi edinmeli.
Tebliğciye de ancak tebliğ, karşı tebliğ yapılabileceğini öngörüyorum. Yani kişinin veriş, sunuş ve edim biçimi alış biçimini de temsil edecek tek yolsa? Yunus köyü aç, tekkeye buğdaya bulgura yollanmış Yunus demişler; Sen bulgura geldin biz sana bilgi verelim. Bilgiye tamah eder misin? Bu daha önemli. Bizim Yunus köyü satmış Yunus.. Yani yeni kişinin yoluna bırakılması da bir yol. Belki yolunu bırakır. Bilgiye tamah eder. Ama şu var. Kişi farkında olmaksızın konu dışında kalıyor. |
Alıntı:
Bilgilendirici, samimi ve seviyeli cevaplarınız için çok teşekkür ederim. Saygılar |
|
İsa mesih hangi gün öldü?
İslam dininin kutsal günü olan CUMA günü.! |
Sayın Şüpheci Dinsiz, mukayese ettiğiniz hikayelerin cevapları verilmiş.
inciltarihi.com sitesinden alıntıdır. Buyrun:) Bu arada, ben paylaşınca kızıp forum kirlerine atıyordunuz ya paylaşımlarımı. Şimdi size cevap verip güncellediniz teşekkür ederim, görüşmeyeli epey terakki var :) Başta Zeitgeist belgeseli olmak üzere son günlerde sorulan sık sorulardan biri şudur: İsa anlatısı aslında Mısır mitolojisindeki Horus'tan, Mitra'dan veya benzer figürlerden mi esinlendi? Zeitgeist belgeselinin iddiasına göre, Horus ve/veya Mitra: Bakire İsis'ten doğdu; 25 Aralık'ta doğdu; doğduğunda 3 bilge kişi tarafından doğu yıldızıyla müjdelendi; Tifon gazabından kaçmak için Mısır'a gotürüldü; 12 muridi vardı; mucizeler gerçekleştirdi ve suyun üstünde yürüdü; El-Azur'u (Lazar'ı) diriltti; yaraları mucizelerle tedavi etti; kendisine verilen isimler "doğru yol", "gerçek", "aydınlık", "Mesih" "Tanrı Oğlu" ve benzer isimler; çarmıha gerildi ve dirildi. Devam etmeden şunu belirtmek lazım: Zeitgeist belgeseli hiçbir tarih veya arkeoloji uzmanının görüşünü yansıtmamakta. Kendi görüşlerini savunmak için benzer görüşe sahip komplo teorisyenleri ve astrologları alıntılamaktadır. Dolayısıyla iddialar biraz araştırma zahmetine girecek olanlar tarafından çürütülecek cinstendir. Şimdi teker teker belgeselin iddialarını ele alalım: Bakire İsis'ten Doğdu: İsis bakire değildi. Kocası Osiris diğer tanrılar tarafından parçalanmıştır. İsis, bu parçaları bir araya getirip, Nil Nehri'ne gidiyor ve kocası tekrar hayata dönüyor. Yalnız tek bir sorun var. Kocasının erkeklik organını bulamadığı için sihirli bir organ yaratıyor ve böylece gebe kalıyor. Bakirelikle ilgisi yok. Mitras ise bir kayadan doğuyor; üstelik yetişkin olarak… Hiçbir kaynak bakire doğumundan bahsetmiyor. 25 Aralık'ta Doğdu: İsa 25 Aralık'ta doğmadı. 25 Aralık tarihi 3.- 4. yy.da anma tarihi olarak özellikle Batı'da kullanılmaya başlandı. Çoğu Ortodoks Hristiyan İsa'nın doğuşunu 6 Ocak'ta kutlamaktadır. İncil metnini analiz ettiğimizde asıl İsa'nın doğum mevsimi sonbahar –Ekim olabilir- civarıdır. (Lütfen "İsa Hangi Tarihte Doğdu?" makalemizi okuyunuz) Doğduğunda 3 Bilge Kişi Tarafından Ziyaret Edildi: Bir kere Horus'u doğumunda hiç kimse ziyaret etmedi. Olsa olsa babası Osiris'in doğumunda 3 yıldız gözüktü. Ama bunu müneccimlerle bağdaştırmak biraz hayal gücü gerektirir. Kaldı ki, Kutsal Kitap müneccimlerin sayısından bahsetmez. 3 sayısı sonradan geleneklere işlendi ama İncil'de 3 sayısı geçmemektedir. Ayrıca, Mitras için böyle bir kayıt yoktur. Çobanlar doğuşunda Mitras'ın kayadan ayrılmasına yardımcı oluyorlar. (Lütfen "Yıldızbilimciler Kimdi?" makalemizi okuyunuz) Tifon Gazabından Kaçmak İçin Mısır'a Götürüldü: Aslında Horus çocukken Tifon'un gazabından kaçmak için bir müddet Mısır'dan uzaklaştırıldı. İsa ve ailesi ise, Hirodes'in gazabından kaçmak için 2 sene Mısır'da kaldılar. Yani tam tersi… 12 Muridi Vardı: Horus'un 4'ü yarı-tanrı, 16'sı insan olmak üzere, 20 müridi vardı. Ayrıca onun yanında savaşmak üzere sayısızca demircisi mevcuttu. Bunu 12 havari ile ilintilemek, ancak Allah'a çamur atmak isteyenlerin ve kutsal değerleri hiçe sayanların üretebileceği bir çarpıtmadır. Mitras'ın müritleri yoktur; fakat güneş ile bağdaştırıldığı için rivayetlere göre 12 burcu yönetmektedir. Mucizeler Gerçekleştirdi; Suyun Üstünde Yürüdü; Yaraları Mucizelerle Tedavi Etti: Horus, asla suyun üstünde yürümedi. Balık tanrısı Oannes, sabahları sudan çıkıp akşamları dönermiş ama bunun dışında hiçbir tanrının suda yürüdüğüyle ilgili bir kayıt yoktur. Horus, mucizevi şekilde tedavi ederdi ama ölümünden sonra… Eski Mısır rahipleri hastaları iyileştirmek için Horus'un ruhunu çağırıp hasta olanın içinde mabet etmesi için dua ederlerdi. Bunun İsa'ya atfedilen mucizelerle uzaktan yakından alakası yoktur; kaldı ki, İsa tarihsel olarak Roma dönemi belgelerinde kanıtlanmış bir insandır; bir mit değildir. El-Azur'u Diriltti: Horus, hiç kimseyi diriltmedi. Bununla ilgili herhangi bir kayıt, hiçbir eski Mısır belgesinde yoktur. Olsa olsa annesi İsis, babası Osiris'i diriltti. Bu da maalesef sırf Hristiyanlık'a çamur atmak isteyenlerin uydurduğu bir paralelliktir. Kendisine Verilen İsimler "doğru yol", "gerçek", "aydınlık", "Mesih" "Tanrı Oğlu" vb. : Horus'a böyle isimler verilmemiştir. Babası Osiris'in benzer isimleri vardır. Mesela "Her şeyin Efendisi", "Yeraltının Rabbi", "Sonsuzluğun Efendisi", "Ölülerin Efendisi", "Büyük Koç", "Büyük Kelam", "Ruhların Başı" vb. Ama bunların hiçbirinin tümüyle Yahudilikte bulunan "Tanrı Oğlu" ve "Mesih" gibi ünvanlarla alakası veya bağı yoktur. Çarmıha Gerildi ve Tekrar Dirildi: Horus'un hikayesi, MÖ. 3000 senesine dayanmaktadır. O tarihte çarmıh diye bir şey yoktu. Çarmıh Roma döneminde icat edilen bir işkence ve infaz aletidir. Horus, asla dirilmemiştir, olsa olsa babası Osiris dirilmiştir; o da erkeklik organından yoksun bir şekilde… Mitras ise, hiç ölmüyor, dünyadaki görevi bittiğinde at arabasıyla gökyüzüne dönüyor. SONUÇ: Horus ve İsa arasında bağlantı kurmak, ileri derecede bir hayal gücü gerektirmektedir. Kaldı ki, Horus bir mitolojik ilah; İsa ise, Roma kayıtlarında bile bulunan gerçekten yaşadığını bildiğimiz bir kişidir. (Lütfen "İsa Bir Efsane Midir?" makalemizi okuyunuz) Buradan öğreneceğimiz ders: İnsan okuduğu veya izlediği her şeyi araştırmadan kabul etmemelidir… **** KAYNAKÇA: Bedard, Stephen J. "Exposing The Spirit of the Age: A Response to The Zeitgeist Movie." 8 Nisan 2013. http://1peter315.wordpress.com/ Copan, Paul ve William Lane Craig ed., "Come Let Us Reason: New Essays in Christian Apologetics." B&H Publishing. Tennessee, 2012, sf. 169-186. Strobel, Lee. "The Case For The Real Jesus." Zondervan. Grand Rapids, 2007, sf. 157-188. Resim: http://theinquisitiveloon.files.wordpress.com/ |
Yaşamıştır yaşamamıştır bilemem ama kitaplarda sözü edilen;
İsa diye biri var mı? Var. Deccal diye biri var mı peki? Var. Mesih İsa diye biri var mı? O da Var. Mesih Deccal diye biri var mı? O da var. Yani hem Mesih İsa'nın, hem de Mesih Deccalin var olması, bunların hadislerde filan sıkça geçmesi, yani sanki birileri İsa'ya açıktan deccaldir demek istiyor da maçası yememiş gibi, böyle kelimelerin etrafından dönüyorlar. Az zorlasan İsa Mesih Deccal hepsi aynıdır diyecek sanki. |
Sn.hur kuş; alıntı yaptığınız yazı zırva. Ciddiye alınacak bir üslup yok zaten. Daha yazının başında karar verilmiş.!
Önyargılardan kurtulmadan gerçeği kavrayamazsınız. Önce bir kendi kendinize DÜRÜST olacaksınız, sonra bu konuları araştıracaksınız. Yakındoğu'da İsa'nın arketipi olarak gösterebileceğimiz tanrılardan bazılarını sayayım; BAAL, DİONYSOS, MİTHRA, DUŞARA, OSİRİS, HORUS, DUMUZİ, TAMMUZ, MARDUK, ADONİS. İsa denilen şey, bu tanrıların yahudi versiyonudur. İsa, illaki Dionysos veya diğer tanrılarla birebir örtüşmek zorunda değildir ama bu tanrılar hakkında bilgi sahibi olan ve DÜRÜST olan birisi, bu tanrıların hepsinin İSA'nın arketipi/öncülü/selefi olduğunu görecektir/anlayacaktır. Merak ederseniz, yıllar önce şöyle bir şey yazmıştım; https://turandursun.com/forumlar/sho...7&postcount=78 |
Uydurulan şeylere hikaye deriz, zamanında bu hikayenin gücünü merak etmiş ve bir deney yapmıştım.
Çevredeki insanlara öyle bir hikaye uydurdum ki, bir yıl sonra bu hikaye yayıldı ve sanki gerçekmiş gibi ağızlarda dolanmaya başladı. Daha sonra ne kadar bu bir hikayedir, kafadan uydurdum desem de işe yarmadı, insanların uydurulan şeylere inanma yapısı gerçekten çok güçlü. |
Alıntı:
Alıntı:
Okur-öğrenir, yanlışımı düzeltirim, bundan da erinmem. Çünkü bende terakki süreklidir, yaşam biçimidir, ölene kadardır. Sizde ne var ne yok, herhangi bir terakki yok mu, bana mı öyle geldi? |
Sayın Şüphesiz Dinsiz,
İsa Mesihin hiç yaşamadığını ifade ediyorsunuz. Bu konuda düşüncelerinize değiştirebilecek bilgileri aşağıdaki makalede bulubalirseniz. İsterseniz tabi... Saygılarımla İsa Peygamberin Yaşadığına Dair Kanıtlar İsa NE ZENGİN, ne de nüfuzluydu. Kendine ait bir evi bile yoktu. Ancak öğretileri milyonlarca insanın hayatını etkiledi. Peki İsa peygamberin yaşadığına dair kanıtlar var mı? Hem çağımızdaki hem de antik çağlardaki otoriteler bu konuda ne diyor? Tarihçi ve klasik antik çağ uygarlıkları uzmanı olan Michael Grant şöyle dedi: "Yeni Ahit'i de tarihsel bilgiler içeren diğer antik yazılar gibi değerlendirmeliyiz. Bunu yaparsak tarihsel varlığı asla sorgulanmayan, pagan toplumlardaki sayısız önde gelen ismin gerçekten yaşadığını reddedemediğimiz gibi İsa'nın yaşadığını da reddedemeyiz." "Yeni Ahit" diye bilinen Yunanca Kutsal Yazılar üzerine incelemeler yapan Profesör Rudolf Bultmann şunu belirtti: "İsa'nın gerçekten yaşayıp yaşamadığına dair şüphelerin bir temeli yoktur, bunları çürütmeye bile değmez. Mantıklı hiçbir insan, belirgin şekilde ilk kez [Hıristiyanlardan oluşan] en eski Filistin toplumunda ortaya çıkan tarihi hareketin kurucusunun İsa olduğundan şüphe edemez." Tarihçi, yazar ve filozof Will Durant şunları yazdı: "Aynı nesilden olan birkaç sıradan adamın [İncil yazarları] böylesine güçlü ve etkileyici bir kişiliği, böylesine yüksek bir ahlak sistemini ve insanların kardeşliği üzerine böylesine hayranlık uyandıran bir ideali kendi kendine yaratmış olması İncil'de kayıtlı herhangi bir mucizeden daha inanılmaz olurdu." Almanya doğumlu Yahudi fizikçi Albert Einstein şunu dedi: "Aslen Yahudiyim ama Nasıralı'nın [İsa] olağanüstü kişiliği beni gerçekten etkilemiştir." İsa'yı tarihte yaşamış gerçek bir kişi olarak görüp görmediği sorulduğunda ise şöyle cevap verdi: "Hiç şüphem yok! Hiç kimse İncil'i İsa'nın varlığını hissetmeden okuyamaz. Her sözcükte onun kalp atışlarını duyarsınız. Hiçbir efsanede böyle bir canlılık yoktur." "Hiç kimse İncil'i İsa'nın varlığını hissetmeden okuyamaz" (Albert Einstein) TARİH NE GÖSTERİYOR? İsa'nın hayatı ve hizmetiyle ilgili en ayrıntılı bilgiler Kutsal Kitabın İncil olarak bilinen kısmında kayıtlıdır. İncil kayıtları yazarlarının adını taşır: Matta, Markos, Luka ve Yuhanna. Bunun yanı sıra, eski zamanlara ait Hıristiyanlık dışı bazı kaynaklar da İsa'dan bahseder. Tacitus TACİTUS (MS y. 56-120) Romalı tarihçilerin en önemlilerinden biri olarak kabul edilir. Annales (Yıllıklar) isimli eseri Roma İmparatorluğu'nun MS 14-68 yılları arasındaki tarihini konu alır. (İsa MS 33'te öldü.) Tacitus, MS 64 yılındaki büyük yangın Roma'yı harap ettiğinde bu olaydan İmparator Neron'un sorumlu tutulduğunu yazdı. Ancak Tacitus'a göre Neron "bu söylentilere bir son vermek için" suçu Hıristiyanlara attı. Tacitus sözlerine şöyle devam etti: "[Hıristiyanlık] isminin kaynağı olan Hıristos, Tiberius'un saltanatı sırasında vali Pontius Pilatus'un verdiği hükümle ölüm cezasına çarptırılmıştı" (Annales, XV, 44). Suetonius SUETONİUS (MS y. 69-122 sonrası) Romalı tarihçi Suetonius, On İki Caesar'ın Yaşamı adlı kitabında Roma imparatorlarının saltanatları sırasında yaşanan olaylara değinir. Kitabın Claudius'la ilgili kısmı, Roma'daki Yahudilerin arasındaki kargaşadan bahseder; bu kargaşa muhtemelen İsa'yla ilgili tartışmalardan kaynaklanıyordu (Elçiler 18:2). Suetonius şöyle yazdı: "Chrestus'un [Hıristos] kışkırtmasıyla durmadan karışıklık çıkaran Yahudileri [Claudius] Roma'dan kovdu" (Tanrısal Claudius, XXV). Suetonius haksız yere de olsa İsa'yı karışıklık çıkarmakla suçluyordu, dolayısıyla onun varlığından şüphe etmiyordu. Genç Plinius GENÇ PLİNİUS (MS y. 61-113) Plinius, Romalı bir yazardı ve Bitinya bölgesinde yöneticiydi. (Bu antik bölge Türkiye sınırları içindedir.) Plinius, Roma İmparatoru Traianus'a bir mektup göndererek o bölgedeki Hıristiyanlara nasıl muamele ettiğini yazdı. Hıristiyanları dinlerinden döndürmeye çalıştığını, bunu yapmayı reddedenleri öldürdüğünü söyledi. Şöyle dedi: "Hıristiyan olduklarını ya da eskiden olmuş olduklarını inkâr edenlerin, söyleyip yazdırdığım gibi [pagan tanrılara] dua ettikleri . . . . senin heykelin önünde tütsü ve şarapla tapındıkları, ayrıca, İsa'yı lanetledikleri için . . . . salıverilmesi gerektiğini düşündüm" (Genç Plinius'un Anadolu Mektupları, 96. kısım, s. 66). Flavius Josephus FLAVİUS JOSEPHUS (MS y. 37-100) Yahudi din adamı ve tarihçi Josephus'a göre, Yahudi başkâhin Hanna nüfuzunu kullanarak "Sanhedrin'deki [Yahudi yüksek mahkemesi] hâkimleri topladı ve onların önüne Mesih denilen İsa'nın kardeşi, Yakup adındaki adamı . . . . çıkardı" (Jewish Antiquities, XX, 200). Talmud TALMUD Yahudi hahamların yazılarından oluşan bu derleme MS 3 ila 6. yüzyıllara tarihlendirilir ve İsa'nın düşmanlarının bile onun yaşadığını kabul ettiğini gösterir. Örneğin Talmud, ‘Nasıralı Yesua'nın [İsa] Fısıh'ta asıldığından' bahseder; bu tarihsel açıdan doğru bir bilgidir (Babil Talmudu, Sanhedrin 43a, Münih Kodeksi; Yuhanna 19:14-16'ya bakın). Başka bir kısmında da şu sözler yer alır: "Bir daha asla Nasıralı gibi halkın gözünde kendini küçük düşüren bir evlat ya da öğrenci yetiştirmeyelim." "Nasıralı" İsa için sık sık kullanılan bir unvandır (Babil Talmudu, Berakot 17b, dipnot, Münih Kodeksi; Luka 18:37'ye bakın). KUTSAL KİTAPTAKİ KANITLAR İncil kayıtları İsa'nın yaşamını ve hizmetini oldukça kapsamlı şekilde anlatır. Kişiler, yerler ve zaman hakkında belirgin ayrıntılar verir; böyle bilgiler güvenilir bir tarihsel kaynağın olmazsa olmazlarıdır. Örneğin Luka 3:1, 2'deki bilgiler, İsa'nın habercisi olan Vaftizci Yahya'nın hizmetine tam olarak ne zaman başladığını belirlememize yardım eder. Kutsal Kitap "Kutsal Yazıların tümü Tanrı ilhamıdır" (2. Timoteos 3:16) Luka'da şu sözler kayıtlıdır: "Sezar Tiberius'un saltanatının on beşinci yılında, Pontius Pilatus Yahudiye valisiyken ve Herodes Celile'nin, kardeşi Filipos İturea ile Trahonitis'in ve Lisanyas Abilene bölgesinin yöneticileriyken, Kayafa'nın ve yüksek kâhin Hanna'nın zamanında, çölde Zekeriya oğlu Yahya'ya Tanrı'dan bir bildiri geldi." Bu kayıtta verilen ayrıntılı ve doğru liste sayesinde ‘Yahya'ya Tanrı'dan bildirinin geldiği' yılın MS 29 olduğunu anlıyoruz. Luka kaydında adı geçen bu yedi yetkili tarihçilerin iyi tanıdığı kişilerdir. Ancak bir dönem bazı eleştirmenler Pontius Pilatus'un ve Lisanyas'ın gerçekten yaşadığından şüphe ettiler. Ancak bu eleştirmenler yorum yapmakta acele etmişlerdi. Bu iki yetkilinin isimlerinin geçtiği yazıtlar bulunduğunda Luka'nın kaleme aldığı bilgilerin doğruluğu kanıtlanmış oldu. * NEDEN ÖNEMLİ? Dünya İsa insanlara tüm dünyayı yönetecek olan Tanrı'nın Krallığı hakkında bilgi verdi İsa'nın tarihte gerçekten yaşamış biri olduğundan emin olmak çok önemlidir, çünkü onun öğretileri bizi yakından ilgilendirir. Örneğin İsa peygamber insanlara nasıl mutlu ve doyum veren bir yaşama sahip olabileceklerini öğretmişti. * Ayrıca tüm insanlığa "Tanrı'nın krallığı" olarak adlandırılan tek bir yönetim altında birlik içinde yaşayabilecekleri, gerçek barış ve güvenliğin olduğu bir gelecek vaat etti (Luka 4:43). Bu yönetimin "Tanrı'nın krallığı" olarak adlandırılması yerindedir çünkü Tanrı tüm dünyayı bu krallık aracılığıyla yönetecek (Vahiy 11:15). İsa da örnek duasında bu gerçeği şöyle dile getirdi: ‘Göklerdeki Babamız, krallığın gelsin. Yerde de Senin isteğin gerçekleşsin' (Matta 6:9, 10). Peki bu krallığın insanların hayatında nasıl bir etkisi olacak? Ülkeler arası savaşlar ve iç savaşlar bitecek (Mezmur 46:8-11). Açgözlülük ve yolsuzluk da dahil tüm kötülükler ve Tanrı'yı hiçe sayan herkes sonsuza dek yok olacak (Mezmur 37:10, 11). Krallığın yönetimi altında yaşayan herkes yaptığı işten doyum alacak ve verim elde edecek (İşaya 65:21, 22). Yeryüzüne verilen tüm hasar telafi edilecek ve toprak bol bol ürün verecek (Mezmur 72:16; İşaya 11:9). Yukarıdaki vaatler bazılarına sadece bir hayal gibi gelebilir. Peki asıl tüm bunların insanların çabalarıyla başarılacağına inanmak bir hayal değil midir? Eğitim, bilim ve teknolojideki çarpıcı ilerlemelere rağmen milyonlarca insan kendini güvende hissetmiyor ve gelecekle ilgili kaygı duyuyor. Her gün ekonomik, siyasi ve dini yönden baskılarla, ayrıca açgözlülük ve yolsuzluk olaylarıyla karşılaşıyoruz. İnsan yönetimlerinin ne kadar başarısız olduğu gayet açık! (Vaiz 8:9). Evet, İsa'nın gerçekten yaşayıp yaşamadığı araştırılmaya değer bir konudur. * Çünkü Kutsal Kitap şöyle der: "Tanrı'nın ne kadar vaadi varsa, hepsi [İsa'nın] sayesinde Evet oldu" (2. Korintoslular 1:19, 20). |
İsa'ya iman eden birisinin/birilerinin yazdıklarını, İsa'ya iman etmeyenlere göstermek trajikomiktir.
Talmud ve yeni ahitteki ifadeleri es geçiyorum. -Hristiyanlığın kurucusu diyebileceğimiz Pavlus, Pontius Pilate'den veya Kudüs'ten bahsetmemiş. Pavlus'un bahsettiği İsa, tarihi bir İsa değil. -İsa'nın yaşadığı söylenen dönemde 30 kadar yazar yaşamış. Sadece 3 yazar (Pliny,Sueonis,Tacitus) hristiyanlardan bahsetmiş ama İsa'dan bahsetmemiş. Bunlar da 2.yüzyıl başında yazmışlar.! Hristiyan veya Crestus gibi ifadelerin kullanılması sizi yanıltmasın. 1.yüzyılda yahudilerin mesih beklentisi var. Her yerde ''mesihim'' diye ortaya çıkan insanlar var. Crestus ya da Christ kelimesi,messiah/mesih kelimesinin yunanca karşılığıdır.! (Tacitus, Pontius Pilate'nin Filistin vekili olduğunu söylemiş, halbuki bu kişi vali.!) Bu bakımdan 1.yüzyılda hristiyanlardan bahsedilmiş olması, bir kanıt olarak öne sürülemez. Bu yazarlardan HİÇ BİRİ çarmıhta gerilen, ölen ve dirilen İSA'dan bahsetmemiş. Böyle bir olay hakkında HİÇ KİMSE YAZMAMIŞ.! -Yahudi tarihçilerden Philo ve Justus'ta İsa'dan bahsetmemiş.! -Sadece yahudi tarihçi, Roma yanlısı Josephus'un İsa'dan bahsettiği söyleniyor ve ama bu yazılanların da uydurma olduğu ortaya konmuş. Kaynak; https://www.amazon.com/Messiah-Jesus.../dp/B00087A7SK İsa'nın yaşadığına dair en önemli kanıt olarak ortaya atılan bu Josephus hakkında, Robert Eisler şöyle demiş; ''Hristiyan katiplerin elinden geçmemiş tek bir Yunanca, Latin, İslav ya da Josephus metni yoktur.'' |
|
|
|
|
|
|
4 sene önce yazdığım bir mesaj;
https://turandursun.com/forumlar/sho...7&postcount=78 |
Sonsuz hayatta ödülünü almak için insanların ızdırabını çeken ölümsüz fanilerin listesi ihmal edilemeyecek kadar uzundur.
Çarmıhla tarihsel veya mecazi olarak ilişkili kişiler arasında Prometheus, Adonis, Apollon, Aris, Baküs, Buda, Krişna, Horus, Indra, Ixion, Mitra, Osiris, Pisagor, Quetzalcoatl, Semiramis ve Jüpiter gibi isimler bulunur. Elimizdeki parça parça bilgilere göre bütün bu kahramanlar insanlığın hizmeti için hayatlarını vermiş, bir iki istisna hariç hepsi, insanlığın ilerlemesi için şehit olmuştur. Ölüm şekilleri gizemli yollarla saklanmıştır, ancak bunların çoğunun bir çarmıha veya ağaca gerilmiş olması hayli ihtimal dahilindedir. Tüm çağların gizli öğretileri-Manly P. Hall |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:36 . |