Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Fizik (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=139)
-   -   Perseverance (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=42673)

Yıldıztozu 19-02-2021 10:36

Perseverance
 
NASA'nın uzay aracı Mars'a başarılı iniş yaptı

https://www.bbc.com/turkce/56093145



İnsanı küçümsememem gerektiğini hissettiren bir video.
Evren bu aklı yarattığına pişman olacak.

Ahlaksız 19-02-2021 21:47

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648670)
Evren bu aklı yarattığına pişman olacak.

Evren, Sümer tanrıları değil ki, insanı yarattığına pişman olsun:D

Yalnız yıldıztozu, işte bunlar hep serbest piyasa ekonomisinden dolayı oluyor. Rekabet/sömürü ortamının olduğu bir Dünya sonucunda, Mars'a insanlar ulaşabildi.
Hadi bunu da açıklayın komünistler:D

Yıldıztozu 19-02-2021 22:04

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648684)
sömürü ortamının olduğu bir Dünya sonucunda, Mars'a insanlar ulaşabildi.

Nasa da Amerikan emperyalizmi sayesinde var zaten

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648684)
Evren, Sümer tanrıları değil ki, insanı yarattığına pişman olsun:D

onu biraz mecazi anlamda söyledim, evrenin duyguları olsaydı pişmanlık duyardı.:tinfoil3:

marcos 19-02-2021 22:07

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648684)
Evren, Sümer tanrıları değil ki, insanı yarattığına pişman olsun:D

Yalnız yıldıztozu, işte bunlar hep serbest piyasa ekonomisinden dolayı oluyor. Rekabet/sömürü ortamının olduğu bir Dünya sonucunda, Mars'a insanlar ulaşabildi.
Hadi bunu da açıklayın komünistler:D


Açıklayalım


Ahlaksız 19-02-2021 22:51

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648685)
Nasa da Amerikan emperyalizmi sayesinde var zaten :first:

onu biraz mecazi anlamda söyledim, evrenin duyguları olsaydı pişmanlık duyardı.:tinfoil3:

Bugün Yemen'de çocuklar açlıktan ölmeseydi, Nasa bu başarıyı elde edemezdi.
Yani Mars'a bu uzay aracının indiği anda çığlık atmak demek, Yemen'de açlıktan ölen çocukları umursamamak demektir. Hatta bu çocukların ölümüne sevinmek demektir.
Yani bu başarı emperyalizmin başarısıdır, kesin.

-Yemen'de çocuklar açlıktan mı ölüyormuş?
-Ölsün amk. Yeterki Mars'a aracımız insin.

İnsan kafası bu işte.
İnsan bu kadar vahşi/acımasız olduğu için, Mars'a ulaşabildi.
Vahşilikte/acımasızlıkta insanın yanına yaklaşabilecek bir hayvan yok.
Alıntı:

marcos´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648686)
Açıklayalım

Sevgili marcos, sonuçlar oynanan oyundan önemlidir.
Homo neandertal'de ateşi kullanıyordu ama türleri yok oldu.
Evrime göre, ateşi bulmak/kullanmak değil, türünü devam ettirmek önemlidir.
Bugün Nasa bunu başardı ve Nasa kapitalizmin merkezinde.
Geçmişteki komünistlerin başarıları geçmişte kaldı, tıpkı neandertallerin başarıları gibi.

ilahimasal 20-02-2021 16:14

Kendine değilde başkasına ait gelişmeleri överek anlatma çabasında olanları , bir kız yada erkek arasında olan cinsi münasebeti beceremeyen sönük kişilerin , kıyıda köşede porno film izleyerek kendini tatmin etmekte olan tiplere benzetiyorum.
Kapitalizmin ortaya çıkarttığı bu tirübün bebelerinin ezik durumlarını tedavi etmek şart.


Bu konu haber niteliğinde bir konu o kadar.

Yıldıztozu 20-02-2021 17:18

Alıntı:

ilahimasal´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648697)
Kendine değilde başkasına ait gelişmeleri överek anlatma çabasında olanları , bir kız yada erkek arasında olan cinsi münasebeti beceremeyen sönük kişilerin , kıyıda köşede porno film izleyerek kendini tatmin etmekte olan tiplere benzetiyorum.
Kapitalizmin ortaya çıkarttığı bu tirübün bebelerinin ezik durumlarını tedavi etmek şart.

Ancak bu kadar yanlış analiz yapılırdı.
Parça-bütün arasındaki ilişkinin ne anlama geldiğini bilmiyorsun.
Marsa araç yollanmış olması hiç kimseye ait bir başarı değil, insan ırkının üst sınıfına ait bir başarı.

Ben de insan ırkının en üst sınıfından bir birey olarak ırkın her türlü başarısını kendimle özdeşleştiririm tabiki. Ama sen bizim sınıftan değilsin, hiç özdeşleştirme kendinle.

Bu arada sınıftan kasıt sadece ekonomik farklılık değil. Zeka, beceri, bilgi farklılıkları da sınıflar yaratır.

bilgivehis 21-02-2021 13:22

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648698)

Ben de insan ırkının en üst sınıfından bir birey olarak ırkın her türlü başarısını kendimle özdeşleştiririm tabiki.


En üst sınıfa ait olduğunu nasıl belirliyorsun?
Örneğin kapitalistler gibi düşündüğünü zan etmene mi bağlıyorsun, yoksa antikomünist olmak yetiyor mu?

Eğer böyle ise sen üst sınıf değilsin, boşuna kendini kandırma, çünkü üst sınıf kendisi bir şey başardığında sevinir, başkaları bir şey başardığında ise daha üstünü yapmak ister. Oysa sen klavye başında birilerinin başarısıyla üst sınıf olduğunu düşünüyor ve hayalle yaşıyorsun.

Ayrıca yanlış anlama ama sen birilerinin kıçını yaladın mı, çünkü kıç yalamadan üst sınıfa kimse giremez, bu kapitalizmin birinci kuralıdır.

bilgivehis 21-02-2021 13:28

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648687)

İnsan kafası bu işte.
İnsan bu kadar vahşi/acımasız olduğu için, Mars'a ulaşabildi.

Vahşi, acımasız olmadan Sovyetler ay'a gitmişti.
Demek vahşi/acımasız olmadan da yapılırmış.

Ahlaksız 21-02-2021 14:39

Alıntı:

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648703)
Vahşi, acımasız olmadan Sovyetler ay'a gitmişti.
Demek vahşi/acımasız olmadan da yapılırmış.

Matrix'te yaşayan komünistler, ne zaman uyanacaksınız?

Sovyetlerin ne kadar ahlaklı/namuslu/şerefli(?) insanlar olduklarını şu mini diziye bakarak görebilirsiniz;
https://telifbox1.pw/bolum/cernobil-1x1/

Yıldıztozu 21-02-2021 14:46

Alıntı:

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648702)
çünkü kıç yalamadan üst sınıfa kimse giremez, bu kapitalizmin birinci kuralıdır.

Siz kapitalizmin doğayla ilişkisini bilmediğiniz için sınıf ayrımına dar bir açıdan bakarak sadece kapitalizmle nedensellik kuruyorsunuz.
Sınıf ayrımı her zaman her alanda her yerde kaçınılmazdır.
İnsanlar zekalarına göre de sınıflandırılır örneğin.

Mars'a robot gönderen bu mühendisler zeka-beceri-bilgi konusunda insanlığın üst sınıfına aittir.
Bense onlarla övünmüyorum, onlarla aynı sınıfta olduğumu biliyorum.

Bizimle aynı sınıfta olmasanız bile Marsa robot gönderilmesine siz de sevinebilirsiniz. İnsan ırkına aitsiniz sonuçta. İnsan ırkı da tek başına bütünsel bir sınıftır.

Senin de üst sınıfta olduğun durumlar var. Örneğin insan sınıfına aitsin ve güvercin sınıfından daha üsttesin. Sınıf farkı her yerde kaçınılmaz.
Sınıf ayrımları doğal işleyişin zorunlu bir sonucudur. Kapitalizm de bu açıdan doğayla tam bir uyum içerisindedir.

bilgivehis 21-02-2021 15:22

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648705)
Matrix'te yaşayan komünistler, ne zaman uyanacaksınız?

Sovyetlerin ne kadar ahlaklı/namuslu/şerefli(?) insanlar olduklarını şu mini diziye bakarak görebilirsiniz;
https://telifbox1.pw/bolum/cernobil-1x1/

Kapitalizm milyarca insanı öldürerek, onları yoksulluktan inleterek Mars'a gidiyor, bunu Sovyetlerin ahlaksızlığıyla kıyaslaman komik değil mi?

bilgivehis 21-02-2021 15:37

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648706)
Siz kapitalizmin doğayla ilişkisini bilmediğiniz için sınıf ayrımına dar bir açıdan bakarak sadece kapitalizmle nedensellik kuruyorsunuz.
Sınıf ayrımı her zaman her alanda her yerde kaçınılmazdır.
İnsanlar zekalarına göre de sınıflandırılır örneğin.

Sınıf denen şey hayalle olmaz, konumunla olur.
Ya ezilen-sömürülen sınıfın üyesisin ya da kapitalist sınıfın ama sen ezilen sınıfa ait olduğun halde kendini hayalle kapitalist sınıftan görüyorsun.

Bak, kapitalist dünyada toplasan 10 kişi kapitalist çıkmaz, hadi bunların Koç ailesi gibi işbirlikçileriyle-aileleriyle birlikte dünyada bir milyon diyelim. O bir milyon içindeysen bunları söylemen normaldir ama onlardan biri değilsen sadece kendini kandırırsın.

Bu arada kapitalizmin doğayla ve evrimle ilişkisini gayet iyi bildiğimi belirteyim. Zaten bildiğim için komünistim.
Kapitalizm olmadan olmaz sanıyorsunuz, bu bir yere kadar doğru ama onun bir süreçten ibaret olduğunu bir türlü kabullenemiyorsunuz. Çünkü olaya metafizik kafayla bakıyorsunuz. Oysa her şey gibi kapitalizm de ölür. Ahan da bugün mutlak gibi görünen dinlerin sekülerleşmesinden bahsediyoruz. Dinler bile bu hale geldiyse her şey değişir.

Ayrıca senin adına üzülüyorum, gençsin, yakışıklısın, maddi durumun da fena değil, böyle kandırıkçı hayallerle kendini avutman gerçekten üzücü.

Ahlaksız 21-02-2021 16:53

Alıntı:

bilgivehis´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648707)
Kapitalizm milyarca insanı öldürerek, onları yoksulluktan inleterek Mars'a gidiyor, bunu Sovyetlerin ahlaksızlığıyla kıyaslaman komik değil mi?

Sovyetler farklı bir yöntem mi denedi?
Bir tarafta açlıktan ölen milyonlar varken, sovyetlerde 'Ay'a gideceğiz' deyip gitmediler mi?
Sovyet veya komünist denilen insanların, liberallerden aslında zerre farkı yok ki.
Hepsi insan sonuçta.
Komünistler kendini adaletten/eşitlikten yana insanlar gibi takdim ediyorlar ama iş başa düştü mü, hepsinin aynı b.k olduğu ortaya çıkar/çıkıyor.

Komünizm, kapitalizmin revize/reform edilmiş hali sonuçta.

Saint-Just 21-02-2021 17:13

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648705)
Matrix'te yaşayan komünistler, ne zaman uyanacaksınız?

Sovyetlerin ne kadar ahlaklı/namuslu/şerefli(?) insanlar olduklarını şu mini diziye bakarak görebilirsiniz;
https://telifbox1.pw/bolum/cernobil-1x1/

Aptallaştırma aracı aptal dizilerden ancak aptallar bilgi aldığını zanneder.

Ateistim diyorsun ama bunu temellendirecek felsefi, siyasal, iktisadi, bilimsel vs azami diyebileceğimiz genel bir birikimden tamamen yoksunsun. Bu yüzden din eleştirisinde gelebileceğin en üst seviye "bak burda öldürün diyor" oluyor zaten. Bütün kültür ve "bilgi" seviyen büyük çoğunluğu çöplük ve aptallaştırma aracı filmlerden, dizilerden, internet denen çöplükten geliyor.

Bence insan bu durumdan kendi çabalarıyla da kurtulabilir. Ancak bana kalırsa sen okumakla da, düşünmekle de düzelecek bir tip değilsin çünkü buna kapasiten bile yok. İflah olmazsın yani. İdealizm bile diyemiyeceğim tuhaf boş bir metafizik dinci anlayışa sahipsin.

Sırf tartışmış olmak için tartışıyorsun. Bütün bu sebeplerden dolayı sana ciddi ciddi yazmaya değmez bana kalırsa. Zaman kaybısın.

Saint-Just 21-02-2021 18:17

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648706)
Senin de üst sınıfta olduğun durumlar var. Örneğin insan sınıfına aitsin ve güvercin sınıfından daha üsttesin. Sınıf farkı her yerde kaçınılmaz.
Sınıf ayrımları doğal işleyişin zorunlu bir sonucudur. Kapitalizm de bu açıdan doğayla tam bir uyum içerisindedir.

Kapitalizmin dünya tarihindeki yeri en fazla 600 yıldır. Ancak metafizik bir anlayış bir şeyin sonsuza kadar duracağını zanneder.

İnsanlık tarihinin başlangıcı komünal düzene dayanır. Buraya kadar hayatta kalmasının, ilerlemesinin ve beynini geliştirmesinin altındaki neden de yapılan işbirliği, dayanışma ve emektir. İnsan olarak kim ve ne olduğumuzun, bilincimizin de altında bunlar yatar.

Mars'a giden aracı yaratan sadece mühendislerin emeği değil, onu yapan parçalardan, ulaşımından, montajından, temizliğine kadar kadar bir dolu genel bir emek sürecidir. Bunların oluşmasını sağlayan kültür, bilgi, bilim ve birikim süreci de insanlığın ortak ürünüdür.

Doğal olmayan bunların sırtından geçinen parazitlerdir. Parazitlerde sağlık için çok tehlikelidir.

Bana kalırsa en az ahlaksız kadar umutsuz bir vakasın ancak yinede diğer okuyucular içinde şuraya bir alıntı bırakıyorum;

Alıntı:

Marx kapitalizmin eleştirisine günlük, sıradan bir şeyle, meta ile başlar. Kapital'in ilk satırları şöyledir:

Kapitalist üretim tarzının egemen olduğu toplumların
zenginliği, "muazzam bir meta yığını" olarak görü-
nür; bunun basit biçimi tek bir metadır. Bu nedenle,
incelememiz, metanın analiziyle başlıyor.
Marx, Kapital, s. 49


Herkes bilir ki bir meta alınıp satılan ya da eşit değerde olduğu düşünülen başka bir şeyle mübadele (değiş-tokuş)
edilen bir şeydir. Metaların insanlara yararlı oldukları için alınıp satıldıkları açıktır.

Öyleyse bir metanın iki yüzü vardır. Bir kullanım de-
ğeri, bir de mübadele değeri. Bir mübadele değeri kendini, metaların mübadele edildiği fiyat olarak açığa vurur.

Meta: Marksist olmayan iktisat yazımda "mal" sözcüğü
ile aynı anlanıdadır. ·çev.

Öyleyse bizim meta için başlangıç tanımımız şudur:
İnsanlara yararlı olduğu için alınıp satılan bir şey.

Böyle söylenince hiçbir sorun yokmuş gibi görünür. Metanın kullanım değeri yüzü ile mübadele değeri yüzü birbirine güzelce uymuş gibidir.

"Bir meta, ilk bakışta, kolayca anlaşılan sıradan bir şey gibi görünür. Metanın analizi, onun metafizik safsatalarla ve teolojik süslerle dolu çok karmaşık bir şey olduğunu gösterir."
Marx, Kapital, s. 81


İlk bakışta meta kolayca anlaşılabilir sıradan bır şey gıbı gorunse de Marx, kapitalizmde şeylerin göründükleri gibi olmadığını gösterir.

Marx'ın çözümlemesi aslında, çağdaş kapitalizmde kullanım değeri ile mübadele değerinin birbiriyle savaş halinde olduğunu gösterir.

Gelin önce şeylerin kullanım değeri yüzünü ele ala-
lım. Gelişigüzel bir ürün demeti düşünelim: Bir çay poşeti, bir çekiç, bir dürbün.

İlk gözünüze çarpan şey, kullanım değeri olarak her birinin ne kadar farklı yararları olduğudur. Gerçekten de bu yararlar her ürün için kendine özgüdür. Çay poşetini çivi çakmak ya da çekici uzağı görmek için kullandığınızı düşünün, başarılı olma şansınız pek yoktur.

Bir şeyin yararlılığı, onu kullanım değeri haline getirir. Ne var ki, bu yararlılık, havada duran bir şey değildir. Meta, cisminin özellikleriyle belirlendiğinden, o olmadan var olamaz.
Marx, Kapital, s. 50


Bu ürünlerin birbirinden farklı olmasının yanı sıra
kendilerine özgü yararları büyük ölçüde kendi fiziksel yapılarına bağlıdır.
Su geçirmeyen bir çay poşetiyle bir bardak çay hazırladığınızı, ya da mercekleri olmayan bir dürbün kullandığınızı düşünün.

Demek ki bu ürünlerin yararlılıkları tamamen fizik-
sel yapılarıyla ve parçalarının birleşimiyle ilişkilidir. Bu da yine yararlı olmalarının, kendilerine özgü belli niteliklere bağlı olduğu anlamına gelir.

Ürünlerin hammaddeleri nereden gelir? Açıktır ki
başlangıçta hepsi şu ya da bu biçimde doğal malzemelerdir. Çay bitkiden, poşeti ağaç ve sebze liflerinin karışımından gelir. Çelikten yapılmış bir çekiç, demir ve karbon bileşimidir. Mercek için gerekli cam da kum ve kireç gibi doğal malzemeden üretilir.

Kuşkusuz doğa, daha iyi, daha rahat, daha gelişkin
yaşamamızı sağlayan bu yararlı ürünlere kendiliğinden dönüşmez. Bu İNSAN EMEGİ ile yapılan, bir bakıma neredeyse sihirli bir dönüşümdür.

Çalışma, her şeyden önce, insanla doğa arasındaki bir süreçtir; bu süreçte, insan, doğa ile kendisi arasındaki madde alışverişini kendi çabasıyla yürütür, düzenler ve denetler. Doğanın sağladığı maddelerin karşısında bir doğa gücü olarak yer alır. Doğanın sağladığı maddeyi kendi yaşamında kullanılabilecek bir biçimiyle mülk edinmek üzere kendi canlı varlığının doğal
güçlerini, kollarını ve bacaklarını, kafasını ve ellerini harekete geçirir. Kendi dışındaki doğa üzerinde etkide bulunur ve onu değiştirirken, aynı zamanda kendi öz doğasını da değiştirir. Böylece, doğada uyuklamakta olan güçleri geliştirir ve bunların hareketini kendi emri altına alır.
Marx, Kapital, s. 182


Demek ki kullanım değerinin kökenieri doğa ve insan emeğindedir. Bu, sadece yakın tarihimizdeki kapitalist üretim için değil, insanlık tarihi boyunca böyledir.

İnsanlar kullanım değerini hep doğal hammaddelerden
türetmiştir. Bu üretim süreci de bizi yaratıcı, akıllı insanlara dönüştürmüştür.
İnsan soyunun çalışma süreci, hayvanları yönlendiren sezgisel eylemden çok farklıdır.

Bir örümcek, dokumacının çalışmasını andıran faaliyetlerde bulunur ve bir arı, bal peteğini yaparken bazı mimarları utandırır. Ama en kötü mimarı en iyi arıdan daha en başından ayırt eden şey, mimarın, peteği balmumundan yapmadan önce kafasında kurmuş olmasıdır. Emek sürecinin sonunda, bu sürecin başında zaten işçinin imgeleminde, yani düşünsel olarak var olan bir sonuç ortaya çıkar. İşçi, sadece, üzerinde çalıştığı doğal maddeye biçim değişikliği vermiş olmakla kalmaz; aynı zamanda, bu doğal şey üzerinde, kendi faaliyetini yürütme biçimini bir yasa olarak
belirlediğini ve kendi iradesini tabi kılmak zorunda
olduğunu bildiği amacını da gerçekleştirmiş olur.
Marx, Kapital, s. 182


İnsanın çalışması, sezgisel içgüdülerle değil de yaratıcılık ve düş gücüyle yönlendirildiği için,insanlar yaratıcı olabilir. Hem kendilerini çevreye uydurabilirler hem çevreyi kendilerine.

Kendilerine ve çevrelerindeki doğaya ilişkin şeyler keşfedebilirler. Bütün bunlar insanlık tarihinin,doğa tarihinden farklı olabilmesini sağlar. Elimizin alet yapıcı bir organa dönüşmesi, insanlık tarihinin gelişimini belirlemiştir. Marx'ın yaşam boyu dostu ve çalışma arkadaşı Friedrich Engels şöyle der:

Maymunun insana dönüştüğü binlerce yıl
boyunca atalarımızın ellerini uyarlamayı
yavaş yavaş öğrendikleri ilk işlemler çok ba-
sit şeylerdi. En ilkel vahşiler ... yinede bu geçiş yaratıklarından çok üstündü. İlk çakmak taşının insan eliyle bıçağa dönüşmesinden öncegeçen süre, bilinebilen tarihin uzunluğuyla karşılaş-
tırıldığında önemsiz görünür. Ama belirleyici adım atılmıştır; el özgürleşmiş ve bundan sonra hep daha maharetli olabilmiştir; böylece artan esneklik kuşaktan kuşağa geliştirilerek aktarılmıştır.

Friedrich Engels,
Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü



Öyleyse bizim insan olarak ne ve kim olduğumuzun temelinde emek yatar. Ernekle üretilen kullanım değerle-ri, belli emek türlerinin üzerinde çalıştığı hammaddelere
verdiği özel niteliklerden türer.

Kağıt yapmak istediğiniz ağacı, demir külçesiymiş
gibi yüksek sıcaklıktaki fırına sokmanız işe yaramaz.

Emek, farklı doğal malzemelerin taşıdığı özel niteliklerle
iş görmek zorundadır.

Kapitalizmde insan emeğinin ne hale geldiğini dü-
şünürsek, ernekte içselleştirilmiş insan yaratıcılığına
Marx'ın yaptığı övgüyü hatırlamamız gerekir.

Şimdi, insan emeğinin iki tür ürünü vardır. Bir tür,
başka işlerin görülmesine yarayan aletler ve hammaddeler olarak kullanılır. Öbür tür, insanların kendilerini
yeniden üretmek için tüketilen ya da kullanılan nihai ürünlerdir -bu, başları üzerindeki dam ya da yedikleri lokma olabilir.

İnsan emeği harcanarak elde edilen aletler ya da hammaddeler, örtük ya da olası kullanım değerleri olarak kalır. O kullanım değerlerini gerçek kılmak için ek emek harcanması gerekir.

Canlı emeğin bu şeylere el atması, onları ölüm uy-kularından uyandırması, yalnızca olası kullanım
değerleri olmaktan çıkarıp, gerçek ve etkin kullanım değerleri haline sokması gerekir. Bu şeyler, emeğin ateşiyle harekete gelir, onunla bir vücut olur, süreç içinde kendilerine düşen görevleri şevkle yerine getirmek için canlanır; gerçi, bu sırada tüketilirler; ama, bunun bir amacı vardır; geçim aracı olarak bireysel tüketim alanına veya üretim aracı olarak yeni emek süreçlerine girmeye hazır yeni kullanım değerlerinin, yeni ürünlerin yapıcı unsurları olmak üzere tüketilirler.
Marx, Kapital, s.186


Marx'ın, aletlerde (gelişmiş makineleri de bunlara katabiliriz) ya da hammaddelerde var olan potansiyeli ha-rekete geçirmek için gerekli canlı emek düşüncesi, daha sonra onun yaptığı kapitalizm çözümlemesi için çok önemli olacaktır.

Son olarak şunu da belirtmeliyiz ki Marx'ın deyimiyle "türümüzün varlığı" için emek, her ne kadar tam merkezdeyse de, o da doğaya bağımlıdır. Marx Kapital' de der ki
bu ilişki "doğanın koyduğu hiç sona ermeyecek bir insan varlığı koşuludur, dolayısıyla da o varlığın bütün toplumsal aşamalarından bağımsızdır, daha doğrusu bütün bu aşamalarda geçerlidir."

Kapitalizm tarih sahnesine çıktığında insan emeğine ne olduğu konusu ne kadar düşünmeye değerse, doğaya ve bizim doğayla ilişkimizin kapitalizmle ne hale geldiği de o kadar düşünmeye değer bir konudur.
https://books.google.com.tr/books/ab...on&redir_esc=y

Yıldıztozu 21-02-2021 19:30

Son 5 yılın intihar vakalarında komünist Tunceli birinci çıkmış.
Sözde kapitalizm fakirlerin intiharına sebep oluyordu. Görünen o ki en mutsuz şehir Tunceli ve komünizm.!
https://tr.sputniknews.com/columnist...-yogunluk-var/
Alıntı:

Saint-Just´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648713)
İnsanlık tarihinin başlangıcı komünal düzene dayanır.

Onlar bu yüzden ''ilkel'' olarak tanımlanıyor. Şimdi de komünal ilkel kabileler var. Onlar da kapitalizme geçemedikleri için ilkel kalmaya devam ediyorlar.

Ahlaksız 21-02-2021 20:07

Alıntı:

Saint-Just´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648712)
.....
Zaman kaybısın.

Ben böyleyim de, sen necisin?

Şu forumdaki komünistlerin iki tanesi bir konuya girince, o konuya yönetim eninde sonunda müdahale etme ihtiyacı duyuyor. Niye acaba?!
Bu bilgi birikiminle şu cahile bir anlatsana.!

Niye bu kadar egonuz yüksek, niye her şeyi bildiğinizi/çözdüğünüzü sanıyorsunuz, niye bu kadar gerginsiniz/sinirlisiniz?

Çünkü İNANÇLI insanlarsınız sizler. Bir düşünceye, bir ideaya, bir fikre İNANIYORSUNUZ.
O yüzden deli gibi sinirlisiniz. O yüzden eleştiriyi kaldıramıyorsunuz. O yüzden kendi aranızda herhangi bir konuda anlaşamıyorsunuz.

Alıntı:

Saint-Just´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648713)
Kapitalizmin dünya tarihindeki yeri en fazla 600 yıldır
........

Şu mesajının ilk cümlesini okudum, gerisini okumadım, çünkü gerek yok. Mesajına böyle başlayan birisinin cümleleri okunmaz.

Sana komünist literatürce empoze edilenleri burada PAPAĞAN gibi tekrarlıyorsun.
Kapitalizm dediğin şey, neolitik devrimden/dönemden beri, hatta daha öncesinde de vardı.
Müslümanlardan ZERRE farkınız yok. Müslümanlar da kendilerine empoze edilenleri din sanıyorlar ama işin aslı öyle değil işte.
Müslümana laf anlatılamayacağı gibi, bir komüniste de laf anlatılamaz.
Komünist kişi, neyin doğru/yanlış olduğunu anca kendisi bulabilir.
Bunun içinde bilgi ve IQ lazım, canım benim.

Saint-Just 21-02-2021 20:45

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648717)
Çünkü İNANÇLI insanlarsınız sizler. Bir düşünceye, bir ideaya, bir fikre İNANIYORSUNUZ.
O yüzden deli gibi sinirlisiniz. O yüzden eleştiriyi kaldıramıyorsunuz. O yüzden kendi aranızda herhangi bir konuda anlaşamıyorsunuz.

Sorma, çernobil dizisiyle getirmiş olduğun eleştiriler karşısında öyle bir sinirlendimki müdahele etme ihtiyacı hissettim. Komünizm'e karşı yöneltmiş olduğun eleştirilerin karşısında durulamıyor kardeşim. Niye bizi zor durumda bırakıp öfkeden kudurtuyorsun? Yani resmen şu eleştiri karşısındaki şu sakallının durumuna düşüyoruz;

https://i.imgyukle.com/2021/02/21/LWLlqe.jpg

Seni burdan eğitmek benim işim değil, neolitik dönem ile başlayan köleci toplum özelinde sınıflı toplumlardır. Bu dönemden önce avcı ve toplayıcı dediğimiz ilkel komünal toplum vardır ki bu toplumlarda sınıf veya sömürü yoktur. Ancak kapitalizmin ne olduğunu bile bilmeyen bir aptal neolitik dönem ve sonrasını "kapitalizm" olarak adlandırır.

Tarihsel materyalizmin açıkladığı bu dönemler ve sonraki dönemlere geçiş antropologlar tarafından da akademik yazımda doğru kabul edilir.

Bu konuda özellikle Engels'in "ailenin özel mülkiyetin ve devletin kökeni" yada Morgan'ın ilkel komünal toplulukları anlattığı kitaplarından ya da Chris Harman'ın "Dünya Halklarının Tarihi" gibi kitaplardan faydalanabilirsin canım.

https://www.yordamkitap.com/halklari...binyila-ciltli

Saint-Just 21-02-2021 21:14

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648716)
Son 5 yılın intihar vakalarında komünist Tunceli birinci çıkmış.
Sözde kapitalizm fakirlerin intiharına sebep oluyordu. Görünen o ki en mutsuz şehir Tunceli ve komünizm.!
https://tr.sputniknews.com/columnist...-yogunluk-var/


Onlar bu yüzden ''ilkel'' olarak tanımlanıyor. Şimdi de komünal ilkel kabileler var. Onlar da kapitalizme geçemedikleri için ilkel kalmaya devam ediyorlar.

Tunceli ne zamandan beri komünistmiş ben anlamadım, ki benim bildiğim Tunceli belediyesi komünistlerin eline daha yeni geçti. Daha öncesinde bir ovacık deneyimi var. Ayrıca belediye yönetimini ele alınca kapitalist üretim ilişkileri mi değişmiş oluyor?




Ee şimdi dünyada ki intihar oranlarında da kapitalist ülkeler başı çekiyor ne olucak şimdi? İş başında ölenler, yaralananlar, sakatlananlar ya da hastalığa yakalanlar istatistiklerinde de hep kapitalist ülkeler var?

Hatta bak ilginç bir bilgi ülkemiz iş cinayetlerinde pardon iş kazası ölümlerinde avrupa'da birinci, dünya'da ise üçüncü sırada. Acaba bu ölümlerin kapitalizm ile bir ilgisi var mı?

Bir yerde dayanışma ve işbirliği yüksek olabilir. Sosyal demokrasi de gelişmiş olabilir. Sosyalist bir ülke ya da toplumda olabilir. Ancak dünyada hiç bir yerde komünist bir kabile ya da toplum yoktur.

İlkel komünal topluma ilkel denmesinin sebebi komünal toplumun en basit hali ve insanlığın üretim tarzının ilk başlangıç örneği olmasından dolayı. Komünizmin "ilkel" olmasından dolayı değil.
İnsanlığın kapitalizm den sonraki sosyalist ve komünist toplum aşamaları çok daha üst düzey olacaktır. Çünkü toplumsal gelişimin yasaları böyledir.

Yıldıztozu 21-02-2021 21:47

Alıntı:

Saint-Just´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648719)

Video adeta bir cehennemi anlatıyor. Ürkütücü buluyorum.
Ulaşım herkese ücretsizmiş. O ulaşımı asla kullanmazdım.
Tüm halk birlikteymiş falan. Tam bir cehennem senaryosu.

Sınıf farklılıklarını kaldırmayı hedeflemenizi insanlığa yönelik büyük bir tehdit olarak görüyorum.
Şahsen terör örgütü listemdesiniz.

Ahlaksız 21-02-2021 21:49

Alıntı:

Saint-Just´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648718)
Sorma, çernobil dizisiyle getirmiş olduğun eleştiriler karşısında öyle bir sinirlendimki müdahele etme ihtiyacı hissettim. Komünizm'e karşı yöneltmiş olduğun eleştirilerin karşısında durulamıyor kardeşim. Niye bizi zor durumda bırakıp öfkeden kudurtuyorsun? Yani resmen şu eleştiri karşısındaki şu sakallının durumuna düşüyoruz;

https://i.imgyukle.com/2021/02/21/LWLlqe.jpg

Seni burdan eğitmek benim işim değil, neolitik dönem ile başlayan köleci toplum özelinde sınıflı toplumlardır. Bu dönemden önce avcı ve toplayıcı dediğimiz ilkel komünal toplum vardır ki bu toplumlarda sınıf veya sömürü yoktur. Ancak kapitalizmin ne olduğunu bile bilmeyen bir aptal neolitik dönem ve sonrasını "kapitalizm" olarak adlandırır.

Tarihsel materyalizmin açıkladığı bu dönemler ve sonraki dönemlere geçiş antropologlar tarafından da akademik yazımda doğru kabul edilir.

Bu konuda özellikle Engels'in "ailenin özel mülkiyetin ve devletin kökeni" yada Morgan'ın ilkel komünal toplulukları anlattığı kitaplarından ya da Chris Harman'ın "Dünya Halklarının Tarihi" gibi kitaplardan faydalanabilirsin canım.

https://www.yordamkitap.com/halklari...binyila-ciltli

Eleştirilecek bir yanınız yok ki. Neyinizi eleştireyim sizin?
İki mesaj sonra karşısındakine APTAL diyen birisine, ne dememi bekliyorsun?
Böyle mesajlar yazacağından adım gibi emindim zaten.!
O kadar kitap okuyorsun ama tanımadığın insanlarla diyalog kurmaktan acizsin.

Hem benim taktiğimin (dizi önerme) saçma olduğunu söyleyip, hem de bana kitap önererek komik duruma düştüğünün farkında da değilsin.

Tarihi komünistlerin kitaplarından mı öğreneceğiz?
''İslam tarihini Taberi'den öğrenin'' diyen bir müslümandan ne farkın var?
Hem avcı toplayıcılarda sınıf/sömürü yok dedin ya, yine çuvalladın sevgili saint just.
Avcı toplayıcılarda sınıf/sömürü olduğunu, komünist yazarlar bile yazmışlar ama senin haberin yok tabi. Sen kapitalizmin 600 yıl önce ortaya çıktığını savunmaya devam et. Belki sana inanan SAF birisi çıkar.

Ahlaksız 21-02-2021 21:57

Alıntı:

Saint-Just´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648719)
.....
İnsanlığın kapitalizm den sonraki sosyalist ve komünist toplum aşamaları çok daha üst düzey olacaktır. Çünkü toplumsal gelişimin yasaları böyledir.

Mesih ya da Mehdi bekleyen inançlı insanlardan zerre farkınız yok.
Geleceğe dair bir inanç bu.
Apokaliptik bir inanç.

Fütüristler, şu an yapay zekanın üretim aşamasında olduğunu, gelecekte yapay zekanın kontrolü ele alacağını söylüyorlar ki, bu öngörü tutarlıdır/rasyoneldir. Hatta bunun önüne geçmek için batıda dernekler filan kuruluyor.
Siz hâlâ ARTI DEĞER, TRÖST falan filan deyip durun.
Tıpkı ''Mesih gelecek, Şam'daki beyaz minareli camiye inecek'' diyenler gibisiniz. :wave:

marcos 21-02-2021 22:12

Sayın Ahlaksız

Kapitalizm 16.yüzyılda ortaya çıkmıştır literatüre göre böyledir.Ben bunun dışına çıkıp kapitalizmin sanayi devriminin yarattığı seri üretimle ben varım yaparım başarırım dediğini büyük buhranla da nihai amacının sonlandığını başarısız olduğunu varsayıyorum.Büyük buhrandan sonrası ise ara dönemdir.Başka bir "şey"e geçiş dönemidir.

Kapitalizmi kadim çağlara kadar uzattırsak Sümer Rahip Devletinin kapitalist olduğunu söylememiz gerekir.Oysa bir şey de başka bir şeyin nüveleri olması o şeyin varlığına işaret etmez kökenine işaret eder.

Sayın Yıldıztozu

Sizin savunduğunuza kapitalizm denmez siz feodalizmin en aşırı yapısını savunuyorsunuz.Neredeyse Hint kast sistemine doğal diyeceksiniz.Şunu da unutmayın insan doğası (ve tüm doğa) tek yönlü ve sabit değildir.

Dersim' de intiharların sebebi Dersim'in ağır bedeller ödemiş olması uyuşturucunun pavyonun vesaire yozluğun geniş olarak Dersim' e sokulmuş olmasındandır.

Dersim' de komünizm TKP nin belediye başkanlığı ile başlamaz çok çok eskidir Cumhuriyetin ilk yıllarına dayanır.O günden bu güne kadar devam etmiştir.

Ahlaksız 21-02-2021 23:28

Alıntı:

marcos´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648724)
Sayın Ahlaksız

Kapitalizm 16.yüzyılda ortaya çıkmıştır literatüre göre böyledir.Ben bunun dışına çıkıp kapitalizmin sanayi devriminin yarattığı seri üretimle ben varım yaparım başarırım dediğini büyük buhranla da nihai amacının sonlandığını başarısız olduğunu varsayıyorum.Büyük buhrandan sonrası ise ara dönemdir.Başka bir "şey"e geçiş dönemidir.

Kapitalizmi kadim çağlara kadar uzattırsak Sümer Rahip Devletinin kapitalist olduğunu söylememiz gerekir.Oysa bir şey de başka bir şeyin nüveleri olması o şeyin varlığına işaret etmez kökenine işaret eder.

Sayın Yıldıztozu

Sizin savunduğunuza kapitalizm denmez siz feodalizmin en aşırı yapısını savunuyorsunuz.Neredeyse Hint kast sistemine doğal diyeceksiniz.Şunu da unutmayın insan doğası (ve tüm doğa) tek yönlü ve sabit değildir.

Dersim' de intiharların sebebi Dersim'in ağır bedeller ödemiş olması uyuşturucunun pavyonun vesaire yozluğun geniş olarak Dersim' e sokulmuş olmasındandır.

Dersim' de komünizm TKP nin belediye başkanlığı ile başlamaz çok çok eskidir Cumhuriyetin ilk yıllarına dayanır.O günden bu güne kadar devam etmiştir.

Sn.marcos; Literatürde böyle olabilir ama öyle değil bence.

Kapital, sermaye, artı değer, sömürü, kölelik gibi kavramlar üzerine kurulu bir ideoloji; esasında hep vardı.

Avcı toplayıcılarda bile köleliğin olduğu söyleniyorken, kölelerin(işçilerin) ayağa kalkmasını isteyen komünistler, kapitalizmi sanayi ile özdeşleştirip, bir algı yaratıyorlar.

Sümer'de üretim de vardı, artı değer de vardı, feodalite/burjuva/aristokrasi/işçi sınıfı..vb hepsi vardı.
Kapitalizm şurada başladı demek için illa SANAYİ olması mı lazım?
Sümer'de ve sonrasındaki toplumlarda sanayi haricinde, komünist literatürün benimsediği bütün kavramların bir karşılığı var.
Ben kapitalizmi salt sanayi ile ilişkilendirmediğim için böyle düşünüyorum.
Kapitalizm denilince benim aklıma ''sömürü'' geliyor.

Mesela ateizm kavramı. Şu noktada ateistler görülmeye başlandı,o noktadan sonra ateizm başladı filan deniyor ama bu doğru değil.
Tarih boyunca bir şeye inanmayan insanlar ateistti ama kimse ateizm kavramını ortaya atmadığı için, şu kişi ateisttir demiyordu.

Yani kapitalizm Sümer'de, Akkad'da yaşanıyordu ama o dönemde kapitalizm kavramı bilinmediği için, o dönemde kapitalizm, yani benim anladığım anlamda 'sömürü' yoktur diyemeyiz ki.!

Saint-Just 21-02-2021 23:33

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648722)
Hem benim taktiğimin (dizi önerme) saçma olduğunu söyleyip, hem de bana kitap önererek komik duruma düştüğünün farkında da değilsin.

Haklısın, sana kitap önermemeliydim. Zaten anlayacak kapasiten yokki. Dizi filmlerine devam et sen canım.

Önerdiğim Lewis H. Morgan öncü bir antropologtur ve komünist değildir. Engels de kitabını yazarken ondan bir hayli faydalanmıştır.

Ben sana taberi değil, bilimsel-akademik kitaplar öneriyorum. Ancak sen istersen kendini eğitebilirsin.

Bir konu hakkında tartışma yetisini gören insan, üstüne üstlük konuyu eleştirme, çürütme yetisini gören insan en başta o konuya hakim olmalıdır. Konu hakkında en ufak bir fikre sahip olmadığın gibi bildiğini zannettiğin tek şey dizi filmlerden, internetten alınmış saçmalıklar.

Seninle daha konuşacak bir şeyim yok. İkiniz de trollük derecesinde boş adamlarsınız

Saint-Just 21-02-2021 23:36

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648720)
Video adeta bir cehennemi anlatıyor. Ürkütücü buluyorum.
Ulaşım herkese ücretsizmiş. O ulaşımı asla kullanmazdım.
Tüm halk birlikteymiş falan. Tam bir cehennem senaryosu.

Sınıf farklılıklarını kaldırmayı hedeflemenizi insanlığa yönelik büyük bir tehdit olarak görüyorum.
Şahsen terör örgütü listemdesiniz.

Ben senin hangi listede olduğunu söylerdim de, keyfin kaçmasın şimdi 😆

Khaos 22-02-2021 03:18

Bay ahlaklı ve yıldıztozu

Kendinize dair vehimlerinizi okudukça gülmekten ölüyorum.

Kapitalizm sınıflı toplum demek değildir.
Sınıflı sanayi toplumu demektir.
Köleci ve feodal toplumlar da sınıflıdır

Kapitalin ikili anlamı vardır.
Üretim araçları üzerinde otorite kuracak miktarda para ilk akla gelen eko-politik anlamıdır.
Diğer anlamı ise somut makine-techizat anlamıdır.

Bilim kapitalizm ilşkisine dair de küçük bilgi notu düşelim.
Kapitalizm bilimin fonksiyonudur
Bilim kapitalizmin değil.
Kavramsal bilginiz içler acısı.
Bilim teknoloji meta ilişkisini anlayacak birikim ve zekanız ne yazık ki yok.

Ekonomi bilimi süreç içinde sınıfsal ideolojik karakter almış olabilir
Ancak sizin bu bilimin en temel kavramlarından haberiniz yok.

O kadar cahilsiniz ki , gülünesi haliniz
öğretilebilir olmanın da ötesinde.

Elinde çekiç olan herşeyi çivi görürmüş.
Sümer tarihi okuyunca ordaki tek üretim faktörünün toprak olduğunu
O toplumun sonuçta tarım toplumu olduğunu göremediniz mi.

Aman sakın iktisat bilen birilerinin yanında
Tarım toplumu ile sanayi toplumu farkını bilmeden bu tarz analizler yapmayın.
Kapitalizm sanayi toplumuna dair bir kavramdır.
Bu kavramı komünistler icad etmedi.
Bu iktisatda böyledir.

Mülkiyetçi eko-politik yapıyı korumak için çıkan savaşlara harcanan kaynak israfı olmasa perseverance insanlı bi uçuş olabilirdi.
Rekabet piyasa teknoloji meta gibi kavramların da anlamını bilmiyorsunuz.
Optimum verimlilik bağlamında kapitalizm iflas etmiş bi sistemdir.
Paradoksal biçimde inovation düşmanıdır

Bugün yapılan herhangi bir aletde taş devrinde yapılan ilk aletin katma değeri var desem bunu anlayamazsınız.
Reel sosyalizm denen deneyimlerin komünizmden farkını da anlamadınız zaten. Hala daha komünizmi devlet sistemi zannediyorsunuz.

Küçük zavallı yaralı nevrotik egolarınızı tatmin edebilmek için yazmışsınız
Çok cahilsiniz be
Sınıflı toplym hiyerarşiktir
Efendi-köle soyutlaması ise kapitalist sınıflı toplum açısından pratik olduğu için kullanılan basit soyutlamadır.
Kapitalizm daha karmaşıktır.
Sizin gibi alt-orta sınıfların hiyerarşideki yerini göremeyeği kadar karmaşık.

Gülünç ve aptal olduğunuzun dahi farkında değisiniz.
Aşılarınızı oldunuz mu
Kendini üst insan zanneden hunili bonapartlar sizi.

Ahlaksız 22-02-2021 13:05

Sanayi ne?
Ne üretince sanayi oluyor?
Toplu iğne üretenler sanayide mi çalışmış oluyorlar?
Sümer'de ya da Mısır'da neler üretildiğinden haberiniz var mı?
Niye size empoze edilen kavramlara bu kadar tutunuyorsunuz?
Sanayi başladı, kapitalizm başladı, o yüzden proleterler yumruklarını sıkacak ve devrim yapacak filan.
Sanayiden önce yaşayan insanlar ne olacak?
600 yıl önce sanayi başladı da, 700 yıl önce yaşayanların devrim yapmaya hakları yok muydu?
Sanayinin üstüne basmak yerine, sınıfın/sömürünün üstüne bassanız olmaz mı?
Sanayi de sanayi. Hay sanayinizin..

Proleter filan.
Sümer'de ya da Roma'da proleter yok muydu?
Size göre yok.
Siz tarihi, tıpkı hristiyanların İsa'nın doğumunda başlattığı gibi, sanayinin kuruluşundan başlatan inançlı/dogmatik insanlarsanız.
Bu basmakalıp düşüncelerle/inançlarla yaşadığınız için de, bugün Mars'a ulaşan siz değilsiniz işte.

ilahimasal 22-02-2021 13:41

Marsa onlar ulaşamadıysa sen mi yada siz mi ulaştınız ? Siz kimsiniz ? Ben onlardan değilim diyorsan sen kimsin? Niye avukatlıklarını yapıyorsun?
Marsa ulaşılınca senin fayda na olan nedir.?

İslam ile komünizmi aynı kefeye koyup ikiside inanç diyorsun ya! İslamda actigin başlıklar da " becayiş " yada " şeyhe lutufta bulunma" iddialarına bakıp komünizmi aynı yere koyma hastaliginmı nüksedip duruyor.

İslamı bunlardan sebep midenin kaldırmadığını anladık. Terk de ettin onuda anladık. Şahsi travman bile olabilir tamam da , komünizmi elinin tersi ile iteklerken dahi bir tek söylemin yok .
Komünistler marsa niye gidemedi , açıklayın komunizler ne ?

Komünistleri , kapitalist şeref yoksunlarının , insana şimdilik faydası olmayan , sırf kendi koydukları kanunlardan türeyen , sömürücü piramitin tepesindeki itlerin bok paralarını aklamak için teknoloji , gelişim , ilericilik diye ortaya koydukları işlerle niye kıyaslıyorsun? Niye onlar gibi olmaları gerektiği algısını yaratıyorsun. Bu duruma eroininden kumarın ve mars hikayelerine bir sürü örnek verilir.

Mesela marsa gitmek benim çok ta mikimde ama sen diyorsun ki mikinizde olmalı.
Tamam sen onlarla marsa git ve becayiş derdinden , şeyhe indirme korkundan kurtul.

Hele o porno izleyipte kendinizi o SIMILASYONUN içinde hissetme duygunuz yokmu ......

Ahlaksız , senin komünizmi istemezuk triplerin müslümanın ki ile aynı , söyleyiş biçiminizin farklı olması seni onlardan ayıramaz. Sen git diyanet e akıl ver. Komünistlere değil.

Becayiş inancın seni kör etmiş.

Khaos 22-02-2021 14:13

Bay ahlaklı
Tutarsızlıklarınızın sonu yok gibi.
İnsan virüstür diyorsunuz, sonra bu virüsün başka gezegenlere bulaşmsına güzelleme yapıyor
Bunu da bilimsel bilgi yerine kapitalist üretim biçiminin başarısı olarak sunuyorsunuz.

Cehaletiniz de sınır tanımıyor.
Tarım toplumu ile sanayi toplumu kavramlarını komünizme ait zannediyor,antikomünistlik adına inkar etmeye kalkıyorsunuz.

Pesimist taklidi yapan hayalkırıklığı içindeki bi humanist gibisin.
Dilinde aynı klişe.
Siz inançlısınız siz dogmatiksiniz falan filan.
Birilerine misyon yakıştırıp sonra yakıştırdığı misyon üzerinden çapsız eleştiri getirmek için bu derece çırpınman çok komik.
Absrd yazıyosun
Temeli yok çerçevesi yok içeriği yok
700 yıl önce yaşayanların devrim hakkı yokmuydu diye sormuşsun
Hiç bi anlamı olmayan zırva bi cümle

"Siz gidemediniz onlar gitti "

Sen covid atlatmadığına emin misin.
Aklın başında mı.
Bu kadar saçmalarsanız freudyan analizler yapmak zorunda kalıcam.

Ne üretince diye sorulmaz
Nasıl üretince diye sorulur sanayi toplumunu anlamak için.
O nedenle marks kapital'e meta analiziyle başlar

Yıldıztozu 22-02-2021 20:27

Ahlaksızla benim konumum farklı.

Ahlaksız sömürü ve sınıfın tarih boyunca hep var olduğunu ve bu nedenle komünist fikrin bir hayal olduğunu söylüyor.
Bu konuda haklı. Çünkü ilk canlılıktan beri 4 milyar yıldır sömürü ve sınıf farklı biçimlerde hep var olmuş, hala var ve muhtemelen var olmaya devam edecek.

Bense komünist sistemde yaşamayı tercih etmeyeceğimi vurguluyorum. Sınıfsız bir sistemi ben kendi egoma, hayata bakışıma vs. uygun bulmuyorum.
Bu bir tercih olduğu için cahillikle veya yanlışlıkla suçlanamaz.
Mavi rengi sevmek cahillik midir, ya da yanlış mıdır. Hayır değil, komünizm karşısındaki tercihim de bunun gibi.

Ahlaksız 22-02-2021 21:20

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648736)
Ahlaksız sömürü ve sınıfın tarih boyunca hep var olduğunu ve bu nedenle komünist fikrin bir hayal olduğunu söylüyor.

Aynen öyle sevgili yıldıztozu.

İnsan var olduğu müddetçe sömürü olacaktır. Bunun önüne geçilemez.

Şüpheci Dinsiz 22-02-2021 23:04


spartacus 23-02-2021 04:59

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648738)
Aynen öyle sevgili yıldıztozu.

İnsan var olduğu müddetçe sömürü olacaktır. Bunun önüne geçilemez.

Sevgili Ahlaksız, önüne geçilebilir ancak seninde dahil olduğun insan motifiyle olmaz, anlayamaz da, kavrayamaz da, ama sizlerin kavramaması, ölçüt ve esas alınamaz.

Bir kaç şey daha, kapitalizm dendiğinde, madem bir miladdan söz edilecek, manifaktürü de anlamak gerekir, yani toprak dışı üretimi, o ilk atölyeleri. Böylece sanayi anlam kazandı, bu bir süreçtir. Hatta zanaat ile sanat arasındaki farkı bile sırf kavramların tanımı bakımından değil, hangi maksatla, temelde üretildiğiyle de anlamak gerekir (:, örneğin bir ayakabı üreten birisine, diğeri, şahane olmuş tam bir sanat eseri der, oradan birisi çıkar der ki, sanat değil zanaat (ürünü) der, bir başkası sanatsal tasarım olarak ortaya koyar, ama bu ortaya konanı, bir başkası alıp, ticaret malına çevirip, seri üretimle pazara sürüyorsa, o artık sanat eseri değil, metadır, burada dahi yabancılaşma sözkonusu olur(tabi bir de diğer yönüyle, her sanatçıyım diyeni sanatçı sanmaya da başlarız, neyse)...

Siz mevcut durum ve koşula bakıp, geçmişe doğru da aynı çerçeveden bakıyorsunuz, bu öznelliğin oluşturduğu bir dezavantaj diğer yandan da zaaftır. Hal böyle olunca, 10.000 yıl önce kapitalizmin var olduğunu, insanın aynı karakterde olduğunu vs düşünüyorsunuz, insanı da, anadan doğma hazır bir paketle doğmuş gibi düşünüyorsunuz -ki bu bilime de, insan biyolojisine de aykırı, bir çok edininiz, hatta seni bu biçimde konuşturan anlayışında dahil, sana ait değil, koşul-çevre eliyle edindiğin şeylerdir..

Sistem, sömürünün sistematik, yapısal olması farklı bir şeydir, kişilerin bireysel davranışları farklı. örneğin İran'da deistlerde dahil dinsizlerin oranının %40-50 lere dayandığından söz ediyorsun ama aynı zamanda da, iran'ın ve toplumun ve insanlarının da asla değişmayeceğini söylüyorsun, bunu direk yapmıyorsun elbette, anlayışın bu biçimde, yani muhafazakar bir edinime sahipsin ve ben bunu da normal buluyorumi neden normal görüyorum çünkü sistem bu, toplum belli, malzeme, çevre-koşullar belli...

Hiç bir toplum ve hiç bir insan toplumu bir anda değişmez, değişim yüzyılları bulabilir, dolayısıyla bir yüzyıldaki genel kanı, anlayış(zihniyet), koşul ve mecburiyetler üzerinden olan ve olası olan tüm yüzyıllara dair mutlak ve sabit yargılar oluşturulamaz. Söylediklerin şu an için, şu ve bu koşullarda geçerlidir. Değişimin temel, koşullardır. Koşul değişirse, canlı, cansız şeyler de değişir...

Yanlış anlama, ama ekonomi-politik, bilimsel, akademik zeminlerde, temellerde yazışmaz şansımız yok.

Yıllarca AKP'ye oy vermiş birisini düşünüyorum, bir dönem sonra ise ellerim kırılsaydı da oy vermeseydim diyebiliyor, peki dğeişen ne? İşte bu sorgulanır, değişen ne?... Yoksa 10 yıl önce o kişiye ellerin kırılsın, oy verme demenin o kişinin o anki yargılarına göre, o kişiyi baz aldığımızda anlamı yoktur, ama söylenmesinin anlamı vardır. O kişi o zamanlar mutlak yargıya sahiptir ve kendisinden emindir, asla başka türlüsünü düşünmeyeceğini zaten başka türlüsünün olamayacağını da söyleyebilir... Kısaca şnsanalrın çoğu, sistemin de aşıladığı haliyle, bana dokunmayan yılan bin yaşasın anlayışını içselleştirmiştir, başına geldiğinde anlıyor ve doğrusu değişimi de başına gelenler sağlayacak, başına hal gelmeyenler önem arzetmiyor, arzetmiyor çünkü hareket, eylem, tepki, kısaca motor gücü temsil etmiyor, bu kişilere bakarak da, sisteme dair bir kanıya varılamaz. derler ya, altın kuru diye, altına edene kadardır, bir de altı daima ıslak olanlar vardır, ucu, ucuna getirip de tutamayanlar ve sömürü sistemlerinde altı kuru olanların oranı çok düşük olmaktadır...

Örneğin AKP iktidarı, dünya böyle olsaydı, sen bu halde başka türlü olmaycağını çünkü insan var olduğu müddetçe sömürü (soygun) olacaktır. Bunun önüne geçilemez diyecektin, oysa her ülke böyle değil... Türkiye toplumu ve AKP kleptokrasisi insan ise, diğer ülkelerdeki ne, o ülkelerdekiler insan ise buradakiler ne? Çok çeşitli faktörlerle, çok çeşitli kıyaslar yapabilirsin ve bu çeşitlilik de, saltıklaştırıp, mutlaklaştırdığın anlayışına terstir ve sandığın gibi, dünyaya henüz bebek olarak ve boş bir bilinçle gelmiş insanaın, önceden yazılmış bir kadere, gökten inmiş bir ayete tabi değildir ve ne hali varsa, bu halinin mutlak ve bebeklikten edindiği anlayışın ve genelleyişin geçerli değildir, o çeşitliliğin temelin de yatan tek, tek kişilerin düşüncesi de değildir, koşullardır(çevre, yaşam biçimi=koşullar)...

Senin mantığınla dahi kapitalizm uzun yaşamaz, insan var olduğu sürece sömürü olacaktır diyorsun, sömürülenler de insan olduğuna göre, sömürenlere göre 60.000 kat daha fazla olduklarına göre, 60.000 kat fazla olanın farkındalık oranını düşünmek gerekir, kapitalizm kendi sonunu getirecek olan sınıfı kendisi yaratır, her sömürü sistemi açısından bu böyledir... neyse böyle başlar, sonra sorgulanır ve sonra çözüm aranır, kapitalizm egemen sistem olarak yeni bir sistemdir, daha baharında sorgulanmaya başlanmış bir sistemdir ve 3. dünya ülkelerinin durumu hem ekonomik ama hem de kültürel olarak içler acısı ise de, ölçüt değildirler(elbette toplumsal tepkiler daha yüksektir, canı yanan çok daha fazladır, ama hedef tayini sorunludur), asıl patlama, zengin kapitalist ülkelerin, kaynağının tükenmesiyle patlak verecek, bu salt doğa olarak değil, diğer ülke toplumlarındaki değişimler de, büyük kapitalistler için ciddi tehdit oluşturmaktadır. yani kısaca bu ülkele toplumalrının bilinçlenmesi istenmemektedir, her türlü kurum ve kuruluşuyla sistem buna çalışsa da, tam anlamıyla engel olma ve gelişimi durdurma imkanlarına sahip değildir.

Mars, Venüs vs derken, sizlere bol, bol gezegen masalları da anlatmaktadırlar, ancak aradıkları değerli kaynakların sömürüsünün, çıkarlarına hizmet edebilmesinin bedeli ağır olmaktadır. Astarı yüzünden pahalı. Bununla birlikte, altın, gümüş, elmas gibi madenler yiyecek değiller, astarı yüzünden ucuza gelse bile bu seferde ilgili madenlerde ciddi piyasa-değer kaybı yaşanacak,sistem böyle işliyor kapitalizm çelişkiler yumağı... başka bir yönden de, ekmek bol olursa ucuzlar, işsizlik oranı tutulabildiği oranda ne kadar yüksek tutulursa, kapitalsitin çıakrı o kadar artar vs. ama insanlığın(toplumların) zararınadır... neyse dediğim gibi, ekonomi-politik, akademik, bilimsel derinlik sağlayamadığımz daha metaya dair dahi konuşamadığımız için, olabildiğince kaba ve yüzeysel yansımalardan söz edebiliyoruz...

Ahlaksız 23-02-2021 12:25

Gerçekçi değilsiniz, insanlara umut pompalıyorsunuz sevgili spartacus.
İstediğiniz devrimi yapın, mevcut primat beynimizi değiştiremezsiniz.!
Sürüngen beynimizin üzerine memeli beyni, memeli beyni üzerine primat beyni gelebildiğine göre, primat beynimizin üzerine bencillik yanlısı olmayan, hoşgörülü/rasyonel bir beyin gelebilir mi? Gelebilir. Gelecekte ne olacağını bilemeyiz. Primat beynimizin böyle bir değişim geçirmesi için gereken süre çok uzun olacaktır ama yapay zeka bu olasılığı bertaraf ediyor. Yani değişimi beklemeye zamanımız yok.
Yani sizin değişim ya da çeşitli toplumlar gibi klişe sözlerinizin bir anlamı yok.
Kapitalizmin yapay zekayı ortaya çıkarması, komünizmi ilga etmiştir. Çünkü yapay zekanın hızına, geçmişin dogmalarını savunarak yetişemezsiniz.

Bu söylediğim şeyi, şöyle de düşünün. Bugünün Türkiye'sinde geçmişte kalan Atatürk'ün her söylediği tekrarlanarak çağa ayak uyduramazsınız ya da bugünün Türkiye'sinde geçmişin Muhammed isimli peygamberine sarılarak çağa ayak uyduramazsınız.
Çağa ayak uydurmak için, çağa uyum sağlamak zorundasınız ve bunun yapılması için Marks'a başvurmamızın abukluğunu anlamanızı da beklemiyorum açıkcası. Çünkü inanç zihne bir perde çeker/çekiyor.

spartacus 23-02-2021 13:23

Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648752)
Gerçekçi değilsiniz, insanlara umut pompalıyorsunuz sevgili spartacus.
İstediğiniz devrimi yapın, mevcut primat beynimizi değiştiremezsiniz.!
Sürüngen beynimizin üzerine memeli beyni, memeli beyni üzerine primat beyni gelebildiğine göre, primat beynimizin üzerine bencillik yanlısı olmayan, hoşgörülü/rasyonel bir beyin gelebilir mi? Gelebilir. Gelecekte ne olacağını bilemeyiz. Primat beynimizin böyle bir değişim geçirmesi için gereken süre çok uzun olacaktır ama yapay zeka bu olasılığı bertaraf ediyor. Yani değişimi beklemeye zamanımız yok.
Yani sizin değişim ya da çeşitli toplumlar gibi klişe sözlerinizin bir anlamı yok.
Kapitalizmin yapay zekayı ortaya çıkarması, komünizmi ilga etmiştir. Çünkü yapay zekanın hızına, geçmişin dogmalarını savunarak yetişemezsiniz.

Beyin dediğin, bilgi, edinimler, önceden bilinen ve şartlanılmış davranışlar bakımından boş bir balondur(bu bakımdan tecrübeyle, çevre, koşullar ve ilişkilerle sonradan edinilir), bilim dışı argümanlara yaslanıyorsun.
Gelecekte ne olduğunu bilemeyiz diyen de, asla değişmez, sömürü mutlaktır diyen de sensin, neredeyse her argümanınla çelişiyorsun.
Hoşgörü demişsin, davranışlar EDİNİMDİR, açlık, susuzluk, tuvalet vb gibi temel ihtiyaç dediğimiz ihtiyaçlar gibi düşünülemez. Hasılı sen bunların verili koşullarda NASIL KARŞILANDIĞINA bakıp, ona göre kaide oluşturuyorsun, işte dogmatik yaklaşım aksine buna denir.. edinim = edinmekten gelir, böylece edinimin nereden, hangi çevre ve ortamlarda, kısaca hangi koşullarda ve nasıl sağlandığı önemli hale gelir(işte bilimsel yaklaşım buradan sağlanabilir, ama sen daima, kişi şöyledir, kişi böyledir temelinde, üstelik davranışlara dair ve subjektif yaklaşıyorsun). Davranmak, neye göredir? özünde davranışlar, davranmak fiil kökünden gelir, neye göre, nasıl oluşur ve kanıksanırlar? neye göre ise, verili tutum da değişimi de, ona göredir...

Anladığım kadarıyla sömürüyü de bir hoşgörü meselesi olarak görüyorsun, bir türlü bilimsel zemine giremiyorsun...

İHTİYAÇLARIN NASIL KARŞILANDIĞINI İNSANIN beyini değil, esasında KOŞULLAR belirler, , koşullar hangi yönde ise, koşullar neyi, nasıl dayatıyorsa(! davranışlar konusunda en önemli faktörlerden birisidir), nasıl edinirse, nasıl öğrenirse, nasıl yönlendirilirse öyle davranır. İşte bu nasılların muhatabı koşullardır ve bizlerin tahlilleri de KOŞULLARA DAİRDİR(nasıl itiraz edebilirsin? inançla mı, keyfiyetle mi? Yoksa, olgulara dayalı, nesnel, bilimsel tahlillerle mi?). tamamen farazi, subjektif bir biçimde, bilim dışı bir yol izleyerek yargılar oluşturuyorsun ve böylece dayatmaktan başka bir argüman geliştiremiyorsun.
Alıntı:

Ahlaksız´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648752)
Bu söylediğim şeyi, şöyle de düşünün. Bugünün Türkiye'sinde geçmişte kalan Atatürk'ün her söylediği tekrarlanarak çağa ayak uyduramazsınız ya da bugünün Türkiye'sinde geçmişin Muhammed isimli peygamberine sarılarak çağa ayak uyduramazsınız.
Çağa ayak uydurmak için, çağa uyum sağlamak zorundasınız ve bunun yapılması için Marks'a başvurmamızın abukluğunu anlamanızı da beklemiyorum açıkcası. Çünkü inanç zihne bir perde çeker/çekiyor.

Kafan almıyor, MARX'A değil, içinde yaşadığmız mevcut koşula göre analiz ediyoruz, bu zaten kendiliğinden yani zaten doğal olandır, değil insan, bir solucan dahi her an ortamla ilişki halindedir -öyle değil mi? (oysa sen, bir solucan kadar dahi duyarlı olamamaktan yanasın, işte ne yazık ki, senin inancın peygamberlere muhtaçtır, senin adına düşünecek, senin adına karar verecek(ki senin adına sistem ve kurumları -din kurumu da içinde ve din sadece tanrı ile ilgili bir konu değildir-) ve sen bu sorunu aşamadığın için, herkesi kendin gibi sanıyorsun, haliyle kıyasların da bu biçimde oluyor, başka türlüsünü düşünemiyorsun). Konu başlığına olan yaklaşımınız dahi esasen yanlış, ama bimiyorsunuz... Kafan almıyor, evrim teorisinden söz edilirse, Darwin'e başvurulmasının -başvurulmasa dahi- abukluğundan söz ediyorsun. Atatürk söylemin ise tamamen alakasız, o yoldan geçen, bunu iliklerine, bilinçaltına kazıyan kendinsin, aşamamak gibi bir sorun yaşıyorsun, o sebeple aşırı dar bir çerçeveye sahipsin. Galileo, dünyanın döndüğünü söylemiş, sen diyorsun ki ben dünya dönüyor diyemem, dersem çağdışı olur, çünkü Galileo demiş, ne yazık ki bilinçaltına işlemiş olan bilim dışı, subjektif düşünme model ve klişelerini aşamıyorsun, oysa dünya döndükçe, dünyanın döndüğünün söyleminin kişi, çağlarla ilgisi olmadığı gibi, asıl önemli olan dünyanın dönüp, dönmediğidir(asıl önemli olan burasıdır, sosyal bilimler açısından da, ekonomi-politik açısından da durum böyledir, örneğin kapitalizm çelişkiler yumağı bir sistemdir, gerçek anlamda sürdürlebilirliği mümkün olmayan bir sistemdir-ki aslında süregiderliğin esasen sağlanamadığı, sömürüye de(çatışma temeldir) dayalı bir sistemdir, bu bir söylem olmaktan öte, nesnel hal, durum, koşul=>olgu olması, öyle olmasıyla ilgilidir, sen buradan peygamberlik, Muhammed gibi edebiyat yapıyorsan, bu senin cehaletinden ileri gelir ve evrim karştıları da Darwin'i peygamber ilan eder, senin adına şaşırmıyorum, zira meseleyi nasıl okuduğun da, konudan ne kadar uzak ve vasıf olmadığın da, ne kadar bilinçsiz olduğun da açıkca ortada, ama insaf OLGU'dan söz ediliyor, bir tülü aşamadığın ve ayetsiz düşünme becerisi gösteremediğin anlayışınla, ayetlerden değil. Kaldı ki sömürüden söz ederken insanı baz alıyorsun, ama sadece sömüren tarafıyla yaklaşıyorsun, sömürülenin de insan olduğu ve farkındalık oluşturabileceğini, çözüm arayabileceğini kabul etmiyorsun, bu durum bilimsel perspektiften yoksun bıraktığı gibi, dar bir perspektifle tutarsız bir tutum sergilemene de neden oluyor.

Bilimin güncel evrim çalışmaları, nasıl ki, Darwin'in yaşadığı yüzyıl öne sürülerek, çağa ayak uydurmamak olarak adlandırılamaz ise, kapitalizm koşulları, yaşam koşulları için de bu geçerlidir. Kaldı ki, evrim bir olgudur, yani bu olgu kişilerin iradesinden de bağımsızdır, yani evrim, darwin var dediği için var olan, yok denirse yok olacak olan bir şey değildir. Kapitalizm de Marx şöyle ya da böyle söylediği için değil, sistem nasılsa Marx öyle söylemektedir(zaten çeşitli karşıt görüşlerin temel sorunu budur, o yüzden seninde yaptığın gibi, manipülatif, bilim dışı argümanlar üretmek zorunda kalırlar), daha sen bugüne kadar bir şeyin nasıl-ne olduğu ile, söylemin ne olduğu arasındaki farkı kavrayamadın, yani atıyorum dünyanın dönmesi ile döndüğünün söylenmesi arasındaki farkı anlayamıyorsun, öyle söylendiği için dönmüyor, döndüğü için öyle söylenmeli ve sen döndüğü için, dönüyor söylemini dogma olarak görüyor bir de ilk olarak kim söyşemiş, hangi tarihte yaşamış ona göre belirlemeye çalışıyorsun(her yazışmamızda görüyor ve tekrar ediyorum)...

Sen 21. Yüzyılda çevreni, dünyayı, yaşamını, yaşam biçimini analiz edemiyorsan, bu senin sorunun ve bu, senin en önemli sorunun.

Kısaca mesele Marx değil, Darwin değil, mesele senin bu insanlardan çok daha geride olman, sadece gerilik değil, tüm algılarının kapalı olması, yorumlama yetilerini, görme edinimlerini tamamen yitirmiş olmandır da. Aymaz bir biçimde çağdan söz edebiliyorsun... Bu durumu, herhangi bir evrim karşıtının Darwin'i öne sürüp, evrimi ret etmesi ve ardından da sana nilimden, çağdaşlıktan söz etmesi gibi düşünebilirsin..

Hiç bir yazımda Marx şöyle demiş demiyorum, çıkacaksın, verili koşulda, MEVCUT, GÜNCEL OLARAK, öyle olmuyor, böyle oluyor diyeceksin, yapamıyorsun, sana kalan evrim karşıtlarının yaptığı gibi, çarpıtmak, safsata ve manipülasyon, bu ifadelerimi de doğru anlamıyorsun, ben sana evrim akrıtısın demiyorum, onlardansınd emiyorum, aynısın demiyorum, mesele ekonomi-politik, sosyal bilimlere geldiğinde onlar gibi davranıyorsun diyorum, anormal bir durum olarak da görmüyorum, aşılandığın çerçeve bu. hani yandaş medya zam haberi verir, zam demez, düzenlemeye gidildi der, neden yapar bunu?

Mantığın da şu; diyorsun ki, insan toplumunun %70'i evrime karşı, anlamıyor, haliyle bilime de, bilim kurumlarına da, teorilere de gerek yok, zaten Darwin'de, evrim de(!) 19. yüzyılda kaldı, artık çağdaş olmalı, bilimi bırakmalı. Mantığın bu biçimde işliyor, işlemiyorsa bile onları aşan argüman koyamıyorsun ortaya, bir kere evrimi kabul etmiyorsun(bir an öyle düşün).

İşte son cevabında dahi, dikkat edersen bin yıl sonra mı olur, 100 yıl sonra mı olur yönünde kıstas oluşturmaktasın, o halde, bilim yapılabilmesi için, bilim için, tüm insanalrın evrimi kabule tmesi mi beklenmeli? Bu tür kıyasların anlamsız, konuyla da ilgisi yok, kızıyorsun biliyorum, ama gerçekten de ahmakça. Bilinç, düşünce, görüş üzerine konuşuyorsun, çıkıp görüş ve düşünce olamayacağını iddia etmiş oluyorsun, bırak bunu, görüşler açısından kafa-kelle sayısı da önemli değildir, bugün düşük bir oranda olur, yarın yüksek bir oranla ifade edilir, bu bir süreçtir...

Şimdi sen bir yerde dinlere dair yazıyorsun, dinlerin bilimle bağdaşmadığını, insan uydurması olduğunu vs söylüyorsun, seninle şu konuda gösterdiğin kafaya sahip diğeri çıkıp diyor ki, senin bu söylediklerin dogma, çünkü insanların çoğu bir tanrıya inanıyor ve çeşitli dinlere mensup... Bu yaklaşım safsata değil mi? Neresinden tutsan akıl-mantık yoksunu, yaptığın bu...

Sonra yine koşullardan, egemen ideolojiden aldığın açık ve net olan MANİPÜLE etme davranışı sergiliyorsun, şöyle ki; iradelerden, kişi iradesinden bağımsız olgulara dair paylaşılan tahlillerde, ilgili tahlili, objektif olarak ele almak yerine, insanlar şöyle inanır, böyle biliyorlar, şöyle yaparlar vs diye dönüyorsun -bu safsatadır. Bunları dogmatik olmayan argümanlara, bilimsel argümanlara karşı bir çeşit sindirim, hazım sorunu olarak, manipüleci anlayışınla yapıyorsun...

Bak bu cevabında dahi, zamanımız yok, geleceği bilemeyiz gibi argümanların safsatadır, cevap verdiğin konu açısından safsata. Zamanının olup, olmaması, evrim teorisini çürütmez, dogma da yapmaz, geleceği bilip, bilememen, veya şu ya da bu düşünürün şu ya da bu zamanda yaşamış olması, senin verili koşulda yapacağın tahlillere ve çözümlemelere engel değildir. Ben buradan(durduğum noktadan) sana baktığımda ne görüyorum? Evrim karşıtlarının açısı, yöntemlerini görüyorum. Bu ifademi kişisel alıyorsun, benim ise izah edebilmek ve anlayış oluşturmanı sağlamak için kullanmak zorunda kaldığım bir ifadedir. Kendinle, evrim karşıtlarını veya herhangi bir dindarı(dinci değil) kıyaslaman lazım, ben sana evrim karşıtısın ve onlardansın demiyorum, bu kıyası yapabilmen için done sunuyorum...

Yıldıztozu 23-02-2021 18:55

Mars'a bu aracı gönderebilmek için işçilerin fazla çalıştırılması gerekmişse bunda bir sorun yok. İnsanlık için uygun olanı bu.
Milyon dolarlık son model bir araba için işçilerin çalıştırılması ve hatta zaman zaman aç kalması gerekmişse bunda da bir sorun yok.

İnsanlık dediğimiz zaman azınlığa çoğunluğa bakılmaz. Bir bütün olarak neye sahip olduğuna bakılır. Son model lüks bir araç insanlığa ait bir tablodur, onu kullanan 3-5 kişiye değil.

İnsanlık değerlendirilirken dış dünyadan bakmak gerekir. Bir uzaylı dünyamıza ziyarete gelecek olsa, kapitalist dünyadan daha fazla etkilenirdi. Geldiğinde lüks araçlar, son model teknolojiler vs görerek ''İnsanlık neler yapmış böyle'' diye etkilenecektir.

Kapitalizm insanlığa hitap ederken komünizm bencilce-sencilce bir yaklaşım sergiler.

İşçiler lüks araçlar karşısında gurur duymalıdır. Kendileri sahip olamasalar bile o aracı insanlık adına değerlendirmelidir.
İşte bu duyguya ulaşabilmek üst seviyedir, komünist fikirden daha üst boyuttadır.
Komünizm yerine insanlık vurgusuna odaklanılmalı.

Şüpheci Dinsiz 24-02-2021 04:14

Sevgili Yıldıztozu,
Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648716)
Son 5 yılın intihar vakalarında komünist Tunceli birinci çıkmış.
Sözde kapitalizm fakirlerin intiharına sebep oluyordu. Görünen o ki en mutsuz şehir Tunceli ve komünizm.!

Bütün hücrelerine dek anti-komünist yapılanmış, tekçi, ırkçı, dinci bir devletin demir mengeneyle sıktığı bir coğrafyadır Dersim. Şehrin-ilçelerin girişinde-çıkışında bariyerli karakolların içinden girip çıkarsınız, tepenizde drone'lar uçar, askerler-polisler sürekli devriye atar. Şehirde fink atan ajanların haddi hesabı yoktur.

Munzur Üniversitesi dinci baskı mekanizmasının, tarikatların üssü olarak işlev görür. Üniversitede okurken İÜ'nde polis-ajan öğrenciler vardı, kimliği açığa çıkmış birine "zaten polis miydin, öğrenci olduktan sonra mı ajan oldun" diye sormuştum, zaten polismiş. Bu durumun Türkçe'si şu; devlet canı isterse ajanlarını ÖSS'ye sokup kazanmış gibi kayıt düzenleyip kimlik veriyor, istediği yere sokuyor. İÜ'nde uyuşturucu satanlar vardı, en az biri polisti. Türkiye'de sırtını devlete yaslayan meşhur 'vatansever' mafyaların sicilini okuyun, mutlaka uyuşturucu satmışlıkları vardır. Munzur Üniversitesi şu an böyle bir yer, bir dejenerasyon-asimilasyon üssü. Orada da uyuşturucu satan 'vatansever' mafyalar var.

Daha sayayım mı, dayak var, işkence var, gözaltı var, gözaltında kaybetmeler var, bunlar çok olanlar.

Dersim'de insanlarla epey sohbet ettik, özellikle gençlerle. 70'li yaşlarda bir abi anlattı, bir ara oraya giren çıkan malların faturalarını, gramajlarını didik didik kontrol ediyormuş devlet. Bu abi TIR şoförüymüş, çuvalla un getiriyormuş. Çuvallardan biri 150 gram fazla geldi diye bir TIR gıda malzemesini şehre sokmayıp geri göndermişler.

Dersim'li çocuklar bu baskı nedeniyle yurtdışına gitmek istiyor. 3 günlük ziyarette bile fark edilebilen bir durum bu. Çocukların intihar etmelerinin sebebi komünizm değil, kapitalizmin-->faşizmin tükettiği umutlar.

spartacus 24-02-2021 09:11

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 648755)
Mars'a bu aracı gönderebilmek için işçilerin fazla çalıştırılması gerekmişse bunda bir sorun yok. İnsanlık için uygun olanı bu.
Milyon dolarlık son model bir araba için işçilerin çalıştırılması ve hatta zaman zaman aç kalması gerekmişse bunda da bir sorun yok.

İnsanlık dediğimiz zaman azınlığa çoğunluğa bakılmaz. Bir bütün olarak neye sahip olduğuna bakılır. Son model lüks bir araç insanlığa ait bir tablodur, onu kullanan 3-5 kişiye değil.

İnsanlık değerlendirilirken dış dünyadan bakmak gerekir. Bir uzaylı dünyamıza ziyarete gelecek olsa, kapitalist dünyadan daha fazla etkilenirdi. Geldiğinde lüks araçlar, son model teknolojiler vs görerek ''İnsanlık neler yapmış böyle'' diye etkilenecektir.

Kapitalizm insanlığa hitap ederken komünizm bencilce-sencilce bir yaklaşım sergiler.

İşçiler lüks araçlar karşısında gurur duymalıdır. Kendileri sahip olamasalar bile o aracı insanlık adına değerlendirmelidir.
İşte bu duyguya ulaşabilmek üst seviyedir, komünist fikirden daha üst boyuttadır.
Komünizm yerine insanlık vurgusuna odaklanılmalı.

Yarar-zarar meselesine bir bütün olarak bakılabilir, deli saçması pragmatizm üzerinden değil. Elbette pragmatizm fiili anlamda anlam arz edebilir ama felsefi, düşünsel zeminde kullanımı deli saçmasıdır.

Ortaçağ da insanlığın yararınadır, nasıl hangi açı ve çerçevede baktığınız önemli...
Örneğin AKP iktidarının 3'e mal olacak bir işletmeyi veya bir yolu, 100'e yapması, gibi, meseleye sadece yol olarak bakarsanız yararınadır, hüloculuğun nevi şahsına münhasır mutlak bir belirleyeni yoktur.

Ortaçağ olmasaydı insanlık 1.000 yıl aha ileride, sömürü ve kölelik sistemleri olmasaydı insanlık 3-5.000 yıl ileride olabilirdi. Kapitalizmin yararı-zararı konusunda çok yönlü düşünmek gerekir. Kapitalizm yandaşlığından öteye geçemeyen ve genelde kendi çıkarıyla düşünenler sanıyor ki, kapitalistin kar hırsı, sömürü hırsı insanlığın kazanımlarında motive edici tek ve temel unsur olmaktadır. Oysa bu konuya da bir bütün olarak bakılmalı, kapitalizmin karakteri, insanlığın ilerlemesini, bilimi, teknolojiyi, emeği, ihtiyaç ve talepleri manipüle edici rol oynar, esas olarak temelde oynadığı rol budur. Ve bu rolüyle, yarar-zarar hanesinde, zararları ağır basar. Birde kapitalizm koşullarında emek gücünün, manipüle edilmesi söz konusudur.

Ortaçağda soyluların nasıl yaşadığı, nasılda lüks içinde yaşadığı öne sürülerek, ortaçağın insanlığın yararına olduğunu, insanlıktan kastedilenin de, sadece soylu sınıfı olduğunu, insan olarak da sadece soyluların görülüyor olması, buradan hareketle insanlıktan söz etmek, ahmakçadır, değilse iki yüzlü bir propagandadır.

Dünya nüfusunun toplam beyin gücü 100 birim ediyorsa, kapitalizmde bu %1 oranında kullanılabilir(piyasaya beyin gücü %4 bile olsa, %3'ü belirli bir çıkara şartlandırıldığı ve şartlanmış olduğu için manipülatiftir(örneğin soyguncu küçük bir azınlık olan iktidar ve onların olanaklarından yararlanmak isteyen çevreden, Hürriyet, Sabah, Zürriyet yazarlarından yola çıkarak, potansiyelin nasıl manipüle hale geldiğini kolayca anlayabilirsiniz elbette bu basit bir örnektir, toplumsal manipülasyon çok daha ielri ve etkili düzeydedir), kalır %1). Neden? Çünkü modern köleler için düşünmek lüks haline gelir. Bunun bir çok sebebi vardır, sömürü ve mahrumiyet koşullarında yetişirler, hayatları çok dar alana sıkışır, süreğen geçim kaygısıyla, gelecek ve gün kaygısıyla geçer, beyinler süreğen çaresizlikle, mahrumiyetle meşguldür, en önemli faktörlerden birisi ise, OLANAK sorunudur, kapitalizm olanak tanımaz(%1 ve ondan geçinenler istisnadır tabi) ve kapitalizmin doğası gereği sömürü deposu olarak görülürler, aynen çok çeşitli kitlelerin AKP için oy deposu olarak görülmesi ve bu kitlelerin süreğen manipülasyonu, geri bırakılması, süreğen aldatılması gibi(işte sen bu kesimdensin, bizden önce buzdolabı yoktu, hülooooooğ kesimi)...

İnsan ihtiyaçlarını, gereksinimlerini bilen bir canlıdır. Örneğin uçmak fikri kapitalizme ait değildr, aslında hiç bir fikir kapitalizme ait değildir, insana aittir, dolayısıyla, fikirlerin, ihtiyaçların, gereksinimlerin toplam insan gücüyle karşılanması ile, küçük bir azınlığın çıkarına geliyor ve işine yarıyorsa ancak gündem edilmesi arasında muazzam bir fark vardır... Yanlış bilinen diğer bir gerçek ise kapitalistlerin sözde bulduğu buluşlar parmakla sayılır, o kadar azdır yani. Ancak nasıl ki AKP iktidarın gücüyle buzdolabı yoktu diyebiliyorsa, kapitalistler de sermaye gücünden dolayı, insanlığın yararına olan ne varsa, ne buluş varsa, onu kendi çıkarları için kullanmaya başlarlar, böylece insanlığın yararına olan şey, fiili olarak zararına da dönüşür ve kapitalistler çıkarları esas olduğu için seçicidir de, yani muazzam biçimde insanlığın yararına ama kapitaliste çıkar sağlamıyorsa tercih edilmez, zamanla tüm tercihler kapitalistlerin çıkarına göre dizayn edilir hale gelir ve bütün mesele meta'nın, kapitalistin çıkarları tarafında dönmeye ve esasında insanlık bunların çıkar laboravutarına döner... Kapitalist pazarlama ve toplumsal psikolojik yöntemleri, insanlığın başına gelen en büyük bahtsızlıklardan bir diğeridir, tarifi buraya sığmaz, ama gerçekten sosyal, psikolojik olarak, dizayn olarak da tüketici(!), çaresizleştirici, mahrum edicidir.

Kapitalizm çok ciddi anlamda insanlığın ilerlemesini manipüle eden bir sistemdir de.

Ancak aptal bir insan yarar-zarar meselesini, mevcut lokalite üzerinden yapar, yani örneğin AKP'nin bu ülkeye yararı yok mudur? vardır, yol yaptı, köprüler yaptı, inşaat yaptı, hastane yaptı.... Mantığı görebiliyor muyuz? Ne için yaptı, soygun için yapı, soyulan kim? Ama sonuç olarak o yollar kullanılacak, hastaneler kullanılacak, aha yararlı! Oysa AKP olmasaydı, sistem kapitalizm olmasaydı, o hastaneler yine yapılacaktı, o soygunlar olmasaydı, sömürü olmasaydı, 10 kat fazla sayıda yapılabilirdi...

Neden antik Yunan felsefesinden bu kadar çok söz edilir? Çünkü ilgili dönemde, soylular için olmak üzere bir çeşit demokrasi, bir çeşitli örgütlü yapı sağlanmıştı, böylece hem fikrisel hem de edinimsel kurumsallaşmanın önündeki çok çeşitli engeller kalkmış oldu. Örgütlü yapı sayesinde, akademik kurumsallaşma, toplu fikir alışverişi, sosyal düşünme eylemleri hayat bulmuştu. Elbette bu yapı, tüm insanlığın düşünsel ve sosyal eyleminin yok edilmesi veya saf dışı bırakılması sayesinde idi. Yani demek ki, eğer sadece %1'in enerjisiyle değil, ama %100ün de dahil olabileceği bir enerjiyle, toplam betin gücü ve OLANAK-İMKANLARIYLA geriye kalanlar da mahrum edilmemiş olsa idi, yaklaşık 100 kat olmadı %50 ama her halükarda çok daha yüksek bir oranla daha fazla ilerleme sağlanabilirdi.

%1 ne düşünür? Meşguliyeti nedir? İnsanlığın yararına düşünemezler, kapitalistler açısından insanlığın yararı diye bir ölçüt yoktur, kapitalistliğin doğasında yoktur-kişisel bir durum değildir ve sadece kapitalistin çıkarı vardır. hasılı kapitalistin çıkarına olan insanlığın ararına işlev görür, yararı ise günübirlik, gelip geçici ve yüzeyseldir, aldatıcıdır.

Örneğin dünyadaki toplam beyin potansiyeli, 7.500.000.000, bunun içerisinde sistemden dolayı bu potansyeli kullanabilme oranı ise %2'dir ve bu %2'nin de %99 potansiyeli insanlığın yararına düşünmekle geçmez, 1 paraya ne yaparsa, nasıl kata külle oluşturursa 1 para daha ekler anlayışının strateji, taktik ve politik yol yöntemiyle geçer. Eğer 1 paraya, 1 para daha katma istemi, beraberinde şansa bir ilerleme sağlarsa, edinim ve yetileri yok edilmiş olan, imkan ve olanakları tüketilmiş veya ellerinden alınmış olan 7.5000.000.000 beyin için de bir ilerleme sağlar ancak bu durumda yerleşik olarak kapitalistin sağladığı yarar, verdiği arar yanında devede kulaktır.

neyse uzatmayacağım ancak aptallar ya da bu işten çıkarı olduğu için salağa yatanlar AKP nin varlığının Türkiye'ye muazzam yarar sağladığını, bu varlığın soygun, talan anlayışının, bu toplumu ilerlettiğini, ilerletmesinin sebebinin de, soygun arzusuyla giriştiği işler olduğunu söyler veya buna inanır..

Örneğin AKP iktidarı yerine sosyal, bilimsel ve toplumsal katılımı sağlayan, bununla birlikte kapitalizmin mahrumiyetlerin olabildiğince bertaraf edilebildiği koşullarda bir iktidar olsaydı, toplum daha mı az yarar sağlamış olurdu?
Yıldıztozu ya tam bir yandaşsın -ki olmadığı orada- ya da herkesi aptal sanıyor olmalısın, bu zekayla daha ileri gidemiyorsun.

1.000 beyin mi, 2.000.000.000 beyin mi? Potansiyel nerede?

İnsanlık kapitalizm yüzünden, ilerleme potansiyelini %2 gibi kullanabiliyor ve bu %2 potansiyelin sağladığı ilerlemeyi insanlığın yararına olarak görüyorsun, DOĞRU! %2 lik ilerleme de bir ilerlemedir, ama bu %2'nin varlığı, potansiyelin %1 oranında kullanılmasına sebep oluyorsa -ki öyle zira çıkarları uğruna manipülasyon da var, bu da demektir ki %99 potansiyelle de zarar veriyor. Elbette kapitalizmi bir de feodal, köleci sisteme göre düşünmek gerekir, o zaman da yarar oranı hayli yükselir, ama neye göre, feodal siteme göre, demek ki, bilimsel düşünemeyi başarmamız gerekiyor. ben kapitalizmi fedoalizme göre düşünürsem, muazzam bir ilerlemedir, insalığa göre düşünürsem de, muazzam bir frenlemedir. E-göreliğinizden olursanız, beyinleriniz işlevsiz kalır, zira akıl-mantık devre dışı hale gelir ve ilgili yazıda görüldüğü gibi saçmalamaya da başlarsınız

Bazı liberaller de, buluşlar üzerinden yapar bu propagandayı, sonra oturur bir bakarız, neredeyse buluşların tümü de, kapitalistlere rağmen, kapitalist olmayan ve üstelik de kapitalist bir çıkar gözetilmeden yapılan çalışmaların ürünü olduğu ortaya çıkar. Sonra anlaşılır ki, kapitalistlere ait sanılmasının ve kapitalist sebeplerle ortaya çıktıklarının düşünülmesinin sebebi, güçlü olmaları, sermaye gücüyle iktidar olmaları, dolayısıyla da olanaklarını, kendi çıkarları namına ama tabloya bir bütün olarak baktığımızda insanlığın zararına kullanabilme güçleri olduğu için öyle sanılmaktadır. İlerleme onbinlerce yıllık birikimle ve ihtyaç-gereksinimleriyle insanlığındır, kapitalizm ise bunun, küçük bir azınlığın çıkarı namına istismar edilebilmesi üzerine kurulu bir sistemdir. İhtiyaçlar da, emek de, karşılama istenci de toplumsaldır, bu kafa, kol emeği olarak da böyledir. Beyini veren kapitalizm değildir, her insan bir beyinle gelir dünyaya ve kapitalizm beyini veren değil, işlevsizleştirip sizden, sizi, sizden alandır ve eğer o beyin kapitalistin işine geliyorsa, çıkarına uygun ise, bu biçimde sınırlayıp kullanandır da...

Nerede görülmüştür asalağın, sırf yarar sağladığı? Elbette yarar sağladığı da olur, ancak verdiği zarar ile ve hiç olmasaydı ne olurdu diye düşünmek gerekir. Kısaca asalak olmasaydı, ağaç yine olurdu ve asalağın seçkin, manipüle edilmiş ve çerçevesi darlaşan, at gözlüğü misali çıkarı uğruna çalışmak(potansiyelin de muhafakarlaşmasına, ilerlemek yerine mevcut olanın getirdiği kar üzerinden de stakükolaşma, saplanıp-şartlanıp kalma, darlaşmaya-körleşmeye- dönüşür ve ayrıca kapitalist çıkar sağlamıyorsa üzerine düşünmeme ve çalışmamayı da getirir) 10 birim potansiyel ve ilerleme sağlıyorsa, asalaksız çalışmak 100 birim sağlar... Sadece 1 kişinin çıkarına olan şeylerin, tüm diğerlerinin çıkarına, sadece asalağın çıkarına olan şeylerin tümüyle ağacın yararına olduğu propagandası, inancı, akıl tutulmasıdır. Ağacın çıkarları daha geniş bir potansiyeldir, dolaysıyla terazinin ağır kefesi bakımından ağacın çıkarları esastır ve üstelik asalaksız yaşam da, ağacın bir diğer çıkarı olduğu gerçeğini görmek gerekir. demek ki asalaksız yaşam da, ayrıca ve temel önemde insanlığn yararınadır

Kapitalizm, bu konu açısından da insan potansiyelin %1'e indirilmesidir, bir de bunun üzerine kapitalist çıkarların manipüle edici, seçici ve dizayn edici ağırlığı eklenince bu potansiyel, %0,1 gibi rakamlara tekabül etmeye başlar, akıl vurguncuları da, %98'i manipüle etmesi sayesinde varlık gösteren %1'lik oranın kazanımlarını mal bulmuş mağribi gibi propaganda ederken, herkesi aptal sanır veya kendisi de propagandaların kurbanıdır... İşte bir de bu türden soytarıların akıl sağlığına verdiği zararlar vardır, yani kapitalizm salt asalak değil, bir nevi virüs sitemidir de...

Herhangi bir insana, %1 potansiyel mi, %90 potansiyel mi, hangisi diye sorsanız, %90 der... AKP iktidarını düşünün, saray soytarılıklarını, öne çıkan done olarak, basını, medyasını, o küçük azınlığın çıkarları için yok edilen potansiyeli, düşünün, kapitalizmi de böyle düşünün(kapitalizm budur, bölgelere, toplumların bilinç seviyesine göre, soygun, sömürü, talan açısından yöntemler oranlar değişebilir), cilalı olanı, olmayanı arasında elbette fark vardır ancak bütün açısından oluşturdukları fark esası değitirmez. Asalağın, 3 yerine 2 oranla sömürüsü, elbette toplum ve toplam beyin potansiyeli, yaşam biçimi açısından 1 oranlık bir kazanç sağlar, ancak hiç olmamasının getireceği yararı sağlamış olmaz, birazcık akıl, birazcık zeka, birazcık omurga yeterli.

AKP Türkiye toplumu açısından insanlığın yararına mıdır? Bu soruya evet diye cevap vermek mümkün, öyle değil mi? Sorun AKP li vatandaşa(Yıldıztozu gibi düşünürler) size hayır diyecek mi, hemen yararlarını sıralayacaktır, yaptık, ettik vs, sıralamasa dahi, hiç bir iktidar %100 zararlı olamaz, hem mevcut açısından hem de OLMASAYDI ne olurdu sorusunu sorarak düşünmek gerekir.
Ben tekrar ediyorum sömürü sistemleri, elit, soylu asalak azınlıkların egemenliği ve mesele sırf bunları mutlu etmek meselesi olmasaydı, insanlık 5.000 yıl daha ileride olurdu, verili halde insanlık açısından(bir bütün olarak) verdikleri yarar kulak iken, zararları ise devedir, muazzamdır. Kapitalistin kafasının nasıl ve neye çalıştığı, nasıl propaganda yaptığının örneğini görüyoruz, ya insanları aptal yerine koyarlar ya da gerçekten de bu kişiler, aptallaştırıcı politikalar ve propagandaların kurbanı olabilirler.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:39 .