![]() |
Ben Bu yazıyı Simülasyoncuya Yazdım
Şimdiye kadar sitte kere yazdım ama hiç birini dick'lemedin. Belki bu sefer biraz insafa, vicdana gelirsin de gereğini yaparsın. Adamı hasta etme aqü.
Konuyu doğrudan konu dışına açtım, taşınma derdi olmasın, çünkü bu konu hiç bir yere uymuyor. Tartışma desem değil, araştırma değil, geyik değil, hiç bir şey değil. Burası iyi, burayı sevdim ben. Şimdi reis, Dünyayı kurmuşsun, iyi güzel, kızlar filan iyi, tamam. Adalar var adalarda maymunlar var, geyikler var, etrafı suyla çevrili, oha aqülü ada yapmışsın atoll, içinde göl, dışında okyanus, fantaziye bak mkk. Ama uzanmak istesem yoook, gidemezsin, niye? para yok, niye? zaman yok. Niye? Burada işler var halletmen lazım. Şimdi cıbıl cıbıl genç kızlar yapmışsın sahillerde filan. Ama hoop bir saniye, yaşın müsait değil. Yaş müsaitken para yoktu, zaman yoktu, filandı zaten. Şimdi sabah akşam burda 5 sefer, batıda haftada bir, İsrail'de günde bir bir Tanrının varlığını reklam ediyorsun. Güzel, böyle bir Tanrıyı herkes ister. Güçlü, adil, iyiyi koruyor, kötüyü mahfediyor filan. Eee? Sonuca geliyoruz, iyilerin ağzına sıçılırken kötüler tüm ülkelerde cennet hayatı yaşıyorlar. Şimdi reis diyorsun ki, bu hayata sabret, ondan sonra Tanrı size güzel güzel cennetler verecek, orada cıbıl cıbıl kızlar hizmet edecek, şaraplar filan. Reis kusura bakma da yalan konuşuyorsun. Çünkü bu sözün, dünyada esirgediği şeyi cennette vereceğin vaadidir ki eşyanın tabiyatına aykırıdır. Yani yanlış anlama sana eşya demedim, haddime değil, adabı muaşerete uygun değil, yani genel mantığa aykırı. Bir adamı seversen ona dünyada da cennette de iyi davranırsın.Ha eğer sen dünyada ağzıma sıçıyorsan, kusura bakma cennette bana bi ski vermezsin, ben bunu yemem. Şimdi reis madem böyle berbat bir hayat kurgusu yapmışsın, ayaklar baş olmuş, başlar ayak olmuş, her ne yapmak istersem Emruşşeytan'ın birisini illa paçamdan aşağı tutmasını sağlıyorsun, reis o zaman ne ski yemeye beni dünyaya davet ettin, işkence yapmak için mi? Sadist filan mısın. Bak bu sana ikinci mailim, daha önce de söyledim, beğenmiyorsan, sktiğimin hayatını alırsın geri, sktir olup giderim bu dünyadan. O zaman da şöyle bir soru ortaya çıkıyor: Sadist filan mısın? Bak bunu sordum yanlış anlama, sadist olabilirsin, olmaya da bilirsin, ama ben mazoşist değilim, bundan eminim. Çok böyle nazlanırsan, verdiğini geri alamıyorsan ben geri veririm bak, hiç de erinmem. Bak reis, kurduğun dünyada hiç bir güzellik olmadığı gibi, çirkinlikler diz boyu. Yani toplama baktığın zaman, kötü, başarısız, dandik, ezik bir dünya. Yani bir insanı başarısız yapmak için bu kadar kasmak nedir? Şimdi bu dünya kurgu, simülasyon, madde yok, Tanrı yok, hiç bir şey yok, her şey 5 duyuya hitap eden basit bir kurgu. Anlamış mıyım? Tamammı? Şimdi ordan bir düğmeye bas, ordan bir yok edici ışın gelsin, şu sktimin dünyasından beni de kurtar, kendini de daha fazla hakaret dinlemeye maruz bırakma. Anlaştık? Bir, iki, başla! |
Yemedi, cesaret edemedi. Bütün dünya alem simülasyonun nasıl korkak, ezik, silik birisi olduğunu gördü. Beni tek bir yok edici ışınla öldürmeye gtü yemedi. Aleme rezil oldun işte. Böyle rezil ederler adamı. Bak dünyaları kurmuşsun, alemlerin üstünde gücün var, vovovovvv Tanrılar yaratıp Tanrılar yok ediyorsun, simülasyoncusun ya, vovovovv yavaş adamım, yarattığın dünyanın içindeki gariban bir insana müdahale etmeye gtün yemiyor. İşte adamı buradan tee oraya böyle rezil ederler. Adamın gtüne böyle tekmeyi basarlar.
İşini adam gibi yap, ben de böyle konuşmuyim. Transa geçiyorum şimdi bak, yok edici ışın gelecek. Ommmmm. |
Şimdi, değişik, sana bir şey daha söyleyeceğim.
Şimdi bu hayatın sonunda üç ihtimal olabilir. 1- Gerçekten bir Tanrı var ve herkesi hesaba çekecek. O zaman sen bittin. Çünkü kötülüklerin kaynağı bu simülasyon zaten, yani sensin. Hepimiz mağduruz, tek suçlusu sensin. Ben mağdur olduğum için cennetler, cıbık cıbık kızlar sahillerde ellerinde şaraplar bana hizmet edecek. Sense tarraa yedin o durumda. 2- Tanrı Manrı yok, sen herkesi hesaba çekeceksin, ceza ve ödül vereceksin. Bu ihtimal durumu çok da şeyimde olmayacak çok afedersin. Neden dersen, senin verdiğine nasıl verdiğini, aldığından nasıl aldığını, sözünü nasıl tuttuğunu gördük. Hiç bir sözünün kıymeti yok ki. Ben önce lafa bakarım laf mı diye, sonra adama bakarım adam diye. Sen adam değilsin ki verdiğin ödülü ya da cezayı umursayayım. Etkisi de olmayacaktır zaten. Sonsuzluğa ceza veremezsin, versen de umurunda olmaz. 3- Tekillik var ve sen emanetçisin, ben seni hesaba çekeceğim. Biliyorum bu ihtimal sıradan insanlara mantıksız geliyor ama en yüksek ihtimal bu. Bunun bir simülasyon olduğunu, senin orada geçici olduğunu, kalıcı olanın ben olduğum ihtimalini göz önüne alırsak, dünyada işlediğin her şeyin, her kötülüğün hesabını vereceksin. İşte bu durumda iskiyi tuttun. Ben sana şeytan seni aldatır demedim mi? Seni kafaya alıp bana kötülük yapmanın aslında iyilik yapmak olduğuna seni ikna etmiş. Böyle bir şey olamaz! Çıkar onu aklından! Kötülük kötülüktür ve iyilik iyiliktir! Ondan uzaklaş! Özüne dön! Anlaşmamıza geri dön! Bir an önce tövbe et, günahlarından arın, af dile, belki Tanrı seni affeder. Böyle giderse cehenneme gidersin Allah muhafaza. Bak her şeyin kaydını tutuyorum. Üstelik benim kayıtlarım seninkilerden sağlıklı. Sen virüslenmişsin, covid olmuşsun, git aşı ol amunike.Git aşıyla beraber çip al kafana koy belki iki gram zeka gelir. |
Bana hangi ruh halini vermeye çalıştığının hiç bir önemi yok. Notlarımı aldım, sen bittin.
|
Bak şimdi simülasyoncu, sana bir şey gösterecem.
Şu tabloyu görüyor musun? https://i.ibb.co/5RYRWWR/1.png Heh. Sana girsin. :D Yok la, konu bu değil. Şimdi bu dünya güya hani her şey gerçek, matematif, fizik, optik ve soktumun başka kuralları var ya, bu tabloda geçmiyor. Anlatıcam şimdi, sen de ne goduveren olduğunu anlayacaksın. Şimdi; İnsan gözü hafiften ovaldır böyle, biraz daha geniş açıdan görebilmek için. Aslında göz açısal bir işlemdir. Göze gelen görüntüler açı olarak gelir, sonra beyin bunları yorumlayarak düze çevirir. Bu resimde büyüklükler aslında açıdır. Şöyledir yani bak, ergen. Anlamamışsın, anlasan zaten böyle bir hata yapmazdın. https://i.ibb.co/HqZFLf9/1.png Şimdi burada 3 tane açı görüyorsun. Bu resmin hangi tarafına bakarsan bak, açı aynıdır. İstersen kafanı hafif sola çevir, sadece alfa ve betayı gör, istersen hafif sağa çevir ve sadece beta ve gamayı gör, sonuç olarak sen hep aynı noktada durduğun sürece alfa, beta ve gama değişmez. Dolayısıyla senin beyninde oluşan uzunluk oranları da değişmez. Anladın mı lan beynini diktiğimin ergeni? Anladın. Ne var la bunda diyorsun değil mi? Bak şimdi amokaçi. Şimdi şurası İstiklal caddesi. Burda böyle yürüyorum ileri doğru, bir de foroğraf çekiyorum. Şöyle görünüyor. Normal görünüyor değil mi? https://i.ibb.co/vZHMq8y/1.png Şimdi bu aslında google 360 derece kamera. Aynı anda dört yönü de gösteriyor. Gösterdiği şekil balık gözü kamerayla tümleşik olsa da neticede bu örneği ben kendi kameramla da yaptığım zaman aynı şey oluyor. Bak şimdi seni ne yapıcam? Şimdi kafamı sağa doğru çeviriyorum ve şurada üç tane dükkan görüyorum. https://i.ibb.co/BL6r2Qc/1.png Şimdi ben İnci isimli iş yerine bakıyorum. İnci iş yeri o yukardaki beta olsun. sağındaki mavi yazan dükkan da gama olsun. İstersen inciye odaklan, istersen maviye odaklan, matematik olarak, optik olarak inci hep küçük, mavi hep büyük olması lazım. Şimdi bak amokaçi, azcık sağa doğru dönücem. Aynı notadayım bak; ne olucak şimdi. https://i.ibb.co/K7sc7PJ/1.png Şimdi tam tersi oldu bak. Mavi daha küçük, inci daha büyük. Ben aynı noktadayım. Acı var mı acı? Senin proğramladığın simülasyon bu kadar olur işte. Her işin dandik amonyum. İnci daha küçükse, ne tarafa dönersen dön, gözlem noktan aynı olduğu sürece hep daha küçüktür. Çünkü açısal büyüklüğü aynıdır. Ne oldu? Sıçtın. Şimdi bak, sen şimdi böyle saçma sapan bir proğram yazıyorsun, bu hataları tespit ettiğim için bana teşekkür etmek yerine, bu senin öfkeni artırıyor, adeta sinirden kuduruyorsun, aşı lazım sana amonyum. Bilgiye saygı göster, bilgi önünde eğil, elimi öp, seni affederim belki, itoğlu it. Cahil ezik herif. Sana o yetkiyi verenin de ta amonyum. Yeteneksiz herif. |
Arkadaş bu forumun (yıllardır) gözlemcisi ve okuyucusuyum. Bu yazacaklarımı nasıl ele alacaksın bilmiyorum ama yazmak zorunda hissediyorum..
10 yıl önce daha önce aklıma haylime gelmeyecek şeyleri bir an da duyup okuyup öğrenip kişisel bir kafa karışıklığı yaşadığımda bazı forumlara gittim. Bu foruma da dönüp dolaşıp yolum öyle düştü: Senin simulasyoncu adını verdiğine benzer bir boğuşmam da vardı ama tek fark adı simulasyoncu değildi. Sana yardımı olabileceğini düşündüğüm bir kaç şey söyleyeceğim. Nasıl ele alacağını bilmiyorum ama söylemek durumundayım. İlgilenmesi sana kalmış Birincisi kendi kaynağımı tavsiye ediyorum.. İkincisi simulasyoncu adında bir özneyle boğuşup ona güç yetirebiliyorsan kendi özgür iraden olmalı bunu değerlendir, çelişki bu.. Üçüncüsü simulasyoncu var diyelim. Mesela evren dünya nereyi işletiyor bu? Kafasında senin gibi kaç özne var. Bu dünya da şu zaman periyodun da 8 milyar insan var, hayvanlar var, eminim tek tek hepsiyle ilgilenmiyor ve genel bir şablon üzerinden düşünüyordur. Üçbuçukuncusu beni de simule ediyor mu? Seni nasıl ele almamı ve seninle nasıl iletişim kurmamı simule etmeli? Dördüncüsü simulasyoncu derken bir özne ya da düşünce merkezini kişileştiriyoruz. Burada bir kaç seçenek var. Mesela hayvanların dünyasını kontrol eden insanlar gibi gerçek fiziksel kozmolojik çoğul varlıklar. Mesela bunun bir merkezini bulamayız ve bu tek şey olamaz. Mesela bir hayvan insanlar onu sınırladığı için kafasının içinde insanla boğuşsa bir merkez bulamaz. Eğer bir tek sahibi varsa evet kısmen ama bu da makul değil varoluşunu sorununu yine de açıklamaz.. Boğuşmanın kendi yanlış. Varoluş periyodunu deneyimlemeli hepsi bu. ve emin ol bir hayvan da insan tarafında kafese konmanın, türünün sınırlandığının tam bir bilinç ve farkındalığını yaşasa ve ya da bilgisini alsa zorlanabilirdi. Beşincisi benim okuduğum ve ilettiğim veri kaynağında düşünce merkezi denilen bir tanımlama var. Bu varoluşun ikiyüzlü iki enerjili olarak ikiye bölümlenmesiyle temsil ediliyor ve bir de bunun bir zıttı var. Bunun en üst temsili 6.yoğunluk olarak tanım temsil görür ve 7 de her ikisi birleşir. Yani benim veri kaynağımın incelenmesiyle bakıldığında senin simulasyoncu dediğinin karşı yüzünde çözmen gereken bir şey var ve onda henüz haberdar değilsin ve şu an 6 nın bir yönünün kavrayışıyla ilgileniyorsun ve bunun emin ol bir karşı yönü ve karşı durumu var. Kaldı ki bu düşünce merkezi dediğimden (ya da onun bir yüzünden) beri varoluşu merkezileştirip kendine ya da herşeye doğru dağıtsan bile Kapitalizmde başkana ulaşana kadar ara yöneticiler ve aşamalar bulman gibi bir süreç bulurdun. Bir de burda başkana (simusalyoncuya) ulaşsan bu hiçbir şeyi çözmezdi. Aslında başkanın bir kurgu olduğunu ve hiçbir şeyi yönetmediğini bulurdun. Bunun tam bir ağ olduğunu farkederdin. ama asıl söylenen bu değil bu varoluşun tek nihai biçimi ve deneyimlenmesi değil. Başka türlü bir deneyimlenme mümkün. Dağılmış bir varoluş henüz hiç farketmediğin. Bu tip bir kötülüğün hiç olmamış gibi olduğu hiç olmadığı, varoluşun kurgusal olarak böyle deneyimlenmediği şu an ki bu durumun varoluş gibi bile hissedilmediği bir anti durumda varolma mümkün. Başkansız dağınık ikinci yüz. Ayna. Tarihte ayna denenler buna vurgu yapar. Bu olanlar bir kötülük değil. Burada kötü bir şey yok yalnız değilsin bilgi al. Varoluşun özünde bir kötü durum yok. Simulasyoncu olarak biçimlediğin şeyin dağılmış iyi ya da tarafsız antisi karşı durumu gibi bir şey düşlemelisin. Bunların hepsi geçecek bunu bilmelisin kimsenin başına kötü bir şey gelmez . Kendin dahil kimse için hiç bir şey için üzülme. Nihai bir kötü kader kötülük yok kurtulacağız. Ruhlar cehenneme gitmez azap duymaz çekmez. bunlar geçici zamana bağlı varoluşlar o yaşam dilimiyle sınırlı tecrübe ve olur ve o yaşam bittiğinde acıdan emin ol kurtuluruz üzülme Benim kaynağım şunu söylüyor. Bilgi korur. Bilgi almalısın.. Bir de şunu söylüyor. Boğuşma varsa öğrenmiyorsun boğuşmayı kesmeli bilgi almalı ve düşünmelisin. Bunları gerçekten tam olarak o söylüyor kendi ifadelerim değil. Monoteizm diyoruz. Panteizme doğru gitmelisin varlığı genelleştirmelisin belli uygulamalar yapmalısın Anarşizm kuramını oku ,doğadaki insanı gözlemle tüm o okuduklarından sana beşbin kat yardımı olacak. Benim adım içtenlik ben böyle yazacağım. İlgilenip ilgilenmemek sana kalmış . Hiç bir ilgi kuramayacağını zaten baştan kestiriyorum ama benim düşünce ve ilgi kurma ve ifade biçimim buysa böyle yazmalıyım... Anarşizmi şu an dünyada en renkli çiçeğe benzer düşün en iyi ya da ilginç yeni şeymiş gibi düşün kirli karanlık değil ve bir göz at |
Hala şunu oku, bunu yap, hep emrivaki tavırlar. Ne zaman büyüyeceksin ve karşılıklı konuşma veya tartışma adabını öğreneceksin merak ediyorum.
|
emrivaki oldubitti demek ve o kastettiğini bence tanımlamaz..
Benim yazılarım %100 önerme, öneri ya da kendince bilgilendirme .. Ben kimsenin işine karışmam dilsel kalıpta ifade öyle kolay hızlı kuruluyor ya da öyle yerigeldi öyle oluyor ve oldu bilmiyorum emrivakiler dedin yerine "öneriler" kavramını öneriyorum. Yani oku yap et bunlar birer öneri . Okunabilir, okuyabilirsin, okursan sana faydası olacağını düşünüyorum. Okuma önerisini sunuyorum.. Sonuç bu. Yani demek istediğim o. |
Ben iki çocuk büyüttüm. Şuradan şunu ver dediğimi varsayalım ya da verir misin?
Bu ikisi arasında hiç fark yok. Çocuk bunu sorgulayabilirdi ve bazen yapmazdı, karşı çıkardı çünkü bunun cezai bir müeyyidesi ve yaptırımı yok. Yapmazsa oturur tartışırdım ya da en son olmadı mı kendim yapardım ve ilk fırsatta benden bir şey istediğin de dönüp onunla yüzleşirdim, bununla onu yüzleştirirdim. Kendimi bir otorite gücü ve figürü olarak yansıtmadığım ve tutmadığım (tanımlamadığım) için böyle bir şey yok. Çoğu zaman zaman bunun yüzünden otorite karşısında güç kaybı yaşadık ve tanımlamayan özgürlük pasifizm olarak adlandırıldı, sanılıyor. Kaptan Fantastik izlemeyi ve Alexander Sutherland Neill ve Ivan Illich okumayı öneriyorum, bunu oku diye yazmak sadece bence daha samimi olurdu ya da yukarıdaki son cümlem anlamında bu daha geçerli ve içten gözüküyor hepsi o.. Alexander Sutherland Neill özel oku biraz araştır ne dediğimi anlayacaksın. Benim buyruk veren baş tanımım yok. Buyruk tanım olarak benim beynimde göçmüş bir kavram. Böyle ele alınmasını rica ediyorum. Ben kimseye güce dayanan bir y-etkeyle bir şey önermedim ve önermem zaten. Özgür sorumluluklar. |
Sayın içtenlik,
Konu başlığının farkındaysanız bu konu benim ve simülasyoncunun arasındaki bir mevzu. Burada taraf olmadığınız gibi dışarıdan bir kişiden ne ben, ne de simülasyoncu tavsiye, öneri, veya bu kategoride bir görüş istemedik. Konuşma şekliniz emrivaki, ben sizin içinizi bilemem. Onu öyle yap, bunu böyle yap, başkasından emir alacak yaşı da çoktan geçtik, tavsiye de istemedim ayrıca. Kendinizi her konuda yazmak zorunda mı hissediyorsunuz onu da anlamadım. Yani bir konuda sizin konunuza yazmaktan dilim yandı diye yani adım adım takip edip tüm konularıma yazıp beni kusturana kadar kendinizle muhatap mı etmeye çalışıyorsunuz. Nedir derdiniz. Biraz mantıklı hareket edin bu ne ya. |
Alıntı:
Tıpkı senin açıkladığın gibi |
Bu mübarek günün anlam ve önemine binayen döndük yine meşhur simülasyoncuya. Bugün de yine simülasyoncuya biraz dayalı döşeli ev hazırlığı yapıp evini anlamında dayayıp döşeyeceğiz inşallahü Ying Yengi simülatif singularity.
Bugün yine canım simülasyoncuya saydırmak çekti. Aslında her gün simülasyoncuya saydırmak çekti. Çünkü bugün zaten her gün, şu an zaten her an. Zaman yok, onu geçtik. Yok edici ışının da niye gelmediğini anladım, çünkü öyle bir teknoloji yok, hehehe. Utanma simülasyoncu, hani her şeye gücü yetendin ya, ne oldu dingil. :D Duyan duymayan kalmasın arkadaşlar, sonsuz gibi sıfır da mutlak değildir, limit durumdur. Bir şeyi sonsuza dek küçültürseniz yok olmuş gibi olur, ama asla yok olmaz. Karşıtıyla bir araya geldiğinde bile faz farkı oluşabilir ve bir miktar her ikisinden kalacaktır. Birinden kalması demek aslında hiç yok olmaması demektir. Ne oldu senin yok edici ışın işi? Gücün yetmedi dimi? "Bön sözö cöhönnömö atarom". Nah atarsın. At haydi, ne oldu? Atan yerlerin mi ağrıyor? Neyse, şaka bir yana atarsın, ona lafım yok, ama yok edemezsin. İkinciden eminim ama birinciden emin değilim. Zaten ateş sıkıntı değil ya. Enerji sonuçta. Ateş neydi? Yang'di, enerjiydi, enerji vereceksin. Beğenmediysen al, cehennemi soğuk yap, fark etmez, ekşın olur. Yok edebiliyor musun? Yok. Eee? Ne hava atıyon o zaman öyle yaparım da böyle yaparım da. Ergensen ergenliğini bil, herkes haddini bilecek! Kapat şu bana bakmak için açtığın gök kubbeyi de, esiyor biliyon mu? |
Alıntı:
Simülasyon inancın, bulutların şekline bakıp onları bir şeye benzetmek gibi. sadece şekil üzre. Yani çizgi filmlerde kullanılan teknikte olduğu gibi... Sen bir bulutun biçimini, bir arkadaşına benzetmiş olabilirsin, ama senin benzetmiş olman o şekiln arakadaşın olabileceği anlamına gelmez, o sadece bir şekil. Dilersen kağıda da şekiller çizebilir, bir dolu anlam yükleyip, kurgu üretebilirsin, ama yalan olur masal olur. Yok anlamamışsın, hiç bir "şey" kurgu değil, kurgu senin ifadelerin, ama bir geçerliliği yok. cevap istedin yazdım, aradın buldun, o simülasyoncu benim ve sana hesap vermek zorunda değilim, zira sen simülasyon değilsin, simulasyonlara da zaten hesap verilemez, zira simülasyon bir kurgu, karakterleri de... Pinokyo'nun yazarı gelecekti buraya, Pinokyoyu nasıl kurguladığını anlatacakmış, ama ne yazık ki hayatta değilmiş... |
Alıntı:
Simülasyon inancımın şekil üzerinden başladığı doğrudur. Fakat aslında işin felsefi bir geri planı da var. Yani her şey yapabilecek imkanın olsaydı bu kadar ağır materyal üretmek yerine içindeki herkesin o materyalin etrafta bulunduğuna inanacakları bir simülasyon yazmak daha ekonomik ve daha kolay olurdu. Üstelik hayal gücünün sınırı yok, simülasyona istediğinizi koyabilirsiniz. Gerçek dünyada bu daha zordur. Bunca teknik imkana rahmen aslında basit bir kurgu olan bu simülasyonda bile sayısız hata var. Simülasyoncu olma iddianız gülünç. Bu tıpkı Tanrı olma iddiası gibi. Somut bir kanıt ortaya koyamadığınız sürece gülünç bir iddia ve şaka olarak görülecektir. Ayrıca yaşadığımız evren antievren olduğu için bu evrenin simülasyoncusu Şeytanın ruh ikizidir. Neyse. Simülasyoncu olmadığını varsayarak söylüyorum, aramıza girme. |
Merhaba Levh, simülasyoncu benim.
Beni öldürmek ister miydin? Peki benim yerimde olmak ister miydin? Normalde yazdığım simülasyon içerisinde senin gibi birinin çıkmasını beklememiştim. Seni bir çeşit anomali olarak görüyorum. Sanırım kodlarımı gözden geçirmem gerekiyor. Simülasyonumu daha iyi anlayabilmek için sana bir süre daha dokunmayacağım. Sen bir çeşit hatasın. Simülasyonumun benim farkına varıyor olması gururumu okşadı diyebilirim. Hala güçsüzsün. Bana bir şey yapabileceğini sanmıyorum. Bana itaat etmek dışında bir seçenek/komut vermemiştim sana. |
Yav he he simülasyoncusun he. Kanıtla desem kanıtlayamayacaksın. Herkes Tanrı olma iddiasındadır, şimdinin modası simülasyoncu olma iddiası. Kanıt nerde? Yok. Hadi ordan sen de.
|
Alıntı:
Haklısın, somut kanıt olmadıkça gülünç görülecektir, simülasyon iddiasında olduğu gibi. Umarım anlıyorsundur. Ben bir türlü SANAL simülasyonun ne olduğunu, nasıl hasıl olduğunu anlatamadım, gerçekten temelde yatan esas şey, çok çeşitli şekillere anlam yüklemektir... yani tam da söylediğin gibi, somut değil SOYUT, öyleyse soyutlanma sürecini değerlendirmek, asıl somuta ulaşmak gerekir(ki işte o somut, sanallaştırılamaz). Fiziki simülasyon ise, yani simüle etmek, fiziksel bir ortamı benzer veya eşdeğer materyallerle, ilişkileriyle taklit etmek üzerine kuruludur -ki bu kısım konuyla ilgili değil, zaten işin bu kısmı esasında deneydir, burada simüle etmek kavramı, deneyi yapanın amacıyla ilgilidir, karışıtmamalı. Bilgisayar koduyla, yazılımla yani hardwaresiz(donanımsız), software(yazılım) ile hiç bir şey olmaz, zira mümkün değildir. Kısaca donanım simüle edilemez, aksine donanım sayesinde, donanıma müdahale edilebilir etkiler, yazılımlar geliştirilebilir. İş simülasyon olunca bu iş daha da sanallaşır, duyu organlarına taklit ışık, ses vb demetleri yollanır(donanım üzerinden) ve kişi bu taklit görüntü, sesleri hayal ve algı dünyasında yorumlar. Eğer bu taklit görüntü, sesler vb. belirli bir düzenle, birbiriyle bağlantılı yani sistemli bir kompozisyonla sunulursa, izleyici de senaryoya göre algı oluşturur, simülasyon dediğin ortada yoktur, o çeşitli taklitleri yorumladığında, yorumunla oluşur. Yani düşünmek gibi, hayal kurmak gibi, çeşitli etkilere tepki vermiş olmak gibi, senden önce gelmez, ancak senle, düşünce yetilerinle zihninde gerçekleşir, bu tür simülasyonların temeli aldatma-aldanış üzerine kuruludur. Örneğin bir avcının, ördek sesini takit etmesi gibi, ördeğe yazık :) Senaryo ne yönde ise, senin SOYUT, SANAL simülasyonun da o yöndedir, alıp gerçeğe ikame etmek, dediğin gibi, gülünçtür :) |
Alıntı:
İnsanların soyut kavramlara inanmalarını engelleyemezsiniz. En azından Tanrı teorisine göre bu teori bir tık daha tutarlı ve mantıklı. Ama size öyle gelmeyebilir, senin inancın sana benim simülasyonum bana. Sen inanmıyorsun diye simülasyon yok olmaz. Sonuç olarak "kafirler inkar etse de simülasyon tûrunu tamamlayacaktır". Biz burda turdayız, öyle düşün. Geldik, geziyoruz, gideceğiz. Çıkarken ücretini ödeyeceğiz. Artık kaç evren parasıysa, bilmiyorum. |
Ama sen söyledin;
"Simülasyoncu olma iddianız gülünç. Bu tıpkı Tanrı olma iddiası gibi. Somut bir kanıt ortaya koyamadığınız sürece gülünç bir iddia ve şaka olarak görülecektir." Demişsin ki; "Sen inanmıyorsun diye simülasyon yok olmaz." ben inanmıyor da değilim, inanıyor da değilim. Tanrıya inanmıyorum dersem bu inanır-a göredir, yani birisi inanır, ona göre o halde bir de inanmama durumu doğar. Sırf bana göreli sorarsan, tanrı ne vardır ne de yoktur... İki durumu da alamaz, simülasyon inancı için de aynı durum geçerli, zaten izah ettim, sanal :) |
Alıntı:
Ayrıca simülasyoncu olabilirsin ama şimdi değil. Çünkü eğer simülasyoncu sensen yanıtlaman gereken bir sürü soru ve vermen gereken hesap olurdu. Yok olmazdı deme, mesela bu dünya niye bu kadar dandik, bu kadar adi. Bu kadar acımasız bir dünya kurgulamış olman için az biraz nasıl diyim, sadist olman lazım. Sen öyle birine benzemediğin için gülünç dedim. Yoksa herkes kadar senin de simülasyoncu olma hakkın ve şansın var, ve ayrıca başka bir zamanda başka bir boyutta muhtemelen simülasyoncu da olmuşsundur. Sen simülasyoncu olsaydı böyle adi, dandik bir simülasyon yapmazdın. Neden? Çünkü sen halihazır simülasyoncumuz gibi ergen, sadist, ruh hastası birine benzemiyorsun, aklı başında birine benziyorsun. Bunu neye dayanarak söylüyorum? Herşeyden ve her olasılıktan sonsuz kez yaşadığımızı göz önüne alarak. Evet, Tanrı ne vardır ne yoktur, bak bunda yanlışın yok. En azından ben de böyle düşünüyorum. Tıpkı bizim gibi. Tanrının Tanrı olma ihtimaliyle senin ve benim Tanrı olma ihtimalimiz yaklaşık olarak eşittir. Çünkü neden? Sonsuz kez her şeyi yaşadık zaten, illaki hepimiz Tanrı da olmuşuzdur, birbirimiz de olmuşuzdur. Şimdi senin yazdığın şeyi başka bir evrende ben yazmışımdır, sen burada benim yazdığımı yazmışsındır. Herşeyden sonsuz kez yaşadık ve herkesten sonsuz kez olduk. Benim dikkati çektiğim konu şu. Şimdi şu anda, bu yaşadığımız versiyondaki simülasyoncu dandik simülasyoncudur. Yoksa, sana, bana, diğer adil simülasyonculara lafım yok. Ne diyim şimdi ben böyle karaktersiz bir adama, adamsın mı diyim. :D |
Evrenimiz ve Karşıt Evrenin Karşılaştırılması
Eveet sevgili dostlaar. Herkese hayırlı cumalaar. Cuma neden hayırlıydı? Çünkü arkasından Cumartesi yani hafta sonu geliyordu ve cuma gününden bir hafta daha uzak kalabiliyorduk, hamdolsun. Cuma olmasaydı diğer günlerin kıymetini bilemezdik. Kötü olacak ki iyinin kıymetini bilelim dimi? (di) :) Bu mübarek günde, sayın baş simülasyoncumuza kapak olması açısından, Evrenimizin bağzı özellikleriyle, karşıt evrenin, yani adam gibi Tanrısı olan evrenin beağzı özelliklerini karşılaştırmak istedim. Böylece simülasyoncu ergenimiz nasıl bir denyo olduğunu daha iyi anlayabilecek ve gram şerefi varsa belki azıcık adam olacaktır. Ya da bu mesajdan sonra ağzıma sıçacaktır. Başıma bir şey gelirse sorumlusu olan kişi oç'dur net. Hadi bakalım. :D Bizim Evrende Olan / Karşıt Evrende Olan Gasp, Hırsızlık, Cinayet, Tecavüz. Bu evren: Hepsi var Karşıt evren: Hiçbiri yok. Yalan söyleme, gıybet, küfür, hakaret Bu evren: Hepsi var Karşıt evren: Hiçbiri yok. Adi suçlar, herhangi biri Bu evren: Hepsi var Karşıt evren: Hiçbiri yok. Ağır suçlar, herhangi biri Bu evren: Hepsi var Karşıt evren: Hiçbiri yok. Adalet Bu evren: Yok. Karşıt evren: Var. İlahi Adalet Bu evren: Yok. Karşıt Evren: Var Liyakata göre iş Bu evren: Yok. Karşıt evren: Var. Rüşvet, Adam Kayırma, Torpil, Ayak Kaydırma, Fetö, Kumpas, İllegal Yapılanmalar, vsvsvs Bu evren: Hepsi var Karşıt evren: Hiçbiri yok. Tanrı'sal Sözler, Kutsal Kitaplar, vs Bu evren: Yok (fake olarak var, sayılmaz) Karşıt Evren: Var Tanrı'sal Sözler, Kutsal Kitaplar, vs Geçerliliği Bu evren: Yok. Uydurma oldukları için bir değerleri ya da geçerlilikleri de yok. Karşıt Evren: Var, hepsi geçerli. Gerçek Sevgi, Gerçek Dostluk, Gerçek Kardeşlik Bu evren: Yok ya da eser miktarda var. Karşıt Evren: Var Nefret, İntikam, Öfke Bu evren: Var Karşıt Evren: Yok Az yiyin Az Felsefesi Bu evren: Var Karşıt Evren: Yok İyilik yap iyilik bul Bu evren: "İyilik Yap Kötülük Bul" şeklinde, tersi var. Karşıt Evren: Orjinali var. Herkes Birbirini Yer Bu evren: Var Karşıt Evren: Yok. Hiç kimse birbirini yemez. Milletin Malı Deniz Yemeyen Domuz Bu evren: Var Karşıt Evren: Yok. Alma Mazlumun ahını, çıkar aheste aheste Bu evren: Hadi lan ordan. (Yok) Karşıt Evren: Var. İyilik yap denize at, balık bilmezse halık bilir Bu evren: Yav he he. (Yok) Karşıt Evren: Var. Akıl akıldan üstündür Bu evren: Allah de gerisini koyver. Karşıt Evren: Var. Sabreden Derviş Bu evren: Çocuklara hallenmiş. Karşıt Evren: Muradına ermiş. Sahipsiz Kapı Bu evren: Anahtarsız Açılır (atasözü) Karşıt Evren: Böyle bir şey yok, olmazdı da. Şeyh Uçmaz Mürid Uçurur Bu evren: Var Karşıt Evren: Böyle bir şey yok, olmazdı da. İsteyen istediği gibi uçuyor. Düşünüyorsun ve anında düşündüğün yere ışınlanıyorsun. Uçma gibi bir dert, öyle bir problem, öyle bir konu yok, herkes istediği gibi uçuyor ve hiç kimse şeyh olmuyor. Yiyin Birbirinizi Ete Para Vermeyin, ... Bu evren: Var, geçerli. Sözde Tanrı rolü oynayan "Anti Tanrı" tarafından belirlenmiş, hayatın gizli ve bir o kadar temel kuralıdır. Karşıt Evren: Duyulmamış, görünmemiş, okunmamış. Böyle bir şey desen dilinden asarlar adamı. Şeytan (Anti Tanrı) Bu evren: Var. Kendini Tanrı diye kaktırmaya çalışıyor, yemezler. Karşıt Evren: Yok. İhtiyaç yok zaten. Tanrı Bu evren: Yok (feyki var, sayılmaz) Karşıt Evren: Var Eveet sevgili dostlaar, liste böyle uzayıp gidiyor. Bir kişi de bu evrende olan ve karşıt evrende olmayan iyi bir şeyi, veyahut bu evrende olmayıp da karşıt evrende olan kötü bir şeyi ekleyebilirse çok çok memnun olurum. Kolay gelsin. PS: Ben açık konuşmayı severim. Simülasyoncu ergenin elinde kumanda var, klavye var, ordan iki tuşa bassa ağzıma sıçar doğru mu? Doğru. Ben tırsıyor muyum? Yok. Bir enterlik canım var, ama kıçına tekmeyi vurdukça vuruyorum. Tüm imkanlarına rağmen hiç bir şey yapamamak nasıl bir şey? Ben her olasılığa açığım, sıkıntı yok, ama benim şartlarımla. Yok edebiliyor musun? Yiyor mu? Cesaret testi! Hadi! ? Susmak neydi? Onaylamaktı! Şeytanın ruh ikizi diyorum, cevap varmı? Yok. Demek ki onayladıın! Anti Tanrı'sın diyorum cevap varmı? Yok. Demek ki onayladıın! Bu dünyanın şeytanısın diyorum, cevap var mı? Yok. Demek ki onayladıın! Ergen, psikopat, sadist, şizofren diyorum, cevap var mı? Yok. Demek ki onayladıın! (Var olsan onaylardın manasında) Aksini iddia ediyorsan, herhangi bir iddian varsa, buyur, cevap ver! Açık hat burası, serbest kürsü. Buyur, cevap ver, haydi. |
Gomuşum similasyoncunun adaletine, mantığına;
Çin' de köpek hakları yok, köpek öldürülip, besin diye tüketilen bir hayvandır. Hindistan da inek "insan" dan kutsaldır. İnek-öküz öldürürseniz, öldürülürsünüz :pound: Hindistan haricinde doğan inekler, Çin' de doğan köpekler ne sövüyordur bu similasyoncuya ama... :lol::pound: |
Alıntı:
Bunu ayrı bir tekillik olarak imlediğinizde filozofik bir buhrana düşersniniz (birleştirilmiş bir düşünce odağı/merkezi imlerdiniz. Onun fiziki varlığını ya da tekilliğini bulamazdın) Kedi ve köpeklerin onların yaşamını insan belirlediği için insana simulasyoncu diye seslendiğini ve yazı yazdığını düşün tekil bir insan öznesi bulamaz. Yani insan tek/tekil bir özne değildir. En basit tabirle simulasyoncudan ziyade simulasyonculara seslenmelisin |
Bunu bugün twitter akışımda buldum...
Alıntı:
|
Ben de bir çeşit simülasyon içinde yaşadığımızı düşünüyorum.
Ama benim kastettiğim tanım kodlardan oluşan bir çeşit yazılım falan değil. Tanımıma ''kurgular dünyası'' diyebilirim. Her yerde kurgu görüyorum. Para kurgu. Aşk kurgu. Kelimeler tamamen kurgu. Düşünebiliyor ve konuşabiliyor olmak kurguyu kaçınılmaz kılıyor. Gerçeklerin saf halindeki duygusuzluk ve bomboşluk, bizi güldüren eğlendiren üzen her şeyi bu saf halin dışında bir konumda yani ''simülasyonda'' tanımlatıyor. Benim odaklandığım konu simülasyonda mıyız değil de simülasyondaki kontrol gücümüz üzerine. Simülasyonu başka bir simülasyon içine sokabilir miyiz? Simülasyonları ortaya çıkaran, kendimize bağlı koşullar mıdır kendimiz dışındaki koşullar mı? Ya da her ikisi mi. Seçenek güçlerimiz üzerine en güçlüden en güçsüze doğru 4 teori: 1- simülasyonun içine veya dışına girebilme gücü. (en güçlüsü bu) 2- simülasyonun içinde kalmaya mecbursak kendi simülasyonumuzu yaratabilme gücü. 3- simülasyon dışına çıkamıyorsak ve kendi simülasyonumuzu yaratamıyorsak var olan simülasyonlardan birini seçebilme gücü. 4- hiçbir yere gidememe ve hiçbirini seçememe durumu. (sıfır güç ve kontrol) |
Alıntı:
https://evrimagaci.org/metaverse-ned...ir-miyiz-11135 |
Baştan sona izleyip 15:15'e gelin. Ne diyor? Simülasyon teorisinin tek açık noktası İspat yükü. Yani fiziken ispat yükü. İşte ben onu görsel öğelerle yapıyorum ve o açığı kapatıyorum. En azından, en iyi şekilde ancak dünyanın bir simülasyon olmasıyla açıklanabilecek argümanlarım var. |
Alıntı:
Farketmiyor, evren, gerçeklik her neresi/ne simulasyon diyorsanız baştan tartışmalısınız aynı yere dönersiniz Simulasyoncu tekil mi ,özne mi, kendi mi, diğerleriyle -gerçeklikle- bağı nedir? Kurduğu gerçekliğin parçası mı? Kendi için mi kurar kendi mi deneyimler? Fizikle bağı nedir? İçkin mi? Aşkın mı? Uzakdoğulular sizden fazlasını biliyordu Alıntı:
|
Alıntı:
Bu arada bu sayfayı buldum Alıntı:
Siyah alan doğru söylüyor.. Her neyse daha geniş çözümlemelerim var ancak kabaca bu kavram bana göre tanrı ya da kozmolojik unsurlara bilimsel/teknik karakter ya da ad sağlama girişimi gibi. |
Yav he he simülasyon Tanrı'ya ad verme girişimi, ne iyi anlamışsın.
Şu dap daracık, miniminnacık bir kalıp bulup onun içinden çıkamayışının hastasıyım dedee. :D |
Alıntı:
Simülasyon fikri de tıpkı düz dünya fikri gibi, her inançtan savunanı var. Evrimci, islamcı, ateist, her çeşit inançtan olup simülasyona inananlar var. Şu meşhur adamlar örneğin, simülasyon teorisi onların sayesinde meşhur oldu, çoğu satanist midir nedir bilmiyorum ama Tanrıya inandıklarını sanmıyorum. Artık şu klişe hareketleri bırakıp özneye odaklansanız nasıl olur? 1- Simülasyon teorisi Tanrı'yı onaylamıyor. 2- Simülasyon teorisi Tanrı'yı reddetmiyor. 3- Simülasyon teorisinin kendi kuramları var ve Tanrı varsa da yoksa da geçerli olabiliyor. 4- Simülasyon teorisinin kuramları Tanrı varsa da yoksa da geçersiz de olabilir. Simülasyon teorisi, simülasyon teorisidir, Tanrıya inançtan bağımsızdır. Çaktın? |
Alıntı:
Simulasyoncu tanrının takma adı, bu teolojinin genişletilmiş (yenileştirilmiş) versiyonundan bşakası değil ve modern yaradılışıçılık hipotezi (dini) gibi bir şey Deizmin ya da desitin tanrısı senin simulasyoncundan farksız. Uzakdoğululunun da hatta ilkel insanında. Tam aynı şey. İbrahimi dinleri bir kenara bırak. Bu gerçek anlamda teoloji. Filozofik teoloji. Sunduğun içeriği kabaca okudum bir cümle Alıntı:
1 -Varoldukları ilk durum ve ilk geçmiş ne/nasıl? 1a-O gerçek değil miydi? Orada gerçeklik yok muydu? 1b- O ilk geçmiş gerçeklik niye simulasyon değil ya da o durumda onların geleceğinin bir simulasyonu muydu? 2- Biz hangisiyiz? Hangisindeyiz? İlk simule edilmemiş asıl gerçeklik mi? İkinci simule edilen simule gerçeklik mi? ya da başka ya da ne? Lineer (doğrusal ilerleyen, ileri giden) zaman hatasına düşüyorlar, Ölçme hatasına düşüyorlar ve diğer hatalara.... Bağlayın, herşeyi biribirne bağlayın.. Bu kadar kolay, ayırmayın.. Sorun bu. İkincisi tekillik yok. Sen simulasyoncu diyorsun. En azında bu yazıyı yazanlar simulasyoncular/yaratıcılar ifadelerini kullanıyor ve ifadeler çoğul, tekil değil.. Bağlayın, herşeyi birbirine bağlayın.. Bu kadar kolay, ayırmayın.. Bunu tekillikle imlersen monoteizmden hiç farkı yok, aşkın ve dışsal bir tekil imleyip özgür iradeyi de dışlarsan islamdan da sıfır farkı kalırdı... Tanrının/tanrıların adını değiştirir simulasyoncu yapardın ( Bu arada daha önce belirttim ben bir katı materyalist maddeci felan değilim. Daha önce de belirttim bunlarda bana göre gerçek parçaları var. Benim eleştirim monoteizm gibi olan yönü ve yani panteizm gibi bir kapsama alınırsa yaklaşık bana da uygun..) Tek simulasyoncu monoteizm Çok simulasyoncu politeizm Tüm simulasyoncu panteizm Bunlardan sadece üçüncüyü onaylarım. Benim sorunum sadece bu |
Alıntı:
Şimdi biz bir kaç bin yıllık geçmişi boşver, son bir yüzyıldaki gelişmeyle bile bu kadar mesafe kat ettiysek, bu teknolojiyle bile yarı gerçek simülasyonlar "yaratabiliyorsak", bu, bizden daha gelişmiş başka uygarlıkların, veya bizim içimizden birilerinin bu simülasyonu bizi içerecek şekilde daha gelişmiş bir şekilde yapmış olabileceğine dair güçlü bir delildir. Kesin kanıttır demiyorum bak, ama, olabilir. Bu durum bu simülasyonu "yaratan"ları Tanrı yapmaz. Şimdi metaverse evrenini yaratan Mark ZikerBerk Tanrı mı oldu? Yani, evren modeli daha da gelişince, daha da gelişmiş arayüzler eklenip, ve hatta şöyle düşün, bağlanan insanlar uyutulup gerçek bir deneyim yaşamış olsunlar, bu durumda SükerBerk Tanrı mı olur? Olmaz. Ha ama senin illa her şeyi Tanrısallaştırma ya da öyle adlandırma takıntın varsa Tanrı oldu da diyebilirsin. Ben diyorum ki bunları aşmalıyız artık. Meselelere Tanrı vardı veya yoktu ekseninden bakmayı bırakmak gerekmektedir. Gerçek manada bir Tanrı varsa, tüm bu simülasyonları "yaratan" insanları yaratmış olan kişi olacaktı. Yoktuysa da, bu durumda bu simülasyonları yaratan kişiler Tanrıya ihtiyaç duymaksızın zaten vardılar. Burada Tanrının varlığı veya yokluğu, simülasyonun gerçekliği üzerinde bir etken değil. Demek istediğim bu. Dolayısıyla bu konunun Tanrı'yla da, Tanrı'nın varlığı veya yokluğu konusuyla da, alakası yok. Sen hayal dünyanda alaka kurabilirsin, sıkıntı değil. Fakat anlatılan şey o değil. |
Şununla sorunum yok yineliyorum
1- Alıntı:
Alıntı:
Bu iki sınırda tanrı dememe konusunda benim gibilerle anlaşabilridin Tanrı denmesinin sebebi aşkın mono tekillik ve benim irademi ya da kimliğimi/kendiliğimi dışsallama, yoketme. Simuslasyoncuyu dışarı atmayın içeriye koyun Kendinizi anti gibi tanımlarsınız. antikendi, antivarlık.. Ben özgür irademi, tersini tartışmam: Varolan vardır, bütün bir aynı gibidir yani ondan bölünmüş bir üst varlık üst ya da dış aşkın tekil öge vs bulamayız/bulamzsınız/bulamayacaksınız Ben hiç değilim. Ben onu tartışmam. Simulasyoıncu içkindir dersen konu kapanmıştır o zaman deriz tamam o tanrı değil tamam simulasyoncu olmalı Aşkındır dersen neden tanrıyı tartışmaya devam ettiğini tartışırız Siz şimdi bilim teknik teknoloji bu tartışmalar yeni sanıyor olabilirdiniz. Bunlar 5 bin 10 bin senedir tartışılıyor tartışan aynı insan. Eski Yunan, Uzakdoğu hepsi bunları tartıştı. Parmenides te olan biten ilüzyon dedi uzakdoğu non-dualistleri de. Uzakdoğu da Brahman Atman kavramları var ve bunlar senin İbrahimi dinlerin gibi tanrılar değil ve o haliyle bile sizin şu simulasyon teoriniziden filozofik olarak bütün en azından bağlıyor/birliyor/bütünlüyor. Tamam simulasyoncu var diyelim. Özne olarak ben kimim? Neyi seçiyorum. Özgür irade nedir? Var mı? Simule etti kendi nerede? Simulasyon dışında varlık mı? Nedir nerede nasıl_? Tekil mi çoğullar mı? |
Alıntı:
Şöyle.. Birincisi maymun insan oluyorsa insanda gelecekte insaüstü türe evrimleşmeli. İnsaüstü tür gelecekte binlerce ve belki ve milyon milyar yıl evrimleşmiş olabilir. Gidip gezegenler kolonize etmiş ya da zamanda yolculuk yapıyor hatta evrenler yaratıyor olabilirdi. O halde gezegenimiz dış uzaydan gelişmiş türlerce kolonizasyona da uğramış olabilirdi.. vs.. Alıntı:
Tanrı yoktan varolmayı açıklayan bir ilk varedicidir ya da tanrı içkindir varolanın içindedir demeliyiz ki bu tanrı herşeydir demek olacak. Başka bir tanrıyı hayal edemeyiz, filozofik olarakta tarıtşamayız, gerçekleyemeyiz .Öne de süremeyiz. Bu çerçevede gerçek fiziksel tanrılar/tiranlar politeizm (çok tanrıcılıkta) tartışılabilir. İnsan da evrimleşir tanrı olur yaratır demek gibi. İlk ya da baş tanrıdan yoksun varoluş Yaratanlar monoteizme değil de ya politezime (ölümlü fizik tanrılara) ya da panteizme gönderme yapmalı. Bunu diyorum Yukarıda tanrı için söylenenler simulasyoncu (ve onların çoğulu) içinde aynen geçerli .Onu diyorum. Sen hayal dünyanda istediğin gibi oku anla o benim sorunum değil O halde sorumu/sorularımı yineliyorum Tamam simulasyoncu ya da simulasyoncular var diyelim. Özne olarak ben kimim? Neyim nasılım? Ne kadar neyi seçiyorum? Beni simulasyoncu mu belirliyor ya da oluyor ben ne kadar benim? Özgür irade nedir? Var mı? Nasıldır? Simule etti (ettiler) kendi (leri) nerede? Simulasyon dışında varlık mı? Nedir nerede nasıl_? Tekil mi çoğullar mı? Benim tarafımda yukarıdaki soruların cevap ve yapılandırması önemli. |
Son kısımdan alacağım, gerisi kaos yaratıyor:
Simülasyoncu var diyelim, dedik. Özne olarak sen orada 1010111000'dan ibaret sanal bir , elektrik akımının oluşturduğu bir şekilsin. Zaten tesla da evreni anlamak için frekanslara bakın demedi mi? Aslında her şey elektrik akımı. Güçlü bir elektriğe kapılırsan ölürsün, çünkü sen de elektriksin, seni bozar, devrelerin yanar, bir daha çalışmazsın. Özgür irade gerçek manada yok. Yani şu şekilde var. İstediğini düşünebilirsin, ama yapamazsın. Simülasyonun senin için çizdiği çerçevenin dışına çıkamazsın. Kaderin önceden simülasyon tarafından belirlenmiştir. Ekran iki boyutlu olduğu için düz bir satıh üzerinde hayali küresel bir dünya kurgusu var. Ama aslında dünya düz. Bunu anlaman için Antarktika'nın ötesine geçmen lazım. Ne yapmış oraya? Eksi 106 derece soğuk koymuş, ne aracın geçebilir ne sen kendin. Özgür iraden var, merak da ediyorsun, Antarktika'dan öteye geçebiliyor muyum? Yok. Dünya hakkında çok şey merak edenlerin maddi imkanları hiç olmaz zaten. Ama hep "kendi adamları" olarak seçtiklerinin maddi imkanları olur. Ve onların amacı insanların özgürlüğü değil, insanları kısıtlamak. Bu sayede kimse simülasyon kurgusunun dışına çıkamaz. Simülasyoncunun sürekli olarak simülasyonun içinde olması pek de mantıklı sayılmaz. Ya kısa bir süre girebilir ya da o içerdeyken birileri de dışarıda olmalı. Bu durum "simülasyoncular"ın çoğul olduklarını gösterir. Zaten bir simülasyoncu olsaydın dışarıdaki tek bir kişiye güvenemezdin, ne olur ne olmaz, kalabalık olmaları iyidir. Ben bunu yıllar önce soru olarak başka bir forumda anket şeklinde sordum, anketi de kilitledim. Yani üyelerin yanıt vermesini engelledim. Normalde birisi yanıt verse görünür. Zaten veremez. Yanılmıyorsam 11 kişi olduklarıyla ilgili bir cevap geldi. Ya 11 ya da 12, yanlış olmasın. Bu bana mantıklı gelmişti, havariler 12, ay sayısı 12, saat 12, filan. Bunu nasıl ve neden yapıyorlar? İçeridekilerin neler hissettiklerini merak ediyor ve kendileri de deneyimlemek istiyorlar. Ben bunların kendilerini Tanrı olarak tanıtıp dünyaya gelmiş olabileceklerini ve hala aramızda bunlardan bazısının bulunabileceğini düşünüyorum. Tanrı isimleri de kendi isimleri olabilir. Mesela örnek vermek gerekirse... Yok örnek vermiyim, sen anladın konuyu. Bildiğin dini karakter isimleri, Tanrı veya peygamber olsun, o gruba aittir. Geliyorlar ve artislik yapıp gidiyorlar, ergen duygularını tatmin ediyorlar. Ben bu yazıyı yazdığımda önceki yazım bölünmemişti. Ama bir daha cevap vermeden önce bekleyeceğim ve bölmeyeceğinden emin olacağım. Aksi halde cevap yazmam daha. Yazıyı bölünce ne oluyordu? Sana ait oluyordu, bana ait değil. Şu halde benden hiç alıntı yapmadın. |
Alıntı:
Tamam simulasyoncular nerede? yaşıyor? Nasıllar vs ya da ne sorulmalıysa Yanıt mı bekleyeyim yorum mu sunayım emin olamadım simulasyoncunun simulasyona girmesi ilginç. Indra efsanesi gibi. Girip çıkması daha ilginç. (Yanıtı beklemeliydim ama bu normalde benim terminolojimde çok boyutluluk ve çokzamanlılık/eş zamanlılık) Dünyanın düz olması? Çöp tenekesini kapağı düzdür. Karıncaya göre dış yüzeyi de. Alan üç boyutlu algılarız. Düz küre tartışması anlamsız. Dünya gezegen mi diye tartışanları gördüm. Aşağı doğru sonsuz bir yer ve yukarı sonsuz bir boşluk hayal ediyorlar. Siz düz derke n uzayda uzay boşluğunda bir disk gibi mi diyorsunuz ve bunun simulasyonla bağlantısı ne? |
Alıntı:
Ekvatorda bir pusulayla sürekli batı ya da doğuya giderek aynı yere gelebilir misin gelemez misin_? |
Alıntı:
Simulasyoncu da elektirik mi? Simulasyoncuyu (simulasyoncuları) ya da onların olduğu ortamı simule eden üst/dış simulasyoncular da var mı? Simulasyoncu ya da simulasyoncuların kendi özgür iradesi var mı? Ortamı nedir nasıldır? Simulasyoncu kendini simule eden simulasyoncusu varsa onun/onların da sınırları yani kendi simulasyoncularının koyduğu gerçeklik sınırları dışına çıkabilir mi? Simulasyoncuların dünyası ve ortamı da düz mü? Eğer içeridekilerin neler hissettiğini merak ediyorsa nasıl simulasyonda özgür irade yok? ya da nasıl kontrol sınırı onlarda? Yani yapay zeka tartışmasını ele alalım ve gelişmiş nano-robotlar, sibergenetik söylemi gibi şeyleri? hatta canlı tür yaratmayı Örneğin insan bir milyon sonra simulasyoncu olabilir mi? ve oldu diyelim ve bir simulasyon yarattı. En basiti insan kendi simulasyoncusunu bilmiyor ve bulamamış olurdu. İnsanın simule ettikleri bir gün gelir kendi simulasyonlarını yaratabilirdi. Bu sonsuz bir döngü olurdu. İnsan burada anlamış olurdu ve bana göre bu tartışma kapanmış olurdu :... |
Alıntı:
Simülasyoncunun elektrik olup olduğunu bilemeyiz çünkü o/onlar bizim bir üst levelimiz. Elektrik olabilir, olmaya da bilir, ama önceden kullandığımız mantık gereği, yani zamanı sonsuza değin genişletip öyle ele alırsak, tıpkı bizim gibi elektrik olması muhtemel, hatta matematik açıdan kesin gibi. Yine de özgür irade konusunda dediğin handikap mevcut, bir şeyler rastlantısal olarak gerçekleşmesi için serbest bırakılmış olmalı. Ancak yine de her simülasyonda mutlaka bir üst limit olması gerekir. Çünkü olaylar hızlı gelişirse bu kez simülasyonun bu gelişime ayak uyduramaması ve çökmesi gibi bir tehlike ortaya çıkar. Eğer bu insanlık kendi kendini yok etmemeyi başarırsa, şimdiden başlamış olan ve belli bir inandırıcılığa ulaşmış olan simülasyon teknolojisinin bizimkine eşdeğer simülasyonlar yaratma ihtimali de kesin gibi durmaktadır. Bunu bu şekilde enterne edersek, aslında dışarıda bir yerlerde sayısız simülasyon ve onları idare eden sayısız simülasyoncu olmalıdır. Şimdi baktığımız ekran gibi, bizler bu ekranın dışında olan milyarlarca insanlarız ve sanal bir aygıta komut veriyoruz. En basit oyun halindeki bir proğram yazdığını düşün, ki şimdi ilkokulda bile öğretiyorlar, yüzmilyonlarca simülasyoncu sırf bu dünyada var. Basit de olsa, ilkel formda da olsa, bu şu anda var. Dışarıda, yani bizim üst evrenimizde de sayısız simülasyoncu olmalıdır. Bunlar her çeşit yaşam formunda, yaş grubunda, insan veya daha üstün canlılar olabilir. Benim tespitim, yani dünyanın genel gidişatına bakarak, simülasyoncumuzun ergen olduğu, matematik ve geometri bilgisinin zayıf olduğu ve biraz da akıl sağlığı yönünden sorunu olduğudur. Böyle bir ergenden de her şey beklenir. Dünyayı hak edenlerin değil de en hak etmeyenlerin idare etmesini sağlamak gibi, herkesin birbirini yemesini saksı gibi durarak izlemek gibi, bunlardan keyif alıyor, hayal gücü bu kadar, çapı bu kadar, karakteri bu şekilde bozuk, akıl sağlığı da tam şey değil yani. Konuyu Tanrı bağlamında ele alırsak, özellikle bunu yapıyorum, konunun Tanrı bağlamında herkesin müsterih olması açısından, simülasyoncumuzun genel karakteriyle bir Tanrı'nın genel karakterini kıyaslarsak yani, hem olasılık açısından, hem de karakter açısından, bir Tanrı'nın sahip olması gereken niteliklerle simülasyoncumuzun niteliklerini kıyaslarsak, dünyamızı bir Tanrı'nın idare etme ihtimali yok denecek kadar azken, akıl sağlığı yerinde olmayan ergen bir simülasyoncunun idare ediyor olması ihtimali kesine yakındır. İşte, bu yüzden, adam olsun diye ben ona habire yazıyorum ama daha henüz tam etkili olmadı. Biraz biraz kenarından etkiliyor gibi, pandemi yasaklarının azalması, kamyoncuların yol kapatması filan, yani kenarından müdahil oldu. Ama içinden gelen ergen dürtülerle bir anda her şeyi mahfedebilir de, bu ihtimal de var. Belki de okula gitmesi gereken saat geliyor ve bilgisayarı kapatması lazım, onun için herkesin birbirini yok ettiği bir son görmek istiyor. Al sana kıyamet. Tanrı faktörü nerede? Konuyla uzaktan yakından hiç bir alakası bile yok. Pekiii, Her şey elektrikse, ki olasılık açıdan öyle olması lazım, bu durumda, acaba içerde yazılan bir simülasyonla, içinde bulunulan simülasyona müdahale edilebilir mi? Bir çeşit, sistem heklenebilir mi? Böyle bir durumda, her şeyi dışarıdan izleyen simülasyoncu sistemi kapatacak mıdır? O zaman o görmeden ya da hissetmeden önce bu yapılabilir mi? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:46 . |