![]() |
Ateistlerin yanılgısı
Ateistler evrendeki olayların doğal ve bilimsel açıklamalarını tanrı karşıtı argüman olarak kullanırlar. Aslında bu pek de geçerli bir argüman değil.
Örnek olay: yağmur yağması. Teiste göre yağmuru Tanrı yağdırır. Ateiste göre yağmurun yağma sebebi uygun hava koşullarının oluşmasıdır. Ateistin burada hava koşullarına dayanarak tanrı yağdırmıyor demesi yanılgıdır. Çünkü teist bakış açısına göre hava koşullarını da tanrı ayarlıyor olabilir. Olayların bilimsel açıklamaları tanrının varlığına dair sunulan argümanı çürütebilir fakat yokluğuna dair argüman üretmez. Bilim agnostiktir. Yağmur yağmasını ayarlayan bir irade var olabilir mi? Vardır demek için bir kanıt yok fakat var olması mümkündür demek için kanıt var, o kanıt insan iradesinin varlığı. Evrende bir tane irade varsa(insan) başka iradenin varlığı da mümkün demektir(uzaylılar, tanrısal güçler vs.) Dolayısıyla yağmur gibi iklim olaylarını kontrol eden farklı güçlerin var olması -bilimsel açıklamalarına rağmen- mümkündür. Belki de gezegenimizdeki iklim olayları bir uzaylı medeniyetinin elindedir. |
Bilim agnostik değildir.
Gnos'un tabanı teolojidir. Bilim materyalisttir. Tanrı ortaya varlık koymamıştır. Bilgisi gözlemi yoktur. Bilim analiz felsefe sentez yapar. Diamond'dan ve şopi'nin aforizmalarından felsefe öğrenen küçük burjuva bebeler dayak yemeye bıkmamış. Kaç sene oldu. Ne durumlara düştünüz. Biraz utanın. Dayak yeyip bi hafta sonra hiç bişey olmamış gibi ortaya çıkıp aynı yerden saçmalıyosunuz. Delikanlı olun biraz. Zekanız öğrenmeye yetmiyosa benimki öğretmeye yeter. |
Her şeye bir lafınız varda
O iradenin ! Gizlenmesine bir cevabınız yok. Niye gizleniyor bu irade sahibi yada sahipleri. Gizleniyorlar ama siz gizemi görüyor ve iletisime geciyorsunuz Peygamberim diyenler gibi Falcı gibi Büyücü gibi Cinci hoca gibi Mevlana gibi Said nursi delisi gibi Gizemli varlıgını ortaya koymuyor siz o gizemi biliyorsunuz ama tutamıyorsunuz. Ne garip Hep laf üretiyorsunuz. |
1-''Ateistler'' diye bir şey yok. ''Müslümanlar'' dediğimizde aynı/benzer şeylere sarılan bir grup insandan bahsetmiş oluruz ama ''Ateistler'' diyemeyiz, çünkü ateist olan kişiler bir şeylere sarılmıyor/inanmıyor/bağlanmıyor.
Bir tarafta uçan spagetti canavarına(usc) inananlar var diye, karşı taraftaki insanları, yani uçan spagetti canavarına inanmayanları ''ausc'' diye damgalayamayız ki. Bunun ne kadar ''abuk'' bir şey olduğu ortada. Haliyle cümle içinde kullanılan ''ateistler'' kelimesi bir anlam ifade etmez. 2- Bu ''argüman'' meselesi de köhne. Tanrı'ya inananlar bir şey diyor, inanmayanlar da bir şey diyor. Masaya argümanlar falan filan konuyor. Bunlar eski de kaldı. Binlerce yıl önceki tartışmalar bunlar. Taaa, Antik Yunan'daki şeyler. Günümüzdeki bir ateistin bu tartışmaların içine girmesi, sadece kendisini eğlendirmek amacıyladır ya da tam olarak bu konuları çözümleyememiştir. Tanrı'ya mı inanıyorsun? Sana bu konuda hiçbir şey demem. Ne argümanı?! ''İyi günler'' der ve geçerim. |
Ateist kişiler, Müslümanlar gibi bir "ümmet" değildir.
|
Şimdi ateistler neyi kullanır, ateist nedir ve ben ateist miyim? bilmiyorum ama dinsiz ve tanrısızım ve bir dindar teiste göre ateistim. Ateiste göre, kendine ateist diyen gruba göre muhtemelen non-tezim ya da felsefi kimi başka izm'leri bana yakıştırıyor olabilirler.. Şunu söyleyebilirim ki, tanrı olmayacağına sonucuna bunu çözümleyerek vardım. Çözümlemem eski Yunanla aynı. Var yoktan gelemez o halde varlık doğmamış ve başlamamıştır , varlık yaratılamaz yokedilemez vb..
Burada ben bu durumda evrendeki olayların açıklamalarını tanrı karşıtı argüman olarak kullanmıyorum. Tanrı karşıtı argüman olarak kullandığım tek şey kendi iradem, mantığım, düşüncem, kendi ergim ya da çözümlemem. Bu kadar ve hepsi bu... Bana göre bir ateistin (eğer varsa) kozmolojiyi (ve varsa bilinmeyen kozmolojik unsurları) (ve eğer varsa bunun evrenin olgularına etkisini) yadsımasıyla bir baş yaratıcı ve ilk tanrının varolmayacağını söylemesi apayrı şeyler ve bence bunlar ayrı tartışmalar.. Bunun dışında özgür irade determinizm, öznecilik maddecilik, gözlemci etkisi, bilinç vb. tartışmalar/kavramlar var ve tarih boyu bunlar tartışıldı-tartışılıyor... Sonuç olarak şunu diyebilirim ki; aşkın-üstün salt mutlak özne, ilk ve başyaratıcı söylencesi dışlandıysa ve bunu dışlayan kişiye ateist deniyorsa gezegendeki iklim olayları hatta evrendeki kimi olaylar kısmen biri ya da birşeylerin kontrolünde olsa bile sonuç değişmiyor.. Ateizm bence kendini teizm karşıtlığı ve aşkın-üstün salt mutlak özne, ilk ve başyaratıcı olamayacağı söylencesiyle sınırlamalı. Bunun dışında evrendeki olguların açıklanması, bilimsel kimi kavramlara sahip olma vb bence bunlara ihtiyaç yok.. |
Alıntı:
İnsan psikolojisi ve tarihine dayanarak tanrı kurgusunun insan tarafından oluşturulduğunu gördüğüm için inanmıyorum. Olaya bilimsel yaklaşıp tanrı hakkında üç yargı oluşturuyorum. 1-vardır 2-yoktur 3-var olması mümkündür ya da var olmasını engelleyen bir sebep yoktur. Tanrıyı tartışmak uzaylıları tartışmak gibi. Ünlü bir fizikçi ''evreni uzaylılar laboratuarlarında yaratmış olabilir'' diyordu. Evrenin bir yaratıcısı var mıdır sorusu gayet bilimsel bir soru. Bu yaratıcı bizim bildiğimiz anlamda bir tanrı olmak zorunda değil. |
Alıntı:
''Evrenin bir yaratıcısı var mıdır?'' sorusu da, soru filan değil. Bilim insanları böyle sorular sor(a)maz. Bilim, soru sorarken veya cevap ararken, mitolojilerden faydalan(a)maz. |
evrende yaratıcı var mıdır diye sorulursa evet var, insan var yaratan.
insan bir yaratıcıdır, bir sürü şey yaratır. bir tane yaratıcı kanıt olarak önümüzdeyse, bu başka yaratıcıların da var olabileceğinin kanıtıdır. olay bu aslında şimdi ocağa su koyduğumda kaynıyor, niye kaynıyor? sıcaklık 100 derece olduğu için. peki kritik soru şu; suyu 100 derecede kaynayacak şekilde bir sistem tasarlayan yaratıcı iradenin var olabilmesini engelleyen bir sebep var mıdır? varsa nedir. ben söyliyim, bunu engelleyen bir sebep yok. |
Monoteizm aşkın-üstün bir ilk ve tek yaratıcı, varlığı yokluğundan ortaya koyan aşkın -ilk- özne fikridir.
Diğer tartışmalar farklı bağlamlarda verilebilir ancak bu kavram kesinlikle reddedilmelidir. İlktanrı mümkün değildir ve bunun herhangi bir bilime ihtiyaç yok. |
Alıntı:
Tanrının ne olduğunu bilmiyoruz, tanrı çıkıp da kendisini tanıtmadı. Belki tanrı konuşsa diyecek ki evreni ben yaratmadım, evren beni yarattı. Bu yüzden tanrı tanımlarımız uzaylı tanımlarımıza benziyor. Uzaylı filmlerinde uzaylıları iki gözü olan, ağzının üstünde burnu olan varlıklar olarak canlandırıyoruz(insansı). Oysaki uzaylılar böyle görünmek zorunda değil. Belki uzaylılar gazdan oluşmuştur, belki ışıktan, belki gözleri yoktur, belki 16 tane bacağı vardır. Ateistlerin de %90'ı cahil. Kendilerini bilimsel yaklaşan bilen kişiler olarak gösterme eğilimindeler. Mesela ''evren bigbangle oluştu, allah yaratmadı'' diyen ateistler görüyoruz. Bilmiyor ki bigbang denilen fikir aslında yaratılışçı fikirlerle gayet uyumlu. Ateistlerin çoğu bilimi yanlış anlıyorlar ve bilimin ateizmi desteklediğini zannediyorlar. |
Alıntı:
Oncelikle guzel bir baslik acmissin. Tesekkur ederim. 3 kisa sey soylemek istedim. 1- Bilim agnostiktir dedin. Bilim aslinda ateistik, agnostik yada teistik degildir. Ateizm, agnostism ve teism metafizigin icinde yer alan felsefi alanlardir. Bilim, metafizige degil, bilmek kokenine sahip epistemolojiktir. Inancin varligini yoklugunu metafizik tartisir. Bildigini biliyorum. Sadece hatirlatmak istedim. 2- Insan iradesi kavramina kuskuyla yaklasiyorum. Insanin duygu durumu, inanc yada inancsizlik ekseni, verecegi ahlaki, etiksel, dinsel ve gundelik kararlari sosyal cevresiyle ve biyolojisiyle etkilesime girer ve bu etkenlerden etkilenir. Bir insan acken bile daha "ahlaksiz" yada "iradesiz" davranislarda bulunabilir. Ustelik irade yada ozgur iradeyi belirleyen ben dedigimiz sey hormonal ve molekuler duzeyde ele alinmali. 3- Uzaylilarin var oldugunu dusunuyorum. 4- "Tanri"nin var olup olmadigini bilmiyorum. Bu konuda bir bilgiye sahip degilim. Bilmek ister miydim, evet mumkun olsaydi, isterdim. 5- Evet, Big Bang'i aslinda Katolik bir din adami ortaya atti. Buyuk patlamanin oldugunu, fakat yoktan bir sey oldugunu dusunmuyorum. Buyuk patlama olduysa nerede oldu? Sacmaligi gorebiliyor musun? Bence, buyuk patlamadan once de baska bir form, enerji duzeyi vardi. Bu konuda bir bilgimiz yok. Fakat, evren dedigimiz sey, hic yoktan birden bire ortaya cikan bir sey degil. 6- Turkiye'li ateistler ozellikle ve genellikle "islam karsitligi", "islami fasizanlik karsitligi" ve "genel olarak din karsitligi" sebebiyle ateist. Kavramlari cok yonlu arastirip, sorguladiklarini dusunmuyorum. Bir dinin inanilmaz sacma bir seviyede yasandigini gorup ateist olan pek cok ateist var. Ben, ateistlerin, teistlerin, solcularin yada sagcilarin buyuk bir bolumunun gercekten cok yonlu derin dusundugunu sanmiyorum. Pek cok ateistin ateist olmasinin sebebi olan argumanlarinin yada ele aldiklari sorularin cevaplarini bulmak mumkun. Herkes boyledir diyemeyiz. Ben, Dawkins'in tum kitaplarini okudum. Dawkins'in dahi felsefe bilgisi ve analizi cok yuzeysel. Tesekkurler Alvin |
Ateistlerin neden ateist olduguna iliskin bir soru soralim.
Ozellikle ateizm icin; 1- Insanlarin bir takim tanrilar yaratmis olmasi, bu tanrilarin disinda/ henuz bilmedigimiz bir tanri'nin [yada bir seyin, buna X de diyebiliriz] var olmadigini gosterir mi? 2- Bilimin bazi sorulara cevap verebiliyor olmasi, tanri'nin var olmadigini kanitlar mi/gosterir mi? Bunu boyle soruyorum, cunku ben assagi yukari bu yuzden ateisttim. Sizin farkli bir sebebiniz olabilir. Buyrun, cevaplamak isteyen fikrini paylasabilir. Belki de bilmedigimiz farkli bir arguman duymus oluruz. Saygilarimla |
Alıntı:
Benim var olmadığını düşündüğüm tanrı modeli, insanların genelinin zihnindeki tanrı modeli. Neden-sonuç ilişkilerindeki tüm nedenlerin yerine koyulan tanrı modeli (ağaçtaki yaprağın hareket nedenine rüzgar yerine tanrı demek). Eğer hareket nedeni net olarak rüzgarsa net olarak tanrı değildir. Buna insan acziyetinin tanrı fikrini yaratmaya meyilli olması da eklenince tüm parçalar ''yeterli güvenirlikte'' tanrı fikrinin yanlış olduğunu söylüyor. Yine benim var olmasına pek ihtimal vermediğim ama çürütemeyeceğim tanrı modeli de evrende insan dışında ve insanı etkileyen bir iradenin olabilirliği. Bu gelişmiş irade dünya gezegeninde bir deney yapıyor olabilir. Bu deney çerçevesinde dünyaya bir takım bakteriler yerleştirmiştir, bu bakterilerin evrimini izliyordur, yani bizi de izliyordur. Milyarlarca yıldır izliyordur fakat onların zaman algısında bu kısa bir zaman dilimi olabilir. Onlar bizim var olmamızın arkasındaki irade olduğu için tanrı olarak tanımlanabilirler. Böyle bir iradenin olabilirliğini yine evrendeki başka bir iradeden yani insandan yola çıkarak kurguluyorum. Bir tane irade ortaya çıkmışsa başka iradeler de mümkündür genellemesinden. |
Alıntı:
Herhangi bir tanrının varlığı hakkında bilgiler sadece hikayelerden söylencelerden ibaret insanlar mevcut hikayelerden başka hikayeler uydurduklarında başka tanrılar hakkında bilgimiz olur.Mevcutlar var olmadığı gibi yeniside var olmaz. 2.Soru Bilimin herhangi absürt bir şeyi var olma ihtimali dahiline alması sadece bilimsel etik ile ilgilidir.İnsanlık tarihi serüveninde esnek olunması gerektiğini tecrübe etmiştir.Her ne kadar suistimale kapı aralasada. Bilim tanrısallıkla ilgilenmez.Tanrının varlığı sorusuna ihtimaller dahilinde der.Bilim tanrının veya tanrıların ilahi yüce bir varlığın veya daha tuhaf absürt bir şeyin var olması bizi yaratmış olması ihtimaline tirilyonda bir ihtimal veriyorsa canlılığın kimyasal reaksiyonlar yoluyla belirli koşullar altında ortaya çıkmama ihtimaline tirilyonda bir verir. |
Saygideger Yildiztozu ve Marcos,
Fikrinizi paylastiginiz icin tesekkurler. Bir kac gun yogunlugumdan dolayi bu ve bir baska basliga katki sunamayacagim. Vakit bulabilirsem ugramaya calisirim. Simdilik selamlar Alvin |
Natan
Teistlerin iki yöntemi - inananlar ve şüpheciler için uydurdukları masala olagan üstü nitelikler yüklemeleri - inanmayanlar içinde " KİM" soruları Bana ve benim gibi olanları ikna edemeyince " e peki KİM " yaptı gibi yargıyı ve teşhisi koyup aklınca bu yöntemiuygulayıp , inananlar ve şüpheciler üzerinde uyguladıkları olağan üstü nitelikler yukledikleri hikaye alanına cekip orada boş gevezelikler yapiyorlar Şahsen bu konuya bakışım " kim " gibi irade yüklenen soruyu muhattap almamakdır çünkü kim diye yargı koydugun şey bende sadece kendisi gibi metabolizmazı olan , ossurup sıçan , sinirlenip aglayan , tehdit edip duygulanan açıkıp susayan , vs özellikleri olan bir organizma olarak şekilleniyor . Bu nedenden " kim" diye yaklaşana ossurup sıçan diyin , teistlerin bu iki yaklaşımi tuzakdır ve muhattap alınamaz. Bilimsel olarak zaten bu konu ciddiye dahi alınmaz. Gnost yada agnost olarakta degerlendirmesi yapılmaz. Ne yani laboratuvarda insan pisligi olan bok incelenirken içinde tanri mi aranıyor yada o boku incelemek için kullanilan aygit ( mikroskop) tanrı görmek içinmi yapıldı ? Bilinen şey bokun analizidir Bu durumu gözlem yapılan her alanda düşünebilirsiniz. İnsanlarda düşünme gibi bir özellikleri bulundugundan , düşünmeyi harekete geçiren felsefe ile tanrı manrı gibi düşunsel keyiflere bakılabilir. Hadi Felsefi olarak tanriya ! bakalım inceleyelim , kurcalayalim Tüm evrende görüpte acaba neden diye cevap bulmaya çalıştığimız varlıklar neden VAR lar diye yada nasil oluyorda varlar diye hem teistsel hem ateistler için sorular yöneltelim Bakiğımda cevabı bilimsel olarak fizik evrenin olabilirligi cercevesinde bu günkü olanaklar içerisinde cevaplanmış , tanrı diye bir arastirma YOK Bizimde bir zamanlar inandıgimız çerçevede bize saplanan tanrı hikayesi ile olan bitene cevaplar verirken bir anda ortaya bir tesadufle , bu tanrının OLABİLIRLIGI , fizik evrene uygun olup olmadiğı , elde olan fizik kanunları icerisinde imkanlı olup olmadıgı gib sorular tesadüf etti Şu son satirda yazdiklarim benim açımdan bu soruya tek cevaptir. "Kım" diye bir soru sormak zaten ahmaklıkdır. "İrade" yüklemek daha büyük ahmaklikdir. "Kim" demek fizik evrene cevap verebilir mi ? Bu mümkün mü ? Ateistlerin bu konuda bir yanılgısı falanda yoktur. Sadece teistlerin mahalle baskıları nedeni ile kendilerini yönlendirmekte mahir olan teistlerin oyununa geliyorlar. " kim " sorusunun cevabi bellidir . Uyuyan sıçan , içen , gülen , kizan , ölendir. Alvin senin oldugun cografya ile burayı kıyaslayıp sonuç almaktansa burayi oraya anlat sadece , oradakiler bilsinler yeterli. Bu sorgulama Kendin için ise , burayı yaşadın isde , bir pandemi aşisinda bile , çip ve g.ötte kuyruk arayanlar tarafından TANRIYA INANMAYA zorlaniyoruz. |
Birisi "Ben ateistim" dediğinde, aslında "Tanrı'nın olmadığına dair bir kanıya inandığını" ifade etmektedir. Ancak mantık, bu ifadenin "Tanrı'nın var olduğu" varsayımı gibi ispat edilemez olduğunu gösterir. Bu perspektiften bakıldığında, ateizmde akıl ve mantıkla bağdaşmaz ve bir inanç meselesi olarak görülebilir.
|
Alıntı:
Dinemine birilerinin hayali arkadaşlarına inanmayanlar diye bir şey olmaz.Şimdi ben Himen, Spiderman, Gandalf yoktur dediğimde olmadıklarına dair bir kanıyamı inandığımı ifade etmiş oluyorum. Yapmayın böyle şeyler. |
Alıntı:
|
İnanmak yada inanmamak
İkiside var olan varlık üzerinden değerlendirilir Mesela bizim aptal finlandi yaya kaçtı dedigimde , bizim aptal dediğim kişi , var lıgı bilinendir. Var liğı ile alakalı sorun yoktur. varlığı için inanç söz konusu olmaz. Bizimkinin APTAL oldugu yada , finlandi yaya kaçtığina inanmak yada inanmamakda var lik aranmaz. Aptal olduguna ve kaçtığina ya inanırsin yada inanmazsın. Bizim tanrı evreni yaratti dediginde , yaratı dediği iddiaya bakılmadan önce tanrı kim ne diye sorgulanır , var lıgını ortaya koyduysa yani bilinense daha sonra " yarattı" kelimesi incelenir tanrı ve yarattı iddiaları izzaha ve kanıta muhtaç olduğundan iki iddiada , ya inanılir yada inanılmaz . Bizim tanrı evreni yarattı diye iddia edene inanmıyorum böyle bir masala diyen kişiye inanmamaya inanıyorsun diyenede itibar edilmez. İnanmamaya inanmak nedir ? Bu cumleyi kurana gerizeklalı derim , gerizekalı olup olmadıģına ya inanirsınız yada inanmazsınız . Bilerek uzatiyorum çünkü düşünmekten yoksun hayalperest insanların inanç olayını yanlış algıladıklarıni düşünüyorum. Var likların iddialari nitelikleri ozellikleri üzerinde inanmak inanmamak konuşulabilir. Tanrı dedikleri üzerinden inanmak yada inanmamak konuşulamaz çunkü bir temeli yok VAR lik yok , var olmayan üzerinden ancak hayaller kurgulanır. Boş boş zırvalar yazılir. Tarih zırvalarla doludur. Varlık ne demek bunu anlamak ćok mu zor ? Ateistler inanmamaya inanıyormuş!!!!! Ahmak olmak bu cümlede barınıyor . Üzerine basa basa yine söylüyorum inanmak yada inanmamak VARLIKLAR üzerinden konuşulabilir . |
Alıntı:
|
Dualizm, düşünen (zihinsel) ve maddeyi (maddi) ayıran bir ayrım yapar.
Dualizm, gerçekliği maddi ve zihinsel olarak iki ayrı kategoriye ayırırken, maddenin fiziksel yasalara tabi olduğunu ve zihinsel olanın ise özgür iradeye sahip olarak fiziksel yasalardan bağımsız bir şekilde işleyebildiğini ileri sürer. Bu yaklaşıma göre, maddenin doğası ve çalışma prensipleri nesnel ve ölçülebilir olarak açıklanabilirken, zihinsel olanın öznel ve bilinçli bir deneyim olduğu ve iradeyle ilişkili olduğu düşünülür. Bu dualiştik bakış açısı, maddenin deterministik özelliklerine karşın zihnin özgür iradesini vurgulamaktadır. Evet, dualizm yaklaşımında zihinsel olanın maddenin üzerinde bir etkisi olduğu ve özgür iradeyle hareket edebildiği düşünülür. Bu anlamda, maddenin zihni, zihnin de bedeni etkileyebilmesi ve isteklerine göre hareket ettirebilmesi normal kabul edilir. Dualizm, zihin ve beden arasında bir etkileşim olduğunu savunur ve zihnin bedeni kontrol edebildiğini, istekleri doğrultusunda hareket edebildiğini ileri sürer. Zihnin resmi bir çizimi mümkün değildir çünkü zihin soyut bir kavramdır ve fiziksel bir varlık değildir. Zihinsel süreçler ve fenomenler, beyin aktivitesiyle ilişkilendirilir, ancak zihnin kendisi fiziksel bir nesne değildir. Dolayısıyla, zihnin çizilebilmesi veya somut bir şekilde görselleştirilebilmesi mümkün değildir. Bu açıdan bakıldığında inanmak veya inanmamak, zihnin ""varlığı"" ve işleyişiyle ilişkilidir. İnsanlar, zihinleri aracılığıyla düşünme, akıl yürütme ve değerlendirme yapma yeteneğine sahiptirler. Bu süreçler, inançların oluşumunda önemli bir rol oynar. Zihinsel süreçlerin etkisiyle, bir kişi bir konuda inanç geliştirebilir veya inanmamaya karar verebilir. Zihin, insanların düşüncelerini ve deneyimlerini şekillendirirken, inançlar da zihinsel süreçlerin bir sonucudur. her şeyi sadece form ve şekle indirgeyerek gerçekliği tam olarak kavramak mümkün degildir. Sadece nesnelerin dışsal özellikleri ve biçimleriyle sınırlı kalmak, gerçekliğin derinliğini ve çeşitliliğini göz ardı etmek anlamına gelir. Gerçeklik, maddi varlıkların ötesinde soyut kavramlar, duygular, düşünceler, ilişkiler ve deneyimler gibi daha soyut ve zihinsel alanları içerir. Bu nedenle, gerçekliği tam anlamıyla anlamak için sadece form ve şekle değil, daha geniş bir perspektife ihtiyaç vardır. |
"zihinsel olarak düşünebildiğimiz her şey vardır " mı diyorsun ? Haydi kanıtla Var ---->> varlığını ortaya koy Öyle sadece yazıda lafla olmuyor bu işler. şimdi zihnimde bir ejderhanın tanrıyı yuttuğunu düşünüyorum . Haydi beni VARLA , dogrula , gerçekle Buna inanacaksın , ortada ne bir ejderha VAR nede bir TANRI "Soyut varlıklar " -->> fizik evrende bundan daha ahmakca bir iddia yok. |
https://encrypted-tbn0.gstatic.com/i...XaJKg&usqp=CAU
Üstteki 40cm x 25 cm olan kara kutunun içerisinde 4 tonluk bir adet fil var , kutunun önündeki delikten hortumunu çıkartıp dısaridan hem besin alıp hem nefes alıyor. Bu benim iddiamdır. Kanıtı bendedir , inanmak isteyen inanır , Kutunun ölçusü rengi ve üzerindeki delik filin varlığına kesin kanıt olduğundan inanmak istemeyenlere kutunun içindeki fili kanıtlamak zorunda degilim , filin o kutuda olmadiğını inanmayanlar ispatlamalıdirlar. Kutudaki fil ile konuşabiliyorum . |
Alıntı:
Zihin, düşüncelerin, duyguların ve bilincin kaynağıdır. Herhangi bir şeyi düşünebilmemiz veya farkındalık sahibi olmamız için zihin gerekir. Varlık veya mevcudiyet, zihinsel farkındalık ile ilgilidir. Bir şeyin var olduğunu veya mevcut olduğunu kabul edebilmemiz için, zihinsel olarak farkındalık düzeyinde olmamız gerekir. Düşüncelerimiz, hayallerimiz, fikirlerimiz, algılarımız, anılarımız ve duygularımız gibi zihinsel içerikler, zihnimizde mevcuttur ve biz bunları bilincimizde deneyimleriz. Zihinsel olarak düşünebildiğimiz her şey, bireysel deneyimlerimizin bir ürünüdür. Örneğin, bir masa, bir ağaç, bir insan veya soyut bir kavram olan özgürlük gibi herhangi bir şeyi düşünebilmemiz için önce o kavramın farkında olmamız gerekir. Zihinsel olarak düşünebildiğimiz her şeyin var olması veya gerçek maddi olmasıyla ilgili bir zorunluluk yoktur. |
Alıntı:
Ancak zihinsel olarak düşünebildiğimiz her şey farkındalık olarak vardır çünkü gercekliği düşüncelerimizin ve zihinsel deneyimlerimizin varlığına dayanır. Kartonda ki fil de öyle. |
Varlık veya mevcudiyet, zihinsel farkındalık ile ilgilidir.
Gerçekten komiksin Sakın bu cümleyi psikiyatristlerin yanında kurma :p:p:p |
Yahu arkadaşlar
Bu erkek ******susun istediği tek şey ciddiye alınmak. Bu ibine, anarşist olduğunu iddia edip işbölümü üzerinden hiyerarşiyi savundu. Bu **** ortalama toplumsal emek soyutlamasını efendilerin kölelere layık gördüğü ortalama gelir ile karıştırdı. Yahu bu ******, trolün teki. Bu herşey oldu. Eleştirmeyin, çünkü dürüst değil. ****** bu, hakkettiği gibi davranın. |
Gerçeklik, maddi varlıkların ötesinde soyut kavramlar, duygular, düşünceler, ilişkiler ve deneyimler gibi daha soyut ve zihinsel alanları içerir Dedigin için Düşuncelerle gerceklik arasında bir ayrim var olduğunu anla diye fil ve kutu örnegini verdim. Bir fili düşuncemde özgürce bir kutuya koymayı HAYAL edebilirim ancak gerçek dunya da somut sınırlamalar ve gerçekliğin kuralları olduğunu bilmem gerekir. Öyle senin dedigin gibi " maddi varliklarin dışında tanrı ruh vs gibi bir gerçeklik yoktur olamaz mümmkün degildir , olanaksızdir . Bunu anlamani beklemem , attiģın yada afırttiğın o sözler inancın olabilir ancak KİŞİSELDIR subjektiftir , ne toplumu ne bilimi bağlar. Bu arada bir yerlerden faydalanmak iyidirde , komple kopyalayip buraya yazmak kişiliksizliktir |
Ha bu arada yaz için fin den hayaller kuruyor olabilirsin kur bakalim da gerçekle uyumlu olsun .
|
Alıntı:
Karanlıkta öcü sizi korkutuyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bunu televizyonda görmüştüm. Olyada öcü sonunda karanlıktan çıkıp adamı dövüyormuş. Düşünsenize, ertesi gün vücudunuzda izler kalıyor, ama arkadaşlarınıza ne olduğunu anlatamıyorsunuz. Sonunda yardım arayıp ilaçlarla düzelmiş. Yani kafanızda yaşanan darbelere vücudunuz tepki verebiliyor gibi bir durum söz konusu. Bu tür olaylar, varlığın veya mevcudiyetin zihinsel farkındalıkla ilgili olduğunu gösteriyor. Bu cümleyi psikiyatristlerin yanında neden kullanmayayım ki? Tabi ki bu bir uç örnek ama sonuçta bu konu psikiyatristlerin uzmanlık alanı. varlığın veya mevcudiyetin zihinsel farkındalıkla ilgili olduğu konusu felsefi açıdan da ele alınır. Felsefede, varlık ve bilinç arasındaki ilişki, ontoloji ve fenomenoloji gibi alanlarda incelenir. Ontoloji, varlığın doğasını ve var olanın ne olduğunu araştıran felsefi bir disiplindir. Bilinç, insan deneyiminin temel bir unsuru olarak kabul edilir ve ontoloji bağlamında zihinsel farkındalıkla ilişkilendirilir. Bu bakış açısına göre, varlığın kendisi bilince bağlıdır ve bilinç olmadan varlık düşünülemez. Fenomenoloji ise, deneyimin doğası ve bilincin nasıl işlediği gibi konuları inceler. Bu perspektife göre, varlık deneyimlenen fenomenler aracılığıyla ortaya çıkar. Zihinsel farkındalık, fenomenolojik bir bakış açısıyla incelenir ve varlığın bilinçli deneyimlerle ilişkili olduğu savunulur. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Evet, gerçek dünyada somut sınırlamalar ve gerçekliğin kuralları, fiziksel formların ve yapıların işleyişine ilişkin kısıtlamaları ifade eder. Formlar, nesnelerin biçimleri, yapıları, özellikleri ve ilişkileridir. Bu formlar, gerçek dünyadaki nesnelerin ve varlıkların somut özelliklerini belirler. Örneğin, bir nesnenin şekli, boyutu, ağırlığı somut özelliklerdir ve gerçekliğin sınırlamalarını yansıtır. Bir cismin belirli bir hacme, belirli bir şekle veya belirli bir düzene sahip olması, gerçeklik kurallarına bağlıdır. Bu nedenle, gerçek dünyadaki somut sınırlamalar ve gerçekliğin kuralları, form ve yapılarla yakından ilişkilidir. Ancak ifade edilen somut sınırlamalar ve gerçekliğin kuralları, soyut kavramlar veya varlıklar hakkında kesin bir yargıda bulunmaz. Soyut kavramlar, form kurallarının ötesinde ve farklı değerlendirme kriterlerine tabi olabilir. Bu nedenle, somut sınırlamalar ve gerçekliğin kuralları, sadece fiziksel formların veya baska bir degisle forma dair yapilarin dünyasını kapsar. fil ve kutu örneği, düşüncelerin gerçeklik ile arasındaki ayrımı göstermek için kullanılabilecek bir örnek olabilsede Fil ve kutu somut nesnelerdir ve belirli bir forma sahiptirler. İnsanlar, zihinlerinde bir fili bir kutuya koymayı hayal edebilirler, ancak gerçek dünyada bu hayali gerçekleştirmek mümkün değildir. Düşünceler, soyut kavramlar, fikirler, duygular ve deneyimler gibi daha zihinsel alanlara aittir. Bunlar somut bir forma sahip olmazlar, ancak insanların zihinlerinde ve deneyimlerinde mevcut olabilirler. Bu nedenle, düşüncelerin gerçeklik ile ayrımı, somut nesnelerin varlığına karşı soyut ve zihinsel deneyimlerin varlığı arasındaki farkı temsil edebilir. Tanrı gibi konularda daha derin ve karmaşık bir tartışma gerektiren soyut konular olduğundan, fil ve kutu örneği tam anlamıyla bu konuyu ele almak için yeterli degildir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kabaca izah etmeye çalışayım. Allah'a, Yahve'ye ya da Zeus'a inanan insanlara karşı durarak, tüm bunlara inanmadığını söyleyen birisine ''teist olmayan'' anlamında ''ateist'' deniyor. Bu ateist tabiri, teist olanların kullandığı bir tabir. Farklı tanrılara, peygamberlere, meleklere inanmayan birisi, kendi kendine ateist olduğunu filan söylemiyor yani. Ateist ifadesini bir ''küfür'' gibi düşünmek lazım. Bu küfür edile edile, zamanla teist olmayanların, teistlere karşı kullandığı bir ifadeye dönüşmüş. Siz inançlısınız diyelim. X tanrısına inanıyorsunuz. Ben sizin bu inancınız ile ilgili burada cümleler kurarken, size ''ateist'' olduğumu söylersem eğer, size bu konularda nerede durduğumu belirtmek için bunu söylüyorumdur. Aslında ateizm ya da ateist diye bir şey yok. ''İnanmak'' ifadesi ''bilmiyorum'' ifadesinin farklı bir versiyonudur. Mesela ''önümüzdeki yerel seçimleri şu partinin adayının kazanacağına inanıyorum'' demek, '' kimin kazanacağını bilmiyorum'' demektir. Bilen insan inanmaz. İnanan insan bilmez. Bilmek ve inanmak tamamen farklı şeylerdir. İnanmamayı seçen ateist, rasyonaliteden yanadır. Kesin yani bu. Tartışılamaz. İnanmak demek, aklı bir kenara koymak demektir. Mesela, Kuran'da dimağ/beyin kelimesi geçmez. Böyle bir şey olamaz zaten.! Sonraki mesajlarında zihin farkındalığından filan bahsetmişsin de, neymiş bu farkındalık? Neyin farkına vardın da, ateizmin akılla bağdaşmadığını ifade ettin burada?! |
Dine mine denen Sazan
Aklı başında yani zeka özürlü olmayan bir kişi düşüncesindede bir fili o kutuya sokmayı düşünmez. Beynini yormaz Ne işi var filin o kutuda diyeceğine Haaaa olabilir düşüncede fil kutuya girer diyorsun. Sazan hemen atlama O kutuya o fili düşüncesinde sokmaya uğraşan zeka özürlülerle uğraşıyoruz Bunu anlatmaya çabalıyoruz. ( örnek özürlüye verilir diye boşuna denmiyor ) Tanrı dediğiniz olayda tam böyle Evrene tanrı sokuşturmaya ugraşıyorsunuz. " Felsefe takılıyorum "!! oyunları oynamaktanda vazgeç. Sende felsefenin kumaşi yok. |
Alıntı:
Bilen insan inanmaz. İnanan insan bilmez. Güzel ancak tanrı'nın varsayıldığı deizm gibi bir perspektiften bakıldığında ateistlerinde, tanrının olmadığına "inandıkları" için bu konuda bir bilgiye sahip oldukları söylenemez. Ateistlerinde inançları, kişisel tercihlerine veya düşünsel değerlendirmelerine dayanır. Bilgi, somut kanıtlar veya mantıksal çıkarımlarla desteklenen bir anlayışı ifade ederken, inanç kişisel tercihler, değerler veya deneyimlere dayanan bir güvence duygusunu ifade eder. Ateizmde, tanrının olmadığına inanılır, ancak bu inanç kesin bir bilgi değil, sonuçta kişisel bir inançtır. |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:22 . |