![]() |
Tekrar Müslüman oldum
Bu burada sevimsiz bir post olacak belki ama yazma ihtiyacı hissettim. Tekrar Müslüman oldum. Uzun zamandır ateisttim. Ateistforum'da da Tasvir-i Efkâr ve Şövalye rumuzlarıyla yazmıştım.
Ne oldu da dine döndün diye merak edenler olacaktır. Birçok etken var ama benim için esas kırılma noktası herhangi bir dine, kutsal bir otoriteye dayandırılmayan ahlakî sistemlerin nesnellikten uzak, güvenilmez, kırılgan ve değişken olduklarını anlamak olmuştur. Başka bir deyişle, tanrısal vahyin rehberliği olmadan neyin iyi neyin kötü olduğunu kesin olarak belirlemenin bir yolu olmadığını fark ettim. Ateizmde ahlak problemi inançsızlığımın ilk zamanlarında da kafama takılan ve kesin bir cevap bulamadığım bir meseleydi ama açıkçası buna bir gün cevap bulacağımı düşündüm, görmezden gelme ve kendimce açıklamalar üretme yoluna gittim, ama sonra bunlardan kaçmanın bir yolu olmadığını fark ettim. Aksiyolojik argümandan hareketle yapılan Tanrı kanıtlamalarını ve bunlara verilen cevapları okudum, tartışmaları izledim ve bunlar üzerinde uzun bir müddet düşündüm ve aksiyolojik argümanın teizm için güçlü bir felsefî delil teşkil ettiği kanaat getirdim. Dinî konuları araştırırken gördüğüm bir diğer delil olan evrenin potansiyeli delili de mantıklı geldi. Bu delil kısaca yaşamın karmaşıklığı ve çeşitliliğinin evrenin potansiyelinde var olmasını teizmin daha iyi açıkladığını söylüyor. Tabii bunları okuduktan sonra hemen teist olmadım çünkü teizmde de saçma bulduğum şeyler vardı, ama bunları sorguladıkça Tanrı fikri mantıklı gelmeye başladı. Müslümanlarla yaptığım tartışmalarda Tanrı paradokslarına tatmin edici cevaplar da bulmuştum. Ama deizm de mantıksız geliyordu; Tanrı varsa insanı öylece yaratıp bırakmış olamaz. Tanrı varsa o zaman öteki dünya da olmalı ---> öteki dünya varsa o zaman din de göndermeli ---> ama mevcut dinlere baktığımızda insan ürünü olduğu görülüyor ---> o zaman Tanrı'ya inanmak mantıklı değil şeklinde düşünce algoritması izlediğim için Tanrı fikrine de mesafeli duruyordum. Böyle kafa karışıklığı içinde yıllar geçti. Yıllar geçtikçe dinden kopan gençliğin akın akın feminizm, veganizm, SJW aktivizmi, LGBT ideolojisi ve kedi/ köpekperestlik gibi abuk sabuk akımlara kapılmaları daha fazla dikkatimi çekmeye başladı ve bu da beni ateizmin ve sekülerizmin toplum için pek hayırlı olmadığı sonucuna götürdü. Müslümanlar kendini çağdaş, medeni ve ilerici sayan bu güruha göre daha mantıklı, sağduyulu ve aklıselim göründü gözüme. İslam'ın aileyi, nesli ve toplumu koruyan olumlu yönlerini görmeye başladım. Gerek Batı'da gerek Doğu'da feministlerin kadın mağduriyetlerini istismar ederek kadın faşizmi ve erkek düşmanlığı yaptıklarını ve eşitlikten ziyade ayrıcalık peşinde koştuklarını gördükten sonra bu güruhun İslam'a kendi bakış açılarıyla getirdikleri eleştirilere de daha sorgulayıcı bir gözle bakar oldum. Bütün bunlar beni İslam'a yeniden yaklaştırdı ve İslam'a yeniden ilgi duymaya başladım. Dinden çıkmama sebep olan konuları araştırdım. Youtube'dan Müslümanlar ve ateistler arasındaki pek çok tartışmayı, cevap/ reddiye videolarını izledim. İslam'a, Kur'an'a yöneltilen birçok eleştirinin mantıklı açıklamalarının olduğunu gördüm. Bu açıklamalar İslam hakkındaki olumsuz görüşlerimin genel olarak güvenilirliği şüpheli olan hadislere ve yanlış yorumlanmış bazı Kuran ayetine dayandığını anlamamı sağladı. İslam'la ilgili her soruma henüz tam cevap bulabilmiş değilim, hâlâ okuyor ve araştırıyorum, ama bulduklarım beni İslam'ın doğru din olduğuna ikna etmeye yetti. Biraz uzun hikâye oldu ama İslam'a dönüş yolculuğumu bu şekilde özetleyebilirim. İslam'la birlikte her şey benim için mükemmel bir şekilde anlam kazandı ve hayat daha anlamlı hale gelmeye başladı. Zaten ateizm bana hiç yaramamıştı. Ateistken hayata daha kötümser bakıyordum. Her şey kasvetli ve anlamsız görünüyordu. Özellikle hayatın hiçbir nesnel bir anlamının olmaması, ölümden sonra yok oluş düşüncesi, zalimin izzetinde, mazlumun zilletinde kalıp bu dünyadan göçüp gittiğini düşünmek beni karamsarlığa itiyordu. Şimdi zihnim rahatladı, uzun zamandır yaşamadığım bir iç huzuru hissediyorum. İslam başıma gelen en iyi şey! |
Kendi karakterini kazanma yetin olmadığı için kendini boşlukta hissettin.
Bu boşluğu doldurman gerekiyordu, yoksa yaşam anlamsız ve sana acı veriyordu. Bunun için yani irade zayıflığı yüzünden en kolay ve kendine göre güvenli olanı seçerek müslüman oldun. Kendi zaafını dinleyip müslüman olman normaldir, ancak bu zaafları güçlendirme yollarını denemedin. Kendince denediğini ve gerekli araştırmayı yaptığını düşündün. Oysa şu yazından da anlaşıldığı gibi aslında dinden hiç kopmadın. Koptuğunu düşünerek kendini kandırmaya çalıştın. Öyle ki, kafandaki kutsal ahlak yapısının seni esir aldığının farkında bile değildin. Bu yüzden aslında şu anda başladığın yere yani dinleri sorgulama noktasına henüz yeni geldin. Lakin sorgulamak senin için çok şey ifade etmediği anlaşılıyor. Çünkü kendi karakterini bir tanrıya teslim ederek mutlu olmayı yeğliyorsun. Yani bir anlamda kendi iradenle özdeşleşen mutluluğu gerçeklere tercih ediyorsun. Oysa bir ateist gerçekleri kavramakla mutlu olur. |
Ne olursan ol ister ateist ister teist ister müslüman ister hristiyan ötekileştirme ötekileştirenlerden olma.
Unutma kedi/köpekperestlik diye bir şey yoktur.Doğaya saygı duyanlar doğaya karşı duyarlı olanlar vardır.Bu durumunda ateistlik müslümanlık vesaire ile ilgisi yoktur.Keza veganizmde öyledir.Müslüman olman et sektöründen yana olmanı gerektirmez. Feminizm içinde durum aynıdır.Ateist olmanın feminizm ile ilgisi yoktur.Siz hiç maço ateist görmemiş olmalısınız. |
Alıntı:
Hz Muhammed`in cinsi sapikligi, uckur duskunlugu, Cennet HEVESI, Cehennem KORKUSU vs vs vs benzeri olusumlardan dolayi Olurda OBUR DUNYA var dusuncesi ile neme gerek 72 Hurri Melekle Sapiklik Yapmak Varken, Neden ISKENCE HANEDE INANILMAZ ISKENCELERDEN GECEYIM dusuncesi etkilemis olabilir. Tanidigim biri vardi, siyasi olarak bazen tartisirdik, bir donem sonra Alevi Dedesi ile ilgisi olmamasina ragmen Alevi Dedeligine soyundu..... Dedim Bir ayagin cukurda yakinda olebilecegini dusunerek olurda OBUR DUNYA var diyemi Arap Muhammed, Arap Ali ve onlarin soyunu goklere cikarmaya calisip gericilige soyundun..... Sadece Gulerek Yuzume Bakabildi..... Dinin ne oldugunu Dinciligin nereden ve nasil ortaya ciktigini arastirmadan kendi kendinizi Deist veya Ateist gormeye calismis olabilirsiniz. DIN INSAN BEYNINE YERLESTIRILEN GUNUMUZUN EN TEHLIKELI ZEHIRIDIR, HEVES VE KORKU DAN IBARETTIR, HEVES ETTIGINIZ YER, GENELEVIDIR. KORKTUGUNUZ YER, ISKENCE HANEDIR IKISIDE INSANLIK SUCUDUR |
Kozmik perspektif
Meselen " ahlaksa" keşke islamı ve müslümanları tercih ermeseydin. 1400 senedir hâlleri ortada ya neyse Eee napcan şimdi? Bizlere - zeyd zeynep muhammed iliskisinimi övücen -ayşe hikayesini -cariyeler, 4 lü evlilikleri - insan kesip dogramayımi vs v s mi tartışcan? Naçizane tavsiyem hiç girme bu konulara ne burada ne başka yerde. Nasıl olsa bırakıcaksin bir dönem sonra Tercihine saygı duyarak sana sabırlar temenni ediyorum. |
Alıntı:
İçinizdeki boşluk ve bir otoriteye dayanma isteğinin kişisel zaafiyetinizden ve özgüven eksikliğinden kaynaklanma ihtimali yüksek. Ortada "Tanrısal Vahiy" olsaydı biz niye onu takip etmeyelim, çok af edersiniz bu kadar insan salak da bir sen mi akıllısın? Öyle bir şey yok. Örneğini verebilirim ama konuyla bağlantılı olduğu için "Tanrısal olmayan ama şeytani olan vahye" örnek verdiğim zannedilir diye önce onu ifade etmek istiyorum. Ona örnek değildir, burada yapılan çalışmalara örnek olarak bir örnek vereceğim. Şeytani vahiy derken ben başka dinleri kast ettim, satanizmi filan. Şimdi Tanrısal vahiy dedin değil mi? Tanrısal vahiy. Kuran kimin sözüdür? Tırnak içinde "Allah kelamı" öyle değil mi? O halde "Alemlerin Rabbi olan Allaha hamdolsun" diyen kimdir? Allah kendisi mi bunu demektedir? Peygamber bu sözleri kendisi uydurmadığına göre başka seçenek kalmadığından dolayı hadi diyelim ki bir melek bunu diyor, tamam bak buna da tamam diyelim, geliyorsun en sonuna "bizi doğru yola ilet", yahu sen eğri yolda mısın, melek değil misin? Bir anda konuşan bizler olduk, insan olduk. Yahu bu sözde "Tanrısal vahiy eseri" kitap Allah kelamı mı, Cebrail kelamı mı yoksa biz kendimiz mi yazdık ki "bizi doğru yola ilet" diyoruz. Şu saçmalıkları gören birinin bu saatten sonra dönüp de "Tanrısal Vahyi takip ediyorum" deyip de islama döndüğünü söylemesi trajikomiktir. Ortada Tanrısal bir vahiy yok çünkü. Tanrısal vahiy olsaydı senden önce biz koşardık ona. Bu arada kararına da saygı duyuyorum. Verdiğin karara gerekçesi nedeniyle değil ama o kararı sen verdiğin için insana saygı gereği kararına saygı duyuyorum. Elbette inançtır, inanç özgürlüğüdür, istediğine inanmakta insanlar özgürdür. Gönül bu aka da konar boka da konar çok af edersin. Bu açıdan "özgür birey" olmayı hazmedememiş bireylerin yeniden birilerine "KUL" olma isteğine hiç kimse karışamaz. Hakkında hayırlısı olmasını dilerim, kendimden diliyorum, diğer insanlardan, canlılardan ve cansızlardan diliyorum. Başka bir Tanrısal kavram göremiyorum etrafta. Sen görüyorsan göster biz de görelim. |
Alıntı:
Tanrı seninle konuşup ''ahlak kurallarım şunlardır'' demediği sürece ahlaki değerlerin yine tanrıya dayalı olmaz. Kutsal otorite dediklerin kendi aralarında ayrılıyor, onlar da nesnel bir ahlak sunamıyor. |
''Tanrı'' hakkında yaklaşık 5000 yıldır yazılan/söylenen her şeyi, ''uçan spagetti canavarı'' hakkında yazılan/söylenen şeyler olarak algılarsan, kafandaki tanrı kavramını yok edersin.
Neyin iyi, neyin kötü olduğunu ateist olmaya karar verdikten sonra, aniden belirleyemezsin. Bu bir süreç. Zamanla kafanda neyin iyi, neyin kötü olduğunu netleştirirsin. Yaşadığın toplumun yasalarında belirlenen suçları yapmamaya çalışırsın, hepsi bu aslında. Ateist olunca kırmızı ışıkta geçmezsin. Ateist olunca her şey serbest olmuyor yani.! Kötümser/karamsar olmak kötü bir şey değil. Gerçekçi bir duruş. Asıl kötü olan hayal Dünya'sında, yalanlar içinde yaşamaktır. Gerçekler acıdır, sen bu gerçekliğin sana yaşattığı anksiyeteyle başedememiş gibisin. İslam dinine giriş çıkış meselesini de hafife aldığınızı düşünüyorum. Türkiye'de yaşayıp istediğiniz kadar İslam dinine girip çıkabilirsiniz, size kimse bir şey demez/yapmaz ama Arabistan'da ya da İran'da ya da Afganistan'da.! İslam dinini eğip bükerek, yaşadığınız coğrafyada ahkam kesmek kolay tabi. Afganistan'da dinden çıktığınızı bir ilan edin bakalım, ne oluyor. Dine girmenin şartı çük kesmek, dinden çıkmanın cezası kafa kesmek ve siz bunları filan es geçip çıkıyorum, giriyorum, çıkıyorum, giriyorum diyorsunuz.:tape: |
Kozmik Perspektif'in kalbini mühürleyen melek, niye işinizi düzgün yapmıyonuz lan? Münafık olanın kalbi mühürlenir ve bir daha islama geri dönemez, Tanrı böyle diyor. Bunu kim sağlayacak? Tabiki melekler. Adamı yaktınız göz göre göre. Ne güzel doğru yolu bulmuştu. İş bilmez melekler yüzünden adam islama döndü, hayatı kaydı.
|
islam gibi hazır cevaplılığın baş tacı edildiği bir inançtan kurtulan birisi aynı kolaylığı gittiği yerde de arıyor, eskisi gibi armut pişsin ağzıma düşsün istiyor... öyle bir dünya yok güzel kardeşim, ateizm sana tanrı, kitap ve peygamber sunamadığı için, sonsuzluk vadedemediği için kusura bakma,
unutma ki bu taraf acı gerçeklerin yaşandığı yer, hoş masalların dinlendiği yer değil, bu taraf tapuların parçalandığı yer, beşiklerin inşa edildiği yer de değil, kısacası bu taraf sadece aklını kullananların değil aynı zamanda cesaret sahibi olanların yeri. |
Alıntı:
Peki madem bunları yazmak için buralara kadar geldin ve ahlak+aksiyolojik önerme ile bu işi çözdün(!) O vakit şu (meşhur)sorunun da çok net bir cevabı vardır sende: Bir şey tanrı öyle dediği için mi iyidir, yoksa o şey iyi olduğu için mi tanrı öyle demiştir? Buyur.. **Dip not: Nesnel tek bir tane dahi aksiyolojik önerme yoktur. |
Alıntı:
— Psikolojik nedenlerle inandın. — Korktuğun için inandın. — Sen zaten hiç ateist olmadın. Ateizmden dine yönelenler hakkında genellikle böyle söylenir. Bir zamanlar ben de böyle düşünürdüm. Böyle olanlar vardır belki ama herkes için geçerli değil. Herkes istediğini düşünmekte serbest ama benim dine geçmem tamamen psikolojik nedenlerle olmadı. Öyle olsa daha önce geçerdim, niye 10 yıl bekleyeyim. Bazı konularda gözümün açılması beni Tanrı ve din hakkındaki görüşlerimi yeniden gözden geçirmeye itti, araştırma sürecim pek çok kafa karışıklığımı giderdi ve işte o zaman bakış açım değişmeye başladı. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
" ahlâk " denileni işaret ederek islama dönüp müslüman oldum diyorsun. Bildiğimiz kadarı ile müslüman olunca namaz oruç vs. , şeriatın dikte ettikleri , emir olunca cihat gibi konulardada uyum göstermek zorundasın. Bu konuları uygulamaya başladın mı? Bana müslüman desinler yeterli mi diyenlerden oldun. |
Alıntı:
Evrimi anlarsanız, inandığınız dini, yaşadığınız toplumu ya da içinde bulunduğunuz sistemi daha iyi çözümlersiniz. ''Kaynak'' dediğin şey genlerimiz. Dawkins buna mem'i de eklemiş, yani davranışlarımız. Biyolojiye, antropolojiye, sosyolojiye, psikolojiye sırtını dönersen, ''Davranışlarınızın kaynağı ne?'' diye, abuk bir soru sorabilirsin işte. Mesela niye hırsızlık yapmıyoruz? Çıkarlarımızla ters çünkü. Kafamızda fayda zarar hesabı yapıyoruz. Olmuyor. Çok büyük bir risk bu ve bu riske girmeye değmez. Hırsızlar hesap yapamadığı için hapisteler veya mezardalar. Hesap yapamıyorlar, sonra o kısır döngünün içine girip, o girdaptan çıkamıyorlar. Ne inandığın dinden, ne de bilimden haberin var. ''Masum insanı öldürmek'' demişsin. Kuran'da Kehf suresinde masum bir çocuğun öldürüldüğünden ve bunun gerekçesinden bahsedilir. O surenin Türkçe'sini okudun mu?Okurken düşündün mü? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Şimdi bakın birini tanımadan onun hakkında peşin hüküm vermemek gerekir. Benim bilimle ne kadar alakadar olduğuma dair bir fikriniz var mı? Yok. Bilimden haberin yok gibi peşin hükümlerde bulunmadan önce bir sorun, ben bu konuyu düşünmüş müyüm diye. Ateistlerin gerçeği görmelerini engelleyen şeylerden biri de bu kibir. Ben ateistken her ateist gibi bilimciydim; her şeyin bilimle açıklanabileceğini düşünüyordum. Dolayısıyla ahlak sorununa da bilimden bir cevap bulmaya çalıştım. Evrimsel açıklama ilk başta benim de tutunduğum açıklamaydı ve bu açıklama bir süre beni tatmin etti. Ama daha sonra onun da problemli olduğunu fark ettim. Şimdi öncelikle evrimsel argümanı bir kuralım: Evrim insanlarda ahlaki davranış olarak adlandırdığımız şeylerin nasıl ortaya çıktığını açıklar ve bunların bireyin hayatta kalmasına ve genlerini aktarmasına yaptığı katkıya atıfta bulunur. Aslında tekil olarak organizmalar üzerinde değil de türler üzerinde durur, çünkü bazı durumlarda daha büyük grubun hayatta kalabilmesi için bireylerin feda edilmesi gerekir ki buna grup seçilimi denir. Ahlak da bundan ibarettir; kişinin kendisi için değil toplum için en iyi olanı yapmasıyla ilgilidir. Ahlak ve etik kavramlarımız aslında insanlar da dahil olmak üzere hayvanların hayatta kalmak için nasıl davrandıklarının bir tanımından başka bir şey değildir. Diğer bir deyişle ahlak sürü hayvanı içgüdüsüdür. Dolayısıyla ahlakî sezgilerimizin kaynağı budur ve buradan sabit ve evrensel ahlak kuralları türetilebilir. Bu aslında evrim teorisine değil bilimselliği tartışmalı bir alan olan evrimsel psikolojiye dayanan bir itirazdır. Evrim teorisi ahlakı açıklamayı amaçlamaz. Evrim teorisi, dünya üzerindeki yaşamın gelişimi ve çeşitlenmesiyle ilgilenen bir biyoloji dalıdır. İnsan davranışlarına evrimsel bir açıklama getiren şey evrimsel psikolojidir. Dolayısıyla bunu evrimsel psikolojiden itiraz olarak düşünmek daha doğru olacaktır. Birçok bilim insanı, kanıtlardan ziyade varsayımlara dayandığı ve hipotezleri genellikle yanlışlanamaz olduğu için evrimsel psikolojinin bilimsel geçerliliğini sorgulamıştır. Öncelikle bunu bir tespit etmek lazım. Ama diyelim ki evrimsel psikoloji geçerli bir bilim dalı ve iddiaları doğru, bu yine de ahlakî ilkelere dair nesnel bir temel sağlamaz. Böyle bir temel sağladığını iddia ettiği an çalıştığı bilimin sınırlarından çıkıp metafiziğe geçer. Zira bir şeyin iyi ya da kötü olduğunu söylemek başka bir şeydir, ahlakın neden var olduğunu söylemek ise bambaşka bir şeydir. Bir kişiyi bir şeyi yapmaya iten nedenler bize o davranışın iyi mi yoksa kötü mü olduğunu söylemez. Dolayısıyla insan davranışının psikobiyolojik açıklamaları bize bu davranışın neden iyi olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıklamaz. Mesela hırsızlıktan bahsettin. Evrimsel psikoloji neden hırsızlığa karşı olumsuz bir tavır takındığımızı açıklayabilir ama neden bu tavra sahip olmalıyız sorusuna bir cevap veremez. Ampirik olgulardan normatif kurallar türetilemez. Evrimsel psikolojiye göre insanlar, davranışlarını atalarından miras kaldığı için belirli şekillerde hareket ederler. Peki bugün neden bu mirasa sahip çıkmak zorundayım? Evrim bu soruya cevap veremez. İnsanlar ahlaki duygularını evrimsel geçmişlerinden miras almış olsalar da, yeni ahlaki ilkeler geliştirebilir ve davranış biçimlerini değiştirebilirler. Evrimsel davranışlarımızı yargılama ve değiştirme yeteneğimiz, ahlakın yalnızca evrimsel algoritma ile açıklanamayacağını gösterir. Dahası evrim (daha doğrusu natüralistik evrim) kör ve amaçsız bir süreçtir ve tekrarlansaydı farklı şekilde gelişebilir, farklı sonuçlar doğurabilirdi. Yani bugün uyduğumuz ve evrimden kaynaklandığını varsaydığımız ahlaki kurallar da farklı olabilirdi. Kendimizi farklı bir etik sistemin içinde bulabilirdik. Erdem bildiğimiz kötü, kötü bildiğimiz erdem olabilirdi. Evrim sürekli ilerleyen bir süreç olduğu için belki gelecekte değer yargıları çok farklı olacak, ahlaka sahip olanlar dezavantajlı hale gelecek, ahlaksızların sağkalım potansiyeli yükselecek. Öyleyse tesadüfen sahip olduğum evrimsel ahlaka neden uymak zorundayım? Bu ve benzeri düşüncelerden sonra evrimsel argümanın da ahlakı açıklamakta yetersiz olduğu sonucuna vardım ve başka arayışlara girdim, ancak teizmdeki kadar tatmin edici bir cevap bulamadım. Bu arada buraya kadar natüralistik evrim anlayışından ahlak çıkmayacağını anlattım ama evrimin teistik yorumunu kabul edersek o zaman işler değişir. O zaman Tanrı'nın insanı nesnel ahlakî gerçekleri sezecek şekilde evrilttiğini düşünmek akla uygun bir varsayım olur. Alıntı:
|
''Hikaye anlatma bize, şu surede masum bir çocuğun öldürülmesinden bahsediliyor'' diyorum, bana ''istisna'' deyip geçiyorsun.
Ondan sonra ''kibirli'' oluyoruz. Tamam ben kibirliyim de, sen nesin?! Önünde somut bir olgu var ve sen bunu kabul etmiyorsun. Sana ne dememi bekliyorsun?! Kehf suresi sadece bir örnek. Kafirlerin boyunlarının vurulması istisna mı? Hırsızların ellerinin ayaklarının kesilmesi? Kadının dövülmesi? Hepsi istisna değil mi? Evrimi yetersiz bulabilirsin. ''Ahlak, etik, davranış konularında evrim bana rehber olamadı'' diyebilirsin ama bu noktadan İslam'a nasıl geçtiğini anlatabilir misin? Girerken çükünüzün, çıkarken kafanızın kesildiği bir dine geçip, ''bu din ahlak/etik konularında bana rehber oluyor'' diyorsun. Hem de kemikleşmiş ateistlere karşı.:D |
1-Sizin ne önceden müslüman olduğunuza inanıyorum. Ne de, daha önce dinden çıkıp ateist olduğunuza. Kendinizce, forumu trollemeye geldiğiniz kanısındaym.
Bilimi rehber edinen kişiler, müslüman olamaz. Misal, Yıldızların "en yakın göğü süsleyen lambalar" olmasını bırakın, "şeytanlara atılan cisim" olduğunu iddia eden bir kitaba inanan, bilimle hareket ediyor, çelişmiyoruz diyorsa, o kişinin yalancı/sahtekar olduğu, su götürmez bir gerçektir. İstediğiniz kadar aksini inkar edin. Sizin yolunuzu burada yiyecek ateist olsun sanmıyorum. 2- Yukarıda ahlaktan bahsedip kendi kafanıza sıkmışsınız, "evlatlığının eşini nikahla koynuna almayı" ahlak içi gören bir dünya. Yetimleri büyütüp nikahlamayı ahlak içi bulan bir dünya anlayışı da gene bulamazsınız. Türkiye' de ki tatlı su müslümanlarının hayal dünyalarında oluşturdukları, süsleyip püsleyip ambalajla millete satmaya çalıştıkları islam ile gerçek tarih-kuran-sünnet verilerine dayalı islam örtüşmez. Sanırım siz de bu ılımlı bidatcılardansınız!. Lafla müslüman olunuyorsa, ben de uzaylı tanrıy(d)ım. Sizi de ben yarattım. Bütün güçlerimi, sihirli değneğimi bırakıp sonra fani olarak aranıza yerleştim. Var mı itirazınız. Hepiniz "inkarcısınız". Kendime dağa taşa, ejderhalara, dinazorlara andolsun ki; Beni inkar edenler "herotic" dirler... |
Sayin Kozmik Perspektif
Ahlak, zaman alan felsefi bir süreçtir. Ve eğer insanlar bu süreçten faydalanabiliyorlarsa, neden dinlere ihtiyaç duysun? İnsanoğlunun korkutma yoluyla düzen yaratabileceğine ve bu nedenle kitabıyla aldatarak süreci kısaltmak istediğine neden yorumlamadınız? Bu sorunun cevabı, kitapları ön kabul etme hatanızdan kaynaklanıyor olmalı. Felsefeyi ve süreçleri Tanrı verdiyse, düşüncelerimizi korkuyla etkileyen kitaplar bize ne verebilir?. Kitapların ahlak felsefesini beğeniyor olabilirsiniz, ancak bu tercihinizi hemen Tanrı'ya aktarmanız garip gercekten. |
Alıntı:
|
Alıntı:
"dinden çıkan öldürülür" fetvası hangi ülkede mevcut acaba? Sen başka Türkiye' de yaşıyorsun sanırım! Hz. İsa Hasan Mezarcı' nın müridine sor sana söylesin. Hakkında ölüm fetvası vermiş, hemi de diyanet! Türkiye o saydığın ülkelerden daha komplike bir anlayışa sahiptir. Yani tabiri caisse daha beterdir. Anayasası laik olan hiç bir ülkede bu kadar din adına işlenmiş cinayet bulamazsınız. Denemesi bedava istiyorsan adını adresini yaz Celal Şengör gibi seni verelim savcılığa, bak bakalım bu konuda bişey diyorlar mı demiyorlar mı? Sen de İsa, Muhammed yaşamadı diyorsun sonuçta, Celal Hoca da!. .) Ha ona açmışlar dava ha sana... Ha Gülşeni tıkmışlar içeri ha seni, tüm ötekileri... v.s. v.s. |
Alıntı:
O saydığın diğer ayetlere gelirsek, onlar Hızır kıssasından farklı bir kulvarda, İslam'ın muamelat kısmıyla ilgili şeyler. İslam'a modernizmin penceresinden baktığımız için bazı şeyler ilk bakışta bize ters gelebilir ama hepsinin bir hikmeti ve açıklaması var. Kimi ayetler de bağlamından koparıldığı için yanlış anlaşılıyor. Mesela o bahsettiğin ilk ayet savaş ayeti, Muhammed Suresi 4'te geçiyor. Buradaki anahtar ifade "savaş sona erene kadar" ifadesi. Bu da ayetin yalnızca savaş zamanlarında, Müslümanlar kâfirlere karşı savaşırken geçerli olduğu anlamına gelir. Yoksa dışarıda gördüğün kafirin boynunu vurma yetkisi vermiyor. Bir de bunlar İslam'ın detaylarına giren konular. Siz daha İslam'ın temellerini kabul etmiyorsunuz. Temeli halledilmeyen bir meselenin detaylarında boğulmak vakit kaybı. Önce Allah'a iman, ahirete iman gibi iman esaslarını kafada oturtmak gerek ki diğer meselelere geçilebilsin. Binanın olmadığına inanan birisinin o binanın kaç odası, kaç kapısı, kaç penceresi var gibi içeriğiyle ilgili detayları sorması nasıl abesse iman esaslarında hemfikir olmayan birisiyle dinin ayrıntıları hakkında polemiklere girmek o derecede abes. Bu yüzden önce konuşulması gereken bir yaratıcının varlığı konusudur. Benim İslam'a geçişim de önce Allah'ın varlığını anlayarak oldu, sonra Allah'ı Allah yapan özelliklerin ahiretin varlığını zorunlu kıldığını sonucuna ulaştım, gerisi çorap söküğü gibi geldi. Alıntı:
İslam'a nasıl ulaştığıma gelince; bir kez nesnel ahlakî doğruların ancak Tanrı'nın doğasıyla temellendirilebileceğini kavradıktan sonra Tanrı'yı Tanrı yapan özelliklerin de ahiretin varlığını gerekli ve lüzumlu kıldığı ortaya çıkar. Burada biraz Hayalhanem'e bağlayacağım ama yabana atılmaması gereken aklî deliller bunlar. Şu şekilde temellendirebilirim: Tanrı adil olduğuna göre ve insanın içine adalet duygusu koyduğuna göre ve bu dünyada adalet tam olarak tecelli etmediğine göre başka bir alemin varlığı zorunlu oluyor. Bu dünyaya baktığımız zaman görüyoruz ki zalimin zulmü yanına kâr kalıyor, mazlum hakkını alamadan göçüp gidiyor. İyiliğin ve adaletin kaynağı olan Tanrı böyle bir haksızlığa müsaade etmez. Adaletinin tam tecellisi için ahiretin varlığı gerekli. Ayrıca Allah bizi sorumluluk duygusuyla mücehhez kılmış, bize doğruyu yanlıştan ayırmamıza yardımcı olacak yetiler ve bunlar arasında seçim yapabilmemiz için özgür irade vermiştir. İnsan sorumlu bir varlık olduğuna göre sorumluluklarının karşılığını alacağı ikinci bir hayat olmak zorunda. Aksi halde zalim ile mazlum arasında bir fark kalmamış olur. Allah böyle hikmetsiz iş yapmaktan beridir. Bir diğer işaret de insandaki ebediyet arzusu. Her insanın fıtratında ebedi yaşama arzusu vardır, bu yüzden unutulmaktan korkar, dünyada kalıcı izler bırakarak ebedileşmeye çalışır. Ama ebedi hayat dışında hiçbir şey bu arzusunu gerçek anlamda tatmin etmez. Allah insanın içine ebediyet özlemi koyduğuna göre demek ki insan için bu dünyadan daha fazlası var. Buradan ahiretin varlığına ulaşıyorum. Allah ve ahiret varsa vahiy de olmak zorunda. Çünkü vahiy olmadan Allah katında neyin iyi neyin kötü olduğunu, Allah'ın rızasını kazanmak için ne yapmamız gerektiğini tam olarak bilemeyiz. Her kafadan bir ses çıkar, herkes farklı bir yol çizer. Bu yüzden vahye dayanmayan dinleri kafadan eledim. Dünya üzerinde vahiy kaynaklı üç din var: Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam. Bunlar arasından İslam'ın Tanrı tasavvuru bana daha makul, sade ve anlaşılır geliyor. Mesela Hıristiyanlık'taki gibi teslis problemi yok ya da Yahudilik'teki gibi Allah'ın ve peygamberlerin şanına yakışmayan inanışlar, insanî zaafları olan bir Tanrı tasavvuru yok. Başka sebepler de var ama en başta gelen sebep bu. |
Alıntı:
Alıntı:
Sözünü ettiğiniz ayet Mülk Suresi 5. ayet. Fakat bu ayette yıldızları şeytanlara atıyoruz demiyor. Ya da kuyruklu yıldızlar şeytanlara atılan taşlardır demiyor. Yıldızları şeytanlara taşlama/ kovma birimleri yaptık giyor. Bu ayette yıldız için geçen kelime "misbah"tır, yani lamba/ ışık yayan şey. "Onları" (aydınlatıcı nesneleri) kelimesine atıfta bulunan cealnâhâ ya da "yaptık" kelimesinden sonra gelen kelime onları doğrudan "şeytanlara" atmak için kullandı anlamına gelmez, daha ziyade "onlardan" bu "şeytanlara" atmak için bir şey yaptı anlamına gelir. Kayan yıldız ifadesi aslında atmosfere çok yüksek hızla girip yanan gök taşlarının halk dilindeki karşılığı. İnsanlar genellikle göktaşlarını yıldızlarla karıştırırlar. Bazı çevirmenler bu satırın göktaşlarına atıfta bulunduğunu düşünmüş olabilirler, ancak meteorlar "kandil" olarak kabul edilecek kadar uzun süre havada kalıp "gökleri/gece göğünü güzelleştirmezler." Öyleyse başka bir şey kastedilmiş olmalıdır. Onun da ne olduğu diğer ayetlerde ortaya çıkıyor. Kur'an'da üç yerde (Hicr 18, Saffat 10, Cin 9) şeytanlara atılanların şihâb olduğunu belirtilir. Şihab ise Arapça'da ışık, yanan ateşin kıvılcımları anlamlarına gelir. Güneşimiz gibi yıldızlar da astronotlara ve uzay araçlarına zarar verebilecek mermiler olan kozmik ışınlar ve diğer radyasyonları yayarlar. Bu nedenle, radyasyon veya buna benzer ışınların gerçekten de burada tanımlanan mermiler olabileceğini düşünmek mantıksız değildir. Eski müfessirlerden Fahreddin Er-Razi de Tefsir-i Kebir'inde bu ayetinde tefsirini yaparken şöyle der: "Şeytanları taşlamanın anlamının, onların, o şeytanları yıldızların kütleleriyle taşlamak değildir. Tam aksine o yıldızlardan şeytanlara atılan birer ateş parçası ayrılmış olabilir. İşte bu alev parçası, 'şihâb' adını alır. Bu ise, ateşten alınan bir parçadır. Dolayısıyla da ateş, yine devam etmektedir." Bu bilgiler ışığında şeytanların taşlanması olayını yıldızlardan yayılan şihablar yoluyla Dünya'nın dışına çıkmalarının engellenmesi şeklinde anlamak mümkündür. Bu ayetle ilgili yapılacak başka muhtemel yorumlar da olabilir. En doğrusunu Allah bilir. Alıntı:
Alıntı:
|
Boş laf salatası.
"Tanrı/ları" red eden sizlersiniz. Yeryüzünde kaç tanrı iddiası var? Sizin iddianız da onlardan sadece biri... Biz madem öyle bu iddianızı kanıtlamanızı rica ediyoruz. Ya iddianızı kanıtlayın, ya da olmayan şeyi red ediyorsunuz gibi saçma sapan bir cümle kurmayin. Kendinizi komik duruma sokmayın... |
Alıntı:
- Ayrıca bu saçmalığa ateist forumlarda öyle güzel cevaplar verili ki... İkna olamamak için gerçekten aklın yitirilmişi olsa gerek. -"Evlatlığının karısını nikalayıp koynuna almanın, büyüttüğün yetimi nikahlamanın"; iyi, ahlaki bir yol olmadığını bilmek için arap uyduruğuna lüzum olmasa gerek. Sanırım bu sözde kanun, dogma söz konu olunca deve kuşu gibi kafayı kuma gömdünüz!. |
Sevgili Kozmik Perspektif;
Müslüman olmak demek, sorgulamadan biat etmek demektir. Teslim olmak filan denir ya.! Kehf 74'deki ''gulam'' ifadesi, Meryem 19'da geçer. Burada Meryem kıssası anlatılır ve Meryem'in çocuğundan bahsedilirken ''gulam'' ifadesi kullanılır. Yani Kehf 74'deki gulam ifadesi çocuktur. ''Ehveni şer'' diyerek çocuğun öldürülmesine onay verdin açıkça. Bu dürüstlüğe şapka çıkartırım. Yani bir çocuğun, anne ve babasını küfre düşürme ihtimali yüzünden öldürülmesinin, yaşamasından daha yeğ olduğunu söyledin. Bunu burada İTİRAF ettin ve sen daha önceki mesajlarında AHLAK diye feryat ettin. Kuran'da ''savaş ayeti'' diye bir şey yok. Olsaydı eğer, bu savaştan bahsedilirdi. Savaşın adı, yeri gibi. 100'ün üzerindeki öldürün(gıtal) ifadesini düşünürken, muhakkak Kehf suresindeki kıssayı düşünmelisin. Bu konularda cümle kurmak için Allah'a iman etmek gerekmez. Ortaokul 2'ye mi gidiyorsun acaba?! Allah'ın varlığını Kehf 74 ve 80'deki ifadeleri okuyarak mı anladın?! Hayalhanem. Pilot kalemle ateizmi çürütenler mi bunlar? ''Tanrı adil olduğuna göre'' ne demek?! Gerisini okumadım.! Mesela köleliği ilga etmeyen bir tanrı adil midir ya da kadın ve erkeğe eşit miras dağıtmayan? |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Daha önce de söylediğim gibi, yoruma açık bir kıssa ve kesin bir şey söylemek istemiyorum. Bununla birlikte diğer yorum, yani çocuğun büluğ çağında olup işlediği suçlar yüzünden öldürülmüş olması bana daha makul geliyor. Çünkü şeriata daha uygun bir yaklaşım ve ayette bahsedilen bilge kulun peygamber ya da melek olduğunu kesin olarak gösteren bir şey yok. Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Siz islamdan ateizme sonra yeniden islama mı döndünüz, anlamadım.
İmzanıza istinaden soruyorum. Etik gerekçelerle ayeizmden islama dönmüşsünüz. Daha önce hangi gerekçelerle ateist olmuştunuz. |
Peki. Musa'nın yanındaki kişinin öldürdüğü çocuk değil, yetişkin. Sonuçta Ebu Hayyan El Endelüsî, el-Bahru'l-Muhît tefsirini filan okumuşsun. Belli yani, tebliğcisin.:)
''Anne ve babasının imanını sıkıntıya sokma ihtimali olan bir kişi öldürülmeli.'' Buna da itiraz etme artık. |
Ahlaktan bahsediyorsun ya. Kasas 15-16'ya göre Musa düşman tarafında olan birini öldürüyor ve Allah'tan af diliyor. Allah'ta onu affediyor. Buradan şu sonuç çıkmaz mı?
Herkes düşmanını öldürsün ve sonra Allah'tan af dilesin. Buyur, tefsirleri karıştır bakalım. |
Alıntı:
"ahlakın Tanrı dışında bir gerekçesi olması lazım. Ama hangi gerekçe olursa olsun bunlar insanmerkezcil ve subjektif değerler olarak kalacaktır. Çünkü ahlakın mutlak bir temeli yok. Ancak bu ahlaki normların gereksizliği ve orman kanunlarını uygulayabileceğimiz anlamına gelmiyor. Ahlak kaynağını toplumdan ve insan doğasından ve onun davranışlarından alır. Ateistler de sosyal şartlardan ve insani güdülerden izole edilmiş varlıklar olmadıkları için doğal olarak normatif ahlaki çatı oluşturacaklardır" "Tanrı ahlakı sağlar, ahlak Tanrı'dan gelir." Oysa bu döngüsel muhakeme hiçbir şeyi çözmez. Eğer "Tanrı türetir ahlakı + ahlak gelir Tanrı'dan" formülü doğruysa o zaman Tanrı'nın ahlakı nereden geliyor? Örneğin tecavüzün kötü bir şey olduğunu ve yardımlaşmanın iyi bir şey olduğunu nasıl keşfetti?" Birazda kendinle tartış bakalım. Kendine aracıda bulmuşsun . Hayal hanem Hayali:)) |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Sadece sonuncusuna değineyim. Aslında döngüsel mantık yok, tanım var. İyilik, adalet, merhamet gibi özellikleri onun doğasının bir parçası olarak tanımlıyoruz. Tanrı'yı mükemmel varlık olarak düşünüyorsak iyi olması mantıksal zorunluluktur. Tanrı'nın yaratılmamış olması da mantıksal bir zorunluluk olduğuna göre Tanrı'nın ahlakının kaynağı nedir, Tanrı'nın doğası nereden geldi gibi sorular anlamsızdır. Ahlakı Tanrı'nın doğasıyla açıklamak da döngüsel bir muhakeme değildir. Çünkü ilk olarak yaptığımız şey ahlakî sezgilerimize bakmak ve bunların zamandan ve mekandan bağımsız olduğunu kavramak. İyiliğin/ahlakın ne olduğunu Tanrı kavramı olmaksızın doğuştan gelen sezgilerimiz aracılığıyla anlayabiliyoruz. Buna paralel olarak metafizik akıl yürütmeden, her şeyin ilk nedeni olan bir varlığın, yaratılmamış bir yaratıcının, her yönden mükemmel bir varlığın olması gerektiği sonucuna varırız. Ahlakî iyiliğin bir mükemmellik olduğunu düşünürüz. Tüm mükemmellikler Tanrı'da mevcut olduğundan, bu İlk Neden'in de ahlaken iyi olması gerektiğe hükmederiz. Allah'ın eylemleri keyfi midir yoksa buna zorlanır mı meselesine gelince; Allah iyi veya kötü olduğunu bildirdiği için ameller iyi veya kötüdür ve Allah'ın fiilleri her zaman O'nun sonsuz hikmet ve ilmine dayanır; yarattıklarıyla ilişkilerini kendi belirlediği ilkeler doğrultusunda düzenleyip gerçekleştirir, haricî bir otoritenin baskı ve yönlendirmesine göre değil. Yani ne bir keyfîlik ne de dışsal bir kaynaktan gelme durumu söz konusu. İslam'da bu soru kelam alimlerince tartışılmış; Eş'arî kelamcılar ilahî öznelciliği seçmiş, Mutezilî alimler ilahî nesnelciliği, Maturidîler orta bir yol tutmuş. Bana Maturidîlerin görüşü daha makul geliyor. Onlar da Eş'ariler gibi ahlaki değerin insan aklı yerine Tanrı tarafından belirlendiğinde hemfikir. Hakîm olan/ neyin doğru, neyin yanlış olduğunu belirleyen yalnızca Allah'tır, bununla birlikte, aklınız belirli eylemlerin ahlaki değerini algılayabilir ve bazı durumlarda bunu vahyin rehberliğinden bağımsız olarak yapabilir. Ancak bu, Allah'ın bu bilgiyi kulun zihninde yaratması durumunda gerçekleşir. Buna İslam'da fıtrat deniyor; Allah'ın her insanın içine yerleştirdiği, doğruyu yanlıştan ayırmamıza yardımcı olan ahlakî bir pusula. Ancak fıtrat nefsimizden, çevreden, kültürümüzden kolayca etkilendiği için her ahlakî eylemi tam bir doğrulukla ayırt edemez. İşte bu yüzden insan vahyin yönlendirmesine muhtaçtır. Alıntı:
|
Alıntı:
Daha önce Talak 4 (küçük yaşta evlilik mevzusu), kölelik mevzusu, Kur'an'da bilimsel hata iddiaları nedeniyle İslam'a inanmayı bırakmıştım. İslam'a dönüş sürecimde bu mevzuları yeniden ele aldım ve kafamdaki sorulara genel olarak yeterli cevaplar bulabildim. Tabii henüz tam olarak cevap bulamadığım hususlar da var ama İslam ile ilgili aklımdaki birçok taş yerine oturdu. |
Alıntı:
Alıntı:
Bunu ben de düşünebilirim veya düşünüyorum demek. Masum bir çocuğun ''ahiret'' adı altında öldürülmesini adeta mübah/helal kılıp, burada ''ahlak'' naraları atıyorsun.! |
Alıntı:
|
Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
Bu tip söylemler kuranda bolca var zaten Sırf sana özel, önüne gelenle nikahlanabilirsin Sırf sana özel , gelininle nikahlanabilirsin Sırf sana özel, nikâhladikların sonsuza dek sana tapanların anasıdır. ( tapmayı bırakanların cevabı yok) Eeee peygamber bu , özel istekleri elbette olacak dimi ? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:09 . |