![]() |
Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.
Babil yaratılış destanı Enuma Eliş'te, tanrı Anu'nun tanrı Enki'yi(Nudimmud-Ea) kendi suretinde yarattığı yazar. Enki'de, insanı bir tanrının(Kingu) kanından yaratır. İnsanın adı belirtilmez, Enki'nin insanı kendi suretinde yarattığı da belirtilmez ama Adem hakkında yazılanların bir benzerinin Enki'nin oğlu Adapa hakkında olmasından dolayı, yaratılan ilk insanın Adapa olduğu kabul edilebilir.
Adapa, yarı tanrı(Apkallu) olarak kabul edilmiş. Yani insan, hem tanrının kanından yaratılmış, hem tanrının oğlu, hem de yarı tanrı. Enki'nin oğlu Adapa'yı, yani insanı kendi suretinde yarattığı söylenebilir. Adapa'nın babasından farkı, ölümlü olması. Yaratılan insandan tanrılara hizmet etmesi, aslında Mezopotamya'daki insanların şehir krallarına boyun eğmesi istenmiş. Böylelikle can ve mal güvenliği sağlanıyor..vb Tekvin 1-27; ''Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.'' Yahudilerden de, başlarındaki krallara ve peygamberlere itaat etmeleri istenmiş. Lidere, krala ya da peygambere itaat, aslında tanrıya itaat anlamına gelir. 'Kral tanrı' ve 'yarı tanrı insan' ilişkisini hristiyanlık bozmuş. Öteki Dünya inancının altını özellikle çizen hristiyanlık, sıradan insanların tıpkı tanrılar gibi 'ölümsüz' olabileceğini söylemiş. Kendini insanlar için feda eden 'Kral İsa' gibi olmaya çalışanların, 'ölümsüz' olabileceği iddia edilmiş. Yani Mezopotamya'da başlayıp, hristiyanlığa kadar gelen süreçteki 'krala itaat' anlayışı, hristiyanlıkla birlikte 'kralı taklit' etmeye dönüşmüş. 1.Korintliler 11-1 Mesihi örnek almak 2.Korintliler 3-18 Ona benzer olmak Hepimizin 'tanrı' olduğu anlayışı, gnostisizmde de işlenir; ''Gnostiklere göre kendini bilme arayışı, tanrıyı bilme arayışıyla aynıdır. Çünkü en derin kimliğimizi keşfettiğimizde tanrı olduğumuzu keşfederiz.''(İsa ve kayıp tanrıça-T. Freeke, P. Gandy) İslam'da şöyle. 'Sünnet' denilen şey, peygamberi taklit etmekten başka bir şey değildir. Peygamber gibi olmaya çalışmanın ne demek olduğunu, Nisa 80'de görüyoruz; ''Peygambere itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur.'' Sonuçta elde edeceğiniz şey ölümsüzlüktür, cennet değil. Adapa'lıktan kurtulup, Enki'leşmektir bu. Tasavvufta da kendini 'Allah' yerine koyan Hallac gibi isimler yok mu?! |
Alıntı:
Dogrulugunu check etmek icin, sadece bu iki giris paragrafini AI'a sordum, bana sunu soyledi: "Babil yaratılış destanı Enuma Eliş'te, tanrı Anu'nun tanrı Enki'yi (Nudimmud-Ea) kendi suretinde yarattığı yazar." → Yanlıştır. Enuma Eliş'te Anu'nun Enki'yi kendi suretinde yarattığına dair hiçbir ifade yoktur. Anu, Enki'nin babasıdır, ancak "surette yaratma" kavramı Mezopotamya mitolojisine ait değildir. ____________ "Enki de, insanı bir tanrının (Kingu) kanından yaratır." → Yanlıştır. Enuma Eliş'te insanı yaratan Enki değil, Marduk'tur. Marduk, savaşta öldürdüğü Kingu'nun kanını kullanarak insanları yaratır. Enki bu süreçte danışmanlık yapar ama insanı yaratan doğrudan kendisi değildir. ____________ "İnsanın adı belirtilmez, Enki'nin insanı kendi suretinde yarattığı da belirtilmez ama Adem hakkında yazılanların bir benzerinin Enki'nin oğlu Adapa hakkında olmasından dolayı, yaratılan ilk insanın Adapa olduğu kabul edilebilir." → Yanlıştır ve mantık hatası içeriyor. Tarihsel hata: Enuma Eliş'te yaratılan insanların isimleri geçmez, bu doğru. Ancak Adapa, Enuma Eliş'te yaratılan insanlarla bağlantılı değildir. Adapa'nın hikâyesi, çok daha geç dönemlere ait olan Adapa Efsanesinde anlatılır. Mantık hatası: Mezopotamya mitleri ve Kutsal Kitap anlatıları farklı geleneklerden gelir. "Adem'e benzediği için Adapa ilk insan olabilir" düşüncesi, iki bağımsız mitolojik sistemi birbirine karıştırmaktır. Adapa, özel bir bilge insan olarak anlatılır ama "ilk insan" olduğuna dair bir bilgi yoktur. ____________ "Adapa, yarı tanrı (Apkallu) olarak kabul edilmiş." → Kısmen doğrudur. Adapa, Mezopotamya'da bilge insanlar (Apkallu) ile ilişkilendirilir. Ancak tam anlamıyla bir "yarı tanrı" olduğu söylenmez. Apkallu'lar, insanlara bilgi veren varlıklardır ve bazen ilahi nitelikler taşırlar ama Adapa'nın kesin olarak bir yarı tanrı olduğu belirtilmez. ____________ "Yani insan, hem tanrının kanından yaratılmış, hem tanrının oğlu, hem de yarı tanrı." → Yanlıştır ve mantık hatası içeriyor. Tarihsel hata: Enuma Eliş'te insan, Kingu'nun kanından yaratılmıştır, ancak tanrıların oğlu olduğu veya yarı tanrı olduğu söylenmez. İnsanlar, tanrılara hizmet etmesi için yaratılmıştır. Mantık hatası: Bir varlık hem bir tanrının kanından yaratılıp hem de tanrının doğrudan oğlu olarak kabul edilemez. Kingu'nun kanı insan yaratımı için bir malzeme olarak kullanılmıştır, ancak bu, insanın ilahi bir statüye sahip olduğu anlamına gelmez. ____________ "Enki'nin oğlu Adapa'yı, yani insanı kendi suretinde yarattığı söylenebilir." → Yanlıştır. Adapa, Enki'nin biyolojik oğlu değil, ona bilgelik veren tanrıdır. Adapa'nın Enki'nin suretinde yaratıldığına dair hiçbir Mezopotamya kaynağı yoktur. ____________ "Adapa'nın babasından farkı, ölümlü olması." → Kısmen doğrudur. Adapa Efsanesi'ne göre Adapa, tanrılar tarafından ölümsüzlük teklif edilir ama bunu reddettiği için ölümlü kalır. Ancak bu olayın Enuma Eliş'te yaratılan insanlarla ilgisi yoktur. Enuma Eliş'te insan, doğası gereği ölümlüdür; ölümsüzlük konusunda bir seçim yapmaz. ..... Genel Sonuç: Metin, Enuma Eliş, Adapa Efsanesi ve Kutsal Kitap'taki Adem anlatısını birbirine karıştırarak yanlış sonuçlara varmaktadır. |
Sayin ahlaksiz,
Peki senin cevabin nedir? AI bazen yanlis bilgiler verebiliyor. O yuzden, senin kaynagini sormak istedim. Efsanede "bu ifadeler gecmez, "boyle bir sey soylenmez" denilen iddialari destekleyen nesnel, tarihsel kanitlarin var mi? |
Alıntı:
Alttaki kitapta, destanın birinci tabletinin 16. maddesinde şöyle yazar; ''Ve Anu kendi suretinde yarattı Nudimmud'u.'' (Nudimmud, Ea veya Enki diye anılan tanrı oluyor.) https://www.iskultur.com.tr/babil-ya...281mAl1pnC4X1M Başka Türkçe kaynaklara da bakarak yazıyorum tabi. Kürşat Demirci'nin ''Eski Mezopotamya dinlerine giriş'' kitabı, Samuel Henry Hooke'un ''Ortadoğu mitolojisi'' kitabı ya da J. Bottero ve S. Noah Kramer'in ''Mezopotamya mitolojisi'' kitabı. |
allah'ın tahtını-arşını taşıyan keçiler 8 tane olması yine sümer, akkad, assur mitoslarından alınmış.
allahın arşa oturması öncesi allah'ın arşı-tahtı, tiamat/tuzlusu üstünde idi |
Aciklaman icin tesekkurler. Verdigin kitabi acip ilgili bolumu inceledim. Sayfa 3'te, dedigin gibi Turkce cevirisinde "Ve Anu kendi suretinde yaratti Nudimmud'u." ifadesi yer aliyor. Bu baglamda, bu iddiada bulunma nedenini anliyorum.
Fakat, metnin Turkce cevirisini inceledikten sonra, Ingilizce cevirisini de acip karsilastirdim ve burada farkli bir ifade kullanildigini fark ettim. Ingilizce metinde, "And Anu begat Nudimmud, his own equal." yaziyor. Bu, "Ve Anu, kendi esiti olan Nudimmud'u dogurdu." seklinde cevrilebilecek bir ifade. Yani burada "kendi suretinde yaratti" gibi bir ifade yok. Bu noktada dikkat edilmesi gereken ONEMLI bir sey var: Birinci Tablet'in onceki birkac satirinda, tanrilarin nesillerinin birbirlerine esit olup olmadigi tartisilirken "esit" kelimesi tekrar tekrar kullaniliyor. Ozellikle, 12-20. satirlarda, ardisik nesillerin birbirlerine esit mi yoksa ustun mu olduklari konusuluyor. Bu baglamda, 16. satirdaki "his own equal" ifadesi, burada da esitlik vurgusu yapildigini gosteriyor ve bu nedenle, Nudimmud'un Anu'nun esiti oldugu anlami daha mantikli hale geliyor. Yani, burada bahsedilen "esitlik" ifadesi, daha onceki satirlardaki benzer ifadelerle uyumlu olarak kullanilmis. Turkce ceviride ise, "kendi suretinde yaratti" ifadesi, biraz Tevrat'tan araklanilmis gibi bir ifade. Fakat, cumlenin hem oncesinde hem de sonrasinda --yani metnin baglaminda-- "esit" ifadesi tekrar tekrar gectigi icin, Ingilizce cevirisindeki anlamin burada dogru bir sekilde yansitildigini dusunuyorum. Diger cumlelerde de benzer bir esitlik ifadesi kullanildigi halde, "kendi suretinde yaratma" gibi bir anlatim hic yer almiyor. Yani, Turkce'ye kim cevirdiyse yanlis cevirmis. |
Kürşat Demirci'nin ''Eski Mezopotamya dinlerine giriş'' kitabıyla, Samuel Henry Hooke'un ''Ortadoğu mitolojisi'' kitabına baktim. Kitaplarda suretinde yaratilma gibi bir ifadeye hic rastlamadim. Oyle goruluyorki verdigin 3 kaynaktan 2'si kullandigin yada iddia ettigin seyi savunmuyor. Tabletin Turkce cevirisinden yola cikarak, boyle soylediginin farkindayim.
Bundan sonra 3. kitaba bakma geregi artik duymadim. Ustelik, ilk mesajimda, sadece bu degil, diger noktalar da cevapsiz kaldi. Genel olarak soyle dusunuyorum. Karsilastirmali dinler tarihi ile cok yakindan ilgilisin ve bu konularda okumalar yapiyorsun. Bu cok iyi. Fakat, genel olarak yazarlarin yanlis ceviriler yaptigini, kendi ideolojilerine uygun ifadeler kullandigini ve yine kendi ideolojilerini desteklemek icin carpitarak ve yanlis yazildigini goruyorum. Pek cok kitap, inanilmaz derecede yanlis bilgi veriyor. Hatta bilerek yalan soyluyorlar. Bir metinde 10 sey varsa, 6-7'sini yanlis yaziyorlar, aralarina bir kac dogru ekliyorlar. Dolayisiyla ben bunlari okumayi biraktim. Ornegin 20'li yaslarimdayken Muazzez Ilmiye Cig'in kitaplarini aldim, okudum. Her soyledigine sorgusuz, sualsiz inandim. Bularin dogrulugunu ve tarihsel baglamini arastirmadim. Arastirdigimda ise, pek cok yalan yanlis seylerle karsilastim. Yani dogrularin arasina, pek cok yanlis sey de koyuyorlar ve bir paket hazirlayip, al bunu yut diyorlar. Prof. unvanini gorunce genelde inanma meyilindeyiz. Sen, boylesin demiyorum, ama genelde ideolojimize uygun ne varsa, dogru kabul etme meyilinde oluyoruz. |
Alıntı:
Her kullandığım cümlenin bir kaynağı var, tek tek hepsinin kaynağını mı göstereyim? Şu kitabın, şu baskısının, şu sayfasında şu yazıyor mu diyeyim? Surete de takılmayın. Suret; biçim, şekil gibi bir anlama gelir. Bir tanrı, başka bir tanrıyı kendine benzer şekilde yaratmış. Yazılan bu. Başka bir şekilde yaratamaz zaten.! Sümer'deki bir tanrı, başka bir tanrıyı 'ahtapot' şeklinde yaratamaz mesela. Tanrının bir başka tanrıyı kendi suretinde yaratma anlayışı, tanrının insanı kendi suretinde yaratma anlayışı olarak yahudilikte kabul görmüş. Tanrı inancı olan birisi, bu yazılanları anlamakta zorlanabilir.! |
Alıntı:
Eşiti ve benzeri aynı şey. Tanrı, tanrıyı kendi eşitinde veya kendiyle eşit veya kendine benzer yaratıyor. Kendi eşiti veya kendine benzer ifadesi, kendi şekli veya kendi biçimi olarakta kabul edilebilir. Kelimeler farklı ama anlam aynı. |
Sümer metinleri, Akad döneminde yozlaşmış gibi görüniyor.
Basit ve net bir soru, tanrılar nasıl resmedilmiş veya heykellere nasıl yansıtılmıştır? İnsan suretinde. Sonuç olarak demiş, dememiş anlam ifade etmiyor, doğal olarak kabul edileni, özellikle söylemiş olmak gerekmiyor, başka türlü düşünmemişler çünkü... Şunu yaparlar, yüceltmek için insan suretinde beden, kafalara, kanatlar, boynuzlar, aslan, at, boğa bedenli resmedebilirler vs. Bir noktadan sorna da geçmiş efsaneleri istismar edenler, efsaneleri kendi çıkarına göre revize edip, kullananlar da, bir yerde "tanrı insana kendi ruhundan üfledi, insanı kendi suretinde yarattı" demiştir, zaten resimler, heykeller, putlar ve inançlar da ağırlıklı olarak bu yöndedir, o halde ters düşmenin gereği yoktur... Enlil https://upload.wikimedia.org/wikiped...raq_Museum.jpg Enki https://upload.wikimedia.org/wikiped...ki%28Ea%29.jpg El-İlah (Enlil'in bir başka formu) https://upload.wikimedia.org/wikiped...-thumbnail.jpg |
"Sümer metinleri, Akad döneminde yozlaşmış gibi görüniyor.
Basit ve net bir soru, tanrılar nasıl resmedilmiş veya heykellere nasıl yansıtılmıştır? İnsan suretinde." — Spartacus Eğer öküzlerin, atların ve aslanların elleri olsaydı ve onlar elleriyle insanlar gibi resim yapmasını ve sanat eserleri meydana getirmesini bilselerdi, atlar TANRILARININ biçimlerini atlarınkine, öküzler öküzlerinkine benzer çizerlerdi. Xenophanes |
Alıntı:
O sebeple bahse konu coğrafya mitolojisinde "tanrının insanı insan suretinde yaratıp, yaramadığı inancı" meselesini, öyle denmiş, denmemiş, öyledir, değildir yönlü tartışmanın da anlamı kalmıyor, zira uydurulan ve betimlenen tanrıların insan suretinde olduğu somut kanıtlarla ortadadır. Değil sözünü etmek insan suretiyle resmedilip, heykelleri yapılmış. (Enlil, Zeus, El-İlah(Allah), Hadat vs. hepsi de aynı tanrının farklı coğrafya, kültürlerdeki insan suretli karşılığı) |
Toplam 1 Eklenti bulunuyor.
Eklenti 272
Eridu'da, Ur'da ya da Nippur'da farklı tanrılar hüküm sürüyor. Her tanrı kesinlikle lokal, belli bir sınır içerisinde sözü geçiyor. İnsanlar bu lokal tanrı dışında, bir de kişisel tanrılara tapıyorlar. Bu tanrı da babadan oğula geçiyor. Tanrı dediğimiz şey, aslında her şehrin başındaki kraldır. Neolitik dönemle birlikte krallığın ortaya çıkması ve erkeğin kadından daha dominant hale gelmesi yüzünden, bu hayali karakterler yaratılmış ki, köle olarak yaşamak zorunda kalan insanların, neden bu şekilde yaşadıklarına dair bir açıklama oluşturulmuş. Tanrıların insanları eşek gibi çalıştırmasına dair mitler, kralların insanları eşek gibi çalıştırmasının bir dayanağı olmuş adeta. Aslında dikkat edilirse de, her şehrin farklı tanrısı diye lanse edilen tanrıların birbirlerine benzediği görülür. Bugün mesela Japonya'yı, Amerika'yı ya da Yemen'i yöneten insanlar çok farklı coğrafyalarda bulunan liderler olmalarına rağmen, aslında yönetim şekilleri ve insanlarla ilişkilerine bakılarak, çokta farklı liderler olmadıkları söylenebilir. Tanrılar arasındaki farkta böyledir. |
Alıntı:
Tabi zamanla efsaneleşip, dinleri de üzerlerinden revize ediyorlar. İnsanlar "insanın" tanrı olamayacağı bilincine erişmesinden dolayı, reform kaçınılmaz oluyor, böylece tanrılar, yeryüzünden, gökyüzüne, metafiziğe, üfürüğe yerleştiriliyor. Böyle olunca da insanlarca acizliklerinin, aslında sıradan insan olduğunun görülmesi, eleştirilmesi de mümkün olmuyor. Olmayan bir şeye inanç baskısı egemen oluyor, ama yine de yeryüzünde temsilcisi ilan ettikleri kral, çoban(peyganber) vb. eliyle, egemen olanlar yine tanrı vasfıyla köleci, ganimetçi, gaspçı sultasını yürütüyor, inandırdıkları kitleleri hem köle, hem asker hem de hizmetçi(kul) olarak kullanabiliyor... |
Yıllardır internetin derinliklerinde, aradığım cevapları bulabilmek için sayısız satır okudum, binlerce fikri tartıştım. 33 yıl ve 100.000'den fazla gönderi, zamanla birçok düşüncenin ötesine geçmeyi ve gerçeğin ne kadar çok katmanı olduğuna şahit olmamı sağladı. Her bilgi parçası, aslında daha büyük bir gizemi yansıtıyor gibi görünüyor. Bir düşünce, başka bir düşünceyi doğuruyor ve her doğru, bir başka yanlışın kapısını aralıyor.
İnsanlık tarihindeki mitler, en eski yaratılış hikâyelerinden, günümüze kadar birçok farklı biçim almış. Mezopotamya'nın yaratılış destanlarından, Batı'nın teolojik öğretilerine kadar her bir mitolojik anlatı, bir tür "insanlık kimliği" arayışının farklı bir yüzüdür. Her bir tanrı ya da insan figürü, farklı zamanlarda ve kültürlerde farklı anlamlar taşır. Bu yüzden, Enki'nin insanı yaratmasından bahsedilirken, Marduk'un kanıyla yaratılmasından söz etmek; Tanrı'nın insanı kendi suretinde yarattığını söylemek ya da Adapa'nın ölümsüzlük arayışını anlatmak, farklı geleneklerde farklı anlatı katmanlarına ulaşmak anlamına gelir. Bu katmanlar bazen birbiriyle çelişebilir, bazen de bir arada var olurlar. Her bir mitolojik figür, bir dönemin, bir kültürün ve bir anlayışın yansımasıdır. Bu tür öğretilerin çoğu, insanın kendini keşfetme yolculuğunda bir tür rehber gibi işlev görür. Fakat bazen bu rehberler, aslında yalnızca birer yansıma olarak karşımıza çıkar. Bir kişinin gerçek anlamda özgürlüğe ulaşması, sadece dışsal öğretmenlere ve figürlere bağlı olmamalıdır. En derin bilgelik, sadece dışarıdaki dünyanın keşfini değil, içsel bir yolculuğu da gerektirir. O bilgelik, her zaman dışarıda değil, içinde, daha derinlerde yatan bir yerlerde gizlidir. Dışsal dünyanın sembollerini ve figürlerini aşarak, kişinin içsel "gerçek" ile bağ kurması gereklidir. Mezopotamya mitlerinden başlayıp, Hristiyanlık ve diğer öğretilere kadar uzanan yolculuk, bize bir şey anlatmak ister: İnsan, evrenin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkmak üzere doğmuştur. Ancak bu yolculuk, yalnızca dünyevi figürlere itaat ederek değil, içsel farkındalık ve bilinçle yapılabilir. Adapa'nın ölümsüzlük arayışı, her bireyin kendi içindeki tanrısal özü keşfetme çabasıdır. Ancak bu keşif, bir içsel dönüşüm ve aydınlanma süreci gerektirir. Gerçekten anlamak, yalnızca yüzeydeki "gerçekleri" görmek değil, derinlerdeki bilinmeyenlere adım atmayı gerektirir. İçsel bir uyanışla, insan yalnızca dış dünyayı değil, kendini de yeniden keşfeder. Bu yolculuk, her zaman daha fazla soru getirebilir, ama aynı zamanda daha derin bir farkındalık da sağlar. Çünkü gerçek, yalnızca dışarıdan öğrenilecek bir şey değildir; içimizdeki gerçek, evrenin derinlikleriyle bütünleşen bir yankıdır. Ve belki de tüm bu mitler ve öğretiler, sadece bizi bu içsel keşfe yönlendiren birer işarettir. Her "ilk insan" ya da "tanrı" figürü, aslında insanın en derin özüdür. Kendisini bulmuş, kendi özünü keşfetmiş bir insan, evrenin ta kendisiyle bir olma yoluna gider. Her bir "gerçek" aslında daha büyük bir gerçeklik yolculuğunun yalnızca bir adımıdır |
Alıntı:
Bu bahsettiğiniz 'gnostisizm' denilen şey hakkında yazmıştım; https://turandursun.com/forumlar/sho...stisizm+matrix |
Ateizm bir varsayimdir, ideolojidir ve inanctir. Ateistler de teistler de inanclidir, dogmatiktir, yerine ve kisiye gore saldirgandir, yobazdir ve cahildir. Ateistler cok yuzeysel bakiyorlar. Teist kardeslerinden dogma anlaminda bir farklari yok.
Tum bu inanclilik ve inancsizlik 3 pound'lik beynin urunudur. 3 pound 1.36078 kg. ediyormus. Tum bu varsayimlar, laf kalabaliklari, kavgalar, gurultuler bu 1.36078 kg'lik organin urunu olarak ortaya cikiyor. Bizler, maddeyiz, enerjiyiz, bunun orataya cikardigi organize olmus canlilariz. Bizim bildigimiz bunlar. Tanri/manri, tanricilik, tanrisizlik hepsi hikaye. Insanlar tatmin olmak istiyor. Beyin ya bir tanriyi kabul ediyor rahatliyor, ya reddediyor rahatliyor. 3 gun yasiyor, kara topragin altina giriyor. |
Alıntı:
Ateizm ve teizmin aynı şey olduğuyla ilgili daha önce bir çok yazı yazdım. Her ikisi de bir şekilde sıfırdan yaratma yada birdenbire ortaya çıkma gibi akla, fenne aykırı görüşler olarak aynı felsefi temele dayanmaktadır. Varlık bağlamında değerlendirildiğinde, Singularitizme kıyasla ateizm ve teizm birlikte tam karşıda yer alır, gnostizm ortada bir yerde. Tanrıya inanma bağlamında değerlendirirsek ateizm tek başına bir tarafta yer alır. Teizm karşısında konumlanır. Bu bakış açısı, gnostizm ve singularitizmin yanyana ve ortada yer aldığı, aslında en genel bakış açısıdır. Genelde bu ikisinin benzer algılanması da bunun gibi durumlar nedeniyledir. Ancak, Tanrı çok spesifik ve akla zarar bir teori olduğu için bu durumu dikkate almaya gerek yoktur. |
Ateizm ne dogmadır(inak) ne de inançtır. Defalarca açıklandı. 1 Sayfayla dahi açıklayabilirim, at ile deve değil.
Ateizm özünde uyduruk metafiziği değil bilimi, bilgiyi esas almak, politik dayatım ve baskılar karşısında gözlem, veri, bilgi esaslı konumlanmak, hakim dogma, teist baskılara karşı reddiyat, duruş, bilimin ve bilimsel dünya görüşünün(Varlıktanız, doğanın parçasıyız, biyolojik-madden organize olmuş madde, açığa çıkardığı yetiler, fonksiyonlarla insanız ve salt biz değil, bütün doğa, evren fizik, çeşitli formlar, hareket, ilişki halinde ve buradan çeşitli oluşumlar açığa çıkıyor.) temsili, savunusu, fikri zeminidir, dogmatik olamaz(ateizme dogmatik demek eşyanın tabiatına da, kavrama da aykırı). BUDUR! Ve bu halde hiç bir savunu, sunum yapmasan dahi, teizm bu halde seni ateist ilan eder... Şimdi biz Recep Tayyip'i reis olarak kabul edmezsek, büyük lider demezsek, onca yalanına gerçek gibi inanmazsak, dogmatik, inanmamaya inanmış inançlı mı oluyoruz? Reise inanmamak İNANCI diye, öznel, ideolojik kriter uydurmak cehaletten de öte akıl, mantık dışı, safsata, dogma, bilim dışı olur. Uygulamalarını görüyoruz, yanlışları, yalanlarını görüyoruz, biliyoruz, sonuçlarını görüyoruz. G.Ö.R.Ü.Y.O.R, biliyor, etkileniyor, yaşıyoruz, kriteri "inanç" yapmak nedir? Gördüğümüzü, görmediğimizi, bizler gözlem, veri, bilgiyi esas alırken, inanç ile ilişkilendirmek nedir? Bir yalana ya inanılır ya da inanılmaz değil mi? Bu kadar basit)... Başka görüşlere çamur atarak bilinçaltınızı ikna etmek, kendinizi kandırmak zorunda değilsiniz. Ne yapıyorsanız kendinize, bizi bağlamıyor. Allah'a inanıyor musun? Bunu kişiler kendine sormalı, edebiyat yapmadan. Teizm hem fiziken hem de fikri alanda dayatıyor, yükleniyor, HAYATI KUŞATIYOR. Neden İNANÇ, dogma eksenli düşünmekten kurtulunmuyor, ateizmi bile inanç eksenli görmeye, inanmaya çalışanlar var? Kişilerin bilinçaltı inanç şartlanması, cehaleti, sorunu... Kuguvetanuskma nedir? Nedir bu? bilmiyorum derseniz o halde eyleminden de söz edilemez değil mi? Ne hakla tanrı deyip duralım? Tanrı mı şimdi bu? İnanmamız mı gerekir, sebep? Neye dayanıldı da "Kuguvetanuskma" hakkındalığı, tanımı yapıldı? Bilgi yok, gözlem yok, veri yok. Ateizm de kendi özgülünde veri, gözleme bakar, üfürük hakkında bir şey demez de, veri yoksa -> UYDURUKTUR, o halde konu nesnel değil öznel, hikaye, edebiyat, POLİTİK zeminlidir değil mi? Uyduruk tanrı iddialarına sözde uyduruk dayanaklar da DOGMADIR. Teist iddiaları öne süren ateizm değil, ateizm ilgili üfürük, metafizik iddia ve dayatımları, bilinen uydurukları bilimsel olarak yorumlar, herhangi bir iddiada bulunmaz. Ortada olmayan veya ortaya konamayan fikren, bilincen de zaten yoktur, hakkında konuşuluyorsa uydururuktur, bu haliyle gerçekliği gibi varlığı da söz konusu olamaz - o halde, uydurma, masal olabilir, ki bizler masal kahramanlarının gerçekte var olmadığını biliyor, kavrıyoruz değil mi? Gerçekte yok veya var değil demişsek neye, neye göre demişiz? Masal... Kavramların gerçek anlamını bilmeden savurmamak gerekir. İnsanlar gökten ayetle aydınlanıp bilinçlenmiyor veya anadan hazır bilinçle doğmuyoruz, aksine hazır empoza karşı, aydınlanma, bilinçlenme ve var olabilme mücadeleyle mümkün oluyor. Mücadele etmek, varlık sergilemek, emek vermek rahatını kaçırıyorsa, bu senin koşulun veya aymazlığındır, buradan hareketle, kritikle "dogma" tarzında değerlendirmede bulunamazsın, zira aymaz olmayan da huzuru, varlığını ortaya koyarak, temsil ederek, senin için de mücadele ederek, karakterini ezdirmeden korumakla buluyordur... Dogma ve ateizm, uzlaşmaz iki kelimedir. |
Sn. Singularity;singularitizmin ne olduğunu bilmiyorum. Dinler tarihinde böyle bir kavram yok.
Gnostisizimdeki yaratma eylemi, genel anlayıştan farklı. İki tanrı var. Biri yaratıcı ve sahte tanrı. Diğeri yaratmayan ama gerçek tanrı. Madde, bu gerçek tanrıdan sudur ediyor. Panenteizm diyebiliriz buna. Ateizm ve teizm aynı şey değildir. Ateizm bir düşünce biçimi, bir ideoloji, bir inanç değildir. Ateizmin sıfırdan yaratma gibi bir iddiası yoktur. Gnostisizm, teizm içinde değerlendirilir. Ortada bir yerde durmaz. |
Sn. Ahlaksız.
Singularitizmin ne olduğunu bilmeyen şaşırmadım. Kaynak ararsan muhtemelen bulamazsın. Zaten küresel güçler gerçeği, senin bulamayacağın yere koyarlar ki insanlar yalanlarla oyalansın dursun. Singularitizm aslında vahdet fikrinin modern ve dinlerden arınmış halidir. Klasik vahdet fikrinde kişinin tanrıyla bütünleşme fikri de yer alır. Singularity yada tekillik fikrinde adına ister Tanrı de, ister varlık de, ne dersen de varlık tektir ve her şey o varlığın kendisidir. Burada yaratma fikri bulunmaz ve bir açıdan singularity aslında continuity yani süreklilik fikriyle birlikte değerlendirilir. Varlık, tektir, ve ezeli ve ebedidir. Ancak yaratma, yok olma, vsvs gibi fikirler yer almaz. Ancak bu fikirler ilkel vahdet anlayışında yer bulabilmiştir. Panteizm ve panenteizmin yıllarca peşinde koşmuş biri olarak bu iki kavramın da Tanrı kavramıyla bütünleşik olması nedeniyle hiç bir anlam taşımadığını söyleyebilirim. Bir Tanrı olsaydı bu akımlardan birisi mantıklı olurdu. Ancak bir Tanrı olmadığını göz önüne aldığımızda her ikisi de fazlaca teist kalıyor. Gnostizm eğer dünya simulasyonsa bunu ifade eden en doğru inançlardan biridir. Ancak bu kusurlu ilah her zaman varsayılan bir tanrı gibi olmak zorunda değildir. Bu biraz da yaratmayı nasıl algıladığımızla alakalı. Her şeyi sıfırdan yaratan anlamında bir tanrı kavramı Gnostizmin argümanı değildir. Bu kapsamda eğer simülasyonla uyumlu hale gelebilirse, singularitizme rakip olma potansiyeli var. Ancak bazı kabullerin aksine teizmin içinde kabul edilemez. Edenler yanlış etmiştir. |
Alıntı:
Gnostisizm de düalist bir anlayış var. Sahte tanrı Demiurge var. Her şeyi yaratan bu. Yarattığı için mi sahte, sahte olduğu için mi yaratıyor, bilmiyoruz.:) Masal bunlar. Bu masalları binlerce yıldır farklı şekillerde insanlara sunmuşlar. Adlarının singularity veya gnostisizm olmasının bir önemi yok. Bu masalları toptan reddedene ateist deniyor işte. Ateist olunca, öyle simülasyon veya din söylemlerini zerre ciddiye alamıyorsunuz; çünkü biliyorsunuz, anlıyorsunuz. |
Alıntı:
Ateizm gerçek manada bu fikirlerin hepsini birden reddetme olabilir. Ancak bu durum hayatın kendisini de reddetmeyi gerektirir. Singularitynin süreklilik fikriyle çelişen yada bu duruma bir açıklama getiremeyen bir ateizm hayal mahsulü olarak kalır. Ayrıca bize sunulan ateist görüş big bang fikrini yıllarca savundu durdu. Madem ki ateizm bu tip dogmalardan münezzeh idi, o zaman ateistler kendilerini doğru ifade edemediler demekki. İlkesel anlamda bir şeyin başına a koyup kendini onun tersi olarak tanımlamak onun varlığını zımnen kabullenmek olur. Teizm bir safsata olduğuna göre niye ben onun karşıtı olayım ki. Buna inanmak teizmi temel doktrin olarak kabullenmek olur. Onun için diyoruz ki ateizm eşittir teizm. Kendini gerçekte var olmayan bir şeyin karşıtı olarak tanımlamak eksikliktir. Eğer bir şeyin karşıtı olunacaksa örneğin aSingularist daha mantıklıdır. Çünkü en azından tekillik sana gerçeğe dayalı somut bir perspektif sunar. Neden ateizm. Kendini neden bir çok safsatadan birini seçip onun karşıtı olarak tanımlayasın ki. Teistler bir yol tutmuş biz Tanrıya inanıyoruz diyor. Tamam inansın bana ne, ben singularistim kardeşim, senin Tanrının var olup olmaması benim ilgi alanıma girmiyor. Sen kendini ateist olarak tanımladığın zaman demek ki teizm senin ilgi alanına giriyor. Ben ateistim dediğin zaman teizmi temel doktrin olarak kabul etmiş oluyorsun. İktidar muhalefet gibi. Baştan bir sıfır geridesin. Bundan kurtulmak için başka bir tanımlama bulmak lazım. Ateizm bunun için en uygunsuz yol. Singularitizm bir yol. Gnostizm fikirlerine uygunsa kendini gnostik, uymuyorsa agnostik olarak tanımlayabilirsin. Duru dururken safsatada başka bir şey olmayan teizmin reklamını niye yapasın ki. Gerek yok öyle bir şeye. Agnostizmin de şöyle bir sorunu var. Yine Tanrı fikrini önceliyor. Tanrının varlığının bilinemeyecek olması da bir iddiadır ve temel doktrindir. Agnostizm de gnostizmi öncellediği için sorunludur. Bu yüzden agnostik görüş ve ateist görüş kendini gnostizm ve teizme angaje etmiş güdük fikirlerdir. |
Sn. Singularity;Gnostisizmde sahte tanrı imgesi olmasından yola çıkarak, gnostisizmin sahte tanrı fikrine dayandığını söyleyemeyiz ki.
İslam'da şeytan inancı var diye, ''İslam şeytan fikrine dayanıyor'' demek gibi bu. Tekillik dediğiniz şey, antik Mısır'da ya da Antik Yunan'da bile işlenen konular. Yeni bir şey değil bu. Bütün bu toplumların ve inançlarının birbirleriyle ilişkisi var zaten. Size göre tek bir varlık var. Bu varlık bilinemez ve bir dinle/inançla alakasız. Bir varlığa/şeye olan inanç bu. Deizm, panteizm veya panenteizm denilen şey de bunu söylüyor. İNANÇ bu. Kesin yani.:) Var olduğunu ortaya koyamadığınız bir şeyden bahsediyorsanız, siz inançlısınız demektir. İnançlı birisinin ateizmin ne olduğunu anlama/kavrama ihtimali de çok düşüktür. Sigara içen birisinin, sigara içmeyen birisinin ne hissettiğini, nasıl nefes aldığını bilmemesi/anlamaması gibi bir şey bu. İçinde bulunduğunuz karanlıktan çıkarsanız, o zaman ışığın ne olduğunu anlayabilirsiniz. Karanlığın içinde, ışığın ne olduğunu bize anlatmayın lütfen.! Ateist görüş diye bir şey yok. Ateist birisi big bangi savunmak zorunda değil, big bangi bilmek zorunda da değil. Ateist birisi fizik, kimya, biyoloji bilmek zorunda değil. Sadece 'dogmalara inanmamak' demek, hepsi bu ama anlatamıyoruz işte. İstisnalar bir kenarda dursun. Bütün toplumlar, toplumun üyelerine farklı dogmalar lanse ederler. Dini, ideolojik dogmalar. Din veya inançla ilgili kendisine toplum tarafından empoze edilen dogmaların rasyonel olmadığına kanaat getiren yetişkin bir birey, bu dogmalardan kendisini kurtarıp, kendini bir şekilde ifade etmek istediğinde, karşısındaki kişiye 'ateist' olduğunu söylemek zorundadır. Ateist olduğunu söyleyen kişi, bunu karşısındaki kişiye durduğu konumu izah etmek için söylüyordur, böyle söyleyerek ateizm diye bir şeye inandığı için değil. Bu bir nevi çocuk olmaktır, bilgisayara format atmak gibi. Herkes bir futbol takımını tutuyor diyelim, siz bu futbol taraftarlığının rasyonel olmadığını düşünüp, taraftarlığı bıraktığınız zaman, karşınızdaki taraftarların bunu anlaması için bir kelime/kavram kullanmanız lazım. Çünkü insanlar futbol taraftarı olmamanın ne demek olduğunu bilmiyor. Ateizm kavramı böyle ortaya çıkmış bir şey. Aslında ateizm diye bir şey yok, ateist diye de bir şey yok. Biz kendimizi ifade etmek için bu kelimeleri kullanıyoruz. İnancın içinde boğulmuş kitlelere, inanmayan insanların var olduğunu göstermek adına, kendimize 'ateist' diyoruz. |
https://en.wikipedia.org/wiki/Atheism
Alıntı:
https://www.britannica.com/dictionar...-the-Prefix-A- Alıntı:
|
Ateizm doğaüstü olduğu öne sürülen ve dayatılan hiç bir metafizik üfürüğe (nesnel gerçeklik olarak öne sürüldüğü iddia edilen) inanmamaktır(aldanmamaktır), bu bağlamda a-teizm olarak adlandırılmıştır -teizme karşıt olarak değil, evreni dogmatik, metafizik, insan uydurması mitolojiler ve tanrı üzerinden açıklama yolunu seçmeyen, buna da koşulsuz inanıp, iman etmeyen olarak... Ateizm özel olarak "tanrı" diye bir mefhuma sahip değil, kriteri de değildir ve konumlanışı da doğasında olmayan herhangi metafizik uyduruğa göre olabilir mi?. Bu akıl, mantık dışı olur. Bu tür "tanrı" odaklı iddialar teist yaklaşım, teist ideoloji, teist yöntem, teist görüş, teist anlayışı ve düşünme model, biçimlerini, teist açıyı kıramamakla ilgili.
Sanıyor ki; ateizm tanrı üzerinden konumlanmaktır? Nasıl yapıyorsun da ateizmi insan hayal gücünün uydurmaları üzerinden ve onlara illa da "yok" demek için var olmuş gibi, yanlış, teist bilincinle konumlandırıyorsun? Aynı yaklaşımla, bilime de dogma diyebilirsin, bilim Dünya düz değildir dediği an sana göre bilimin bu davranışı, sırf dinlerin dünyaya düz demesine karşı olmak içindir! Bu nasıl bir mantık ise artık.... Bırakalım işin bu yönünü, inanç bilmediğine inanmaktır, zandır, inaktır(dogma), insan bildiğine inanır mı? Bilmediğin ama isim verip, inandığın, tanımladığın böylece uydurma, masal olduğu ortada iken her söze inanacak mısın? Yuh! O zaman, ateizme(her türlü metafizik, dogmaya körü, körüne inancı ret edene) dogma demek, hukuk alanında iddialar için veri, bilgi, belge, kanıt aramak da dogma olmaktadır, çünkü inancı değil objektif kanıtı esas almıştır. Dogma ve ateizm, uzlaşmaz, uzalaştılamaz, eşyanın doğasına, akıl, mantık, bilimsel yaklaşıma aykırı. Teizm ile olan mücadele ise politiktir, insanidir. Özelde ateizmle ilgisi yok, teist hakimiyetin politik dayatımlarıyla ilgilidir ve bu alanda bırakın teistin tanrısına inanmayanları, teistler dahi birbiriyle savaşır, insaf. Bir Müslüman için, insan uydurması Allah vardır, ama insan uydurması Brahma yoktur(var-yok tartışması aiteizmin özünde olan bir kriter değildir, saçmalıktır, bu teizmin politik zeminidir, açın Kur'an'ı benden başka ilah yoktur der... Onların var-yok derdi olabilir, ateizmin böyle bir derdi olamaz, saçmadır). Ahlaksız anlatılamamasının sebebi, insanların bilinçaltı ve teist egemenliğin empoze ettiği biçimde kabullenmişlik, düşünme biçimlerini kıramıyor, kendilerini "tanrı" ile odaklıyor olmalarıyla ilgili... Bütün hayatında tanrıyı veya benzeri dogmaya göreli konumlanmayı merkeze koymuş, öznel idealist, teizm düşünme biçimlerini aşamamış, başka türlü bilmiyor, başka türlü düşünemiyor, ateizmi de kendi dar teist açısı üzerinden yorumluyor... Bir de bilinçli olarak şunu yaparlar, Ateist Tanrıya "yok" diyen. Agnostik "bilmiyorum" diyendir.. Bu çarpıtmadır. Ateizm metafizik hiç bir dogmaya inanmayan, aldatılamayandır. Çünkü bilgi varsa inanç yok, bilgi yoksa inanç vardır, dolayısıyla bilgi yokken tanım varsa UYDURMADIR, aksini kim ispatlayabilir(ki gözlem, veri ile objektif olarak ortada olsa, hiç bir ateist ret etmez, ama yine inanmaz, bilgi olur, anlamsı zor değil)?... Yani ateist "yok" diyen değil, biliyorum, bilmiyorum da demez(metafik dogmaları, bilgi eskenli ele alamayız), "inanmıyorum" diyendir. Bu kendi özgülüdür, politik, felsefik veya mecburi açıklamalarla, tartışmalarla, örneğin Pinokyo'nun gerçek olup, olmadığı, gerçekte var olup, olmadığı meseleleriyle karıştırılmamalı, bu inanç veya inanmama zemini değil görüş, düşünce, sorgulama zemidir... Agnostik ise aslında "bilmiyorum" diyen değil "bilinemez" diyendir, bu yaklaşım bilimsel değildir. Bilinemezlik ancak bilinen üzerine ve bilinenin elde edilmiş verisi, niteliğine göre ifade edilebilir. Yine "bilmiyorum" dese bile, sanki bilinebilir bir şeye dair bilgisi var da kendisi bilmiyormuş gibi yaklaşmaktır, tutarsızdır... Son olarak bilimsel, nesnel şüphe ile öznel şüphe farklıdır, tamamen ayrıdır. Öznel şüphe inancı, kurguyu(spekülatifi), komployu, dogmayı, paranoyayı güçlendirir, nesnel şüphe ise aksine bunları tüketir... |
Ateizm, temelde tanrinin yoklugunu savunan bir pozisyondur. Ancak burada onemli bir ayrim vardir: "Tanriya inanmiyorum" demekle "Tanri yoktur" demek farkli seylerdir. Guclu ateizm (klasik ateizm), ikinciyi savunur—tipki teizmin "Tanri vardir" demesi gibi, o da "Tanri yoktur" der ve bunu mutlak bir gerceklik olarak sunar.
Teizm ve ateizm, ayni dogmatik zeminde bulusur. Cunku teizm ve ateizm, metafizigin iki karsit kutbudur. Biri "var" digeri "yok" der, ancak her ikisi de:
Oysa tanrinin varligi veya yoklugu, bilinemez bir metafizik sorudur. Peki neden bu kadar kesin konusurlar? Cunku idi grup da inanclidir. Bunu bir ornekle aciklayayim: Biri size "Andromeda galaksisindeki X gezegeninde ne tur madenler var?" diye sorsa, "Bilmiyorum" dersiniz. Cunku oraya gitmedik, veri yok, olcum yapamadik. Bu, bilgisizligin dogal bir itirafidir. Ama biri cikip "Andromeda'daki X gezegeninde kesinlikle elmas, demir, vb. yok!" dese, bu temelsiz bir iddia olur. Nasil emin olabilirsiniz ki? Guclu ateizm de boyledir. "Tanri yoktur" demek, tipki "Evrenin otesinde kesinlikle hicbir sey yok, Tanri, yaratici yada henuz tanimlanammis bir X yok" demek gibi ispatlanamaz bir iddiadir. Cunku tanri kavrami, dogaustu bir iddia oldugu icin bilimsel yontemle curutulemez. Yine ornegimiz uzerinden devam edersek, orada elmas vardir demek, orada elmas yoktur demek metafiziksel temelde ayni seydir. Teist, "Tanri vardir, buna inanmalisin! Inanmazsan bak Tanri seni soyle yapar" der. Guclu ateist, "Tanri yoktur, bu kesinlikle gercektir! Biz, bilimi temsil ediyoruz" der. Ikisi de ayni hataya duser: Bilinmeyen bir konuda mutlak yargida, mutlak ifadede, mutlak bildirimde bulunurlar. Her iki grup uyelerinin de aslinda bilimde, bilimsel dusuncenin gelisiminde onculeri oldugunu unuturlar. Bilimi grup adina tekeline alirlar. Sanki, bilimi sadece belirli bir grup yapiyormus gibi, "biz bilimden yanayiz" derler. Kendi inanclarini evrensel gercekmis gibi sunarlar. Oysa var ile yok arasinda "ufuruk anlaminda" bir fark yok. Ben, Tanri'yi reddediyorum, bende tanri inanci yoktur, derler, ama bu bir Tanri'nin var olmadigi anlamina gelmez. Senin reddetmen anlamina gelir. |
Sn. Ahlaksız,İslam'da şeytan kavramının geçmesi, evet, İslam'ı şeytan odaklı yapar. İslam şeytan karşıtlığı üzerine kurulmuştur ve bu bakımdan güdük bir inançtır. Euzu besmele çekerken şeytandan Allah'a sığınırsın. Kur'an'a başlamadan önce ilk olarak şeytanın ismini zikredersin. Euzubillahimineş-şeytan. İlk önce şeytanın ismi geliyor. Ondan sonra bismillah... Ne kadar güdük ve şeytan odaklı olduğu ortada değil mi. Esasen objektif olarak değerlendirirsek Kur'an'a göre şeytanın haklı çıktığı anlaşılıyor çünkü insanların çoğu Müslüman değil, tam da şeytanın iddia ettiği gibi.
Özetle İslam sanki şeytanın karşısında konumlanmış gibi duruyor ama verdiği bilinç altı mesajlar şeytani destekler nitelikte. Bu bağlamda İslam ve şeytan iç içedir. Düşman gibi değil de, müttefik ilişkisi gibi. Neyse. Konumuz bu değil. Ben ilkin konuyu singularity üzerinden anlattım ancak bu konuda kaynak eksikliği olduğu için daha iyi anlaman için tekillik fikriyle aynı şey olduğunu anlatmam gerekti. Ancak bu senin antik Mısır'daki Sümerdeki tekillik akımlarıyla konuyu karıştırmana neden oldu. Üstelik baştan söyledim. Tekillik veya daha kolay kaynak bulabileceğin vahdet fikirleri, modern Singularity fikrinin ilkel halidir ve aynı şey değildir. Olsaydı kendimi tekillikçi olarak tanımlardım, singularist değil. Singularitynin neyi savunduğunu sana söyledim. Kendi kendine ilave yaparak anlamını değiştirme. Dışarıda hiç bir şey azalmıyor veya artmıyor. Bu durumda tek bir varlık var ve sen onun parçasısın. Bunda inanç olacak bir şey yok. Kendi kendine buradan inanç devşirmeye çalışma bence. Bu hoş bir tabir değil, doğru da değil. Bu tamamen kişisel farkındalıkla alakalı. Eğer varlığı bir bütün, kendini onun parçası olarak görüyorsan, bunun neresi inançtır. Bu gerçeğin yalın haliyle kendisidir. Ateizmi teizmden soyutlama çabaların, bu konuda trollük yapanların umutsuz taraftar desteğine rağmen ateizmin kendini a-teist olarak konumlandırma ve teizmi Kabe edinmiş bir grup inanır olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ben karanlıkta kalmak için ısrar edenleri aydınlatamam kusura bakma. İnternette 33 yıl deneyim ve 100.000den fazla gönderi deneyimi bana şunu gösteriyor ki bir fikre saplanıp kalmış insanları o fikirden vaz geçirmeye çalışmak boş bir iştir. İnsanlara hatalarını söyleyince teşekkürler ne güzel dedin demek yerine hatalarını savunma yoluna gidiyorlar. Sen ve etraftaki yetkili trollerin şu anda yaptığınız şey de tam olarak bu. Teizmle işin yoksa kendini niye ateist olarak tanimlayasın ki. Git kendine başka bir isim bul. Yoksa İslam'ın sanki şeytanın karşısında konumlanır gibi yapıp kuran okurken ilk cümle olarak şeytanın ismiyle başlamak gibi trajikomik duruma düşersiniz. Git başka isim bul bana ne. Ateist eşittir teist. Yandan trollerin taraftar desteği bu gerçeği değiştiremez ama ağlamak serbest. Kalabalık olmanız haklı olduğunuzu göstermez. Aksine. |
Alıntı:
Bu koyulan hersey sizin/benim beynimin urunu. Dolayisiyla sizinle ayni goruste olmak zorunda degilim. DNA hakkinda bilgimiz de yoktu. Biri bundan bahsetseydi size 500 yil once, muhtemelen oyle birsey kesinlikle "yok" tur derdiniz. Ben de derdim. |
Alıntı:
Ateizmi "tanrı" ve "var-yok" tartışması üzerinden okumak, teist şartlanmaları kıramamış, metod, yöntem olarak da teist yöntemleri aşamamış, ateizm konusunda da yeterli bilince sahip olamamakla ilgili olabilir. Sizin yanlışınız, sizi bağlar... Ateizmin temelinde olan metafizik dogmaların reddidir(tanrı da buna dahildir, özel değildir, ayrıcalık da tanınmıyor, iddiası da, kendince türetimi de yok, sen neyi dayatırsan o sorgulanır, iddia da, dayatan da sen olursun ve felsefik olarak ele alınabilir), özel olarak illa tanrı,ecüş,bücüş, noel baba, evliya, büyü, hokkan, melek, vampir, sihirli lamba, cin, peri gibi bir ayrımı ve bu masallara dair de "var-yok" tartışması yürütmek değildir, bu saçmalık, böyle olduğunu sanmak da(inanç) akıl, mantık dışı hatta komiktir. Tanrı'nın var-yok tartışması ateizmin değil felsefenin konusudur ve bu tartışmaya teizm, deizm, panteizm, panenteizm, agnostizm, ateizm de dahil olur, insani olarak dahil olunur. Bu tartışmada ateizmin pozisyonu bilimseldir, ateizm nesnel olarak "var-yok" tartışmasını anlamsız bulur(metafizik dogmayı, gerçeklik namına anlamlı bulamaz ki). Öznel zemin ise ateizmle ilgili değildir zaten yazımda örnekledim, bu konu özneldir ve alanı felsefe, ideolojik(teizm) veya politiktir(siyasal teizm) ve ateizm yine o zeminde meseleye metafizik dogmatik, insan uydurması, masal olmaması şartıyla yaklaşır. Olması gereken de budur, gözlem, veri, bilgi ekseni, o eksen üzerinden var iddialarına karşı "gerçekte" yok denebilir, ki denecekse de bu zeminden denmelidir. Yoksa ATEİZM TANRI YOKTUR DİYE BİR var olma biçimi olmadığı gibi, özel bir İDDİASI YOKTUR, bu VAR İDDİASININ SORGULANMASI, CEVAP ZEMİNİDİR ki bu zemin de felsefiktir... Gözlemlerime dayanarak gördüğüm metafiziğe, metafizik dogmalara olan gözlem, veri, bilgi eksenli duruşu sindiremiyor, bilimin dışına çıkmaya çalışıyor olmandır, metafizik konusuyla ilgili zaaf, açmazların var gibi... Ateizm metafizik dogmalara dolayısıyla inancını da ret etmekle ilgili, gerisi ideolojik lafazanlık... Boşa dayatıyorsun, ateizmi kavramış birisi, teist modelli yaklaşımlarını ciddiye almaz, bilimsel, objektif de değil, teizmi kendine odak alıp oradan, oranın tanım ve hassasiyeti üzerinden yaklaşıyorsun, tutarsız olmanın temelinde yatan, işte bu teist odaklı açın... Tanrının, Pinok'yonun, Noel Baba'nın, cinlerin, şeytanın, kısaca metafizik bütün dogmaların varlığı, yokluğu meselesi ateizmin değil felsefenin konusudur ve bu zemin de NESNEL DEĞİL ÖZNELDİR, ateizm açısından bu meseleleri nesnel zeminde ele almak anlamsızdır, neden? Çünkü metafiziktir, dogmatiktir, veri haliyle bilgi de yoktur, bu halde insan udyurmasıdır, nesine inanıp, var diye dayatıp, diretiyor ve inanmamaktan neden rahatsız oluyorsun? :) Pinokyo gerçekte yoktur diyorum sen aksini mi iddia ediyorsun? Senin sorunun ve bu mesele ateizmle ilgili değil, felsefeyle ve elbette akıl, mantıkla da ilgilidir... |
Alıntı:
İddia ettiniz. Buyrun şimdi kendi kalenize nasıl gol oluyor izleyelim. Alıntı:
Tanrıyı reddetmek diyor özetle. Ama geniş anlamı ve dar anlamı farklı olabiliyor. Ama hepsinde ortak olan nokta, ateizmin Tanrıyı reddetmek anlamında olması. Tam olarak a-teist. Özellikle de a-teist. Tam manası bu. Görünen ve gizli, dar ve geniş manası bu. Geniş anlamda mı alıyorsun dar mı? Sen onu söyle. Hehehe. Sonuç aynı. Kelime oyunu yapma. Ateizmi bütün dünya yanlış biliyor da tek sen misin doğrusunu bilen. |
Bu dar bakis acisiyla, itham ile, yanli/yanlis analizlerle ilerleyebilecegimizi sanmiyorum. O yuzden burada kendi adima bitiriyorum ve katki sunmayacagim.
|
Alıntı:
Ben insanları anlamıyorum, resmen haklı çıkmak için istediğin sonuca varacak biçimde tanımlıyor, dayatıyor, haliyle, uymasa da uydurmuş oluyorsun, sonra da çocuk gibi itham vs. diyorsun, bana böyle dedi, öyle söyledi vs. Güzellik yarışmasında mıyız?. Yüce bir ilah mısınız? Asla hata yapmaz mısınız, siz ne derseniz biz o mu olmalıyız?(asıl sıkıntı burada, yargıların, isnatların var, ama savunma makamını tanımıyorsun, narsist misiniz? ki gönül koyuyorsunuz). Neden "ben" faktörünü bu kadar yüceltelim ve sürekli kendinizi öne süresiniz? Tanımlar değerlidir, her hatayı yapabilirim, hiç bir şey bilmiyor da olabilirim, ama kavramların çarpıtılması ya art niyetten ya da cehaletten kaynaklanır... kendimi de ayrı tutmuyorum, yanlış biliyorsam, doğrusu gösterilir, aslı bu derse de kesinlikle inat etmem, edemem, çifte standartlı olamam. Yanlış anladığım her durumda da yanlış anlamışım, hata yapmışım demiş, gerekirse de özür dilemişimdir... Tanrı'yı merkeze alan teizmdir, sen neden alasın? Neden kendini "tanrı" üzerinden pozisyonlamaya çalışıyorsun? "Ateist tanrıya yok der -yanlış!-", ben ise tanrıyı "bilmiyorum" derim diye neden tekrar etme gereği duyuyorsun? Kendini teizme göre konumlama sıkıntısını neden yaşıyorsun? İtham etmiyorum ki, insanların uyuduruktan üfürüp, tanımıyla üfürdüğü tanrıyı bırak, boşver, sal kendini, ha inanıyorsan bir şey diyemem, adı üzerinde inanç.. Müslümanlar da Brahma yok diyor, ne olacak şimdi? Böyle tahlil mi yapılır? Müslümanlık Brahmaya yok demek içindir denebilir mi? Ateizm tanrıya yok demek için değildir, varlığı-yokluğu meselesi felsefik bir tartışmadır. Ateist sorgulamasın mı? Ateiste feslefe, bilim yasak mı? Sebep? A ateisti, "yok" der(aksini kanıtladın mı peki? hayır ee?), B "gerçekliği yok" der, C tanrının "varlığı-yokluğunu tartışmak anlamzsıdır", D veri, gözlem yok, ortada gördüğüm bir şey yok, yokluğu da, varlığı da bu bahisle ispatlanamaz der vs. bunlara bakma, bunlar kişilere göre değişen felsefik, ideolojik, politik alanda verdikleri cevaplardır. Noel Baba var mı? Tamam hadi bana göster nerede? Bana "bilinemez, bilmiyorum" diye dönebilirsin, kabul, o zaman madem adı var, tanımı var ve sen bu adı, tanımı kabulleniyorsun, o zaman neye dayanarak tanımladın göstereceksin denir. Bir de bilmiyorum diyorsun, tamam da madem bilmiyordun nasıl tanımladın? FELSEFE alanında sorgulamaya KET VURMAKTAN YANA TAVIR almamalısın, sınır koymamalısın, hoşuna gitmediği anda kestirip atamazsın da. Ateizmin herhangi bir tanrı, metafizik bir şey uydurduğunu gördün mü? Tanrının varlığı-yokluğu tartışması meselesi felsefiktir, politiktir, bunu anlamayacak ne var? Bana gelir, Zeus'a inancaksın, Zeus var dersen, ne dememi bekliyorsun? İnanmıyorum derim, bu beni ateist yapar. Sen nasıl inanmazsın, Zeus'u görmüyor musun, Zeus yoksa seni kim yarattı, cehennemde yanacaksın diye kafamı şişirsen, bu andan itibaren konu felsefeye girer. Tanrıyı mı tartışacağız? Buyur tartışalım, ama bu andan itibaren alanımız felsefedir, senin ne olduğunun, benim ateist oluşumun vs. bağlayıcılığı yok... O halde buyur, madem "teist açıdan bakıyorsun" demem üzerinden itham ettiğimi iddia diyorsun, Tanrı'yı neye dayanarak, nasıl tanımladın? Buyur anlat, ortaya ser, göster... |
Alıntı:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ateizm Alıntı:
Sonuç olarak alıntı SON TAHLİLDE VARILAN KONUMDUR, ateizm de kaçınılmaz olarak, o duruşa göre konumlanır. O şekilde tanımlanır ve burada bir beis yok, çünkü "ateizm tanrıya yok demek içindir" yönlü bir çarpıtma söz konusu değil... Roma'dasın, Zeus'a da, insan uydurması hiç bir ilahi güce de(!) inanmıyorsun diyelim, ne olursun? Ateist... Derdin Zeus'a yok demek değildir, metafizik, dogma olduğu bilgisi, dolayısıyla ve dahi tanımlanamazlığı(veri, bilgi yok) üzerinden inanmıyorsun, inancı da dahil ret ediyorsundur, gerekçen budur... Yani ateist salt tanrıya değil her türlü metafizik dogma, batıl, şeytan, cin, periye vs. de inanmaz, reddeder... Bizim itiraz ettiğimiz "ateizm= tanrıya yok demek içindir" yaklaşımıdır, bunu anlaman neden bu kadar zor oluyor? İnanmamak, ret etmek ile "ateizm tanrı yok demek içindir" safsatası aynı şey değildir, tanrının varlığı, yokluğu meselesi FELSEFİK bir meseledir, üfürükler başlığında ele alınabilir, ama bu başlığın özel olarak ateizmle ilgisi yok, herkes görüşüyle katılabilir. Kısaca duruşum, şu ya da buna dair veya gıcıklık olsun diye ÖZELLİKLE yaptığım bir konumlanış değil, çevreden yalıtamazlığımızla, göreli bir sonuçtur. |
Madem benim "veri, gözlem, bilgiyi" esas almam ve tanrıya inanmıyor oluşumu "dogma" diye itham ediyorsun, ateizme "dogma" diyen birisi, hem bilmiyordur hem de teizmi aşamamıştır, bunun lamı, cimi olamaz, kusura bakmayacaksın....Spartacus
..... Spartacus, Senin onlarca yil boyunca, belki 50 belki de 70 yil suresince sekillendirdigin ve artik kemiklesmis inanclarin, degerlerin ve goruslerin var. Bu dusunceler, zamanla oyle bir yapi haline gelmis ki, bir an bile durup, "Acaba yaniliyor muyum?" diye sorgulama geregi duymuyorsun. Bu durumun, zihinsel esnekligin ve karsit goruslere acikligin onunde buyuk bir engel oldugunu dusunuyorum. Goruyorum ki bu bariyeri asmak senin icin hicbir zaman oncelikli bir mesele olmamis, belki de bunu hic gerekli gormedin. Buyuk ihtimalle, o kadar okudum, arastirdim, bin tane seyle binlerce saat dusundum ve goruslerim sapasaglam duruyor diye dusunuyorsundur. Olabilir, bu sekilde de dusunebilirsin. Aksini iddia etsen de, senin binlerce yazini okumus biri olarak soyluyorum, oyle kendimi duzeltirim seklinde bir yaklasimin yok. Asla olmadi. Eger bunun farkinda degilsen, suan soyluyorum. Bu yuzden, seninle tartismaya, fikir alisverisinde bulunmaya ya da sana kendi dusuncelerimi izah etmeye calismanin faydali veya anlamli olacagina inanmiyorum. Bu tur tartismalarda ortak zemine ulasmak icin, her iki tarafin da kendi dusuncelerini sorgulamaya acik olmasi gerekir. Ancak bu durumda, senin bu tur bir sorgulamaya niyetli olmadigini goruyorum. Kendi adima sunu net bir sekilde soyleyebilirim: Hicbir seye alinmadim, gucenmedim ve kirilacak bir durum da olmadi. Seninle tartismaya devam etmek istemememin nedeni, kisisel bir kirginlik ya da ofke degil; sadece bu diyalogun verimsiz oldugunu dusunuyorum. Herkes, kendi aklina, bilincine, yasina, deneyimine, okuduklarina ve sorgulamalarina dayanarak dusuncelerini sekillendirir ve ifade eder. Bu surec kisiseldir ve herkesin yolu farklidir. Senin de kendi goruslerini paylasmakta ve savunmakta ozgur oldugunu biliyorum. Bu konuda seni asla engellemek ya da susturmak gibi bir niyetim yok. Ancak artik bu tartismayi surdurmek istemiyorum. Inancli ya da inancsiz fark etmeksizin, dogmatik yaklasimlar sergileyen insanlarla tartismaktan yoruldum. Cunku bu tur tartismalar genellikle bir sonuca ulasmiyor; her iki taraf da kendi dogrularina siki sikiya bagli kaldikca, anlamli bir ilerleme kaydedilemiyor. Bu noktada, kendi adima bu tartismayi burada sonlandiriyorum. Bugune kadar paylastigin fikirler ve sundugun katkilar icin tesekkur ederim. Herkesin kendi yolunda ilerledigi gibi, ben de kendi yoluma devam edecegim. Senin de yolun acik olsun. *Bu arada, elbette "ilah "degilim, "guzellik yarismasinda" da degiliz. Hata yaparim, okurum, kendimi sorgularim. Bana verileni sorgularim. Ben, bu konulari bilen biri degilim, ogrenen biriyim. Ogrenen. Ogrenciyim yani. En onemlisi de, bilgiye, fikre, dostluga, arkadasliga acik biriyim. Kimseyi de itham etmedim. Ateizm nedir, atheistler ne iddia ediyorlar, onu ve bunun ne anlama geldigini ifade ettim. Ateizmi de, teizmi de, bilmem ne felsefi gorusu de, kendimce, analiz eder, ortaya koyarim. Ateizmi bir tek ateistler mi tanimlayacak, bizim bir fikrimiz olmayacak mi? Ortaya koydugunuz tanimlari oylece bir hap gibi yutacak miyiz? Hayir. Ister ateist, ister teist...benim icin fark etmez. Fark eden sey su: ortaya koyulan gorus ne? Bu gorus ne anlama geliyor? Bunlar onemli. Fikir onemli yani. Yolun acik olsun. Iyi tartismalar dilerim. |
Alıntı:
Neden "Acaba yanılıyor muyum" diye kendine sormuyorsun da, muhatabına hatırlatıyorsun? 3 Ateist başlığa yazdı, farkında mısın, hiç birisi de senin yaklaşımını kabul etmedi, yani o soruyu anlamalısın ki artık, kendine sorman gerekiyor. Ben ise nedenleriyle anlatmaya çalışıyorum, elbette önyargını kırmayacaksın, sebebini itham saydığın tahlillerimle zaten açıkladım, o durumun, "kendini tanrıya göre konumlandırma", teist açıdan bakma durumu değişmedikçe, senle bir noktaya varamayız. https://tr.wikipedia.org/wiki/Ateizm Alıntı:
Tanrının varlığı, yokluğu meselesi felsefiktir diyorum, ateizm ise her türlü doğa üstü, metafizik dogmayı ve dayatılıyorsa inancını da dahil ret etmekle ilgilidir, daha ne diyeyim? Sen nerede, ne zaman ortaya bir tanrı koydun da ben çıkıp yok dedim? |
Benim bir tanrim olmadigi icin, ortaya bir tanri koymuyorum. Koyulanlari da kabul etmiyorum. Hem sizin, hem onlarin kavramlarini da kendimce sorguluyorum. Sizden farkim, siz, bilmediginizin farkinda degilsiniz--ben bilmedigimin farkindayim--Bildiklerinizi, bilebileceginiz hersey saniyorsunuz. O yuzden bu inadinizi kiramadigimiz icin, anlamli bir ilerleme kat edemiyoruz.
|
Alıntı:
Ortaya bir tanrı koymuyorsan ne hakla ortaya koymadığın tanrıya yok dediğimi iddia ediyorsun? Bir tiyatro bu, senaryoyu kendin yazıp, kendin oynuyorsun, farkında mısın? Hem siz dediğin kim, benim senden ayrıldığım tek nokta, bu yazının sonunda soracağım sorudur... Diyorum ki, tanrının varlığı, yokluğu meselesi felsefiktir ve açıkcası da bu haliyle de konuya dahil olursam Spartacus olarak dahil olmuş oluyorum, ve her iddia için veri, bilgi arıyorum, veri yoksa iddia da GERÇEKLİK VASFI ALAMAZ, bu alanda ne dersem diyeyim beni bağlar... Sen ortaya bir tanrı koydun da ben mi ret ettim(bak yok demiyorum, ret diyorum)? hayır e, ret edeceğim ne var? Neyi ret ediyorum Andrew? Madem ortaya bir tanrı koymuyorsun, o halde ben zaten var, yok diyemem değil mi? Ortaya bir tanrı koyarsan da RET EDEMEM, bu da anlşıldı mı? Sen felsefik, ideolojik, politik alanda ceryan eden ÖZNEL iddia, tartışmalarla, bu durumu karıştırıyorsun... İkisi farklı konular. O alanda öne sürülen metafizik kahraman -> SUBJEKTİF, SPEKÜLATİF, KURGU, elbette nesnel bir karşılığı yok, olsaydı zaten ORTAYA KOYARDIN, işin bu kısmı öznel, felsefik ve karşı iddia da, iddianın sınrılarıyla sınırlıdır, evrensel mutlak bir zemin değil, subjektiftir, aynen inancın da subjektif olması gibi.. Yine soruyorum, bak hiç bir inadım yok, ben sadece hiç bir metafizik insan uydurmasını kabul etmiyorum, bu inat değil, bilimsel olandır, ama ben uydurdum al bu Noel Baba denirse kusura bakma, ama sen uydurmuşsun, bir de var diye diretmiş oluyorsun derim... Tanrıyı nasıl tanımladın da, tanrı hakkında konuşuyorsun? Tanım için ne lazım? |
Yarin cevaplamaya calisacagim. Sistematik review yapiyorum. Yarina kadar bir kac yuz abstract okumam gerekiyor. Musait olunca yazacagim. Sen yat.
|
Alıntı:
Moderatör tarafından paylaşılan kaynak en.wiki senin sözde kaynağın tr.wiki Türk'ün ateisti bile yobaz, gerici, tutucu ve bağnaz oluyor malesef. Ondan sonra niye ben Amerikan forumunda 100 gönderiye karşılık burada 1 tane yazıyorum. Kendine bi bak ya. Aynaya bir bak. Ben ne yapıyorum diye kendine bir sor. Bu kadar bağnaz nasıl ve ne zaman oldun. Tr.wikiyi sen mi düzelttin? Ciddi soruyorum. Sen de ciddi cevapla. Bak eu.wiki yani ingilizce Wiki. Yani tüm dünyada geçerli olan Wiki diyor ki ateizm tanrıyı reddetmektir. Sen ve senin gibi bir kaç konuyu anlamamış Türkiyeli yok ateizm metafizik gerçek üstü ve doğaüstü her şeyin reddidir dese de bizim anladığımız ateizm senin anladığın yada tek başına dön Kişot gibi savunduğunu fake ateizm değil, bütün dünyanın kabul ettiği ve bildiği şekliyle ateizmdir. Ne burası dünyada tek ateist forum, ne de sen benim tanıdığım ilk ateistsin. Bir görüşün,bir fikrin bir omurgası olur, bir duruşu olur. Ateizmin omurgası duruşu, karizması, taaa isminden gelen anti Tanrı duruşudur. Hiç kimse yoğurdum ekşi demez. Tabi canım, ateizm tüm dogmalardan, doğaüstü iddialardan münezzeh, drone teknolojisi ve 5g ile harmanlanmış, kripto parayı oncelleyen, insan haklarını saygılı, demokratikleşme, çağdaş, laik, Atatürkçü bir düşünce biçimidir dimi . A-teist şeklinde güdük değildir. Hatta o kadar dik.durur ki, teizm kendini yeniden konumlandırıp a-ateist olarak adlandırılır. Dimi. Senle tartışma olmaz. Ciddi söylüyorum olmaz. Sen tanrıyı reddettiğin iddiasındasın. Ama kendini varsayımsal tanrı gibi hata yapmaz görüyorsun. Öyle değilse ispatla örneğin. Bak bariz, Hristiyan din adamıyla senin duruşuna yaklaşım bakımından aynı görüşte olduğumuz ender bir durum var burda. İstisna şekilde bu durum var ve burada ve dışarıda bu diyalogları okuyan herkes eminim senin ne kadar anlamsız bir inadın içinde olduğunun farkındadır. Yazık ya. Cami olan yerden uzak durmalıyız. Çünkü cami olan yerin ateisti bile yobaz oluyor, aynı sen gibi. Hatalısın ve hatalı olduğunun farkında bile değilsin. Cehalet ve cehaletinle bütünleşik egonla nirvanaya ulaşmışsın. Şurada zaten 5 kişiyiz. Bir tanesini sırf egonu tatmin edemedin diye banladin. Emineyi buraya geri getir, iki dakika egonu bastır ya. Yazık ya. Herkes seninle aynı şekilde mi düşünmek zorunda? Elinde sopa gelenin gecenintkafasina vuruyorsun. Ya kenarda dur, ya da tartışacaksan da bunu düzgünce yap. Bak şüpheci dinsize. Bu kadar ikili diyaloğa giruyor mu. Kaynağı ortaya koyuyor kim ne anlarsa onu anlasın. Sen yok. Herkes ille senin gibi düşünecek, senin saçma sapan görüşlerini kabul edecek. Yoksa kafasına sopayı yer. Yazık ya. Belki 70 olmuşsun ama hiç buyumemissin |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:18 . |