Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   'Hoşgörü' de.. Nereye kadar? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=4918)

AYATA 05-10-2007 15:51

'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Bana oldukça itici geldi hoş görü sözü...Özelliklede fathullah cıların diline pelesenk olduktan sonra, Sen benim fikirlerimle dalganı geç , beni karanlık uçurumlara doğru sür, geleceğimi bulanıklaştır ve ben sana hoş görü duyayım, yahu niye duyayım sana hoş görü...benim bildiğim bir çocuklar hoş görülür yaptıklarından dolayı, birde deliler ha birde bir ölçüde sarhoşlar...İktidarı ele geçirdiğinde karşıtlarını yok etmekten büyük haz duyacak olanların zayıfken "birbirimiz hoş görelim" söylevi kandırmacadan başka bir şey değildir. diye düşünüyorum....Ve siyasette hoş görünün asla olmayacağını siyasetin doğasına aykırı olduğunu düşünüyorum...ya sizin bu konuda fikirleriniz nedir sevgili forum dostlarım...

vartor 05-10-2007 16:24

Re: Hoş görüde!... Nereye kadar?
 
Altinda riyakarlik olmayan hosgoruye, hosgorulu davranmakta bence zarar yok, yeter ki karsimizdakinin hosgorululugunden emin olabilelim. Tabi ki tek tarafli olana baska sifatlar da verildigini hepimiz biliyoruz. Hosgorunun de bir somuru araci olmasina hosgoruyle bakmamamiz gerekir ki bu sifatlari haketmiyelim.

3.yol 05-10-2007 18:42

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Uyanikligi elden birakmadan hosgorulu olmak zorundayiz. Unutmayalim demokrasiyi korumak icin hosgorusuzluk ile de savasmak zorundayiz. Kisacasi tam demokrasi bizlerin hedefi ise eger, demokratik olmayan yollarla buna ulasamayiz. Ama hosgorusuz bir rejimin de demokrasiyi yikmasina izin veremeyiz. Yani bu tur rejimlere demokratik yollarla karsi cikmaliyizki tutarli olalim.
Benim fikirlerimin ozeti budur.

05-10-2007 22:12

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Ben SİRİUS-B ile tamamen hemfikirim. Tek taraflı hoşgörü hiçbir işe yaramaz, anlamsızdır. Hoşgörü karşılıklı olmalıdır.

Hoşgörüyü Muhammet de çok güzel kullanmıştır. ”Senin dinin sana, benim dinim bana” değil mi? Mekke’de zenginlerin ayağına basınca Medine’ye kaçmaya zorunlu kaldı. Oraya gidince Arap ve Yahudi kabilelere hoşgörülü davrandı ve hoşgörü buldu. Rahatlayınca bir Yahudi kabilesini yok etti. Tek taraflı bir anlaşma yayınladı. Hoşgörülüydü, hoşgörü buldu. Rahatladı ve ikinci Yahudi kabileyi hakladı. Mekke’yi yıkmaya giderken yanlışını anladı, hoşgörü gösterdi, anlaşmayla Mekke’yi ele geçirdi. Zenginlere hoşgörü gösterdi, onlarla beraber hükmetti.

Yani, bırakın Fethullaçıları çok önceden de hoşgörü Müslümanlıkta takiyye anlamı taşırdı. Güçlenince Müslümanlıkta hoşgörüden eser kalmamıştır. İsrail kime hoşgörülü davranıyor? Ya ABD? *Hoşgörü artık postmodern küreselci bir sömürme kavramı olabilir. Herkes yasa ve kolluk zoruyla birbirini yemez. Hoşgörü çağın dışındadır. Sizlerin bahsettiği hoşgörü cinsi modern çağda kalmıştır. Şimdi ise sömürgecilerin yaptıklarını örtmek için 3. dünyaya (Türkiye’ye) aktardıkları işe yaramaz bir kavram haline gelmiştir. Bunun için sömürünün Emperyalizm sonrasında geldiği noktayı kavrayamayan saf Hümanistler kullanılmakta, sömürü düzeni onlar vasıtasıyla ve işbirlikçileri ve komprador tüccarlarla halka çaktırmadan benimsetilmektedir. Bunun için de kavramların içini boşaltıyorlar. Örnek için uzağa gitmerye gerek yok. Laiklik için söylenenlari anımsamanız yeterli.

Tam demokrasi ne demektir? Eğer tarihselci Marx’ın demokrasisinden bahsediyorsanız, o ortada yoktur. Cici demokrasi bile ortada yoktur.

Hoşgörüsüz bir rejime, baskıcı olacağı belli bir rejime, demokratik yoldan nasıl karşı çıkılacak? O rejim ki demokrasiyi bir araç olarak kendisi kullanıyor. Laf kalabalığı ile demokratik görünüyor. Kendisine karşı çıkanları antidemokratik darbeci olarak niteliyor. İşbirlikçi, Sorosçu mütareke medyasını yanına almış kendi baskısını medya patronlarının ve misyonerlerin sayesinde tereyağından kıl çeker gibi yürütüyor. ABD’nin önce yeşil kuşak projesi, sonra da BOP ile uyguladığı bu sivil darbeye karşı ne diyeceksiniz? Aman şiddet içermiyor deyip hoşgörü mü göstereceksiniz? “Aman bunlar ılımlı Müslüman olacaklardı, ama bu oyla artık dinciliği bırakıp merkez partisi olacaklar, liberal olacaklar” hoşgörüsü içinde mi olacaksınız? Yoksa siz Fethullahçı mısınız? *

Bu sitede bazı arkadaşların Hümanistliğine saygı duyuyorum. Hümanistlik evrensel bir şey. Hoşgörü de öyledir. Ancak her şeyin bir sınırı vardır. Türkiye daha ulusal devlet olmayı bile becerememişken postmodern küreselcilik adına bireyi her şeyin önüne geçirerek bire kadar bölünmeyi Hümanistlik sayesinde sağlamaya çalışanlara hoşgörü gösterilemez. Devletin yurttaşlar adına sahip olduğu bütün tesislerin haraç mezat satışına bireyin öne çıkması diyerek karşı çıkmamak hoşgörü meselesi değildir. Sata sata bir şey kalmadı ve borçlar arttı. AB’ye girmek aldatmacası uğruna kendi yurdunda misafir hale gelmiş insanlarımız için bu gidişe hoşgörü ile bakılamaz. Kendi ulusal, kapitalist gelişmesini tamamlayıp Anadolu’da azınlık hakkı, dini tercih hakkı diye korkunç sayıda bölünmeyi destekleyenlere hoşgörü gösterilemez. Bu durum Marx’ın göremediği Emperyalizm’den sonra Marx’tan sonrakilerin göremediği aşama, yani postmodern küreselci aşamasıdır. Bunun için de dini kullanıyorlar. Özelleştirmelerle, bireysel yatırımcılığı teşvik ile devletin küçültülmesiyle devletin yok olması kimin yararına? Devlet adına, devletten dolayı yanlış yapanlar, devlet küçültüldüğünde hala o işleri yapmıyorlar mı? Devletin her sektörde örnek uygulamaları vardı. 1955’den bu yana sömürü düzeni için devlet kötülenmektedir. Devletin kötü yaptıklarının sebebi devlet değildir, kötü uygulamayı yapanlardır. Ama sömürü düzeninin rahat olması için devletin küçülmesi gerekiyordu.

Şimdi söylemler o haldeki RTE, Gn Kur. Bşk’ını AB’ye karşı korumaya kalkıyor. Orduyu yıprata yıprata bu hale getirdiler. Hani sürekli kötülüyorlardı? Her çeşit kuruma, insana konuşma hakkı tanıyorlar, ama orduya gelince hayır. Neden? Ordu darbeci! Yok canım! Elbette ordunun laikliğin yanında olması, üniter devleti koruması sömürgenlerin işine gelmez. Ya, peki tarikatlarla beslenen, sürekli dinciler lehine yasaları değiştiren, mahalle baskısını anormal arttıran bu iktidar neci? Gn. Kurmay başkanının konuşması öncesi veya sonrasında emekli Gn. Kur Başkanının hemen ortaya çıkıp görevdekine karşı söylemlerde bulunması neci? Hangi yöntemin eseri?

Hadi varın siz hoşgörülü olun, ben değilim.

05-10-2007 22:21

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
İnsanın kendisine yabancılaşmasıdır hoşgörüsüzlüğü erdem saymak..

Kin ve nefretin bir sonucudur..

AYATA 05-10-2007 22:31

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
ya hoş görüyü erdem saymak...Teslim olmak değilmi...oysa başkaldırmaktır Hürriyet....Fikrim b udur, İşte o yüzden Zikrimde budur, ister kabul et ister kabul etme...yanımda değilsen karşımdasındırbeni hoş görerek sen yapamazsın, beni ancak fikirlerimi yenerek sen yapabilirsin...diyebilmek için hoş görüye karşı durmak lazım.hoş görü bir anlamda insanın karşısındakini iplememesi değilmidir a dostlarrrrrrrrr * :)

dilaver 05-10-2007 22:51

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
hoş görü bireyseldir, hoş görmek demektir, bir anlamda da itiraz etmemek, idare etmek, yokmuş gibi saymak. Bu bireyler için geçerlidir. Devlet sistemi için ise gereken tanım ifade özgürlügüdür ve kanunlardır.

* * Ne plmuştur 12 Eylül ordu yönetimince islam hoş görülmüştür ve ifade özgürlügünün önüne engel olarak konulmuştur. İnsanlar kul olsun ve düşünemesinler diye, biat etsinler diye. Aslında olması gereken ifade özgürlügü idi. Ama bu haktır ve toplumu kapsar, bu yüzden egemenlerce hoş görülmüştür ve yasalara *( laiklik yasasına ) göre hoş görülmüştür.

* * *Şimdi bize lazım olan demokrasidir, hoş görü ya da sadaka degil. Kurumlar gerekir, paranayolar degil. İcraat gerekir şüphe degil ve eylem gerekir vesvese degil.

* * *o halde gerçek anlamda laikligi savunacagız. Bakın ne diyor kanun

Madde 1- İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek üzere; Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur

* * *Demek ki başbakanlıga baglı İslam dinini yaymak için bir teşkilat kurulmuş. Bunu kim seçilirse o yönetir. Bu kanun burada iken bu ülke laik olmaz. Ve bu kanuna göre bu devlet İslam devletidir. Daha nasıl söylensin ki.

* * *O halde bu ülkede laik olmak isteyenler önce yukarıdaki kanuna karşı çıkacaklar, ondan sonra konuşacaklar. Kanunun kabul tarihi *22.06.1965, en demokratik anayasamızın oldugu zaman yani.

* * * Bu kanunla dini , toplumu yöneltmeye kalkıyorsunuz, ve kanun zıddını getirdiginde karşı çıkıyorsunuz, çözüm yasaklama. Elbette yasaklama ama bu kanunlara yasaklama. Bu kanunla yürüyen anlayışa yasaklama.

* * * Daha bu ülkenin iti ite kırdıra politikası ile bir yere varamayacagını herkesin anlaması gerekiyor. Şu ülkede Hayrunisa Gül den daha bedbaht bir kadın var mı acaba, ben acıyorum kendisine. Ne hakkımız var herhangi bir bireyi bu kadar aşşagılamaya, ne suçu var onun.

* * * *Yahu kartları açık oynayalım ne olur. Sınırsız demokrasi. Haaa anladım bu halk ona hazır degil daha. Dogru ya onlara güdüleyici lazım. *:lol:


* * * *sevgilerimle

05-10-2007 23:12

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Alıntı:

SİRİUS-B";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 94584)
ya hoş görüyü erdem saymak...Teslim olmak değilmi...oysa başkaldırmaktır Hürriyet....Fikrim b udur, İşte o yüzden Zikrimde budur, ister kabul et ister kabul etme...yanımda değilsen karşımdasındırbeni hoş görerek sen yapamazsın, beni ancak fikirlerimi yenerek sen yapabilirsin...diyebilmek için hoş görüye karşı durmak lazım.hoş görü bir anlamda insanın karşısındakini iplememesi değilmidir a dostlarrrrrrrrr * :)

Hoşgörüden bahsediyoruz SİRİUS :D Tutsaklık,teslimiyet yada kölelikten değil :D

Hoşgörü,karşındakinin hatalarını görmezden gelebilmektir.Suç ve hata aynı şeyler değildir öncelikle.Suçlular hoşgörülmeyebilir..ama hatalar hoşgörülmelidir her zaman..Hürriyet toplumsal yükselişi sağlayabilmektedir..Birlikte yaşayabilmektedir hürriyet..Bunu başarabilmenin en önemli aşaması ise hataların hoşgörülmesidir..

Kişsel özgürlük ütopyadır..Hayaldir..İnsanın insana muhtaç olması zorunluluğu bile kişisel özgürlüğün altını dinamitlemektedir.İnsan,arılar ve karıncalar gibi toplumsal bir yapı kurarak yaşamını devam ettirmek zorundadır.Doğa,insana emrini bu yönde vermiştir..İnsanın başkaldırısı fayda etmez..İlla başkaldıracam diyorsa insan,tek yaşayabilirliliğini sınamalıdır önce..Belliki insan insana muhtaçtır.

O halde hürriyet,toplumsal düşünüldüğünde anlamlıdır..Özgürlük ise,zorunluluğunun bilincine varan bireylerin oluşturduğu toplumsal bir olgudur..Toplum ise,karşılıklı hoşgörüye dayanır..

05-10-2007 23:50

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Sevgili dilaver,

Metnin belli kısımlarından alıntı yapıyorsun ve yanıtlıyorsun. O zaman ne senin, ne de benim yazdığımın özgünlüğü kalmıyor.

Bir kere ordu deyince aklına 12 eylül’ün berbat diktasından başka bir şey gelmiyor. Bu sitede ben kimsenin onları onayladığını görmedim. Ayrıca benim laiklikle ilgili yazılarımı anımsarsan, o devirde laikliğin tamamen elden gittiğini hep söyledim. Bu hususta bir uyuşmazlığımız yok. Ama bütün orduyu hala Kenan Evren’in falan temsil ettiğini düşünüyorsan çok yanlışsın. Evren tipi adam olsa olsa Özkök olur. Ordunun her çıkışını, her lafını darbe olarak nitelemekten vazgeç. Sana soruyorum: Şu anda iktidarın her koldan uygulamalarını darbe olarak yorumluyorum. Ne diyorsun? Hala onlar iyi niyetli merkez partisi mi? Ilımlı cici Müslümanlar mı? Liberal ekonomi ile Türkiye’yi kurtarma yolundalar mı? Onlara hoşgörü mü gösteriyorsun? Benim iletilerimdeki bu konulara bir şey söyleseydin. Bu boyalı basını mı beğeniyorsun? Biraz aktar bakalım. Laiklikteki kavram kargaşası olmuyor mu? Medya vasıtasıyla bu kavramlar anlaşılmaz hale gelmiyor mu?

Bir de diyanet işleri başkanlığını falan savunan yok ki, bunu ortaya çıkarıyorsun. Elbette laiklik karşıtı bir şey. Bunları neden yazdığını anlamış değilim. Benim yazımda hangi yasaklamadan bahis var? *

İti ite kırdırma politikasını bir anlat bakalım. Bu hususta ben hiçbir itten bahsetmedim. Açık olmaktan bahsediyorsun ama benim söylemediklerimi yazıp kendin açık olmuyorsun.

Hayrinüsa Hanım’ın rahatı yerinde, sen hiç meraklanma. İçinden kıs kıs güldüğünden eminim. Köşkü yeni baştan döşüyor. Mevcut halini hiç beğenmemiş. Yalnız bu gidişle molla rejimi gelirse kara çarşafla bile gazetelere çıkamaz. İşte o zaman acırım. Hayrinüsa Hanım el üstünde tutulan birisi. Kocasına söyle de adam gibi giydirsin aşağılamasın onu. Sen bunların samimi olduğuna mı inanıyorsun yani? Halkın aşağılanmasını, aptal ve dilenci hale sokulmasını bırakıp Hayrinüsa Hanımla mı uğraşacaktık yani? Aman ne de zavallıymış hatuncuk. Mahalle baskısında dul olduğunu söylemeyen başı açık baskı altındaki kadını düşün, onun gibi binlercesini, başına türban takmadığı takdirde işe alınmayacak olan, kocasının dışarı salmayacağı kadınlarımızı düşün. Bugün daha gazetede vardı, yardım almak için Fatiha sınavından geçirilen kapalı giyimli kadın fotoğrafları. Onları düşün sen. Onların yılgınlığı perişanlığı seni üzsün, stilistine Fransa’dan giyim kuşam getirten bireyleri el üstünde tutma. Hümanistliğini yanlış yerlerde kullanıyorsun.


Demokrasiye gelince, önce laikliğin (laikçilerin dediği gibi) demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olduğunu kabul et de sonra konuşuruz. Senin bu halkı gütmekte olanlardan hoşnut olduğun belli oluyor zaten. :)

AYATA 06-10-2007 00:50

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Hataları hoş görmek ha...Fethullahcılar acaba biz laiklerin hangi hatalarını hoş görüyor, biz onların hangi hatalarını hoş görelim....Karşıt ideolojilerde hoş görmek, kafayı kuma gömmektir...childıntıme1...ben bir çocuğun hatalarını hoş görürüm, bir delinin hatlarını ve bir ölçüde sarhoş birinin hatalarını...
karşıt bir ideoloji bana göre baştan sona hatalıysa neyini hoş göreyim... Kökten dincilerin neyini hoş göreyim, Pkk teröristlerinin neyini hoş göreyim söyleyin bana....İzmirin bucasına yol kenarına bombalı motoksiklet koyarak bir ailenin tek evladının ölüm sebebi olanların neyini hoş göreyim.....geçelim dostum geçelim...Aşırı hümanizm bazen insanı ipe götürür...İpi çekende bir insandır.

06-10-2007 16:24

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Alıntı:

SİRİUS-B";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 94608)
Hataları hoş görmek ha...Fethullahcılar acaba biz laiklerin hangi hatalarını hoş görüyor, biz onların hangi hatalarını hoş görelim....Karşıt ideolojilerde hoş görmek, kafayı kuma gömmektir...childıntıme1...ben bir çocuğun hatalarını hoş görürüm, bir delinin hatlarını ve bir ölçüde sarhoş birinin hatalarını...
karşıt bir ideoloji bana göre baştan sona hatalıysa neyini hoş göreyim... Kökten dincilerin neyini hoş göreyim, Pkk teröristlerinin neyini hoş göreyim söyleyin bana....İzmirin bucasına yol kenarına bombalı motoksiklet koyarak bir ailenin tek evladının ölüm sebebi olanların neyini hoş göreyim.....geçelim dostum geçelim...Aşırı hümanizm bazen insanı ipe götürür...İpi çekende bir insandır.

Suçla hatayı karıştırıyorsun sirius

Suçlar hoşgörülmeyebilir..

Şimdi sen bir hata yapınca benim seni hoşgörmememimi istiyorsun..Hayır olmaz öyle birşey

sen ne kadar bunu savunursan savun davranışlarının bu yönde olmadığını düşünüyorum..Mutlaka hataları sende hoşgörüyorsundur.

Pkk kökten dincilik ve benzeri toplumsal olaylar artık hata olmaktan çıkmıştır..Bunlar suçtur ve hoşgörülemez..

Eğer fettullahçılarda hoşgörüsüzse onlarda benim gözümde aynıdır..Kim olursa olsun farketmez.

AYATA 06-10-2007 17:40

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
hatalar elbetteki affedilir....Ama laik demokratik cumhuriyeti tehdit edenleri bir hata içinde gafiller olak kabul edemem...Onlarında laikleri bir hataya düşmüş bilinçsiz insanckılar olarak gördüğünü sanıyorum...ki hoş görüyü dilleine doladılar.

nil 06-10-2007 17:43

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Sevgili arkadaşlar,
sn dilaver'in haklı olarak benimle ilgili tanışma bölümünün tanışma amacını aştığı gerekçesiyle bu bölümü kilitlemesi üzerine, tanışma bölümüne yazmış olduğum mesajımı buraya aktarıyorum, bunlar benim düşüncelerimdir, kimse katılmak zorunda değil ayrıca derslerde bu gibi konulara girmemeye özen gösteririm ve şimdiye kadar da bu konudan bu şekilde kimseye bahsetmiş de değilim, bu siteyi kendime yakın bulduğum ve ifade özgürlüğüne saygı olduğunu gördüğüm için bahsettim.


Arkadaşlar hoşgörü ve laikliğe gelince, bu konuda hemen aklıma geliverenler:

Hoşgörü genel olarak, farklı inançlardan olanlar ya da dini inançsız olanlarla kavga ,savaş etmeden, karşılıklı haklara saygı gösterilerek kardeşçesine yaşamak gerektiği anlamında kullanılıyor.

Fakat bunun gerçekleşebilmesi dolayısıyla demokrasinin gerçekleşebilmesi için ortak bir değerimiz, uymamız gereken ortak bir ölçütümüz olmalı ki bu da gerçek laikliktir. Baştan beri ve şu an ülkemizde uygulanan laiklik gerçek laiklik olmadığı için, demokrasi *ve hoşgörü için yeterli değildir.

Gerçek laiklikte devletin dini olmaz, devlet, *hiçbir dini inancı ya da mezhebi aşılamaya kalkmaz, Kuran kursu açıp körpe beyinleri zehirleyemez, topladığı vergilerden dini inanç aşılamak anlamında dini hizmet için kullanamaz. Liseleri İmam Hatipleştirmeye, dini eğitime geri dönmeye kalkışmaz. Laik devlet lise çağına gelen öğrencilere yalnızca *ayrıcalık tanımadan dinler hakkında bilgi verir.

Diyanet başkanlığı şu anki uygulamasıyla laikliğe aykırıdır. Diyanet ancak camilerdeki fetfaları ya da İmam hatip liselerindeki dersleri laikliğe uymaları için denetlemek amacıyla olabilir belki.

Laik devlet dinsiz devlettir fakat dini yasaklayan devlet değildir. Dinin siyasete alet edilmesini, *vatandaşlarının dini inançlarını, ibadet ve kıyafetlerini resmiyete taşımalarını, dini inanç ve uygulanması konusunda başkalarına baskı yapmalarını yasaklayan devlettir.

Hoşgörü ancak laikliğin çiğnenmemesi şartıyla gösterilir, *laikliği çiğneyenlere ve devletin laikliği çiğneyici uygulamalarına hoş görü gösterilemeyeceği gibi elden geldiğince de karşı çıkılmalıdır.

Devletin dinsiz olması gerektiği gibi devlet milliyetsiz de olmalıdır. Bir devletin dininin olması ne kadar yanlışsa aynı nedenlerle bir milliyetinin olması da o kadar yanlıştır. Devlet farklı milliyetteki vatandaşlarına eşit uzaklıkta olmalıdır, hiçbir milliyete ayrıcalık göstermemelidir. Farklı milliyetten olanları asimile etmeye kalkmamalıdır.

Tıpkı dinciliğin dincilik, mezhepçiliğin mezhepçilik *doğurduğu gibi milliyetçilik de *milliyetçiliği doğurur, Farklı din ve mezhepten olanların asimile edilmeye çalışılmasının yanlış olması gibi farklı milliyetlerden olanların asimile edilmeye çalışılması da yanlıştır. Devlet vatandaşlarına hiçbir dini, mezhebi ve milliyeti aşılamaya, dayatmaya kalkmaz, ancak evrensel değerlere, insan haklarına dayalı çağdaş hukuku ve laikliği dayatmalıdır.

Bu yüzden "Ne mutlu Türküm diyene" sözünün yanlış olması gibi devletimizin adının "Türkiye" olması da yanlıştır. İnsanlar Türküm demek zorunda değildir, Türkiye'liyim diyebilirler.
Devletin adının örneğin "Anadolu" Türkiye Cumhuriyeti yerine Anadolu Cumhuriyeti çok *daha uygun. Ancak devletin kolaylık olması için ortak bir resmi dili olması gerekir. Bunun için en uygun olan da şimdilik Türkçe dir.

AYATA 06-10-2007 17:56

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Nil hanım "Ne mutlu Türk'üm" sözü yanlış bir söz değildir...Atatürk Türk kime denir diye sorulunca şu cevabı vermiştir...Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk milleti denir" *Sizce de bu sözü söyliyerek ırkçılığı red etmiş olmazmı?..Türkiye cumhuriyetini kuran anadolu halklarına türk denir...nasıl izah edebilirimki başka...

InVitatio 06-10-2007 18:01

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
dikkat et sirius-b

alim allah zihnindeki zehirlerden tam kurtulamamissin *galiba.....ne bicim laf ;-)
o bir aydinlanmis *ögretmen tabiki ne diyorsa o......

06-10-2007 18:03

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Bu milliyetçilik hususunda biraz aşırı davranıyoruz gibime geliyor. Milliyetçiliğ hep faşistlerin düşündüğü gibi ve kafatasçılık, ırkçılık gibi algılıyoruz. Din birleştirici etken değildir. Ama dil ve ulus birleştirici etkendir.

Bu işi "devlet"in tarifinden girerek tekrar inceleseniz...

06-10-2007 18:13

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Bu yüzden "Ne mutlu Türküm diyene" sözünün yanlış olması gibi devletimizin adının "Türkiye" olması da yanlıştır. İnsanlar Türküm demek zorunda değildir, Türkiye'liyim diyebilirler.
Devletin adının örneğin "Anadolu" Türkiye Cumhuriyeti yerine Anadolu Cumhuriyeti çok *daha uygun. Ancak devletin kolaylık olması için ortak bir resmi dili olması gerekir. Bunun için en uygun olan da şimdilik Türkçe dir.


Sayın Nil,

Her ne kadar derslerde bu konulara girmemeye özen gösterdiğinizi belirtmişseniz de yukarıdaki paragrafı yazabilen bir kişinin öğretmen olduğunu öğrenmek beni üzdü açıkçası. Çevremizde bolca bulunan, kendi ulusuna-devletine düşman, düşmanlığını sergileme düzeyi yükseldikçe sosyal ve ekonomik statüsü de yükselen kişilerin kimler tarafından yetiştirildiğini uzun zamandır merak ediyordum, en azından biri ile tanışmak bugüne kısmetmiş.

En uygun ortak resmi dilin "şimdilik" Türkçe olduğunu yazmışsınız, daha sonrası için uygun bulduğunuz seçenekleri de sıralarsanız en azından kendi adıma sevinirim. Örneğin, esperanto mu uygundur, İngilizce-Fransızca gibi uluslararası bir dil mi tercih edelim, yoksa Anadolu Cumhuriyetinde konuşulan yerel dillerden biri olabilir mi? Ya da en iyisi direkt olarak Arapça'ya mı geçelim?

nil 06-10-2007 19:46

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Sevgili SİRİUS-B,

Neden Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk, TürkiyeCcumhuriyetini kuran Anadolu halklarına Türk *densin ki?

Türkiyeli ya da Türkiye vatandaşı daha da güzeli Anadolulu, Anadolu vatandaşı denmesi daha doğru değil mi?

Ben Atatürk'ü *anlıyorum, ayrıca *kendisine hayranım zaten.
Atatürk zamanı milliyetçilik zamanıydı ve Atatürk, çağının gereklerini en doğru yapabilmek için elinden geleni yapmıştır, çok da başarılı olmuştur. Atatürk çağında öyle yapması gerekiyordu ve en doğrusunu yaptı.
Onun çağına göre düşünürsek yaptıkları doğru ama çağımıza göre düşünürsek yanlışlıklar var.

Hiçbir şey gibi Atatürk, Atatürkçülük de tabu haline getirilmemeli ve eleştiriye gelişmeye *açık olmalı. Türkiye'nin çıkmazlarından, nerde yanlış yaptıklarından, dinci bir partinin seçilmesinin nedenlerinden *biri de budur.
Atatürk 'ü tabu haline getirip yanlışlarını sürdürmeye çalışmaktır.
Laikliğ geliştirememektir, gerçek yerine oturtamamaktır, laikliğe aykırı uygulamalara izin vermektir.
Milliyetçiliği kendi döneminde bırakamayıp körüklemektir.
Türk İslam sentezini pekiştirmektir.

06-10-2007 23:20

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Sevgili nil,

Bu yazdıklarınıza hiç anlam veremedim. Peki söyler misiniz neden
Alıntı:

Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk, TürkiyeCcumhuriyetini kuran Anadolu halklarına Türk *
denmesin? (Dikkat ederseniz tümcenizi olduğu şekliyle aldım. İçiçe girmiş iki tümce anlamı tam yansıtmıyor ama metnin geri kalanından ne demek istediğinizi sezdim). Lütfen soruya bir açıklama yaparsınız. Yukarıdaki tümcenin devamından anlaşılıyor ki Postmodern küreselciliğin bireyi her şeyin önüne çıkaran söylemindesiniz. Yani ulus olmasın, etnisite ve mezhepler derken bire kadar bölünelim. Dünyada bunu uygulayan bir tane devlet gösterebilir misiniz? Bunlar bizi sömürmek için yapılan AB+ ABD dayatmalarıdır.

Ben sizin Atatürk'ü hiç bilmediğinizi sanıyorum. "Atatürk zamanı milliyetçilik zamanıydı ...
Onun çağına göre düşünürsek yaptıkları doğru ama çağımıza göre düşünürsek yanlışlıklar var" diyorsunuz. Nedir onun şimdi yanlış olan yaptıkları ?

"Hiçbir şey gibi Atatürk, Atatürkçülük de tabu haline getirilmemeli ve eleştiriye gelişmeye *açık olmalı." Elbette öyledir. Ama Atatürk'ü tabulaştıranlar onun adını sadece bayramlarda anarak dediklerini yapmayanlardır. Gerçek Atatürkçü onu hiç bir zaman tabu olarak almaz. O, tabuları yıkmaya çalışıyordu. Din tabusunu yıkmak içinharf devrimi yaptı, eğitimi birleştirdi, "En gerçek yol gösterici bilimdir" dedi. Halifeliği kaldırdı, laikliği getirdi. Sizin düşük cümleli iletilerinizden bir şey anlamıyorum:

"Atatürk 'ü tabu haline getirip yanlışlarını sürdürmeye çalışmaktır.
Laikliğ geliştirememektir, gerçek yerine oturtamamaktır, laikliğe aykırı uygulamalara izin vermektir. "
Ne demek bu? Atatürk 'ü tabu haline getirip ne yanlışlarını sürdürmekten bahsediyorsunuz? Atatürk öleli 69 sene, Atatürkçülük öleli 56 sene oluyor. Atatürkçülük kalmadı bile.

"Milliyetçiliği kendi döneminde bırakamayıp körüklemektir.
Türk İslam sentezini pekiştirmektir. " Bunlar bir takım birbirinden kopuk tümceler. Benim gördüğüm bundan önceki bilim metnini siz yazmış olamazsınız. Herhalde bir yerden kopyala/yapıştır yaptınız.

Ben sizin emekli öğretmen olmadığınızı sanıyorum. Emekli bile olmayabilirsiniz. Bu söyleminiz, sizin 12 Eylül sonrasında yetişmenizi olası gösteriyor.

AYATA 06-10-2007 23:42

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Nil hanım sizinle bu konuyu asla konuşmak istemiyorum ipin ucunu kaçmış gördüm....""""Ben Atatürk'ü *anlıyorum, ayrıca *kendisine hayranım zaten. """"" *demişsiniz ama asla anlamamışsınız...elinizde yerine koyacak bir şey yokken Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü eleştirmeniz ve bunu sırf aydın görüşü olsun diye ortaya koymanız beni ziyadesi ile üzmüş bulunuyor. *Sizi gördükçe Aşırı milliyetçi, türkçü olasım geliyor nedense. yok Türkiyeliymiş yok anadolulu imiş de, Devam edin Türkiyedeki küçük milliyetçilikleri farkında olmadan körüklemeye.

* Ben Atatürkçü'yüm ve o benim için asla tabu değildir onu eleştiririmde "özellikle Anadoludaki hıristiyan karaman türklerini rum diye mübadeleye gönderdiği için" ve o insanların büyük acılar içinde yok olmalarına sebeb olduğu için ama bu ona olan sonsuz sevgimi ve saygımı asla azaltmaz...o da insandı, hatalar yaptı bilerek veya bilmeyerek ama bana bu özgür vatanı (sizin fikirlerinize eşddeğer fikirler ile yıkmak için uğraşanların çok olduğu bu vatanı) armağan etti...


* *Burlap dostum sana katlıyorum ve çok hüzün duydum nil hanımın eleştirilerinden dolayı...Az bilginin özelliklede tek taraflı bilginin insanı yozlaştırdığının en güzel örneği kendileri...

pante 06-10-2007 23:43

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Türk de, Türkiye de, Türk bayrağı da Atatürk'ün başkan olmasından önce vardı.
Bunları değiştirmeyi, kaldırmayı düşünemezdi, düşünmedi de..

Yapabileceği tek şey bunlara yeni bir anlam ve biçim vermekti.
Doğrusu da buydu. O da bunu yaptı.

Dünya değişmeden de, Türkiye'nin isminin, cisminin değişmesi beklenemez, istenemez.
Dünyanın enayisi Türkiye mi?

"Yurtta barış dünyada barış!" diyerek o 80 yıl öncesinden temele doğru harcı koydu.
Hiçbir insan, toplum, ulus ayırımı içinde olmadığının kanıtı ise Yunan bayrağına saygısı, savaştığı Venizelos'la dostluğu, yine savaştığı Anzakların annelerine hitabıdır.

Günümüzün sorunları onun attığı temellerin hatasından değil, ondan sonraki yöneticilerin başarısız siyasetlerinden ve icraatlarındandır.

istavrit 07-10-2007 09:37

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
nil hanim,

gecmiste milli devlet derdik, simdi ulus devlet diyoruz..

dunyada ulus devlete donus yasanirken sizin soylemleriniz gunumuz gercekleri ile ortusmuyor..

benzer bir serzenis azerbaycanda duymustum..bizde turkuz, neden sizin adiniz turkiye..
anadolu turk devleti olabilirmiydi...olabilirdi, veya anadolu cumhuriyeti..donup bunu yargilamanin anlami yok..

bir ulkeyi hangi cogunluk kuruyorsa onun adi ile kurulmus genellikle..

bulgarlarin yasadigi ulkenin adi bulgaristandir, almanlarin almanya,ispanyollarin ispanya, ermenilerin ermenistan..
oysa ermenistan sovyetler tarafindan kurulan tampon bir ulkedir..bu bolgede azeriler,gurculerde vardi..ama cogunluk ermeni oldugu icin ermenistan oldu..bulgaristandada turkler vardi..ama bulgariistan oldu..
isvicreli diye bir irk yok mesela, almanlar, fransizlar, italyanlarin ortak kurdugu bir devlet,tabiki farkli bir ismi olacakti..
cek ve slovakya artik iki ulus devlettir..iki toplumlun isimlerinin *olmasi ayriligi onleyememis..ust kimlik koydugun kibris cunjuriyetide farkli degil, bolunme kacinilmaz olmus..
gocmenler kurduk ulkelere millet ismi cagristirmayan isimler koymus,

belcikali olmak ust kimlik olmus ama parcalanmanin *asamasina geldiler...
yugoslavya iyi bir ornek degilmi, yerle bi oldu..bakin her irk veya soy kendi ismiyle devlet kurdu.

azerilerin bir kismi,graz gurcustan azerisi, yeraz, yerevan(erivan) azerisi olarak takdim eder.

dusunmek ve konusmak en dogal hakkiniz..fakat musadenizle biz turkiye olarak kalalim..
dileyen kendini anadolulu, dileyen turkiyeli dileyende turk olarak gorsun...

nil 08-10-2007 16:27

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Arkadaşlar, ateş püskürmeye *gerek yok, sakin olun:)

İnsanın o güne kadar kendisine işlenmiş olanları değiştirmesi, değişmesi hiç kolay değil. Ben sizi anlayabiliyorum ve hoşgörüyorum. Ama lütfen hemen parlamadan siz de beni anlamaya çalışın ve her ne kadar size uymasa da hoşgörmeye çalışın lütfen.

Ben sizin gibi düşünmeyebilirim, siz de benim gibi düşünmeyebilirsiniz, ama karşılıklı düşüncelerimize saygı ve hoşgörü göstermek zorundayız, ayrıca beni yanlış anladığınızı sanıyorum.

Sevgili SİRİUS-B, bak ne güzel demişsin:

" Ben Atatürkçü'yüm ve o benim için asla tabu değildir onu eleştiririmde "özellikle Anadoludaki hıristiyan karaman türklerini rum diye mübadeleye gönderdiği için" ve o insanların büyük acılar içinde yok olmalarına sebeb olduğu için ama bu ona olan sonsuz sevgimi ve saygımı asla azaltmaz...o da insandı, hatalar yaptı bilerek veya bilmeyerek ama bana bu özgür vatanı (sizin fikirlerinize eşddeğer fikirler ile yıkmak için uğraşanların çok olduğu bu vatanı) armağan etti...

"Sizi gördükçe Aşırı milliyetçi, türkçü olasım geliyor "

Başka devletlerde yaşayan Türk ve Müslüman *vatandaşların asimile edilmesine kızıyoruz, karşı çıkıyoruz da kendi devletimizin başka din, mezhep ve milliyetten olanları asimile etmesine neden kızmıyoruz. Bu çifte standart olmuyor mu?

Bu ülkede yaşayan farklı din, mezhep ve milliyetteki vatandaşlar tıpkı senin hissettiğin gibi haklı olarak kendilerine çoğunluğun dini, mezhebi ve milliyetinin dayatıldığını ve asimile edilmeye çalışıldıklarını düşünüyorlar ve *buna karşı çıkmalarına ve aynı şekilde davranmalarına neden oluyor.

Tıpkı senin gibi, benim Atatürk'ü eleştirmem Atatürkçü olmadığımı ya da ona saygı ve sevgi duymadığımı göstermez.

Ama bu vatanı yıkmak için uğraştığım doğru değil.

Benim yaptığım da senin yaptığından farklı bir şey değil ki. Olaylara ve insanlara siyah beyaz bakmamak , kendimizce hem eğrisini hem doğrusunu, hem iyisini hem kötüsünü söyleyebilmek lazım.
Hiç kimse mükemmel değildir. Atatürk de değildir. Yanlışlar yapmış olabilir. Fakat ben Atatürk ün yanlış yaptığını söylemedim, zamanına göre en doğrusunu yaptığını söyledim. Atatürk ulus devleti kurması gerekiyordu kurdu. Ulus devletlerin yıkılması, milliyetlere göre parçalanmasısı yerine tam tersi, *artık devletin milliyetinin olmasının, milliyetlere göre parçalanıp milli devletler kurulmaya çalışılmasının yanlış olduğunun anlaşılması gerekiyor.

Atatürk halkın yüzyılların birikimi ve geri kalmalarına neden olan boş inançlarını birden yıkıvermek, din devletinden gerçek laik devlete birden geçivermek zor olduğundan adım adım ilerlemeyi seçti. Gerçek laikliği birden getiremedi, diyaneti kurdu. Halka "biz ilhamlarımızı gökten indiği sanılan kitaplardan değil gerçek dünyadan alıyoruz" diyemedi, bunu ancak mecliste söyleyebildi. Halka da İslam dini akla mantığa dayanan bir dindir, akla mantığa dayanan dinidir, dine dayanan akla mantığa dayanır "gibi onları karşısına almak yerine yanına alabileceği sözler söyledi.

Bu ülke Atatürk zamanında gerçek laikliğe bugünkünden çok daha fazla yakınlaşmıştı. *Fakat *Atatürk'ün izleyicisi olduklarını söyleyen siyasilerin oy kaygıları ve demokrasinin "halkın istediği olur" şeklinde algılanıp uygulanması yüzünden çok daha gerilere gittik. Atatürk döneminin tarih kitaplarıyla günümüz tarih kitaplarından da bunun böyle olduğu anlaşılabiliyor.

Sevgili istavrit, şöyle demişsin:

"dunyada ulus devlete donus yasanirken sizin soylemleriniz gunumuz gercekleri ile ortusmuyor.. "
"bir ulkeyi hangi cogunluk kuruyorsa onun adi ile kurulmus genellikle.. "
"dusunmek ve konusmak en dogal hakkiniz..fakat musadenizle biz turkiye olarak kalalim..
dileyen kendini anadolulu, dileyen turkiyeli dileyende turk olarak gorsun... "

Ben zaten şu an için konuşmadım ve ulus devleti yıkalım demedim.
Ayrıca ulus devletlerin aşılması için yıkılmalarına da gerek yok, ulus devletler yıkılmaya gerek kalmadan değişip gelişebilirler.

Ben devletin dini olamayacağı gibi milliyeti de olması aynı nedenlerden yanlış dedim.
Devletin *dininin olmaması devleti yıkmayacağı, geliştireceği, sağlamlaştıracağı gibi devletin milliyetinin olmaması da *devletin yıkılmasını gerektirmez, tam tersi devleti geliştirip *sağlamlaştırır.

Dünya genelinde bu şekilde milliyete dayanmayan devletler *oluşmamış değil.
Ama ne yazık ki yalnızca biz değil dünya geneli henüz bunu aşacak evrede olmadığı gibi *birçok ülke daha yeni milliyete dayanan bir devlet kurma anlamında uluslaşma aşamasında.

Bu devletin çoğu vatandaşı sünni Müslüman, bu devlet İslam şeriatine dayanan İslam devleti mi olmalı? Bu AKP 'nin zihniyeti ve hedefi değil mi? Her ne kadar çoğunluğu Müslüman olsa da din birleştiri unsur olmadığı tam tersi ayrımcılığı körüklediği, azınlıkların haklarını engellediği, çatışmalar yarattığı gibi, Aynı nedenlerden milliyetçilik de birleştirici bir unsur değil, bölücü bir unsurdur.

Sevgili pante şöyle demişsin:
"Türk de, Türkiye de, Türk bayrağı da Atatürk'ün başkan olmasından önce vardı.
Bunları değiştirmeyi, kaldırmayı düşünemezdi, düşünmedi de..

Yapabileceği tek şey bunlara yeni bir anlam ve biçim vermekti.
Doğrusu da buydu. O da bunu yaptı.

Dünya değişmeden de, Türkiye'nin isminin, cisminin değişmesi beklenemez, istenemez.
Dünyanın enayisi Türkiye mi?

"Yurtta barış dünyada barış!" diyerek o 80 yıl öncesinden temele doğru harcı koydu.
Hiçbir insan, toplum, ulus ayırımı içinde olmadığının kanıtı ise Yunan bayrağına saygısı, savaştığı Venizelos'la dostluğu, yine savaştığı Anzakların annelerine hitabıdır.

Günümüzün sorunları onun attığı temellerin hatasından değil, ondan sonraki yöneticilerin başarısız siyasetlerinden ve icraatlarındandır. "

Söylediklerine aynen katılıyorum, benim söylemiş olduklarım bunlara ters değil.


Sevgili youef, şöyle demişsin:
"En uygun ortak resmi dilin "şimdilik" Türkçe olduğunu yazmışsınız, daha sonrası için uygun bulduğunuz seçenekleri de sıralarsanız en azından kendi adıma sevinirim. Örneğin, esperanto mu uygundur, İngilizce-Fransızca gibi uluslararası bir dil mi tercih edelim, yoksa Anadolu Cumhuriyetinde konuşulan yerel dillerden biri olabilir mi? Ya da en iyisi direkt olarak Arapça'ya mı geçelim?"

Çoğunluk Türkçe konuştuğundan kolaylık olması için en uygun resmi dil şimdilik Türkçe olması gerekir dedim uzayacağı için açıklamayaı başka mesaja bıraktım. Şimdi de çok uzadı ama kısaca açıklamaya çalışayım.

Şimdilik dedim çünkü dünya ortak bir para birimine, ortak bir hukuka doğru gidiyor, gitmesi de gerekiyor ve bence bizler göremeyeceğiz ama ileride ortak bir dünya dili olacak ve bu dünya dili ortak olarak yeni oluşturulacak yeni bir dil olacak.

Bu yeni dilin adı "Dünyaca" ya da "insanca" olabilir. Dünyanın ortak bir dili olmasının *devletlerin yıkılmasını gerektirmediği gibi çok büyük bir kolaylık olacak. Çünkü yabancı dil öğrenme zorluğu önlenecek, bunun için para ve zaman israf edilmeyecek, herkes herkesle çok rahat anlaşabilecek, bilim çok rahat izlenp paylaşılabilecek ve birbirimizi çok daha iyi anlayıp insanca anlaşabileceğiz.

Umarım daha iyi anlatabilmişimdir.

Erdoğan Aydın'ın "Milliyetçilik Türkiye'nin Çıkmazı" adlı kitabını okuyup onu anlayabilenler beni de anlayacaklardır. Değerli Aydınımız Erdoğan Aydın benim düşündüklerimi ve anlatmak istediklerimi gayet güzel anlatmış.

Saygı ve sevgilerimle

AYATA 08-10-2007 16:40

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Nil hanım biz ne dersek siz kendi yönünüzden algılıyorsunuz... Karaman türkleri yunanistanda Asimile olmadılar, kendilerine toprak verilmedi ve iş ve aş verilmedi yerleştirildikleri kamplarda topluca ölmeye başlayınca Yunanistandan başka ülkelere dağıldılar.... Dünyanın en çabuk Asimile olan ulusu Türk lerdir...Tarihin hiç bir dönemindede asimile politikası izlememişlerdir. Tarihi inceleyin göreceksiniz.... sizin söylemleriniz pkk nın söylemleri ile birebir örüşüyor ve bundan *hiç hoşlanmadım ben...Hoş görü konusunda fikirlerimide belirtmiştim yukarıda ..kalın şağlıcakla.

08-10-2007 17:56

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
İstiklal Muharebesinde çarpışan halkların mirasıdır bu vatan bizlere..Hiçbir ırkın özel mülkiyeti değildir.
Bu vatan,vatan toprakları için çalışanlarındır ancak.İsmi ve ırkı ne olursa olsun;vatan haini hain,vatanseverde vatanseverdir.

Bu ülke sınırları içersinde yaşan halkalar kardeştir.

Daha öncede yazdığım gibi, üretim ve üretim ilişkilerinin bir sonucu olan ekonomik alt yapının çürük olması,sosyal ve kültürel üst yapıların da çökmesine neden olmaktadır.Bu çökme;kendisini büyük oranda,din istismarlığı veya ırkçılık anlamında dışavurmaktadır.

Bir ülkenin vatandaşları ne zaman herşeyin üretim ilişkileri üzerinde temellendiğini kavrayıp,bu çatı altında birleşirse,işte o zaman bu bilincin doğurduğu birliktelik ruhu,ırkların belirginliğini törpüleyerek siler.
Türkiye nin ihtiyacı olan şey üretmektir.Kişisel sorumluluk bilinciyle, bilim ve teknoloji alanlarında gelişmeye odaklanan halkımız, toplumsal özgürlüğün,ekonomik yaşam koşullarının zorluklarının bir bir giderilmesiyle kazanılacağını ve bu süreçte gelişmenin getirdiği refahla,halkların kardeşliği ruhunun filizlendiğini görecektir.

Ekonomisi düzelen ve üreten bir ülkenin halklarında,ırk ve din ayrımlarının kendiliğinden yok olduğunu görmekteyiz.Tarih,ekonomik anlamda zafer kazanmanın,aynı zamanda sosyal ve kültürel üst yapılarda da başarının geldiğine ve o ülkede yaşayan farklı etnik grupların kardeşliğinin doğmasına neden olduğuna şahittir.

Ekonomisi çürük bir ülkede oluşturulan demokratikleşme yasaları,geçersizdir.Siliktir.Temelsizdir.Demokras i ve hoşgörü,kaynağını ekonomik başarıdan alır.


O nedenle halkımız,emperyalist ataklara karşı kendisini savunmak ve din dil ve ırk ayrımlarını bir kenara iterek,üretim ilişkilerine yoğunlaşmak zorundadır.

nil 09-10-2007 20:31

Re: 'Hoş görü' de.. Nereye kadar?
 
Sevgili child,

İstiklal Muharebesinde çarpışan halkların mirasıdır bu vatan bizlere..Hiçbir ırkın özel mülkiyeti değildir.
Bu vatan,vatan toprakları için çalışanlarındır ancak.İsmi ve ırkı ne olursa olsun;vatan haini hain,vatanseverde vatanseverdir.

Bu ülke sınırları içersinde yaşan halkalar kardeştir.

Ne güzel demişsin chil:)
da:)

Ekonomik alt yapının çürük olmasının nedeni ne acaba?
Bir ülkenin vatandaşları her şeyin üretim ilişkileri üzerinde temellendiğini ne zaman nasıl kavrayacak?
Ekonomik yaşam koşullarının zorlukları bir bir nasıl giderilecek?
Neden üretmiyoruz, nasıl üreticez?
Bilim ve teknolojide neden geriyiz, nasıl gelişicez?
Kişisel duyarlılığı ve sorumluluğu nasıl edinicez?

Bence tüm bunların engeli dinsel eğitim, çözümü de ancak *laik eğitimle gerçekleşebilir.
Bu konuda en büyük sorumluluk da laik öğretmenlere düşmektedir.
Öğretmenlerin laik eğitim yapmalarına henüz yasalarda bir engel yoktur:)
Kötülenip durulan ben de yalnızca laik bir öğretmenimJ

Laik eğitim, dinsel eğitimin karşıtı bilimsel eğitimdir.
Yani kendine rehber olarak dini değil bilimi yol gösterici kabul etmiş, her şeyin bilimsel bir açıklaması olduğunu kabul ederek olgu ve olayları doğaüstüne başvurmadan açıklamaya çalışan eğitimdir.
Hiçbir şeyi, hiç kimseyi tabu yapmayan, her şeyi, herkesi sorgulayan, tartışan, eleştiren, eleştiriye açık, hak ve söz sahibi bir birey olmayı öğreten, özgür eğitimdir.
Din, mezhep, ırk, milliyet,
cinsiyet *ayrımı yapmamayı, insanları bunlarla değil, insanlıklarıyla değerlendirmeyi, laikliğe aykırı olmayan inanç ve düşüncelere saygı ve hoşgörü göstermeyi, vatanını, toplumunu, insanlığı, çevreyi sevmeyi, *korumayı, toplumunun ve insanlığın gelişmesi için uğraşmayı, bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşamayı öğreten eğitimdir.

Laik eğitim, laikliği getiren, dünyaca değerli önderimiz *Atatürk'ün değerini öğreten eğitimdir.

Atatürk de dahil hiç kimsenin tabu olmaması *gerekir, yoksa peygamberlerden ne farkları kalır.

Atatürk'ün bu konuyla ilgili bizzat kendi sözleri olan şu sözlerinin anlamını ve değerini iyi kavramak gerekir:
* *
‘’Bugün ilmin,fennin bütün şümülü ile uygarligin göz kamaştiriciligi karşisinda filan ve falan şeyhin irşadiyle maddi ve manevi mutlulugu ariyacak kadar ilkel insanlarin Türkiye uygar toplulugunda var olabilecegini asla kabul etmiyorum...’’

‘’Türkiye Cumhuriyeti,şeyhler,müridler,meczuplar memleketi olamaz.En dogru,en gerçek tarikat,uygarlik tarikatidir.Uygarligin emrettigi ve istedigini yapmak insan olmak için elverir.(1 Eylül 1925)’’
* * * * * * * * * * *
* * *‘’Birtakım şeyhlerin,dedelerin,seyitlerin,çelebilerin,babalar ın arkasından sürüklenen;canlarını falcıların,büyücülerin,üfürükçülerin,muskacıların ellerine bırakan insanlardan oluşan bir topluluğa uygar bir ulus gözüyle bakılamazdı.Bunun için yeni yasalar çıkardık. Tekkeler,türbeler ve tarikatları kapattık.Şeyhlik,dervişlik,müritlik;falcılık,büyüc ülük gibi çağdışı kurumları ortadan kaldırdık.’’

*‘’Uygarlık tarikatı Türkiye;şeyhler,dervişler memleketi olamaz.Ölülerden yardım ummak uygar bir topluluk için lekedir.Ortada bulunan tarikatların gayesi kendilerine bağlı olan kimseleri dünyevi ve manevi hayatta mutlu kılmaktan başka ne olabilir?’’

"’Tekkelerin gayesi halkı meczup ve aptal yapmaktır.Oysa ki halk meczup ve aptal olmaya karar vermemiştir.Biz dünya uygarlık ailesi içinde bulunuyoruz.’’(1 Ağustos 1925

“Bizi yanlış yola sevk eden soysuzlar bilirsiniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir.”(1923)

‘’Her durumda,zihinlerdeki boş inançlar atilacaktir.Onlar çikarilmadikça gerçegin işiklarini aşilama olanagi yoktur.’’(Ikdam,1Agustos,1925)

‘’Hayatta en hakiki mürşit(yol gösterici) ilimdir.’’

’’Çağdaş milletler,çağdaş niteliklerini *dogmatik unsurları değil,bilim ve teknoloji kurallarını kendilerine rehber ederek kazanmışlardır.’’

‘’Bizim devlet yönetiminde izlediğimiz ilkeleri,gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla hiçbir zaman bir tutmamak gerekir.Biz,ilhamlarımızı,gökten değil;doğrudan doğruya hayattan alıyoruz’’

“Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır...zaman süratle ilerliyor,milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur...Benim Türk milleti için yapmak istediklerim ve başarmaya çalıştıklarım ortadadır. Benden sonra beni benimsemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde akıl ve ilminrehberliğini kabul ederlerse, manevi mirasçım olurlar.
”(Milli Eğitim Bakanı Dr. Reşit Galip’in sorusuna Mustafa Kemal’in yanıtı. Kaynak: İsmet Giritli, Kemalist Devrim ve İseoloji, İÜ.Yayınları.

* * * * * * * * * * * * * * * *K. ATATÜRK *(Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri)

09-10-2007 21:58

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Bu son ileti nil'in tamamen kaçak görüşlü bir iletisidir. Ne dediği belli olmayan , daha önceki iletilerinden tamamen kopuk bir kavram kargaşasının ortasında debelenip duruyor. Bir de kalkmış bir yerlerden k/y yapmış.

Tepki çeken iletisini ve o tepkileri hiç dikkate almadan, neredeyse tepkilerde ileri sürülen ve kendisine karşı söylenen şeyleri, sanki kendisi daha önceden savunuyormuş gibi yazmış. Eğer bunlar gerçek görüşüyse önceki iletileri neden yazdı? Hümanist ümmetçilere yaranmak için mi?

nil insanları enayi sanıyor. Aynen RTE gibi sorulara yanıt veremiyecek hale gelince tevile kaçıyor.

nil 09-10-2007 22:58

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Söylediklerimde çelişkili olan, daha öncekilerden kopuk olan ne var acaba sn disiplin kurulu üyesi burlap?
Atatürk'ü sevmek, saymak, değer vermek onu eleştirmeye engel midir?
Ya da tam tersi onu eleştiriyorsam onu sevip saymıyorum demek midir?
Ben söylediklerimden bu anlaşıldığı için böyle olmadığğını anlatmaya çalıştım yalnızca

Hoşgörünün, sabrın da bir sınırı vardır, benim ne dediğim belli, ben olaylara ve kişilere siyah beyaz bakmıyorum, anlayamıyorsanız o sizin sorununuz, şahsıma varana kadar demediğinizi bırakmadınız, siz önce kendinize bakın da bir disiplin kurulu üyesine yakışmayan üslubunuzu düzeltin sn disiplin kurulu üyesi.

AYATA 09-10-2007 23:15

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Nil hanım siz Atatürk'ü sevmiyorsunuz....sevseydiniz...Atatürk'ün Türk tanımını bilirdiniz. sevseydiniz onun kurduğu laik demokratik ve ÜNİTER devlet yapısına saygı duyardınız....sevseydiniz... Sosyalist ve kominist ideolojinin İşçiyi, kapitalist ideolojinin kişiyi, Kemalist ideolojininde milleti baz aldığını bilirdiniz....Atatürk'ü sevmediniz belki saygı duymuşsunuzdur...Türkiye Cumhuriyetinde başka Türk ten başka milletlerde var dediğiniz an...Atatürk çülük biter.... Küçük ırkçılığa çanak açmış olursunuz...Oysa o ne demişti...Türkiye Cumhuriyetini kuran anadolu halklarına Türk denir.....Bu sözde ırkçılığın red edilişi vardır bu sözde Bir isim altında birleşmenin yüceliği vardır burada milletperverlik vardır....Ben ikinci cumhuriyetçiyim diye itiraf edin Türkiye cumhuriyeti değişsin Anadolu federe Cumhuriyeti olsun ve eyaletlere bölünsün her eyalette istediği dilde eğitim vermekte serbest olsun deyinde olsun bitsin.... *

* Sizde bilirsiniz ki önce birlik ve beraberlik gelir birlik ve beraberliği bozucak her türlü fikire körükle git....sonrada ekonomik olarak şöyleyiz, böyleyiz mahf olmuşuz bitmişiz de...hiçde yakışık almıyor bu...

nil 09-10-2007 23:53

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
sn SİRİUS-B

Türkiye cumhuriyetinde Türkten başka milletler de var, yani Türk olmayan vatandaşlar da var.
Benim Atatürkçülüğüm bitti mi şimdi?
Bence bitmedi, asla bitmez de, o sizin önyargılı ve siyah beyaz görüşünüz. onun her sözünü olduğu gibi kabul etmek onu putlaştırmaktır,peygamberleştirmektir, onun devrimci, yenilikçi, ilerici ruhuna sadık kalmamaktır.
Asıl *kimlik olarak insan ya da Türkiye vatandaşı yerine Türk , Kürt gibi nitelemeler yapanlar ırkçılığa çanak açıp üniter devlet yapısını tehlikeye atıyor da farkında değilsiniz.
Tekrar ediyorum: Türk olmayanlar "Ben Türküm" demek zorunda değildir, Türkiyeliyim, Türkiye vatandaşıyım diyebilir ancak. İnsanlara bunu dayatmaya çalışmak onları asimile etmeye çalışmaktır, bu da karşı milliyetçiliği doğurur. Dincilik dinciliği, mezhepçilik mezhepçiliği, milliyetçilik de milliyetçiliği doğurur, bir vatanda kardeşçe yaşamayı değil.

AYATA 10-10-2007 01:12

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Peki Nil hanım sizin eşeğiniz dişi olsun ben ne diyeyim...Irkçı da yaptınız beni hemence, yukarda yazdıklarıma rağmen...

* *Türk futbol takımı yerine bundan sonra Türkiye vatandaşları takımı densin, yurt dışına giden askeri birliklerimiz için Türk ordusu yerine Türkiye vatandaşları ordusu densin...Avrupada oynıyan bir futbulcumuz için Türk futbolcu denmesin türkiye vatandaşı bilmem ne futbolcu densin
*Türk yazar yerine Türkiye vatandaşı yazar densin....mutlu olurmusunuz.....Sizi mutlu etmek gibi bir sorumluluğumuz yok unutmayın... (Onlar fransız yazar desinler ingiliz ordusu desinler, Alman futbolcu, amerikan basketbol takımı desinler, Çek ressam desinler. biz sizin istediği gibi diyelim...)peh

*Sizede türk öğretmeni demeyelim...türkiye vatandaşı öğretmen :) uyarmı yada Türkiyeli öğretmen...


* *Türkiye cumhuriyetinde başka milletler varmış...o zaman çekip gitsinler ülkelerine.....tutanmı var...mendil sallarız gözümüzde bir damla yaşla :)

3.yol 10-10-2007 01:14

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Madem bu baslikta Ataturk'un de bahsi geciyor. Bakalim Mustafa Kemal bu konuda nutuk'ta ne demis ?

Efendiler, İngiliz tarihçilerinden Wells, iki sene evvel yayımlanan, bir tarih
yazdı. Yapıtının son sahifeleri "dünya tarihinin gelecekteki evresi" başlığı
altında birtakım düşünceler içeriyor.
Bu düşüncelerde güdülen konu;
"Federal bir dünya devleti" dir.
Wells, bu bölümde, birleşik bir dünya devletinin nasıl kurulabileceği ve
böyle bir devletin önemli ayırıcı niteliklerinin neler olacağı üzerindeki düşüncelerini
ortaya atıyor ve adaletin ve tek bir kanunun egemenliği altında dünyamı
zın alacağı durumu canlandırmaya çalışıyor.
Wells, "bütün egemenlikler, tek, bir egemenlik içinde eritilmezse, milliyetlerin
üstünde bir güç yaratılmazsa dünya yok olacaktır" diyor ve "gerçek
devlet, çağdaş hayat koşullarının bir zorunluk haline getirdiği dünya birleşik
devletlerinden başka bir şey olamaz."; "kuşku yoktur ki insanlar, kendi ortaya
çıkardıkları şeyler altında ezilmek istemezlerse er geç birleşmek zorunda
kalacaklardır." diyor.
"İnsanlığın dayanışması ile ilgili, büyük düşün sonunda gerçekleşebilmesi
için ne yapmak ve nenin önüne geçmek gerekeceği doğru olarak bilinmedi-
ği" ve "saldırgan bir dış politika geleneği olan devletlerin, bir dünya birleşik
devleti tarafından güçlükle özümlenebileceği" de ileri sürülüyor. Wells'in
"Avrupa ve Asyadaki yıkımlar ve ortak gereksinimler, belki dünyanın bu iki
parçasındaki milletlerin bir ölçüde birleşmesine yardımcı olacaktır.", "olabilir
ki, bir dizi bölgesel birleşmeler, dünya birliğinden önce gerçekleşir." yollu düşüncesini
de burada belirteyim.
Efendiler, bütün insanlığın, deneyim, bilgi ve düşünüşte yükselip olgunlaşması;
hıristiyanlıktan, müslümanlıktan, budizmden vazgeçerek yalınlaştırılmış ve
herkes için anlaşılacak duruma getirilmiş katıksız ve lekesiz bir dünya dininin
oluşması ve insanların şimdiye kadar kavgalar, pislikler, kaba istek ve eğilimler
arasında bir yoksullar evinde yaşamakta olduklarını kabul ederek bütün
varlık ve kafaları zehirleyen iltihap tohumlarını ortadan kaldırmaya karar
vermesi gibi koşulların oluşmasını gerçekleştirecek olan bir "birleşik dünya
devleti" düşünün tatlı birşey olduğunu yadsıyacak değiliz.


Sevgili Nil,
Demekki Mustafa Kemal de o zamanlar bile biliyormus sizin de yazdiklarinizi. Ama dikkat ederseniz
"tatli bir hayal" olarak adlandirmis. Yazdiklariniz da bence oyle. Hayal etmek de tabiiki ozgursunuz, bunu da dile getirebilirsiniz. Ama hayalleri gercek sanmamak iyi olur.

Mubadeleden bahsetmissiniz. Mustafa Kemal'in de yanlis yaptigini yazmissiniz. Yaklasiminiz ne yazikki duygusal, gercekci degil. Ya da bu olaylarin gecmisi uzerinde pek okumadiniz. Gecmisi Osmanli'da 19.yy'a , bati da ise Fransiz ihtilaline kadar gider. Burada deginmeyecegim. Konu daha da genisler , burada kimse isin icinden cikamaz. Ama sunu belirtmek gerekir ; tarihi sadece bir bolumunu soyutlayip yargilayamazsiniz, yargilamaya kalkisirsaniz yanlis sonuclara goturebilir sizi.

10-10-2007 01:43

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
nil,

Bu sitede üyeler birbirlerini görüşlerinden dolayı eleştirebilirler. Ancak şahıslarla ilgili olarak hakaretamiz şeyler söylenemez. Ben size böyle bir tarzda hitap etmediğimi sanıyorum. Ancak üstüne basa basa disiplin kurulu üyesi olmamı belirtmeniz de önemsizdir. Çünkü DK üyesi olmanın hiç bir ayrıcalığı yoktur. Eğer hakaret gördüğünüzü sanıyorsanız, yöneticilere şikayet edebilirsiniz. Bu sitede ne YK ne de DK üyeleri site kurallarını çiğneyemezler. Nitekim YK üyelerinin dahi siteden çıkarıldığını biliyorum. Dolayısıyla çekinmeden şikayet hakkınızı kullanın.

10-10-2007 01:58

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Arkadaşlar,vücudumuza bir şekilde giren,kolera,veba v.s hastalıkların mikropları,vücut yaşadıkça,onlarda mutlu bir şekilde yaşıyabilecekken,neden vücudun zayıf bir anını kollayıp,vücudu öldürmeye çalışıyorlar.Neticede vücutta mezara,onlarda mezara.İkiside yok oluyorlar?
* * * * *---Arif olan anlar---

* *Yüzlerce krallığın birleşmesinden oluşan almanyanın vatandaşı,öğüne öğüne ben almanım diyecek,
tarihi olmayan,72,5 milletin karışımından oluşan amerikanın vatandaşı yine öğüne öğüne ben amerikalıyım diyecek,ama ben "muhtelif milletlerden oluşan Türkiyenin vatandaşıyım" diyeceğim,öylemi?
* * Bu hatayı Osmanlı yaptı,aldığı ülkelerdeki halkları din ve milliyet konusunda serbest bıraktı,alacağı vergiye,haraca baktı.Sonra ne oldu?Zayıf anlarında hepside Osmanlıya ihanet etmedilermi?Şimdi kötümü olurdu yunanistan,bulgaristan v.s gibi *milletler kendilerini Osmanlı,dolayısıyla Türk hissetselerdi?
* * *
* * *Belediye otobüslerinin koltuklarını bıçaklarla kesenleri,ormanları yakıp inşaat yapmaya çalışanları,mesaisinden kaytaranları,yada hediyesiz iş yapmıyanları,hortumcuları,un akıtanları,Aydın Doğan'ları,Devlet malını çalanları,hangi öğretmenler yetiştirmiş,şimdi anladım.
* * * Esenkalın..

dilaver 10-10-2007 02:14

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Meselenin adını koymak gerekiyor. Ülkede kan dökülüyor, bir batında 13 asker öldürülüyor, bu ciddi bir meseledir. Bir devletin askeri garnizonuna uzun menzilli sliahlarla atış yapılabiliyorsa, bir birligin artçı kuvvetleri takip ettigi , operasyon yaptıgı güçlerce neredeyse imha ediliyorsa orada çok ciddi bir sorun vardır. Bunun tek anlamı orada devlet otoritesi kalmamış demektir. Orada askerin lojistk destegi azalmış demektir. Orada kan daha ciddi boyutlara vararak akmaya devam edecek demektir. Ve en tehlikelisi de bu kan gölü hepimizi içine alabilir demektir.

* * Yapılması gerekeni tartışmak gerekiyor. Kanı durdurmak istiyor muyuz, isyemiyor muyuz. Bu tayin edici bir sorudur. Önce buna herkesin bir cevap vermesi gerekiyor. Bu kan durmalı mı.

* * *Herhalde bu sitede buna hayır diyecek yok, o halde devam ediyorum. Bir tedavi için önce dogru teşhis gerekiyor. Teşhisi dogru yapabiliyor muyuz . Bunu incelemek gerekiyor.

* * *Nil bir açılım getiriyor. Onun açılımına göre bu ülkede bir Kürt meselesi vardır ve bu insanlar en azından kültürel haklarını yasal güvenceyle tanınmasını istiyorlar. Kürt kimliginin tanınmasını istiyorlar. Şimdi tartışmaya taraf olanların bu soruya cevap vermesi gerekiyor ki bir teşhiste buluşabilelim. Bu ülke topraklarında Kürt ulusu diye bir ulus var mıdır. Yoksa bu ülkede Bir tek ulus Türk ulusu mudur. Yok şayet Türk kelimesi bir üst kimlik ise o halde bu ülkede bir Türk ulusu da yoktur. Türk ulusu tanımı Anadoluda yaşayanlara topluca verilen bir addır. O halde Türk ulusunun tarihi Anadolu ile başlar, hatta Cumhuriyet ile başlar. Daha önceye dayanan bir kökü olmaması lazım gelir.

* * *Tartışmayı öncelikle bu boyutunda ele alıp aşama aşama yeni sorularla süreci zenginleştirebilirsek en azından birbirimiz anlamaya çalışacagımız zannediyorum. Kürt ulusu var mıdır, yok mudur. Varsa bu tanımın sonuçları ne olmalıdır, yoksa bu Kürt lafı nereden çıkmaktadır.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Madde 22 : *Herkesin, toplumun bir üyesi olarak, sosyal güvenliğe hakkı vardır. Ulusal çabalarla ve uluslararası işbirliği yoluyla ve her devletin örgütlenmesine ve kaynaklarına göre, herkes onur ve kişiliğinin serbestçe gelişim için gerekli olan ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının gerçekleştirilmesi hakkına sahiptir.

* * bu madde ne anlama gelmektedir. Ulus ya da milliyet olsun farklı bir etnik kimlige sahip oldugunu iddia eden vatandaşın bu madde ile sahip oldugu haklar nelerdir.

* * *Toparlarsak Kürt ulusu var mıdır, varsa hakları nelerdir. Bu arada Atatürk ün bakışı da incelenmiş ama şu başlıga bakılmasını öneriyorum. 8 ci sayfadan itibaren.

* * *http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=6368


* * *saygılarımla

dilaver 10-10-2007 02:20

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
invitatio, bu arada Nil ile ilgili yazdıgın şeyler şahsidir ve kişilige yöneliktir. Bu başlıktaki fikirsel tartışmalarla bir alakası yoktur. Bu yüzden bu iletiyi sandık odasına kaldırdım. Bu başlıktada tanışalım başlıgındaki gibi konuları saptırmazsak ve birbirimizi haşgörü ile dinleyeblir ve ifade özgürlüklerimize saygılı olmayı ögrenebilirsek daha sonra ilgili iletini Nil'in tanışalım başlıgına yapıştırarak o başlıgın kilidini de kaldıracagım.

* *Konunun özünden ve mecrasından sapan bu ileti de mecburen burada kalmış oldu. Okunup görmezden gelinmesini rica ederek özür diliyorum.


* *saygılarımla

InVitatio 10-10-2007 02:38

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Degerli Dilaver

Nil'in sig görüsleri , haktet vari yorumlarin hic bir "fikirselligi yoktur" , onu öyle degerlendirmeyenlerin benim görüslerimi hakaret kabul edenlerin niyetlerini sorgulamak gerekir diye düsünüyorum

pante 10-10-2007 11:23

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
İnvitatio;
Birisni düşünceleriyle değil de kişişel yanlarıyla eleştirmek etik değildir.
Hele yeni bir üyeyi bir sözünden dolayı günlerce ve sayfalarca sürecek şekilde eleştirerek bunaltmaya çalışmak, deyim yerindeyse ablukaya almak ve sürekli üzerine gitmek hiç etik değildir.

Tesadüfen forumu tanımış bir üye, bu İslamcı abluka karşısında neye uğradığını şaşırabilir ve "Ben nereye geldim?" şaşkınlığı yaşayabilir.
Bunu yeni bir üyeye yaşatmak, sizden çok o ortamda ablukayı seyredenlerin suçudur.

Bu konuda yakın zamanda bir arkadaşımız siteyi terketmiş ve sırf bu desteğin olmaması nedeniyle eleştiride bulunmuş ve yönetime yazdığı mesaj tartışılmıştı. Ben de bundan yola çıkarak "İşte bir örnek" anlamında Nil Hanım'a destek istemiştim.
Maşaallah, kelimesi kelimesine sözlerimi alabilmişsin dinlerden özgür(?) kardeşlerin sayesinde. :roll:

Bu tavır, yani kişisel eleştiri ablukası, değil bir ateiste bir İslamcıya yapılsa benzer tutum içinde olurum. Bu defa kendim araya girerim. Nitekim geçmişte bunun örnekleri vardır.

Artık Nil hanım yeni bir üye sayılmaz. Buyrun, neresinden eleştireceksiniz eleştirin.
Bunlar da geçer. 3-5 ay sonra unutulur. Karşınızda saygın, fikir ve düşüncelerinde açık vermeyen , yanlış algılanmayan ve kendisini rahatça savunup katılımcıların çoğunu ikna eden bir kişi olarak yerini alabilir. Belki de sitede bir yönetici olabilir. Belki de farklı düşünseniz, farklı inansanız bile iyi bir arkadaşınız.
Onun için kişisel suçlamaları bırakın. Mesleğini, karakterini vs. karıştırmayın tartışmalara.

Konuya gelelim:

Bu ülkede kökeni ne olursa olsun herkes Türk vatandaşıdır. "Türk" derken Türk vatandaşı oluşu nedeniyle denir. Irkı nedeniyle değil. Bu halk ırkçı değildir. Halkın genel sorusu "Nerelisin" dir.
" Ne'sin" "Hangi milliyettensin" sorusu yoktur halkın ağzında.

Türk vatandaşları ise her kökenden olabilir. Kimin ne kökenden olduğunun hiç önemi yoktur. Bunu da kimse sorgulamamıştır, sorgulayamaz. Bunu ırkçı, faşist olarak nitelenmiş ülkücüler dahi yapamamıştır. Çünkü halk desteği bulamazlar. Üstelik de kendilerinin kökenlerini doğru dürüst bilmezler.

Bu ülke halkına "Türk" diyen, bu ülkeye "Türkiye" diye isim koyan batıdır, dünyadır.
Bunun tartışılması kadar büyük bir saçmalık olamaz.
Hiçbir ülkenin Almanya'nın, Fransa'nın, Rusya'nın, Arabistan'ın ismi tartışılmaz, orada azınlıklar var diye. Kürdistan'ın da.
Türkiye olunca sanki herşey mübah. Yanılgı, Türkiye'nin çoğunlukla Türk ve Kürtlerden oluştuğu zannından ileri geliyor.
Amerika'da 300 senelik toplum kaynaşıyor, bir bütün oluyor ama Türkiye'de 1000 yıllık toplumu kaynaştırmak istemiyorlar.
Akla Amerika'da eyaletler gelebilir. Çözüm eyaletlerde değil, birarada yaşama isteğindedir.
Kürt sorununu dillerinden düşürmeyenlerin ise kafasında birlikte yaşamak değil, Büyük Kürdistan hayali vardır. Bu da milliyetçiliğin, ırkçılığın daniskasıdır.

AYATA 10-10-2007 12:51

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Basit bir soru sayın dilaver...Bu gün sırf barış için Kürt realitesini onların istediği şekilde kabul etsek ve bu ülkeyi iki ve çok uluslu bir ülke haline getirsek...terör kazanmış olmazmı?....Bundan sonra ki her istek için terör yoluna girilmesini meşrulatırmış olmazmıyız?

teotihuacan 10-10-2007 13:48

Re: 'Hoşgörü' de.. Nereye kadar?
 
Alıntı:

dilaver";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 95127)
Meselenin adını koymak gerekiyor. Ülkede kan dökülüyor, bir batında 13 asker öldürülüyor, bu ciddi bir meseledir. Bir devletin askeri garnizonuna uzun menzilli sliahlarla atış yapılabiliyorsa, bir birligin artçı kuvvetleri takip ettigi , operasyon yaptıgı güçlerce neredeyse imha ediliyorsa orada çok ciddi bir sorun vardır. Bunun tek anlamı orada devlet otoritesi kalmamış demektir. Orada askerin lojistk destegi azalmış demektir. Orada kan daha ciddi boyutlara vararak akmaya devam edecek demektir. Ve en tehlikelisi de bu kan gölü hepimizi içine alabilir demektir.
.
.
.
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi Madde 22 : *Herkesin, toplumun bir üyesi olarak, sosyal güvenliğe hakkı vardır. Ulusal çabalarla ve uluslararası işbirliği yoluyla ve her devletin örgütlenmesine ve kaynaklarına göre, herkes onur ve kişiliğinin serbestçe gelişim için gerekli olan ekonomik, sosyal ve kültürel haklarının gerçekleştirilmesi hakkına sahiptir.

sevgili dilaver,

bu devirde "sosyal ve kültürel haklar" için silahlı mücadele yapmanın anlamı nedir? hangi sosyal ve kültürel hak için sen evini bırakıp toplu halde dağa çıkıp yıllarca kelle koltukta ve binbir türlü zor şartlar altında mücadele edersin? seni şahsen tanımıyorum, gelir durumunu sosyal statünü bilmiyorum ama farzedelim ki çok fakirsin ve hakkarinin elektriği ve suyu olmayan bir dağ mezrasında yaşıyorsun. düşün, bu şartlarda bile ailenin, eşinin, çocuğunun yanından ayrılıp dağa çıkar mısın? açık yüreklilikle böyle "ulvi" bir amaç için bunu yapar mısın? bence yine de yapmazsın...

o yüzden diyorum ki bu sosyal ve kültürel haklar malzemesini bir kenara bırakalım,
olayın özündeki başka "ulvi" idealleri tartışalım...


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:08 .