![]() |
İFK olayına, sünni bakış.
Sünni islamın ''izah etmekte'' kendini çok zorladığı konulardan biride'' İFK'' olayıdır. Bu olay , Safvan İbni Muattal ve Aişe üzerine düğümlenmiş aralarında bir ''ilişki'' olduğu şayiası yayılmıştır Bu sitede ''işlenmiş'' olmasına rağmen *sünni islamın resmi görüşüyle olaya bakacağız ve karanlıkta kalmış (sorulması gereken) *soruları *resmi görüşün nasıl es geçtiğini göreceğiz. İFK olayını incelerken de * uydurulan ''mucize insan'' , yerine Muhammedin ''normal'' bir insan olduğunu (çok uzun olmasada) göreceğiz.
Burda ki ''es geçilmiş'' muammalı noktaları açarken derdimiz Muhammedi eleştirmekten çok inanırlarının zannettiği gibi, mucizelerle donatılmış insan değil, normal insan olduğunu *belirtmek ve ayrıca İFK *olayına benzer olaylar sosyal hayatta sürekli olduğu ve olmaya devam edeceğidir.Burdaki tenkit, *mormal bir insanın başına geldiğinde *''sosyal bir vakıa'' olduğunu bilerek üstüne düşülmeyebilir *ama kendinin ''allahtan vahiy aldığını'' söyleyen bir insanla karşılatığımızda doğal olarak olayın rengi değişiyor. Ayrıca bunda gayemiz 1400 sene önce olmuş bir olayın ''baş kahramanı'' olan bir genç kadının ''iffetini' sorgulamak değildir. İFK olayını '' sünni islamın ''anlatımı ana hatlarıyla şöyledir: ''Hz. Muhammed’in seferlerine eşlerinden birini alması, onun adeti idi. Bu sefere (Beni Mustalik Gazvesi) Hz. Aişe katılmıştı. Medine’ye ulaşmadan önceki son mola yerinde Aişe, ordugahtan geri kaldı. Kumda gerdanlığını düşürdü. Onu araması uzun sürdü. Kamp yerine döndüğünde herkes oradan ayrılmıştı. Aişe, o kadar hafifti ki insanlar onun mahfe içerisinde olduğunu fark edemediler. Aişe kendisini almak için birisinin geleceği düşüncesiyle orada bekledi. Sonunda Safvan b. Muattal onu almak için geldi. Devesine bindirdi ve orduya yetiştirdi.'' İFK *olayının aişe nin anlatımıyla da şöyledir: “Rasulullah bir sefere çıkmak istediği zaman eşleri arasında kur’a çekerdi. Kur’a hangisine çıkarsa onu beraberinde götürürdü. Bu savaşta kur’a bana çıkmıştı. Örtünme ayetlerinin inmesinden sonraydı. Ben de Peygamber ile birlikte yola çıktım. Mahfe (hevdec) içerisinde yolculuk ediyordum. Savaş bitip geri dönüşte Medine yakınlarında bir yerde konaklamıştık. Mahfeden inerek hacetimi gidermek için kafileden uzaklaştım. Sonra döndüm. Bir ara göğsümü yokladığımda gözboncuğundan yapılmış olan gerdanlığımın boynumdan düşmüş olduğunu fark ettim. Gittim, onu aramaya koyuldum. Aramak beni oyaladıysa da sonunda gerdanlığımı buldum. Bu sırada beni götürenler, benim içerisinde olduğumu zannederek hevdecimi tutup deveye yüklemiş ve yola koyulmuşlardı. O zamanlar kadınlar oldukça hafifti. Az yedikleri için kilolu değillerdi. Dolayısıyla hevdecimi kaldıranlar bundan şüphelenmemişlerdi. Sonuçta ordu gittikten sonra gerdanlığımı buldum. Ordunun konakladığı yere döndüm. Fakat orada hiç bir kimseyi bulamadım. Hevdecimin konduğu yerde oturdum. Beni kaybettiklerini anlayıp, geriye döneceklerini zannediyordum. Otururken uyudum. Safvân b. Muattal es-Sülemî (12), ordunun arkasından gelirdi(13). Yanıma yaklaştığında beni görür görmez tanıdı. Çünkü beni örtünme âyetinin inmesinden önce görmüştü. Elbisemle yüzümü örttüm. Bana tek bir kelime bile söylemedi.'' Aişenin anlatımıyla olaya baktığımızda , ''karanlıkta kalan nokta'' aişenin bir *''reisin karısının'' * emniyet ve ehemmiyet açısından ,nasıl bu kadar ihmal edildiğidir. Aişenin anlatımı , hiç bir öneme haiz olmayan kabileden ''herhangi biri'' görünümünde olmasıdır. İkinci ''karanlıkta kalan'' nokta Aişenin kendini ''zayıflığıyla '' savunmasıdır. Halbuki ne kadar zayıf olsada (en az 40 kg olmalı) hevdecinde (devenin üstüne konan mahfil) *fark edilememeside, pek akla uygun gelmiyor. Üçüncü *farklı anlatım Muattal ordunun arkasından mı geliyordu? Yoksa *orduyla beraberdi de sonra Aişe'yialmak için sadece o mu geldi? Eğer ordunun arkasından geliyorduysa , niye sadece bir kişi? Askeri açıdan bakarsak bu artçılar en az iki kişi olmalıydı. Eğer aişenin yokluğu sonradan farkedilmişse *,niye aişeyi almak için bir kişi gönderildi. hemde genç bir adam? Çelişkili ve akılda sorular bırakan bir durum ve anlatım. Bu olayın ardından muattal'la aişe arasında bir ilişki olduğu yayılır. bu olayın sadece bir ''dedikodudan'' *ibaret olduğu savunması yapılır. ve yılanına başıda bulunur ve şöyle savunma yapılır. Burda sünni islamın savunmasına göre bir ''kötü insan'' vardır .adıda *abdullah ibni übeyy'dir. iftira olayı onun başını altından çıkmış ve ''şayia '' olarak *yayılmıştır, olay mekkede çalkalanmaktadır Ama *Aişe kendine atılan * ''iftiradan'' habersizdir. bunuda şöyle anlatır: ''Medine’ye geldiğimizde ben, bu söylenenlerin hepsinden habersizdim. Sonra hastalandım. Bu hastalığım esnasında, Peygamber’in diğer hastalıklarımdaki gibi bana yakın davranmaması beni şüphelendirdi. Yanıma geldiğinde sadece selam veriyor ve “hastalığınız nasıl?” diye soruyordu. Ardından ayrılıyordu. Onun bu hali, beni daha da şüphelendiriyordu. İyileşinceye kadar bir aksiliğin olduğunu sezmedim.'' Yukardaki metin gerçekten Aişeye aitse bu anlatımda bile büyük çarpıklık var. Ardarda gelen iki kelimye bakarsak, birincisinde * ''Ardından ayrılıyordu. Onun bu hali, beni daha da şüphelendiriyordu. '' diyor ikincisinde ise *'' iyileşinceye kadar bir aksiliğin olduğunu sezmedim'' * şüphe ve aksilik birbirine yaslanan kelimeler değil mi? Yine aişenin ifadesine göre *hastalığı daha da artınca babasının (Ebu Bekir) evine gider. Ve yine kendi ifadesine göre olayı (ifk) etraflıca *annesinden öğrenir. Şimdi bu olayın Muhammedin *cephesinden *ve kendini ''ikna *etme'' çabalarına bakalım. Muhammed bu sıkıntılı durumdan *kendini kurtarmak için bazılarının şahadetin baş vurur . *Aişeye bile gidip '' Bana: “Senin hakkında bana bir takım sözler ulaştı. Şayet sen bu günahlardan masumsan, Allah seni temize çıkaracaktır. Fakat eğer bir günah işlemişsen, Allah’tan af dile ve ona tövbe et. Çünkü kul, günahını itiraf edip Allah’a tövbe ederse, Allah onu affeder" Burda *en önemli nokta, yazının başında *belittiğimiz gibi, normal insan olan muhammedin kimliği. Olayın başlangıcında, gelişiminde ve sonucunda ''mucize insan'' yok. herkese benzeyebilen *bir insan var. Hem *aldatılmış ihtimali olan bir insan var, hemde ,çok sevdiği ''gencecik'' bir kadından vazgeçmesi, zor olan, yaşlı bir insan var. Ayı bile ''ikiye bölebilen'' bir güç verilen! muhammed'e tanrısı, olay sıcakken olayın ''doğrusunu haber verip'' peygamberni zilletten kurtarmaz. RAB'bide acele etmez ve ayşenin masum! olduğuna dair ayetleri bir ay sonra gönderir. Acaba bu bir insanı ''aklayan'' *ayetler niye bu kadar gecikmiştir? Bir ay olayın *yukarıya gitmesi ve geri gelmesi için *''geçmesi gereken bir süre midir?'' Bu olayda *en dikkat çekici * yan , bu ''bir aylık'' süredir. bu bir ayı nasıl değerlendirmek gerekir? Ayşenin iftiraya uğraması, Allah için, Ebu Lehebden önemsizmidir. Herşeye gücü yettiğini söyleyen Allah Ebu Lehebi tepeleyemeyip ''elleri kurusun''diye bedduayı geciktirmeyen Allah'' zevcei tahirat 'tan'' *(temiz eşler) *olan Aişeyi niye bu kadar ikinci plana atmışta, ifk *olayını ''bir ara bakarız'' *savsaklığına *bırakmıştır. Yoksa hiçbir yerden haber gelmeyen Muhammed ,bekle gör politikası *izleyerek *'' gönlüne'' uyan bir *çözümü *''ayetler '' sayesinde mi *hayata geçirmiştir? not: ayrıntılı ''görüş'' için buraya bakınız. * www.cumhuriyet.edu.tr/edergi/makale/868.pdf |
Re: İFK olayına, sünni bakış.
Özgür Beyin arkadaş bu konuyla ilgili şii bakış açısı hakkında bilgin varmı eğer varsa bilgilendirirmisiniz * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *SAYGILARIMLA
|
Re: İFK olayına, sünni bakış.
sn.özgürbeyin gibi benimde derdim.hz.Muhammedi veya hz.Aişe validemizi aşağılamak değil.Ama olayda sırıtan mantık hataları var...Bu ağızdan ağıza anlatmalar ve kıraldan çok kıralcı olmak varya..işte birsürü mantık zavallılığınıda beraberinde sürüklüyor.
"Gittim, onu aramaya koyuldum. Aramak beni oyaladıysa da sonunda gerdanlığımı buldum. Bu sırada beni götürenler, benim içerisinde olduğumu zannederek hevdecimi tutup deveye yüklemiş ve yola koyulmuşlardı. O zamanlar kadınlar oldukça hafifti. Az yedikleri için kilolu değillerdi. Dolayısıyla hevdecimi kaldıranlar bundan şüphelenmemişlerdi. Sonuçta ordu gittikten sonra gerdanlığımı buldum. Ordunun konakladığı yere döndüm. Fakat orada hiç bir kimseyi bulamadım. Hevdecimin konduğu yerde oturdum. Beni kaybettiklerini anlayıp, geriye döneceklerini zannediyordum. Otururken uyudum. Safvân b. Muattal es-Sülemî (12), ordunun arkasından gelirdi(13). Yanıma yaklaştığında beni görür görmez tanıdı. Çünkü beni örtünme âyetinin inmesinden önce görmüştü. Elbisemle yüzümü örttüm. Bana tek bir kelime bile söylemedi.'' "O zamanlar kadınlar oldukça hafifti. Az yedikleri için kilolu değillerdi."... :D ..Olayı yaşamış biri nsanın kendi kilosu ile ilgili ifadesi bu olabilirmi..? :cry: Bu çook sonradan ve başkasının ağızından-validemiz adına- uydurulmuş bu ifadelerin-ifadeler Aişe validemizin değiiil- bağırışı... :lol: Olay olmuştur veya olmamıştır..Benim için önemli değil, ama müdafa şekli komik geliyor bana.. |
Re: İFK olayına, sünni bakış.
sevgili kurtkan, şia'nın bakışıda ayni yöndedir. elde ki belgeler ifk olayını yalanlamıyor. yalnız bir günah keçisi
bulup , bu keçiyi ''iftiracı'' *olarak nitelendirip işin içinden sıyrıllıyor. ibni-sebe gibi hayali ''islam düşmanlerı'' yaratılıp tebein ve tebei-tabein masumlaştırılıyor. bu siteyi uzun zamandır takip ediyorsan gözlemişsindir. burda eleştirilen her ayete bile'' bizim bu konuda yeterli bilgimizin olmadığını , saptırdığımızı veya cımbızla çektiğimizi '' söyleyip islamı savunmaya çalışırlar. hadislerde de durum benzeşmektedir. işlerine gelmeyen hadislerin uydurma olduğunu işlerine geleninde ''gerçek'' olduğunu savunurlar. uzun lafın kısası ''işlerine gelen'' her metin doğru , işlerine gelmeyen her metinde yanlıştır. bu tahterevalli üzerinde, bir o yana ,bir bu yana doğru meylederler. başka bir noktada peygamberin eşleri kesinlikle ''zevcei_tahirattandır'' *bu yüzden sütte leke olabilir ama peygamberin eşlerinde asla. ayrıca bu kadınların önüne birde ''valide'' eki korlarki peygamberin öümünden sonra kimse alamasın ve ''temiz'' kalmaya devam etsinler. beden , zorlamayla temiz kalabilir ama, ya beyin???? |
Re: İFK olayına, sünni bakış.
'' Bana: “Senin hakkında bana bir takım sözler ulaştı. Şayet sen bu günahlardan masumsan, Allah seni temize çıkaracaktır. Fakat eğer bir günah işlemişsen, Allah’tan af dile ve ona tövbe et. Çünkü kul, günahını itiraf edip Allah’a tövbe ederse, Allah onu affeder"
yukardaki muhammede ait sözlerde ,en önemli yere bir atıf yapmam gerekirdi ,yazarken unutmuşum. bu aktarılan muhammede ait sözlere göre ,ya islamda recm yoktur. eğer varsada kendi karısına ''recm'' cezasını reva görmeyip başka kadınlara reva görmüştür. dinde kişisel kayırma olmamalıdır. eğer ayşeye yoksa fatmaya zeynepe v.s. v.s . olmamalıdır. muhammed'in eşleri ayrıcalıklı kullar gurubundan mı? |
Re: İFK olayına, sünni bakış.
sevgili sargon'un bu konudaki çalışmasınıda *ilave edelim. bakmak isteyenlere
http://www.turandursun.com/modules.p...&highlight=ifk |
Re: İFK olayına, sünni bakış.
Benim şahit olduğum bir olayı *anlatıyorum.
Bir köyde bir evde karı koca *oğulları *ve gelin aynı evde yaşıyorlar. Birde kızları var oda evli ,aynı köyde 2 de çocuğu var Damat gelip giderken evdeki gelinle arayı buluyor Gelin kocası yatınca banyoyo gitmekte ışıkla işaret vererek damadı çağırmakta ve birlikte olmaktalar Bu uzun bir müddet devam etmiş derken bir şekilde şüpheleniyorlar ve gelini sorguya alıyorlar Kızım sen bizim kızımızsın,kol kırılır yen içinde kalır bu aile meselesi ne olduysa söyle bilelim bişey yapacak değiliz diyerek gelini konuşturuyorlar,tabi sonu boşanma köyde bir sürü rezalet Peygamberin de yaptığı aynı ,zarf atıyor sen doğruyu söyle zaten Allah biliyor falan ,ya manyakmıyız biz *,Allah, Dallas mı çevirtecek * :lol: |
Re: İFK olayına, sünni bakış.
''sünni bakışa'' hiç tepki gelmemiş. neden acaba?
|
güncelleme
|
O zamanlar kadınlar oldukça hafifti. Az yedikleri için kilolu değillerdi. Dolayısıyla hevdecimi kaldıranlar bundan şüphelenmemişlerdi
Ayşenin kendini savunmasının kayda geçirilmesi herhalde bir yüz elli ,ikiyüz yıl sonra olabilmiştir.Kulaktan kulaga anlatıla anlatıla ancak bu kadar olabilmiştir. Peygamber olarak Muhammedin seçimi dogru olabilir Allahı bu anlamda kutlayabiliriz .Cografi seçim ise berbat bu olaylar arap yarımdası yerine yazılı kültürün daha gelişmiş oldugu iranda olmuş olsaydı.Bu tür olaylar yazıya daha çabuk geçecekti ,biz bu genç kadının(çocugun)savunmasını daha iyi anlayacak ve ona kimbilir ateistler olarak hak verecektik. |
Özgür Beyin'e teşekkür ediyorum işaret ettiği iki nokta (vahyin bir an önce inmemesi ve Muhammed'in böyle bir durum varsa bile recm yerine tövbeyi kâfi görmesi) elbette önemli ama bir şeye daha dikkat çekmek gerek diye düşünüyorum. Olaydan sonra inen ayet bakın ne diyor:
Bu iftirayı işittiğinizde erkek ve kadın müminlerin, kendi vicdanları ile hüsnüzanda bulunup da: "Bu, apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi? Nur(12) Şimdi elbette "Ayşe ile Safvan %100 bir şeyler yaptı." demek doğru değil abes. Ama "Bu Apaçık bir iftiradır." demek de en az bu %100 olmuştur demek kadar saçma. Kaldı ki Muhammed bile "Bu apaçık bir iftiradır!" dememiş şüphelenmiş hatta Ayşe'ye: "Eğer bir günah işlemişsen, Allah’tan af dile ve ona tövbe et" demiş. Ama Kuran söylentiyi hemen reddetmeyenlere kızıyor gel gör ki Muhammed burda farkında olmadan kendini de suçluyor. |
Artı Muhammed bu söylentiyi çıkaranlara bir güzel sopa çekmeyi öyle kafaya koymuş ve zina iddiası için bir, iki, üç değil tam dört şahit getirilmesi şart koşulmuş ki o iş dört kişinin gözü önünde olabilir mi o da ayrı bir mevzu...
|
sevgili yüce manitu, aktarılanlar ne kadar doğru bilemiyoruz çünkü siyer diye adlandırılan muhammedin özel tarihinde yaşadığı ile kayda geçiş tarihi arsında çok zaman var.
bu anlattıklarımdan benim edindiğim izlenim . muhammed her halukarda gencecik karısından vazgeçemiyor. çünkü bu yaştaki bir adamın terü_taze bir karıdan vazgeçmesi zor. |
Özgür Beyin ! size Özgür İşkembe'den sallamışlar
İFK HADİSESİ detaylarını neler yaşandığını merak edersen aşağıdaki Hazreti Aişenin kendi ağzında ifk hadisesini merakla oku ! İFK Hadisesi Hazreti Aişenin Resuli ekremle beraber gazada bulunduğu malumdur işte bu harblerden birinden dönerken Hazret Aişe devesi üzerindeki mahmilde görülmedi. Tabi herkesi bir merak aldı. Haddi zatından hazreti Aişe kıladasesini düşürmüş onu aramakla meşgul olurken geride kalmıştı.. biraz sonra Safvan devesi Üzerinde geldi. Din Düşmanları Birde Hazreti Ebubekire çekemeyenler hadiseyi fırsat bilerek münasebetli bir iftira yaptılar Hele Abdullah ibni übeyy ibni Sulül namındaki münafık olnaca kuvvetiyle melâneti icra ederek "-Hazreti Aişeile Safvan arasında sebavet münasebeti vardır " diyecek kadar ileri gitmişdi Hazreti Aişenin gösterdiği Özür ise kabul edilmeyerek : "Bu özrün Sıdka olduğu kadar kizb'e de ihtimali vardır.. yani doğru olduğu kadar yalan da olabilir" dediler Bu sözler Resulü Ekremi çok müteesir etmişti. (demek ki benim zevcim hakkında böyle hayasızlık düşünüyorsunuz.. ) Cenabı Nebi Hazreti Aişe hakkında hemen bir hüküm vermiyordu (vermez tabiki ashabını imtihan ediyor ümmeti talim yapıyordu) Hazreti Aişe peder-i Mükerremleri Ebubekir'in evine gitti. Hazreti Resulü ekrem bir defada Cenab-ı Osmanın re'yine müraaccat etti Hazreti Osman: "_ Haşa ! Hazreti Aişe'den Çirkin bir fiilin suduruna imkan yoktur" diye cevap verdi (bunlar tabi imtihan: Hazreti osman İmtihanı iftiharla geçiyor: Allahın habibinin haremi hayasızlık iffetsizlikten uzaktır buna emin olduğunu göteriyordu) Burada şunu kaydedelim ki: bazı eserlerde: Resuli ekremin bu hadiseyi İmamı Ali efendimize sorduğu İmamı Ali efendimiz de Resulü Ekreme "Ya Resulüllah Medenine de Aişeden başka kız mı yok" buyurduğu, Hazreti Fahri Alemin de "Ya Ali ezvacı tahirat hakkında talak senin elindedir" diye emrettikleri bu sözden Cenab-ı Aişenin Hazreti İmamı Ali hakkın da bir iğbirar besleyerek bu iğbirarın Cenabı osmanın Şahadetlerininde meydana çıktığını" yazar ki yanlıştır Bir defa İmamı Ali efendimiz bu sözü (İfk hadisesinden) değil bir ganaim taksiminde söylemişdir ki bu hadisenin de tafsilatını ileride sırası gelince yazacağım.. Çünkü İfk hadisesinde Aişe (radiyallahu anha) hakkında bir büthan olduğuda İmamı Alinin zerre kadar şüphesi yoktu Yalnız Hazreti İmam: "_Münafıklar tarafından tasni edilen bir iftiranın tamamen Silinebilmesi ve Hazreti Aişenin ismet ve iffet nümunesi bir hanım olduğunun meydana çıkması için işi Biraz tamik edin" buyurdu Esasen Hazreti Aişenin Akl-u kemalatı herkesce müsellemdir yadsınmazdır, Haşa öyle bir fiili tenezzül etmiş olsa idi ? Bu çirkin fiili bu kadar adi bir şekilde mi yapardı ? hatta Onun safvet ve İHTİYATSIZLIĞI bile onun Beraatini DELİLDİR hadisenin Birde ciheti enfüsisine dalacak olursak ve imanımızda da makam-ı aşka çıkmış bulunuyorsak (İFK) HADİSESİ NEDEN OLDU BİR AY SÜRDÜ: Kalbimizden şu sesi duyarız : Refik-i ala ve Rakıyb Olan Cenabı Mevla, Habibi Muhammedinin zevcesi Aişe'sine kuvvetli meylini fazla buldu. O aşık Maşukunu üzdü.. vesselam HAZRETİ AİŞE KENDİSİ ANLATIYOR UYANIN İYİ DİNLEYİN ! EY DİN DÜŞMANLARI ! Şimdi hadisenin devamını Cenabı Aişe (Radiyallahu anha) Hazretlerinin ağzından dinleyelim : Hazreti Aişe Buyuryor ki: Resüllüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) sefere çıkacakları vakit zevceleri arasında kur'a çekerlerdi (Beni Msutalık) Gazasından evvel yaptıkları gazada ise kur'a bana çıktığından beni maiyyeti seniyelerinden götürdüler. HİCAP AYETLERİ nazil olduğundan bir havdece yani Taht-ı Revana konuldum. (özgür beyin ! yook örtünme ayti inmemişmiş yaaalllan) Gazadan dönüşte Resulüllah Medine'ye yaklaşınca bir menzilde konakladılar. O sırada ben kalkarak def-i hacet için yürüyüp ordugahı geçtim. Dönerkende bir göğsümü yokladım ki ne bakayım, Zafer boncuklarından meydana getirdiğim dizimi düşürmüşüm. Aramak için döndüm. Fakat bu aramaklık beni geç bırakmış. Geldiğim vakit, yol nakliyatını yapan takım havdecimi yükletmişler. beni içinde zannederek çekip gitmişler. Zira henüz çocuk yaşlarda ve Pek zaif bir kimse olduğumdan ağırlığım yoktu. Onun için beni Havdicde zannaıyla deveyi çekmişlerdi.. Hulasa ben gerdanlığımı bulup döndüğüm vakitte orada kimseyi bulamadım. belki dönerler de beni ararlar diye aynı yerde oturdum. Uyuyakalmışım. O sırada ORDUNUN arkasında kalan Nasın Emtiasını araştırıp bir şey kalmışsa zayi olmasın için, diğer konak mahaline götüren Safvan İbni Muattal orada beni görünce tanımış birdenbire "İnna illah ve inna ileyhi raci'un demesiyle uyandım.. hemen feracemle yüzümü örttüm. Safvan devesinden indi, ben bininceye kadar bir kenara çekildi, ben dindikten sonra deveyi çekti. Öğlenin koyu sıçağından orduya yetiştik. Onlarda inmişler: "_Hazreti Aişe çıkmadı yok ! diye bağırışıyorlardı. Meğer ben gelemeden bütün medine aleyhime dönmüş Nas çalkalanıyor. herkes beni konuşuyor: "Helak olmuş" diye birbirlerine anlatıyorlarmış. En kuvvetli iftirayı Reisü'l-Münafıkıyn Abdullah ibni Übeyyibni Selül uyduruyordu Nihayet Resulü ekrem Medeniye kudüm ettiler. medeniye döndükten sonra ben hastalandım, Bir ay akdar hasta yattım. Fakat Resülüllah'dan (Sallallahu aleyhi ve sellem) her rahtsızlanışımda gördüğüm Mu'dat Lutf u ikramı bu defa göremiyordum. yalnız yanıma kadar giriyorlar odadakilere :"Nasıl o" diye soruyorlardı. Bu hal beni çok üzüyordu. Zira henüz hiç bir şeyden haberim yoktu. Nihayet hastalığım hafifledi, Nekahat devri başladı. Bir gece Mıstahın annesiyle dışarıya çıktım. İşimiz biter bitmez Yine Mıstahın annesi ile Hücreme Dönüyordum ki. Mıstahın annesinin ayağı kaydı Yün çarşafın içinde "Ta'se Mıstah" dediğini duydum Mıstahın annesine "_Sus ne yapıyorsun ?" Bedir savaşında bulunmuş bir zata sebb mi ediyorsun" dedim "_Evet yavrum, onun senin hakkında neler söylediğiden haberi yok mu?" "_Neler söylemiş? " diye sordum Bunun Üzerine Mıstahın annesi: "_Ben Şehadet ederim ki, sen hakikaten miminat-ı safiyatdansın" dedi ve bana Ehli İfk'in söylediklerini birer birer anlatı. Hastalığım bir kat daha artmıştı. Ne olduğunu Bilemedim. ağlaya ağlaya eve döndüm. O esnada Resulüllah içeriye girmişler, yine: "_Nasıl O" diye beni soruyorlardı. Ben daha fazla dayanamayarak: "_Ya Reslüllah ! Bana izin veriniz, ben ebeveynimin yanına gideceğim" dedim izin verdiler. Ebeveynimin yanına geldim ağlıyordum.. Niyetim, annem ve babamdan hakikati öğrenmek idi... "_Annecim ! Nas hakkımda neler söylüyor? " dedim. Annem: "_Yavrum kendini üzme" dedi "İnsan Böyle büyük bir Zat'ın hanımı olur, üstelik da sevgili ve güzel olursa, hele ortaklarıda bulunursa bu laflar çok görülmez. Şimdiye kadar söylenenlerden haberin yok mu idi ?" "_Süphanallah" dedin "Demek ki benim hakkımda herkes böyle şeyler söylüyor" O gece ağlaya ağlaya sabahı etmiştim. Güneş doğuyordu, ben hala ağlıyordum, Sabahleyin babam yanıma geldi beni göstererk: "Aişe neden ağlıyor ?"dedi Annem: "_Bu ana kadar söylenenlerden haberin yok mu ?" diye cevap verdi Bu defa babam'da : "_Sus kızım!" diyerek ağlamaya başladı bir türlü göz yaşım dinmiyordu. ikiside yanımda oturmuşlar çok mahzun idiler Bu esnada Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Hazreti Aliye çağırttırmış, Üsameyide çağırttırmış beni boşamak hususunda iistişare yapmışlar Hazreti alinin reyin sorduklarında: "_ Aişenin İffeti hakkında şüpheye lüzum yoktur isterseniz birde cariyesinden tahkikat yapınız mamafih Cenabı hak bu işi öyle bırakmaz Hakikatin meydana çıkması husunda vahye muntazır olunuz" buyurmuşlar Cenabı peygamber bunun üzerine cariyem Berire'yi çağırtdı: "_Ey Berire ! Peygamber karşı yaşan söylemenin ne kadar ağır cezası olduğunu bilirsin. Sorduğuma doğru cevap ver. olur ki Vahy gelir hacil olmayasın. Hiç Aişenin halinde seni şüphelendirecek bir şey gördün mü?" diye sordu. Berire: "_Seni Hak ile gönderen ALlahıma yemine derim ki. Aişenin halinde beni yegane kızdıran şey. Onun Gençlik zevkıyla hamurun başıdna uyuması ve o hamuru koyunların gelip yemesidir. Bir defa hamur yoğurdum:"Ben ateş yakıncaya kadar başında otur şunu bekle" dedim Aişe hamuru beklerken kendinden geçmiş Koyunda gelip hamuru yemiş. Ben onun başka bir kabahatini Bilmem" dedi :) (Hazreti Aişenin cariyesi hizmetcisi Berire bunları söylüyor Allah şefaatlaerini bizi nail etsin) Bunun Üzerine Üsame ile istişare ettiklerinde hazreti Üsame : "_Resulü Ekrem'in ailesinin nazih ve masum olması Allahı Tealanın üzerine vacibtir.. benim İmanım Böyledir Ya Resulüllah" buyurdu (Özgür Beyin ! İmtihanı görüyormusun ? herkesi imtihan ediyor Cenabı Hak imtihanı biliyor.. böyle cevap vereceğini.. ama bize gösteriyor bizimde duymamızı istiyor... söz bize gelsin istiyor) Bundan sonra Resulü ekrem Mescide girdi Minbere çıktı Abdullah İbni Übeyy İbni Selül'e doğru celalli bir suretle nazar ederek: "_ Harim-i İsmetim hakkında dil uzatacak derecede ileri giden bir adamdan benim hakkımı kim alacak ? ben İyalim hakkında onların yalnız iyliklerini, ismet ve iffetlerini bilirim, sonra bir adamda benim evime birlikte giriyordu, onunda ancak iyliğini bilirim" buyurdu Bunun üzerine Ensar'dan Sa'd İbni Muaz ayağa kalktı: "_Ya Resulüllah ! Emrine hazırım. Sana taaruz eden bu adam eğer Evs'e mensub ise onun kellesini uçurur, sizin hakkınızı alırım. Yook, Hazrec'den ise yine emret istediğini yaparım" dedi Bu söz üzerine Hazrec memleketililerin Reisi Sa'd ibni Ubade kalktı. HER NASILSA Mukteza-i beşeriyet CAHİLANE bir Hamiyettin tesiri altında kalarak Şeref-i İslama karşı Şeref-i Memleketin kaale alınması doğru olmayacağının farkında olmaksızın: "_ Yalan söylüyorsun, Onu öldüremezsin" dedi Bunun üzerine Sa'd İbni Muaz'ın amcasının Oğlu Üseyyid İbni Hudayr birden bire Fırladı: "_Sen yalan söylüyorsun. Vallahi ölüdürürüz. Münafıklar hesabına Mücadele mi ediyorsun?" dedi Bu münakaşa üzerine Evs ile Hazrec memleketlileri Birbirine kılıç çekecek bir hale geldiler Resulü Ekrem minberde: "_Huzurumda bu muameleniz çok çirkindir" diyerek hepsini teskin etmeye ve susturmaya uğraşıyorlar BEN DE: "Bunlar hep benim için oldu" diye bütün gün ağlıyor. bütün gece uyumuyordum, ertesi günlerim de ağlamakla geçiyordu. Annem, babam endişeye düştüler, bu kadar fazla ağlamanın ciğerimi parçalayacağına zahib oldular. pederimle validem yanımda oturuyorlardı. Birdenbire Ensardan bir kadın geşldi, beni görmek istedi, kabul ettim, onunla oturuken Resuli Ekrem geldiler, selam verdikten sonra oturdular. Hakkımda bu dedikodular çıkalıdan beri Cenabı Peygamber yanımda hiç oturmamışlardı. Tam Bir ay olmuştu Cenabı Hak da benim şanımda Resüllaha (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir vahy indirmemişdi Resüli Zişan oturduktan sonra Zat-ı Risaletpenahilerine aid bir eda ile Şahadet getirerek, Peygamberi vekariyle buyurdular ki: "_Emma Ba'du ya Aişe! Hal malum. Senin hakkında bana bir çok sözler erişti. Şimdi sen bunlardan beri isen Allah seni Muhakka tebri'e eder. Masum isen allah masumiyetini ispat eder. Ve eğer adetin olmadığı halde bir günaha düşmüş isen. Allaha istiğfar eyle ve tevbe et. Zira Cenabı Hak kulu tevbe edince tevbesini kabul eder." Vakta ki Resulüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) cümlelerini bitirdiler, benimde gözlerimin yaşı kurudu O esnada yanımda oturan babama dönerek: "_Ne olursunuz benim tarafımdan Resulüllah'a cevap veriniz" dedim Babam: "_Vallahi ben ne diyeceğimi bilemiyorum Resuli Ekreme ne cevap verilir" Bu defa Anneme dönerek aynı şekilde yalvardım "_Sen cevap ver" dedim Ondanda aynı cevabı aldım. oda: "_Vallahi ne diyim bilmiyorum" dedi ben henüz Küçük Yaşta olduğum için Kuran'dan Pek istişhad edecek bir halde değildim yalnız şunları söyleyebildim: "_Vallahi siz bunu işitmişsiniz ve işittiğiniz gibi de gönüllerinizde yer etmiş inanmışsınız. Şimdi ben size beri'yim desem de inanmaycaksınız. Benim bu İşte Masum ve Ber'i olduğumu Allahım bilirken, ben size fena bir itirafta bulunsam hemen tasdik edeceksiniz. Vallahi ben size getirecek başka mesel bulamıyorum. Ne diyeyim ancak Yusuf'un babası O salih kulun dediği gibi : Yusuf 18: Fesabrun cemiyi vallahül müsteanu ala ma tesıfun. derim dedim Ondan sonra o kadar kırık ve perişan bir halde yatağıma döndüm ki tarif edemem. Ve artık biliyordum ki Allahu Teala muhakka beni Tebri'e edecek. Fakat bu kadar uzun ayetleriyle değil, belki Reslüllaha bir rüya göstererek benim masumiyetimi bildirecek diyordum. Zira Nefsimde kendimi çok hakir görüyordum. Fakat Alim Allah, Resulüllah henüz meclisinden kalkmamıştı ve mecliste bulunanlardan hiç kimse dışarıya çıkamamış idi ki Resullüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) Vahy asarı tecelli etti. Dolu tanesi kadar ter döküyordu. zira vahy indiği zaman kış gününde bile olsa Resulüllah boncuk boncuk terlerdi. Cenabı hak vahy indirmişti. Üzerlerine bir örtü, re's-i saadetlerinin altına bir yastık konuldu. Ben beraatımı bildiğim için ferahladım. Yalnız Resulüllah açılıncaya kadar nasın aleyhimde dedikleri gibi bir vahy gelivericek korkusuyla annemin babamın oracıkta ölüvereceklerini zannettim. :) Vakta ki Resülüllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) açıldı. Gülüyorlardı. Ve ilk söyledi kelam şu oldu: "_Müjde ya Aişe! ve agah ol, Vallahi allah seni katiyen tabri'e etdi." Annem sevinç göz yaşları içinde: "_ Yavrum ! Zevcine git" dedi Ben ağlayarak makam-ı nazda: "_ Hayır Vallahi gitmem. Ben yalnız Benim beraatimi İnzal eden Allah'a hamd ederim" dedim (1) (1): Cenabı Aişe. kendisininin İsmeti hakkınbda nazil olan ayetin zevkinde fani olarak makam-ı naza çıkmış bu şekilde idare-i kelam etmiştir. (Allah ayşe için konuştu Allahın zevkınde idi bu şekilde idare-i kelam etti nokta) Daha sonra Resulüllah minbere çıkarak hakkımda nazil olan ayatı celileyi beyan ettiler. minberden indikten sonrada Abdullah İbni Übeyy İbni Selül Mıstah ve hasana hudud vurdular" Hazreti aişe hakkında sürei nurda nazil olan fermanı ilahi şudur Nur 11- 16 "Şunlar ki hazreti Aişe hakkıdna ifk ile geldiler. Yani Asl u esastan cevrilmiş hakikati tahrif edilmiş, ansızın söylendiği vakit insanı mebhut edecek İFTİRA ile geldiler bunlar mahdud bir guruhtur. Ey o iftiraya maruz kalanlar! Onu sizin için bir şer sanmayınız Belkide o iftira sizin için hayırlıdır Ve belki de Büyük bir ecir kazanmanıza ve Allah indinde Kerametin zuhuruna sebeb ile neticesinde Terf-i mertebenize vesile olur. Vakıa ifk yalanı büyük bir şerdir. fakat hakikatte onun Şerri en önce uyduranlara, söyleyenlere aittir. o guruhun her birininin kazandığı vebal kendisinindir. herkes işlediği günahın cezasını çeker. Kimi susmuş, kimi söylemiş, kimi gelmiş olarak. Hulasa Herkes iştiraki derecesinde ceza görür. Ankasdın iftirayı ilk çıkaran ve işaasını arzu ederek vebalin büyümesine çalışan için elbette büyük bir azap vardır. ne vardı o yalanı işittiğiniz vakit Müminler ve mümineler kendi nefislerine ve dinen kendi nefisleri mesafesinde tanımaları lazım gelen hemcinslerine hayır zannetselerdi de. "İşte Bu pek açık bir bir iftradır" deselerdi Münafıklar, sözlerine Dört şahit getiremediler. O halde onlar Allah yanında yalancıdırlar.. Allahın dünya ve ahiret hakkınızda fazlu rahmeti olmasaydı: içine daldığınız bu ifitradan dolayı size büyük bir azap temas edecekti. sizin hiç bir bilginiz olmadığı fakat dilleriniz ile söyleyip ağızdan ağıza dolaştırdığınız bu iftira: indi ilahide ne kdar büyük bir günah olduğu halde onu ehemmiyetsiz zan ettiniz bu iftirayı duyduğunuz zaman niçin:"Aman Allahım böye bir şeyi ağzımıza almak bize yakışmaz. Biz seni habibinin haremini hayasız kılacağından tenzih ederiz bu ne büyük br büthandır" demedimiz?", Bir vakit ki hazreti meryam de aynı büthana uğramıştı Kuranı mübin onuda beraat ettirdi. Cenabı Hak Ayatı celilesiyle o muhterem Ümm'l-müminin Hazreti Aişenin de masumiyetini ilan ederek onunda neticede bir büthan u garazla tasni edildiğ anlaşıldı. yalnız ayeti celileden alınacak çook büyük dersler vardır Bir defa Mümin ve Mümineler yakışan: Kötü bir söz işitdikleri zaman kendilerinden şüphe etmedikleri kadar. kendileri gibi sanmaları lazım gelen müminler ve mümineler hakkında da aynı Hüsni zanda bulunmaları ve berat-i zimmet asıl olduğuna göre zahiri halin hilafına olan beyyinesiz dedikodulara "Açık iftiradır" demeleri iktiza eder.. Amma nerede... Bugün bile hala bu (ifk) hadisesini fırsat bilerek Hazreti Aişe'ye dil uzatan din düşmanları vardır. bunlar ikide birde bu hadiseyi ileri sürerler de Onun hakkında inen ayat- celileri ağızlarına bile almazlar. Üstelik bunlar kuvvetli dindar görünürler. Ne diyelim bunlarıda Allaha havel ederiz bir hadis Şerifte şöyle buyurulmuştu "Bir kimse bir müminin arkasından aleyhinde bulunsa iftira etse, yarın hayatı ebediyette Cenabı hak o müfteriyi İftira ettiği şeyi ispat edinceye kadar irin çamurunda hapsedecek Söylediği şeyin hariçte vucud olmadığından ispat etmek imkanı olmayacak. binaenlayh namütenahi orada kalcak!" yazıda kaynak: Hazreti Muhammed Şemseddin Yeşil vandidat sende oku bakalım akıllanmışmısın |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
''Zira henüz çocuk yaşlarda ve Pek zaif bir kimse olduğumdan ağırlığım yoktu.
Onun için beni Havdicde zannaıyla deveyi çekmişlerdi..'' ferrariden alıntı rot balansı bozuk ferrrari, yeşil sarıklı efendinden aktardığın uydurma ifk hikayesinde farkında olmadan büyük bir gaf yapmış sende onaylamışsın. efendin ÇOCUK demiş ayşeye hani çocuk değildi 17 yaşındaydı. kaş yaparken göz çıkarmışsınız . yaaalllaaanmı? ferrari |
özgür beyin !
Senin söylediğin şeyi.. senin gibilerin söyleyeceği zaten belli ve beklenirdi ! ben sana cevap vereyim : Hazreti Aişe kendisini o yaşlarda hala çocuk gördüğünde dolayıdır Zira bakınız ! ifk hadisesini Hazreti Aişe'nin ağzından dinleyip okuduğumuzda anlatımında şuda vardır Dikkat ! hazreti Aişeye göre Hizmetcisi Berriye şöyle diyor : Onun Gençlik zevkıyle hamurun başında uyuması ve o hamuru koyunların gelip yemesidir.Bir defa hamur yoğurdum:"Ben ateş yakıncaya kadar başında otur şunu bekle" dedim Aişe hamuru beklerken kendinden geçmiş Koyunda gelip hamuru yemiş. Ben onun başka bir kabahatini Bilmem" dedi demek oluyor ki Hazreti Aişe ifk hadisesinden evvelde genç biriymiş ki Hizmetcisi berriye hazretleri.. Gençlik zevkıyle hamurun başında uyudu demiş hazreti Aişe'ye göre bunu hazreti Aişey neklediyor özgür beyin ben bilmem ! :) demek ki : 4 mezhebin kurucusu Fakih büyük hukukcu Hazreti Aişe efendimiz kendisinin o yaşlarını anlatırken BÜYÜK HUKUKCU kendisini o yaşlarda çocuk görmüştür ondan dolayı çocuk tabirini kullanmıştır.. nokta.. |
Hadis: Sahih Buhari |
Alıntı:
ayrıca peygamberiniz için fakir fukara edebiyatı yapıyorsunuz ama karısının bile hizmetçisi olduğunu yazıyorsunuz. bu nasıl çelişkidir annem |
Özgür Beyin !
biraz donkişotla akarabalığın var mı ? ana tarafı baba tarafı ? yani biraz hayalcisin ! Hareti Aİşenin yukarıdaki anlatıkmını hayaleni çarpıtıp bir şeyler sallıyorsun ! hazreti işenin anlatımında anlaşılıyor ki o yaşlarda dinsize göre 13 yaşlarında bir kızın konuşmaları değil bunlar ! yani ben o zaman (13 yaşında) şöyle dedim böyle dedim şöyle yaptım böyle yaptım... olur mu 13 yaşında daha dünya nedir ne değildir daha yeni gelmiş gözlerini açmış çocukluğun zevkiyle yaşıyan biri öyle demiş böyle demiş... böyle tavır almış böyle davranmış böyle karşılamış.. senin aklın alıyor mu kardeş ! özgür beyin olmaz öyle bir şey... olmamıştırda zaten ! hazreti Aişe ifk hadisesinde hafızam yanıltmıyorsa 22 yaşlarındaydı.. kendisini çocuk görmesi ilerki yaşlarında bu olayı anlatırkendir.. git büyük halanla eskiyi maziyi konuş.. kendisinin 20 li 23 lü yaşlarını bile çocuktum diye anacaktır... yaşıyorlarsa büyük halalarını Büyük teyzelerini gıdıkla maziyi anlattır maziyi anlatırken 25 li yaşlarını bile o zaman çocuktum şöyle yaptım böyle oldu diyceklerdir. e biraz tabi aile ortamını dar görmeyip feza kadar geniş görüp konuşmak sohbet etmek lazım bunları öğrenmek için.. ve sonra ki Hazreti işe BÜYÜK HUKUCU FAKİH kendisini o yaşlarını anlatırken elbette Çocuk görür ! bu arada termo sen ne diyorsun 17 değil ifk hadisesinde 13 yaşındaydı diyen sizsiniz ne 17 si... |
Sayın Renult,
Sahih, muteber veya yalan, bütün hadislerde Ayşe'nin evlilik yaşı 6. Bunları bile bile yok 22 yaşındaydı yok 17 yaşındaydı diye beyanlarda bulunmaktan utanmıyor musunuz? Yüzü suyu hürmetine yaratıldığınıza inandığınız ve cehennemde yanmamak için tapınırcasına bağlılıklarınızı sunup uğruna ağladığınız Efendiniz yaptığı onca rezillik yanında kendisi 50 küsür yaşındayken çocuklara da nikah kıyıp onları koynuna almış olan bir insan; öyle değilse ayet hadis göster... Gösteremiyorsan cennette daha fazla bedava yemek hayaliyle İslam davası uğruna bir şeyler uydurmayı bırakıp sus... |
sayın Vilo !
Hakikate göre Kurana göre : Hazreti Aişe hüzün senesinde nişanlandığında 14 yaşında evlendiğinde 17 yaşında ifk hadisesinde ise 22 yaşlarındalardı.. Yalan söylenlere göre: nişanadığında 6 evlendiğinde 9 ifk hadisesinde ise 13 yaşlarında idi.. soru : İnsan aklı : 13 14 yaşında orta okul çağında çocukluğun zevkiyle yaşayan bir kız çocuğu ifk hadisesinde böyle tavır aldı böyle davrandı böyle yaptı diye hüküm verir mi ? Kuranda hazreti Aişeye MÜMİNATI denir. orta okul çağında yaşayan bir Kız çocuğuna ki... Çocukluğun zevkiyle yaşayan bir kız çocuğuna MÜMİNE denilebilir mi ? henüz aklı baliğ olamamış çocukluğun zevkinde yaşayan bir kız çocuğuna MÜMİN denilemiyeceğine göre Allah neden İfk hadisesinde.. gönderdiği ayette hazreti Aişeye MÜMİN kadın dedi ? çünkü 22 yaşlarındaydılar.. Nokta |
Sayın Renault,
1) Ayşe'nin 22 ya da 17 yaşında olduğunu hangi ayetlerden anlıyoruz? Hiçbir ayetten anlamıyoruz. 2) "Kolyem kayboldu" diyerek kervanı neden terk ettiğini açıklamış olması onu olgun bir kadın yapmaz. 3) Kur'an ortada, HADİSLER ORTADA... Bunlara göre İslam aleminde kitabına uydurula gelen sapıklıklar ortada. Sonuç: Açıktır ki İslam davası denen vahşeti sevimli göstermek için takıyye yapıyorsunuz. Ayıptır... |
Sayın Vilo!
kendinizi kandırmayın ! hadisleri bu gün dahi birbirine düşman olan grupların mezheplerin Kurucu Babalarının bozduğu ve naklettikleri gün gibi aşikardır hazreti Aliye ve Hazreti aişeye hakaret edep söven yani bir mümine söven insanlar.. sırf hazreti muhammedi kafa gözü ile gördü diye hadis dair nakillerine itimad edilmez bir mümine söven insanın imanına itimad caiz değildir nokta... yukarıda hazreti aişenin kendi azğından dinledin dimi hazreti aişe ifk hadisesinde neler yaşandı neler söylendi neler söylemiş ne tavır almış nasıl davranmış bunları anlatıyor okudun dimi o halde kendinizi kandırmayın ! ifk hadisesinde orta okul çağlarında olan çocukluğun verdiği zevke yaşayan bir kız çocuğu olmaz! berriyede gençliğin zevkiyle hamurun başında uyumasından başka bir kabahatini bilmem diyor yani ifk hadise meydana gelmeden evvel beriyye.. aişenin 17 18 19 20 21 yaşlarını gördüğünden.. onun içi -gençliğin zevkıyle- tabirni kullanmış.. bunu Hazreti Aişe anlatıyor berriye böyle dedi diyor Kuran ifk hadisesi anlatılırken hazreti Aişeye MÜMİNAT denildi.. 13 yaşında MÜMİNAT olunmaz 17 yaşıdna MÜMİNAT olunmaz daha Nisa olmamış 20 ve üzeri yaşlarda MÜMİNAT olur MÜMİNAT diye hitap edilcek bir yaşta olması lazım ki Kuranda MÜMİNAT diye geçer.. bakınız Nur suresi ayet 11-16.. nokta |
ferrariislamın ördüğü yalanlara bir uyuşturucu bağımlısı kadar bağımlısın.
aktardıklarını bile tam okumamışsın. yeşil ayşeye ÇOCUK diyor ve sen bunu aktarıyorsun.sonra aynı metin üzerinden takiyye yapıyorsun.bu aymazlıkmı zavallılıkmı? sen ve senin gibilere üzülüyorum. nasıl bu kadar afyonlanmış gibi oluyorsunuz. 1 önce çocuk sonra değil diyorsunuz 2 yahu deki yaş ,17 veya 22 bu yaştaki kadın bu yaştaki(53) adama layıkmı. 3- hadi layık diyorsun bu yaştaki adama yakın akrabanı verirmisin 4- yoksa utanmayıp uygun bir kulp takarmısın. 5- koskoca bir devlet başkanının karısı bu kadar ihmal edilip dağbaşında unutulurmu? 6- her mevzuya ayet indiren allah neden bir ay bekleyip ayet gönderdi 7- yoksa bu ayetleri yazan yada indirende mi emin değildi olaydan 8- yoksa bir şeyler olduysao ldu bu işi soğutup.terü taze hatunu kaçırmayayım mantığımıydı.hangisiydi 9 fakir edebiyatı yapmayı sevdiğiniz gül kokulu muhammedinizinç. karısının bile hizmetçisi olması hangi fakirlikle anlaşılır. herhalde onun fakirliğide bugünkü tayyipin yandaşlarına ve kendine sağladığı fakirlikmiydi!!! |
Sayın Renault,
1) Madem hadisleri reddediyorsun Ka'be'ye secde etme ibadetini de bırak; zira Ka'be'ye secde edilmesi gerektiği Kur'an'da yazmaz. 2) Madem Ayşe'nin ağzından dinlemediğimiz için hadisleri reddetmemiz gerekiyor; aynı mantıkla da Kur'an'ı reddetmemiz gerekiyor. Çünki Allah'ın ağzından dinlemedik. Aferin sana! Yavaş yavaş akıl emareleri göstermeye başladın. 3) İslam'a göre kadınların kadın olmasının yaşı yoktur; sadece erkeklerin çocukluğu söz konusudur. Yani sadece bu açıdan bakıldığında Kur'an'da Ayşe'ye mer'e, ferdü'n-nisa denmiş olması bile bir şey ifade etmez -ki zaten denmez-. HELE HELE HAKKINDA SARF EDİLEN "MÜMİNE" LAFINDAN AYŞECİK'İN 22 YAŞINDA KADIN OLDUĞUNA HÜKMEDİLEMEZ; ZİRA 10 YA DA 5 YAŞINDA BİR MÜSLÜMAN ERKEK ÇOCUĞUNA DA MÜMİN DENİLMESİ ONLARIN ADAM OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ. |
وَلَوْلَا إِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَنَا أَنْ نَتَكَلَّمَ بِهَٰذَا سُبْحَانَكَ هَٰذَا بُهْتَانٌ عَظِيمٌ
Türkçe Transcript(*) Velevlâ iż semi’tumûhu kultum mâ yekûnu lenâ en netekelleme bihâżâ subhâneke hâżâ buhtânun ‘azîm(un) nur 16 إِنَّ الَّذِينَ جَاءُوا بِالْإِفْكِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْ ۚ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَكُمْ ۖ بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْ ۚ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ مَا اكْتَسَبَ مِنَ الْإِثْمِ ۚ وَالَّذِي تَوَلَّىٰ كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظِيمٌ Türkçe Transcript(*) İnne-lleżîne câû bil-ifki ‘usbetun minkum(c) lâ tahsebûhu şerran lekum(s) bel huve ḣayrun lekum(c) likulli-mri-in minhum mâ-ktesebe mine-l-iśm(i)(c) velleżî tevellâ kibrahu minhum lehu ‘ażâbun ‘azîm(un)nur 11 ferrari muminat bu ayetlerin neresinde gösterirmisin? ayrıca ferrari muminat mumin kelimesini çoğuludur. böyle şeyleri şerhetmek için sarf ve nahiv bilmek gerekir |
Eskiden böyle değildi."O zamanlar adet buymuş,sıcak iklimde kızlar çabuk kızışır" felan diye geçiştirirlerdi.Ama Hüseyin Üzülmüş mü ne onun olayı patlak verdi.Adam peygamberimi örnek aldım,islamda böyle,dinime uygun deyince halkta büyük bir infial uyandı.Bu arkadaşlarda hemen acele olayı hafifletmeye,peygamberin yaptığını temizlemeye soyundular.Hepside Nüfus Memuru olup yaş düzeltmeye koyuldular.
İşin aslı adamcağız senelerce kendinden ihtiyar haticeyle yattıkca"Yahu kaderimmi benim devamlı marulun kart yapraklarını yemek.Elime fırsat geçerse hep körpe,göbek yapraklarını yıyeceğim "dedi.Olay bu kadar basittir. Saygılar. |
Sayın özgür beyin !
1 önce çocuk sonra değil diyorsunuz C=sana kaç defa cevabını verdim... hiç olmazsa yazıda gençliğin zevkıyle azıyor okumuyormusun ? 2 yahu deki yaş ,17 veya 22 bu yaştaki kadın bu yaştaki(53) adama layıkmı. C=o dönemde hazreti muhammedin bulunduğu konum da sen olsaydın.. zevcelerin hepsi 13lük olurdu.. bir tek hazreti Aişe 14 yaşında nişanlanmış 17 yaşıdna evlenmiş ama buda gösteriyor ki: hazreti aişe dört mezhebin kurucusu olarak büyük hukukcu oalrak yetişmiştir.. milayları peşidne getiren mezhep imamları hazreti aişe annemiz böyle içtihad etmiştir diyerek ictihad etmişlerdir.. mesele hazreti aişe annemizin dediği gibi nokta demişlerdir.. 3- hadi layık diyorsun bu yaştaki adama yakın akrabanı verirmisin C=karşındaki adam kim biliyor musun ? Muhammed hazreti Muhammed Aleyhisaalatu vesselam soruyu şöyle sana döndüreyim bakalım ne cevap vericeksin 15 asır sonra milyarla adam bu yaşta adamın peşinde gider mi ? bu yaşta adam için parasının 40 ta birini fakire verir mi oruç tutarmı ? bir ay cinsellik içkiden uzak durur mu ? sadrı islamda yaşayanlar bu yaşta bir adamın peygamberliği için en yakınlarıyla savaşır mı ? ana vatanlarından kovuldukları halde işkencelere boykotlar gördükleri halde bu yaşta bir adamın için bunlar yapılır mı ? 4- yoksa utanmayıp uygun bir kulp takarmısın. Sen milyonla insanın gönül verdiği yeni bir dinin peygamberi olan Bir şahsın ki bak alem onu nasıl ilan diyor Almanyayı almanya yapan presn bismark: ehh keşke senin zamanında yaşasaydım sana hizmet etseydin beşeriyet senin gibi bir kabiliyeti bir defa gördü bir daha göremiycektir. sana bir vucud daha bulamadığım için müteesirim Ya Muhammed diye hazreti Muahmemdi ilan ediyor batıda amerikada bir üniversite duvarında beşeriyete en büyük fezy veren şahıslar arasında birincsi hazreti Muhammed olarak ilan ediyor bernard Şhaw: ingiltere hükümetine: İngiltere dünyanın düzenine sağlamak istiyorsa hazreti Muhammedin izinden gitsin.. öyle iman ediyorum ki 19 asrın sonlarına doğru avrupa islamlaşacaktır diye ilan ettdiyor sen Cühela: şehvet düşkünü sapık olaraka bakmaktan bunuda düşmanın sözlyle yapmaktan utanmıyormusun sıkılmıyormusun hazreti Muhammed hakkıdna beynel menil kürsüsü olan İnsaları dinlede ! yüzüne utanma hissi gelsin ! 5- koskoca bir devlet başkanının karısı bu kadar ihmal edilip dağbaşında unutulurmu? C=Hazreti muahmmed öyle bir hükümdardır ki: hiç bir hükümdara yapılamayan bağlılık sadakat itaat sevgi saygı Ona yapılmıştır Başka bir hükümdarın Karısı olsaydı unutulmazdı.. herkesin gözü hükümdarın karısının üzerinde olurdu a canım benim ! 6- her mevzuya ayet indiren allah neden bir ay bekleyip ayet gönderdi 7- yoksa bu ayetleri yazan yada indirende mi emin değildi olaydan 8- yoksa bir şeyler olduysao ldu bu işi soğutup.terü taze hatunu kaçırmayayım mantığımıydı.hangisiydi C=hazreti Aişenin yukardaki anlatımını okuyanlar sana gülerler saçmaladıkların ne kadar gülünç gelir insana hepsinin cevabı hazreti aişenin yukarki anlatımındaki yazıda var Oku canım oku korkma ! 9 fakir edebiyatı yapmayı sevdiğiniz gül kokulu muhammedinizinç. karısının bile hizmetçisi olması hangi fakirlikle anlaşılır. herhalde onun fakirliğide bugünkü tayyipin yandaşlarına ve kendine sağladığı fakirlikmiydi!!! C= hazreti Aişe hizmetcisi berriyenin söylediklerine bakılırsa hakikatte hazreti aişe berriyeye hizmetci. ha hay ! hazreti Muhammedin fakirliği : Allaha karşıdır.. Onun fakirliği bakırköy taksim fakirinin dilincensinin fakirliği gibi değildir.. sana islama yanlış anlatmışlar gözüm ! zenginlik kötü bir şey olsaydı hiç Allahım isimlerinde gani ismi olur muydu ? A canım benim ! onun fakirliğimle övünürüm demesi bütün mevcudat onun için yaratıldığı halde ben fakirliğimle övünürüm diyor ? bu mal fakirliği züğürtlüğü değildir zannetmiyorum sen bu kadarında anlamıycak kadar algısızsın fakirliğimle övünürümdeki fakrilik arife göre fakirliktir ? A canım ! yani hakka karşı fakirliktir.. kendinde bir varlık görmemektir. ? bütün kainat bütün vucudlar onun olduğu halde.. ben yokum sen varsın allahım demekle övünürüm ! bütün mevcudatın benim için yaratıldığı için övünmem anladın mı ? A canım ! sayın vilo ! siz epey bir saçmalıyorsunuz ! şimdi sizinle ilgilenip yazamıyacağım hazreti aişenin azğıdan dinlemdiğiniz için hadislerini red etmeniz gerekiyor bu ne demek şimdi benim dediğimden bu mu çıkar ? geçende yazmıştım : SAYIN VİLO ! mezhebimiz Ebu hanefiye göre: Allah ve resulünden geleni olduğu gibi kabul ederim ashabından geleni ise düşünürde kabule derim ? hele tabiin den geleni düşünür tartar işime gelirse kabule ederim ?!?!Buyurmuşlardır .. yani tabbinde gelen hadisleri düşünür tartar işime gelirse kabul ederim diyor öyle ya tabbin arasında müminlere söven insanlar vardı bunların hadislere dair nakillerine itimat caiz değildir. düşün tart işine gelise al kabul et.. diyor mezhebimizin İmamı haa hoş hu huu dinleyen varmı ? dinleyipte amel eden varmı ? nerdeee inadına bozulmuş hadisi alır getirir Sayın Özgür Beyin ! Nur 12 Lev lâ iz semi’tumûhu zannel mu’minûne vel mu’minâtu bi enfusihim hayran ve kâlû hâzâ ifkun mubîn(mubînun). Nur 12 deki MÜMİNATI: hazreti Aişe ifk hadisesinde bu açık bir iftiradır demeyen MÜMİN KADINLAR nur 23 İnnellezîne yermûnel muhsanâtil gâfilâtil mu’minâti luınû fid dunyâ vel âhırati ve lehum azâbun azîm(azîmun). nur 23 deki: Muhsanatil gafilatil Müminatı: Allahı görür gibi iylik yapan peygamber eşlerinden MÜMİN KADIN Hazreti Aişe |
Reno;
Şimdi fakirlik, bizim bildiğimiz züğürtlük değil dedin..Ama Muhammed Efendi öldüğünde hırkasını züğürtlükten Yahudiye rehin bıraktı diyordunuz. Bazı günler aç bile yattığı olurdu diyordunuz..Anlamadım yani Muhammed hak fakirimiydi yoksa gerçekten züğürtmüydü. Yahu adamı şekilden şekile soktunuz.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:04 . |