![]() |
PAZAR'lık. Özlü Sözler! ve Resimler!
http://www.9sn.net/resim/deadvigra.jpg
http://www.9sn.net/resim/hela.jpg http://www.9sn.net/resim/5100.jpg http://www.9sn.net/resim/is.jpg http://www.9sn.net/resim/Image%2010.jpg http://www.9sn.net/resim/geride.jpg http://www.9sn.net/resim/dogpolice.jpg http://www.9sn.net/resim/imla.jpg kılavuz ve karga http://www.9sn.net/resim/kömür.jpg inkilizcene kurban olayım http://www.9sn.net/resim/bolge.jpg |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
http://www.9sn.net/resim/Holy-Water.jpg
http://www.9sn.net/resim/Bozuk-kopek.jpg tamir gerekli http://www.9sn.net/resim/Sergi.jpg acaba neresini :lol: http://www.9sn.net/resim/lavabo.jpg eğitim şart :lol: http://www.9sn.net/resim/alkolik-tavir.jpg dilaver bu ''yasa'' sana uyar mı? :lol: http://www.9sn.net/resim/davulcu.jpg |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
|
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
aYdove abim..yaw yaŞŞarı oraa beşdakkeline barakmıştım..ama iş uzadı abim.gussura galmayın...delii tutturmak bayaa zormuş..dahle beceremedim.. :cry: öSkür amcam..afedersin taze abimmdelie biras küçük tutturtmuş... :wink:
bimbarabim.,bim bara bim çalkara çim.salagara kim.. ensevdii öKsür abim :? gezelim heryere doleşelim bide öSKür abimin dukkanına girelim.. Ayran kola bedava.. hayırlıossun abim.. krdşn.cml.aynızemanda pırof.. :roll: *(of allaım offf :D ) |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
camalım deliği tutturmak zor değil. eğer askerde sniper kullanmışsan, gelincede eksoz ayarınıda yaptırmışsan MÜDİRİYET *sana bi şey demez.
ikinci bir şık daha var. acaba deliğimi tutturmak önemli deliğimi kaptmak. işte *mesele *tobe or not to be ( acıkın inkilizcede biliyom bunuda göstereyim benide sahil pardon cahil sanmasınlar) şimdi deliği tutturmak için gerekli malumatı verdik sıra geldi delik kpama sorunsalına :lol: NASRETTİN HOCANIN ROMATİZMASI NASRETTİN HOCA, PASTIRMA YAZININ BAŞLADIĞI GÜNLERDE *bahçeye iner .çakşırını çözer potur ve donu indirip poposunu güneşe karşı tutar. nasrettin hoca, bu pozisyonda beklerken, yan komşusu bir kocakarı '' hu hoca ne yapıyorsun'' diye sorar hoca '' romatizmam var şimdiden içime güneş ışığı *depo ediyorum kışıda rahat geçiriyorum '' der kocakarı '' hoca doğrumu söylersin'' deyince , hoca ''gerçekten iyi geliyor '' der '' ya hocam bendede var romatizma'' hoca '' gel o zaman yanıma sende depo et ısıyı'' kocakarıda hocanın yanına gelir oda şalvarı donu indirip başlar dötünü ısıtmaya. epey bir zaman geçince kocakarı ,''hoca benim sadece dötüm ısınıyor içim ısınmıyor'' deyince hoca'' kahretsin komşu sende iki delik var ısı sirkülasyon yapıyor ondan ısınmıyor için'' kocakarı '' ne yapayım o zaman?'' hoca '' deliğin birini kapatmamız lazım'' kocakarı '' kapat o zaman hoca'' deyince hoca kacakarının dediğini yapar :lol: biraz sonra kocakarı '' haklıymışsın be hoca şimdi hakkaten içimde ısındı'' |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
http://www.9sn.net/resim/davulcu.jpg
davulcumuz yine çok kızmış :lol: 301 çatlağı derinleşiyor 14 Nisan 2008 TBMM Başkanı Köksal Toptan, 301. Madde'de dava açma yetkisinin Cumhurbaşkanına verilmesinin makamı zor durumda bırakabileceğini söyledi. Başbakan Erdoğan ise Toptan'la aynı fikirde değil. Erdoğan, Cumhurbaşkanının siyaset üstü konumu nedeniyle böyle bir düzenleme yaptıklarını açıkladı TBMM Başkanı Köksal Toptan, Türk Ceza Kanununun (TCK) 301. maddesi ile ilgili kovuşturma açmada, Adalet Bakanlığının iznini aramanın en doğru yaklaşım olduğunu ifade ederek, “Böyle bir organla donatılmamış cumhurbaşkanlığı makamı, kovuşturma aşamasında böyle bir yetkilendirmeyle donatılması, cumhurbaşkanlığı makamını çok zor durumda bırakabilir” dedi. “Değişiklik teklifinde, kovuşturma açma izninin cumhurbaşkanına bırakılmasına” ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Köksal Toptan, teklife göre, iznin, kovuşturma açıldıktan sonra söz konusu olduğunu söyledi. TBMM Başkanı Toptan, kovuşturma açıldıktan sonra dosyayla ilgili karar verebilmenin, çok ciddi bir cezai incelemeyi gerektirdiğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “O nedenle şahsi kanaatim odur ki böyle bir organla donatılmamış cumhurbaşkanlığı makamı, kovuşturma aşamasında böyle bir yetkilendirmeyle donatılması, cumhurbaşkanlığı makamını çok zor durumda bırakabilir. Bu nedenle, bana göre, eskiden olduğu gibi Adalet Bakanlığının iznini aramak, en doğru yaklaşımdır. Çünkü Adalet Bakanlığının elinde, konuyla ilgili çok sayıda uzman, bakanı bilgilendirecek çok sayıda imkan vardır.” KATAR'DAR TOPTAN'A CEVAP Katar'da bulunan Başbakan Tayyip Erdoğan ise 301'le ilgili değişikliğin AKP Grubu'nda uzun uzun tartışıldığını ve STK'ların da fikri alındıktan sonra son şeklinin verildiğini söyledi. Toptan'ın dava açma yetkisinin Cumhurbaşkanı'na verilmesi konusundaki eleştirileri hatırlatılan Başbakan Erdoğan, sorumluluğun Adalet Bakanı'na verilmesi durumunda siyasi kişiliği nedeniyle her kararın ardından tartışma çıkacağı düşüncesiyle yetkinin Çankaya Köşkü'ne bırakıldığını belirtti.HÜRRİYET |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
|
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
|
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
|
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
|
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
YAVAŞLA- Sürat Felakettir..
Temel otobanda gazı köklemiş , gidiyor… Bakmış bir tabela : *“YAVAŞLA 80 km.” Hızını o an 80 e indirmiş Temel … Az sonra bir tabela daha:”YAVAŞLA 60 km.”Temel 60 a inmiş … Merakla giderken yeniden bir tabela “YAVAŞLA 40 km.” ” Yolda çalışma var galiba “ *deyip 40 a düşürmüş hızını. Epeyce sonra yine bir tabela : “YAVAŞLA 15 km.” Talimata uyarak 15 km.ye düşmüş Temel… Yolun en sağından tıngır mıngır gidiyor … Ama meraktan da çatlayacak . Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş : ” YAVAŞLA’YA HOŞGELDİNİZ , NÜFUS 2500 ” Özgür iyi ki bu başlığı açmış, gönderilenlerin hepsi birbirinden güzel. Ben özellikle "Çamlıhemşin'in " TOPLAM:8961 ini çok beğendim * :D |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
|
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
|
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler. Sanatsal Resimler
"Kocam cumaya gidiyor ama zina da yapıyor. Arkadaşı kandırdı. Kendisine neden böyle yapıyorsun, dediğimde, 'Evli erkek için günah değilmiş' diyor. Doğru mu?"
Müftülüğün 'Alo Fetva' adıyla bilinen hattına gelen telefonlardan biri... Ey benim kafası dinle, hasbihal ederken bulamac olan, zavallı kadınım!!! Günah olup olmadıgını *soracagına, kendi duygularını hasır altı edip ne de güzel sistem kölesi olan zavallı kadınım!!! |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler! ve l Resimler!
|
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler! ve l Resimler!
HOCA'NIN KORKUSU
Bizim hoca eşini Alıp oduna gider. O gün akşama kadar Epeyce odun eder. Artık dönüş zamanı; Hazırlık tamamlanır. Issız orman içinde, Hocamız evhamlanır. Çıkarlar yola ama, İçini korku sarar. Aklına gelenleri, Dönüp eşine sorar; "-Ne yaparız Asiye Düşün ki eşkıyalar İkimizi tutup da Tecavüze kalksalar? "-Neler gelir aklına; Yok mudur başka işin? Ben kırk yıldır alıştım. Onu asıl sen düşün." Aşık Çepni (Yusuf Mısırlıoğlu) Temel Bir Gün-Vipajans-2006 |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler! ve Resimler!
|
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler! ve Resimler!
bir özlü söz!!
dere kenarından tarla alırsan sel için, kırkından sonra karı alırsan el için. bu fıkra bana hep hadis' rivayetçilerini çağrıştırır. Albay, binbaşıya : -Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün. Binbaşı, yüzbaşıya : -Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır. Yüzbaşı, teğmene : -Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir. Teğmen, başçavuşa : -Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir. Basçavuş, askere : -Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun. Askerler kendi aralarında : -Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutuklayacakmış düğün ve cenaze 17. asrın başlarında İngilizler çabuk ve çok zengin olabilmek için yeni bir yol buldular. Bu, şeker kamışı yetiştirerek şeker yapmaktı. O güne kadar bol miktarda şeker imal etmek için bir sistem yoktu. Şeker pancarından şeker yapmak daha bilinmiyordu. Evet çok eski zamanlardan beri şeker kamışı yetiştirip bunu çiğnemek veya şeker kamışından çıkan sıvıyı bir şekilde şekere dönüştürmek biliniyordu ama dediğim gibi şeker çok az bulunan ve kıymetli bir nesne idi. İngiliz zenginleri, sıcak ve yağmurlu iklimlerde bol yetişen şeker kamışı için Karaip denizindeki Barbados Adası'nı seçtiler. Burası hem boş idi hem de iklimi bu mahsul için çok uygundu. Tek problem kamışın yetişmesinden, kesilmesine, fabrikaya götürülüp işlenmesine kadar hem sürat hem de çok adam icap ettiren bu iş için lazım gelen insanların orada olmaması idi. Bunun da çaresi bulundu. Afrika'da asırlardan beri insan satılıyordu. İngiliz tüccarlar satın aldıkları gemiler dolusu köleyi Barbados'a naklettiler. Seneler boyunca kadın, erkek, çocuk demeden dört milyon civarında zenci köle, beyazların şeker kamışı veya pamuk tarlalarında çalıştırılmak üzere Karaip Adalarına, Güney Amerika'ya ve bugün ABD dediğimiz yere getirildiler. Bunların hayat şartlarını anlatmaya lüzum görmüyorum. Bunların çektiği eziyeti bazılarının tuttuğu hatıra defterlerinden veya çiftlik sahiplerinin notlarından öğreniyoruz. Kırbaçlanan köle, kırbaçlandıktan sonra efendisinin önünde diz çöküp teşekkür etmeye mecburdu. Kızların, kadınların ve çoğu zaman çocukların devamlı tecavüze uğradıklarını da biliyoruz. 24 saat boyunca ayakları zincirli, devamlı insanlık dışı muameleye tabi olan bu zavallıların tek kurtuluşu ölüm idi. Zaten o yüzden, zencilerin cenaze törenleri çok neşeli oluyordu ve müzik çalınıyordu. Bu köleler öldükleri zaman ruhlarının Afrika'ya döneceğine inanıyorlardı. Ama bunun için bir şey lazımdı. Ana kıtadan getirilmiş bir şey. Bu bir dal parçası, bir diş, bir kemik, kurumuş bir yaprak, bir metal parçası veya bir paçavra bile olabilirdi. Onun için de bu zavallı insanlar bütün eziyetli hayatları boyunca Afrika hatıralarına dört elle sarılır ve bunları çok iyi saklarlardı. Çünkü sakladıkları hatıra onların ruhunu Afrika'ya döndürecekti Ölürken de bu inançla yüzlerine bir rahatlık, bir tebessüm gelirdi. Arkadaşları da, kurtulan köle için dans ederler, şarkı söylerler ve müzik çalarlardı. Bu adet, hala devam eder. Amerika'nın birçok yerinde zenci cenazeleri nefis bir müzik refakatinde defnedilir. (bu yazı, güneş gazetesindeki ahmet çavuşoğlu'nun köşesinden alınmadır) |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler! ve Resimler!
http://english.whatatop.com/volumen/03/86/38625.jpg
Tarikat şeyhi ve müritleri :lol: *:lol: tam yolunacak hale gelmemişler .biraz beklemesi lazım |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler! ve Resimler!
http://english.whatatop.com/volumen/01/88/18813.jpg
Cennette kendime yaptırdığım köşk. :lol: *toprağı az ama olsun. (resimler *whatatop'tan alınmadır) |
Re: PAZAR'lık. Özlü Sözler! ve Resimler!
|
http://www.buzcevheri.com/wp-content...12/komik_3.jpg Bumudur?; Budur abi...:)
|
En az 5 dk baktık.
Baktık. Baktık... Yav çekilenlerin psikolojisini hadi anlamaya çalışalım dedik. Anadan babadan ayrı ilk gurbet, ilk ayrılık, ilk ... Hiç bilmedikleri bir ortam, arkadaşlar, yemekler ... Büyük bir disiplin, katı kurallar, sert komutanlar ... Ve hadi diyelim ki tüm bunlar sonucu oluşan bir olgunun sonucu olarak çıktı bu poz!!! Be hey ÇEKEN!!! Senin psikolojini anlayan var mıdır, bilmem? Güleyim mi, ağlayayım mı? Yoksa bu poz için ilk düşündüğümü sana mı yorayım... |
slm özgür adam
bence daha güzel fıkralar var hocayı bile gözümde küçülttünüz biraz daha ağır takılayım abiler biz bize yakışanı yazalım ok ha bu arada fazla özgür olma kanatların yıpranmasın
|
kral ve maymun
Aslan sevgililerini ormana avlanmaya göndermiş. canı sıkılan aslan önce kurta seslenmiş. ''kurt kardeş gel sohbet edelim'' kurt '' kralım ,beni affet ben korkarım '' tilkiye ,zürafaya ona buna teklif etmiş . cevap hep aynı. bakmış kimsede olumlu cevap yok. ağacın tepesinde muz yiyen maymuna seslenmiş. ''maymun gel biraz sohbet edelim'' maymun'' kralım sen beni yersin'' aslan ''ya olurmu öyle şey sohbete çağırıyorum ben seni'' ''kralım madem öyle. benim rahat etmem için ön ve arka ayakalrını bağlattır'' aslana mantıklı gelmiş çözüm. hayvanın birini çağırıp ayaklarını bir güzel bağlatmış. maymun ağaçtan aşağı inmiş. ama maymunun her yeri tirim tirim titriyor. bu hali gören aslan, maymuna ''ayaklarım bağlı niye titriyorsun. korkuyormusun?'' maymun ''hayır kralım korkmuyorum'' ''peki niçin titriyorsun'' maymun '' hayatımda ilk defa eli kolu bir aslanı becereceğim .onun için heyecandan titriyorum. YAZ KAMPI Yaz kampının veda gecesinde Avustralyalı delikanlı haftalardır göz koyduğu sarışın mavi gözlü minicik burunlu İsveçli fıstığı dansa kaldırmış, dansta bir ara onu iyice sarmalayarak "Biz buna Avustralya'da 'Sarılmak' deriz..!" demiş.. "Evet.." diye gülümseyerek cevap vermiş kız "İsveç'te de öyle denir..!" Delikanlı romantik müzikten, loş ışıklardan etkilenerek kızın pembe dudaklarına bir öpücük kondurmuş, "Biz buna Avustralya'da 'öpücük' deriz.." demiş. "Evet, İsveç'te de aynen bu şekilde tabir edilir.." demiş sevimli kız.. Gecenin sonunda hayli içildikten sonra delikanlı kızı alıp uçsuz bucaksız loş bahçeye götürmüş, çimlerin üzerinde sevişmişler, sırtüstü uzanıp keyifle yıldızlara bakarken "Bizim orada üniversite kampusunda bunun adı 'Çim sandviçidir" demiş delikanlı hafif gülümseyerek . "Bizde de öyle derler.." demiş kız biraz kırgın bir ses tonuyla "Ama genellikle içine daha fazla et koyarlar..!" SOLUCAN VE DEDE Dede bahçede oynayan torununu seyreder. Torun bir deliğin içinde bulduğu solucanı çekip çıkarır.. Dedesi torununa hem yaptığı işin iyi olmadığını anlatmak, hem de zekâsını ölçmek içim "O solucanı tekrar deliğine sokabilir misin"der. Torun "Evet dede.." der anında.. Dede gülümser.. "Sen onu tekrar deliğe sok, benden sana 10 lira!.." Çocuk eve koşar, annesinin saç spreyini kaptığı gibi solucana sıkmaya başlar, solucan kalem gibi düzleşir, sertleşir. Torun aynen deliğine iter, hayvanı. Dede şaşkın.. 10 lirayı çıkarır verir.. Ertesi gün çocuk gene bahçede oynarken bu defa ninesi yanına gelir, eline 50 lira sıkıştırır ve sırtını okşar.. "Sen dedene neler öğretmişsin öyle?.." |
RUHİ BABA İLE CİN AHMET BEY
İzmirin yaşlıları her ikisinide hatırlasalar gerektir. bundan kırk yıl evveline kadar ruhi baba ile cin ahmet beyizmirde avukatlık ederler ve içtiklerisu ayrı gitmeyecek birbirlerinden ayrılmazmış. günün birinde, hisar kahvelerinde oturan bir zata, birisi herkesin önünde , pezevenk, diye küfreder. küfredilen adamda namus davası açması için ruhi baba'yı vekil eder. iş mahkemeye düşünce, öte tarfta cin ahmet bey'i vekil eder. hakimin huzurunda iki dost karşılaşırlar. hakim davanın esasını izahtan sonra, sözü önce cin ahmet'e verir. o ,derki -efendim, türkçede bazı tabirler vardırki, haddi zatında küfür olmakla beraber çok defa da takdir ve hayranlık makamında kullanılır. pezevenk de o makuledendir. ve mesela ''doğrusu çok usta imiş pezevenk'' veya '' aşkolsun ! filan işi becerdi pezevenk'' deriz ve hayranlığımızı ifade ederiz benim müvekkilimde bu sözü hakaret kastıyla ile değil ,bilakis meslekdaşımın müvekkiline karşı takdir ve hayranlığını belirmek için kullanmıştır. beraatini isterim. hakim ruhi babaya sorar ruhi baba gayet ciddi cevap verir - ne diyeyim efendim. çok güzel müdafa etti pezevenk. yeni adam 12. 8 . 1943 ercüment ekrem talü (not: ben bu yazıyı ,hilmi yüce baş'ın ''hiciv ve mizah edebiyatı antolojisi''nden aldım) |
MEYVALI AĞAÇLAR
namık kemal merhum bir adam hakkında kötü bir dedikodu duyunca, hemen o adamı bulup konuşurmuş. sebebini soranlara şöyle demiş -buna emin olunuz kihiç bir fazileti olmayan adamı kimse çekiştirmez. zem olunan adamlar, görüşmeye layıkı şayandırlar (evrensel, anladın mı? seni niye ZEM ediyorlar) MİDİLLİ EŞŞEĞİ Namık kemal midilli adasında mutasarrıf iken, bir gün haber gelir. - azldeilmişsiniz. istanbuldan yeni mutasarrıf gelecekmiş. -pekala ... göndersinler eşşeği alsınlar midilliyi TAŞ Cenab şehabettin bey anlattı. nazif (süleyman) basra'da vali iken memlekette yol ve yol yapımında kullanmak için taş olmadığından bahsediliyormuş. merhum ellerini semaya kaldırarak. - yarabbi, bu memlekete biraz TAŞ yağdır. SABIR ULU TANRIM , ŞU SENİN SABRINA HAYRANIM BEN, GÜNDE BEŞ KERE BULUŞMAKDAKİ KASDİ BİLMEM SENİ ALDATMAK İÇİN TAKLA ATAN KULLARI BEN YAŞASAM BİN SANİYE, BİR SANİYE GÖRMEK İSTEMEM HAK İLE HALVET OLANLAR GÖSTERİŞTEN AR EDER TANRIDAN YÜZ BULMAYANLAR DİNİ İSTİSMAR EDER DR. RAHMİ DUMAN NOT : Dr. rahmi duman'ın bu şiiri adnan menderesin başvekil olduğu dönemlerde yazmıştır. demekki devir, değişsede insan değişmiyor. |
NAMUS MESELESİ
Okyanusun ortasında, bir türk şilebi arıza yapar. teknik ekip, çok gayret etmesine rağmen şilebin tamir işi uzun sürer ve tatlı suları azalır. kaptan , ikinci kaptana -bir filika hazırlayın .ilerde görünen adaya gidelim ,eğer su varsa biraz su alalım. ekip adaya çıkar. tayfalardan biri, ilerde bir duman yükseldiğini görür. hep beraber dumanın çıktığı yere giderler. birde bakarlarki, üç beyaz erkek ateşin etrafında çember olmuş oturuyorlar. kaptan doğal olarak ingilizce sorar - where are you from? oturanlardan biri -ula ne fromi ?biz lazız. kaptan bunlarında türk olduğunu anlayınca, kendilerini tanıtıp durumu anlatırlar. kaptan bunlara ,buraya nasıl geldiklerini sorar. içlerinden biri ,tayfa olduklarını, gemilernin battığını sadece üçünün kurtulduklarını anlatır. adada tatlı su olduklarını öğrenirler. tatlı suyu filikaya yükledikten sonra, üç laza - hadi siz gelmiyormusunuz? içlerinden biri biz gelmeyiruz bizim burda durumumuz iyi ,hiç stresimiz yok. kaptan -peki kadın işini ne yapıyorsunuz? birisi eliyle bir yeri işaret eder. kaptan lazın işaret ettiği yöne bakınca,aynı kadına benzetilip güzelce boyanmış üç kadın totemi görür.ve içinden güler. yine gelmelerini önerir ama bizim ahbab çavuşlar bu teklifi reddeder. kaptan yoluna devam eder. iki üç sene sonra , kaptanın seyri yine aynı güzergaha denk gelir.içinden - bu manyaklar pişman olmuştur gdip şunları alayım, diye geçirir. filika indirilip üç lazın yanına gidilir. selam sabahtan sonra lazların iki kişi kaldıklarını görür. sorar -niye iki kişisiniz öteki nerde? lazın birisi -ha bu ötekini namus meselesinden öldirdi. mezaride ilerde. kaptan hayretle sorar -bu ıssız adada, nasıl bir namus meselesi oldu? öteki devam eder - ölen ha buna ,''tahtanı s.kerim'' dedi. buda çıkardı tabancayi ,oni vurdu |
Fıkralar çok iyi gidiyor Özgür dedikten sonra bir resimle tebessüm vesilesi olmak var dedim şimdi:)
Makyaj deyip geçmeyin ! http://img74.imageshack.us/img74/9060/makyajqa5.jpg |
ABD’de eşcinsellere resmen evlenme olanağı tanıyan Kaliforniya eyaleti, evlenmek isteyen eşcinsellerin akınına uğradı.
Eyalette ilk resmi eşcinsel nikahının Belediye Başkanlığı makamında kıyılmasından sonra, nikah memurları eşcinsel evlilikleri için fazla mesai yapmak zorunda kaldı. Resimler çok iyi yanlız , bende bu yaşda olsam tabi ki akına uğratırım ilgili yerleri :) http://img258.imageshack.us/img258/5...mf19041yg9.jpg http://img529.imageshack.us/img529/5...mf19019jl8.jpg gelini öpebilirsiniz gelin hanım :) |
DOĞRU YOLA DÖNÜŞ.
MR SMİTH ,onaltı aylık cezaevi tatilini! bitirmişti. amerikan hükümetinin bir dolar on yedi penilik hediyesini, hapihanenin ilbay'ının elinden almış ve ilbay'ın ona söylediği rutin nasihatları dinleyip ,özgürlüğe merhaba demişti. hapisahane kapısından çıkıp trene binip ''evim '' addettiği ,mr davkinsin oteline gitmişti. mr davkins onu kucakladıktan sonra, smith seni daha önce çıkarmayı beceremedik kusura bakma. odan olduğu gibi duruyor. hassas aletlerin yatağının altında seni bekliyor. mr smith'ten biraz bahsetmek yerinde olur sanırım mr smith, (ki amerikadaki düzenle arası olmayan çoğu insanın kullandığı bir isimdir) usta bir kasa virtiözüdür. kasayı açmak için bir cerrahların bile gıpta edeceği ,hassaslıktaki aletlerini kendi yapmıştır. otuzlu yaşlarda yakışıklı ve eski lordların vakarına ve inceliğne sahiptir. eğer onu işbaşında görmek şansınız olsaydı, gördüğünüz adam bir hırsız değil metropolitanda resital veren bir keman virtiözü sanırdınız. mr smith, hapisten çıkmasının akabinde ,üçer beşer gün arayla ufak sayılabilecek kıymetteki paralar şehirdeki bankalardan hiç bir iz bırakmadan buhar olur uçar. mr smith , otel sahibi arkadaşı davkinse. sevgili davkins ben gidiyorum. yeni bir hayata başlamaya karar verdim. sana gittiğim yerlerden kart atarım. öpüşüp vedalaşırlar yaşadığı şehirden ayrılıp bir kaç kasaba dolaşır. kasabanın birine yerleşmeye karar verir. yerleşmeye karar verdiği kasabanın adı honeybox 'tır honeybax'ta iyi bir ayakkabıcı dükkanı toktur. olsada kayda değer olduklarından söz edilemez. mr smith ,honeybax'a yerleşmeye karar verir.şehirdeki, banka kasalarından buhar olan para bir tedadüf! eseri mr smith'in cebindedir. parasını emanet edecek bir banka arar .kasabanın tek bankası vardır. bankaya doğru ilerlerken, merdivenlerde 23lü yaşlarda çok güzel bir bayanla gözgöze gelirler. mr simith'in kalbine ,eros'un oklarından biri isabet etmiştir. kalbine saplanan ok ,onu sendeletir ama düşürmez. paralarını bankaya yatırır kendine bir dükkan tutar. bir hafta sonra ,ayakkabıcı dükkanı açılmıştır kasabanın en güzel dükkanlarından biridir. kasabalılar o'nu artık mr o.henry olarak tanımaktadır yalnız, bu arada bahsetmemiz gereken bir gelişme olmuştur .terkettiği şehirde. onu deliğe tıkan dedektif tyler, bankalardan buhar olan paranın peşine düşmüştür. delil yoktur ama kasaların açılmasındaki incelik ,ok işaretlerini mr smith'i göstermektedir. dedektif tyler'i burada bırakıp mr smithe dönelim. açtığı ayakkabı dükkanı, mr smith'i kasabanın saygın kişileri arasına sokmuştur. bu arada, parasını yatırdığı bankaya işleri dolayısıyla çok sık gitmektedir. erosun, ona ok atmasına neden olan güzel bayanın ,banka sahibinin kızı olduğunu öğrenir. ne güzel tesadüftürki ,eros boş durmamış ,aynı oktan banka sahibinin kızı olan güzel helen'ide vurmuştur. erosun yaraladığı iki kazazadenin! akibeti bir nişan töreniyle sonuçlanır. nişan gününe karar verilir. mr smith meslektaı john'a bir mektup yazar. o'nunda tahliyesi çıkmıştır. mr smith kısaca şöyle yazmıştır mr john'a '' sevgili john harika bir kadınla nişnalıyım ve bir kaç ay sonra evleneceğim. çok değer verdiğim hassas aletlerimi sana verceğim. çünkü onlara artık ihtiyacım yok. cumartesi günü davkinsin orda buluşalım selamlar smith'' mr smith, nişanlısıyla şehire gidip hem nişana hazırlık için, hem alış veriş yapacak hemde john'a aletlerini verecektir. bu herşeyin güzel gittiği zannedilen bir zamanda, kasabaya dedektif tyler gelir. kasabada herkesin adını mr o henry olarak bildiği, mr smith'in izini dedektif tyler bulmuştur. bu olaylardan haberi olmayan mr simith, kayın pederinin bankasına gider . orda nişanlısıyla buluşup şehre gidecektir alet çantasıda yanındadır. bankaya gittiğinde tüm aile bankadadır. kayınpederi , arkansastan yeni getirttiği büyük kasayı göstermektedir. kayın pederi şöyle demektedir.damat adayım mr simith ve ailesine. -bu kasayı kimse açamaz , dört bir yönden ,çelik kollar kapıyı tutmaktadır. sistemi kilitlediğinizde 24 saat kasanın kapısı açılmaz . ve bir sürü teknik ayrıntı anlatır kayınpeder. bu arada ,yeni getirilen kasanın kapısı açıktır. gelin adayımız, helen'in iki yeğeni tesadüfen kasanın içine girer ve kapı üstlerine kapanır. kapının gümdürdeyerek kapanması bütün dikkatleri o yöne çeker. kasanın içinde ağlayan iki veledin ağlaşmalarıyla çınlamaktadır. bütün aile büyük bir korku ve telaş içindedir. kayın peder - şimdi ne olacak . bu kasayı şifrelerini düzenlememiştik.açabilmemiz için 24 saat geçmesi gerekmektedir. tam bu esnada, ikinci felaket, kapıdan girmiştir bu felaket dedektir mr tyler'den başkası değildir. mr smith tyler'in yanına gider ve şöyle der -mr tyler bana bir yrım saat müsade edin ,sonra gidelim mr tyler - peki , der mr smith,''herkesin susmasını hiç ses çıkarmamasını çocukları kurtaracağını ama sessizliğe ihtiyacı olduğunu söyler'' bankada sükünet sağlanır mr smith, alet çantasını açar. bir cerrah titizliğiyle aletlerini sıraya koyar. artık o bu dünyada değidir. kasa aletleri ve kendisi vardır. dudaklarında yanık bir cowboy melodisi ıslık olarak çalınmaktadır. mr smith'in bir saate yakın uğraşısından sonra kasa kapısı açılır. aile ,mr smith hariç sevinç içindedir. aletlerini toplayan mr smith,mr tyler'e ''gidebiliriz'' der. mr tyler - afedersiniz mr .o ,henry, ben mr smith'i arıyordum. belliki sizi birine benzetmişim. hoşçakalın.der ve gider, mr tyler gelinimiz güzel helen ,mr o. henry'in yanağına sevgi ve minnet dolu bir öpücük kondurur ve - hadi sevgilim artık şehre gidebiliriz artık gittikleri yol ,şehir yolu değil aşk ve mutluluk yoludur. not bu hikayenin konusu ünlü hikayeci o. henry'e aittir. ben sadece yeniden kendi kelime ve cümlelerimle yeniden yazdım. |
|
Sen güzel adamsin
Özgür Bey'nim
Bunlari sen yayinlamasan da topluyorsun degil mi! Güzel adamsin. Sevgiler, selamlar Edda |
sihamıkzanın(kaza okları)nınyazarı nef'iv tümuyarılara rğmençenesinintutmamış
bugünküistsnbuldsaki birsemte adını veren bayrasmpaşayı hicveder öyle bithicviyeyazmıştıştırki bubhicviye onun idam fermanı olmuştur.zindanan atılan nef'iyi çok seven bir hadım ağası onun ağzındsn bir özürname hazırlatır ve zindana imzalaması için götürür özürnmaenimüstünde ben şeklinde mürekkeplekesivardır. nef'i yin dilini tutamayıp zenci hadıma'' ağa ,ağa mübarek teriniz kağıda damlamış der hadım ağa hiç beklemediği bu cevap karşısında tornistan geri föner gönerkende allah zaten belanı vermiş hala mendeburlukpeşindesindediği trivayetolunur venef'i27ocak1635 teidam edilir cesedi mazgallardan denize atılırc esedini marmara deninzinin balıklarına yemolur nef'i mevlevidirbu yüzden konyada1965 yılında sembolik birmezar yapılmıştır not kaynak büyükyütkiye tarihi yılmz öztuna |
ISLIK:)
temel fadimeyle kavga etmiş iki senedir konuşmuyolarmiş . idrisin dikkatıni çekmiş ula temel iki senedir konuşmuyorsun fadımeyle cinsel ihtiyaçlarınızı nasıl karşiliyorsunuz temel demiş benim ihtiyacim oldugu zaman islik çaliyorum fadime anliyor idriş sormuş ya fadimenin ihtiyaci oldugunda oda bana temel TEMEL BAA İSLİK Mİ ÇALDİN DİYOR |
YAZILARIMDAKİ HATLARDAN DOLAYI ÖZÜRDİLERİM AZICIK HASTAYIM FOĞRU HARFLRE
Basamıyorum xzaman zamna |
Allah'tan acil şifalar dileriz.
Geçmiş olsun |
Ben hasta degilim ama bugun cok tembelim. Bir katki yapayim dedim ozgur'e, ama asagidaki oykulerin formatini duzeltmeye usendim.
DIYARBAKIR Havaalani'nda THY'nin ucagi kalkacak. Gorevli, yolculari ucaga davet etmek icin son anonsu yapiyor. Hoparlorlerden yukselen sozcukler soyle 'Sayin yolcilar! Ucak on dakka sonra kahacahtir . Polis kontrolunden gectiizz, gectizz... Gecmediz, ucah gitti, siz kaldiz... Tikkatinize.' Hurriyet Gazetesi 2)Anadolu'yu koy koy dolasan bir mufettisin sahit oldugu olaydir: Mufettis arkadas Denizli'nin koylerinden birine hurda bir minibusle gitmektedir. Minibuste yayla koylerine giden koyluler vardir. KOylulerden biri ileride yol kenarinda otlayan keci yavrularini gostererek sofore seslenir 'Oglaklarin yaninda indiriveee'. Sofor vitesi kucultur tam duracakken motor sesinden urken keci yavrulari yol boyunca kosmaya baslarlar.Sofor de hizini yeniden artirip oglaklarin pesine duser. Araba ile oglaklar arasinda muthis bir kovalamaca baslar. Yaklasik 2 kilometre sonra oglaklar yorulur ve durur. Sofor de durup kapiyi acar. Koylu hicbir sey soylemeden minibusten iner. 3)Dogu'da devlet hastanelerinden birinde mecburi hizmetini yapan bir doktorun basindan gecer olay: Doktorumuz jinekologdur... Bir gun iceri carsafli bir kadin ve kocasi gelir... Adam 'karimin bir sikayeti var' deyip cikar disari... Doktor kadina uzanmasini soyler ve normal muayenesini yapar. Muayene bittikten sonra da hastanin SSK'li oldugunu dusunerek sevk kagidinin olup olmadigini sorar: 'Sevk aldin mi?' der. 'Acuuk' diye cevap verir kadin... 4)Kartal Devlet Hastanesi'ne gece nobetinde bir cocuk getirilir. Yapilan tetkiklerden sonra cocugun ayaginin burkuldugu anlasilir. Hekimimiz babayi iceri cagirir ve 'Cocuga voltaren pomat yaziyorum. Gunde uc kere yedire yedire surun' der. Aradan bir hafta gecmistir ki ayni adam ve ayni cocuk bir kez daha gelirler hastaneye. Cocugun ayagi davul gibi sismistir, surati da morluklar icindedir. 'Doktor bey' der, 'bu cocugun ayagi kirik.' Doktor hayretler icinde kalmistir. Ayagin kirik olmadigini bilmektedir. Merakla sorar 'Peki verdigim merhemi ne yaptiniz?' 'Valla doktor sizin dedigunuz gibi gunde uc ogun ekmegin ustune surduk yedirdik, surduk yedirdik. Yemek istemedi ama duve duve yidirdik. Gine de inmedi sisligi... Naapsak bilmiyom artik...' |
***
Adamın biri varmış eğilen herkese zımbalıyormuş,bütün halk bıkmış bundan herkesin bedduasını almış gün gelmiş adam hayata gözlerini yummuş tabi diğer tarafta adresi belli ''cehennem''... Bu seferde çocuğu aynı dertle milletin başına musallat olmuş tabi bir zaman gelmiş o da ölmüş,malum gideceği yer cehennem.Cehenneme bir girmiş içerisi buz gibi şaşırmış tabi ordan geçen bir zebaniye sormuş -yaaa burasının sıcak olması gerekmiyor muydu? zebani,gerekiyordu tabi ama babandan eğilip odun atamıyoruz ki.... *** Kadının biri hastanede azraille karşılaşmış korkmuş tabi, azraile karşısında görünce azraile, -benim için mi geldin -hayır başkası için geldim -peki birşey sorsam benim ne kadar ömrüm kaldı? -46 sene 6 ay 3 gün 2 saat 40 larında olan kadın bakmış epey zaman var bari vücudmu biraz düzelteyim,güzelleşeyim diye düşünmüş dudaklarını yaptırmış,göğüslere silikon taktırmış,basenleri inceletmiş... Birkaç gün sonra iş dönüşü ambulans çarpımış tabi azraili görünce, -daha senelerin olduğunu söylemiştin -kız sen miydin?valla tanıyamadım... corbaya tuz. sevgilerle.. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:55 . |