![]() |
İnsanların ölümünden sonra gideceği yer
İnsanların ölümünden sonra gideceği yer biliniyorsa Cennet veya Cehennem se
henüz oluşmamış hedefle buluşmamış :D damarlarda dolaşan insan doğumun başlangıcı olan meninin gideceği yerde biliniyormudur? |
İslam inancına göre;Kişinin Azrail adındaki melek vesilesiyle ruhu alınır,Berzah denen bir aleme götürülür.Berzah, bir bekleme zeminidir.Kabir halinde iken Ruh iade edilir.Malum sorulara muhatap kalır.
Eğer mümin ve iyi bir kimse ise Cennet bahçesindeki gibi bir uykuyla uyutulur.Şayet kafir ve zalim ise,Cehennem çukurlarını andıran bir azaba muhatap tutulur. Kıyamet günü,Diriltilme cereyan edileceğinde bu ruh bedene iade edilir ve Mahşerde, beden ve ruh bütünleşmiş vaziyette olur.Hesapları lehine olanlar Cennete,Aleyhine olanlar Cehenneme gönderilirler. Cehennemin şuan var olup olmadığı hakkında,ihtilaf vardır.Kaynaklar:Bunun en iyi bilicisi Tanrı'dır demek suretiyle bahsi kapamışlardır. |
henüz Doğmamış suç işleyerek günaha girmemiş veya iyilik yaparak sevap işlememiş bir bebekten bahsediyorum
|
allah onlara "yok ol" der onlarda yok olur belki :P
|
Alıntı:
Spermlerde 300 milyon civarında hücre mevcut. Her spermdeki milyonlarca hücreden sadece biri hedefe ulaşabiliyor. Hedefe ulaşabilecek olan hücrenin hangisi olduğunu Allah biliyor. O hücrenin kaderini de ezelden yazmış. Yani, diğer 299.299.299 hücre ne yaparsa yapsın hedefe ulaşamaz. O nedenle de bunlara bir kader de yazılmamış olmalı. Niye boşuna uğraşılsın ki, zaten yumurta yollarında asit göllerinde yanacaklar. Ayrıca boşa giden menilerdeki hücrelerin de hiçbirine kader yazılmamıştır. Rüyada boşalma, mastrubasyon, geri çekme, prezarvatifle ilişki hallerini Allah bildiği için, o durumlarda boşa giden meninin içinde de kaderi yazılmış hücre yoktur. Kimi hücrelerin de kaderi çok kısa yazılmıştır. Kürtaj, düşük, ölü doğum gibi hallerdeki kısa kaderli bebek, dünyaya gelmediği için öbür dünyaya da gelmeyecektir. Henüz çıkmamış meninin değil, henüz doğmamış erkek çocuğun kıyamete kadar olan soyunun menilerinin dahi cennete mi cehenneme mi gideceği ezelden belirlenmiştir, tabi boşa gidecek meni değilse. :) |
Alıntı:
|
Allahın varlığına birliğine meleklerine paygamberlerine ahiret gününe inanmadınmı yandın cehennemde ne kadar düzgün yaşadığının ne kadar iyilik yaptığının ne kadar kötülük yapmadığın hiç bir önemi yok üstelik gidip ''allahu ekber allahu ekber'' nida ları ile cihad için allah adına alınan kellerin sevabı çok büyük allah onları nurlandırıcak cennetin baş köşesine oturucak
|
Alıntı:
İslam inancına göre,Cennet zümresinin yek özelliği İmandır.İmanın şartı ise malumunuz olduğu gibi 6'dır.Bu 6 şarta inanmayanlar mümin olamazlar.Ancak Allah'ın ''Adl'' ismi olduğu ve bununla tecelli ettiğine inanılır.Hiçkimsenin iyiliğinin zayi olmayacağı şöyle bildiriliyor: ''Ve men yağmel miskale zerretin hayran yarah''(Herkim,zerre kadar iyilik yapmışsa onun karşılığı verilir)/Zilzal-7 |
farzedelim ki dediğin gibi bu durumda ne yapabileceksin haksızlık bu diye cehennemde isyan mı edebileceksin diyelim ki ettin sonuç ne olacak bunları hiiç mi düşünemiyosunuz Allah sıfatlarını bildirmeden onu nasıl bilebileceksin ki?
|
Alıntı:
Selamlar. |
Alıntı:
Selamlar. |
ha yani dünya iyisi bir insan oLsamda,içimde zerre kadar kötüLük barındırmasam da,inanmıyorum diye direk odun mu oLuyorum?? her türLü yandık yani..neyse bu dünya da biraz aLışığım adana sıcağından,zorLuk çekmem heraLde öte tarafta :D
|
iceman boşver boşver bi yazıda okudum aslında cehennem yokmuş insanlar dize gelsin diye tanrı öyle demiş yakmak falan yokmuş rahat ol:D hemen gidip günah işlemeli
|
işte dostlar ,
kuranı kerim çok net ve açık bildiriyor , 2 seçenek var ya allahın kuranın yolundan gidersin yada kalbler mühürlenerek şeytanın yoluna icabet edersin . sonra allah bana bildirseydi ben cennet için elimden geleni yapardım avuntuları olmasın diye önceden bildiriyor . kimine göre cennet cehennem yok buda zaten inançsızın yoludur . görmediği halde allah yok dur der olsaydı kendisini gösterir idi der . inançlılar ise allahı görmediği halde ondan korkup iman eder . bilir ki kainatda tesadüflere yer yokdur ve olması da mümkin değildir . bunca düzen bunca kompleksli canlılar ve her insanın birbirinden farklı yaratılmış olmasını zaten normal akıl tesadüflere bağlıyamaz . işte kıyamet günü kabirlerden kalkıcak olan insanoğlu mahşer alanına götürüldüğü vakit amel defterleri ellerine verildiği zaman iş işten geçmiş olucak ve cehennemin yaklaştırılması ile birlikde insanlar o muazzam ve dehşet verici azabı görünce keşke yok olub gitseydim diyecek . bu yazdıklarımı bir canlandıracak olursak ateistler biri birine dost iken birden bire düşman kesilir ve biz atalarımıza uyduk falanca kişi beni azdırdı falan filan şeytana kandık derler . şeytan ise sadece ben ancak onlara ortamı güzel gösterdim onlarda bana uydu zaten ben onlara yaptırım gücü yok der . şimdik bu yazdıklarımı birer masal olarak algıla veya başka şekilde bir gerçek var ki , allaha inanan insan mı zararda yoksa inanmayan mı ? hep birlikde ya görüceğiz yada herkez yok olup gidecek ve kimse bunu bilmeyecek . ama şunu dikkatlice aklınızdan geçirin , allah ayeti kerimelerinde insanları uyarıyor . ve korkutuyor vede müjdeliyor . ancak insan kendi yaptklarından sorumludur . |
hep birlikde ya görüceğiz yada herkez yok olup gidecek ve kimse bunu bilmeyecek..
evet çok dogru YOK olup gidecek herkez !! sanaL hayat yok yani ... |
Ölümden sonra nereye gideceğimiz sorusuna cevap vermek , insanoğlunun en meşgul olduğu konulardandır .
İspat etmek sadece ve sadece iddia edenlere düşer . İddia eden kesim belli . İddialarına göre ; ya cennet ya da cehenneme gideceğiz . Acaba öyle mi ? Referansları din kitapları olabilir , tamam da , o referans kaynakları ne derece güvenilir acaba ? |
Ehl-i sünnet inancına göre cennet ve cehennem yaratılmışlardır ve şu an mevcuddurlar.(1) Kur’an’ın ifadesine göre, genişliği yer ve gök arası kadardır.(2) Yine Kur’an’ın ifadesine göre cennet müttekılere, (3) cehennemse kâfirlere (4) hazırlanmıştır. Her ikisi de Miraç gecesi Peygamberimize (s.a.v.) gösterilmiştir. (5) Olmayan bir şey sakinleri için hazırlanabilir ve gösterilebilir miydi? Ayrıca cennetin varlığı Âdem kıssasıyla da sabit olmakta, cehennemin halen mevcudiyeti de onunla kıyaslanmaktadır.(6) Madem cennet ve cehennem bu gün vardır, ama acaba bunlar nerededirler?
Cennetin yukarıda arşın altında, cehennemin aşağıda yerin altında (7) olduğunu söyleyenler olmuş ise de kesin şuradadır, demek mümkün olmamıştır. Her ne kadar Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) “Evimle minberimin arası cennet bahçelerinden bir bahçedir.” (8) buyurmuş ise de bunu, her şeyden önce Kendisini ve kabr-i şeriflerini ziyaretin önemi ve fazileti noktasında söylenmiş bir hadis olduğu şeklinde anlamamız lazım geldiğine inanmaktayım. Bununla beraber kıyametin kopup, yerin başka bir mahiyet almasından sonra cennetin, hadiste işaret edilen yerde veya o yerin doğrultusunda a’la-i ılliyyinde olabileceği de ihtimalden uzak görülmemelidir. Bediüzzaman’a göre Cehennemin yeri Bediüzzaman, “De ki: her şeyin bilgisi Allah katındadır.” (10) “Gaybı Allah’dan başka kimse bilmez.” (9) mealindeki âyetleri dersinin başına koyduktan sonra “Cehennem nerededir?” diye bi soru sorar. Cehennemin yeri bazı rivayetlerde “yerin altı”denilmiştir. Yer küresi, yıllık hareketiyle ileride haşir meydanının etrafında bir daire çiziyor. Cehennem ikidir. Biri küçük cehennem, diğeri de büyük cehennemdir. Küçük cehennem büyük cehennemin çekirdeğidir. İleride küçük cehennem büyük cehenneme inkılab edecek ve büyük cehennemden bir menzil olacaktır. Küçük cehennem yerin altında, yani merkezindedir. Çünkü kürenin altı merkezidir. Coğrafya alimlerince bilinmektedir ki, her otuz üç metre kazıda bir derece sıcaklık artar. Yerin yarı çapı altı bin küsur kilometre olduğuna göre, merkeze kadar bu sıcaklık iki yüz bin dereceyi bulur. . Bu ateş, dünya ateşinden iki yüz defa daha şiddetlidir. Küçük cehennem, büyük cehenneme ait bir çok görevleri dünyada ve berzah âleminde yapmıştır. Âhiret âleminde ise yer küre, sakinlerini yıllık hareketiyle etrafında daire çizdiği haşir meydanına döker. Tabii ki içindeki küçük cehennemi de büyük cehenneme teslim eder. Mu’tezilenin bazı imamları: “Cehennem sonradan yaratılacaktır.” Demiş olsalar da onların bu sözleri yanlıştır. Cehennem yaratılmıştır. Fakat hal-i hazırda tamamiyle inbisat ve sakinlerine tam münasip bir tarzda henüz inkişaf etmemiştir. Kaldı ki gayb perdesinin içindeki ahiret âlemine ait menzilleri bu dünya gözümüzle görmek ve göstermek için ya kâinatı küçültüp! iki vilayet şekline getirmeli, ya da gözümüzü büyütüp yıldızlar gibi gözlerimiz olmalıdır. İkisi de şu an mümkün olmadığına göre öyleyse âhiret âlemine ait menzilleri de, bu dünya gözümüzle görmek mümkün olmayacaktır. Fakat bazı rivayetlerin işaretiyle ahiretteki cehennemin bu dünyamızla münasebeti vardır. Mesela, yazın şiddetli sıcaklığına “min feyhi cehennem” yani “cehennemin kaynamasındandır”denilmiştir. Sözün özü: Cehennemin yerini tesbit noktasında Bediüzzaman’ın görüşlerni şu şekilde özetleyebiliriz: 1-Kadîr- i Zülcelâl’in mülkü çok geniştir. Allah’ın hikmeti nereyi uygun görmüş ve göstermişse büyük cehennem oraya yerleşir. 2- Büyük cehennem, yerin yıllık dönüşünün çizdiği dairenin altındadır. Bu cehennem, kimi zaman yerin merkezindeki küçük cehenneme görevlerini yaptırmıştır. 3-Yerin merkezindeki küçük cehennem, büyük cehennemin çekirdeğidir. Hikmetli Yaratıcı, dağ gibi koca bir ağacı, tırnak gibi bir çekirdekte sakladığı ve vakti geldiğinde de çekirdekten ağacı çıkardığı gibi; yer kürenin kalbindeki küçük cehennem çekirdeğinde de büyük cehennemi saklar ve vakti geldiğinde de ondan büyük cehennemi çıkarır. 4-Cennet ve cehennem hilkat ağacından ebediyyet tarafına uzanıp eğilerek giden bir dalın iki meyvesidir. Meyvenin yeri ise dalın en uç noktasıdır. Hem kâinat silsilesinin iki neticesidir. Neticelerin yerleri silsilenin iki tarafındadır. Süflîsi, ağırı aşağı tarafında; nurlusu ve ulvisi de yukarı tarafındadır. Hem şu işler selinin ve yerin manevî ürünlerinin iki ambarıdır. Ambarın yeri ise ürünün çeşidine göre, fenası altında, iyisi üstündedir. Hem ebede akan seyyal mevcudatın iki havuzudur. Havuzun yeri ise, selin durduğu ve biriktiği yerdir. Yani pislikleri ve zirzibili aşağıda, temizleri ve güzelleri ise yukarıdadır. Hem lütuf ve kahrın, rahmet ve azametin iki tecelligâhıdır. Tecelligâh is her yerde olabilir. Rahman-i Zülcemal ve Kahhar-i Zülcelâl nerede isterse tecelligâhını orada açar.(11) 1-Ömer en-Nesefî, a.g.e.s.8; Ebü’l- Münteha, Şerhu fıkhi’l- ekber, s.26 2-Al-i İmran, 3/133 3-Al-i İmran,3/133 4-Bakara,2/24; Al-i İmran,3/131 5-Buharî, Nikâh, 88; Rikak, 16; Tirmizî, Cehennem,11; Ahmed b. Hanbel, IV, 429 6-TDV İslâm Ansiklopedisi,VII, S.185 7-A.e,VII,S.229 8-Buharî, fî mescid-i Mekke,5 9-Mülk,67/26 10-bkz.Neml, 27/65 günahsız ölen bir bebeğin veya sinn-i teklif olmayan yani buluğ çağına gelmeden vefat eden bir insanın yerinin cennet olduğu sabittir. |
Sn.benun;
Nekadar iyi yüreklisin! |
korkutmak konusunda bir numara olan kuran,insanlar kötülük yapmasın diye cehennem diye bir yer uydurmuştur.insanlar da oraya gitmeyeyim diye çırpınırlar.
cennet dediğiniz yer zaten erkeklere özel yaratılmış,her türlü hurinin olduğu bir haremdir. neyi tartışıyoruz anlamadım? |
Alıntı:
Ben bu siteye henüz yeni üye oldum , az önce upuzun bir yazı yazmıştım ama gitmedi nedense , sadece son cümlelerimi yeniden yazarak göndermek zorunda kaldım , bu da ikinci yorumum olacak . Elimden geldiğince önceki yorumumu yeniden yazmak isterim : İşte ; insanoğlunu en çok meşgul eden , belki de en çetrefilli soru . ''Öldükten sonra nereye gideceğiz ?'' Doğada mevcudiyeti olup da bir şekilde yaşayan diğer herhangi bir canlı da , mesela nebat veya hayvanlar , böyle sorularla meşgul oluyor mudur sizce ? Olmuyor . Olmuyor ; çünkü düşünemiyor , yaratılışında öyle bir yetenek yok . Haliyle o , gayet endişesizce toprak oluyor , yokoluyor , mevcudiyeti son buluyor . Fakat ya biz insanlar ?... *** Doğamızda var olan benmerkezli , tabiri caizse egoist düşünce ve akıl denilen yetiye sahip olmamız bizleri şöyle düşüncelere salıyor : - Hayır hayır ; öleceğimi biliyorum ama , yokolmak da istemiyorum , yeni bir dünya olsun , iyi veya kötü , ama ben varlığımı devam ettireyim , cennete gidersem çok iyi olur , benim gibi düşünmeyen namertler de yansın gitsin anasını satiim , elime sayarak mı verdiler , oh olsun onlara , ama ben tekrar dirileyim , cennete gideyim , dünyanın sıkıntı , eza ve cefalarından uzak yaşayayım vs. Bilinçaltımızda yatan işte benmerkezli bu egoist düşünce , eh biraz da çevremize uyarak gittiğimiz camilerde ve diğer sohbet toplantılarında ta küçüklüğümüzden beri sistemli bir şekilde sözde din ve tebliğ adı altında iyice ve hepten kışkırtılıyor ve tamamen duygu ve benmerkezli bilinçaltımıza adeta nakış nakış işleniyor : - İnananlar cennete , inanmayanlar cehenneme ... Sadece ak ve karalar .... İnanan mümin, inanmayan kafir ... Kışkırtma ... Fitne ... Ayrılık ... Kamplaşma ... Dostlar ve düşmanlar ... Kesen kesene ... Kan , kin , acı , savaşlar ... Acınız da okuyunuz ; İslam Tarihi kanla yazılmıştır sadece . Evet ; kan ve kılıçla ... Tüm varlığı çapul ve yağma siyaseti üzerine kuruludur . Yalan mı ? Tebliğmiş... Hadi oradan ; o , sizin zayıf olduğunuz anlarda geçerlidir . *** Hem biz neye inanacağız ki ? Sürekli ilenen ( beddualar eden ) bir Tanrı'ya mı ? Bırakınız Tanrı'yı , sıradan ve basit bir kimse gibi kendisine inanmayanlara küfreden bir Tanrı'ya mı ? İnanmadılar diye insanlara hakaretler eden bir Tanrıya mı ? İnsanların doğasında bulunan bencil duygularına hitap eden tüccar zihniyetli bir Tanrıya mı ? İnanmayanları çatır çatır yakmakta beis görmeyen bir Tanrıya mı ? İnsan doğasının tamamen reddettiği , hatta tiksindiği , adına korku denilen motiflerle habire beni korkutan Tanrıya mı ? Daha neler neler ... Böyle Tanrı'ya kimse inanmaz . Kafasındaki bu Tanrı'yı insanlara kakalamaya çalışan zavallı aracılara ise sadece gülünür ve insanlık gereği biraz da haline bakıp acınılır . Ama ... Arasıra insanlığa ettiği kötülüğe de bakılır da hani , bir anda içinizdeki o insani acıma duygusu bile derhal kaybolur ve Tanrı'ya değil de ona kızarsınız . *** Hayır hayır ; kızacağız belki ama , kimseye de kin tutmayacağız . İnsanız herşeyden önce . İnsanız . AYDINUS |
siz nasıL Darwin'i ve evrimi savunan biLimadamLarını saçma buLuyorsanız bu da bana MANTIKSIZ geLiyor..hayır;neden inanmak zorundayım?,neden inanmıyorum diye yanacagım? (sizin tabirinizLe)..İSLAMİYETTE ZORLAMA YOKTUR !! evet görüyoruz yokmuş :)
|
Alıntı:
ya kardeşim sen rahat ol.Tanrı olduğu zaman,çok yüce bir varlık oluyor değil mi?yani kötü olarak düşünebilir misin?yani müslüman değilsin diye seni cehenneme tıkacak bir varlık olarak mı düşünüyorsun? cehennem var mı ki oraya gidesin?insanları hizaya sokmak için güzel bir korkutma yöntemi,ama aklın yolu birdir,cehennem-varsa eğer- iyi insanların gideceği yer değildir (mantıken) , o zaman humanist ol ama tecavüzcü müslüman olma..aradaki farkı anladın umarım |
aydınusa da teşekkür ederiz kendine has vaazı ile .
insan olmanın en büyük onuru ise onu yokdan var edene saygı ile eğilmek isyan etmemek . ben daha ne idim yok idim ve birden bire bu yeryüzü denen gezegene teşrif ettim . şu an ben var isem allah neden yok ? ateizmin genel prensiplerinden biri kendi aklı ve mantığı ile ve sağdan soldan duyduğu bilgi ve aklınca kendi edindiği tecrübeler ile allahaın veya bir yaratıcının varlığının olamıyacağı . bu , hani insan kendi düşüncesinin egoistliği altında ve kompleksi altında kendi kendini kandırması ve ona şartlanmasıdır . dönüp dolaşıp anladığını sandığı kuranı kerimin allah tarafından mukmen ve müteşabih ayetleri kapsayan ve kalperi mühürlü kişiler tarafından zaten anlaşılamıyacağını belirtmiş dir . bu şartlar altında kıyametin olamıyacağı cennet cehennemin sadece insanları korkutmak iiçin üretildiğini iddaa eden ve inanan insanlardan isbat bekleyen ateizm . oysa kendi de herhangi bir ispatda bulunamamsı gerçeği yansıtıyor .. ama bu dönme dolab kıyamete kadar devam edicek ... |
ölenler geldikleri yere gider tersini ispat edin.
|
ayeti kerime buyurur ki :
En’âm Sûresinin 164 . Ayetinde De ki: “Her şeyin Rabbi o iken ben başka bir Rab mı arayayım? Herkes günahı yalnız kendi aleyhine kazanır. Hiçbir günahkâr başka bir günahkârın günah yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O size, ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri haber verecektir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bilmiyordum , zira bize sorgulama öğretilmemişti , en ufak bir sorgulamada veya şüphede dinden çıkacağımız tembihlenmişti , eh ben de öylesine inanıp gidiyordum herkes gibi ; sorgulamadan , düşünmeden vs. İnancımın ilk zedelenmesi İmam Gazali'nin kitaplarını okumakla başladı . Sayfalarca tutan o , ''cehennem tasvirleri''ni okuduğumda içimi korkunç bir isyan bürüdü . Ama yine de tövbe çekip yoluma devam ediyordum . Sonra Kur'an'ı okumaya başladım , bir de bazı ilmihal kitaplarını . Artık inanayım veya şüphede olayım , araştırıyor sorguluyordum herşeyi . Bu uğraşılar çok uzun yıllar aldı . Sanma ki , sırf bir kompleks veya diğer insanı zaafların tatmini maksadı ile değildi tüm bunlar . Değildi , zira bir insan isterse inansın isterse inanmasın , öncelikle bilinçli olması gerekirdi . İnsan , öldükten sonra nereye gideceğini nasıl bilebilir ? Sen biliyor musun değerli arkadaşım ? Kur'an'da veya benzeri din kitaplarında öbür dünyanın var olduğunun iddia edilmesi iddiadan öte neyi ifade eder ? Herkes herşeyi iddia edebilir , ama ispat edilmezse hipotez olmaktan öteye geçebilir mi ? Aspendos ; sen hiç düşündün mü , hani şöyle korkmadan , dinden çıkarım da yanarım endişesi olmadan : İmanın şartı altıdır : 1- Allah'ın varlığına ... İspatı var mı ? 2 - Peygamberlerine ... İspatı var mı ? ( Nereden bileceğim onların Allah tarafından bizleri uyarsın diye gönderildiklerine ? Herhangi birisi de çıkar , o da pekala 'ben de peygamberim' iddiasıyla ortaya atılamaz mı , ki tarih boyunca Muhammet'ten sonra bile niceleri ortaya atılmamış mıdır , nasıl olsa ispat yok , delil yok ... ) 3- Meleklere ... Var mı ispatı , varsa nedir ? 4- Kitaplara ... O kitapta yazılanların insan değil de Tanrı sözü olacağının ölçüsü nedir ? 5- Ahiret gününe ... Gidip de dönen mi var , hani nerede ispat ? 6- Kaza ve kadere ... Bunun da ispatı yok , diğerleri gibi sadece bir iddia değil mi sence de ? Bence korkmadan sorgula , ki bu sitede sorgulaman için yeterince döküman var . Eğer ki bir Tanrı varsa , sana verdiği bu aklı laf olsun diye vermiş olabileceğini sanmam . Neyse .. Ben her zaman şunu söylerim : İnanan kişi eğer ki inancıyla başkalarına zarar vermiyor , hatta kendisi de bundan birtakım manevi yararlar görüyorsa hiç de ayıplanası bir şey olamaz , olmamalıdır da . Neticede senin de dediğin gibi sonsuza kadar sürecek bu durum . İnanan inanacak , inanmayan da inanmayacak ... Ama kimse de , ne peygamber ne de bir başkası , eğer ki varsa Tanrı ile benim arama girmesin . |
güzel kardeşim seni gayet iyi anlıyorum ,
bak güzelce açıklamışssın ve ne güzel araştırdığını söylemişssin buna saygı duyarım . ancak imanın şartı 6 dır ispat istemişssin . 1. allahın ispatı var mı ? sen olmadığına nasıl inandıysan bende olduğuna inandım !!!! bende araştırdım . 2. peygamberlerin ispatı varmı ? insanlar neanderthaler dönemine kadar geri dönebiliyorsa dna ile dinozorları keşvedebiliyor ise , daha 1400 küsür sene evvelindeki ortamda yaşayan insanların vasıflarını da bugüne kadar aktarılmasının yanlış olucağını düşünemezssin herhalde . bunca peygamberlerin isimlerinin geçtiği tarih ve dini kitaplarda tek 1 tane peygamber dahi gelmiş olsa bile peygamber olarak sıfatlanan kaç insan var din getiren bunlar zaten tarihde peygamber olarak ispatlanmışdır neyi ispatlıyacaksın daha ... 3-5-6 inancın temellerinden dir ... 4. ahirete gidip gören mi var ispatı nerede dersen .. senin ispatın nerede gidip madem görmedin sen nasıl emin olabiliyorsun öyle biryerin olmadığına elinde senedin mi var tapun mu var neyin var ? madem bizim ispatımız yok ise gien gören olmadıysa sende görmediğin halde yok diyebiliyorsun ... ahiret yurdunu nasıl göreceksin dostum kıyamet henüz kopmadı ki henüz ölmedik ki . dediğin gibi yok ise bu dünyada ben allah için cenneti kazanmak için iyilikler ile uğraşıyorsam ve allahın rızasını kazanmak için yapıyorsam ve öldükden sonra karşımıza çıkarsa neler kazanırız dostum ? neler kaybederiz ? bazı arkadaşlar derki sen allah dan korktuğun için iyilik yapıyorsun allahdan korkmasan kimbilir ne yaparsın diyorlar . islam dininde insanlığın içinde olması gereken şartlardan biride iyilik dir kötülükden uzak durmak dır . sen sen ol araştırdığını sandığın ve seni yokdan var edene isyan etme ya yanılıyorsan ? ya yanlış bilgilendirildiysen ya nefsime ve şeytana kandığın olursa ? yada herşey yok olub gidecek allah yok ahiret yok öldükden sonra tekrar yaşamıyacaksın ve yok olub gideceksin ... buna ateizm bütün kalbi ile inanıyor inançsız olmasına rağmen ama gidip de geri dönen olmadığı halde emin kendinden .. sevgi ile kal |
Not :Kırmızı bölümler Aspendos arkadaşımıza , mavi yazılı olanlar da bana aittir .
senin ispatın nerede gidip madem görmedin sen nasıl emin olabiliyorsun öyle biryerin olmadığına elinde senedin mi var tapun mu var neyin var ? madem bizim ispatımız yok ise gien gören olmadıysa sende görmediğin halde yok diyebiliyorsun ... Aspendos arkadaşım ; bir yorumumda da belittiğim üzere , iddia makamı her kimse , ispat da sadece ona düşer . Ateistler öbür dünyaya inanmıyorlar , yok böyle birşey diyorlar , olmadığına inandığı birşeyi sana nasıl ispat etsin inanmayanlar , akla mantığa yatar mı bu ? Şimdi Aspendos ben sana desem ki : - Atmosferde ve kimsenin bilmediği bir yerde benim Tanrım var , o yeri size pek tarif edemem ama , bana inanın , aksi takdirde sonunuz çok kötü olacak desem inanır mısın ? Hayır ; güler geçersin , derhal benden ispat etmemi beklersin , aksi takdirde , ki gayet haklı olarak hasta olduğumu bile iddia edersin , değil mi ? Tekrar söylüyorum ; ispat , iddia edene düşer . Sana bir örnek daha vereyim : Örneğin ben şu anda isteyeyim , istediğim kişi hakkında davacı olur , mahkemeye verebilirim . Hakimin bana soracağı ilk soru , ''hani delillerin nerede ? '' olacaktır . ''Ama olur mu efendim , bu şahıs benim evime girdi , altınlarımı çaldı. '' desem hakim benim kara kaşıma kara gözüme göre mi hüküm verecek , yoksa somut delillere göre mi ? ahiret yurdunu nasıl göreceksin dostum kıyamet henüz kopmadı ki henüz ölmedik ki . dediğin gibi yok ise bu dünyada ben allah için cenneti kazanmak için iyilikler ile uğraşıyorsam ve allahın rızasını kazanmak için yapıyorsam ve öldükden sonra karşımıza çıkarsa neler kazanırız dostum ? neler kaybederiz ? Aspendos arkadaşım ; bir insan ''ne olursa olsun , ben yine de inanayım da ne olur olmaz , bakmışın ki ahiret de var , Allah da var '' diye düşünmesi sence ne kadar ahlakidir ? Buna köylü kurnazlığı ya da şark kurnazlığı denir dostum , ki -eğer varsa- Tanrı'yı bu düşüncelerle kandırabileceğimizi mi zannediyoruz ? Bu, herşeyden önce Tanrı'ya hakarettir . bazı arkadaşlar derki sen allah dan korktuğun için iyilik yapıyorsun allahdan korkmasan kimbilir ne yaparsın diyorlar . islam dininde insanlığın içinde olması gereken şartlardan biride iyilik dir kötülükden uzak durmak dır . Aspendos arkadaşım ; sözüm meclisten dışarı , seni kasdetmiyorum , ancak din basamak yapılarak insanlığın öylesine kanına girilmiş ki , tarihi aç oku , sadece şunu göreceksin : - Kan , kin , acı , gözyaşı , yıkım , nefret ... Söyler misin bana ; bu dinler nasıl iyiliği emretmiş ki , insanlık birbirini boğazlamış ; 'sen şu dindensin , ben bu dindenim' diyerek ?... Elbetteki savaşların kökeninde menfaat yatar . Ama bu menfaate ulaşmak için dinler resmen ve de devlet eliyle basamak olarak kullanılmamış mıdır? ( Bunu elbetteki sadece müslümanlar değil , diğer dinlerden olanlar da yapmıştır . ) Şu soruma cevap verir misin dostum , ama şöyle delikanlı gibi ve lütfen kimseyi bilgisiz sanmadan : - Bedir Savaşı niçin yapılmıştır ? - Bu savaşta saldıran taraf müşrikler midir , yoksa muhammediler mi ? sen sen ol araştırdığını sandığın ve seni yokdan var edene isyan etme ya yanılıyorsan ? ya yanlış bilgilendirildiysen ya nefsime ve şeytana kandığın olursa ? Yukarıdaki sözler senin için de geçerli olamaz mı Aspendos dostum ? Ya sen Aspendos ; annen , baban ve içinde doğup büyüdüğün çevren sayesinde müslüman olup da iyiliğe ve güzele hizmet ediyorum zannıyla kötülüğe ve dini kendilerine kisve eden gerek geçmişimizdeki gerekse günümüzdeki menfaatçi şarlatanlara hizmet ediyorsan ? Vicdan denilen birşey vardır dostum ; senin mantalitenden yola çıkarsak , tüm ateistler kötüdür ve kötülüğe hizmet etmekte , diğer inanırlar ise sadece ve sadece iyiliğe hizmet etmektedirler . İyilik dedim de ... Aspendos arkadaşım ; sana Tevfik Fikret'in Tarih-i Kadimi'ni okumanı öneriririm . Şiir çok uzun olduğu için sana şimdilik kısa bir bölümünü göndermek isterim . ( Eğer ki daha önce okumadı isen , google den arattırıp tamamını okuyabiliirsin . ) Saygılarımla Aydınus (...) Ey soyulan iskelet, kimse bilmeyecek o zaman, kimse bilmeyecek senin sayıp döktüklerini, savaş ne, karışıklık ne, zafer ne, anlaşma ne? Belki duyulmadık bir öykü, belki korkunç bir masal. Çok sürmez köhne kitap, fikri gömen sayfaların bugün olmazsa yarın yırtılacak. Ama kim yapacak dersin bu işi? Bu öyle büyük, öyle kocaman bir devrim ki, hangi güç kalkar, ben yaparım der? Yerlerin ve göklerin sahibi mi? Tamam, işte oldu şimdi! Yeri göğü elinde tutan o kibirli, o somurtkan ve dokunulmaz. Bütün bu kavgalar onun yüzünden değil mi? Gökyüzü, sen söyle, yüzyıllarca sel gibi akan su, - şimdi esrik bir ağzın türküsü, kuru sesi zindandaki bir adamın, iç açan bir söz ya da yakan bir söz şimdi, bir geniş "oh!", bir derin "eyvah!", bir yakarış, bir övgü, Şimdi tüy gibi bir rüzgar, Şimdi ağzın bir kasırga. Dokunaklı bir yakınma şimdi, sabredemeyen bir başa kakma, bir titreme, bir çan sesi, bir savaş davulunun gümbürtüsü, için için ağlamasi çaresizliğin, kahrın iyilikbilir kişnemesi, bir söylev, apaçık, gürül gürül, Şimdi utangaç ve hasta bir yalvarış, bir rahatlık bir iç sıkıntısı, Şimdi korkunç bir haykırma - bütün bu karman çorman gürültü patırtıyla inleyen boş kubbe, sen söyle! Sen ki her sesi yankılayansın, söyle, bu bir sürü boş çabalama içinde, daha yukarlardaki şu tanrı katına hangi sesin yankısı varabilmiş ki? Hangi dua kabul olmuş bugüne dek? Binlerim seni, göklerin tanrısı, din ulularından dinlerim seni: "Ne benzer var, ne noksanı, canlı ve ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve yüce. Odur veren yiyeceği içeceği, düşleri gerçek yapan o, bilen, haberi olan, kahreden ve öç alan, açık, kapalı her şeyi duyan ve anlayan, el uzatan yoksullara ve çaresizlere, her zaman her yerde bulunan ve her yeri gören..." Seni böyle övüp duruyorlar işte. Oysa senin en üstün özelliğin ne, "Ortaksız" oluşun değil mi? Kaç ortağın var şu bataklıkta, bir bak. Topu ölümsüz ve her şeye gücü yeten ve kahreden. Ve topu ortaksız ve tek. Ve topunun buyruğu yasağı ve saltanatı var, ve topunun yukarlarda bir gökyüzü. Bütün ordan gelir yüreğe doğan. Topunun güneşi, ayı, yıldızları var, ve topunun görünmez bir tanrısı. Topunun adanan bir cenneti var, ve topunun bir varlığı, bir yokluğu, ve topunun saygıdeğer bir peygamberi. Ve topunun cennetinde körpecik güzel kızlar yaşar. Ve topunun cehenneminde birer lokmadır insancıklar. Tanrılar ne derse onu yapacak halk, sabırla ve kahırla olacak iki büklüm. Ama tanrılar ne derse onu yapacak. (...) |
bukadar yazına karşı saygısızlık etmek istemiyorum ,
kör bir insana rengi nasıl tarif edersin ? klasik bir soru daha madem inceledin islamı , bana incelediğin o akılı göster ve ispat et .. sana veya bir başka kalbi mühürlenmiş bir insana yaptırım gücü kimsede yokdur yeryüzünde . kalplere ancak allah hükmeder bizler sadece vesile olabiliriz öteye gidemeyiz . allahı sana nasıl göstereyim ki benim öyle gücüm yok ki ? ama onun kudreti ile vad ettiği kıyamet geldiğinde kendisini sunacak . ispat dersen allahın sıfatlarından biride es sabur dur sabreden dir . belli vaad zaman geldimi zaten iş işten geçmiş olur bu sayfada yazdıklarımız karşımıza çıkar .. dersen ki ispat et edemem . uyuduğun zaman da başka bir hal alırsın ve bir hayal gibi gelir geçer ... öldükden sonrada bir uykudan uyanma zamanı olduğunu algılıyamıyorsak maalesef iş işden geçer .. sevgi ile kal . peygamberleride alaya almışlardı ve mucizeler göstermelerini istemişlerdi ve inanacaklarını söylemişler idi oysa ki mucize gösterdiği vakit büyücü derler di .. allahın ispatı ise kuranı kerim . madem insan sözü bir benzerini yapın diye meydan okuyor allah ve halen bu meydan sunmaya karşı bütün insanların eli kolu bağlı birşey yapamıyorlar . akıllarınca furkan diye bir kitap çıkartılar kitapdan kimsenin haberi yok .. |
Sayın Aspendos,
Kusura bakmayın ama imanın altı şartını dogrulamaya çalışan yanıtınız biraz çocuksu olmuş. Peygambere peygamber dersen peygamber olur diyorsunuz sonra sana ahireti nasıl ispat edebilirim daha olmadı ki diye ekliyorsunuz. O zaman bende kendime peygamber deyeyim bir kaç bana inanacak deli bulurum, parayla zorla kurnazlıkla, onlarda bana peygamber der sonra delil olarakta şu çevrene bak bizi yaratan istese yerle bir eder eger benim dediklerimi yapmazsanız gece rüyanızda korkunç yaratıklar gelir sizi korkutur diye şeyler söylerim. Sonrada gelecekte olacak şeyleri müjdelerim delilin ne derlerse ileride olacak şeyi nasıl isbat ederim derim. Birde kitap yazarım. Ölünce bize ne oluyor kimse BİL Mİ YOR bunun aksini söyleyen yalancı Muhamed'i ,İsa'sı,Musa'sı hepsi. Sonra Muhamed demedimi onlar (kafirler) gibi yaşayan onlardandır? O zaman kafir icadı olan bilgisayarı kullanmıyacaksın.Hele kitabı hiç kullanmıyacaksın o bir Çin icadıdır. |
Alıntı:
Alıntı:
Sevgili Aspendos ; seni çok iyi anlıyorum , inan bana verdiğin cevapları okurken bir zamanların amansız İslam mücahidi Aydınus gözlerimin önüne geldi . Öyle bir de geçmişim vardır . ( Ne garip ; nereden nereye ...) Akıl ... Zeka ... Bunlar soyut kavramlardır dostum ; kimse gösteremez , göstermesi de mümkün değil zaten . Ama gidersin bir tımarhaneye , bakarsın o insanın hallerine ve aklı idrak edersin , her ne kadar göremesen de ... Soyut gösterilemez . Mesela , her ne kadar şurada tartışsak da gerçekte sana saygı duyduğumu nasıl ispatlayabilirim ki ? Dinin iddiaları da soyut şeyler ; ispatı çok zor , bunu ben de biliyorum , ama sen de biliyorsun ki , yaşanan somut şeyler de var . Din diye ortaya çıkanların yaşadıkları özellikle ... Bakıyorsun , ne geçmişte ne de günümüzde , herşeyde ama , herşeyde bir sahtecilik var . Hiç aşık oldun mu Aspendos ? Belki olmuşsundur , belki de olmamışsındır , bilemem . Aşk insanın gözünü kör eder , sihirli bir iksir gibidir , onda asla kusur bul(a) mazsın , varsa yoksa o , sadece o , herşeyde o ... Leyla pek de güzel değilmiş aslında . Mecnun'a bunu hatırlatmışlar derhal . Mecnun'un verdiği cevap ise oldukça anlamlıdır : - Siz bir de onu benim gözümle görün . Kıssadan hisse ; dine , Allah'a , Muhammet'e olan sevgi de bence bunun gibi birşey olsa gerek . Bu bağlamda ben de sana saygı duyuyorum . Ama aşık olup da koca bir hayal kırıklığı yaşamak da var . Bu bir risktir ; sevmeyen , risk de üstlenmez . Ben bu riski üstlenip de hayal kırıklığı yaşayanlardan sadece birisiyim . Niceleri gibi ... Sana ne diyebilirim ki şimdi , ne demeye hakkım var ki , kendim de aynı süzgeçten geçmişken . Boşver Aspendos ; sen kendi inancında , ben de kendi , herkes kendi yolunda ... Ben yaşadığım hayalkırıklığını bilirim , çoktan yaşayıp da irkildiğim . Sense henüz yaşadıklarını ... Çok şey biliyoruz belki ama , hiçbir şey de bilmiyoruz bazen . Mesele de zaten bu değil mi ? Söyle ; sence de bu değil mi ? Saygılarımla Aydınus |
Aspendos'u bilmem ama ben cok iyi anliyorum sevgili aydinus.
|
Bir cennet masalı yazıp yayınlamıştım da epey tepki almıştım. Yazdıklarımı hakaret sayanlar çıkmıştı. Şimdi bir de cehennem masalı yazdım. Sanırım bu kez "katlim vacip" olur!
CEHENNEM MASALI (Cennet halkı ile cehennem halkı, her nasılsa, Metris’de görüşme günündeymiş gibi rahatça konuşabilmektedirler. Cehennemin o dayanılmaz sıcağı, karşılıklı konuşulabilecek kadar yakında olan cennet halkını hiç rahatsız etmez!) A’raf, 44- cennet halkı ateş halkına şöyle seslenir: "Biz, Rabbimizin bize vaat ettiğini gerçek bulduk. Peki siz, Rabbinizin size vaat ettiğini gerçek buldunuz mu?" Onlar, "evet" derler. Aralarında bir duyurucu şunu ilan eder: "Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!" (Allah insanoğlunu cennete sokunca resmen zalimleştiriyor! Oysa dünyada ona hep iyilik, cömertlik emrederdi!) A’raf, 50 -Ateş halkı, cennet halkına seslenir: "Şu sudan yahut Allah'ın sizi rızıklandırdığından biraz da bize akıtın!" Şu cevabı verirler: "Allah, o ikisini de küfre sapanlara haram kılmıştır." (Allah baştan yemin etmiş cehennemi insanlarla dolduracağına! E, o zaman bütün insanların imana gelmesi için uğraşmanın ne alemi var?) Hud, 119 - Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. O, onları işte bunun için yaratmıştır. Rabbinin, "Yemin olsun ben cehennemi, tümden insanlar ve cinlerle dolduracağım!" sözü tamamlanacaktır. (“Biz dileseydik...” Demek ki bazılarını hidayete erdirmeyi Allah’ın bizzat kendisi şaşırtarak engelliyor! O halde o insanların suçu ne?) Secde, 13 - Biz dileseydik, her benliğe hidayetini elbette verirdik. Fakat benden şu yolda söz hak olmuştur: "Yemin olsun, cehennemi tamamıyla cinlerden ve insanlardan dolduracağım." İsra, 97 - Allah kime hidayet verirse doğru olan yolu bulan odur. Kimi de şaşırtırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Kıyamet günü böylelerini kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzleri üstüne sürerek haşrederiz. Varacakları yer cehennemdir ki, alevi dindikçe kızgın ateşini körükleyiveririz. (Cehenneme sevkiyat nasıl olacak diye merak ederseniz, buyrun, cevabı şu iki ayette!) Meryem, 86 - Suçluları da susuz ve yaya olarak cehenneme sevk ederiz. Furkan, 34 - O yüzleri üstü cehenneme sevk edilecek olanlar, mekân bakımından en şerli, yol bakımından en sapık kişilerdir. (Şimdi şu aşağıdaki masala bir göz atalım; 50-54. ayetlerde geçen konuşmalar cennette geçiyor.) Saffat, 50 - Böyleyken, kimi kimine yönelmiş olarak, birbirlerine soruyorlar: Saffat, 51 - Bir sözcü der ki: 'Benim bir yakınım vardı.' Saffat, 52 - 'Derdi ki: Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın?' Saffat, 53 - 'Bizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?' Saffat, 54 - (Konuşan yanındakilere) Der ki: 'Sizler (onun şimdi ne durumda olduğunu) biliyor musunuz?' (Sonra bu cennetlik mümin, hemen komşu kapısı olan (!) cehenneme bir bakıyor ki, o kafir olan yakını cehennem ateşinin ortasında!) Saffat, 55 - Derken, bakıverdi, onu 'çılgınca yanan ateşin' tam ortasında gördü. (Ve o sırada cayır cayır yanmakta olan kafir yakınına, bu cennetlik müslüman, içi hiç sızlamadan diyor ki,) Saffat, 56 - Dedi ki: 'Andolsun Allah'a, neredeyse beni de (şu bulunduğun yere) düşürecektin.' Saffat, 57 - 'Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azab yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım.’ (Bir “Oh olsun sana ulan kafir!” demediği kalıyor! Üstelik cehennemde yanan kişi, bu cennetlik müslümanın bir yakını, dikkatinizi çekerim! Bu ne hainlik, bu ne zalimlik yahu? ) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:34 . |