![]() |
Kadir, Sinan, Alp; Yaşasın Nurhak
Bu gençligimizin en önemli sloganlarından biri idi. THKO mensubu üç kişi Kadir Manga, Alparslan Özdogan ve Sinan Cemgil 37 yıl önce 31 Mayısta Nurhak daglarında öldürüldüler. Şehit demiyorm, şehadet inananlara kalsın, katledilediler diyorum. Denizler bu yola çıkan ama erken yakalananlardı. Ama daga çıkanlar kendi yaşamları ugruna yeni bir dünyaya karar kılmışlardı ve onlar bir kıvılcım bıraktılar, 70 li yıllarda alevlenmeye hatta bir yangın olmaya yüz tutan bu kıvılcım bu gün cılız da olsa gene parlıyor.
Onlara ŞAN olsun diyorum, asla unutulmayacaklar diyorum. Türkiye halkı onların açtıgı yoldan yürüyerek özgürlüklerine kavuşacaktır diyorum. Ne Mutlu Enternasyonalistim diyene saygılarımla |
Dört bir yana haber salsam
Öldü desem inanır mı Dağlar bana geri verin Kadir'imi, Sinan'ımı Jandarma kurşunu çaldı Canımı tenimden aldı Nurhak'a abide kaldı Dağlar aldı selamımı Nurhak sana güneş doğmaz Uçan kuşlar yuva kurmaz Dökülen kan, yerde kalmaz Soracağız hesabını Böyle kalır sanma devran Yola devam eder kervan Öldü sinan, doğdu sinan Omuzladı silahını |
öLüm topLasa da çiçekLeri,çiçekte TOHUM biter mi ?
|
Ne Mutlu Enternasyonalistim diyene
biz doğarız küllerimizden güçleri varsa durdursunlar... |
Emekli albay olarak ordudan ayrılan ve o sıralar Sinan'ları yakalamakla görevli bir subay olan Yılmaz Erkekoğlu daha sonra yazdığı 'Nurhak Ey Nurhak' adlı kitabında o günü objektifliğiyle anlatır:
'O, sizin için öldü' "Geldiler!.. Evraklar imzalandı, başsağlığı dilendi. Cenazeler teslim edildi. Baba Adnan Cemgil, şu konuşmayı yaptı: 'Ben varlıklı bir aileden geliyorum. Öğretmenim. Ekonomik durumum oldukça iyi. Oğlumu en iyi şekilde yetiştirdim. En iyi okullarda okuttum. Ülkenin en güzide üniversitesi ODTÜ'de okuyordu. Hiçbir şeye ihtiyacı yoktu. Ölmese yüksek mühendis çıkacak ve o da varlıklı bir hayat yaşayacaktı. Fakat o sizin iyiliğiniz için öldü. Bunu bilesiniz diye söylüyorum.' Köylülere baktım. Adnan hocanın sözü bitince başlarını öne eğdiler." http://www.68dayanisma.org/ftp_folde...ANCEMGIL.pps#4 |
Alpaslan Özdoğan - Kadir Manga - Sinan Cemgil
31 mayis 1971 günü Nurhak’da katledİlen yoldaşlarimiz, İstanbul’da , 31 mayis 2009 pazar günü, sİnan cemgİl’İn mezari başinda anilacaktir. katiliminizi ve duyurmanizi dileriz Nurhak anma komİtesİ tarİh 31 mayis 2009 pazar saat 12:00 buluşma yerİ karacaahmet mezarliği zeynep kamİl gİrİşİ saygılarımla |
Hep düşünürüm o günleri ve o günlerde yaşayan yiğit, cesur, bilinçli gençleri..
Bizler asla onlar gibi olamayız ya da olamayacağız gibi gelir bana.. Bam başka bir ruh bambaşka bir cesaret ve sevgi onlarınki.. Nurhak 'ta öldüler.. Uğruna yaşamlarını yitirdikleri ; Halkların kalbine gömüldüler ne mutlu onlara.. SEVGİ VE SAYGIYLA anıyorum tüm devrimci dostları.. Devrim Temiz kalan tek yerdir devrim bütün bir yıl kirlenen duvarda ama görebilmek icin asıldığı çividen indirilmelidir yapraklari biten takvim Zorbalara direnmektir devrim bir çocuğun annesinin çantasından aldığı paraları altına gizlediğini söylememiştir dövülen hiçbir hali İçinde yaşamaktır devrim dikiş kutusunun ve toplu iğneler gibi bir arada olmayı gerektirir karşı koyabilmek icin zulmüne makas denilen patronun Gece ışıklar arasında koşmaktır devrim ateş böceklerini yakalamak isteyen çocukların peşine takılır gün gelir yanıp sönen mavi ışıkları polis arabalarının Kağıt bir gemidir devrim bütün gemiler hurdaya çıksa da sonunda taşıdığı özgürlük şiiriyle batmadan yüzer nicedir dünya sularında Kim bilir kaç yunus görmüş kaç DENİZ GEZMİŞ... Sunay AKIN parmis Güneşin_kızı |
Yoldaşlar
Şu anda sizleri anmaktan fazlası elimizden gelmiyor. Sizleri unutmayacak ve unutturmayacagız. Açtıgınız yol Türkiye halkının gelecegidir. Bu halk da eninde sonunda gelecegine sahip çıkacaktır. saygılarımla |
yetmiş bir sıcağında
canım nurhak dağında üç gerillam vurulmuş son mayıs sabahında mayısın kanlı günü hazirana dönüyor dağda isyan ateşi alev alev yanıyor |
Mahirler denizler ibolar yanlis yapmislar bedelini de malasef agir ödemisler.Benim meskenim daglar,yeralti diyeceklerine,silahli direnis örgütlemek yerine yasal demokratik yollari zorlasalardi TIP gibi partilerde calisma kosullarini zorlasalardi .Bugün Türkiye halkina cok daha büyük miraslar birakmis olacaklardi.
Bizlerde bu kahramanlari anlatirken gencler üzerinde biraktigimiz etkiyide hesap etmeliyiz |
Onlar,
Madem ki biz partizanız, zincirin ilk halkasıyız, erken öleceğiz seninle biz, şafaktan önce öleceğiz. dediler. İzledikleri yöntem yanlış mıydı, doğrumuydu tartışılabilir elbet, tartışılacaktır ve tartışılmalıdır da. Ama kesin olan bir şey var: Yaşarken de, ölürken de saygı duyulmayı sonuna kadar hakettiler. Bize geniş bir yol açtılar. Anıları önünde saygıyla eğiliyorum. İnsanlık ya devrimcilerin yolunda gidip gerçekten insanlık olacak ya da kapitalizm, dünyayı cehenneme çevirmeye devam edecek, ta ki dünyayı ve insanlığı yok edene kadar. |
Onlara dair...
Selim YEŞİLOVA Reyhan Havva İpek, Selim Yeşilova, Hüseyin Deniz, Refik Horoz... Dört TÖDEF'liydi onlar. Dört yoldaş, gelecekten yana büyük hayalleri olan dört karanfildiler. Kürt'tüler, Arap'tılar, Türk'tüler. Kardeşçe, eşit ve özgür yarınlar için birlikte mücadeleye sarıldılar. On'lar halkların kardeşliğini kendi kişiliklerinde ve örgütlenmelerinde ve yoldaşlık ilişkilerinde yaşatan TÖDEF'lilerdi. "Burası Kürdistan burada demokratik mücadele olmaz" diyenlere inat, ısrarla öğrenci gençliğin demokratik mücadelesini örgütlediler. Çokça yalnız oldular bu mücadelede. Ama onlar asla geri adım atmadan hedeflerine, ideallerine bağlı kalarak gençliğin mücadelesini örgütlediler. Yapılması gereken bir işi yapınca ya da bir eylemi başarıyla sonuçlandırınca Selim'in kendine özgü şivesiyle meşhur sözünü işitirdi herkes: "AMA MEBRAVO GLAYNA!" Arap'tı Selim. Ve Arap'ça olarak "Bravo değil mi bize" derdi bir işi başardıklarında. 1990-91 yılları Devrimci Hareket'in atılım yıllarıdır. Selim de o yıllarda kavgadaki yerini alır. Emekçidir Selim. Ve bu onun için abartılacak bir meziyet değildir. Çocukluğundan beri emekçidir çünkü. Şimdi bu emekçiliğini devrimin hizmetine sunar. Sundukça öğrenci gençliğin önderlerinden biri olur. Kısa zamanda TÖDEF'in fakülte sorumlusu olur. Sorumluluk bir paye değil, daha fazla emek ve çabadır. Öyle de yapar Selim. Ama sadece kendisinin emek harcaması da yetmez. Çevresindeki arkadaşlarını da bu çabanın içine sokar. Disiplinli ve eğiticidir Selim'in ilişkileri. Hataları, zaafları sorgular. "Bana ne" demez. "Adam sen de" hiç demez. Öğrenci gençliğin mücadelesi, Selimler'in fedakar çabası ile Amed'te gelişir. Önyargıları, statükoları parçalamak, atomu parçalamaktan çok daha zordur. Her şeye rağmen TÖDEF'liler kararlıdır. "Burası Kürdistan'dır.", "Burada gerilla dışında bir şey yapılmaz", "özel savaş böyle şeyler yaptırmaz" düşünceleriyle oluşmuş statükoları yıkmak için cüretli adımlar atarlar. Ankara'nın meşhur DAL işkencehanelerine alınır Selim... Sene 1993. TÖDEF'in MEB önündeki protesto eylemine katılmak için gelmiştir Ankara'ya. Oradan gözaltına alınır. Mücadele tekdüze değildir. Olumlu tavır gösterenler olduğu gibi olumsuz tavır gösterenler de olur. Selim'in karşısına "sorumlusu" diye bir arkadaşını çıkarırlar. Çözülmüştür. -"Selim her şey bitti. Ben kabul ettim" diye sızlanır karşısında. Selim'in cevabı bir cümledir. -Ben seni tanımıyorum. Selim'in tanımadığı o kişinin içine düştüğü durumdur. Şubeden çıktığında başı dik, gözleri ışıl ışıldır. Okulun tatil dönemlerinde yapacağı bir şey yoksa eğer memleketine döner Selim. Memleketi Antakya'nın Dursunlu Köyü'dür. Köyün gençleri ayrı bir düşkündür ona. "Selim ne diyor?", "Selim giderse gideriz" sözleriyle ona güvenlerini belirtirler. Köye kütüphane kurmaya karar verirler. Dursunlu Köyü'nün kütüphanesinin aktif çalışanlarından biri olur. Köylülerin bilinçlenmesi için sessiz ve mütevazi bir çaba sürdürür. Selim, devrimci hareketin geleceğine sahip çıkan, Kürdistan devrimci gençliğinin önder insanlarından biridir. Bu süreçte kimi aksilikler nedeniyle bir süre ilişkisi kopar. İlişkisi koptuğu dönemde, Mücadele, Tavır Dergileri'ni okuyamaz. Tekrar geri döndüğünde hırsla onları okumaya başlar. Bu arada Mücadele ve Tavır bürolarının borçlarının biriktiğini farkeder. Oysa dergi ve gazetelerin bin bir emekle çıkarıldığını en iyi bilenlerden biridir Selim. Hemen işe koyulur. Yaz ayları boyunca seyyar satıcılık yaparak kazandığı paralarla büroların dergi parasını, borcunu öder. İşte böyledir "bizim Selim". 12.01.1995 yılında diyarbakır da solcu emperylzm olduğu içn vurulmustur |
sizleri anniyamadik.
güzel bir dünya-icinde insanca yasamak-kimsenin ne hor görüldügü-
nede itilib bir kenara atildigi-zalimlere vede karanliklara karsi bedenlerini feda edenlere,selam olsun. ---------------------------------- ZALIMLIKLER Daha nereye kadar susacaksin Yetmedimi bu kadar ezilmelerin Hor gürülüb öldürülmelerin Inkarcilarin pesinden gitmelerin Biraz yüzüne gülenlere Arkani sivazlayib ecele gönderenlere Yolunu üzünü yalan yanlis ögretenlere Sana yapilan katliyamlari hiyanetleri Corumu marasi sivasi daha nicelerini Arkasini dönüb red edenleri Onyedi yasinda yasi büyültülüb Adaletsiz hayince ipe gönderenleri Denizleri mahirleri ibolari Diyarbakiri malatya gazileri Gözünü aklini becerenleri Yetmedimi daha beklemelerin. |
Kadir, Sinan, Alp Yaşasın Nurhak
Selam olsun onlara ve devrim ugruna tüm düşenlere. saygılarımla |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:53 . |