![]() |
Zeitgeist
Zeitgeist adlı video belgesel sitemizde yayınlanmaya başladı. 2006 yılında Yönetmen Peter Joseph tarafından hazırlanan belgesel dünyada büyük yankılar yaratmıştı.
İlk kez 2007 yılı Haziran ayında Google Video’da yayınlandı. Yayınlanır yayınlanmaz günde 70 bin, ayda yaklaşık 2 Milyon izleyenle internet üzerinde en çok izlenen ve toplamda en çok indirilen film oldu. 15 Mart 2008’ de dünya genelinde gösterim günü ilan edildi ve 1800 noktada özel gösterimler düzenlendi. Aynı gün Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi’nde ve Atlas Pasajı Nefes Cafe’de gösterildi. IMDB’de 8.8 puan aldı. Belgeselin ilk beş dakikası konuşma içermiyor. Toplam 117 dakikalık belgesel üç bölümden oluşuyor: Bölüm I (Başlangıcı 9. dak. 11. saniyede): Anlatılmış En Müthiş Hikaye (Dinlerin, Hıristiyanlık özelinde ve belgeler ışığında eleştirisi.) Bölüm II (Başlangıcı 36. dak. 15. saniye): Tüm Dünya Bir Sahne Bölüm III (Başlangıcı 1. saat 10. dak. 14. saniye): Perdenin Arkasındakilere Aldırmayın Altyazılar KapitzA nikli birisi tarafından hazırlanmış. Video-altyazı montajı ve senkronizasyonu, streaming yayına çevrilme çalışmaları ise sitemiz tarafından gerçekleştirildi. Muhtemelen bu belgeseli online olarak (streaming) yayınlayan Türkiye'deki ilk ve tek siteyiz. İlgiyle izleneceğini ve üzerinde çok konuşulacağını tahmin ediyorum. ........................................ Konu, Zeitgeist adlı bir belgeseldeki referanslar üzerine kaleme alındı. Bulursanız kesinlikle izleyiniz. . İnsanlığa gerçek diye sunulan yetişkin Masalları: Düşündüklerimizi,anladıklarımızı,nereden geldiğimizi, ve bundan sonra ne yapacağımızı daha derin araştırdıkça, Bize ne kadar çok yalan söylendiğini göreceksiniz Dünyadaki her kurum tarafından kandırıldık. Bir dakika durun ve Dini kurumların neden bu Dünya üzerinde İşlerine karışılmayan tek kurum olduklarını düşünün Dini kurumlar,dünyadaki pisliğin merkezidir. Dini kurumların hepsi,devletinizi ve hükümetinizi kuran, Size bu yozlaşmış eğitim sistemini getiren Ve uluslararası banka kartellerini kuran bir avuç insan tarafından oluşturuldu. Çünkü siz ve aileniz, efendilerinizin umurunda değilsiniz! Onların umursadığı tek şey,her zaman olduğu gibi, Sadece bu koca Dünyaya hükmetmek. Bizler gerçeklerden uzaklaştırılıp, evrendeki ilahi bir gücün varlığına, Tanrı denen adama inandırıldık. Tanrı nın ne olduğunu bilmiyorum ama ne olmadığını biliyorum. Kendinizi gerçeği görmek için hazırlayıp, Sonu nereye varırsa varsın,ucu kime dokunursa dokunsun, Gerçekten madalyonun öteki yüzüne bakmak isterseniz, Yolun bir yerinde ilahi adalete kafa tuttuğunuzu fark edersiniz. Kendinizi ne kadar çok eğitirseniz, Çevrenizdeki olayları o kadar iyi kavrarsınız. Her şey daha açık görünür ve etrafınızdaki yalanları görmeye başlarsınız. Gerçeği bilmeniz gerekiyor, Gerçeği aramanız gerekiyor. Gerçek sizi özgür kılacak. Gerçeği otorite kabul etmek yerine, Otoriteyi gerçek kabul edenler için, Bu çok zor olmalı. G. Massey (Mısır Bilimci) İnsanlar çok eski çağlardan beri Güneş e tapındılar. Çünkü o olmadan yaşamın sürmeyeceğini anlamışlardı. Bu yüzden onun hareketlerini incelediler. Tabi yıldızların hareketlerini de. Yıldızların hareketlerine bakarak bazı şeyleri hesaplayabileceklerini farkettiler. Ay tutulması, dolunay örneğin. Yıldızları gruplayarak takım yıldız haritaları oluşturdular. Zodiac çaprazı denen haritada güneşin 1 yıl boyunca içinden geçtiği 12 takım yıldız yer alır. Bildiğimiz burçlar bu haritadan gelirler. 12 ay ı, 4 mevsimi ve ekinoksları ayırır. Antik insanlar bu takımyıldızları da çeşitli hayvan ve insan figürleri ile antropomorfize etmiş yani kişiselleştirmişlerdir. Güneş tanrı sureti ve diğerleri onun yardımcısı ve ziyaret ettikleri olarak kişiselleşmiştir. Bir tanrı ve 12 yardımcısı. 12 takım yıldız da çeşitli doğa olaylarını kişiselleştirir. Horus: M.Ö 3000 den beri mısır ın güneş tanrısıdır. Çeşitli hikayeleri hiyerogliflerde yazar. Düşmanı karanlık Seth dir ve her sabah onu yener her gece yenilir. Ya da Ra ve Apopis bu iki çifti aynıdır. Seth ve Osiris ya da. Seth in simgesi karanlık,kötülük,isyanın temsili olan keçidir. Yani şeytanın ve karanlığın simgesidir. Güneş yani tanrı onu daima yeraltına gönderir. Aynı şekilde Ra Apopis karşıtlığında yine Ra güneş, Apopis yılandır. Yılan da şeytanın simgesidir sonraki dinlerde. Ancak Horus un hikayesi sadece bu değildir. Sami din hakimleri halka bu pagan inançlardaki diğer mitolojilerden bahsetmemeyi ilke edinmişlerdir, ancak hiyerogliflerde bunlar yazılıdır. Tabi başka ülkelerin yazıtlarında da, ama bilinen en eskileri sümer ve mısırdadır haliyle. |
Horus, bakire İsis-Meri tarafından 25 Aralık da doğurulur. Doğumu doğudaki bir yıldız ile birliktedir. 3 Kral bu yıldızı takip etmiş, Horus u bulmuş ve süslemişlerdir dünyayı Seth in karanlığından kurtaracak olan bu yeni kurtarıcıyı.
Horus 12 yaşına geldiğinde bir öğretmendi. 30 una heldiğinde Anup tarafından kutsandı ve görevine başladı. Horus un birlikte yolculuk ettiği yanında bulunan 12 yardımcısı yani havarisi vardı. Hastaları iyileştirmek ve su üzerinde yürümek gibi mucizelere sahipti. Horus, gerçek, Işık tanrının (yani öncülü büyük Ra nın) oğlu, kutsal çoban olarak anıldı. Tanrının koyunu ve birçok başka ismi daha vardı. Typhon(yunan a mısırdan geçen tanrı, yani piton, yani yılan, yani Apopis Yunan da da Zeus u parçalar Osiris i birleştiren İsis ve Anubis yerine yunanda Zeus u Hermes ve Pan iyileştirir. Hermes de Mısırdaki bilge ve becerikli tanrı Thoth dur) tarafından ihanete uğradı ve öldürüldü. 3 gün boyunca gömülü kaldı ve sonra yeniden dirildi. (?) Bu ana hikaye Mısırın mit idir ve sonradan tüm sami kültürleri etkilemiş, aynı mitoloji ilahi gerçekler adıyla onlara geçmiştir. Frigya nın Attis i Bakire Nana dan 25 Aralık da dünyaya geldi. ihanete uğrayıp öldürüldü. Ve üç gün sonra dirildi. (?) Krişna (Hindistan) doğumunu müjdeleyen bir yıldız ile birlikte bakire Devaki den dünyaya geldi. Mucizeleri vardı havarileri vardı,ihanete uğradı ve öldü. Öldükten sonra dirildi. Dionysos 25 Aralık da bir bakireden dünyaya geldi. Gezgin bir öğretmendi. Suyu şarap a çevirmek gibi mucizeler gösterirdi. Kralların kralı,tanrının oğlu, Alfa ve Omega gibi isimlerle anıldı. Öldürüldükten sonra tekrar dirildi. Pers li Mithra 25 Aralık da bir bakireden doğdu. 12 havarisi vardı ve onlara mucizeler gösterdi. Öldürüldü ve ölümünden 3 gün sonra yeniden dirildi. Pazar günü Mithra nın kutsal ibadet günüydü. Her kültürde bunun yansımaları var örnekler sayısızdır. Peki neden 25 Aralık? Neden bakireden doğum,neden 12 havari, neden ölümden 3 gün sonra diriliş? İsa: 25 Aralık da Beytüllehem de bakire Meryem den doğdu. Doğumu doğuda bir yıldız tarafından müjdelendi. 3 kral bu yıldızı takip edip İsa yı bulup onu süslediler. 12 yaşında öğretmendi 30 unda vaftiz edildi. Tanrı nın oğlu, Kralların kralı, Alfa ve Omega, tanrının koyunu gibi isimlerle anıldı hastaları iyileştirip suda yürüdü. 12 havarisi vardı İskariot tarafından ihanete uğrayıp 30 gümüş akçeye satıldı ve çarmıha yahudilerin kralı diye gerildi. 3 gün sonra da dirildi. 25 aralığın nedeni 24 Aralık da doğuda parlayan yıldızdır. 24 aralık gecesi Gökyüzünün en parlak yıldızı doğuda görülen ünlü Sirius dur. Zamane gizemcileri olan ufocular da uzaylı üssü yapmıştır orayı. Sirius, Orion takım yıldızındaki 3 parlak yıldız ile aynı hizada bulunur. Bu yıldızlar halen şu isimle anılmaktadırlar. 3 Kral. 3 kral ve Sirius hep birlikte bir ok gibi 25 Aralık da gökyüzünde güneşin doğacağı noktayı gösterirler. 3 Kral doğudaki yıldızı takip ederek güneşi bulur. Meryem in sembolü başak takımındaki Virgo dur. Virgo latince den değişerek virgin olarak ingilizceye geçmiş olan bir kelimedir. Yani bakire. Başak takım yıldızı, Myrrra veya Maya olarak da bilinir, ekmek evi demektir. Başak elinde bir demet buğday tutan bakire ile temsil edilmiştir. Beytüllahim de ekmek evi demektir. Yani İsa ekmek evinde virgo dan doğan 3 kral ın doğudaki yıldızı takibi ile doğan şeydir. Yani eski Astrolojiden hikayeleştirilmiştir. Yani aslında beytüllahim İsrail de bir bölge değil gökyüzündeki başak takım yıldızını işaret eder. Ayrıca 25 Aralık da gündönümü başlar. Yani kuzeyde günlerin kısalması durur ve uzama evresi başlarken,güneyde tam tersi başlar. |
Daha ilginç şeyler daha var devam edelim.
Güneş 25 Aralık da en silik konuma gelir. Yani en eğik olduğu güneşin güneye hareketinin son noktasına gelir 22 Aralık da. Ve bu günler, gündüzün kuzey medeniyetlerine göre en kısa olduğu günlere denk gelir. Bundan sonra günler yavaş yavaş tekrar uzamaya başlar ve güneş kuzeye doğru hareket eder. Yani kuzeyde güneş giderek yükselir ve günler tekrar uzamaya başlar. Ancaaaakk, Bu geçiş sürecinde bir olgu mevcuttur. Gündönümü noktasında ve güneşin hareketinde yani günlerin kısalmadan uzamaya ya da tersi durumda uzamadan kısalmaya geçişinde bir durgunluk anı mevcuttur. Güneşin bu hareketi 3 gün boyunca durur yani gündönümü ve güneşin öldüğü kış aylarının sonundaki hasat zamanında 3 günlük bir durgunluk vardır. 3 gün boyunca günler kısalmaz ve uzamaz. Yani 3 günlük bir durgunluk mevcuttur. Yani tanrının 3 gün hareketsiz yani ölü olduğu durumdur bu. 3 günlük beklemeden sonra Güneş,haç biçimindeki kuzey takımyıldızı üzerinde tekrar yükselmeye başlar. 25 Aralıkta 3 günlük beklemeden sonra güneş 1 derecelik açı ile kuzeye hareketine başlar. Bahar gelmektedir. Haç üzerinde 3 gün boyunca ölmüş olan güneş yeniden harekete başlar yani haç üzerinde öldükten 3 gün sonra tekrar dirilir. Halen zodiac çaprazının simgesi olan pagan sembolü yani daire içindeki haç bazı kiliselerde kullanılmaktadır. Eski tapınaklarda İsa güneş biçimindeki sonraki tasvirlerden farklı olarak başının üzerindeki bir ışık ile birlikte o ışığın içinde bir haç sembolü ile tasvir edilirdi. Bakire İsis, kutsal ruh Nef tarafından Horus a hamile kalır. Nuh tufanı gılgamış dan araklanmıştır. Musa ve onun sepette bulunuşu M.Ö. 2250 lerde yaşamış olan Akkad kralı Sargon un hikayesinden çalıntıdır. Musa tanrı ile direkt konuşup 10 emir i insanlığa getiren ilk kanun koyucu peygamber olarak geçer. Oysa öyle değildir o da alıntıdır. Tanrının bir dağda peygamberine emirlerini iletmesi çok daha eskidir. Hindistan da Manou ilk kanun koyuculardandır. Girit de Minos Dicta (isme dikkat dicta) dağında Zeus un kutsal kanunlarını öğrenir. Mısır da Mises tanrının ona verdiği ve taş tabletlere yazılmış kanunları taşırdı. Manou-Minos-Mises-Moses(Musa) |
10 Emir, Mısır ın ölüler kitabının 125. bölümüdür.
Çalmadımçalmayacaksın; öldürmedim öldürmeyeceksin; yalan söylemedim yalan yere şahitlik etmeyeceksin olarak çevirilir. Eski Mısır Hıristiyanlık ve musevilik ilahiyatının babasıdır. Ölümden sonra diriliş,bakireden d9oğum,vaftiz,sünnet,12 havari,kutsal koyun, gemi, büyük tufan, paskalya,noel, hepsi mısır kökenlidir. Bir başka mucize doğum da Yusuf dur. O da mucizevi doğar, 20 akçeye satılır, Yusuf un 12 kardeşi vardır İsa nın 12 havarisi. Kardeşi "Yahuda" Yusuf un satılmasını önerirken, havari "Yahuda" İsa nın satılmasını önermiştir. İkisi de 30 yaşında göreve başlar. Hıristiyanlık politik olarak empoze edilmiş derleme bir latin mitolojisidir. Onu referands kabul eden diğer öncül ve ardılları ile birlikte. Bir de şimdilik son olarak İsa nın milat oluşunun, Musa nın altın ineğe tapan müritlerini görünce 10 emir tabletini kırıp birbirlerini öldürterek cezalandırması mit ine astrolojik açıdan değinelim. Bu konuda daha önce Mısır ın kutsal ineğinin büyük bir tanrı olduğu konusuna başka bir yazımda değinmiştim. Bir de astrolojik boyuttan bakalım. Musa 10 emir ile indiğinde halkının altından buzağı ya tapmasına çok üzülür. Aslında o Taurus boğasıdır. Oysa yeni çağ yani koç çağı gelmiştir. Yahudiler bugün bile boynuz borusu çalmaktadırlar bu kutsallarından biridir. Bazı antik tanrılar da bu geçişi yaşatmıştır. Örneğin Mithra bir boğayı öldürür. Bu çağ geçişinin sembolünü gök boğasını öldüren Gılgamışda da görürüz. Tabi henüz hala o çağ yaşanmaktadır ve tanrılar Gılgamış ı bu nedenle arkadaşı Enkidu yu öldürmek ile cezalandırırlar. İsa iki balığın simgelediği Balık çağının gelişini simgeler. Zaten incilde ona yol arkadaşlığı yapan il kişiler iki balıkçıdır. 5000 kişiyi ekmek ve 2 balık ile doyurur. Hıristiyanlarda İsa balığı sembolü ve çıkartmaları pek yaygındır bu nedenle ancak anlamını bilmezler. Tıpkı haç gibi sadece kutsal sembol olarak kullanıp nereden geldiğinden haberleri yoktur. Bu balık çağındaki güneş krallığının sembolüdür. Ayrıca İsa nın doğum tarihi de henüz politik nedenlerle kişileştirilip gerçek bir peygamber olarak ortaya atılmadan önce balık çağının başlangıç yılıdır. Luka incilinde havarilerden biri İsa ya; senden sonraki paskalya nerede olacak diye sorar. İsa cevap olarak; "Bir şehre gideceksiniz ve orada elinde testi ile su taşıyan bir adam göreceksiniz, onu takip edin ve gireceği eve girin" der. Testi ile su taşıyan adam aquarius dur. Kova burcunun sembolüdür. İsa ya balık çağından sonra kova çağının geleceğini simgeleyen bir söz söyletilmiştir. Eski insanların yıldız haritasında takriben 25 bin yıl süren bir büyük yıl mevcuttur. Burçlarda geriye doğru ilerleyen bu harekete göre her 2150 yılda bir çağ değişir. Bu gece gündüz eşitliğinin yani ekinoks un gerilemesi olayıdır. Her 2150 yılda bir zodiac a göre bahar gündönümü başka bir sembole denk gelir. Bunun nedeni dünyanın ekseni etrafında dönerken meydana gelen yalpalanmasındaki dönemsel değişimdir. Burç geriye doğru gider. Bu olayın tüm burçlar için gerçekleşmesi 25 765 yıldır. M.Ö 4300 den M.Ö. 2150 yılına kadar ki çağ Taurus yani Boğa çağı idi. M.Ö. 2150 yılından M.S 1 yılına kadar Aries yani Koç çağı yaşandı. M.S 1 yılından şu an içinde bulunduğumuz ve M.S 2150 yılına kadar ise balık çağı yaşanacak. 2150 den sonra ise yeni bir çağ başlayacak. Kova çağı. Bu eski Mısır ve öncesinden beri kullanılan bir tarihlemedir. Peygamberlerin örneğin İsa nın Dünyanın sonuna kadar sizinleyim sözü aslında Dünya değil "aeon" yani çağın sonuna kadar sizinle birlikteyim sözünün yanlış çevirisidir. Aeon u çağ yerine Dünya olarak çevirmişlerdir. Sizinle çağın sonuna kadar birlikte olacağım. Çünkü o balık çağının müjdecisi ve yol göstericisidir. Dünyanın sonu denen budur. Ama bunu anlatsan da anlamak istemeyen milyonlar mevcuttur ve hala Dünyanın bir zamanlar kendilerini sınamak için konduğunu düşünüp bunlara inanmayarak dinozor fosilini reddeden ve Dünyanın 12 000 yaşında olduğuna inandıkları gibi dünyanın sonunun geldiğine de inanırlar. Oysa tüm hikaye Mısır dan kopyadır. Thaw bakire İsis e Horus a hamile olduğunu söyler, Kutsal ruh Nef hamile bırakır, kutsanır, tören yapılır, bebek doğar ve kutsanır. Bu mit den araklanan astrolojik İsa kişileşmiş,toplumsal kontrol sağlanmış,haçlılar ve engizisyon ile karanlık çağlar boyunca vatikan vasıtasıyla kitleler kontrol edilmiştir. Çünkü onlar daha ziyade bu tür efsanelere inanacak şekilde çocukluktaki gizemli masallarla büyümüşlerdir, somut gerçekler onlara sıkıcı gelir. |
2.Geleceğin Devleti:
2005 yılında ABD, Kanada ve Meksika arasında gizli bir antlaşma imzalandı. Antlaşma metnini duyuran tek bir gazeteci var ve hükümet bu antlaşmayı ve maddelerini halkına duyurmadı. Antlaşma kongrede oylamaya sunulmadı. Buna göre Kanada,Meksika ve Amerika arasındaki sınırlar kaldırıldı ve Kuzey Amerika birliği kuruldu. (North American Union:NAU) Para birimi olarak da Amero benimsendi. Amero tıpkı Avrupa birliği para birimi Euro gibi Amerikan doları Meksika peso zu ve Kanada Dolarının yerini alacak. AB zaten halihazırda sınırları kaldırmış durumda uydu bağımlı devletler dışında Alman imparatorluğu ekseninde yapılanmasını sürdürmekte. Bunun dışında bir de oluşmakta olan Asya birliği ve Afrika birliği mevcut. Amerika birliği, Avrupa birliği, Asya birliği ve Afrika birliği. Tüm kontrol ve finansman çift taraflı oynayarak ekonomik krizler ve savaş vasıtasıyla para arz ını ayarlayan, zaman zaman suni ekonomik krizlerle para arz ını çeken ve stratejik noktalardaki savaş stratejisi ile zenginleşen uluslararası bankerler tarafından yönlendiriliyor. Emperyalizmin bugünkü biçiminde emperyalistler açısından tek sorun göz boyama zorunluluğudur. Halk kitlesi zengin mülk sahibine ve ayrıcalıklarına saygı duysa da kendi geleceğine kendisinin karar verdiği demokrasi yanılgısı ile yaşamaktadır. Meclisler,senatolar,politikacılar ve çeşitli grupların ve sınıfların sözde sözcülüğünü yapan oylama ile hükümetler eliyle sözde halkın isteklerini gerçekleştirenler. Bilindiği gibi burjuva devriminin arkasında feodalizmin hantallaşması ve tüccar sınıfının üretim kabiliyeti nedeniyle onlardan daha avantajlı bir konuma geçmesi idi. Böylece küçük bir kıvılcım ile ilkin fransa da kanlı olarak, sonrasında da tüm batı da burjuva devrimi halk ayaklanmasının ardından yaratıldı. Ancak Halk bu sefer Napolyon a ihtiyaç duydu çünkü özgürlük değil, zenginlik istedi. Bunun da en kolay yolu önüne gelenle savaşan bir askeri sınıf denetimindeki burjuva demokrasisiydi. Ancak pratikte sınırların engel oluşturmadığı günümüz dünyasında mülkiyet hukukuna inanç mutlak surette sürdüğü için, bundan sonraki aşamada yüksek burjuva sınıfının ayağına dolaşan demokrasi ve devletler arası ve içi yönetim organizasyonu angarya haline gelmiştir. Vergiler oraya gider,ticari antlaşmalar uluslararası eski devletler arası antlaşmalara ve stratejilere göre yönlendirilir. Güc ü devlette tutan tek unsur olan ordu ve polis sınıfının denetimi de özelleşen elektronik sektörü ve silah sanayisi vasıtasıyla hali hazırda artık nakit para da pek kullanılmadığı için bankalara geçmiş durumdadır. Her türlü işbirliği finansmanının temelinde bankalar vardır. Devletlerin merkez bankaları karşılıksız olarak para arzını ayarlayarak geçmiş tüm ekonomik bunalımlarda binlerce bankanın batmasına neden olarak tamamını kendilerine bağlamıştır. Amerikanın bağımsızlık talebinin nedeni ingiliz merkez bankkasının kolni zenginliğine el koyma girişimiydi. Ancak sonradan türlü dümenlerle 1920 ve 1929 da bankalar ekonomik bunalım yaratıp çöken ekonomiye rağmen para arz ı sunmamak ve binlerce bankayı batırarak federal rezerv bankasını amerikada da kurdurmuşlar bu durum kapitalist sınıfın çok daha fazla ayrıcalıklı ve başına buyruk davranabilmesine neden olmuştur birleşik devletlerde. Artık ABD de büyük sermaye denetlenemez. Zaten merkez bankaları, devleti kendine borçlandırarak faiz karşılığı para verir ve bunun dolaysız sonucu da tüm halk ın giderek krizin arttığı oranda hükümetlerin yeni vergi ve faiz ayarlamaları eşliğinde borçlandırılması anlamına gelir. Tüm dünyadaki para arzını ayarlayan merkez bankaları, uydurma varlıklarıyla devlete borç verir, devlet bunun karşılığında halkı vergilendirip borç yükü altına sokar. Dolayısıyla karşılıksız kaynak ve ganimet demek olan savaş ekonomisi vasıtasıyla da giderek daha da yayılıp tekelleşen bankerlik sistemi, kitlelerin tüm birikiminin kullanımını kendi zimmetinde tutar. Günümüz ekonomisinde artık sanıldığı gibi paranın karşılığı olarak altın yoktur kasalarda. Kullandığımız paraların hiç bir karşılığı yoktur. Hatta amerikan ekonomisinde varolduğu söylenen suni bunalımın temeli de bu gerçeklikten kaynaklanmaktadır. Bu nedenle de emperyalist mülkiyet yönetimi yerel devlet otoritelerini ortadan kaldırıp, vahşi birtakım mülkiyet ve hiyerarşi yasalarından oluşacak, atadan oğula devam eden elit bir kesimin ve dünya bankerlerinin kurmakta olduğu çok uluslu bir mutlak dünya egemenliğine doğru bir yol çizmektedir. Bu plan bizzat açıklanmıştır Rockefeller tarafından ve aynı sisteme bağlı medya patronlarının ne ABD de ne başka yerlerde anlaşma gereği 40 yıllık suskunluklarını bozmak gibi bir niyeti yoktur. Olaylar geliştiğinde Halk neye uğradığını şaşırmış biçimde bankalara koşup mecbur bırakıldıkları şeyi yapmaları sağlanacaktır. |
Bu oluşumun nihai amacı emperyalizmin en acımasız ve 6000 yıllık çürümüş uygarlığın en korkunç megalo ideasını gerçekleştirmek. Nihai hedef olarak bu dört birliğin ortak tasarısı ki zaten devletler ve onun üyesi olduğunu zanneden Halklardan tamamen bağımsız fakat devletlerin ve halkların tamamen kendilerine bağlı olduğu oluşumlar bunlar, Dünya devletinin temelini atmak. Tek merkez,tek otorite, tek Din, tek ordu, tek para birimi ve mutlak oto kontrol mekanizması.
Romantiklerin zannettiği gibi sınırların ortadan kalkması özgürlük ve bağımsızlık için olmayacak. Özgürlüklerin sıradan insanların ellerinden tamamen alınması için yaratılacak. Bu dönem 1. 2. dünya savaşı, soğuk savaş,vietnam, Irak ve en son 11 Eylül ile halk lara karşı yürütülecek terör bahaneli savaşın en son dolaysız sonucudur. Ekonomik krizler ve 11 Eylül tam anlamıyla operasyonun başlama gününün duyurulmasıdır. 11 Eylül egemenlerin artık tamamen alıştırdıkları özgürlükten korkan halklara karşı onların haklarını aşama aşama ellerinden alma savaşının başlama tarihidir. Terörle mücadele kapsamında nedensiz yere alıkonabilir, sorgulanabilir, izine gereksinim duymadan eviniz aranabilir, telefonlarınız dinlenebilir, özel hayatınıza müdahale edilebilir. Tüm merkezi ve bağımlı uydu devletlerde buna dair yasalar gizlice bir bir meclislerden geçirilmektedir. Usame Bin Ladin Ve George W. Bush ortaktır ve bu sözde teröristi mağaralarda asla bulamayacaklardır. Bunlar halka uyutmak için aynı şirketlere ortak olan medya patronlarının haberleridir. Bush ailesi uzun zamandır amerikan bankacılık sisteminin başında bulunan bir ailedir. 11 Eylül saldırısının Amerikan şirketlerince kendi halkına bir operasyona başlama amacıyla kabul edilebilir destek sağlamak maksadıyla tertiplendiği bilim adamlarınca İstisnasız deliller ve fotoğraflar eşliğinde sunulmuştur. Hükümetler susamuş yasadışı davranışlar ve sansür uygulanmıştır. Ancak gönüllü köleler efendilerinin onların iyiliğini düşündüğü yalanına mutlak olarak inandıklarından, egemenler de bunu çok iyi bildiklerinden, her türlü enformasyon medya aracılığı ile sahte politikalar üretmekte, Halk ise kendisine anlatılan bu saçmasapan açıklamamalara kulak kabartmaya çalışırken mücadeleci bilim insanlarına ve araştırmacılara kulak tıkamaktadırlar. Bunun benzeri vakalar sürekli olarak uydu devletlerde ve ülkemizde de sürmektedir. Terörizm, dış düşmanlar, iç düşmanlar, güvenlik sorunu, sosyal düzenlemeler, sözde demokratik seçimler, Din üzerinden süren politikalar, sürekli olarak bu olguları örtbas etmeye yönelik girişimlerin toplamıdır. Onlar bizlerin gerçekleri bilmemizi istememektedirler. Ama siz yani inananlar, onlara gülümseyip ellerini öpme yarışına girdiğiniz sırada göz kaş arasında altınızda yığdıkları odunları ateşlemektedirler. Çünkü siz ölmezseniz onlar kar edemezler. Devletleri savaşlara onlar sokar ve halkı ikna ederler. Tüm büyük savaşlar, avanak halkın efendilerinin, göz göre göre varolan savaşın kendi içindeki yasalarını ihlal eden hükümet uygulamalarından çıkarılmıştır. Yanlışlıkla savaşın göbeğine gönderilen gemiler batar, yanlışlıkla ülke bombalanır, savaşan taraflardan birinin sözde tarafsız olunduğu açıklanmışken malvarlıklarına el konulur ve sonra halka onlar bize saldırdı denildiği gibi avanak halk lar kahraman olmak için cepheye koşar. Amerikan halkı iki savaşa da katılmak istememiştir örneğin ama salak oldukları için bir tezgahla gemi savaşın göbeğine gönderilip batırılması sağlanarak (ölü sayısı artsın diye içi cephane doldurulmuştur) İkincisinde yine japonlara karşı tarafsızlık kuralı ihlal edilip malvarlıklarına el koyulup politik aşağılamalarda bulunularak ve bile bile pearl harbour bombalandırılarak, vietnamda sonradan yalan olduğu anlaşılan bir gemi batma hikayesi uydurularak,Irak da nükleer tehdit öne sürülerek,kendini 11 eylülde bombalayıp afganisdtan a ırak a girerek halk desteği alınmıştır anında hepsinde. Avanak halk birden cepheye koşmuştur şehit olmak için bu uyduruk tertiplerle. Amaç savaş çıkarıp onu olabildiğince uzatmaktır. Tüm savaşlar böyledir. 1. Dünya savaşının amacı onu uzatmaktır bir yıl boyunca hiç bir askere karşı tarafa hücum etmesi söylenmez siperde durmaları söylenir. İkinci dünya savaşındaki nazi katliam araçlarının tamamı Amerikada üretilmiştir. Zyklon B gazı dahil. İki tarafa da silah satılmıştır. Dünyanın en korkunç emperyalist örgütü ABD devletinin kendisi değil, uluslararası bankalar sistemi ve Amerikan Rockelfeller silah firmasıdır,tüm büyük savaşlardan en büyük kazancı onlar sağlar. Hatta Vietnam savaşında kuzey Vietnam a da silah satmış, 60 000 amerikalı ve 3 milyon vietnamlı ölesiye kadar amerikan ordusunun vietnamlıların uçaksavar silahlarını ve stratejik hedeflerini bombalamaması için karalar aldırmıştır. Çünkü oraya da silah satmaktadır. Hatta kuzey vietnam ın başarısı, kendi içindeki kurtuluş mücadelesinin, yine Amerikan şirketlerince savaş öncesinde kaldırılan Rusyanın yardımını bloke eden askeri ve siyasi ambargonun yanısıra anti emperyalist mücadele olduğu için, Amerikalıların bu savaşı uzatma ve kar elde etme amaçlı saçma savaş kısıtlamalarının farkında olmalarından kaynaklanır biraz da. Ancak halk buna inanmaz ülkesini koruduğunu zanneder. |
Ülkemizde 80 yıldır benzeri bir politika doğuda sürdürülür. Terörist kılığına girilip oraya buraya mayın döşenir insanlar öldürülür sonra da dağlar bombalanıp terörizmi mahvettik denilir. Halk lar da ya o tarafdan ya bu taraftan kimden umut bekliyor ya da nemalanıyorsa ötekine düşman olur.
Aynı şey ingilizlerce yıllarca sürdürülmüş türlü şekillerde halk ın yani emperyalizmin sömürmesine direnen Halk lar birbirine karşı kışkırtılıp kendi kendilerinii yok etmeleri sağlanmıştır. En son Iraklı kılığında halk a ateş açan iki ingiliz askeri ırak polisince yakalanmış,İngilizler askerleri teslim etmeyen görevlileri umursamayarak tank ile hapisaneyi basıp ajanlarını kaçırmıştır. Emperyalizmin girdiği her yerde halklar birbirine mezhep ve etnik farklarla düşman olur. Eğer o bölgede emperyalizmin bir çıkarı var ise vay haline o bölge halklarının. rak savaşında amerikalı askerler de ölüyor ve Irak denetlenemiyor diye Amerikan yönetimmi küçümsenmektedir. Oysa Amerikan yönetimi zaten savaşı uzatmaya çalışmaktadır. Orada diğer bölgelere sıçrayabileceği bir üs kurana dek halkı birbirine karşı kışkırtarak hem orda duracak hem de zaman kazanacaktır. Bu sırada tazminat bahanesiyle petrol e el koyacaktır. Artık emperyalizm kapitalimden sonraki daha tehditkar ve sınır tanımaz bir aşamaya geçmiştir. Dolayısıyla zaten sınırlar onlar için kapitalist devrimden önce burjuvaziye feodal soyluluğun olduğuna benzer bir angarya oluşturmaktadır. Yani yeni dünya düzeni denilen emperyalist plan bu aşamadan sonra tekellerin denetimi dışındaki her türlü yerel otoriteyi ortadan kaldırmaya yönelik olarak gelişecektir. Terör tehditi de bilhassa bu maksatla devletlere karşı örgütlendirilmektedir. Ancak tıpkı dünya savaşlarının çıkmasına neden olan suni tezgahlarda yaptığı gibi Halk kitlesinin bunları talep etmesini sağlayacaktır. İlginç bir örnek verelim ve karanlık Ütopyaların nasıl gerçekleştiğini görelim. Geçtiğimiz günlerde bir gönüllü amerikalı salak aile, ilerde uygulanması düşünülen bir uygulamada yer aldı. Bu uygulama ilk paragraflarda bahsettiğim, halkın mecburen talep ettirileceği şeydir. RFID çip i. |
Hali hazırda amerikan pasaportlarında kullanılmaktadır ve geçtiğimiz günlerde amerikalı bir aile, 11 eylülden korktuğunu söyleyerek bebeğinin vücuduna bu uydu kontrol sistemli çip i yerleştirtmiştir. Herkesin kayıtları,sahip olduğu para ve birikim bu çiplerde bulunacaktır. Rockefeller in dediğine göre eğer birileri onları eleştirecek, protesto edecek veya karşı duracak olursa tamamen kendi kontrollerinde bulunan bu çip kapatılacaktır. 2005 yılında terörle mücadele ve göçmen kontrolü bahanesiyle "Gerçek Kimlik" kanunu kabul edildi. Proje Amerikada 2008 den itibaren hayata geçirilecek. O günden sonra her amerikalı bu federal kimlik kartını kullanmak zorunda. Bu kartlara daha sonra radyo frekansları sayesinde her hareketin kontrol edilebildiği RFID izleme modülleri yerleştirilecek. Daha sonraki aşama implant çip. Aptal amerikalı ailemiz de medya da geleceğin dünyasının örnek öncüsü olara övgüyle sunulan bu implant çip i bebeğine yerleştiren aile zaten. Yani bebek ömrü boyu vücudu içindeki çip ile yaşayacak. Böylece herkes bir şebekeye bağlanmış olacak. Her hareketiniz kontrol edilecek. Haklarınız olmayacak, zorunluluklar olacak.
Çünkü; Bütün bunları üzerinizde yarattıkları korku ve düşmanlıklar vasıtasıyla sizler talep edeceksiniz. Televizyonlardaki makyajlı kadınlar,bakımlı yüzler,bitmeyen eğlenceler, sahte lünaparklar, şaşalı ve süslü geleceğin vitrini yaşamlar ile hergün defalarca bunları söyleyerek hepinizin onaylaması sağlanacak. Militer ve vatansever duygular aşılanacak daima ve siz kendi arzunuzla bu yıkımı onaylayacaksınız. Çünkü sizler kendi düşündüklerine değil,söylenenlere inanan köle bir nesilin torunlarısınız. Çünkü sizler kendinize değil,televizyonda gördüğünüz insanlara inanıyorsunuz. Sizler size anlatılan tarih den şüphe etmiyorsunuz. Sizler size anlatılan tüm masalları hayatın ardındaki asıl gerçek zannediyorsunuz. Bu yüzden dünya uygarlığındaki 7 milyar insanın 100 binlerle ifade edilebilecek küçük azınlığının dışındaki tüm bireyleri bu kültürel üretim merkezinin damızlık ürünleri olarak çoğaltılıyorsunuz. Hayatınız size ait değil,yaşam sizin yaşamınız değil,ölüm elinizde değil,yaşamınız başkalarının. Mutluluğa sahip olduğunuzu düşünebilir banane insanlardan ve gelecekten diyebilirsiniz. Peki öyleyse hala neden ürüyorsunuz? Kasaba et sağlayan koyunlar gibi yavrularınızı böyle bir geleceğe teslim ederek size anlatılmış uydurma figürlere yalvarmakla meşgulsünüz. Onlar tüm çağlarda iktidarın arkasına saklandığı perdeden başka bir şey değildi kör gözleriniz bunu göremiyor asla. Antik tanrıların ve tüm çağ tanrılarının ve kutsal bazı peygamberlerinin insani bedene ve sözlerine rağmen yüzlerinin suretinin türlü şekillerde gizli olmasının anlamını algılayabiliyor musunuz? Neden yüzleri yok onların? Neden ya yüzsüz,ya ışık,ya da hayvan figürleri ardında saklıyorlardı yüzlerini? Tahtlarından ve asalarından ayrı olan bu özel nitelikleri neyi simgeliyor? Ben söyleyeyim onlar sizi ölüme yolladıkları için size bakmaya yüzü olmayan otoritelerinizin yansıması da ondan. Horus bir Kraldı ve tüm mısırlılar onundu. İki Mısır ı savaşla birleştiren Akrep kral Narmer in babası Ka, Ruh anlamında mısır dinine ve Ra adında ilk büyük tanrıya can verdi, o ilk firavundu. Belki ilk değildi ama ardında hiyeroglif ve izler bırakan ların ilklerindendi. Ve ününü herkesin bilmesini istedi çünkü hırsı tüm hayatı ele geçirmekle de doymadı. Bir Filmdeki ülkesine özgürlük getiren sözde Akkad lı Akrep Kral uydurmasındakinin tam tersi. Musa ya mit sağlayan Sargon, sepetle nehir e bırakılmadı. İsa hiç olmadı, Romalılar onun hayatını konsül toplayıp yazdılar. Bu masallar sizin için özenle, okumuş ve entellektüel kişilerce yaratıldılar. Sizi soyup soğana çevirip ölüme yollayıp zenginliklerini arttırırken ses çıkarmayınm diye yazıldılar. Öyle abartılı yaşamlar sürdülerki sonunda sizi de kendilerine benzeme arzusuyla doldurup uşakları ettiler. Çünkü ne bir hayatınız ne idealleriniz vardı arzularınız boşunaydı, güç onlardaydı.. İstediklerinizin 10 da birine kavuşursanız ne ala bunu ödül zannettiniz. Ama onlar sizin doğaya bağlı olduğunuzu öğrenmenizden çok korkuyorlar. Bu emperyalizmin en büyük kabusudur bugün. Halk ın kendi gücünün farkına varma olasılığı yüzünden gün geçmiyor ki dünyanın bir yerinde hiç olmadık bir katliam tezgahlanmasın. Kendiyle savaşan organizma, kendini yok eder. Günümüz insanının tanımı ise budur. Bunun örneğini doğada göremezsiniz. Beslenme aktivitesi hayatta kalma savaşı değildir sizinki gibi. İnsanın mücadelesi kendi varlığına karşıdır. Aslanın geyiği avlaması ve bölgesini rakibine karşı koruması ile,köpekbalığının küçük balığı yutması ile,insanın komşusunu katletmesi arasında hiç bir benzerlik yoktur. Çünkü siz ne aslansınız, ne köpekbalığı. Hani akıllıydınız, neden konu bu olunca birdenbire size gösterilen bu saçma örneklerle kendinizi özdeşleştiriverdiniz ne oldu beyninize birden? Evrim diyince maymun değil akıllıyım diyor bunu duyunca kaygılanıp inancımı ve insanlığımı yitirecem diye tüyleriniz diken diken oluyor da savaşı vahşi doğadaki vahşi hayvan betimlemesinden hareketle nasıl oluyor da normal görebilmektesiniz? |
Bunun ötesini görmediğiniz sürece iktidar savaşını tanrılar savaşı olarak anlatacaklar. Merak etmeyin bu sayede ilerde tüm eskimiş eski dinler yok edilip yeni ve tek bir din ile hepinizi aynı cehenneme gönderip kendi izole cennetlerinde sefa sürecek olanlar varlığını sürdürecek sayenizde.
İslam da bunlar yok ama mı demektesiniz yoksa hala? O da bunların toplaması, hepsi birden var hem de kesin doğrular ve gerçek yaşanmışlıklar gibi. Köken aynı, çıkış aynı, hüküm aynı,otorite aynı, ödül ceza aynı. Tek fark korumak için tüm öncül metinlerin ve islam öncesi pagan kültürlerin en vahşi katliamlarla kökünün kurutulması ve kutsal kitap hakkında yorumun ve okumaların halkın eline direkt olarak asla ulaştırılmayıp kitabın okunmasının ve yorumlanmasının da öncülleri örnek gösterilip kitap tarafından yasaklanması. Onun eleştirisini yapmak ise zaten halkın kutsal değerlerine büyük saygısızlık olarak nitelenip cezalandırılmakta direkt ya da dolaylı olarak. Ateist bile Muhammede hazret demek mecburiyetinde ülkemizde sanal ortamların bazılarında bile. O Muhammed ki eski çok ve tek tanrılar onun yanında acemi çaylaklar gibi kalır. O yüzden onun da sureti yoktur. Not: Son cümleler biretakım zihniyetlere karşı söylenmiş bireysel bir isyandır,herkes değil efendisine ve inançlarına sorgusuz sualsiz mutlak bağlı kişiler içindir ve onlar çoğunluktadır her yerde. |
|
Sn. Chaos,
Emeğinize teşekkürler, Sn. ozgur_beyin'in verdiği linkte bulunan sunu muhteşemdi. Yaklaşık 120 dakikalık bir sunu. Yakınlarıma mutlaka önereceğim. Ancak işin içinde bir terslik var. Ne kadar doğru bilgileri ne kadar yanlış bir amaçla söylemişler. Din diye sunulan Evangelizm. Sununun ilk 15 dakikasındaki propaganda, Sn. Harun YAHYA'ya dua okuturcasına verilmiş. H.Y. eserlerinde, bak iki gözün var şükret Allah'a. Demek ki Allah vardır diye yazardı. Bunlar ise, bak iki gözün var o halde Allah'ı niye göremiyorsun. Demek ki Allah yok diye başlamışlar. Başlamışlar başlamasına rağmen ama bitişleri mükemmel olmuş. İnsan ve özünün kuvveti adına yazılanlar. Ancak bu kadar özden bahsedilirdi. Birkaç tane de bizden olsun!!! - Cennet emelle değil, amelle elde edilir. - Kibir öldürcü zehir gibi kalplere egemen olur - Cezaya inanan sadece iyilik yapar. Ancak iyilik yapanlar iyi karşılık görürler - Gerçeğin acılığına tahammül et, gerçek dışı şeylerin tatlığına sakın aldanma. - Allah'a en yakın olanlar kendi aleyhine de olsa gerçeği söyleyenler ve hoşlarına gitmese bile onunla amel edenlerdir. Gerçekle amel eden kazanır. - Bilim maldan daha hayırlıdır. Bilim seni korur, malı ile sen korursun. - Öğrenmek için sor. Bilmediklerini bilenlerden öğren, bildiklerini başkalarına öğret. - Dünya aldatmalarıyla süslendi, süslemeleriyle aldattı. - Zulme uğramak istemiyorsan sen de zulmetme. Ve sonuç: DÜNYA BİR RÜYADIR, ONA ALDANMAMAK GEREK |
ya bu belgeselin emule lınkı varmı acaba arkadaşlar??
|
mhmmd ne dediğin belli değil.
DİN RÜYA BİLE DEĞİLDİR ONA HİÇ İNANMAMAK GEREK. DÜNYADA DOĞDUNUZ ORADA ÖLECEKSİNİZ, BAŞKA ALEM YOK. |
Yeni izledim. Dinle ilgili kısımları fena değil 9/11 ile ilgili kısımlarını michael moore tadında buldum. Kendi komplo teorilerimizi Turan Dursun'u, Uğur Mumcu'yu anlayamamışken adamlarınkine kafa yormak abes geldi. Şahsi kanaatim Richard Dawkins'in root of all evil belgesi kadar etkileyici olmadığıdır. Yine de hoş bir çalışma.
|
Sn. chaos,
Biz yazmıştık, herhangi bir şey henüz söylemedik. Yazdıklarımızı anlamadıysanız bir kez daha okuyabilirsiniz. Yazımızda, filmde gördüğümüz yönlendirmelerin yanlışlığını vermiştik. Bunları çıkınca, çok beğendiğimizi de belirterek. Belirttiğimiz günden bu güne kadar da birçok kişiye filmi tavsiye ettik. Tabiiki uyarılarımızı da yaparak... |
bazı olayları normal gözle ''görmek'' mümkün değildir.
o filimdeki her şeyin olma olasılığı büyüktür. bizden bir olaya bakalım. 1955 te atatürk'ün evinin yakınında bir ses bombası patlatılır. istanbul ekspres gazetesi genel yayın müdürü (gökşin sipahioğlu) öyle abartarak yazarki. gazete bir günde akılalmaz tirajlara ulaşır. baskı üstüne baskı yapar ardından6/7 olayları patlak verir. bu olay gayrı müslimlere karşı vandalist bir saldırma paranoyası başlatır. ''atatürkün evi'' bir yağma ve talan vesilesi olur. bu bomba yunanlılardan kaynaklanan bir olay değildir. olayı düzenleyen türklerdir. ayrıca ,''atatürk'ün evi'' denilen evin, atatürkle hiç bir alakası yoktur. o ev, atatürkün üvey babası 'Selanik Gümrükler Başmüdürü Ragıp Bey'in evidir. yani 6/7 olayları ,atatürkün belirli bir müddet yaşadığı ev, bahane edilerek yapılmıştır. ne dediniz duyamadım!! necip türk milleti.................................... |
Alıntı:
Filmin Youtube adresi: http://www.youtube.com/watch?v=5r6-o1lpJHU Filmin Bittorrent Download/İndirme adresi: http://sector.yweb.sk/Zeitgeist.Fina...p.XviD.torrent Bittorrent Program Adresi: http://www.bittorrent.com/download Saygılar. |
Zeitgeist adlı video belgesel sitemizde yayında
Zeitgeist adlı video belgesel sitemizde yayınlanmaya başladı. 2006 yılında Yönetmen Peter Joseph tarafından hazırlanan belgesel dünyada büyük yankılar yaratmıştı.
İlk kez 2007 yılı Haziran ayında Google Video’da yayınlandı. Yayınlanır yayınlanmaz günde 70 bin, ayda yaklaşık 2 Milyon izleyenle internet üzerinde en çok izlenen ve toplamda en çok indirilen film oldu. 15 Mart 2008’ de dünya genelinde gösterim günü ilan edildi ve 1800 noktada özel gösterimler düzenlendi. Aynı gün Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi’nde ve Atlas Pasajı Nefes Cafe’de gösterildi. IMDB’de 8.8 puan aldı. Belgeselin ilk beş dakikası konuşma içermiyor. Toplam 117 dakikalık belgesel üç bölümden oluşuyor: Bölüm I (Başlangıcı 9. dak. 11. saniyede): Anlatılmış En Müthiş Hikaye (Dinlerin, Hıristiyanlık özelinde ve belgeler ışığında eleştirisi.) Bölüm II (Başlangıcı 36. dak. 15. saniye): Tüm Dünya Bir Sahne Bölüm III (Başlangıcı 1. saat 10. dak. 14. saniye): Perdenin Arkasındakilere Aldırmayın Altyazılar KapitzA nikli birisi tarafından hazırlanmış. Video-altyazı montajı ve senkronizasyonu, streaming yayına çevrilme çalışmaları ise sitemiz tarafından gerçekleştirildi. Muhtemelen bu belgeseli online olarak (streaming) yayınlayan Türkiye'deki ilk ve tek siteyiz. İlgiyle izleneceğini ve üzerinde çok konuşulacağını tahmin ediyorum. Videoyu sitemizin ana sayfasında izleyebilirsiniz. |
Hayatimda izledigim en iyi belgesel olan ''zeitgeist'' i sitenizde gormekten mutlu oldum.esen kaliniz herkese izlettiriniz!
|
on numara film..
film ne acıdır ki islamın eleştirisini içermiyor. islamı din olarak bile saymamaışlar :) ama bence amerikan eleştirisi yerine tamamen dinlerin eleştirisi yapılsa, böyle belgeseller gerek insanlara bütün gece göğün ilk katına tanrısının ineceğine inananlara ders mahiyetinde...
true furqanı da okumak isterdim ama bulamadım bir türlü varsa link falan söylerseniz sevinirim... |
ne mi düşünüyorum?nickimden anlaşılmıyormu:)
|
Saygideger arkadaslar;
Bende izledikten sonra, filmin linkini; felsefe grubuna ekledim. Yalniz sonu ilgincti. Benim algima ve hayal gucume gore; ileride bir cip yapacaklar ve bu cip dogustan itibaren-sanki doganin bir parcasi gibi-dogana yerlestirilecek. Birileri biryerde, o kisiyi dogumundan olumune kadar ekrandan izleyecek. Bu zaten bireysel hak ve ozgurluklerin sonu demektir. Sonra eger o kisi herhangi bir yerde hayatinin herhangi bir doneminde, izleyenlere ters gelen bir dusuncesini aciklarsa; ve de karar verilirse, o cip sondurulecek ve kisi resmen oldurulecek. Tabiki bu da bir dogal olum olarak gosterilecek. Bence bu tanri kavraminin kisiye fiziksel olarak eklentisidir. Yani dogan kisinin tanrisi; onu omur boyu izleyen ve gerektiginde onun olumunu getiren olacaktir. Benim bu hayalgucum gerceklenirse bu hem insanin, robatlasmis sonu; hemde insanlik sunmanin olumu getiren sonu olacaktir. Boyle bir durumda, yasamin anlami ne olur, bunu da yeniden sorgulamak gerekir. Yada bu benim hayalgucumun gerceklesmesinin oyle veya boyle onunu almak. Tabi ki evrensel temelde. Bence bu konuda simdiden bir onlem dusunebilip, bu ufuktaki tehlikeyi, en azindan bir sonraki nesile aktarip, onlari haberdar edebilmek; bence bu neslin gorevidir. Belki bu benim hayalgucum; bugun bir utopya, paranoya ya da komple teorisi olarak algilanabilir. Ama bu gidisat, o gunlerin gelmesini pek de uzak kilmamaktadir. Avrupa zaten, kredi karti icerikli bir kimlik yapmayi dusunmekte ve bunu tasimayi onermektedir. Guya bizlerin emniyeti icin. Boyle bir kimlik, bilgisayara kondugunda, ayni o cip gibi; sahisla ilgili gereken tum yasamsal bilgileri verecektir. Belki de bu girisim, alistirmanin bir baslangici niteligindedir. Saygilarimla; evrensel-insan |
bunun bir de ikinci bölümü çıkacakmış zeitgeist addendum diye. trailerı bu;
http://www.liveleak.com/view?i=525_1209684008 |
merak ettıgım su
dunyayı yonetenler tezı cok onceden ulastıgım bır cıkarımdı..bu belgesel dusuncelerımı teyıt ettı...ama su var...dunyayı yonetenler pekala bole bır belgesel henuz bıze ulasmadan ımha edebılırlerdı...yanı ınsanların aydınlanmasına yonelık zeıtgeıst adlı belgesel ısteyen tarafından seyredılmekte...dolayısıyla neden bunun ınsanlar tarafından bılınmesıne ımkan verdıler?? tehlıke olarak gormedıklerındenmı?? |
Filmi türkçe, daha net ve hızlı izlemeniz için;
1 http://video.yahoo.com/watch/3047865/8699144 2 http://video.yahoo.com/watch/3048082/8699590 3 http://video.yahoo.com/watch/3048192/8699955 4 http://video.yahoo.com/watch/3048341/8700202 5 http://video.yahoo.com/watch/3048417/8700477 6 http://video.yahoo.com/watch/3048527/8700705 7 http://video.yahoo.com/watch/3048685/8701081 8 http://video.yahoo.com/watch/3048868/8701498 |
Alıntı:
|
bide altyazılar sarı olmasa ve rahat rahat okusak:)
|
Alıntı:
|
Belki de;
Dünyayı yönetenler , dünyayı kontrol edebilirler ama henüz insanları kontrol edemedikeri için kontrolleri bilgi akışındaki farklı mekan ve beyinlere ulaşacak kadar değil henüz. İnternet ağı ülkelerin merkezi birimlerinden çıkışlara sahip olduğu için; yerel yasalar hala etkin. bu nedenle bilgiyi önleyemiyorlar. Onun yerine bu tür bilgilerin çıktığı yerlerde konuları sulandıracak medya organları ile bilgiyi boğma yöntemini seçiyorlar. Belki de Allah yardım ediyor bazı kullarına da; onların sayesinde umutlar hala yeşil kalabiliyor. Kimbilir. hepsi birer fantezi .... Selamlar |
çok doğru söylüyorsun kardeşim,bu sarı renk beni çileden çıkartı..
|
belgeseli http://www.zeitgeistmovie.com/dloads.htm adresindeki torrent dosyasıyla indirip izleyebilirsiniz
internet üzerinden izlemek için bi çok link verilmiş ama arşive atmak isteyenler için avi dosyası elimizde olsa daha iyi olabilir, ayrıca seeder sayısı da yüksek; klasik yavaş bi torrent downloadu olmuyo yüzden hem altyazıyı da istediğiniz renkte ayarlarsınız :) isteyen olursa tr. altyazı dosyası için de yardımcı olabilirim |
arkadaşlar, torrent morrent olmadan, direkt olarak sitede izlediğimiz şekilde indirebileceğimiz bir yer yok mu? hem bu hemde submission filmi. bana çok lazım bunlar.arkadaşlarıma göstericem ve mutlaka arşivimde olsun istiyorum...yardımcı olun ey site adminleri...
|
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bak güzel kaos , Horus anlatımı sadece bu anlattıklarında değil, hitit ve mayalarda dahi bulabilirsin Anlatmış olduğun tamamen hikayedir.Osiris-seth savaşı göksel bir çarpışma durumunun ironik ve şiirsel anlatımıdır.Yahu habire mit ve astronomi yazıyorsun hiç bode yasası bilmezmisin. Burda 2 gezegenin çarpışması ve dünyanın karanlık altında kalması tasfir edilir ve dünya üzerindeki tüm eski çağ metinlerinde vardır.bu metinlerde farklı bölgelerde dünyanın bir tarafının aydınlık, diğer metinlerde karanlıkta kaldığı kayıtlı ve belgelidir.Yahu bu konuda platon bile yazmış siz hala okuyup öğrenmemek için niye ısrar ediyorsunuz anlayamıyoruz. Biraz anarşistcilik oynayacağına astronomi ile mit leri yanyana oku ve astroarjkeoloji ile ilgilen ve mi,t denilen seylerin dünyanın gerçek tarihinin anlatımı olduğunu kavra. |
Buda CEM e cevabım
İNSAN VE DİN, MİTLER VE GERÇEKLER, UZUN METRAJLI VİDEO BELGESEL PROJEMİZ Sayın Üyelerimiz ve Ziyaretçilerimiz, Turan Dursun Sitesi'nde, insan ve din, mitler ve gerçekler temalı, uzun metrajlı bir video belgesel projesi başlamıştır. Video belgeselimizde ele alınacak konuların ağırlığını Turan Dursun, İlhan Arsel, Arif Tekin, Erdoğan Aydın ve sitemizin bazı değerli yazarlarının yaptığı titiz çalışmalardaki tesbitler oluşturacaktır. bakınız sayın cem yazmış olduğunuz hiç bir şahsiyet , astroerkeolog olmayıp mit'ler konusundaki her türlü açıklamaları yanlıştır. bu yaptığınız Harun Yahyacılığın farklı bir versiyonundan başka bir şey değildir.Gerçekler çarpıtılmayacaksa MİT lerin gerçek anlamları ortaya konur.Dünya üzerindeki tüm mitler aynı şeyleri anlatır sadece isimleri farklıdır.Siz kalkıp dinlerin başlangıcını Mit hikayeleri derseniz yine yanlış bir söylem içerisine girersiniz ki , HY nin tc de yaptığıda budur. |
"astroerkeolog" ne sevgili Akhenaton ?
|
Alıntı:
ünlü mısırlı tarihçi manethon göz ardı edilen kitabında şöyle yazar, mısırı önce tanrılar sonra yarı tanrılar en sonda horusu takip edenler yönetti. astro-arkeoloji sizin Mit veya eski insan çok tanrıya inanıyordu söylemlerinize, eski insanın ampirik evren gözlemlerini şiirsel olarak yazdığı metinleri evrenin saati yıldızlar ile deşifre etmesidir. sizin gülüp geçtiğiniz, dünya öküzün boynuzları üzerinde asılı durur veya osiris-seth veya phaethon mitlerinin hepsinin göksel temellerini somut arkeolojik bulgularla kanıtlayan bilim dalıdır. siz nuh tufanı din kitaplarında yazıyor diye yok saydığınız fakat bir astro-arkeologun tüm kanıtları göksel harita ve somut arkeolojik bulgu ile ortaya koyduğu bilim dalıdır. http://www.amazon.com/s/ref=dp_srsub...chaeoastronomy |
Binlerce yıldır halklara söylenip insanlığı uyutan masalların, tüm savaşların, ekonomik kriz ve
sömürülerin; sayısız vahşet, haksızlık, hırsızlık ve ahlaksızlıkların; dünyadaki en derin devletin fotoğrafını gösteren, 'Büyük Yalan' ve ardındaki 'Büyük Soygun'un belgeseli; ZEİTGEİST (Çağın Ruhu) gerçekten de izlenmesi gereken değerli bir çalışma. Belgeselin devamı olan ve ne yapılmalı sorusuna da cevap veren; ayrıca IMF, World Bank, CIA, US Army gibi taşeron kuruluşlarca ve içerde de işbirlikçi faşist hükümetler eliyle, veya olmadı doğrudan darbe ve işgallerle sömürülen ülkelerden örneklerin de verildiği 123 dakikalık 'Zeitgeist Addendum' belgeseli; www.zeitgeistmovie.com/ (yayıncının resmi sitesidir) linkinden izlenebilir. İkinci belgeselin Türkçe altyazısı henüz yok. Bu belgeselleri izledim ve sonunda bazı sonuçlara vardım. Şimdi bunları başlıklar halinde inceleyelim.. Sonuncu kriz, son kriz mi? Mortgage krizi olarak başlayan ve kartopu gibi büyüyen ve mikrobik bir salgın gibi yayılan son krize baktığımzda, gelecekte olacak daha büyük krizlerin altyapısının oluşturulduğunu görüyoruz. Emperyalizmin ahlaksız doğası savaş ve kriz üretir. Küreselleşme ve liberalizm maskeleri ile girdiği ülkeyi IMF, Dünya Bankası gibi kuruluşlarca borçlandırır ve bir gün bu borç mutlaka ödenecektir. Bu ödeme ülkenin bağımsızlığı pahasında bile olabilir. Korumacı duvarları yumuşak yöntemlerle aşamazlarsa başka yöntemler denerler. Eğer hedefteki ülkelerde vatansever iktidarlar var ise CIA taşeron örgütü ile darbeler tezgahlar ve sonunda da işbirlikçi bir kukla iktidar bulma konusunda zorluk çekmezler, ki bu gerici faşist iktidarlar çoğu zaman kendi ailesi ve çevresinin zenginleşmesi uğruna halkını binbir yalan ve dolanla kandırıp, koltuklarında kalıcı olmak için zamanla daha da vahşi bir işbirliğine ve soyguna girerler. Halkın hesabına ise daha çok faiz ve borç yükü ile bir de 'Yaradılış Atlası' türü propagandalarla ölümsüz bir hayat ve aslında sadece sahte bir cennet vaadi düşer. Avrupa ve Amerika'da aynı uyuşturma görevi kilise ve papalık taşeronluğunda icra edilmektedir. "Yaradılış Atlası" na yüksek seviyeden bilimsel cevap için: http://richarddawkins.net/article,3239,Richard-Dawkins-on-Harun-Yahyas-Atlas-of-Creation-and-other-videos-from-the-CEMB-conference,Richard-Dawkins-Council-of-Ex-Muslims-of-Britain Bugün askeri darbelerden ziyade, medya destekli sivil darbelerle de aynı hedefe ulaşıyorlar. Satın alınmış medyalar, işbirlikçi adaylara verilen maddi manevi destekler, seçim hileleri, kitleleri uyuşturma, aptallaştırma, olmadı kanlı veya kansız darbe.. Ve daha neler neler.. Amaca ulaşmak için her türlü senaryo, entrika, silah, terör, kan ve sömürü mübahtır. Onu da yapamazlarsa emperyalizmin en karanlık ve en vahşi yüzü görünür: Savaş.. Her ne şekilde olursa olsun işgal süreci başlamıştır. Ve yine borçlandırılan ülkeler bir gün bu borçlarını ödemek zamanı geldiğinde elde bir şey olmadığını görüp son çare olarak ülkeyi satışa çıkarırlar. Buna liberalizm ve özelleştirme deniyor. Guantanamo ve Metris'te ise işkenceler devam ediyor. Olayın özü dünyayı köleleştirip vergiye bağlamaktır. Zira kapitalimin en gelişmiş formu olan emperyalizm size borç verir, fakat bu borcu ödeyecek ekonomik ilerleme yapmanızı istemez ve engeller. İşgal sürecinin başarılı olması buna bağlıdır. Bin yıl önce de sistem böyleydi. Asya'nın doğal kaynaklarını, ipek, baharat, hammadde vb. zenginliğini bir düşünün. Buna karşı Avrupa'da hemen hiçbirşey yoktu. Dönemin değişim aracı ise gümüş ve altındı. Şu halde Avrupa'ya gidecek hammadeye karşılık altının Asya'ya doğru önlenemez bir göçü olması beklenir değil mi? ama olmadı.. Olamazdı.. Peki neden? Daha ileri bir sömürü düzenine sahip Avrupa bu çarkı tersine çevirmeyi başarabilmiştir. Bugün Avrupa'da görebileceğiniz eski feodallerin, derebeylerinin şatolarını bir düşünün.. Bir ekonomik sistem daha ileri, daha gelişmiş bir sistem ise önceki formlara hükmeder. Karl Marx'ın teorisine göre toplumların geçireceği ekonomik evrim süreci sırasıyla; ilkel, köleci, feodal, pre-kapitalist, kapitalist ve emperyalist olmak zorundadır. Dolayısıyla emperyalistler bugün dünyayı yönetilen; ülkelere, devlet ve halklara hükmeden zalim güçtür. Durun daha bitmedi.. Bugün emperyalizm bile aşılmış, bir adım daha evrilmiş gözüküyor! Buna kısaca Corporatocracy deniyor. Birkaç dev kartel şirketten oluşan bir borçlandırma ağı şebekesi. Başını bankerlerin çektiği bir üst yapılanma. Uygulamadaki projenin sonucunda da köleleştirilen koca bir dünya. Merkez Bankaları neye yarar? JP Morgan önderliğinde bankerlerin (sözüm ona) bir daha krizler olmasın diye piyasayı konrol etmek amacı ile senatoda oldubittiye getirilerek kurdukları Amerikan Merkez Bankası, nam-ı değer FED'in, ortağı olan bankerlerin para arzı üzerindeki oyunları ile 1929 Büyük Buhran'ına sebep olduğunu, ve o dönemki hükümetin kurtarma paketinin bugünkü eşdeğer maliyetinin sadece 200milyar$ olduğunu, fakat bugünkü Amerika'yı kurtarma paketinin 850milyar$ olduğunu görmek bir işaret olabilir. Her kriz bir öncekinden daha büyük olacak sistemin doğası gereği.. İMKB Başkanı Hüseyin Erkan, 16 Ekim'de yaptığı açıklamda aynen şu cümleyi söylüyor: 'Tünelin sonundaki ışığı öyle kolay kolay göremeyeceğiz gibi geliyor. Tünelin ucunda bir ışık var ama o ışık güneş ışığı mı yoksa karşıdan gelen trenin ışığı mı belli değil'.. Bunu söylerken işlem gören şirket hisselerinin piyasa değerinin bir yılda üçte bire indiğini düşünürsek durumun vehameti daha net anlaşılır. Savaşın taraflarını netleştirelim.. Kazananlar (corporatocracy ve bankerler), ve kaybedenler (devletler ve halk) ise hep aynı.. Banker örneği olarak: JP Morgan Chase. Chase Manhattan birleşmesi ve Bank One'ı aldıktan sonra o, ABD'nın en büyük bankası, Forbes dergisinin Nisan 2008'de yayınladığı rapora göre, dünyanın en büyük 4. şirketi. Son krizde Bear Stearns'i, Bear'in merkez binasının değerinin dörtte bir fiyatina satin alan ve bu süreçte de FED'den kredi almiş olmasi ile krizden büyük kar eden bir büyük Tefeci. Aynı taşla vurulan ikinci kuş ise muhasebe kayıtlarında bu dönem görünen büyük kar düşüşüdür. Bunun meali de kamuya ödenen daha az vergi ve küçük hissedarlardan kaçırılan daha çok temettüdür. Kaybedenler.. Merkez bankalarına borçlandırılan ve bu borcu da ödemek için yine merkez bankası'na borçlandırılan iki yakası hiç bir zaman bir araya gelmeyen fiilen batık devletler. Örneğin ABD.. Ve artan faiz ve vergi yükünü sırtlamak zorunda kalan modern köleler, ve işsizlik, ve hatta açlık.. Bankalara kredi borcunu ödeyemeyen; krizde işini, evini, arabasını herşeyini bir anda ne olduğunu anlayamadan kaybeden milyonlar.. Ey insanlar! sizleri futbol, eğlence ve medyayla uyuturlarken aklınız neredeydi? Ülkesinin geleceğini düşünen aydınlar işkencelerde katledilip yok edilirken neredeydiniz? Neden susuyordunuz? Şimdi işte sıra size de geldi. Ülkenize özgürlük Irak'taki gibi gelmediyse, kurtarma paketleriyle gelecek. Kurtarma paketi!.. İyi de kimi kimden kurtarıyorsunuz? Dünyada herkese yetecek kadar yiyecek ve konut üretilebilirken, sizi açlıkla korkutup terbiye etme projelerinde boyun eğip minnettarlık duymanız içindir bu paketler.. ve tabi mutlaka bedelini yine ödeyecek olan insanlardır.. Sizin bankalara borcunuz olmasa bile devletinizin var! ve onlar bu tefecilere faizi ödemek için sizden daha çok vergi toplamak zorundalar. bu da yetmeyecek ve ülke toprakları, şirketleri kısacası bağımsızlığı satışa çıkarılacaktır. Maalesef bu, borçlandırma ve köleleştirme operasyonunun bir parçasıdır. Bütün dünya bu oyunun oynandığı bir sahne. Biz bu filmi daha önce çok defa izlememiş miydik?.. Biri bizi gözetliyor, iyi uykular diyor. Uyanana ne mi oluyor?? Garantili ebedi bir uyku için kolluk kuvvetlerinde sopa hazır! Yurttaşlık hakkı olarak seçimler. Demokrasinin gereği demokratik seçimler, emperyalizmin yerel işbirlikçi adayı yarışına dönmüştür. Büyük Yalan'ı bilen, fakat bunu halkından kendi çıkarı için gizleyen bu işbirlikçileri tanımalı ve onların yerine aday olan parti ve politikacılara da asla itibar etmemeliyiz. Özgürlük diye bize yutturdukları sadece emperyalizme ve sömürüye özgürlüktür. Kürselleşmeyi ve sözde özgürlükleri savunan satılmış liboşların, ülkesini (burada yazamayacağım) nelere satabilecekleri kendi yazılarında vardır.. Oysa özgürlük dedikleri egemenlerin bizi daha çok tutsak ettikleri bir düzenin projesidir. Ve Irak'a US Army eliyle götürülen özgürlük de işte bu özgürlükle aynıdır. Dünyada pek çok yerde birçok soykırım yapılırken örneğin, en kanlılarından biri olan Ruanda'da 1994'te 100 günde 1 milyon!! insan machetelerle (büyük satırlar) doğranırken, nehirlerden kızıl bir insan cesedi seli akarken, bu emperyalistler ve sözde yardım kuruluşları sadece kaçmış ve uzaktan katliamı seyretmiştir (hatta Fransızlar katliamcı kabileye yardım bile etmiş) ve orada olanları herkes uzaktan seyretmişlerdir. Orada yaşananlar Birleşmiş Milletler raporlarında akıl almaz bir vahşeti sergilemektedir. Canlı canlı vahşice doğranan insanlar, hamile kadınların karnı yarılıp ebevenlerine yedirilen ceninler, doğramaktan yorgun düşenTutsilerin kaçmasın diye aşil tendonlarını kestikleri Hutular, parası olanların bedelini ödeyerek kurşunla acısız ölümü satın almaları ve daha neler neler.. İşte Ruanda'da 100 günde bunlar olurken, empereyalistler neredeydi? Seyrederken neler hissettiler? Bunlar Ortadoğu'da, Asya'da, Afrika'da, Balkanlar'da, Kafkaslarda nerede olursa olsun, savaşlara kendilerine kar üretecek bir silah satışı mekanizması olarak bakar ve saflarını buna göre seçerler. İnsanlara ise hiç bir zaman acımazlar. Bu görev kitaplı dinler eliyle Tanrı'ya havale edilmiştir. Onların tek düşündükleri kendi aileleri ve servetleridir. Diğer insanlar ise yarattıkları katma değer ve faiz geliri ile orantılı olarak birinci veya ikinci sınıf yurttaş olabilirler. Ama bu kısmi refah, yurttaşların da birer köle oldukları gerçeğini değiştirmez. Gün gelip onlar da ürettikleri katma değer azalırsa harcanıp bir kenara atılacaktır. 'Züğürt Ağa' filmini seyretmiş olanlar kapitalizmin insanı, nasıl insanlıktan çıkarttığını ibretle izlemiştir. Dürüstük ve erdem sahibi olanlar bu vahşi rekabet ortamında (uyanık azınlığın aksine) yok olup giderler. Türkiye'de durum neydi ve bugün ne olmakta? Ekonomik ve siyasi sömürü çarkında Bizans'tan 1971'e kadar yaşanan borçlandırılma ve fakirleştirilme süreci olarak; Anadolu'nun gerçek tarihini diyalektik çözümlemeli olarak anlatan bir başucu kaynağı olarak: Stefanos Yerasimos'un 'Azgelişmişlik Sürecinde Türkiye' isimli mükemmel eseri okunabilir. 1945 sonrası ABD yardımları ve borçlandırma yoluyla işgal projesi Rakofeller'in ortaya çıkarılan mektubunda okunabilir. 12 Eylül 1980 CIA darbesinden bugüne yaşanan borçlandırma ve Atatürk'ün bağımsız Türkiye'sini tam gaz işgal projesi ise zaten malum. Peki ne yapmalı? Bankalar elbette ki bize zorla borç vermiyor. Bunu talep etmek zorunda kalan biziz. Ancak kriterlere uyan başvuru sahiplerine kredi veya kartı veriliyor. Okuldan yeni mezun biri olduğunuzu düşünün. Kendi işinizi kurmak isteseniz krediye ihtiyacınız var, gideceğiniz yer bankalar. Tam zamanlı bir işe girdiğinizi düşünün. Geliriniz ancak boğazınıza yeteceğinden, yuva kurmak, ev, ev eşyası, araba vb. için kredi almak zorundasınız gideceğiniz yer yine bankalardır. Sistemin kuralları bellidir, bir kere entegre oldunuz mu bir daha çıkamazsınız.. Öyleyse yapılması gereken bellidir: Borçlanmamak. Tasarruf yapmak. Kredi kartlarını iptal etmek. Kredi borçlarını en kısa zamanda kapatmak. Bankalara faiz ödemekten kurtulmak gerek. Bunun için zaruri temel ihtiyaçlar dışında yeni hiç bir şey almamak gerekiyor. Özellikle son çıkan teknolojik ürünlerden kaçınmak gerekiyor. Petrol tekellerine karşı korunmak ve çevreye duyarlı yaşamak için toplu taşıma tercih edilmeli. Otomobil gerekli ise, yürür durumdaki uygun fiyatlı ikinci el otomobil alınmalı. Eğer bir ürünün yerli üretimi varsa mutlaka yerli olanı tercih etmek, ithal ürünlerden kaçınmak gerekiyor.. Medyada her izlediğimize ve okuduğumuza inanmamak, uyanık olmak gerekiyor. Yabancı şirketlere yapılan özelleştirmelere karşı çıkmak, yabancıların sahip olacağı hisse senedi yüzdelerine mutlaka bir kota koyulması için yasamayı uyarmak gerekiyor. Bugün telekom, demir çelik, bankacılık, perakende gibi sektörler hemen hemen tamamen yabancı şirketlerin kontrolüne geçmiştir. Küreselleşme ve liberalizm maskesi takan soygunculara karşı, ulusal sermaye ve işgücü korunmalı, ülke ekonomisinin dışardan gelebilecek tehdit ve işgal saldırılarına karşı korunmasını sağlayacak yasalar çıkartılmalıdır. Ulusal ekonomik çıkarları kollamak, ülkenin siyasi ve ekonomik bağımsızlığı için şarttır. Onlar amaçlarına ulaşmak için daha çok teröristler ve 11 Eylül'ler ile hayali düşmanlar yaratacak. Hiç bir zaman yakalayamayacaklarını bildikleri teröristleri mağaralarda avlamak için ülkeleri işgal edecekler. Etnik siyasetleri körükleyerek böl ve yönet taktiği ile halkları birbirlerine kırdırılırken, savaşlar bizim evlatlarımızı yutacak.. Biz şehitlerimize yanarken, bu savaşı çeşitli bahanelerle çıkartan, hükümetlere borç vererek finase eden bankerler ve büyük silah üreticisi tekeller ise büyük karlar edecek. Sonuçta olan, yine unutulmaz acılarla bedel ödeyen halklara olacak. Çocuklarımızın özgür geleceği için; Atatürk'ün dediği gibi: 'Yurtta sulh, cihanda sulh'.. Barışı savunalım, bu oyunu bozalım.. Sevgi ve saygılarımla. |
Buradaki hiç bir yazıya cevap verilmeyecektir belgesel yeterince nettir.
İkinci bölümün linkleri: http://rapidshare.com/files/16007596...deri.part1.rar http://rapidshare.com/files/16007966...deri.part2.rar http://rapidshare.com/files/16008373...deri.part3.rar http://rapidshare.com/files/16008728...deri.part4.rar http://rapidshare.com/files/16009078...deri.part5.rar http://rapidshare.com/files/16009406...deri.part6.rar http://rapidshare.com/files/16009659...deri.part7.rar Bunları buldum. Eğer uygun değil veya daha iyi alternatif var ise yönetici arkadaşlara bırakıyorum gerisini. |
Dosyanın içindeki altyazı dosyası uygun değil hızlı gidiyor. O nedenle onu da bu link den indirin ya da daha iyisini bulup indirin derim
http://www.opensubtitles.org/tr/subt...st-addendum-tr |
Öncelikle Filmi hazırlayanlar toplumsal olarak entellektuel sayılacak yobazları da açıga cıkartabilir..;
Biz insanların Kapital' e karşı olan savaşı Kazınılmadıkça Filmdeki Monarşist İnsan Dürtüsü hayat bulacaktır.; Bu şahane bir plan parçası; Tayyip Erdoganlar( Din İstismarcıları , Veli Küçükler( Vatan İstismarcıları , V.S oldukça global faşizm ve anti-özgürlük yükselecektir.. Bizler CHE 'yi şehit eden ABD Ajanlarını ve Kurumlarını dolayısıyla , Global Sermayeyi Yok etmedikçe, Global Monarşsit Emperyaliszm bizler için Gelecek tehtidi olacaktır... İnancım biz insanların Evrim süreciyle kendimizi aşacagimız ve Tüm yasakları , Dogmalari yıkıp yerine Zerdust:'un da dedgii gibi "İnsan Üstü" olma niteligi kazancagzdir;; NE YAPMALI ARKDASLAR?? videonun finalinde de dedigi gibi "DEVRIM" ; KAPITALİZME KARŞI YAPILACAK BIR DEVRIM gereklidir..; öyle ki bunun için Chawez e sıra gelmeden Halkların Gerillası toplanmalı ve GERILLA SAVAŞIMI İLE KAZANILMALIDIR; Bizde TECRUBELI PKK gerillacılgıı var ; Bunun yanında Nepal Maocu Gerillalar var ; Hemn Meksika da EZLN Gerillaları var akabinde Kolombiya Aydınlık Gerillalari war; Ötesinde Bolivyada Gerilla Hükümeti var Ve Venezuella da finansal Güc var; Bunun haricinde Vietnam gibi bir Ülke var ; Afrika nın tamamı aç ; bunalradn da Gerilla çıkar... en az 100 milyon Gerilla çıkar toplasanız; YAPIALCAK ŞEY BELLIDIR! herkes birbirini sevmelidir.; Kapitalizme kaarşı savaş ilan edilmelidir.; Herşey İnsanlık için; Hristiyanlık ve MUSEVİligi yok edebilen bu somut deliller diger dinleri de savurabilir... Dinleri ikincil plana atıp GENEL DÜNYA GREVİ yapmak gereklidir... Devrimi yaşamalı yaşatmalıyıız.; içimizden Sosyalist Medya PATRONU varsa .. Ülkenin en buyuk Meedya kurulusunu almalı ve Kamuya lavetmelidir. Sosyalleştirmeldir... nitekim; Hepimiz Özgürlük için savaşmaliyız ; UNUTMAYIN Kİ "HİÇBİRSEY ÖZGÜRLÜKTEN DAHA DEGERLİ OLAMAZ.." |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:19 . |