Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Kadın & İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=31)
-   -   Allahın D vitamininden Haberi Yok mu? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=6709)

walla 03-07-2008 01:50

Allahın D vitamininden Haberi Yok mu?
 
Önce D vitamini ile ilgili bazı bilgiler.
D vitamini eksikliği sadece Raşitizm hastalığına yol açmaz. D vitamini eksikliğinden bağışıklık sistemi ve sinir sistemi de etkilenir. Bunun için kış da olsa çocukların güneş görmeleri gerekir.
Ülkemiz güneşten zengin bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen D vitamini yetersizliği gebe kadınları, bebekleri ve ergenlik çağındaki çocukları etkileyen önemli bir sorundur. Raşitizm, D vitamini yetersizliğinin büyüyen kemik dokusunda oluşturduğu tablodur. Bununla birlikte D vitamini yetersizliği raşitizmden ibaret değildir. Son yıllarda D vitamininin kemik ve kas dokusu dışında prostat, meme, bağışıklık sistemi ve sinir sistemi gibi değişik dokularda da fonksiyonu olduğu anlaşılmıştır.

Bebeklerin ne kadar süre güneş görmeleri gerektiği annelerinin D vitamini düzeyine göre değişmektedir. Buna göre düşük serum D vitamin düzeyine sahip annelerin bebekleri üzerlerinde yalnızca bez varken haftada 10-30 dakika, baş açık, gövdeleri giyinik iken haftada 30 dakika-2 saat arasında güneş ışığı almalıdır. Annelerin D vitamin düzeyleri normalse, bebeklerin bez varken 10 dakikadan az, güneş görmeleri yeterli olmaktadır. Güneş koruyucu kremlerin D vitamini sentezini % 97 oranında azalttığı ve camdan geçerek gelen güneş ışınlarının sentez için uygun olmadığı bilinmektedir. Düşük D vitamini düzeyine sahip annelerin yaşam şekilleri (ev içinde daha çok zaman geçirmek, kültürel nedenlerle çocukların ev dışına çıkarılmaması, evlerin balkonsuz olması veya güneş ışınlarını engelleyen sık apartmanlı mahallelerde yaşamak gibi) bebeklerinin de yetersiz güneş görmesine neden olmaktadır. Bu faktörlere kentsel hava kirliliği nedeniyle yeryüzüne ulaşan ultraviyole ışınlarının D vitamini sentezini sağlayacak dalga boyunda olmaması eklenmektedir. Ülkemizdeki gözlemler de ailelerin özellikle kışın çocuklarını ev dışına çıkarmaması ve kundak gibi güneş ışıklarıyla karşılaşmayı önleyen giyim şeklini tercih etmesinin D vitamini riskini artırdığını göstermektedir. Güneş ışığıyla yetersiz karşılaşmanın yanında, prematüre, uzun süre anne sütü verilmesi, beslenme desteğinin yetersiz olması ve annenin eğitimsizliği bebeklik döneminde D vitamini yetersizliği için risk oluşturmaktadır.

* Annelere beslenme eğitimi verilerek, kendileri ve çocuklarının yeteri kadar kalsiyumdan zengin besin tüketmeleri sağlanmalıdır.

* Bütün hamile kadınların ve bebeklerin günde 10-15 dakika süre ile öğle saatleri dışında güneşe çıkartılması teşvik edilmelidir. Çocuklar güneşlendirilirken doğrudan güneş ışınlarına temas etmesi gereklidir ve camdan geçerek gelen ışığın D vitamini sentezi bakımından bir yararı yoktur. Güneşlendirme sırasında çocuğun başında şapka olması ve kol-bacakların çıplak olması gereklidir.

Bunlar anne ve cocuklar işin Ya diğer kadınlar, D vitamini eksikliğinden Osteoporoz ve Osteo Artroz oluyorlar... Allah Örtünün demiş, Ya Allahın D vitamininden haberi yok, yada Muhammet sahte kitap yazmış. Sizce hangisi.

Ayejj 03-07-2008 01:59

Allahın D vitamininden Haberi Yok mu?
 
Cevabım: her ikisi de doğru.

Aydınus 03-07-2008 02:04

Sevgili Walla !

Hani senin imzanda şöyle bir söz geçiyor ya , hani güya Tanrı ayeti , gerçekte ise Muhammet'in sözü :

- Size yakında âyetlerimi göstereceğim . Şimdi acele etmeyin .

Bence de acele etme ; yakında Muhammetçiler bu konunun da hakkından gelir , Kuran'dan senin iddiana ters bir ayet bulurlar evvelallah . :)

walla 03-07-2008 02:14

Bana kurandan değil BİLİMSEL KİTAPLARDAN cevap lazım, heh heh he.

KızıL 03-07-2008 02:20

bence vitaminlerin hiçöbirinden haberi yok ilaç şirketleri bile çözdü olayı ayıp...... :)

sanalmerak 05-07-2008 20:27

sevgili walla!!!
ayıp ediyorsun bak allahın haberi yokmu diye söylerken..hiç olmazmı?
cennete gönderdiği hanımları düzenli olarak cehennemde solaryuma sokacaktır .. o değilse güneşe 1 haftalık tatil verir..zor olmasa gerek allah için :D

galapagos 09-07-2008 23:45

walla
açtığın konular ve üslübun , avatarın ve imzan çok hoşuma gidiyor birşeyler öğreniyoruzda üstelik :)

mhmd 10-07-2008 10:48

http://www.kurumsalhaberler.com/inte...i-ve-zararlari

Desteksiz atanlar için bakılması gereken bir link gibi duruyor.

frodo 10-07-2008 14:35

Sevgili mhmmd verdiğin linke göre özellikle ozon tabakasının incelmesinden sonra güneşin
zararlarının arttığı yazıyor. Bu durumda kadınların "kapanmasını" isteyen Allah aslında bu
özel durumu işaret etmektedir sonucuna mı ulaşmamız gerekiyor.

Kızkardeşim d vitamini eksikliği nedeniyle "kemik erimesi" sorunu yaşıyor. Doktorun tepkisi
siz hiç güneşlenmediniz mi olmuş. Dünyamızda yaşayan canlıların çok büyük bir kısmı güneşe (ışınım yoluyla ondan gelen enerjiye) bağımlıdır. Sizce kadınlar örtünmeye emrolduklarına göre bir muafiyet sözkonusu olabilir mi ? Kadın kısmı d vitamini sentezini farklı yollardan mı gerçekleştirir.

Yakın gerçek 10-07-2008 14:49

Günde alıcagınız sadece 10dklık güneş ışını yeterlidir. bilimsel olarak. Ama 40-50 derecede alıcagın dik güneş = beyin kanaması kanser / ee ?? Ayrıca örtünün der o ayetlerde hala tartışılr. nasıl bir örtünme koskoca ayetler indirenler Saçınızı örtün yüzünüzü örtün diyemezmiydi ? bunu hep derim hiç bir dilde bir dilin tam karşılığı kelime yoktur.ona benzer ifadeler var buda bazen böle handikaplara yok acıyor.örtünemden kast fazla gösteriş olmaması altınlar takılar vs yada göğüs etc acıkta olmayacak sekılde. kol ve bacaklar yeterli seninde yazdıgın gibi ee buna engel nerde.
arabistanda kadınlar islamiyet yokkende sıcaktan örtünürdü e erkeklerde örtünürdü bunun kuranla islamla alakası nerde :SS bağnaz kafaları yüzünden her yerini örtenler hasta oluyorsa ben onlara acımam.

E genel olarak sahilde değiliz bikini yada heryerimiz açık gezersek o saçma olur. Deniz kıyısı etc e tamam açın adabınızla illa açınıp saçınıp millete sahilde petrol kuyusumu kazdıracaksınız?

amenofis 10-07-2008 15:07

kuranda sac ortme yok...ortunun var e normal..islamdan once cıplak yapılırmıs hac..bırı buna dur demelıydı...

ısın garıp tarafı sumerlerde basortenler fahıselerdı...sonra kanunla sanırım bıraz daha genısletıldı...yanı degıserek gunumuzde din gostergesı gbı acayıp bı sımge oldu..

insanın zıhınsel evrımı bazen benı gulduruyo

mhmd 10-07-2008 15:07

Sn. frodo,

Sadece tek bir örnek vermek istiyorum.
Bu gün (10/07/2008) itibarı ile karşılaştığım bir sonuç.
Kendi başımıza gelen bir sonuç.

Bu gün annemi genel kontroller için sağlık merkezine getirdik.
Kendisi 68 yaşında, kilosu 115, yüksek tansiyon ve şeker problemlerimiz var. Yürürken bel ve ayak ağrıları hikayesi olan standart bir hasta.

Köy yerinde yetişmiş, baş örtülü, bildiğimiz Anadolu giyim tarzında bir insan. Uzun lafın kısası öyle faktör koruma yağları sürerek şezlonglarda mayolu bir şekilde güneş enerjisinden faydalanma! lüksü ne olmuş ne olacak.

Kemik Yoğunluğu Ölçümü yaptırdık. Belirli yaşın üzerindeki bayanlar için şart.
Yapılan standart çekim sonunda;
AP Spine, T Skor değeri -0,86 ki, normali -1 den büyük olmalı
Femur , T Skor değeri -0,71 ki, normali -1 den büyük olmalı

Sonuç; Bu yaşta ve bu kilodaki güneş görmemiş bir kadının kemik değerleri bizden iyi çıktı :) Çok şükür.

Sn. frodo siz bari bizi az buçuk bilirsiniz.
Öyle garip sonuçlardan ilahi mucizeler görecek yaşımızı geçtik. Bizim böyle bir iddiamız yoktur.
Başlığın sahibi Sn. Walla bir tez ortaya atmıştır.
Tez bilimseldir. Biz de bilimsel olarak cevap verdik.
Hepsi bu.

Aheste 11-07-2008 00:11

Allah'ın D vitamininden haberi var ki, güneş yaratılmış. :) Güneşten yararlanmayı bilmeyen kadını eğitmek lazım. Dünyada yaklaşık 200 milyon kadının osteoporoz hastası olduğu söyleniyor.

iceman 11-07-2008 00:58

Alıntı:

Aheste´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 117082)
Allah'ın D vitamininden haberi var ki, güneş yaratılmış. :) Güneşten yararlanmayı bilmeyen kadını eğitmek lazım. Dünyada yaklaşık 200 milyon kadının osteoporoz hastası olduğu söyleniyor.

o zaman başLığı şöyLe değiştireyim ben..aLLahın kardiyoLojiden haberi yokmuş ki şarabı haram kıLmış !! uydu mu Aheste arkadaşım ?

placebo 11-07-2008 01:17

Kim demiş kuran da saçınızı başınızı kapatın diye??Ben ilk defa duyuyorum..İlginç.

sanalmerak 11-07-2008 02:18

tabuları yıkmak binlerce yıl zaman alır..2 tane mesaj atarak bunları yıkabileceğinizi düşünmek çok saçma olur.bu yüzden tabu sahibi dindarlara mantıklı herhangi bir fikri ve bilgiyi kabul ettirebilmeniz imkansızdır.(dinle ilgili) onların tabularının yarattığı korkukun ve korkularının yarattığı hazır cevapları vardır.1-allahın bir bildiği vardır.2-bunlar ince işler.3-cehennemde yanarsın.
bu yüzden ben böyle konulara sadece gülmekle yetinmeyi tercih ederim:D

placebo 11-07-2008 02:45

2 tane mesajla bunları kendi içimde yıkmam önemlidir..diğerleri beni bağlamaz..gülünüz..Herkes mutlu olduğunuzu düşünsün..

walla 11-07-2008 03:47

Sayın Mhmmd
Oncelikle su desteksiz atanlar lafini sana aynen iade edeyim, Vucudun D vitamini icin gerekli olan gunes isigi gunluk 10-15 dakikadır, ve mutlaka direkt gunesten alinmalidir, yani camdan dahi gecen isik bir ise yaramaz bu bir. ikincisi ise cilt kanseri olmak icin gunes isinlarinin yakarcasina uzun sure etkisinde kalmak lazimdir, mesela fok baliklari gibi sahillerde saatlerce guneslenenler veya cıplak tenle gunes altında uzun saatler ve yıllarca calisan isciler bu riski tasir.
gelelim ananın kemik dansitesi degerlerine verdigin degerler maalesef normalin altinda, azicik matemetik biliyosan bunun anormal degerler oldugunu anlarsin.
AP Spine, T Skor değeri -0,86 ki, normali -1 den büyük olmalı
Femur , T Skor değeri -0,71 ki, normali -1 den büyük olmalı
BUNUN NERESI NORMAL. 0.71 nasil olurda 1den buyuk olur. guldurme adami desteksiz atip.

Aheste 11-07-2008 18:50

Iceman;

Sizinki pek uymamış.

Bir salkım üzüm de, bir kadeh şarabın yerini tutar zannediyorum. Anlayacağınız illa mayalanmış halde tüketmeniz gerekmiyor. :) Mutlaka kalp için şarabın faydası vardır; fakat faydası zararından fazla olduğu için de haramdır. Allah'ın, alkol tedavisi gören hastalardan haberi olsa gerek ki, alkol ihtiva eden içecekleri yasaklı saymış.

walla 11-07-2008 19:05

domuzu neden yasak saymis, domuz yiyenler gitti aya yemeyenler kaldi yaya.

Aheste 11-07-2008 20:18

Bak sen! Keramet domuz etindeymiş meğerse. Tüh keşke biz de kıymetini bilseydik ve yeseydik. Kim bilir belki yeni bir gezegen keşfederdik. Yemede, içmede, yatmada, kalkmakda değil keramet Walla, çalışmakta!

Yine aynı sebeple Walla, domuz etinin sağlık açısından ciddi tehlikeler oluşturması. Trişin, nasıl bir hastalıktır ve nasıl bulaşır? Bir araştır bakalım.

walla 12-07-2008 02:21

Sayın Aheste
tirişin nasıl bir hastalıkmış. hangi gevurda trişin hastalışı varmıs bir araştır bakalım sen. sonracıma bir kilo dana yada kuzu etini al sonra buz dolabına koy, sonrada dolabın fişini cek 1 hafta sonra senin helal ette kac milyon tane kurt varmış saymaya ömrün yetmez, magazin bilgilerinizle bu işin ustaları ile çiş yarıştırmayın lütfen. bide helal et yeyipte uzaya giden bi calışkan müslüman millet adı verde görelim. heh heh he.

Aheste 12-07-2008 21:14

Walla,

Siz Ali Kuşçu’yu duydunuz mu? Hayır uzaya gitmedi ama…

Aslına bakılırsa hala bu konuları tartışıyor olmamız oldukça üzücü. Yapmış olduğumuz şu muhabbet, eminim ki daha önce başkaları tarafından da binlerce defa yapılmıştır. Ama ne yapayım, sorunun içeriği klişeyse, verebileceğiniz cevap standart olmaktan öteye gidemiyor.

Gelelim Müslüman ülkelerin geri kalma sebeplerine; hiçbir suretle müslüman ülkelerin içinde bulundukları sefaleti ve de acizliği savunacak değilim, sizinle aynı fikirdeyim. Bu sonucu dinle açıklama kısmında da size katılmıyorum. Çünkü ne yazık ki, tembelliğin hiçbir şekilde mazereti olamıyor ve bir kılıf uydurulamıyor. Özellikle de çalışmayı emreden, ‘’ilim Çin’deyse sen de Çin’de ol.’’ diye emreden bir dine yamanmaya çalışırsa, gerçek hemen sırıtıyor!

Trigonometri de Battani’nin, Cebir de İbni Türk’ün, her ne kadar bize Pasteur olarak öğretilse de, mikrop teorisini ilk defa ortaya atan Akşemsettin’in, bilim adamı olmasına müslüman olması engel olmadı.

Trişinoz’a gelince, domuz tüketiminin yaygın olduğu ülkelerde daha fazla görülen bir hastalık.

-Sağlık için zararlı mı?
-Evet.

Şimdi bunu didiklemenin manası var mı? Bence yok.


Yazacak başka birşey kalmadı sanırım…

walla 13-07-2008 00:37

Trigonometri de Battani’nin, Cebir de İbni Türk’ün, her ne kadar bize Pasteur olarak öğretilse de, mikrop teorisini ilk defa ortaya atan Akşemsettin’in, bilim adamı olmasına müslüman olması engel olmadı.
O yüzden bir tek ilac müslümanlar tarafından icad edilmemiş. 2.Trişin hangi hristiyan ülkede görülüyor insidansı ne ve ink ve koyundan gecen parazitlerden haberin var mı?

Aheste 13-07-2008 05:44

Walla,

Kardeşim bu nasıl bir inat be! Hala yazmaya devam ediyorsunuz! Tamam sormak iyi bişey de biraz da araştırsanız. İsveç, İngiltere, Polonya diye sıralamış google.

Anlaşıldı, siz moda bir akım olduğu için kendinizi kaptırmışsınız sayın Scream.

Size artık diyecek yoktur.

mhmd 13-07-2008 08:01

"Kardeşim bu nasıl bir inat be!"

Sn. aheste,
Kayıt tarihiniz 17.04.2008
Yani yaklaşık 3 aylık bir sürede bu yargıya vardınız.
Biz üç yıldır uğraşmaktayız. Varın bizim halimizi siz düşünün. :(

Aheste 13-07-2008 13:37

Sevgili Mhmd;

3 Aydır yazılı olarak burdayım, yaklaşık bir yıl kadar da okuyucuydum. :)

Keşke sadece okumakla yetinseydim.

Allah sabır versin ne diyeyim.

evrensel-insan 13-07-2008 18:29

Saygideger aheste;

Bu sonucu dinle açıklama kısmında da size katılmıyorum. Çünkü ne yazık ki, tembelliğin hiçbir şekilde mazereti olamıyor ve bir kılıf uydurulamıyor. Özellikle de çalışmayı emreden, ‘’ilim Çin’deyse sen de Çin’de ol.’’ diye emreden bir dine yamanmaya çalışırsa, gerçek hemen sırıtıyor!-aheste

Dinler dahil, butun ayrimci temelli ideolojilerin ve teorilerin tek bir temeli vardir.
O da "sen dusunme, biz senin yerine dusunuruz, sadece bizim dediklerimizi uygula yeter".

Aslinda, insanoglunu, insan yapamayan-dusunce de-ve insanogluna insanlik sundurmayan-davranista- bu temel; insanoglu, biribirini yonlendirmeye basladigindan beri vardir.

Cunku yonlendiren ayni zamanda yonetmek durumundadir. Yonetebilmekte; kayitsiz sartsiz, itahatten, sorgulamamaktan ve verilenlere harfiyen uymaktan teslimiyetten gecer. Uymayan afaroz edilir ve "kara listeye" alinir.

Bugunku amerikan idealizminin de yaptigi tam budur. Bunun basarilmasi icinde dusunmeyen robotlar, verilenleri harfiyen uygulayan vatandaslar gerekmektedir.

Buradan da cok aciktir ki; insanoglundan, insana gecis, dusuncenin ozgurlugunun bilince cikmasi ve bu ozgurlugu, kimseye kimsenin veremeyecegi herkesin kendi oz dusuncesini yaratabilmesini ve cikarci, bencil, bolucu, ayrimci, kutuplastirici v.s. her dusuncenin, herkesin beyninden yine kendi cabasiyla ayiklanmasina paraleldir.

Iste, bireyin insanlik yolundaki savasi bu savastir. Bunun ilk adimi, her ferdin kendi yasaminin yolunu kendinin cizebilmesi ve bu yasam yolunda, kendine verecegi hizmeti; insanlik adina yapmasi sarttir.

Sorarim size; bugun din dahil, bilinen hangi teori ve ideoloji, boyle bir acilimi ortaya koyabilmektedir? Bugun dunyada boyle bir ideoloji var oldugunu one surenler, lutfen ortaya koysun ve kanitlasin.

BUGUN BILINEN HERHANGI BIR IDEOLOJI VARMIDIR KI? CIKARCI, AYRIMCI, BOLUCU,BENCIL OLMAYIP; TUM INSANI VE ONUN INSANLIGINI INSANI DEGERLERLE KUCAKLAYAN?

Yoksa cok yazik, herbirimiz o zaman oturup dusunmeliyiz. Herkes kendi adina acaba nerde hata yapmistir? Ya da bu hicbir zaman gerceklesemiyecek bir utopyamidir? ya da bu yapi bize dogustan verilmis ve degistirilemezmidir?

Ayrica boyle bir butunlugu, birlikteligi, beraberligi basarabilmemiz bir hayalde; mutlaka bir farkin herzaman insanlik emri altinda olacaksa; o zaman biz neyin mucadelesini veriyoruz?

Evrensel temelde hangi farkin bu birligi saglayacagini mi? Bu farkin, kendi farkina mahsus cikari olmadigini nasil algilayacagiz? Sizce nasil bir fark, butunu kucaklayip; birlik ve beraberligini saglayabilir, insanin ve insanliginin?

Iste bizden istenen bu sorularin sorulmayip, cevap aranmamasidir.
Yoksa oylemi yapmak gerekir?

Saygilarimla;
evrensel-insan

Aheste 13-07-2008 23:41

Sevgili Evrensel–İnsan;

Hümanist bir akım, tüm dünyayı bir gün etkisi altına alabilir mi dersiniz?

evrensel-insan 14-07-2008 03:26

Saygideger aheste;

Humanizm, hem goreceli bir kavramdir, hemde kolayca suistismar edilir.

O yuzden senin anladigin anlamini aciklarsan, sevinirim.

Saygilarimla;
evrensel-insan

walla 14-07-2008 18:38

Ahestecigim, ben parazitleri senin gibi googleden ogrenmedim bunun okulunu okudum, hatta yuzlerce hastayada parazit tanısı koyup (laboratuar ortamında) yuzlercesini de tedavi ettim. Domuz etini pişirmeden yerden trisin gecer kaldı kı herhangi bir sıgır yada kucukbas hayvan etini pişirmeden yersen yuzlerce cesit parazit ve mikropla enfekte olabilirsin. Hem ayrıca artık gunumuzde bu domuzlar ormandan yakalanıp ciğ ciğ yenmiyor, onlarda parazitlere karsı asılanıyor ve veteriner hekim kontroluyle buyutuluyor, domuzlar artık 650. yıllarda yasamıyor onlar bile çağa ayak uydurdu. sen hala arap vahasında deve etiylemi besleniyorsun. uyan artık uyan, artık trişin cok cok nadir hastalık yapan bir parazit. Ama turkiyede hala keci ve koyundan hastalık kapan binlerce Brusellozlu hasta var. Peygamber trisini biliyodu da Brucella mikrobunu sonradan bizmi uydurduk. Asıl biraz oturup bu İSLAMİYET hakkında kafa yormanız, arastırma yapmanız gereken sizlersiniz. İslamiyet cag dışı bir dindir, bir bak dunya uzerindeki islam ulkelerinede gece yatmadan once sakin kafa ile düşün acaba yanlışlık nerde.

Aheste 14-07-2008 21:53

Walla;

Her konuda fikir beyan edebilecek kadar geniş bir bilgi birikimine sahip olduğunuz aşikar. İnsana bilmediğini öğretmek kolaydır da, bildiğinin yanlış olduğunu kabul ettirmek zordur derler. Sizinki de o hesap. Maksat zıtlaşmak olsun, ne de olsa insanoğlunun doğasında var.

Ben et pek yemem ama, size sabahları jambonlu sandviç, akşama doğru da bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde bol bol domuz pirzolası yemenizi öneririm. Kim bilir belki, keramet ette ya, yeni bir virüs keşfeder de tıp literatürüne geçerseniz bizim de göğsümüzü kabartmış olursunuz.

Afiyet olsun.

Aheste 14-07-2008 21:56

Sevgili Evrensel-İnsan;

Hümanizm mistik bir karışımla harmanlanırsa hayır diyemem. :)

evrensel-insan 14-07-2008 23:10

Saygideger aheste;

Mitisizmin temeli, beseri, idraki olmayan; dunyaotesi ve dogaustuluktur. Bu temeldeki mistisizmde de insanoglu unsuru olmadigi icin, humanizmi eklemek; pek akil kari olmaz.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Aheste 15-07-2008 00:55

Mevlana mistik hümanist bir örnek değil midir?

walla 15-07-2008 01:55

Alıntı:

Aheste´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 117784)
Walla;

Her konuda fikir beyan edebilecek kadar geniş bir bilgi birikimine sahip olduğunuz aşikar. İnsana bilmediğini öğretmek kolaydır da, bildiğinin yanlış olduğunu kabul ettirmek zordur derler. Sizinki de o hesap. Maksat zıtlaşmak olsun, ne de olsa insanoğlunun doğasında var.

Ben et pek yemem ama, size sabahları jambonlu sandviç, akşama doğru da bir kadeh kırmızı şarap eşliğinde bol bol domuz pirzolası yemenizi öneririm. Kim bilir belki, keramet ette ya, yeni bir virüs keşfeder de tıp literatürüne geçerseniz bizim de göğsümüzü kabartmış olursunuz.

Afiyet olsun.

Sayın Aheste, hangi alanda profesyonelsiniz yani en son bitirdiginiz okulu ogrenebilirmiyim.
Neden bu dinciler hep bilimi inkar eder, bunca araştırmayı uyduruk bir din kitabı yüzünden nasıl görmezden gelirsiniz. AKLINIZIN YETMEDİĞİ YERDE İNKAR EDERSİNİZ değilmi?

evrensel-insan 15-07-2008 03:52

Saygideger aheste;

Belirli bir acidan oyle diyebilirsin.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Aheste 18-07-2008 22:45

Walla (Scream)

Öncelikle bu konu üzerinde ısrarla durmak, daha önce de söylediğim gibi temcit pilavı gibi tekrar tekrar gündeme getirmek abesle iştigaldir. Bilim bu hususta Kur’an ile çelişmiyor, Tevrat ile de çelişmiyor! Bakın ben bunu hiç gocunmadan söyleyebiliyorum. Demek ki İslamiyet’ten (Kuran’dan) önce de domuz etine yasak getiren bir kitap vardı!

Ha modern bilimle çelişen, ters düşen noktalar mı var? Bunlar tartışılır ama siyah; siyahtır, beyaz da; beyaz. Aksini iddia etmek, iddia sahibini komik duruma düşürür ve bilim şarlatanı yapar. Sizin de dini şahsi çıkarları için kullanan yobazlar gibi, bilimi ideolojileri için kalkan olarak kullanan bilim yobazlarından farkınız kalmaz! Eleştirdiğiniz insanlardan farklı bir açı yakalamanız gerekir ki, onlardan bir üstünlüğünüz olsun. Karşınızdakini akılsızlıkla itham ederken, beyazları siyah göstermedeki ısrarınız da, gerçekten adınıza üzüntü verici. Uzay çağında takıldığınız noktaya bak, ben sizin yerinizde olsaydım daha fazla devam etmezdim. :)

Şuraya domuz etinin sağlığa zararını anlatan yüzlerce uzman kişilere ait makale asabilirim. Ama sonucun yine değişmeyeceğini, saptırılabileceğini bildiğim, için gerek duymuyorum. Dolayısıyla bu konu üzerinden nemalanmaya çalışmak, Kur’an’ı eleştirmek, bilimle tezat düşen bir mantıksızlık, bir tutarsızlık varmış gibi lanse etmek, bindiği dalı kesmekten başka bir şey değildir. Çünkü renk körü olmayan her aklıselim kişi, bu renk farkını rahatlıkla ayırt edebilir.

Benim bu yazımdaki amacım; domuz etinin sağlığa zararlı bir gıda olduğunu anlatmak değil.
Şimdi ikna olmuş, mesajımı almışsanız ne mutlu bana! Yok ben hala aynı yerde sayıklamaya devam edeceğim diyorsanız da, ben yokum! Çünkü niyetim atgözlüklerinizi çıkartmanıza yardımcı olmak, inadınızı kırmak değil!

Sevgiyle…

Aheste 18-07-2008 23:00

Sevgili Evrensel;

Bazen zıt gibi görünen iki farklı akım ya da kavram, usta kişiler sayesinde o kadar güzel bir uyum sergiler ki, şaşar kalırsın! Mevlana da bunun en güzel örneğidir. Sivrilikleri törpülemek, güzellikleri ortaya çıkarmak amaç olunca da ortada farklılık diye bir şey kalmaz!

dilaver 19-07-2008 01:09

Sayın Aheste

Ben size domuzun farklı görüngüsü ile ilgili bilgi vermek isterim, yorumu da sizden bekliyorum.

Yeni Herbridlerdeki Malenezya adası Malekula'da kültür Maki diye bilinen törenler ile sürdürülür. Maki törenleri 15 yıldan 30 yıla kadar sürer ve bitince tekrar başlar. Törenler insan ırkının çogalmasına büyüsel olarak yardım ederek topluluga hizmet etmesi yanında, yarışmacı bir rit oldugundan kişisel olarak hırs ve ün kazanmaya da yardım eder. Köyün erkekleri mümkün oldugunca çok kurban edilecel domuz yetiştirmeye çalışırlar ve iki dünyada da kendilerine iyi bir yer kazanmaya çalışırlar.
Bir Malekulalı öldügünde ölüler ülkesine dogru yola çıkar ve öteki dünyanın magaramsı girişini bekleyen dişi gardiyan yol boyunca yere bir labirent çizer, ölü yolun yarısını katettikçe çizdiklerini siler. Geçebilmek için labirenti yeniden oluşturabilecek kadar anımsamak gereklidir . Ayrıca gardiyana kendisinin yerine yemesi için domuz sunmak zorundadır. Fakat bu sıradan, basit bir domuz olamaz. Ölünün kendi elleriyle yetiştirdigi, Maki törenlerinde defalarca kutsanmış, kocaman olmuş, dişlerinin her aşamasında bu ritüelden geçmiş olması gerekir. Bu törenler sırasında yüzlerce domuz kurban edilmiştir, sunulan domuz, yolcunun ritüel statüsünü ve yaşamında gösterdigi çabayı temsil eder.

Yerliler domuz kurbanların insanın yerini aldıgını belirtmektedirler. Bugüne kadar büyük amaçları olan, en büyük taşı arayan bir erkek, üç halkalı dişi olan şahane domuzuyla birlikte genç bir insanı da sunabilmektedir. Böylece cennet ve dünyada beklenebilen en büyük başarıyı elde etmiş olmaktadır. İnsan kurban genellikle yalnızca kurban edilmek üzere yetiştirilen bir piçtir, saglıgına dikkat edilir, sevgiyle yetiştirilir ve kendisini bekleyen kaderden habersizdir. Çocuk ve üç dişli domuz, tamamıyla aynı şekilde boyanarak dolmenin önüne götürülür, aniden çocugun arkasında dans edenler onu yakalar, mavi boyalı boynuna atmaca imgesinden sarkan bir ip geçirir ve ayakları yerden kesilecek biçimde çekerler, o sırada kurbanı veren sopasını başına indirir. Kurban indirilir ve üç dişli domuz da sopayla öldürülerek yanına yatırılır. Çocugun gövdesi yemeleri için ata imgesi yapanlara verilir. Kurban veren erkege Yeraltı Dünyasının Efendisi adı verilir. Yeraltındakilerle iletişim kurar, istedigini yapar, hatta yapılmayacakları da yapar, kimse onun nefretini kazanmaya cesaret edemez. Cinayetten sonra yeni efendi otuz gün taş yapıda kalır ve yalnızca yam yer. Kol ve bacakları en degerli kabuklardan yapılmış pazubentlerle doludur, bileginden dirsegine kadar domuz dişleri sallanır. Ölümün hiç acı vermeyecegi ölümsüz insanın ta kendisidir.

Bakın burada domuz tanrıdı, sizin dininizde ise mekruhtur ve sizin inancınıza göre tanrı herkesin tanrısıdır.

Yorumunuz nedir, yoruma göre olayı ve domuz olayını daha da geliştirebiliriz.

saygılarımla


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:38 .