Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   ateistlere bir soru (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=686)

mehmet 18-08-2005 12:22

ateistlere bir soru
 
selamlar
sizce peygamber sav.kuranı uydurdu ve sahte anlamsız bir din kurdu.peki bir an için öyle kabul edelim.o zaman bunları yapmakta bir amaç olmalı.mesela mal,mülk,servet,karı kız vs.oysaki peygamber sav. mekkede tebliğe başlangıç yıllarında müşrikler ebu talib e gelerek ondan yiğenini durdurmasını istediler ki bu tüm batı alemininde kabuludür.ebu talib yiğenine bu teklifleri iletti.bu teklifler liderlik,mamülk,servet vs.idi.oysa peygamber sav. tüm bu teklifleri reddetti.şimdi soruyorum bu kadar zeki bir insan ki amacı servet vs. neden bu teklifi kabul etmedi?sahtekar bir insanın tercihi teklifi kabul etmek olurdu öyle değilmii?

Aliminyum 18-08-2005 13:19

İnanmazlar mehmet kardeş.
Bu anlattığın olayı İslamın sempatik gösterilmesi için uydurulmuş sayısız hikayelerden birisi sayarlar. İnanmazlar.

Onlar Peygamberin açlıktan ayakta duramayacak kadar halsiz düştüğünü, karnına taş bağlayarak ve oturur bir şekilde namaz kıldığına da inanmazlar.

Onlar Peygamberin 25 yaşından 40 yaşına kadar (Bir insanda cinsel ihtirasın en yoğun oldu dönemler) kendisi 25 yaşındayken 40 veya 50 yaşlarında olan Hz. Hatice ile, yani tek bir kadınla yetindiğini, ondan sonraki evliliklerinin ise çoğunu Siyasi gerekçelerle yaptığını, Hz. Aişenin 9 yaşındayken gösterdiği fiziksel, zihinsel ve ruhsal olgunluğu görmezler (9 yaşındaki sübyanla evlendi derler), tutarlar da Peygamberi şehvet düşkünü bir canavar addetmek haysiyetsizliğini gösterirler.

Peygamber Efendimiz’in hanımlarının odalarında aylar geçer, ocak yanıp da bir yemek kaynamazdı. Yıllar sonra Hz. Aişe Validemiz, “Bu ümmette ilk fitne tokluktur.” buyuracaktır. Hz. Ebu Hüreyre, Hicret’in 7’nci yılında Müslüman olmuştu. Bazen günlerce aç kalır, insanların gelip geçeceği yerlere yatar, açlıktan inler, “istakraûnî” derdi. Bu, hem “Bana Kur’an okuyun” hem de “Bana yemek yedirin!” manâsına gelirdi. Bazıları, oturur başında Kur’an okur, Hz. Cafer-i Tayyar ise halini anlar ve onu evine götürüp yemek yedirirdi.

Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: "Şurası muhakkak ki, Allah hakkında benim korkutuldugum kadar kimse korkutulmamıstır. Allah yolunda bana cektirilen eziyet kadar kimseye eziyet cektirilmemiştir. Zaman olmustur, otuz gun ve otuz gecelik bir ay boyu, Bilal ile benim yiyeceğim, Bilal'in koltugunun altına sıkışacak miktarı gecmemistir." Tirmizi, Kiyamet 35, (2474).

2062 - Yine Hz. Enes (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a arpa ekmegi ile kokusu degismis erimis yag getirmistim. (Bir seferinde) soyle soyledigini isittim: "Muhammed ailesinde, dokuz kadın bulundugu bir zamanda, ne bir sa' hurma, ne de bir sa' hububat gecelememistir." Buhari, Rehn 1, Buyu 14; Tirmizi, Buyu 7, (1215); Nesai, Buyu 50, (7, 288).

2065 - Utbe Ibnu Gazvan (radiyallahu anh) anlatiyor: "Gercekten ben kendimi, Resulullah (aleyhissalatu vesselam) ile birlikte olan yedi kisiden yedincisi olarak gocmusumdur. Huble yapragindan baska yiyecegimiz yoktu. Oyle ki avurtlarimiz yara oldu."
Muslim, Zuhd 15, (2967).


ŞU OLAYA BAKIN:
Ebu Talha (radiyallahu anh) anlatiyor: "Resulullah (aleyhissalatu vesselam)'a acliktan sikayet ettik ve karinlarimizi acip gosterdik. Herkeste bir taş vardi. Resulullah (aleyhissalatu vesselam) da KARNINI AÇTI, O'NDA İKİ TAŞ VARDI." Tirmizi, Zuhd 39, (2372).

Aliminyum 18-08-2005 13:22

Geçen gün, önemli biri heyecanla anlatıyordu:“Kırım’a gittim. Kırım sefil; sefaletle ahlâkî çöküntü bir arada. Türkiye’den bir şirketin kurduğu özel bir okulda öğretmenlik yapan bir tanıdığımın evine vardım.


Bu evin hanımının ailesini yakından biliyorum. Florya’da oturan, çok zengin, arabaları, hizmetçileri, villaları olan bir aile. Bu hanımefendi böyle bir evde yetişti. Ama orada, tuvaleti, mutfağı, banyosu ve kalınacak odasıyla tamamı 30 m2lik bir evde oturuyor. Türkiye’de en fakir dediğimiz insanlar bile böyle bir evde, Kırım’ın mevcut şartlarında yaşamak istemez. Ama bu hanım kardeşimiz, bırakın halinden şikayetçi olmayı, orada hizmet vermekten çok memnun. Sonra okula vardım. Müdürünü aradım; yerin altında bir yerlerden, üstü başı toprak ve çamur içinde çıkageldi. Okulda fosseptik çukuru açıyorlarmış; müdür, çukuru kazma işinde bizzat çalışıyor. Nedir bu hal? Bu insanları bu şartlarda orada, hem de aşk-şevk içinde tutan nedir?”

Bu kadirşinas arkadaşa Hz. Mus’ab’ı, günümüzde bazı unvanlı cahillerin, cehaletlerinden dolayı aleyhinde söz söyleme cüretinde bulundukları Hz. Ebu Hüreyre’yi misal verdim. Hz. Mus’ab, şeklen Peygamber Efendimiz’e (sas) benzerdi. Zengin bir aileden geliyor, ipekliler giyiyordu. Çok da yakışıklıydı. Sokağa çıktığı zaman Mekke’nin kızları pencerelere üşüşürdü. 17 yaşında Müslüman oldu. Ailesinin işkencelerine katlandı; her şeyini İki Cihanın Efendisi’nin yanında, Allah yolunda harcadı. İslâm, Medine’ye taşmaya başlayınca, oraya muallim olarak gönderildi. Hicret’ten sonra Efendimiz, bir cumartesi Kuba Mescidi’nde otururlarken Hz. Mus’ab, üzerinde kırk yamalı (şeref madalyalı) entarisiyle uzaktan göründü. Efendimiz, yanındakilere “Bu zat, İslâm’ından önce çok zengindi. Şimdi ise gördüğünüz durumda. Bir zaman gelecek, dünyanın hazineleri size akacak” buyurdular. “Yâ Rasûllellah” dediler, “Bizim için bu zaman mı hayırlıdır, o zaman mı hayırlı olacak?” Cevap, “Bu zaman hayırlıdır.” şeklinde geldi.

Peygamber Efendimiz’in hanımlarının odalarında aylar geçer, ocak yanıp da bir yemek kaynamazdı. Yıllar sonra Hz. Aişe Validemiz, “Bu ümmette ilk fitne tokluktur.” buyuracaktır. Hz. Ebu Hüreyre, Hicret’in 7’nci yılında Müslüman olmuştu. Bazen günlerce aç kalır, insanların gelip geçeceği yerlere yatar, açlıktan inler, “istakraûnî” derdi. Bu, hem “Bana Kur’an okuyun” hem de “Bana yemek yedirin!” manâsına gelirdi. Bazıları, oturur başında Kur’an okur, Hz. Cafer-i Tayyar ise halini anlar ve onu evine götürüp yemek yedirirdi.

Hep böyle başladı ve sonra kapılar açıldı. Geniş geniş açılan kapılardan grup grup dehaletler oldu. Bunların çoğunluğu, ellerinden tutulup getirilenlerdi. Dünyaya açılmalar başlayıp da makamlar, unvanlar, servetler devreye girince rekabetler, kavgalar patlak verdi. Büyük çoğunluğuyla sonradan ellerinden tutulup getirilenler makamları, unvanları kaptılar; kendilerinin ellerinden tutanları da beğenmez oldular. Hem Müslüman olarak kalmak, Müslüman olarak anılmak istiyor hem de diledikleri gibi yaşamayı arzu ediyorlardı. “Zaman, çağ, şartlar, olgular” diyerek bu tutumlarına da gerekçeler üretiyor, hattâ kendilerini haklı buluyorlardı. Dinî değerleri, bu yeni olguların, temelde empoze kültürlerin içinden yeniden üretiyorlardı. Fakat, aslî dinî değerlerin ulaştığı yerlerde İslâm’ı taptaze tanıyıp, onu bütün tazeliğiyle yaşayanlar, en ilkler içinde de taptaze kalabilenlerin ardından öyle ilim ve manâ hareketleri başlattılar ki, ilk anda dini dünyanın yedeğinde götürmek isteyenler kazanmış gibi görünse ve dünyevî mevkileri, unvanları kapsalar da, asıl kazananlar, hep aslî değerler üzerinde ilk günkü gibi yürüyebilenler oldu. Sonraki tarih onlarla şekillendi ve onlar, hep Hz. İbrahim gibi lisân-ı sıdk ile anıldılar. Kur’an’ın, lafzî bile olsa bir meselesi için zindanda can vermeyi cana minnet bildiler; “Değil kadılığı kabul edip, bu yöneticilerin kararlarının altına din adına imza atmayı, benden Vâsıt Camii’nin kapılarını saymamı isteseler, bunu bile kabûl etmem” diyenler, a’zam imamlar haline geldiler.

Ve, herkes dünyada biriktirdiği sermaye ile göçtü, hesabını En Büyük Mahkeme’de vermek üzere. Bu, tarihin değişmeyen yüzüdür. Bugün de aynen tekrarlanan ve yarınlarda tekrarlanacak yüzü.

(Ali Ünal ın bir yazısı.)
19.01.2004

zaman 19-08-2005 06:31

benim Şu an sabakız olmamı sağlayan islam diyebilirim bu adamlar bizden ne istiyorki. ben Ataistler gibi düşünsem içki kumar uyuşturucu hırsızlık karı kız tüm suçları işlerim nasıl olsa ahiret yok. benim bunları yapmamamın tek sebebi islam. yani o kadar yerin dibine sokulmaya çalışan İslam bunları yapmamı engelliyor daha ne istiyorsun. ataist olursam senin çolığuna çocuğuna zararım dokunacak.
Kod:

Allah'ım sen bizi ıslah et.

Nomore__lie 19-08-2005 09:42

Alıntı:

zaman´isimli üyeden Alıntı
benim Şu an sabakız olmamı sağlayan islam diyebilirim bu adamlar bizden ne istiyorki. ben Ataistler gibi düşünsem içki kumar uyuşturucu hırsızlık karı kız tüm suçları işlerim nasıl olsa ahiret yok. benim bunları yapmamamın tek sebebi islam. yani o kadar yerin dibine sokulmaya çalışan İslam bunları yapmamı engelliyor daha ne istiyorsun. ataist olursam senin çolığuna çocuğuna zararım dokunacak.
Kod:

Allah'ım sen bizi ıslah et.

ateistler gibi düşünsem demişsin içki kumar uyulşturucu hıırsılık karı kız suçları işlerm diyorsun:) demek muslumanluk isamiyet kuran bunları yapmanı engelliyor... ama potansiyel olarak var içinde ?????
bak ben hırsılık yapmıyorum kumarda oynamıyorum.. uyuşturucuda kulnamıyorumm... ama birşeyden korkutğum için değil .. yapılmamasını gerektiğini bildiğim içn yapmıyorum...yanı harhangi yonlendirici bir kitap veya din yok... etik olmadığı için yapmıyorumm...

ataistler veya dinsizler ole kafanazıda canlandırdığınız gibi değil... kumar -hırsızlık akşamakadar içki msalaraında:))
senin yaşın kaç kuzum ??? etrafında ki insanlar sana kotu lanse etmişler ??? hayel kahramanı yaratmışsın kafanda...

Aliminyum 19-08-2005 12:54

Nomero_lie
İslam hakkında hiçbirşey bilmiyorsun.
Cahil bir çevrede yetişmen senin suçun değil ama kendi başına araştırıp kendi aklınla kendi mantığın ve sezgilerinle gerçeği göremiyorsan bu senin suçun olur birader.
Böyle mantık olmaz.
"demek muslumanluk isamiyet kuran bunları yapmanı engelliyor... ama potansiyel olarak var içinde ????? "
Bu nasıl bir düşüncedir be.
Elbette içinde potansiyel var. Ya değilse herkesin melek gibi günahsız olduğu yani içindeki günah eğilimlerinin dışa çıkmadığı bir dünyada "İmtihan Sırrı" denilen İlahi Hakikatin ne işi var.
İnsanın içindeki günah işleme potansiyeli insanı meleklerden ve hayvanlardan ayıran özelliklerin en büyüklerinden.
Melekler günah işlemez, nefisleri yoktur,öfkelenmezler, acıkmazlar, şehvet duymazlar, hırslanmazlar, canları içki kumar çekmez çünkü nefisleri yoktur. Bu yüzden bir nefis mücadelesine de girmezler.
Yani günah işleme kabiliyetleri yoktur.
Bu yüzden meleklerin makamı her zaman sabittir.
Ama insan, öfkelenir, şehvet duyar, kızar, hırslanır, kazanmak ister,sahip olmak ister vesaire vesaire.
şehvetini,öfkesini,hırsını günahla değil meşru dairede tatmin ederse ve bunu da Allah rızası için yaparsa, hayatını Allah'ın rızası istikametinde yönlendirebilirse meleklerden bile yüce makamlara erişebilir.
İşte bu insanın içindeki var olan o günah işleme potansiyelindendir.
Günah işleme potansiyelinin varlığı insan için aslında iyi kullanıldığı zaman büyük bir nimet.
Allahın emrince kullanırsan kurtuldun, O'na isyan ederek kullanırsan vay haline ve vay halimize.

Müslüman olmayanların hepsi ayyaş,berduş,zinakar,kumarbaz, insan hakkı kul hukuku tanımaz diye birşey yok.
Hatta öyle zamanlar olur ki İnsaniyet itibariyle bir Ateist Bir Müslümandan daha sevecen,daha barışçıl,insani meziyetlere daha fazla sahip olabilir.
Ama Küfür en büyük Zulümdür. İyi niyet ve iyi insan olmak ebed yolculuğunda kurtulmak için yeterli değildir.

Çünkü küfür, Allah'ın Uluhiyetini ve Rububiyetini inkar olduğu için varlıkları, olayları ve olguları, doğayı, evreni vesaireyi Allah'a değil başka şeylere izafe eder. Böylece Allah'ın evreni Yaratmasındaki en büyük hikmetlerden birisi olan Uluhiyet ve Rububiyet ilkesini ihlal eder. Kendi nefsine, doğaya, canlı cansız bütün varlıklara, topyekün bir evrene haksızlık eder. Çünkü kendisi de dahil herşey Allah'ın mahlukudur. İnsan dışındaki hiçbir varlık (Şeytanlar,cinler vs. dışında) Allah'ın emrine isyan etmez, hepsi O'nun emir ve iradesiyle iş görür, O'na itaatten bir an geri durmaz.
Ama insan, Allah'ı küfür suretiyle inkar ettiği an kendi herşeyi başaşağı döndürmüş olur. Böylece zulümlerin en büyüğünü işler ki adına Küfür veya İnkar denir.

İyi bir insan olabilirsin. Ama İslam İnsaniyet-i Kübradır.

Vesselam

mehmet 19-08-2005 13:10

selamlar
konu biraz dağılmış ateist arkadaşlar bu soru hakkındaki görüşlerinizi bekliyorum

sargon 19-08-2005 19:31

mehmet arkadaşım,

dünyada sayısız idealist insan var. Kendi inançları, kendi politik görüşleri yada ne bileyim kendi bilimsel anlayışları çervesinde hayatlarının belli bir yerine belki de sonuna kadar mücadele ediyorlar. Bu tür insanların paraya, pula, maddi zenginliklere falan değer verdiğini mi sanıyorsun. Her farklı din, ideoloji, ahlak sistemi vs. içinde binlerce böyle örnek sayılabilir. Parayla kendi değerlerini değiştiren bir insan zaten idealist olamaz. Elbette her anlayışta kendini idealist bir mücadele adamı gösteren soytarılar da vardır. Yani ateistden de, islamcıdan da, komünistten de, Budistden de, say sayabildiğin kadar idealist insanlar çıkar.

Özellikle bir anlayışı geliştirip kitelelere kabul ettirmeye çalışanların böyle olması yada görünmesi şarttır ki insanlarda büyük bir etki yaratsın. Birçok siyasi anlayışın temsilcilerinin de yaşamlarında çok az hata vardır, buna çok dikkat ederler. Ve bu insanları faka bastırmak içinde karşısındaki güçler tarafından bir sürü dümen çevrilir. Kitlelerin önderliğine soyunup da, zaafları olan bir takım tipler de bu oyunlara kolayca gelirler. Sol, marksist, ateist çevrelerden örnekler sana belki uzak gelir. İslamcı çevrelerden bir örnek Müslüm Gündüz'dür mesela. Zaaflarından karşıtları hemen yararlandı, değil mi?

Muhammed de bence bir idealisttir. Ben hadisler sahih midir, değil midir bilmem. Ama bir anlayışı geliştirebilmek için en azından o zamanki değer sistemleri ve kendi geliştirdiği değer sistemleri içinde tutarlı olması gerekiyordu. Yani öyle kolayca parayla falan satın alınabilecek olsaydı, biz bugün adını bile belki duymamış olurduk. Tutarsızlıklara düştüğü yerlerde de nasıl yeni ayetler geldiği falan bu sitede ve Turan Dursun'un kitaplarında anlatılıyor zaten.

Bilmiyorum sorunu cevaplamış oldum mu? Bence şaşılacak bir durum yok bunlarda. Her kesimde böyle binlerce insan vardır kısacası. Aynı şekilde tersi de sözkonusu.

Justhinking 19-08-2005 20:01

selam sargon kardeş;

herhangi bir art niyet olmadan soruyorum: bir örneğin var mı Muhammed gibi.?

ama aynı türden istiyorum. açlığa 1 ay dayanan meziyet olsun diye değil ama sırf bulamadı diye aş, kimseden üstün olmadığını kabul eden ettiren, düşeni kaldıran, yemeden yediren, kendi tokken komşusu aç yatan bizden değildir diyen, üzerine taş atarken şehir eşrafı herkesin gözü önünde, dua eden Allaha affetsin diye onları, sola güneşi koysalar sağa ayı vazgeçmeyen davasından, tapılacak övgüye layık olanı kendi değil de iddiana göre hayal ürünü birini gösteren ve milyarlarca kişiyi peşinden sürükleyen bir idealist var mı bildiğin?

halis niyetle soruyorum salih niyetle cevap bekliyorum..


selametle bereketle hidayetle

sargon 19-08-2005 23:24

Justthinking, kaç yaşındasın, ne kadar şey gördün şu hayatta bilmiyorum ama sana sevdiğim bir söz söyleyeyim. 'Şu gökkubbenin altında yaşanmamış birşey yoktur.' Bunu söyleyen kişiyi hatırlamıyorum şimdi ama belli ki çok bilge birisi.

Şimdi sana bir liste çıkarabilirim, ama sen bundan 'bu kişilerle Muhammedi nasıl karşılaştırırsın' diye bir sonuç çıkarırsın diye korkuyorum. Eğer sorun fedakarlık yapmaksa, acılara, işkencelere katlanmaksa, kendisine birşey almayıp başkalarını kendinden çok düşünmekse bunların sayamayacağın kadar çok örnekleri var. Bu kişileri çeşitli mücadele tarihlerinde de bulabilirsin (Spartakusten başka, Şeyh Bedrettin'den geç, çeşitli ulusal kurtuluş mücadelelerindeki sayısız kahramana kadar yüzlerce isim bulursun), çeşitli dini inanışlarda da (İsa'nın fedakarlığı Hristiyanlar açısından ulaşılmaz sayılır mesela, ama sen Budist rahipleri, hayatları boyunca bir tek canlıya bile zarar vermemek için günde bir öğün az bir yemek yiyen Cayist rahiplerini, ne bileyim dünya kadar din öğretisine hayatını feda edecek kadar bağlanmış insanları düşün), yada daha güncel tarihimizde de (mesela İsmail Beşikçi diye bir adam var. Bu adamın düşünceleri ne olursa olsun, yıllardır son derece mütevazi bir şekilde her türlü eziyete katlanmıştır. Kürtler hakkında yazdığı bir kitapdan dolayı ceza almış, bir mektubundan dolayı 10 yıl daha ceza almış bir adam, ve kendisine verilen uluslararası ödülleri bile kabul etmiyor).

Ben, hayatım boyunca herşeyini mücadelesine vermiş, inanılamayacak çok adam gördüm. Bu yüzden de bu kadar rahat konuşuyorum. Fedakarlık seviyesini neyle ölçeceksin. Ulusal kurtuluşu için Tankların karşısına oturup dizlerini bağlayarak kendi kendine kaçmalarını engelleyen Cezayir'li askerle mi, bilimsel bulgusunu kendi üzerinde deneyip ölümü göze alan bilim adamlarıyla mı(ya da kadınlarıyla mı)?

Yukarda biri yazmış, sanırım Aliminyum'un örneği idi. Enes'in aktarması şuymuş: 'Allah yolunda benim kadar kimseye eziyet yapılmamıştır.' Ben böyle sözleri söyleyebilen adamlardan çekinirim. Gerçekten her türlü eziyetlere, işkencelere katlanan, inanılmaz fedakarlıklarda bulunan insanlar böyle böbürlenerek konuşmazlar. (Neyse benim derdim Muhammed'in nasıl biri olduğu değil, bu kadar fedakar insanlar var mı sorusuydu. Evet, vardır. Ama en büyük fedakarlıkları yapanlar kendilerinin fedakarlığını başkalarıyla karşılaştırmazlar. )

Sonuçta söylediğim şu: Fedakarlık, öyle birşeydir ki, yapan insanlar bunu değersizleştirmeyenlerdir aynı zamanda. Onlar, tersine, hiç adını bile bilmediğimiz milyonlarca adsız kahramanı büyütürler. Kendileri en büyük fedakarlıkları yapmış olsalar bile.

Justhinking 20-08-2005 01:24

öncelikle teşekkürler sargon kardeş.

yazdığın sözün paradoksu andıran mantık yolunu es geçiyorum.

verdiğin örnekler için çok teşekkürler ama benim de anlatmak istediğim oydu zaten. ne için? amaç çok önemli.. amaçlar eylemleri mantıklı kılarlar. bir insan aş bulamadığı, bulsa da daha aç olan biriyle paylaştığı ya da tamamını ona verdiği için açsa bu eylemini düşünce tarzına bağlı olarak tutarlı kılar. ama bir insan bunu sanki bir meziyetmiş gibi yaparsa ya da sadece gelenek olduğu için yaparsa veyahut cayist rahipleri gibi yaparsa işte bu üzerine düşünülmesi gereken bir mevzuu olur.(İsa örneği de düşüncem paralelinde olan bir örnektir. Zira İsa da Allahın elçisidir.)


Peygamberin sözü de büyüklenmeyi ifade etmez. Orada anlatılmak istenen en büyük eziyet Muhammede yapılmışken ve o sabır etmişken bizim şükürsüzlük etmemiz olmaz düşüncesidir. Yoksa büyüklenmeyi istese Muhammed en alasını yapardı..


tekrar söylüyorum iyi niyetle sorulmuş bir soruya iyi niyetle cevap verdin. ama verdiğin örneklerle bir farkı var gibi Muhammedin.. yani hepsinin gösterdiği sabır yaptığı fedekarlık bir yerde kendilerine dönüyor. ama Muhammed hiç görünmeyen hatta bazı iddialara göre uydurduğu Tanrısını halka tebliğ etmek için çekiyor tüm bunları.. bir an olsun geri atmadan, of demeden.. neden? ne gibi bir ruh hali bunu yaptırabilir bir insana?


kafasında tüm bunları uyduracak kadar dahi aynı zamanda paranoyak hatta şizofren İslam hukuku denen hukuku yine bazı iddialara göre uydurma olan kitabında yazacak kadar hukukçu, cebelitarıktaki suyun birbirine karışıp karışmadığını bilecek kadar gezgin ya da bilgin, sümer tabletlerini okuyup anlayacak kadar arkeolog ya da grafolojiye vakıf, aynı zamanda sosyolog, aynı zamanda siyaset bilimcisi, aynı zamanda demirin gökten indiğini bilecek kadar simya ya da kimyadan anlıyor ama tüm bunlara rağmen okuma yazma bilmiyor... neden? paraysa Hatice'nin kervanları neyine yetmezdi, erkse veya cinsel açlıksa neden 40 yaşında?
ve neden etrafın ümmi dolu olduğu bir mekanda Kitabı getiriyor. yani o kadar dahi ki bu kitabın o ümmilerin elinden 1400 sene sonra ümmetine kalacağını biliyor ve aynı zamanda evrensellikten de bir o kadar haberi var.. işin ilginç yanlarından biri de bu adama o dini getirene kadar herkes güvenilir diye isim takmış..


baştan birazdan söyleyeceklerimin önünü kapamaya yönelik bir deneme miydi? günahını almayayım ama Muhammedi bunlarla nasıl karşılaştırırsın demenden korkuyorum yazmışsın. ama kardeşim ben sana bu koşullarda bir örnek istedim. Kölelikten sıkılan Spartaküsün köleleri peşine toplamasını sonrasında kazandığı askeri başarıları (sonunda öldürülmesini es geçmeyelim), cayist rahiplerin doğaya hayran kalıp herşeyi bir yapanın olduğuna göre bunu kim yaptı kim bunun yaratanı kim benim yaratanım demeyi unutmalarını örnek göster demedim.

Muhammed gibi örnek göster dedim. verdiğin tek benzer örnek Muhammed gibi Allahın elçisi İsa..


cezayirli askerler, Şeyh Bedrettinler, yazarlar, düşünürler, uzakdoğudaki rahipler vs. bunların hepsi zaten var olan etik değerler adına birşeyler katlanır fedekarlık yaparlar. bunları yapmalarında kötü birşey yok birşey var ki o da asıl gerçeği gözden kaçırmaları.. görünenin ardındaki görünmeyeni düşünememeleri..


işte başlıca bu sebepler farklı kılar benim peygamberim Hz.Muhammed(s.a.v.) ile gözü kara bir asiyi ya da vatanseveri ya da deli bir aşığı veyahut soluk benizli bir rahibi..

hepsi düşündüğünü düşünenler gibi hareket etmiş, etik değerler uğruna mücadele etmiş, aç kalmış acı çekmiş de bir kez olsun niye diye sormamış
sorsa da etik demiş, ahlak demiş ötesini ötesinin olabileceğini düşünmemiş.işte bu noktalarda Muhammed bir hatta birkaç milyon adım öne çıkar diğerlerine nazaran..


kıssadan hisse benim en çok ne düşündüğünü merak ettiğim mevzuu bir ümminin nasıl olur da İslamla Kitapla geldiği.. ya da az önce bir paragrafta anlattığım durumların bir arada olma olasılığı.. nasıl olur niye yapar? bu konuda her türlü hipoteziniz (her türlü derken biraz abarttım galiba: mantığa fazla irdelemeden de olsa uygun görünen her türlü hipoteziniz) benim için kıymetlidir..


selametle bereketle hidayetle

sargon 20-08-2005 04:56

Bence soruya bir cevap verdim. Birileri etik değerleri için fedakarlıkta bulunuyor, diğerleri dini anlayışları için, başkaları siyasi amaçları için, şöyle yada böyle. Sen zorlaya zorlaya bunları birbirinden ayırmışsın. Ama bence ayrımların nesnel değil. Birisi niye hepsinden daha büyük fedakarlıkta bulunmuş sayılsın. Amaçları farklı, evet. Eğer sadece İslam yada Allah inancı için fedakarlıkta bulunanları soruyorsan beni aşan bir tartışma bu. Benim için hepsi birdir.

Fedakarlığın ölçütünü belirlemenin de zor birşey olduğunu söylüyorum ayrıca. Burayı es geçme.

mehmet 20-08-2005 10:44

selamlar
sargon kardeş bir adam hem sahtekar olacak kara cahil bir çöl bedevisi olacak hemde dünyadaki menfaatleri reddedecek.amaç ne olabilir?bir çöl bedevisinin hayattan beklentisi ne olabilir ki başka?idealist insanlarla kıyaslıyorsun iyide bu dediklerinin pek çoğu aydın insanlar peygamber sav ile kıyaslanamaz.

Justhinking 20-08-2005 10:52

soruya verdiğin cevap için şükranlarımı sunmuştum zaten sargon kardeş. yalnız Muhammedle örneklerin arasında bir fark gördüğüm için yazımın içeriği şükrandan başka şeyler de kapsadı.


ben sana dini konusunda fedakarlıkta bulunan bir müslümanı örnek vermiyorum ki ayrıca. Tüm bunları başlatanı örnek gösteriyorum. ayrıca soruma şunu da ekliyorum o yazdığım koşullarda öyle bir adam eğer iddiaya göre sallıyorsa nasıl böyle bir maya tutturabilir?..

yazdığım koşullarda sabredip başarılı olmuş birini örnek istiyorum.. görecelilikten bahsedersek herşey görecelidir hatta herşeyin göreceli olup olmadığı da bir görecelilik barındırır. anlatmak istediğim hepimizin bildiği bir takım yargı değerleri vardır açık olan AKLIN inkar etmeyeceği o tür bir örnek istiyorum..

selametle bereketle hidayetle

mehmet 21-08-2005 13:02

selamlar
bu kadar basit bir soruyu cevaplayacak bir ateist yokmu?

beyni 21-08-2005 13:55

mehmet

soruna cevap veriyorum. Peygamberin sopa yemekten korktuğu için teklifi kabül etmemiştir.

Peygamberinin öyle bir astroloji bilgisi var mış ki, teklife bir elime ay'ı bir elime güneşi verseler de davamdan vaz geçmem demiş. Güneş ve ay ele sığacak kadar küçük herhalde.

Justhinking 21-08-2005 14:02

mehmet kardeş herhangi bir sinirlenme olasılığına karşı sana sabretmeni tavsiye edebilirim. sabır Peygamber mirasıdır.

beyni kardeş,

hipotezini, iddianı -bana göre ikisine de benzemese bile- açıklamakla mükellefsin. mehmetin söylediği koşullardan bu sonucu çıkarman da ayrıca bir ilginç. yoksa önyargıların mı kafanı karıştırdı? orasının ilmi sınırdan münezzeh olan bilir.


son yazdığınla da inşallah -benzemese de- bir şaka yapmaya çalışmışsındır. yoksa hakikatten mantık sisteminden, düşünce sisteminden ciddi ciddi şüphe etmeye başlayacağım..


selametle bereketle hidayetle

beyni 21-08-2005 14:16

Justhinking

Muhammed'i siz peygamber olarak kabul ediyorsunuz, ben ise kabul etmiyorum.

Muhammed ben peygamber değilim, söylediklerim yalan, artık vaz geçiyorum dese. Müşrikler ona servet verirmiydi? Ya inanırları ne yapardı?

ensareo 21-08-2005 19:44

Anladığım kadarıyla beyni bazı şeyleri olduğu,söylendiği gibi anlıyor.Mesela enginlere sığmam taşarım desem benim çok büyük bir vucuda denizlere sığmadığımı düşünecek...Senin burnun nede büyük desem.Gerçekte burnunun büyük olduğunu düşünecek.Aslında bu kibirli manasında kullanılır..Ne kadar kibirlisin demeye gelir bu..

Ne verirseniz verin ister yapamayacağınız halde ayı bir elime güneşi bir elime verecek olsanız dahi davamdan vazgeçmem demektir bu..

Beyni gerçekten rencide etmek amacıyla söylemiyorum bunları..Böyle bir hastalık olabilir...Bu yüzden kendi düşünce yapınızı bir gözden geçirseniz kendiniz için iyi olur..

beyni 21-08-2005 20:30

ensareo

abartmanında bir ölçüsü olur.

Fakat, ay'ı ortadan ikiye bölen bir peygamberden de daha küçük bir abartma beklemek hayal olur.

ensareo 22-08-2005 00:52

Beyni çıkarımlarına ilgi duymaya başladım..Nasıl oluyorda hangi yolla bu çıkarıma vardığını söyleyebilirmisin?Hz.Muhammed(s.av)'in Allah'ın elçisi olduğunu ne zaman anlayacaksınız?Ahırettemi?

Justhinking 22-08-2005 00:53

beyni kardeş,

Peygamberin o anlatımı teşbirhtir teşbihten ziyade şudur:

dünya tersine dönse o düğüne gitmem.

kıyamet kopsa yerinden kıpırdamaz.

kırmızı kar yağdığında geleceğim sana. vs. vs. vs.

kolay anla diye basitleştirdim. maksatım incitmek değil ama ancak böylesinden anlayacaksın galiba.. Peygamberin o ifadesi Peygamberin davasından dönmeyeceğini anlatan bir ifadedir. yani ölürüm de dönmem diyor orada eğer sen bunu bile mesele yapıp öne koyuyorsan kusura bakma ama bağnazsın demektir. bu da senle değil tartışmayı konuşmayı bile zorlaştırır..


selametle bereketle hidayetle

mehmet 22-08-2005 10:30

Alıntı:

beyni´isimli üyeden Alıntı
mehmet

soruna cevap veriyorum. Peygamberin sopa yemekten korktuğu için teklifi kabül etmemiştir.

Peygamberinin öyle bir astroloji bilgisi var mış ki, teklife bir elime ay'ı bir elime güneşi verseler de davamdan vaz geçmem demiş. Güneş ve ay ele sığacak kadar küçük herhalde.

selamlar
kardeş sana söyleyecek söz bulamıyorum.benim dediklerimden bu anlamı çıkarabiliyorsun ya bravo sana.neden ateist olduğunuzu daha net anlıyorum şimdi.

beyni 22-08-2005 18:36

mehmet

Ne güzel ve anlamlı cevap vermişim.

Biraz düşünürsen, cevabımın ne kadar mantıklı olduğunu görürsün.

Hem sana da cevap beğendirmek zorunda değilim.

mehmet 23-08-2005 12:33

selamlar
beyni kardeş sen bu soruya cevap verme istersen.cevabın saçmalık ötesi olmuş.

mehmet 25-08-2005 12:47

selamlar
sevgili ateistler soruma mantıklı cevap verecek kimse yokmu aranızda

bager99 28-08-2005 07:35

ben
 
ben mehmetin sorusuna değinmek istiyorum diyor ki mala mülke kadına vs.tamah eden biri nasıl olur da tüm bunları alma fırsatı varken hepsini elinin tersiyle iter?bir insanı veya durumu anlamanın bence iki adımı vardır önce anlamayı istemek bunu yolu ön yargılrdan arınmayı başarmaktır yani muhammedi ne gönüllerin sultanı nede psikopat bir manyak saymamak ikinci adım is empati kurmak yani kişinin kendisini başkasının yerine koyarak düşünmesi bilmem sen bunları yapabilecekmisin. bir an olayın gerçek olduğunu kabul edelim sen olsan böle bir durumda sana mal mül teklif eden düşmanlarına güvenirmiydin aceba ebu cehil ve arkadaşlarının mekkenin tahtına oturttukları muhammedin o zaman bir avuç olan taraftarına dönüpte "işte inandığınız adam menfaati için sözünden caydı "demeyeceğini kim garanti edebilir?nitekim aynı muhammet o zaman teptiği bütün nimetleri uydurduğu islmla geri almıştır öyle ki kurana bile kendisini peygambere adayan kadınları yanlız ona has olmak üzere helal saydırmış tükürükle tedaviden mal kazanan sahabelerini kazançlarına kendisinide ortak etmiştir bu söylediklerime kaynak istiyorsan aç bir TURAN DURSUN kitabı oku !demek isteğim sende hayatında tek bir bilimsel makalesi olmayan harun yahyanın kalkıpta bu gün dünya üniversitelerinde okutulan bilimsel bir gerçek olan evrimi çürüttüm demesi gibi bir hataya düşüpte araştırmadan sorduğun bu soruya ateistler cevap vermiyor deme yanlışlığına düşmemeni temenni ederim araştırırsan soruduğu sorunun o kadar da mühim olmadığını göreceksin sevgilerle

mehmet 28-08-2005 12:08

selamlar
bager99 kardeş
bana turan dursunumu kaynak gösteriyorsun hani şu duvara su atıp şekilere bakıp onları insana,kuşa benzeten sonradan bunlar tessadüf sonucu olabiliyorsa insan ve evrende tesadüfen olabilir diyerek ALLAH CC yi inkar eden ilkokul mezunu turan dursunmu?kardeş herkesin yazdığı çizdiği kaynak kabul edilmez biraz insaflı olalım. bana kurandan veya sahih hadislerden kaynak göstermen gerekir.
biran için bu teklifin sana yapıldığını düşün.kabul ederdin sanırım 80 kişilik bir mürit pek önemli olmasa gerek.
evet ateistler cevap vermiyor veya veremiyorlar.bu senin dediklerin cevap olarak kabul etmiyorum şayet kırılmazsan eğer.kendi düşüncelerine saygı duyarım ama işin içine t.dursunu katma lütfen bunun kitaplarını okudum dini bilgisi eksik olan herhangi biri bile onun yazdıklarının yanlış olduğunu ispatlar.turan dursun bilim adamı değil tam bir şarlatandır bana göre.

beyni 28-08-2005 12:59

mehmet

Güzel cevap vermiştim ama beğendiremedim. Böyle sanal sorulara verilecek bir sürü cevap bulunur. Bir cevap daha veriyorum. Bence teklifi az buldu. Sahi ne teklif ettiler?

ank0606 28-08-2005 19:39

Cevap mı? Neye cevap?
 
Değerli insan Mehmet kardeş! Sorunu okudum. Diyorsun ki "Muhammed neden bütün bunları geri çevirdi?" Eeeeee!!! Ne olmuş yani? Muhammed bütün bunları geri çevirdi diye onu peygamber mi kabul edelim? Onları geri çevirmesi peygamber olmasının kanıtı mı oluyor? Eğer öyle kabul ediyorsan, yanıldığına emin olabilirsin! Çünkü senin sorun, onun peygamber olduğunu ispat etmeye çalışanların verdiği örnekler ve açıklamalar yanında hiç kalır. Max plank'ı bilir misin bilmem! Hani şu quantum teorisini ortaya atan veya da geliştiren şahıs. 6 oğlundan 5'i ölüpte, altıncısı hitlerin eline düşünce, hitlercilerin "eğer hitlere bağlılığını imzalarsan, oğlunu affederiz" demelerine rağmen, imzalamayıpta 6. oğluda öldürülen şahıs.
Sen bırak malı mülkü, adamlar idealleri uğruna cayır cayır yakılmayı bile göze alıyor. Al sana, G. Bruno. Dünyanın güneş etrafında dönme fikrinden vazgeçmedi. Savunmaya devam etti ve tavuk gibi kızartıldı. Şimdilik bu kadar. Aslında çok şey yazacaktım. O niyetle buraya oturmuştum ama ne yazık ki çok acil bir işim çıktı. Şimdilik iyi akşamlar

mehmet 29-08-2005 10:52

selamlar
sevgili ank0606 kardeş ateistler peygambersav ın kuranı ve islam dinini uydurduğunu iddaa ediyorlar.sen soruyu anlayamadın galiba.bende bir insanın böyle birşey uydurmasının sebebi ne olabilir diye sordum.onlarda para mal,iktidar vs.cevap verdiler.bende madem sırf bunlar için bu din uyduruldu neden mekkede daha yolun başında iken bu saydıklarımın hepsini ona teklif etmişlerken kabul etmedi diye sordum.yani insan 40 yaşından sonra böyle bir işe soyunuyor işin hemen başında asıl amacına ulaşmak varken savaşlarla,açlıkla 23 yıl boyunca neden uğraşsınki?mesela ben olsam hemen teklifi kabul eder yangelir yatardım.sen olsan böyle yapmazmıydın?demekki bu din uydurulmamıştır.

sargon 29-08-2005 20:06

mehmet arkadaşım,

varsayımların yanlış olduğu için sonuçların da yanlış. Bence bir kez daha düşün. 'Ateistlerin iddialarını' çürütme çabanı anlıyorum da, bunu başarabilmek için biraz daha sağlam tezlerle çıkman lazım.

ank0606 30-08-2005 00:37

Soruna acizane yeni bir cevap
 
Değerli İnsan Mehmet. İlk önce sorunu yanlış anladığım için kusura bakma diyorum. Ben Ateist arkadaşların "Muhammed para, zenginlik, hırs yüzünden bu işleri yapmıştır" savunmalarını sonuna kadar destekliyorum ve eksik gördüğüm şu konuyu desteklememe ek olarak sunuyorum. Muhammed bunların yanısıra ve öncelikli olarak kendini kabul ettirebilme çabaları yüzünden bu işlere girmiştir. Bir insanın kendi ideallerini başka insanlara kabul ettirebilmek kadar yüksek başka bir ideali olamaz. Kuran'ı, Muhammed'in yazdığına da sonuna kadar inanıyorum. (Burada yazmak bizzat kendisinin yazması değil. Yanlış anlaşılmasın. Yani Muhammed'in ürünü) Ve diyorum ki! (Burada da kimse üzerine alınmasın. Tamamen kendi şahsıma konuşuyorum) Aklı başında olan bir insan Kuran'ın ilahi bir güç tarafından gönderilmediğini, bizzat bir insan tarafından yazıldığını anlar. Ben eğer varsa ki -zaten yok- ilahi bir varlığın insanlara bu şekilde ulaşacağı ihtimalini kesinlikle yer vermiyorum. İlahi varlık bir insana vahiy gönderiyor, o da bunu diğer insanlara bildiriyor vs. vs. Çok tuhaf bir iletişim şekli. Ve diyor ki "Biz bütün kainatı Muhammed'in yüzü suyu hürmetine yarattık"!!!??? Böyle bir şey olabilir mi? İnsaflı bir şekilde düşün.
Ben Ateistim ve kendi şahsıma bununla da gurur duyuyorum. İsteyen istediği şeye inansın. Aklım başımda olduğu sürece de ateist olmaya devam edeceğim. Kim bilir? Belki de Allah benim Kalbimi mühürlemiştir. O zaten insanlar arsında ayrım yapmayı çok seviyor. Ama Mehmet sana şunu itiraf edeyim. Muhammed çok akıllı ve uyanık bir insan. (O zamana göre) Aynı Muhammed bu zamanda bu işlere girseydi millet sadece gülüp geçerdi.
Sana ve bütün üyelere saygılar ve selamlar

mehmet 30-08-2005 11:52

selamlar
sevgili ank0606 diyorsunki peygamber sav kendini kabul ettirme çanaları için bu işlere girmiştir.
peki madem öyle ona liderlik teklifi de yapıldı insan kendini topluma nasıl kabul ettirirki ?işte fırsat toplumun lideri olma fırsatı neden kabul etmedi o halde?
sevgili sargon
varsayımlarımın yanlış olduğunu nerden çıkardın?yanlış varsa ispatla lütfen.

Ernesto1may 30-08-2005 13:03

arkadaşlar bu konuda yazılanların hepsini okumak gibi bir fırsatım olmadı..
ama ben de bazı şeyler eklemek istiyorum...

öncelikle dikkatinizi şu yöne çekmenizi istiyorum..din ve siyaset birbirinden ayrılmaz iki unsurdur dünyamızda.. her ne kadar laiklik gibi önemli bir ilke uygulanmaya çalışılsa da bu (Aziz Nesin'in anlattığı gibi)
müslüman ülkelerde uygulanması neredeyse imkansız bir ilkedir...

bunu daha net görebilmeniz için bir kaç örnek vereyim..kendi öğretisini yayarken bu yolda ölmeyen peygamberleri yani yaşarken siyasi bir başarı kazanmış peygamberleri bi kafanızdan geçirin.. hemen hemen hepsi de bu öğretilerini yaydıktan sonra devlet başkanı olmuşlar değil mi?

benim aklıma bi tek Hz İsa geliyor.. siyasi başarıyı kazanamadan öldürüldüğü için devlet başkanı olamayan.. oysa Hz Musa , Hz Muhammed
, Hz Süleyman vb. hepsi de siyasi arenada boy göstermiş peygamberler..

üstelik o dönemde demokratik yönetimler olmadığı için hepsi de ''krallık''
gibi bir mertebede olmuşlar..

sizce de bu bir çok şeyden daha üstün değil mi??

beyni 30-08-2005 13:16

Mehmet

teklifin ne kadar olduğunu açıklamadın.

kani 30-08-2005 17:20

Uzun zamandır makia başına geçemedim,malum şimdi yaz.
Mevzuları şöyle bir gözden geçireyim dedim.
Öncelikle Bu sitede İslamı savunanların ne işi var onu anlayamıyorum.
Ya onlarında şüpheleri var ve İrşad olmak istiyorlar ya da pişmiş aşa su
Katmaktan hoşlanıyorlar.
Aliminyum 18 Ağustos ta bir yazısında Peygamberi 40 yaşına kadar tek eşli
Kaldığı için kutlamış, Ayşe ile evliliğini mazur göstermeye çalışmış ve
Muhammedi neredeyse açlıktan nefesi kokan bir insan olarak göstermeye çalışmış.
Bu çabalar körler sağırlar ve meczuplar için kafi derecede inandırıcı ama gelin şimdi akıl
Çerçevesinde bakalım olaylara.
Doğrudur Muhammedin 40 yaşına kadar tek bir kadınla yetindiği.Daha doğrusu yetinmek zorunda kalışı.Mekkenin en zengini ve en büyük tüccarı olan Hatice Muhammedi
İç güveyi olarak almıştı. (İslamdan önceki devirlerde güya kadının hiçbir hakkı yoktu ama nasılsa Hatice Mekkenin en büyük tüccarı idi) Bir iç güveyinin Birkaç kadınla evlenebilmesi mümkünmü sizce.Muhammded de yıllarca yaşlı bir kadınla yaşamanın acısını Haticenin ölümünden sonra pek çok kadınla evlenerek çıkarttı.
Ayşenin kendi sözleri, Muhammedin Ayşeyi 6 yaşında nikahladığı 9 yaşında da gerdeğe girdiğini açıkça belirtiyor.Peki bundan 1400 sene önce kadınlar 6 yaşında olgunlaşıp 9 yaşında gerdeğe girecek kadar olgunlaşıyorlarsa bu gün neden arap kızları 9 yaşında hala çocuk?
Bu gün 9 yaşında bir kız çocuğu olsa Aliminyum onu evlendirebilirmi(şayet tehdit ve zorlama yoksa)
Gelelim Muhammedin Açlığına:
Muhammed iç güveysi idi ve Hatice ölünce oldukça zengin bir arap oldu onun fakir olduğu düşuncesi yanlış.Aksini iddia eden varsa karısı Haticenin mal varlığının nereye gittiğini de belgelemeli.
Ayrıca
Enfal 1) Ey muhammed Sana ganimetlere dair soru sorarlar , de ki Ganimetler Allahın ve
Peygamberindir.Allahtan sakının

Bu ayette Muhammedin ne kadar Zengin olduğunun delili,Zaten veda haccında 100 deve kesmedi mi.
Topkapı sarayındakı kılıcı mücevherlerle süslü değilmi?
Yani sanılanın aksine Muhammed ZENGİNDİ

kani 30-08-2005 17:39

Mehmet kardeşim
bana turan dursunumu kaynak gösteriyorsun hani şu duvara su atıp şekilere bakıp onları insana,kuşa benzeten sonradan bunlar tessadüf sonucu olabiliyorsa insan ve evrende tesadüfen olabilir diyerek ALLAH CC yi inkar eden ilkokul mezunu turan dursunmu?
diyorsun ama yanılgılar içindesin.
Okuma yazması olmayan Muhammedin ardından 1400 sene koştunuz Turan Dursun u ilkokul mezunu diye aşağılıyorsunuz.
Madem ilkokul mezunu madem değersiz di onu öldürüp değersiz fikirlerinin yayılmasından niye korktunuz!!!
Bu gün Türkiyenin islami kesiminin şeyhim önderim diye peşinden koştuğu ve bazen şeylerini öptüğü adamlar kim ve neden peşlerinden gidiyorsunuz.Hepsinin profesör olduğunu mu sanıyorsunuz.

kani 30-08-2005 17:49

Mehmet gene yanlış biliyorsun.
savaşlarla,açlıkla 23 yıl boyunca neden uğraşsınki?mesela ben olsam hemen teklifi kabul eder yangelir yatardım.sen olsan böyle yapmazmıydın?demekki bu din uydurulmamıştır.
Demişsin ama Muhammed zaten mekkenin zenginlerindendi ve paraya ihtiyacı yoktu ama daha sonraları para hırsı büyüdü ve
Enfal 1) Ey muhammed Sana ganimetlere dair soru sorarlar , de ki Ganimetler Allahın ve Peygamberindir.Allahtan sakının
ayetiyle deçalışmadan kazanmaya ve senin de söylediğin gibi yan gelip yattı

mehmet 31-08-2005 10:56

selamlar
sevgili beyni tekli f şu idi.eğer davasından vazgeçerse; zenginlik istiyorsa onu mekkenin enzengini yapacaklardı.liderlik istiyorsa onu mekkenin lideri yapacaklardı.yani ne istiyorsa verilecekti.

sevgili kani
peygamber sav.hz.hatice ile evlendiğinde zenginliğe kavuştu doğrudur.fakat islamı tebliğe başladıktan sonra müşrikler bir müddet sonra tüm müslümanlara ekonomik ambargo uygulamaya başladılar.peygamberin bu serveti bu ambargo esnasında tamamıyla erimiştir.yani peygamber sav bu teklifi kabul etmemesi elindeki servetinde gitmesine sebeb olmuştur.ganimetler konusu ise bu dediğin ayet tüm ganimetleri kapsamaz.sadece savaşmadan elde edilen ganimetlerle ilgilidir.ki burdan elde edilen ganimetlerin ne yapılacağı diğer ayetlerde açıklanmıştır.peygamber sav.bu fey denilen ganimetleri kesinlikle kendi şahsi harcamalarında kullanmamıştır.turandursun konusu ise bu admaın hangi kitabına cevap verilmemiş.elinde sağlam bir delilimi varki korkalım ondan.kitapları ortada varsa akılıca bir delili getirin tartışalım.biz kimseyi öldürme taraftarı değiliz.kimseninde peşinden koşmuyoruz.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:27 .