![]() |
Eşcinsellik İle İlgili Ayetlerin Yanlışlığı Nelere Malolmuştur
Kuran'da bir çok mucize olduğu ifade edilmeye çalişiliyor.Oysa o kadar çok bilime aykırı ayet var ki..
Eşcinselliğin istisnalar haricinde genetik olduğu tıp bilimince kabul edilmiş olmasına hatta hastalık olarak kabul edilmemesine rağmen Kuran ayetleri nedeni ile bu insanlar acı çekmektedir. Madem Kuran geleceği biliyordu o zaman onları lanetlemek yerine...Onlarında hakları olduğu türünde bir ayet gelebilirdi..Nerede kuran'ın evrenselliği. Geçtiğimiz senelerde özürlü bir gençle tanışmıştım.Tekerlekli sandalyeye mahkumdu. Utanarak kendi cinsine ilgi duyduğunu ancak bunun dini inancına göre yanlış olduğunu bildiği için acı çektiğini söylemişti.. her türlü sorununa ek olarak birde bu sırtına yük olarak binmişti.Ben bunun utanılacak bir şey olmadığını söyledim ama nafile bir kere buna inanmıştı...Hem kendisi kabul etse bile çevresi kabul eder miydi? İran Cumhurbaşkanı Amerika'da sırıtarak "Bizde Eşcinsel Yok" demiştir. Bu lafı ile tüm eşcinsellerin avrupa amerika da olduğunu ima etmiştir. Oysa durum hiçde öyle değildir.. İranda da en az diğer ülkelerde ki oran kadar eşcinsel vardır.Bu kişiler zorla ameliyat olmaya zorlanmaktadır... Ne yazik ki hiç bir bilimsel veriye dayanmayan yanlış bir ayet nedeni ile insanlar acı çekiyorlar.Müslüman ülkelerde milyonlarca insanın hayatı zindan oluyor. Konu ile ilgili haber İran eşcinselleri öldürmesin! Fakat sadece yok saymakla da sınırlı kalmıyor. Aile ve çevre baskısı, kırbaç cezaları, zorla yapılan tedaviler, ameliyatlar... "Oh! Ameliyat olup kurtulsun işte" diye düşünenler var belki, ama ameliyat olmakla iş bitmiyor! Bu sefer de transseksüel olduğunuz için aşağılanmaya katlanmak zorunda kalıyorsunuz. Bu korkunç, korkunç, korkunç bir şey. Daha korkuncuysa şu: İran insan hakları örgütlerinin verilerine göre, 1979’da yapılan İslami devrime göre eşcinsel olmak "suç" sayıldığından bu yana, dört binden fazla gey ve lezbiyen taşlanarak, kırbaçlanarak, "asılarak" öldürüldü. Yani "işkence" yapılarak... Bunu okuyunca siz de birden ürperdiniz mi? Ben ürperdim. İki oğlan çocuğuna eşcinseller diye işkence... Peki bunları okuyunca aklınıza geçen senelerde olan bir olay geldi mi? Öğrendiğimden beri aklımdan çıkmayan bir olay bu. 2005'te İran’da gerçekleşen "insanlık dışı" olaylardan... Mahmoud Asgari 16 yaşında, Ayaz Marhoni de 18 yaşında bir eşcinsel. Söylemeye dilim varmıyor ama "suçları" yalnızca birbirlerini sevmek. Çok klişe bir laf gibi gözükebilir ama tek "suçları" bu! Cezalarıysa insanı sandalyesinden yere düşürecek, afallatacak kadar iğrenç. 14 ay... bir yıl iki ay... 406 gün... Ne derseniz artık... Günlerce işkence... 228 kez kırbaçlanma... Ve... Ve kim bilir ne kadar aşağılayıcı söz... Yalnızca birbirlerini sevdikleri, böyle bir dünyada "sevebildikleri" için... |
Sevgili dostum,
Çok güzel bir konuya değinmişsin. Ne yazık ki bu durum, senin de söylediğin üzere, ülkemiz de dahil özellikle islamın yaygın olduğu toplumların kanayan bir yarası. Kişinin cinsel tercihi, diğer tüm özgürlüklerde olduğu üzere, bir başkasının temel özgürlük alanını gaspetmediği müddetçe kendisini bağlar ve hiç kimsenin de müdahele hakkı yoktur, olmamalı da. Aslında mesajında eşcinselliğin genetik olduğunu söylemiş olsan ve bilim bu iddiayı artık reddediyor olsa da, yani eşcinsellik geni diye bir gen olmadığı söyleniyor olsa da, bu yine de kişinin cinsel tercihine saygı duyulmasını engellemez. Cezaevlerinde hükümlü ve tutuklular, işledikleri suçlara göre sınıflandırılır, aynı suçu işleyen veya benzer suçlular, aynı koğuşlarda bulundurulurlar. Eşcinsel suçluların (cezaevinin durumuna bağlı olarak bazen bütün cinsel suç işlemiş suçluların) bulunduğu koğuşa "damatlar koğuşu" denir. Ben, cinayet suçuyla cezaevindeydim ve koğuşumuzda cinayet suçlularıyla birlikte gasp, soygun gibi suçlular da bulunurdu. Koğuşumuz oldukça büyük bir koğuştu. 85-90 kişi kalıyorduk. Koğuşumuzda R.P. diye biri vardı. Bu adam cezaevinin en iri adamıydı ve cinayet suçundan dolayı cezaevindeydi. Öğrendiğim kadarıyla kızının erkek arkadaşını öldürmüştü, evinin önünden geçerken kıza kaş göz işareti yaparken görmüş de. Bir akşam benim ranzamın hemen yanında 5-6 arkadaş oturmuş çay içip sohbet ediyoruz. Birden R.P.nin ranzasının bulunduğu taraftan bir bağırtı duyuldu. R.P. "Bunu kim yaptıysa..." diyerek ortaya ana-avrat küfür ediyordu. Ben bu durumu ilk defa gördüğüm için yadırgadım fakat yanımdaki arkadaşlar kahkahalarla gülmeye başladılar. Onlar bana göre eski mahkumlardı. Ne olduğunu sorduğumda "Yine R.P.nin ranzasına birileri patlıcan veya salatalık bırakmıştır" dediler. Esprisini sorduğumda ise, R.P.nin homoseksüel olduğunu, 5-6 ay önce bir başka koğuştayken kendini patlıcanla tatmin etmek isterken patlıcanın kırıldığını ve acilen devlet hastanesine kaldırıldığını, ufak bir operasyon geçirdiğini, o gün bu gündür bu durumu bilen bazı mahkumların sırf onu kızdırmak için kendisinden habersiz ranzasına patlıcan ve salatalık bıraktıklarını, bu yolla onu tahkir edip eğlendiklerini ifade ettiler. Birkaç ay sonra yine koğuşumuzda bulunan iki mahkuma meydan dayağı çekildi. 20-30 mahkum bu iki mahkumu öldüresiye dövüp kapıya attılar. Oysa gördüğüm kadarıyla bu iki mahkum kendi hallerinde insanlardı. Biri için kiralık katil deniyordu. Para karşılığı birini öldürmüş. Diğeri de yine kız kardeşine laf atan birini öldürmüş. Neden dövdüklerini sorduğumdaysa, ikisini tuvalette uygunsuz vaziyette yakaladıklarını, bunların diğer koğuşlardan da hep bu nedenle dövülerek atıldıklarını söylediler. "Madem bunu sürekli yapıyorlar, cezaevi idaresi bunları neden aynı koğuşa veriyor?" dediğimde ise, bunların "idare aslanı" olduklarını, yani koğuşta olup bitenleri idareye ispiyon ettiklerini, buna karşılık da cezaevi idaresinin bunları idare ettiğini söylediler. Gerçekten de bu iki kişi bizim koğuştan alınıp bir başka koğuşa verildiler. Birkaç hafta sonra oradan da tekme tokat atıldıklarını duyduk. Adamların cinsel tercihi belliydi fakat suçlarından dolayı damatlar koğuşuna veremiyorlardı. Cezaevleri de malum; otuz yaşına gelmiş ama, hayatı boyunca otuz kitap sayfası çevirmemiş insanların ağırlıklı olduğu ortamlardır (siyasi koğuşlar hariç tabii). Dolayısıyla böyle bir ortamda "Yahu bırakın, ne yapıyorlarsa yapsınlar size ne? Cinsel tercih meselesi..." falan demek, biraz aptal cesareti ister. "Yav hoca, biz de seni adam biliydik, yohsa sen de mi ibnasın?" deyip çıkarlardı. O nedenle hep, "Vay **** vaay!" deyip geçiştiriyordum. Fakat bildiğim bir şey vardı ki, o R.P.a gülenlerin de, o iki kişiyi dövenlerin de arasında, sübyan koğuşundan ekmek dağıtmak için gelen çocuklara sulananlar vardı ki, o iki kişiyi dövenlerin arasında bulunan bir başka iki kişi de aynı sebeple aynı koğuştan tekme tokat dövülerek atılmışlardı. Cezaevleri, toplumun bilinçaltıdır. Kim demiş müslümandan eşcinsel olmaz diye. Eşcinsellik eğer namussuzluksa, en namussuz toplumlardan biriyiz. Namussuzluk değilse de yine en namussuz toplumlardan biriyiz. Bilinçaltındaki utancını başkalarından; kendine olan hıncını, aynadaki görüntüsünden çıkaran insanlar topluluğu. |
Hayvanlardaki eşcinsel ilişkiler hakkında kuranda bir lanetleme yok heralde.Halbuki çoğu memeli hayvanda bu çok yaygın görülen bir şey.Özellikle de insansı türlerde baya yaygın ve de kendi sosyal grupları içerisinde de normal karşılanıyor.Diğerleri hoşgörüyor diyebiliriz.Bu tip bir şeye üniversite yıllarında bir arkadaşımın kedisini aynı cins başka bir sokak kedisiyle yakaladığımızda bizzat şahit olmuştum:)Öbür dünyada bunların cezasız kalması büyük bir adaletsizlik.Biz çünkü çok kızmıştık bu kedilerin yaptıklarına.
|
sy. volkantr kardesim
toplumunun cok vahim fakat surekli bastirilan,berbat bir tavrina ve yaklasimina deginmissiniz.toplumda (gay) hitabinda bir arkadasi olan yada oldugu bir toplulukta bulunan yahut mevzu hakkinda ufak dahi bilgi sahibi olan her birey,onlarin icinde bulundugu psikolojik cikmazi anliabilirler.gelismis ulkelerin gelismis refah duzeyi belki bu tur konulara verdikleri saygidan da anlasilabilir.secmedikleri ve istem disi bir ruh halinin varligi ve bu varligin surekli dislanmisligini bilerek yasamanin ne kadar zor oldugunu tahmin edebiliorm.kendi fikrim ve bence evrensel olmasi gereken konu sudur;hal ve hareketleri geneli rahatsiz etmiyecek kotu ornek olmayck ve tesvik etmiyck sekilde, sabip olduklari durumu dinende hukukende yasayabilme ozgurlugu...belki empati denense ise yarar mi?? sy. cakircali kardesim sanirim cezaevi iliskileri escinsellikden ziyade sapikliktir.genelevler kapatilsin diyenlerin belki basina ayni yaklasim gelirse,neden bireylerin ihtiyaclari (?) fikrini anlayabilirler. |
Alıntı:
Ben sapıklık olarak değerlendirmedim hiç. Dürüst olmak gerekirse eşcinselliği tasvip de etmiyorum, bana hiç doğal gelmiyor. Ancak tasvip etmemek ayrı, tercihlerinden dolayı insanları yargılamak, tavır almak ve hatta çokça örneğini gördüğümüz üzere katletmek ayrı şeylerdir. Kişilerin nasıl ki dinsel, siyasal düşüncelerini eleştirsek bile hoşgörüyle karşılayıp bunlardan dolayı kişilere cezai bir yaptırım hakkımız yoksa, cinsel tercihler için de geçerli olmalı diye düşünüyorum. |
Eşcinselliğin, sapıklığın lezbiyenliyenliğin, birsürü ruhsal, sinirsel ve akılsal hastalığın ve birçok fizyolojik ve fizyolojik olmayan berbatlığın(hastalığın) temel nedeni cinsel yasak, cinsel ahlak ve dindir.
İnsanoğlunda meydana gelen tüm hastalıkların büyük büyük hem de büyük bir çoğunluğunluğu bundan kaynaklanır. Hikmeti bol olduğundan da hiç bir yerde lafı edilmez, dokunulmaz, söz açılmaz bu konuya. İşte damar hastalığı denir, kalp hastalığı denir, şeker hastalığı denir, deri hastalığı denir. Gelip de temel nedenini söylemezler. Araştırtmazlar. Bu tür konulara eğilenlerin başına gelmedik iş kalmaz. Ama kimyasal ilaç tasarlamaya niyet edip, ilaç şirketlerine para kazandırtmaya kalkarsan kafalarının üstünde tutarlar seni. Peygamber olursun. Cinsel ahlakın, cinsel yasağın ve dinin olduğu toplumlarda ne yapsın insanlar? E doğal olarak, kendi cinsinden insana kayacak. Taşa, toprağa, hayvana saldıracak. Eş cinsel, lezbiyen, sapık, homo bilmem ne, gibi insanların var olmasının ve gelişmesinin temel nedeninin tamamı(%100'ü) günümüzde din olmasa bile %90 oranında büyük bir paya sahiptir. Bu durumda bahsettiğimiz kişilikteki insan yapısını üretmede, İran gibi dine bulanmış Orta doğu ülkeleri başı çekeceklerdir. Ama bu demek değildi ki, Avrupa'da, Güney Amerikada, ABD'de, Rusya'da, bilmem nerde eş cinsel insan yoktur. Oralarda da vardır. Karşı karşıya olduğumuz sorun neredeyse küreseldir. |
Cinsel tercihler ile dini inanışlar arasında bir korelasyon var mıdır?
Sonuçlara bakarak bu soruya cevap bulabiliriz. Cinsel tercihlerini çoğunluğun kullandığı şekli ile kullanmayanları ikiye ayırabiliriz. Fiziksel zorunlular, psikolojik tercihliler. Fiziksel olarak zorunlu olanların inançları ile herhangi bir bağlantısı olması mevzu bahis olamaz. İnançlı olup, fiziksel olarak hemcinsine meyilli olanların var olduğu kadar inançsız olup aynı durumda olanlar da vardır. Geriye kalıyor psikolojik durumun varlığı. Burada da, psikolojik olarak, cinselliğini çoğunluğun kullandığı şekli ile kullanmayanların ülke, inanç grafiklerine bakmak lazımdır. Her ne kadar, teokrasi ile yönetilen ülkelerin verilerinde azlık gözükse de bunu, yasaların katılığı ve bastırılmışlığa bağlayarak mislileri ile değerlendirmek lazım gelir. Ancak her haükarda misli değerlerle bile, diğer batı toplumlarının sayılarını geçeceğini düşünemeyiz. Sonuç olarak; cinsel tercihler ile dini inanışlar arasında herhangi bir korelasyon vardır diyemeyiz. |
Alıntı:
|
Cinsel Tercih diye değerlendirmenin bu ifadeyi kullanmanın yada Eşcinselliği hastalık olarak görmenin yanlış olduğunu düşünüyorum...
Bir kişi zenci olmayı nasıl seçemezse eşcinsel olmayı da tercih edemez.Benzer şekilde bir kişi zenci olduğu için nasıl hasta olarak kabul edilemezse eşcinsel olduğu içinde hasta kabul edilemez. Tabii ki bunun istisnaları da vardır.Yani başka faktörlerin ön plana çıkması ile eşcinsel olanlar gibi.. Eşcinsel in dinlerle cinselliğini bastırılması ile müslümanlarda daha fazla ortaya çıktığına da katilmiyorum. Bu biraz Cem Yılmaz'ın verdiği meşhur örneğe benzemiş.. Şimdi bu batılılıar çok fazla kadınla birlikte oluyorlar ya belli bir süre sonra doygunluk oluyor sonra eşcinsel oluyorlar örneği gibi.. Özetle hastalık değildir tercih hiç değildir. Bu konuların ülkemizde tam anlamıyla anlaşılması için bir yüz sene geçmesi lazımdır.. |
Siz bize eşcinsellikle ilgili ayetler ile bilimsel gerçekler arasındaki korelasyondan söz ediniz o zaman...
.......... Sevgili Perach Eşcinselikle ilgili ayet var mı sahiden de? :eek: Sure ve Ayet numarası alabilirmiyim ? Selamlar |
Dini inanışı olmayan birçok insan arasında da cinsel yasak vardır. Dolayısıyla her iki tarafta(inanan ve inanmayanlarda) da çarpıtılmış cinselliler mevcuttur. Ama dini toplumlarla bu yasak daha belirgindir ve baskındır. İnsanların bu yöne kayma eğilimi daha fazladır. Ama dini mesela İran'daki gibi faşist uygulamar bu ikinci eğilimi de köstekler. Sonuç daha beterdir.
Ruh ve beden diye bağımsız iki ayrı alan yoktur. Böyle bir ayrım da yapamayız. Toplumsal, ekonomik, kültürel ve toplumun davranışsal alışkanlık koşulları gibi dış etkenler yaratır bunu. Doğaya uygun cinsel yaşam kadın ve erkeğin arasındadır. Kadın ve köpeğin, erkek ve atın veya kadın ve kadın arasında değildir. Dolayısıyla eşcinsellik bir hastalıktır. Genetiksel de değildir. İnsan eşcinsel doğmaz. Zencilik doğal bişşeydir. Eşcinsellik doğal değildir. Diğer taraftan Cem Yılmaz'ın verdiği türden bir olay söz konusu olamaz. Cinsel doyuma ulaşan insan, "yok, ben sıkıldım" diyerek cins değiştirmez. Bu yemek yemek gibi birşey değildir. Asıl sorun da zaten insanların(kadın ve erkeğin arasında) cinsel doyuma ulaşamamasıdır. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Nisa-16. Süleyman Ateş Meali İçinizden iki kişi, fuhuş yaparsa, onlara eziyet edin; eğer tevbe eder, uslanırlarsa artık onlardan vazgeçin. Çünkü Allah, tevbeleri çok kabul edendir, çok esirgeyendir. Şaban Piriş Meali İçinizden fuhuş yapan erkekleri cezalandırın tevbe edip kendilerini düzeltirlerse, onları bırakın. Çünkü Allah tevbeleri kabul edendir, merhamet edendir. Yaşar Nuri Öztürk Eşcinselliği içinizden iki erkek yaparsa onlara eziyet edin. Bu ikisi tövbe eder, durumlarını düzeltirlerse onlara eziyetten vazgeçin. Allah Tevvâb'dır, tövbeleri çok kabul eder; Rahîm'dir, merhametine sınır yoktur. |
Alıntı:
Hayır.Değildir.. Psikologlar, psikiyatristler ve diğer sağlık uzmanları, eşcinselliğin hastalık, zihinsel bozukluk ya da duygusal bir problem olmadığında hemfikirdirler... 35 yıldan beri yapılan yansız araştırmalar eşcinsel yönelimle duygusal ya da sosyal problemler arasında herhangi bir bağın olmadığını göstermiştir. Geçmişte eşcinsellik hakkında ki bilgi,, terapi görmekte olan lezbiyen ve gaylerden elde edildiği için, toplum ve zihinsel hastalık uzmanları eşcinsellik ile ilgili taraflı ve gerçekdışı düşünceleri savundular... Ne zaman ki araştırmacılar terapi görmeyen lezbiyen ve gaylerden gelen bilgileri değerlendirdiler, eşcinselliğin zihinsel bir hastalık olduğu görüşünün yanlış olduğunu anladılar... Amerikan Psikiyatri Birliği 1973 yılında yeni araştırmaların önemini tüm zihinsel ve ruhsal hastalıkları içeren resmi el kitabından “;eşcinsellik”; terimini çıkartarak onayladı. 1975 yılında ise Amerikan Psikoloji Birliği bu değişikliği destekleyen bir karar çıkarttı. Kimi insanlar eşcinsel yönelim ile zihinsel hastalıklar arasında bir bağ kurarak onları hasta olarak damgalamaktadır... Bunlar sadece ve sadece duygusallığa veya kutsal sayılan kişisel inançlara dayandırılmış yanlış bilgilerdir |
Alıntı:
Kadınlarınızdan sevicilik yapanlara karşı içinizden dört tanık getirin;eğer tanıklık ederlerse o kadınları,ölüm canlarını alıncaya yada Allah kendileri için bir yol açıncaya kadar evlerde tutun.. |
Alıntı:
Fakat ayette sevicilik geçmediği için kanıtı yoktur. Nisa-15 ayeti tek başına ele alındığında "zina yapan kadınlar" olarak anlaşılır. Ancak Nisa-16 ayeti "sizlerden-içinizden" diyerek erkekleri kastetmekte olduğundan eşcinsel erkeklerden sözettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda önceki ayetin de kadın eşcinselleri-lezbiyenleri kastettiği ortaya çıkmaktadır. Zaten zinanın cezası Nur-2'de bildirildiğinden Nisa-15 ve 16'nın bir erkek ve kadının zinasından değil, eşcinsellerin zinasından bahsettiği bellidir. |
Alıntı:
Bu mübin:)açıklamadan sonra sn.Okinono'nun ne gibi bir cevap vereceğini merakla beklemekteyim.. |
Bu nasil is ?
bahsi gecen ayetlerde "escinsel"tanimini tek bir yasar nuri öztürk savunmus, digerleri akil edememis, forumun fetva kurul baskani da diger mealler dururken, yasar nuri öztürkün mealini hepimiz icin uygun görmüs, sagolsun hepimiz icin o düsünmüs ve ne anlamis ise bizimde öyle anlamamiz gerektigini tavsiye etmek ile kalmamis, kararlastirmis.... http://www.kuranmeali.com/ayetkarsil...sure=4&ayet=15 http://www.kuranmeali.com/ayetkarsil...sure=4&ayet=16 Kaldiki escinsellik'te sonucta benim icin sadece bireysel bir tercih'dir, tavsip edenlerin olabilecegi gibi, bu gibi bir hayat tarzina cesitli gerekceler ile karsi cikanlarda mutlaka olacaktir. Madem Allah var, ve bunlarin yasamasina hangi neden ile olursa olsun izin veriyor, bizim da bunu kabul etmekten baska birsey elimizden gelmemeli diye düsünyorum.... |
Yusuf Ali (English)
If two men among you are guilty of lewdness, punish them both. If they repent and amend, leave them alone; for Allah is Oft-Returning, Most Merciful. |
Alıntı:
|
Preach
bana akil veya yön verecek konumda degilsiniz, madem ben inaniyorum kurani kerime birakin hesabini size degil, sizin düsünceleriniz ile olusan fikirlere degil, iman ettigim allaha vereyim. kimsenin hic birseyi degistirp degistirmedigi yok, sadece bahsi gecen ayet'den ne anlayip anlamadigi var. hem yeri geldiginde denilcek ki, bu ayet genel manada zina ve fuhus ile ilgili diyeceksiniz, ve "neden allah kadinin zinasi icin dört sahid" istedi diye ititraz edeceksiniz, sonra bu ayeti benim adima "escinsellik" ile konumlandiracaksinz, siz kimsiniz benim adima bu karari verecek konumda görüyorsunuz kendinizi ? |
Alıntı:
|
Sagolun
ben müslümanim, sizin kadar yetenekli niyet okuyucusu degilim, bilmemedim, allah amellerinize göre degil de niyetlerinize göre versin demek düser bize |
Alıntı:
|
Alıntı:
Dur bakalım iyi anlamış mıyım? Allah sevişmeyin, sevişenlere eziyet edin demiş. Sonra onları doğal sevişme yeteneklerinden mahrum ederek, çeşitli ruh ve sinir hastalıklarına yakalanmalarını sağlayın demiş. Sonra onunla bırakmayıp çeşitli metabolik hastalıklara yakalanarak, onların canlılık kalitesini düşürün demiş. Hiç birşeye isyan edemez, karşı gelemez, göğüs geremez hale getirin demiş. Onları kalp, damar, akciğer, böbrek, dalak, pankreas hastalıklarına yakalandırın demiş. Sonra da onunla da yetinmeyip, yakalandıkları hastalıkların fazla yemekten, virüslerden, bakterilerden, kimyasal maddelerden olur bunlar deyip kimsyasal madde sektörü(ilaç) geliştirip onları sömürün ve onların tanrısı olun demiş. Allahacısın. |
Alıntı:
Alıntı:
Eşcinsellik köle toplumlarında olur ve köle toplumlarında daima "cinsel ahlak" anlayışı kol gezinir. Bu da genellikle o toplumda bir dini inanış ile birlikte paralel ilerler. Yani siz diyorsunuz ki, eşcinsellik de doğal kadın erkek gibi değişik bir cins tür. Onu da alah yaratmış. Gayet sağlıklı, gayet doğal. İçlerinden öyle öyle geliyor, madem öyle olsun. Birkere zihinsel hastalık diye birşey yoktur. Bütün zihinsl hastalıkların bedensel bir kökeni vardır. Ruh ve beden diye iki ayrı bağımsız bir alan yoktur dedik başta. Eşcinselliğin nedeni, toplumsaldır, zorbacı, dinci, "doğaya aykırı ahlakçı" düzendir, ekonomiktir ve daha önceki iletilerimde saydığım gibi daha başka etkenlere de bağlıdır. Bu sorunların üstüne gidilmedikçe, eşcinsel insan kökü kesilmez. Ve sorunların üzerine gidilmedikçe yarın bir gün sizin çocuğunuz da veya çocuğunuzun çocuğu da eşcinsel olup çıkacak. Kısacası eşcinsellik hastalıklı bir davranıştır, hastalıktır. Zorla insanlara kabul ettirilir. |
Alıntı:
|
Eşcinsellik hormonal bir şey midir? Erkeklerde testesteron, kadınlarda östrejen (nelerde biliyorum) var. Gay lerde ve lezbiyenlerde tersi bir durum mu söz konusu?
Selamlar. |
Serdar bey'in ne kadar söylesek de eşcinsellik konusunda fikrinin değişeceğini sanmıyorum.Onun da bu konuda gözleri kulakları kapanmış. :)
En azından diğerleri okusunlar diye bir yazı ekliyorum. Doç.Dr. Ebru Çakıcı - Psikiyatri Uzmanı Eşcinsellik kesinlikle bir hastalık değildir. Biz eşcinselliği cinsel bir yönelim olarak görüyoruz. Genelikle bize bu konuda başvuran ailelere de durumu anlatırken, tercih yerine, "doğuştan gelen bir yönelim" demeyi tercih ediyoruz. Çünkü tercih dediğiniz zaman, "tercihse, değişebilir" diye düşünüyorlar. Oysa öyle değil. Nasıl bir kadının, karşı cinse bir yönelimi varsa ve bunu ne kadar uğraşsak da hemcinsine yöneltmek mümkün değilse, bu da böylel bir şey. Değiştirilemez, tedavi edilemez. Genellikle aileler durumu keşfettiklerinde, ilk bize başvuruyorlar. Neden diye sorguluyorlar. Bugüne kadar nedeni net bir şekilde açıklanamamış. Bazı durumlarda, çocuklukta yaşanan travmatik olaylar da belirleyici olabiliyor. Alınması gereken yeterli erkek modelinin olmaması da sebep olabiliyor. Ama temelde bu bir yönelimdir. Yapılan araştırmalarda, herhangibir biyolojik farklılık tesbit edilmemiştir. Toplumda, eşcinsellik genellikle cinsel sapıklık olarak algılanıyor ve "aman çocuğumdan uzak dursun" tepkisi veriliyor. Bu böyle değil. Biz toplum olarak, modern görünüyoruz, ama tutucuyuz ve dışlıyoruz. Bir eşcinsel için ise, bu bir depresyon ve travma sebebi. Onları en derinden etkileyen şey ise, aileleri tarafında dışlanmak. Oysa herhangibir kişilik özelliğini kabullenir gibi, cinsel yönelimini kabullenen herkes, çok daha sağlıklı yaşar. ------------------------------------------------------------------------- Cinsel yönelim bir seçim midir? Hayır. Cinsel yönelim birçok insanda henüz cinselliği yaşamamışken, ergenliğin ilk dönemlerinde ortaya çıkar. Bazı insanlar uzun süre eşcinselliğini heteroseksüelliğe dönüştürmeye çok çalıştığını fakat başarısız olduğunu belirtmiştir. Bu sebeplerden dolayı psikologlar cinsel yönelimin birçok insan için, istediğinde değiştirebileceği bilinçli bir seçim olmadığı görüşündedirler. Eşcinsellik bir ruh hastalığı veya duygusal sorun mudur? Hayır. Psikologlar, psikiyatrlar ve diğer ruh sağlığı uzmanları eşcinselliğin bir hastalık, ruhsal bozukluk veya duygusal sorun olmadığına karar verdiler. Son 35 yılda yapılan daha objektif çalışmalar bize eşcinselliğin duygusal veya sosyal sorunlarla ilgisi olmadığını göstermiştir. Eşcinsellik geçmişte bir hastalık olarak görülüyordu, çünkü ruh sağlığı uzmanlarının ve toplumun eşcinsellik konusunda önyargılı bilgileri vardı. Bunun sebebi de birçok çalışmanın sadece terapideki eşcinselleri kapsamasıydı. Hâlbuki araştırmacılar terapide olmayan eşcinselleri araştırdığında eşcinselliğin bir ruh hastalığı olmadığı anlaşıldı. 1973’te Amerikan Psikiyatri Derneği yapılan yeni araştırmaları önemli buldu ve eşcinsellik terimini ruhsal ve duygusal bozukluklar listesinden çıkardı. 1975’te de Amerikan Psikoloji Derneği de bunu destekleyen kararlar aldı. Her iki dernek de eşcinsellik ile hastalık ilişkilendirilmesini sonlandırmak amacıyla ruh sağlığı uzmanlarını uyardı. Bu karar yapılan yeni araştırmalarla her iki kurum tarafından tekrar onaylandı. Türkiye’deki psikiyatri de hastalık kategorisinden çıkarılmış halini, yani DSM 4’ü kullanıyor. Neden bazı eşcinseller için ‘cinsel yönelimlerini dışa vurmak’ zordur? Eşcinsellerin üzerlerindeki tektipleştirme ve mazur olmayan önyargılar sebebiyle, açılmak, eşcinsellere duygusal rahatsızlık veren zorlu bir süreç haline gelebilmektedir. Eşcinsel bireyler hemcinslerinden hoşlandıklarını anladıklarında kendilerini ‘farklı’ ve ‘yalnız’ hissederler. Açıldıklarında da aile, arkadaş, iş arkadaşı ya da dini kurumlar tarafından reddedilmekten korkabilirler. Şiddet ve ayrımcılık tehdidi, eşcinsel bireylerin cinsel yönelimleri konusunda açılmalarına engeldir. 1989’daki ulusal bir araştırma, eşcinsel oldukları için erkeklerin %5’inin, kadınların da %10’unun küfre ve fiziksel şiddete, toplamın %47’sinin de ayrımcılığa maruz kaldığını raporlamıştır. Diğer araştırmalar da yüksek oranlarda şiddet ve ayrımcılığın varlığını belirtiyor. Eşcinsellerin kendilerine karşı olan önyargı ve ayrımcılığı yenmelerinde nasıl yardımcı olunabilir? Eşcinsellere karşı olumlu düşüncelere sahip kişiler, en az bir eşcinsel bireyi yakından tanıdıklarını belirtiyorlar. Bu sebeple psikologlar, eşcinsel gruba yönelik olumsuz tutumun sebebinin eşcinsellerle yaşanmış herhangi bir olayla oluşmadığına, sterotipler (kalıp yargılar) ve önyargılarla oluştuğuna inanıyorlar. Diğer azınlıklarda da olduğu gibi şiddet ve ayrımcılıktan korunmak çok önemlidir. Örneğin, ABD’de bazı eyaletler cinsel yönelim sebebiyle bir kişiye saldırmayı ‘nefret suçu’ sayıyor ve sekiz eyaletin de cinsel yönelim ayrımcılığına karşı yasaları bulunuyor. Türkiye’de ise maalesef cinsel yönelim veya cinsiyet kimliğine dayalı ayrımcılığı engelleyici ve LGBTT bireyleri koruyucu bir yasal düzenleme yok. Bunun için LGBTT örgütlerin kampanyaları sürüyor ve herkesin desteği bekleniyor. Bunun yanında, eşcinsellere yönelik önyargı ve ayrımcılığı yenmenin yolu, bireysel olarak da etrafımızı bilinçlendirmeye ve doğru bilgilendirmeye özen göstermek olabilir. Terapiyle cinsel yönelim değişebilir mi? Hayır. Eşcinsel yönelimin bir hastalık olmamasına ve eşcinsel bireyleri heteroseksüel bireylere dönüştürmenin hiçbir bilimsel gerekçesi olmamasına rağmen, bazı bireyler kendilerinin ya da başkasının (örneğin çocuklarının) cinsel yönelimini değiştirme arayışı içine girebilirler. Böyle bir terapi yapan bazı terapistler hastalarının cinsel yönelimini değiştirdiklerini (eşcinselden heteroseksüele) raporlamışlardır. Yakından ve detaylı inceleme bu raporların pek çok yönden şüphe yarattığını gösteriyor: pek çok yargı ruh sağlığı uzmanlarından çok cinsel yönelim hakkında ideolojik fikirlere sahip olan kurumlar tarafından öne sürülmüş; tedaviler ve getirileri zayıf belgelerle kanıtlanmış ve tedaviden sonraki hasta takip süresi çok kısa tutulmuş. 1990’da Amerikan Psikoloji Derneği, değiştirme terapisinin işe yararlılığı konusunda hiçbir bilimsel bulgunun olmadığını ve bu terapinin yarardan çok zarar verdiğini belirtmiştir. Bir kişinin cinsel yönelimini değiştirmek sadece cinselliğini değiştirme meselesi değildir; o kişinin duygusal, romantik ve cinsel hislerini, ayrıca sosyal kimliğini ve öznelliğini değiştirmeyi gerektirir. Bazı ruh sağlığı ilgilileri cinsel yönelimi değiştirmeye yeltense de diğerleri, hastalık olmayan ve tamamen insanın kişiliğine ait bu özelliğini değiştirme denemelerinin etik olup olmadığını tartışıyorlar. Eşcinsellerin hepsi cinsel yönelimlerini değiştirecek terapiye ihtiyaç duymuyor. Eşcinseller de herhangi biri gibi herhangi bir sebepten tedavi isteyebilir. Bununla birlikte açılmayla ilgili yardım veya önyargı, şiddet ve ayrımcılıkla baş etmeyle ilgili psikolojik destek isteyebilirler. www.kaosgl.com alıntıdır. |
(97) Ya şimdi şu köy, kasaba ahâlisi geceleyin uyurlarken azâbımızın kendilerine baskın halinde gelivermiyeceğinden emin mi oldular? (97) O ülkeler halkı, geceleri uyurken, onlara zorlu azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler? ARAF 97 أفأمن أهل القرى أن يأتيهم بأسنا بياتا وهم نآئمون (98) Yine o köy kasaba ahâlisi kuşluk vakti oynayıb eğlenib dururlarken kendilerine azâbımızın gelivermiyeceğinden emin mi oldular? (98) Ya da o ülkeler halkı, kuşluk vakti eğlenceye dalmışken, onlara zorlu-azabımızın gelmeyeceğinden güvende miydiler? ARAF 98 أو أمن أهل القرى أن يأتيهم بأسنا ضحى وهم يلعبون (30) Ey!.. ne hasret o kullara ki kendilerine her gelen Resul ile mutlaka istihzâ ediyorlardı (30) Yazıklar olsun kullara; ki onlara bir peygamber gelmeyi görsün, mutlaka onunla alay ederlerdi. YÂSÎN 30 يا حسرة على العباد ما يأتيهم من رسول إلا كانوا به يستهزؤون (5) Bununla beraber Rahmandan kendilerine yeni bir zikir gelmiyor ki ondan yüz çevirmiş olmasınlar (5) Onlara Rahman (olan Allah) dan yeni bir uyarı gelmeyiversin, hiç tartışmasız ondan yüz çevirirler. ŞUARA 5 وما يأتيهم من ذكر من الرحمن محدث إلا كانوا عنه معرضين (6) Evet tekzib etmekteler, fakat onlara o istihza ettikleri şeyin müdhiş haberleri gelecek (6) Gerçekten yalanladılar; fakat, alay konusu edinmekte oldukları şeyin haberi kendilerine pek yakında gelecektir. ŞUARA 6 فقد كذبوا فسيأتيهم أنباء ما كانوا به يستهزئون (202) Ki geliversin de kendilerine ansızın, hiç farkında değillerken (202) Artık o (azab), kendileri şuurunda olmadan onlara apansız gelecektir. ŞUARA 202 فيأتيهم بغتة وهم لا يشعرون (8) Ve eğer ilerideki sayılı bir müddete kadar kendilerinden azâbı te'hır edersek o vakıt da mutlak şöyle derler: onu ne men'ediyor? O, onlara geleceği gün kendilerinden çevrilecek değildir, ve o istihzâ ettikleri şey, kendilerini sarmış bulunacaktır (8) Andolsun, onlardan azabı sayılı bir topluluğa (veya belirli bir süreye) kadar ertelersek, mutlaka: «Onu akılkoyan nedir?» derler. Haberiniz olsun; onlara bunun geleceği gün, onlardan geri çevrilecek değildir ve alaya almakta oldukları şey de kendilerini çepeçevre kuşatacaktır. HÛD 8 ولئن أخرنا عنهم العذاب إلى أمة معدودة ليقولن ما يحبسه ألا يوم يأتيهم ليس مصروفا عنهم وحاق بهم ما كانوا به يستهزؤون (11) Ve onlara hiç bir Resul gelmiyordu ki onunla istihza eder olmasınlar (11) Onlara herhangi bir peygamber gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi. HİCR 11 وما يأتيهم من رسول إلا كانوا به يستهزؤون (5) İşte en belli hak geldiği zaman da kendilerine yalan dediler, fakat yakında onlara ne ile istihza etmekte olduklarının haberleri gelecek (5) Kendilerine hak gelince, onu yalanladılar; fakat alaya almakta olduklarının haberleri onlara gelecektir. EN'ÂM 5 فقد كذبوا بالحق لما جاءهم فسوف يأتيهم أنباء ما كانوا به يستهزؤون (7) Hiç bir Peygamber de gelmiyordu ki kendilerine onunla mutlak eğlenmesinler (7) Onlara bir peygamber gelmeyiversin, mutlaka onunla alay ederlerdi. ZUHRUF 7 وما يأتيهم من نبي إلا كانوا به يستهزؤون (55) Kendilerine doğru yolu gösteren peygamber geldiği halde insanları iman etmekten ve günahlarının mağrifetini istemekten alıkoyan da başka değil, ancak kendilerine evvelkilerin sünneti gelmesi veya Âhıret azâbının gözleri önüne gelmesi kazıyyesidir (55) Kendilerine hidayet geldiği zaman insanları inanmaktan ve Rablerinden bağışlanma dilemelerinden alıkoyan şey, ancak evvelkilerin sünnetinin kendilerine de gelmesi ya da azabın onları karşılarcasına kendilerine gelmesi(ni beklemeleri) dir. KEHF 55 وما منع الناس أن يؤمنوا إذ جاءهم الهدى ويستغفروا ربهم إلا أن تأتيهم سنة الأولين أو يأتيهم العذاب قبلا (45) Ya şimdi eman mı buldu o kimseler: o fenalıkları yapmak için hile kurup duranlar, Allahın kendilerini Yere geçirmesinden? veya hatır-u hayallerine gelmez cihetlerden kendilerine azâb gelivermesinden? (45) Artık 'kötülüğü örgütleyip düzenleyenler', Allah'ın, kendilerini yerin dibine geçirmeyeceğinden veya şuuruna varamayacakları yerden azabın gelmeyeceğinden emin midirler? NAHL 45 أفأمن الذين مكروا السيئات أن يخسف الله بهم الأرض أو يأتيهم العذاب من حيث لا يشعرون (1) Haberiniz olsun ki biz Nuhu kavmına gönderdik, kavmını inzar et diye, gelmezden evvel onlara bir azâbı elîm (1) Hiç şüphesiz, biz Nuh'u; «Kavmini, onlara acı bir azab gelmeden evvel uyarıp-korkut» diye kendi kavmine (peygamber olarak) gönderdik. NUH 1 إنا أرسلنا نوحا إلى قومه أن أنذر قومك من قبل أن يأتيهم عذاب أليم (44) Hem inzâr ile haber ver insanlara o azâbın geleceği günü, o vakıt diyecek ki o zulmedenler yarabbenâ! Bizi yakın bir ecele te'hır buyur, da'vetine icabet edelim ve Peygamberlerin izince gidelim, hani ya bundan evvel yemin etmiş değil miydiniz: Sizin için zeval yoktu ya? (44) Azabın kendilerine geleceği gün (ile) insanları uyarıp-korkut ki, (o gün) zulmedenler, şöyle diyecekler: «Bizi yakın bir süreye kadar ertele ki, Senin çağrına cevap verelim ve peygamberlere uyalım.» Oysa daha önce, kendiniz için hiç zeval yoktur diye and içenler sizler değil miydiniz? İBRÂHİM 44 وأنذر الناس يوم يأتيهم العذاب فيقول الذين ظلموا ربنا أخرنا إلى أجل قريب نجب دعوتك ونتبع الرسل أولم تكونوا أقسمتم من قبل ما لكم من زوال (2) Rablarından kendilerine gelen her yeni ıhtarı mutlak eğlenerek dinliyorlar (2) Rablerinden kendilerine yeni bir hatırlatma gelmeyiversin, onlar bunu mutlaka oyun konusu yaparak dinlemektedirler. ENBİYÂ 2 ما يأتيهم من ذكر من ربهم محدث إلا استمعوه وهم يلعبون (55) O küfredenler de kendilerine o saat bağteten gelinciye veya akîm bir günün azâbı gelinciye kadar ondan bir şekk içinde kalır giderler (55) Küfre sapanlar ise, kıyamet-saati onlara apansız gelinceye ya da kesintiye uğramış (akîm, verimsiz) bir günün azabı onlara yetişinceye kadar ondan (Kur'an'dan) yana şüphe içinde sür-git kalacaklardır. HAC 55 ولا يزال الذين كفروا في مرية منه حتى تأتيهم الساعة بغتة أو يأتيهم عذاب يوم عقيم (210) Onlar sade gözetiyorlar ki Allah buluttan gölgelikler içinde meleklerle geliversin de kendilerine iş bitiriliversin. Halbuki bütün işler Allaha götürülür (210) Onlar, bulut gölgeleri içinde Allah'ın (azabının) meleklerle onlara gelmesini ve işin bitirilivermesini mi gözlüyorlar? Oysa bütün-işler Allah'a döner. BAKARA 210 هل ينظرون إلا أن يأتيهم الله في ظلل من الغمام والملآئكة وقضي الأمر وإلى الله ترجع الأمور .................. Yukarıya ilgili kelimenin genel anlamda kullanıldığı Kuranda geçen ayetlerin aldım. Öncelikle sorunu tespit edelim. Deniyorki, Nisa 15 de Fuhuş yapan kadınlar zaten zikr edilmiş, Nisa 16 da fuhuş yapan erkeklerden söz ediyor. Burada Yaşar Nuri cinlik yaparak, Fuhuşu her iki cinsin arasındaki fiil olarak tanımlayarak kadın seviciliğine kadar işi götürüyor. .... Nisa 15 Elmalı eski Meali... (15) Kadınlarınızdan fuhşü irtikâb edenlerin aleyhlerine sizden dört şahid getirin, eğer şehadet ederlerse o kadınları evlerde hapsedin tâ ölüm kendilerini alıb götürünceye veya Allah haklarında bir yol açıncaya kadar Nisa 16 Elamlı Eski Meali.. (16) Sizlerden onu irtikâb edenlerin ikisini de eziyyete koşun eğer tevbe edib ıslâh olurlarsa onlardan vaz geçin, çünkü Allah tevvab, rahîm bulunuyor ........ Nisa 16 dan başlarsak, Elmalı buradaki Yaşar Nuri'nin yapacağı cinliği görerek nisa 16 ya fuhuş belirtecini koymamış. Zira ayetde geçen fuhuş kelimesi yok. Ancak konunun fuhuş olduğpuda bir açık olduğu için güya gizlemiş. Yaşar Nuri de balıklama atlamış. Bakalım öylemi. Öncelikle uzunca verdiğim ayetlerdeki يأتيهم kelimesinin genel anlamda hangi manalarda kullanıldığını merak eden araştırabilir. Nisa 16 da ise bunun erkleri tarif ettiği de doğrudur. Şimdi okuyalım, Nisa 15: Kadınlarınızdan fuhşü irtikâb edenlerin aleyhlerine sizden dört şahid getirin, eğer şehadet ederlerse o kadınları evlerde hapsedin tâ ölüm kendilerini alıb götürünceye veya Allah haklarında bir yol açıncaya kadar Fuhşu irtikap etmek : Kadının dini kurallar dışında bir başka erkek ile cinsel birleşmede bulunması. Fuhuş: Erkek ile kadının din kuralları dışında birlikte olmaları. Bu ister para ile kadının geçimini sağlamak olsun isterse evli bir erkek veya bekar bir erkekle birlikte olması demektir. Yani nisa 15 de kadınların fuhşu yapması demek. erkek ile din kuralları dışında birlikte olması demektir. Nisa 16: Sizlerden onu irtikâb edenlerin ikisini de eziyyete koşun eğer tevbe edib ıslâh olurlarsa onlardan vaz geçin, çünkü Allah tevvab, rahîm bulunuyor Sizlerden onu irtikap edenlerin : Yani siz erkelerden de fuhşu yapanların. Fuhuş: Erkeğin dini kurallar dışında, evli veya bekar bir kadınla birlikte olmasıdır. ........ Peki Oki neden kafalar karışıyor. Aslında karışan birşey yok burada. Fuhşun tanımını kasıtlıolarak yanlış yapmak var. Bence burada kadınların eşcinsellik aramaktan ziyade itiraz etmeleri gereken konu; aynı fiili kadın yapınca ayrı ceza verilirken erkek yapınca neden farklı ceza verildiği olmaldır. ... Oki,, Yaşar Nurinin verdiği gibi meal verilemez mi, sonuçta adam alim. 7dilde Kuran okuyor :) Yaşar Nurinin alimliğine bişey demem. Benim bilgim de bukonuda yoktur. Ama şunu bilirimki kim neyi nasıl görmek isterse öyle görür.. Demekki Yaşar Nuride de ****lik had safhadaki bu ayeti böyle görmüş. Gelelim Lut kavmi konusuna; Yaşar Nuri kendine delil olarak sanıyorum elfuhşiyat kelimesini delil seçmiş. Demişki Lutun yaptıkları da elfuhşiyat olarak anlatılmış, nisa 15 de de el fuhşiyat var. Oysa kuranda fuhuş kelimesi geçen yerlere baktığımızda fuhşun dini kurallar içinde olmayan birliktelik olduğunu rahatlıkla anlıyoruz. Livatada kural dışı olduğu için bir fuhuştur zaten. Yani aynıkelime iki ayette birbirine delil olamaz. Zira fuhuş genel kavramı içeren bir kelimedir. ........ Velevki öyle olsa, Yani Yaşar Nuri'nin dediği gibi olsa; Bu sizce dinin topluma kazandırdığı bir ahlaki faziletmidir. Yoksa gericilik mi? Bugün eşcinselliğin toplumların kanayan bir yarası olduğunu kabul etmeyen gelişmiş topluluk yok diye tahmin edyorum. Eğer eşcinselliği bir kişisel özgürlük olarak ele almak isteyen varsa; bu tamamen kendi kişisel cinsi eğilimlerinin dışa vurumu olarak kabul edilemelidir. Zira toplumsal bir eğilimin tarih boyunca sürekliliği olmamıştır. Briz örnek olarakta zaten Lut kavmi verilerek bunun ahlakı yok eden bir kötülük olduğu belirtilmiştir. İlla da ben ****lik yapacam diyenleride Kuran , yine hoşgörü ile yaklaşarak bunları terbiye edin diyerek topluma bu konuda bilinçlenme görevini tevdi etmiştir. Sözün özü olarak diyebilirimki, Nisa 15 ve nisa 16 ayetlerini eşcinsel ayetler olarak değerlendirmek okuyucunun kendi kişisel tercihidir. Selamlar |
Saygideger volkantr;
Doç.Dr. Ebru Çakıcı'nin goruslerine aynen katiliyorum. Bu, bir cinsel yonelim konusudur.Tarihi de, ilk insanogluna dayanir.Tek, yarattigi sonuc, uretime acik olmamasidir. Oyuzden, uretim isteyenler, bisexsuellige-biri cinsel yonelim, digeri uretim istegi- yonelirler. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Uzunca bir yazi yazmışsınız.Yazınızın özeti şu: eşcinsellik kanayan yaradır, bu durumda ki insanlarınhaklarını savunan kişiler kendi cinsi eğilimlerini dışa vururlar.Yani onlar da olsa olsa eşcinseldirler. Bu bana Ahmedinejad'i hatirlatti..Amerika da üniversite de İran da **** yoktur derken kendince laf sokmanın verdiği keyif ile sırıtmasını.. Genelde bu konular da çok da zekice olmayan laf sokmalar hoş olmamakta kişinin kendisini komik duruma düşürmektedir. Ahmedinejad kendisine ülkenizde eşcinsellere neden eziyet ediyorsunuz diyenlere sırıtarak bizde **** yok sizde var dediğinde o salonda bulunan herkes ona acıyarak bakıyordu... |
Serdar bey benim dalım psikolojidir..Acaba homofobi denilen bir ruhsal rahatsızlıktan haberiniz var mıdır?
Homofobi: eşcinsellik ve eşcinseller hakkında bir değerlendirme yapmadan çeşitli dogmaların ve önyargıların sonucu olarak olumsuz düşünen ve zararlı olduğu konusunda ısrar eden düşünce.böyle düşünenlere homofobik denir.cinsel yönelimi farklı olan insanların ceazlandırılması, dıslanması hatta öldürülmesi gerektiğini savunurlar. Daha fazla ayrıntısına girmeyeceğim.Kendiniz araştırabilirsiniz.. |
Sayın volkantr;
Eşcinsellik kelimesine yüklediğiniz manaya bakılırsa bu sizin içinde kötü bir ahlak kuralı olarak görünüyor. Bu nedenle laf sokma gibi abesle iştigal bir tanım yapmışsınız. Oysa ben kelimeyi tamaen fiilin tanımı olarak ele almış ve bunun kişisel bir tercih olduğunu söylemiştim. Bu itirazınız ile kişi neyi nasıl görmek isterse öyle görür tezimi ispat ettiniz. Teşekkür ederim. Ahmedinejata sorulması gereken eşcinsellikten daha önemli konu İran'daki Bahailerin uğradığı zulüm olmalıydı. Bu nedenle sorunun içerisindeki kasıt ve verilen cevap birbirine uygundur. Ortada acınacak bir durum yoktur. Selamlar |
Serdar bey eşcinselliğin genetik olduğuna dair araştırmalar yapılmıştır ..Ve sonuçlar aşşağıda ki gibidir:
Araştırmalar gösteriyor ki cinsel yönelim, doğumdan önce ya da doğumun ilk haftalarında ortaya çıkıyor. New York’taki Hetrick-Martin Enstitüsü’nün 161 gay üzerinde yaptığı araştırma, eşcinselliğin genetik olma ihtimalinin yüksekliğini de ortaya koyuyor. 161 gay’de tek yumurta ikizi olanların yüzde 52, ayrı yumurta ikizi olanların yüzde 22, normal kardeşlerin ise yüzde 11’inin de eşcinsel olduğu saptanmış. Aynı araştırma lezbiyenler üzerinde yapıldığında da benzer sonuçlar alınmış. Eşcinsellik birçok insan üzerinde kalıtsal olarak ortaya çıkan bir fenotiptir. Ünlü genbilimci sayın Morgan (ki birçok yeni buluşa imza atmış olup Mendel'den sonra geliştirilen moleküler genetik kuramının neredeyse yarısının oluşumuna katkıda bulunmuş birincil kişidir denebilir) yaptığı gözlem ve deneyler ile eşcinselliğin kalıtsal olduğunu bulmuştur. Morgan halk arasında meyve sineği denen Drosophila Melanogaster ile çalışmıştır. Bu sineklerde gözlemlediği bir farklılık sonucu bu araştırmayı yapmaya başlamıştır. Erkek sineklerin diğer erkek sineklere kur yaptığı, bunun dışında hiçbir dişi bireyle ilgilenmediği gözlemlenmiş; sonrasında genetik haritaları incelendiğinde (Morgan'ın asıl uzmanlık konusu budur) diğer erkek bireylerden farklı bir kromozom yapısına sahip oldukları görülmüş. Daha sonra genetik biliminin tıbba bu denli çok dahil edilmesi ile psikiyatri ana bilim dallarına bu konu ile başvuran hastalara bunun bir "norm" olduğu konusunda bilgi verilmiş, halk da bu yönde bilgilendirilmeye başlanmıştır... |
Saygideger arkadaslar;
Preach arkadasimizin, aciklamasina katki olarak; fobi kelimesini aciklamak istiyorum. Originali phobia, yani korku demektir. Buradaki, homophobia; escinsel bir iliskiden, korkmak anlamina da gelir. Kisinin kendisi, boyle bir iliskiden korktugu icin; bu iliski cesidinin de, korkulmasi gereken bir iliski cesidi oldugunu dusunerekten, mantik yerine; baska gerekcelerle karsi cikar. Ayrica, bu karsi cikis; toplumun alisilagelmis deger yargilariyla da paraleldir. Bu korkunun, ya da her korkunun temelide, korkulan konudan kacmak, onu ogrenmek ve algilamak yerine, ona karsi cephe almaktan gecer. Ama, bilindigi gibi; korkunun ecele faydasi yoktur ki, korkulan herhangibir konuya olsun. Korku felsefesinin temelide, teslimiyet zihniyeti tasiyan, ayrimci temelli ve farkin farkina varamayan, dini mentalitenin urunudur. Saygilarimla; evrensel-insan |
Bir orta yol arayışında bulunayım . Gerçi birisi çıkar da hayvanlardaki eşcinsel egilimlerden bahsederse benim ortayol arayışım da güme gidebilir ama gene de hayvanlarda ortaya çıkan genetik degişikler ile insanlardaki farklı nedenlere dayanabilir diye düşünebiliriz.
Öncelikle bu konuda çok bilgim ve araştırmam oldugu söylenemez. Ancak herhalde Serdar'ın da esinlendigi Trobriad adasındaki Malinowski araştırmalarından haberim var. Tekrar bakmaya şu an için zamanım yok, ama bir beyin fırtınası geliştirelim kısaca. Trobriad adsında yerliler arasında cinsel ilişkinin her yönüyle tabu olmadıgı ve serbestçe ergenlikten itibaren yaşandıgı ana yanlı soyun egemen oldugu kabilelerde bu tür egilimler ve cinsel diye tabir edilecek suçlar görülmüyor. Ancak kadının ikinci sınıf oldugu, cinselligin tabu oldugu baba yanlı soyla devam eden ataerkil tanımlanan kabilelerde eşcinsellik ve cinsel suç tabir edilen saldırganlık, tecavüz vs gibi olaylara sık rastlanabiliyor. Şimdi bu örnekten yola çıkarsak bu genetik degişimin cinselligin bastırılması ve engellenmesi sonucu ortaya çıkabildigini söyleyebilir miyiz. Yani baskı ve tabunun yol açtıgı eş cinse yönelme ve bunun yol açtıgı bir mutasyon. Veya başka bir şekilde şöyle de diyebilir miyiz. Memeliler boyunca süregelen bir atıl gen dizimi, fakat bu genetik ataletin ortaya çıkabilip aktif olabilmesi için baskı koşullarının var olabilmesi. Bu ileti sadece düşünce jimnastigi amacıyla yazılmıştır. Her hangi bir iddiası yoktur. saygılarımla |
Saygideger dilaver;
Dusunce ve davranisin karakteri, erkeksel oldugu icin; ayrica, aile mevhumunun ve aile reisi mentalitesinin korunup kollanabilmesi icin ve de escinsel iliskinin uretime bir katkisi olmadigi icin, bu dogal cinsi yonelim-ki hayvanlarda da vardir-ahlak, terbiye, ayip v.s. terimlerle, insanogluna sunulmus ve bu dogal iliski yonelimi-baska cogu seyde oldugu gibi-bir antidogallik olarak gosterilmeye calisilmistir. Butun, bunlara paralel, olarak; cinsel iliskide kadin bir uretim ve kullanim araci olarak goruldugu icin, erkeklerin de biribirini kullanmasi, erkekselliklerine de ters gelmistir. Cunku, erkeksellik; herzaman araci belirli bir cikar amaci olarak kullanir. Yani, arac; amaca yoneliktir. Buradaki amac, uretime-doguma, kendi neslini surdurmesine-yonelik amactir Erkegin, cinsel iliski de, kendini arac olarak kullanmasi da hem dusunce, hem de davranis olarak beklenemez. Ustelik, burada bir amacta erkeksellik acisindan gudulemez. O yuzden de erkegin kendi cinsinle olan iliski ve yonelimine, yine erkek "yasak" koymus, bu yasagi da, gonullu bir kabule yonelmistir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Yahu evrensel-insan
Her başlıga aynı şeyleri yazmak zorunda degilsin. Üstelik de senin bu evrensel ya da erkeksel tanımlamalarının hiç bir maddi dayanagı yok. Tamam tartışmalarda yer al, bazan de somuta inince çok güzel şeyler de yazıyorsun. Ancak... İlk hayvanları ehlileştirenler kadınlar, ilk tarımı yapan kadınlar, ilk çömlegi yapan kadınlar. İlk peygamberler, ilk rahibeler ve din görevlileri gene kadınlar. İlk klan ataları gene kadınlar. Rahiplerin düşünce üretiminde hayati fonksiyonları olduguna göre, rahibelerin ön planda oldugu ilk toplumsal örgütlenmeler olan ana-erkil örgütlenmelerde nasıl oluyor da erkeksel düşünce oluyor. İlk tanrıçalar da kadındır. Ana tanrıça ilk soyut yaratan formülüdür ve klan atalarının devamıdır. Tüm bu veriler elimizdeyken sen neye dayanarak da düşünce erkekseldir diye atabiliyorsun. Düşünce kadınsaldır desen belki dogru olabileceksin. Kaldı ki böyle bir ayrım da yanlış. İlk avcı yoplumlarında kadın yerleşiktir, erkek hareketli, tehlike içerisinde ve mücadele içerisindedir. Sana göre acaba yerleşik olan, oturan, digerine göre nispeten hareketsiz olan kadın mı düşünce üretebilir ve ideoloji geliştirebilir, yoksa sürekli hareket halinde olan ve tehlike içerisinde olan erkek mi. saygılarımla |
Saygideger dilaver;
Kadin, sadece fiziksel bir ayrimdir.Dusunce tektir ve karakteri erkekseldir. Insanoglu, dogal dusunce olarak; fiziksel temelde erkegiyle de, kadiniyla da erkeksel dusunur. Tehlike, fiziksel ayrimda degil; dusuncenin ayrimindadir. Bu ayrimin sikintisinida, insanoglu olarak; fiziki ayrim temelinde, hem erkek hem kadin cekmektedir. Ustelik, dusuncenin kokeninin, erkekselligi; o dusunceyi, fiziksel olarak erkegin ortaya attigi anlamina gelmez. Cunku, erkeksel karakter gosteren ozelligin, geneli ve butunu kadina veya erkek olmayana aittir. Erkeksellik, karakteri kendini erkeksel degil, erkeksel olmayan olarak geneller ve tamamlar. Yani, erkeksellik karakteri "benim fonksiyonum erkeksel degildir, ama ancak erkeksellikle ifade edilebilir" der. Erkeksellik, seyin karakteridir, seyin kendisi degil. Seyin kendisi, erkeksellik karakteri-tabiati-gosteren, ama erkek olmayandir. Saygilarimla; evrensel-insan |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:12 . |