![]() |
Sadece Din İnsanı Tembelliğe, Sadece Bilim İnsanı İnkara
Said - İ Nursi'nin bir lafzını dün duydum. "Sadece din üzerine yoğunlaşmak insanı tembelliğe, sadece bilimle uğraşmak insanı İNKARA iletir. Hem Din hem de Bilim beraber giderse İmana iletir."
Bu fikir hakkında sizin düşüncelerinizi bekliyorum. Bir kimse bilimsel faaliyetlerle uğraşarak, imana gelemez mi? Gerçekler öyle ise bu şekilde olması gerekmiyor mu? Neden Bilimle uğraşan kişi Allah'ı inkar eder ? |
valla ben bir bilim adamı değilim ama inanmıyorum.ama daha dün haberlerde cern deneyiyle ilgili bi türk bilim adamıyla konuşuyolarda ve o ben ve burdaki pek çok kişi inaniyo dedi.bence bilim adamları bir deneye başlarken bütün dini öngörülerden kurtulurlarsa bi sorun olacağını zannetmiyorum.ancak bizim ülkemizde ne yazıkki böyle bir kültür yok.
sonuç olarak ben inanmayan insanların çok daha iyi şeyler yapabileceğini düşünüyorum |
Sevgili Gokheyn;
Yazdıkların için teşekkürler. Said Nursi denilen adamın boş bir adam olduğunu bildiğim için boş bir lafından öteye gidememiştir. Sadece, saçmalıklarını ortaya koymak için yazdım. Sorun şu, saidi nursi beyfendi, bilime kendini adayan insanların çoğunluğunun dinsiz olduklarını gördüğü için bir kaçış fikri oluşturmuş. Bilimle uğraşmaya gerek yok. Sadece, mantıkla kuranı okumak yeterli. İnançsız olman içten bile değil. |
selam ,
Kusura bakmayin ama said nursinin bu lafindan onun bos ,bilime karsi , sacmalayan ve sadece kuran yeterli cikarimina nasil vardiniz? Sizler butun bilimadamlarinin dinsiz , atesit oldugunu filan mi saniyorsunuz ki oyleyse yaniliyorsunuz . bilim ile dinin birarada olamiyacagi teoremi bana gore dayanakdan yoksundur , bilim kendi basina bir din degildir. Ayrica said nursi bunu bilimin dinsizlige yada dinin bilimi dislamasi manasinda soylememis , bir fikre karsi fikir gelistirirken , sacma , bos , gibi hic bir temele dayanmayan yargilar ortaya koyarsaniz , sadece kendiniz calar kendiniz oynarsiniz.. |
İbn-i Sina ile İbn-i Rüşt'ü kafir ilan eden zihniyet!!
|
egriye egri dogruya dogru, dinin kafirlik sayildigi , genel kabul goren verilerin disina cikilmasina hem islamda hemde hristiyanlikda icinde siddetde iceren yontemlerle set cekilerek izin verilmedigi donemler olmus ,gunumuzde bu zihniyeti disiyan unsurlar vardir !
Ama el insaf ! said nuri burda bunu mu soylemek istemektedir , bu lafdan bunu mu anladik. Hayatin her alaninda kesin beyaz ve siyah yoktur diye dusunurum ben , gri tonlar vardir , dinde de bu gri tonlari gorebilmek gerekir. Bilimin kafirlik sayildigi hukmunden said nurinin anlayisina kayis bir gri tondur bence.. Bilim ve din nekadar dogru , sinirlari ne olmalidir, bilimin supheciligi ile dinin degistirilmezligi birbirine ne kadar dayanir O COK DAHA AYRI bir konu ,, Benim uzerinde durdugum ,, bu sacam , bu bos , bu gereksiz gibi iki nefeslik kelamlarla tartismanin gidecegi yer bellidir. |
Sayın bayraktaro kardeşim bence sadece bilim ve din değil ayrıcada sanatta olmalı görmüyormusun kainattaki sanatı ve inceliği ki en büyük sanatçı olan musavvir (Tasvir eden en güzel şekilde yaratan) tarafından yaratıllmış sadece din adamı yobaz yapar sadece bilim adamı gaddar yapar sadece sanat adamı top yapar hepsi birleşince insan olur hemde evrensel insan (Evrensel insan isimli kardeşe en içten selamlar)
|
Sayın Lamevcud ve Niveru;
Öncelikle Said Nursi hakkında konuşalım. O beyfendinin yalancı ve müslümanları kandıran biri olduğunu sadece ben söylemiyorum. Turan Dursun üstadımızın, müslümanken kaleme aldığı bir eseri var. "Müslümanlık ve Nurculuk" o kitabı okursanız çok sevinirim. Said Nursi'nin Kur'an da geçen her Nur kelimesinin kendisine ithaf edilmiş gibi yazdığını, kendisini neredeyse peygamber gibi gördüğünü ve müridlerinin de onun hakkında aynı şeyleri düşündüğü yazılıdır. Örnek; Said Beyfendi'nin Eskişehir'de hapishanede iken (Önceden Atatürk Lisesi'nin arkasındaydı), Lisedeki oynayan kızları görüp, onların geleceklerini gözlerinin önünde görmesi (kimisinin mezarda ahiret acısı çektiğini, kiminin yaşlanmış ve hastalanmış olduğunu, kiminin günah batağında olduğunu falan), Rusya'da iken ona 4 kurşun atıldığının ve hiçbirisinin ona tesir etmediğini.... Bunların hepsi bir bir yazmaktadır. Onu da geç. Ben lise son sınıfta Nur cemaatindeydim. 1 yıl onlarla yaşadım. Risaleleri, ibadetleri, oruçları, çay fasıllarını çok iyi bilirim. Evime de götürür gizli gizli okurdum. Üniversite yıllarımda da o cemaatlerin içerisinde bir süre kaldım. O yalanları çok iyi bilirim. Başlarında bir hoca olur. Risaleleri tek tek okur ve diğer elemanlarda ezberden tekrar ederlerdi. Sadece ben ve bir arkadaşım sürekli sorular sorar ve merak ederdim.... Ne demek sadece Sanat adamı top yapar. Bu kadar da olmaz. Siz sadece sanatın Zeki Müren ve Bülent Ersoy'dan ibaret olduğunu mu düşünüyorsunuz ? Einstein'in iyi bir kemancı olduğunu, belirli zamanlarda konserler verdiğini, edebi anlamda denemelerinin olduğunu (bir tanesini İTÜ kütüphanesinde okumuştum) biliyor muydunuz ? Leonardo Da Vinci'nin mükemmel sanat eserlerinin yanında, mermer ocaklarında yaklaşık iki yıl şeflik yaptığını ve mermer kamalama yöntemini (blok mermerin yüzeyden ayırma yöntemi hala da ocaklarda kullanılır) bulduğunu biliyor muydunuz ? Kısacası; Bilimle uğraşan bir insan, eninde sonunda dinin el attığı konular içine girer. Jeoloji bilimi ile uğraşan bir insan, canlının varlığı konusu onun ilgi alanına girer. Dünyanın yaratılışı, evrenin varlığı ilgi alanına girer. Aynı şekilde astronomi ve felsefe ile ilgilenen biri için de aynı şey geçerlidir. Örnek; YTÜ'de bir konferansa katılmıştım. Üniversite'de bir felsefe prf.'ü adını hatırlayamadım. "Felsefe Nedir?" diye bir söyleşisi vardı. Şunu söylemişti. "İşin açıkçası, İsa'nın babasız Meryem'den doğduğuna ben inanmıyorum. Bu tamamıyla bir söylenti. Çünkü, bilim bunu kabul etmez" demişti..... Sonuç olarak; Sadece dinle uğraşanlar harbi yobazdırlar. Çerçeveleri vardır. Ama, sadece bilimle ya da sanatla uğraşan (düşünen insanlardır, araştırmacı ruhları vardır) insanlar eninde sonunda dinin el attığı konularla karşılaşır (dinin girmediği alan yoktur). Dini de ister istemez araştırır ve tabiki din bu konuda çuvalladığı için, insanlar dinsiz olurlar... NOT; Bilim insanlarının çoğu dinsizdir (ateist demedim). Hepsi demedim, döneminin savaşçılarıdır. (Voltaire, Nietzche, Turan Dursun, İlhan Arsel, Einstein, Stephan HAWKİNG, Leoanardo Da Vinci, Sokrates, Platon ...v.b.) |
Sayın bayraktaro kardeşim Söylediklerimi yanlış anlamışsınız çünkü ben Asla Risalei nur yada Bediüzzaman(Zamanın sahibi Demek zamanın tek sahibi ALLAH) doğrudur demedim dememde çünkü Bugünkü Müslümanım diyenler ve özellikle nurcularla Aynı Dine inanmıyoruz.
Ama daha çok üzüldüğüm konu Ne demek sadece Sanat adamı top yapar. Bu kadar da olmaz. Siz sadece sanatın Zeki Müren ve Bülent Ersoy'dan ibaret olduğunu mu düşünüyorsunuz ? Einstein'in iyi bir kemancı olduğunu, belirli zamanlarda konserler verdiğini, edebi anlamda denemelerinin olduğunu (bir tanesini İTÜ kütüphanesinde okumuştum) biliyor muydunuz ? Leonardo Da Vinci'nin mükemmel sanat eserlerinin yanında, mermer ocaklarında yaklaşık iki yıl şeflik yaptığını ve mermer kamalama yöntemini (blok mermerin yüzeyden ayırma yöntemi hala da ocaklarda kullanılır) bulduğunu biliyor muydunuz ? Demişsiniz kardeşim evvela benim ne demek istediğimi anlamanızı umarım kardeşim ben sadece sanatla uğraşan insanların ve hayatı sadece sanat sanan insanların çok duygusal olduklarını ve mantık ve ilimi kararlar veremeyeceklerinin altını çizmek için bunu söyledim Bakınız ister inananın ister inanmayın bir toplum savaş yapmazsa o toplumda erkek oranı azalır hatta erkekler erkekliklerini kaybeder niye mi sizin o çok dile getirdiğiniz doğal seleksiyon gereği çünkü savaş olmazsa erkeğe ihtiyaç yoktur olan erkeklerde testeron hormonları salgısı eksik olarak doğar çünkü ALLAH"ın kanunu gereği kullanılan hususiiyetler gelişirken kullanılmayanlar atıl kalır devamlı duygusal bağlamda depolanan erkekler sonuçta erkekliklerini kaybedip top olurlar bu sizin tabiat kanunu dediğiniz şey ayrıca ben sadece din adamı yobaz yapar da dedim o yüzden evrensel insan olmanın yolu bilim Hakdin ve Sanattan geçer Kardeşim |
Testesteron Hormonu salgılamayı Savaş'ın sağladığı hangi bilimsel kaynakta geçiyor?
Erkekler, erkekliklerini kaybetmesin diye dünyayı kan gölüne çevirmek gerektiği mantığı beni tiksindirdi. |
Adem de savaştı mı?Ben Ademi gayet naif efendi biri olarak canladırıyorum kafamda mesela..Savaşçı bir ruha sahip olabileceğini düşünmek bile istemiyorum..
|
Alıntı:
bilim adamlarının boş ve inançsız olduğunu söyleyen biz değiliz saidi nursi diyor baksana söylediği söze. Ya okuduğunun anlamadın, yada saidi nursinin söylediğini sende kabul etmiyorsun. bilim tabiki bir din değildir.. ne saçma sözler söylemisşin adamı savunucam derken.. savunmadan önce bi araştır deki saidi nursi bu sözü şu anlmada ve şu kıstas içinde kullanmıştır.. sonra gel tersini söyleyenlerle tartış. Ayrıca bu tarikatlarda şeyhlerini bilerek yada bilmeyerek allahın üzerinde tutan ver kendi inandıkları din haline getiren insanlar çoğunluktadır.. Ama bilimde bir bilim adamına kimse tanrı gözüyle bakmaz. |
Testesteron Hormonu salgılamayı Savaş'ın sağladığı hangi bilimsel kaynakta geçiyor?
Erkekler, erkekliklerini kaybetmesin diye dünyayı kan gölüne çevirmek gerektiği mantığı beni tiksindirdi. K.C kardeşim Erkeklik ne demek kadınlık ne demek önce onu bilmek lazım kaldı ki hangi bilimsel kanıt demişsin sanki bilim herşeyi bulmuşta bilimin bulamadıkları yokmuş gibi kusura bakmayın kardeşlerim müslümanları dogmatik ve kafalarını kullanmaz her duyduklarına inanır addeden bilimperest kardeşlerim kendileride bilime dogmatik olarak inanmaktalar. neyse konumuza dönelim yani erkeklik dişiliğe Erkeklik ve dişilik insana has bir husus değildir ve zıtlıklar kuralına görede evrensel bir kuramdır yani erkek ve dişi olmak için illa canlı olmaya ve cinsel organ olmasına gerek yok nasıl mı Bilirmisiniz ying yang diye bir şey var evet evrende bir ying yang mahsulü gibi Kur"an buna hunnes kunnes diyor. İşte KC kardeşim bu kurala göre erkeklik özelliği nedir ALLAH"ın kanunlarını bilip ALLAH"ı tanımak için evrene bakacağız evrende erkeklik ve dişilik özelliği nasıl gelişmiş ona bakacağız Önce erkek ve dişi organlarına bir bakalım evet erkek organları dikkat ederseniz vücudun dışında iken yani saldırmaya hazır iken dişilik organları içeride yani korumaya geçmiş dikkat ederseniz bitirimler kollarını aça aça yürürler yani saldırmaya hazır yani erkekçe ama bir ortama girdiğiniz çekingensiniz yada korktunuz ne yaparsınız bi düşünün ya ellerinizi bağlarsınızı ya ayak ayak üstüne atarsınız yani içinize kapanır savunmaya geçer yani dişileşirsiniz. ama bulunduğunuz ortama alışıksanız yada cüretkarsanız kollarınızı 2 yana açar göğsünüzü gere gere oturursunuz. bunun gibi daha nice örnekler mevcuttur. işte bu yüzden Erkeklik hormonu ile saldırmanın doğrudan ilgisi vardır erkekle zaten mücadele için yaratılmışlardır eğer mücadele yani kas gücü gereksizse kadın korunmaya ihtiyacı yoksa o zaman erkeğede ihtiyaç kalımaz Bigbang erkekçe saldırıp göğsünü gere gere açığa çıkmak ise Karadelik içine çökerek yok olma süreci olan kıyamet ise dişice içine kapanmaktır. Merkezçek kuvveti dişi ise Merkez kaç erkektir. Yerçekimi dişi ise Zayıf ve kuvvetli nükleer kuvvet elektromagnetik kuvvet te erkektir |
vinemirage kardeşim Erkeklik sadece salt kan döküp savaşmak değildir tabi buda vardır ama sadece o değildir zalime karşı fiili müdahale olduğu gibi Kendi nefsi ile de mücahade de savaştır.
Savaş için savaş değil Barış için savaş. |
Yerçekimi dişi ise
Zayıf ve kuvvetli nükleer kuvvet elektromagnetik kuvvet te erkektir Nasıl bu tanımlamaları yapabiliyorsunuz,şaşıyorum! Yerçekimi diye bir şey yok kütle çekim kuvveti var ve bu kütle büyüklüğü ile artıyor,yani bütün maddelerin çekim kuvveti var.O zaman sizin tanımlamanıza göre maddelerin tümü dişi! Maddenin cinsiyeti yoktur.Cinsiyet canlılarda var olan üreme faaliyeti ile ilgilidir. Var demekle var olmaz ne maddede cinsiyet ne de sizin inançlarınız ,hayal aleminde yaşamaya devam edin bakalım. Belki bir gün gerçekleri görürsünüz. |
Yerçekimi dişi ise
Zayıf ve kuvvetli nükleer kuvvet elektromagnetik kuvvet te erkektir Nasıl bu tanımlamaları yapabiliyorsunuz,şaşıyorum! Demişsin aydoe kardeşim ben dişilik erkekliği cinsellik olarak almadığımı daha baştan belirttim bu bir yerçekimi yada kütle çekimi çekmekle alakalı olduğu için yani içe dönük olduğu için elektro magnetizma veya van allen kuşakları ise dışa itim yani dışa dönük saldıgan olduğu için böyle bir termaloji kullandım ama siz cinselliğe şartlandığınız için dediklerimi cinsel olarak anladınız ben fiilleri anlattım. Yerçekimi diye bir şey yok kütle çekim kuvveti var ve bu kütle büyüklüğü ile artıyor,yani bütün maddelerin çekim kuvveti var.O zaman sizin tanımlamanıza göre maddelerin tümü dişi! Demişsin ayydoe kardeşim varsın yerçekimi değil kütle çekimi olsun ki ben yerçekimi derken yeryüzünü değil kütle çekimi kastettim yanlız kardeşim mantık hatanız var burada kütle yada maddeye dişilik yada erkeklik vermedim maddenin çekim eylemine dişilik verirken yine maddeden kaynaklanan itme yani elektromagnetizmaya da erkeklik özelliği verdim ki bu öncede söyllediğim gibi cinsellikle alakalı değil. Maddenin cinsiyeti yoktur.Cinsiyet canlılarda var olan üreme faaliyeti ile ilgilidir. Maddenin cinsiyeti var diyen mi oldu cinsiyet cinsellikle alakalı ben cinsellikten değil yapılan eylemin sonuçları ile alakalı yorum yaptım. Belki bir gün gerçekleri görürsünüz. Demişsin aydoe kardeşim ben gerçekleri görmek istemiyorum çünkü gerçekler görecelidir yani senin gerçeklerin farklı benim gerçeklerim farklıdır ben hakikate bakarım ki tek bir hakikat vardır. Saygılar |
lamevcud,
savas kiliclar ile yapilir, penisler ile degil.. olum korkusu yasadiniz mi? yada savasa katildiniz mi? o korku size erkeklik hissinizi bile kaybettirebilir... |
lamevcud,
savas kiliclar ile yapilir, penisler ile degil.. Yahu kardeşim niye cinselliğe takıldınızki olum korkusu yasadiniz mi? yada savasa katildiniz mi? o korku size erkeklik hissinizi bile kaybettirebilir... Bir kişi üzerinde erkeklik hissi kaybolabilir ama savaşlar mücadele yani refah olmayan ortamlarda toplumda erkekler azalır azalmasada yumuşar. Bakınız kardeşim çetin iklim şartları olan yerlerdeki insanlara kadınları bile erkeklere benzer Mesela Güneydoğulu kardeşlerimizin yaşadığı coğrafya çok çetin olduğu için erkekleri daha kabalaşmış(Hakaret manasında değil) Kadınları ise daha bir erkekleşmiş ama ege marmarada ise tam tersi erkekleri kabalıktan uzak hatta kadınlığa yakın kadınlar ise daha latif |
|
sayın Lamevcud;
Birincisi, savaş ile testesteron hormununu nasıl bağdaştırdınız anlayamadım. Ama, Kur'an'ı doğru çıkarma uğraşınız her yöne çekmenizi sağlıyor. Her insanın içinde sadece hormonlar yoktur. Öldürme, yok etme v.b. içgüdülerimiz de vardır. Yani bütün canlıların karanlık yönleri.... Ancak, psikoloji biliminde yönlendirme diye bir kavram vardır. İçindeki karanlık tarafının yönlendirilmesidir. Bu en iyi spor ile yapılmaktadır. Spor Akademisi eğitimi hakkında hiç araştırma yaptın mı ? Ama, benim kuzenim spor akademisi mezunu ve bir üniversitede veleybol antrenörlüğü yapıyor. "Sporun özü, kişinin içinde bulunan öldürme dürtüsünün yönlendirilmesidir" diye başlar. Yani anlayacağın gibi, insanlar savaşmadan yaşayabilirler. Erkekler erkekliklerini kaybetmez. Spor ile yönlendirilirler. Erkekler için en büyük testesteron ihtiyacının olduğu spor Vücut Geliştirme sporudur ki, hiç kadın vücut geliştiricilere baktın mı, onlar neredeyse erkeğe benzerler. Ben hiçbir zaman bir savaşa katılmadım. Herhalde erkekliğimden şüphe etmem gerekir. Demek ki, testesteron savaşla değil, kas gücü kavramı ile bağlantılıdır. Doğada herşeyi eril ve dişil kavramını yapmayı ilk İngilizler bulmuştur. Lütfen kopya çekmeyelim. Onlar, senin düşündüğün gibi değil; İçine Girilen şeylere Dişil, içine giren maddeye ise Eril demişlerdir. Örnek; Gemiden bahsedilirken SHE (dişil) denilir. Neden, çünkü gemiye binersin... İçine girersin... Tabii Harun Armutunun tercümelerinden yola çıkarsan böyle olur. ... |
Doğada herşeyi eril ve dişil kavramını yapmayı ilk İngilizler bulmuştur. Lütfen kopya çekmeyelim
İlk ingilizler değil ilk kez bulunmuşsa daha eski olan çin uygarlığı bulmuştur bu konuda ying yang bakınız Onlar, senin düşündüğün gibi değil; İçine Girilen şeylere Dişil, içine giren maddeye ise Eril demişlerdir Bak kardeşim kadın cinsel organıda içine girilen yani içe kapanık savunmacı erkek organıda içe giren yani dışa açık saldırgan kütle çekimide içine girilen içine çeken savunmacı yani dişil elektromagnetizma dışa açık saldıgan yani erkek Tabii Harun Armutunun tercümelerinden yola çıkarsan böyle olur. ... Şu yazdığınız ön yargı cümlesi bile sizin şartlanmış ve yanlı yazılar yazdığını gösterir çünkü ben Harun yahyanın tercümelerinde böyle bir bilgiye rastlamadım bu bilgi benim kendi araştırmalarım sayesin bir çok bilginin sentez edilmesi sonucu açığa çıkarılmış bir bilgidir. Siz şartlanmışlığınızı ve hayalinizde oluşturduğunuz( Bundan sorumlu olan bugünkü sözde müslüman olan Müşriklerdir) Müslüman tiplemesini yani araştırmayan körükörüne her bir şeye inanan yobazlar olarak Her müslümanım diyen giydirmeye çalıştığınız için yanılıyorsunuz . |
Hakikat nedir?
|
Gelelim imana gelmesine de, hangi imana? ''Sen'' her araştırmada Kuran'ına pay çıkaran sen hangi imana gelelim.Hristiyan olsam ne farkeder gene aynı yaygarayı yapacaksınız; ''imana gel'' Ahh Said Hocam ahhh.Amacınız dini temellendirmek,yüceltmek değil amacınız bilimi rezil etmek.
Nedir din ve bilim çabası.Hoş sizede hak vermemek elde değil senin bilim yuvalarında ilahiyat diye bölüm olursa ve bu bölüm tıpa kafa tutabiliyorsa.Seninde bilim ve dini bağdaştırmaya hakkın var... sevgilerle.. |
Bilim ve din ala bir şekilde birlikte yürütülebilir; geçmişte çok güzel örnekleri de vardır zaten.
Bilim insanı neden dinsiz olmak zorunda olsun ki? İlim ile uğraşan Ehli kitap, yerçekimi kanunu ya da suyun kaldırma kuvvetini tasarlayan bir güç olduğu sonucuna varsa bilim için ne sakıncası var? İlla 2 kanka hidrojen, şans eseri yolda giderken 1 oksijen ile karşılaşmışlar birlikten kuvvet doğar birleşirsek ortaya hayati önem taşıyan bir sıvı çıkar ve bu kimya bizi ölümsüzleştirir mi demek zorundalar? H2O, Yaratıcıyı çağrıştırsa ne zararı var? Tesadüf ya da Tanrı, ne fark eder? |
aheste o söyledigin çok iyimser olur...heleki td forumunda....
|
Aydoe kardeş Hakikat odur ki
Toplumsal,çevresel biyolojik,tarihsel,bilimsel şartlanmalardan ve sınırlı akıldan Münezzeh olandır Hakikat, Bilimsel şartlanma deyince bilim düşmanlığını anlamayın asla o bilim düşmanı dinci yobazlardan değilim çünkü Kur"an bilimi emreder |
Alıntı:
Bilim insanı dinsiz olsun diyen yok.Tanrı ile arasında ki münasebete bilim ile destek aramasın yeter. Ben aklımın almadığı her mevzuda Tanrı'yı aramıyorum Aheste ama bakıyorum ki sen öyle değilsin. Sen, İslam savunucusu musun? yoksa Tanrı mı? kesinlikle ikisi aynı şey değil. Bilim dini desteklemez,Tanrı'yı;nasıl bakmak istediğinize bağlı ama Tanrı'yı da aramaz. sevgilerle.. |
Muhammet'ten nakledilen ''ilim Çin'de de olsa alınız'' hadisinden hareket eden inanır arkadaşlarımız , ''Kuran bilimi emreder'' mantığını kurmakta da hiç zorlanmıyorlar .
Bir kere ''İlim Çin'de de olsa alınız '' sözü Kuran'da yazmaz , bu bir hadistir . Ne gariptir ki hadisleri reddeden müslüman arkadaşlar sırf kendilerini haklı çıkarmak için derhal bu söze sarılıp sonuna kadar kullanmakta da bir beis görmüyorlar . Böyle şark kurnazlığı yapmakla gerçekte kendi kendileriyle çelişkiye düştüklerinin ne farkına varıyorlar ne de umursuyorlar . Herkesin malumu olduğu üzere bu reformist arkadaşlar hadisleri reddederek tüm İslam aleminin ittifakla sağlam kabul ettikleri Buhari , Müslim , Tirmizi gibi hadisçileri bir anlamda müfteri konumuna düşürüyorlar , ki bu da onların hiç umurunda olmuyor . Sormak lazım ; işlerine gelince kullanmakta hiç mahzur görmedikleri üstteki hadisi nakleden hadisçinin acaba adı nedir ? Ve bu hadisin geçtiği kitabın adı nedir ? Bu hadis de uyduruk olabilir mi ? Bu hadisin sağlam olduğuna nasıl inanabiliriz ? Eğer ki böyle bir hadis varsa , hadiste geçen sözcük gerçekten de ''ilim'' manasında mı kullanılıyor , yoksa ''Allah'ı anlatan ne varsa Çin'de dahi olsa arayınız'' manasında mı ? Kuran bilimi emreder sözü içi boş bir sözdür . Hem ayinesi iştir kişinin , lafa bakılmaz demiş atalarımız . Müslüman aleminin ilimde , bilimde ne kadar geri kaldığı ortada değil mi ? |
Aydınus Kardeşim Önce Bilim yapmak için gerekli olan AKIL ve Onu kullanmak ile alakalı Kur"an ayetlerini yazalım ki Kur"an-ın ne kadar Yaratıcıya inanmayanları övündüğü Akılcı olduğunu Görelim
İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler. (2/171) Ey temiz akıl sahipleri, kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sakınırsınız. (2/179) İşte Allah, size ayetlerini böyle açıklar; ki akıl erdiresiniz. (2/242) Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (2/269) Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler vardır. (3/190 Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (6/32) Çocuklarını hiçbir bilgiye dayanmaksızın akılsızca öldürenler ile Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır. (6/140) Gerçek şu ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir. (8/22) O, akıl erdiremeyenlerin üzerine iğrenç bir pislik kılar. (10/100) |
İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden(Din alimi değil sadece fizik kimya coğrafya bütün bunlar dahil ) başkası bunlara akıl erdirmez. (29/43)
Göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, O'nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, alimler için gerçekten ayetler vardır. (30/22) İşte sizler böylesiniz;hakkında bilginiz olan şeyde tartıştınız, ama hiç bilginiz olmayan bir konuda ne diye tartışıp-duruyorsunuz? (3/66) Kesin bilgiyle inanan bir topluluk için hükmü, Allah'tan daha güzel olan kimdir? (5/50) Allah O'dur ki, gökleri dayanak olmaksızın yükseltti; onları görmektesiniz. ...güneş ile aya boyun eğdirdi, her biri adı konulmuş bir süreye kadar akıp gitmektedirler(Daha 600 lü yıllarda yörüngeden bahsetmek ilme önem vermek değilde ne Astronomi). Her işi evirip düzenler, ayetleri birer birer açıklar. Umulur ki, Rabbinize kavuşacağınıza kesin bilgiyle inanırsınız. (13/2) Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.(Antropoloji biyoloji anatomi bilimleri değilde ne) (45/4) Yeryüzünde kesin bir bilgiyle inanacak olanlar için ayetler vardır. (51/20) (Jeoloji bilimi değilde ne) Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olurmu ayeti |
Alıntı:
|
Ride kardeş bir iddia ortaya atmışsın Kuran'da çok adı geçen "Yer"in dümdüz olduğu, Yer'in üzerine kubbe olsun diye yerleştirilen Gök'te ise güneş'in "doğu"dan yükselip "batı"dan indiğini ve dediğim gibi bu bir noktadan öteki noktaya giderken göğün içinde yarım daire şeklinde bir yol izlediğini anlıyoruz!
Ayetlerle kanıtla bu iddianı Ve Evren'i (Göğü) kuvvetimizle kurduk, muhakkak ki onu genişletmekteyiz. 51 Zariyat Suresi 47 Bu bilimsellik değilde ne daha 1900 lü yıllarda bulunan evrenin genişlediği bilgisi 1500 yıl önce nasıl girmiş bu uydurulan kitaba(Haşa) Güneş de bir karar yerine doğru akıp gitmektedir. Bu üstün Olan ve Bilen'in takdiridir. 36Yasin Suresi 38 Solar Apekse doğru yol almakta yani yörüngesi samanyolunda öyle Birbirleriyle uyumlu bir şekilde (tabakalar halinde) yedi göğü yaratmış olan odur. Merhametli olanın yaratmasında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevirip gezdir. Herhangi bir çarpıklık(çatlaklık) görüyor musun? 67 Mülk Suresi 3 Atmosferin katmanlarını hatırlatmama gerek yoktur sanırım ayet gayet açık Gökleri ve yeryüzünü gerçek ile yarattık. Geceyi gündüzün üzerine sarıyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor… 39Zümer Suresi 5 Sarmak nasıl olur ride bir dene bakalım bir şeyi sarmayı evet sarmak dolamak yani yuvarlamak Ve çatlaklarla dolu yer. 86 Tarık Suresi 12 Bu ne hatırlattı sana 1500 yıl önce yoksa jeofizikçiydi muhammedde fay hatlarınımı gördü |
Alıntı:
Kuran'da "evren" kelimesi geçmez. "Kainat" kelimesi ise bir yerde (Maide-115) geçer. "Allah da, "Ben onu size indireceğim. Ama ondan sonra sizden her kim inkar ederse artık ben ona kainatta hiçbir kimseye etmeyeceğim azabı ederim" demişti" şeklinde... Burada "kainat", "varedilen şeylerin hepsi" ya da "âlemler" anlamında sayılabilir. Yani "evren" anlamında kullanılmıyor. Bazı şarlatan Kuran çevirmenleri ise, "nutfe"yi sperm, "alâka"yı embriyo olarak çevirdikleri gibi, "gök" kelimesini de "evren olarak çevirmeye kalkarlar. Bu kadar mı? Hayır. Bakalım arkadaşımızın sözettiği Zâriyat Suresi 47. ayette ne deniyor: Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter. (Diyanet meali) Bir de göğe bakın Biz onu kuvvetle bina ettik ve şüphe yok ki Biz onu genişletmeye de malikiz. (E. Hamdi Yazır meali) Göğe gelince, onu biz ellerimizle kurduk. Hiç kuşkusuz, biz, genişleticileriz. (Y. Nuri Öztürk meali) Göğü Biz çok sağlam bir şekilde bina ettik, onu genişleten Biziz. Çünkü Biz geniş kudret ve hakimiyet sahibiyiz. (Suat Yıldırım meali) Şimdi bu çevirileri tek tek yorumlayalım bakalım... Birinci, yani Diyanet'in çevirisinden ne anlıyoruz? Burda göğün genişletildiğine dair bir bilgi yer almıyor. İlginç... Geçelim ikinciye... Elmalılı Hamdi Yazır'ınkine... Fakat önce "7 kat gök" meselesine değinmek gerekiyor biraz. Burada bir alıntı yapacağım ve Ateistforum isimli platformda "Antimuhammed" nickli üyenin derlediği "7" efsanesiyle ilgili bilgileri aktaracağım. Okumanızı tavsiye ederim. Yedi sayısının kutsallığının, eski Babil’ lilerin gökte saptadıkları yedi yıldızdan doğduğu sanılır. Yedi kat gök, Yedi kat yer, haftanın Yedi güne bölünmesi, dünyanın Yedi günde yaratılması inançları bu temele dayanır. Araplarda Seba olarak geçen Yedi sayısı, arap inançlarına göre birçok bakımdan kutsaldır. Evet yedi katlı gök hangi milletin inanışında varmış, ona bir göz atalım... Göktürk devrinde Kozmolojik bir anlam kazanmış. 7 iklim, 7 yıl, 7 gün, 7 gök kısrağı gibi. Sumer’de : 7 dağ aşmak, 7 kapı geçmek, 7 kat gök, 7 tanrısal ışık, 7 ağaç gibi. Ural-Altay kavimlerinde gök katları 7 dir. Dogonlar’a komşu olan Bambaralar’ın tradisyonunda gök katları şöyle açıklanır: (Afrikalı ilkel bir kabile) 1- Birinci gök kirlidir (saf değildir). 2- ıkinci gök kısmen arınmış haldedir, hayvan ve insan ruhlarının ülkesidir. 3- Üçüncü gök ilahlarla insanlar arasında aracı olan varlıkların bulundukları yerdir. 4- Dördüncü gök ilk üç göğün “ayna”sıdır. Kelâmın ve rahmetin sahibi olan ve dünyanın sevk ve idaresinden sorumlu olan yaratıcı ilah Faro’nun hesaplarını, hesap kayıtlarını tuttuğu yerdir. Faro, “ayna”sından yeryüzündekilerin tüm yaptıklarını ve olayları izler. Yani, bu gök katı, varlıkların görülüp gözetlendikleri yerdir. 5- Beşinci gök ilâhî adaletin göğüdür. Faro burada yasaklarını bozan (ilahi yasalara uymayan) insanlar hakkında hüküm ve kararını okur. 6- Altıncı gök, dünya sırlarının saklı olduğu göktür. 7- Yedinci gök ilah Faro’nun ülkesidir. Dünya için gerekli rahmet deposudur, rahmet oradan yağmur gibi iner. Mayaların kustal kitabı Popol-Vuh’ta Göğün yedinci katından inen, uygarlık getiren kahramanların babaları olan 7 Ahpu dan söz edilir. Kuran'a göre, Gök, Yer oluşturulduktan sonra yapılmıştır. Önce dört günde Yer "yaratılmıştır", sonrasında ise "Yer ile Gök'ün birbirinden ayrılması" kastedilerek ve daha sonra pek çok ayette anlatıldığı gibi iki günde de Gök ve güneş, ay, yıldızlar gibi dünyadan farkına varılabilen çeşitli gök cisimleri yaratılmışlardır. Yani Gök, Yer'den sonra "yaratılmıştır". Açıkça görülüyor ki, Elmalılı'nın mealinde Tanrı'nın 7 katlı gök kurduğu ve isterse bunu daha da genişletilebileceği söylenmektedir. Yani anlatılmak istenilenin, evrenin sürekli genişlemesi gerçeğiyle en ufak bir ilgisi yoktur. Gerçi İslam'a göre "Allah"ın huzurunun göğün 7. katında, meleklerin sırtında bulunduğu düşünülürse, acaba "Allah" göğü daha nasıl "yukarı doğru" genişletecektir, orası bilinmemektedir. Bu, Kuran'ın sık sık düştüğü çelişkilerden sadece bir tanesidir. Öztürk ve Yıldırım'ın tercümelerinden de aynı anlamı çıkarmak mümkün. Bu konuya açıklık getirdiğimize göre, diğer soruna geçebiliriz. Fakat güneşle dünya arasındaki ilişkiye daha önceki bazı başlıklarda da değindiğim için bunu tekrarlamaya gerek görmüyorum, isteyen açar okur. "Gökte çatlak görüyor musun?" şeklindeki farazi soru, akli düzlemde hiçbir anlam ifade etmediği için cevaplanmaya değer görmüyorum. "Gökte çatlak bulunması" ne demektir? Herhalde Kuran'da, "Allah"ın, göğü Yer'in üzerine nakış gibi işlediği düşünüldüğü için böyle akla hayale gelmez bir tasvir yoluna gitmiştir Muhammed. Geceyle gündüzün peşpeşe gelmesi ise, arkadaşımızın belirttiği üzere "Gökleri ve yeryüzünü gerçek ile yarattık. Geceyi gündüzün üzerine sarıyor, gündüzü de gecenin üzerine sarıyor" şeklinde anlatılmıştır. Burada, gece ile gündüzün birbirini takip etmesi anlatılmaktadır. Ama nerede? Elbette ki Arap yarımadasının bulunduğu enlem ve boylam üzerinde. Kuzeye veya güneye gidildikçe burada işin renginin değiştiği, gündüz süresiyle gece süresinin arasında uçurumlar olduğu, bilinen bir gerçektir. Ayrıca, gündüz ve gecenin karşılaşması, Mısır mitolojisinde yer almış bir mittir: Buna göre, gündüz olacağı zaman Gündüz'ü temsil eden tanrı Gece'yi temsil eden tanrıyı yener ve onu kovar, gece vakti geldiğinde tam tersi olur. Bilmem anlatabildim mi? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:35 . |