Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   DE Kİ, O ALLAH BİRDİR..? (İhlas 112/1) (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=7787)

müritkefer 29-09-2008 01:53

DE Kİ, O ALLAH BİRDİR..? (İhlas 112/1)
 
"De ki, o Allah birdir. İhlas 112/1"
Sizce İhlas suresinin bu ilk cümlesinde;

Kim diyor,
Kime diyor,
Nasıl diyor,
Ne hakla diyor?
Ne maksatla diyor?

Maksat sohbet olsun, muhabbet olsun.

-InVi- 29-09-2008 01:57

cebrail bu ayet de de tüm diger ayetlerde oldugu gibi
"de ki" diyor......

müritkefer 29-09-2008 02:47

Evet ama, bunda mutabık olsaydık rahmetli Turan Dursun öldürülür müydü?
Bir japon, bir Rus, bir Hindu bir yana, bu sorunun cevabında bu forumda bile hemfikir olmadığımızı düşünüyorum.
Cebrail deyip geçemeyiz, dört büyük melekten biri deyip geçemeyiz. İnsanlara anlaşılır şeyler söylemek gerek, haksız mıyım?

müritkefer 29-09-2008 13:00

Hz.Cebrail hakkında hiçbir şey bilmediği halde Hz.Muhammet'e ve anlattığı Allah'a inanan biri,

Ya aklı ermez her söylenene inanan masum bir saftır, ya da Kuran'ın dediği gibi (Bakara 2/78) (Hicr 15/18), kulaktan dolma bilgilerle atıp tutan bir sahtekar.

Yoksa Hz.Muhammetin her "de" diyenin her dediğini yapan akılsız bir saf, ya da eskilerin Gabriel masalından din yaratan bir sahtekar olduğunu mu düşünüyorlar dersiniz?

-------------------------------------
" İçlerinde bazı kör cahiller var ki, kitabı bilmezler. Bütün bildikleri kulaktan dolma şeylerdir. Onlar sadece zan ve tahminde bulunuyorlar. Bakara 2/78"
" Tabii kulaktan dolma bilgilerle atıp tutanlar müstesna, zaten onların peşine de aydınlığın ışığını düşürmüşüzdür. Hicr 15/18"

müritkefer 30-09-2008 10:28

Değerli arkadaşlar,
Öncelikle bayram edenlerin bayramını kutluyor, etmeyenlerin de bayram gibi bir yaşam içinde olmalarını diliyorum.

Said-i Nursi, Fethullah Gülen ve Adnan Oktar.
Bu üç ismin, Cebrail hakkındaki bilgilerini veya düşüncelerini arıyorum.

Bilen arkadaşlar lütfen bu başlıkta paylaşsın.

imhotep 30-09-2008 13:53

Bence bu ayette bir sorun yok.

Ama bazı çakal mealciler olmamasına rağmen "De ki"yi parantez içerisinde yazıyorlar. Bu parantez içerisindekileri sorgulamak lazım. Yoksa Kuran'ın Cebrail aracılığı ile de geldiği bilinen bir şey.

Saygılar

müritkefer 30-09-2008 14:09

Değerli imhotep,
Forumu taramaya çalıştım ama takdir edersiniz her yazılanı takip etmek ve bilmek imkanımız yok. Bilgilerinizden veya alıntılardan, biraz daha açar veya yol gösterirseniz sevinirim.

sinner 30-09-2008 16:29

Ayette "kul" yani "de ki" kelimesi geçiyor.

müritkefer 30-09-2008 18:06

Haklısınız yusuf33,
Bu ayetin başındaki (kul-qul) kelimesinin (de ki) anlamını taşıdığı da, bu emri verenin Cebrail olduğu da, İslam alimlerince ittifakla kabul edilmiş gibi görünüyor.
Zaten Cebrail'i de bu nedenle arıyorum, hangi hakla emrettiğini sormak için..
Ve muhakkak ki Said-i Nursi, Fethullah Gülen ve Adnan Oktar gibi zamanın allameleri bizden daha iyi bilirler..!

Tekrar ediyorum arkadaşlar,
Said-i Nursi, Fethullah Gülen ve Adnan Oktar.
Bu üç ismin, Cebrail hakkındaki bilgilerini veya düşüncelerini arıyorum.

imhotep 30-09-2008 18:15

Sevgili müritkefer,

Açayım...

Ayetlerin bir kısmında Arapça karşılığı olmamasına rağmen "De ki" ifadeleri parantez içinde yazılır ki Muhammed'in gafları ifşa olmasın.

Mesela Hud Suresi 2. Ayet böyledir;

Alıntı:

"Bu Kitap Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için indirildi. Kuşkusuz, ben size O'ndan gelen bir uyarıcı ve müjdeciyim."
Bu ayette "De ki" ifadesi yoktur ve Muhammed'in açık bir şekilde gaf yaptığı bellidir.

Benzeri bir durum Zariyat Suresi'nin 50. ve 51. Ayetlerinde de vardır;

Alıntı:

50-"O halde hemen Allah'a kaçın; haberiniz olsun ki, ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.
51-Allah'la beraber başka bir tanrı uydurmayın; haberiniz olsun ki ben size ondan gelen açık bir uyarıcıyım.
Keza Fatiha Suresi de bu kapsama girer.

Bunlar sorgulanır, tartışılır amenna. Ama ayet içerisinde "De ki" ifadesi bulunuyorsa bunda bir tezatlık bulunması söz konusu olamaz. Zira Cebrail, Allah adına ayetlerin büyük çoğunluğunu peygamberlere iletir. Zaten görevi de başka bir şey değildir.

Hangi hakla diye sormuşsunuz. Açıkçası bana ilginç bir soru olarak geldi. Cebrail'in işi bu.

Saygılar

müritkefer 30-09-2008 19:09

Hayır sevgili imhotep, nasıl ki Allah'ın işi deyip geçmiyoruz Cebrail'i de geçmeyeceğiz.
Cebrail'i arayıp bulacak ve ona kimden emir aldığını soracağız.

Ve öyle sanırım ki, Said-i Nursi, Fethullah Gülen ve Adnan Oktar gibi zamanın allameleri bizden daha iyi bilirler ?..

------------------------------------------------------------------------------
* Hud ve Zariyat, bu sohbetin dışında başka bir sohbet konusu diye düşünüyorum.

sinner 30-09-2008 19:17

Evet, bende içinde "de ki" olmayan, doğrudan peygambere ait olan sözler içeren ayetler okudum. Bunları özellikle çeşitli meallerde karşılaştırdım. Genelde durum parantez ile telafi edilmeye çalışılıyor. Bir örnek de benden :
12- Doğru yolu göstermek muhakkak bize aittir.
13- Kuşkusuz ahiret de dünya da bizimdir.
14- Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım.
15- Ona ancak en azgın olan girer. Leyl Suresi (Elmalı mealinden)
Leyl suresi iniş sırasına göre 9. sıradadır. Yani ilk inen ayetlerdendir. De ki ifadesi ise iniş sırasına göre 17. sureye kadar Kuran'da yer almamıştır.

imhotep 30-09-2008 19:36

Alıntı:

müritkefer´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 131602)
Hayır sevgili imhotep, nasıl ki Allah'ın işi deyip geçmiyoruz Cebrail'i de geçmeyeceğiz.
Cebrail'i arayıp bulacak ve ona kimden emir aldığını soracağız.

Ve öyle sanırım ki, Said-i Nursi, Fethullah Gülen ve Adnan Oktar gibi zamanın allameleri bizden daha iyi bilirler ?..

------------------------------------------------------------------------------
* Hud ve Zariyat, bu sohbetin dışında başka bir sohbet konusu diye düşünüyorum.

Neye varmaya çalıştığınızı inanın ki anlamadım. Siz biraz aradığınızı açar mısınız? Ve nedir bu tirumvuradan istediğiniz? Cebrail konusundaki fikirleri neden bu kadar önemli?

Saygılar

pante 30-09-2008 19:50

İslam'a göre Kur'an'da hitap eden Allah'tır.
Tüm müslümanlar da bunu böyle bilir.
Vakıa 78'de aslının Levhi Mahfuz'da saklı olduğu yazılıdır.

Son yıllarda "Kur'an'daki Çelişkiler" tartışmalarının etkisiyle bu hitap edenin kimliği de sorgulanmaya başladı.

Örneğin aşağıdaki ayeti "Allah sözüdür" diye nereye kadar iddia edebilirler:

Zuhruf-11. O, gökten bir ölçüye göre yağmur indirendir. Biz onunla ölü araziyi canlandırdık. İşte siz de, böyle diriltileceksiniz.

Şimdi ayette konuşan kimdir? (kalın yazılmış kelimelere dikkat)
"O" mudur? "Biz" mi?
Hitapeden "Biz" dir.
Peki "O" kimdir? "Biz" kimdir?

Ayette "O" diye geçen Allah'tır.
"Biz" diye geçen ise melekler.

Bu durumda ayette hitap eden Allah olamaz. Melekler ya da melekler adına konuşan bir melek yani Cebrail olabilir.

İşte bu sorgulamalar neticesinde Süleyman Ateş çıktı ve;
" Kur'an, Allah'ın vahyi meleğin sözüdür" demek zorunda kaldı.

Aforoz edilmezse iyidir. :)

müritkefer 30-09-2008 19:53

Sevgili imhotep, maksadım çok açık.
Haz. Muhammet'i miraçta Allah'a götüren de, vahiy getiren de Cebrail değil midir?
Götürmese bile, bulursak Allah'ı sorarız da belki hiç olmazsa yol tarif eder..!

Sevgili Yusuf33 tekrar ediyorum, sizden dileğim çok açık!
Kişisel düşüncelerinizi değil,
Said-i Nursi, Fethullah Gülen ve Adnan Oktar.
Bu üç ismin, Cebrail hakkındaki bilgilerini veya düşüncelerini arıyorum.

müritkefer 30-09-2008 20:24

Haklısın sevgili Pante,
Ben de bu yüzden yardım istiyorum ve yardım edilirse bu "ben ve biz" işi kolaylaşacak.

Bu üç isim çok önemli,
Said-i Nursi, Fethullah Gülen ve Adnan Oktar.
Çünkü bu üç ismin toplamı, Türk toplumunun % 50' sini temsil ediyor.

müritkefer 30-09-2008 20:52

Değerli arkadaşlar,
Söz ettiğim her üç ismin de halen yayında olan onlarca sitesi var.
Bulsaydım size zahmet verir miydim?

Sonsuza kadar tekrar edip yardım isteyeceğim,
"Bu üç ismin, Cebrail hakkındaki bilgilerini veya düşüncelerini arıyorum."

sinner 30-09-2008 21:00

*Bu üçünün bu konuda İslamın genel kabulleri dışında özel bir görüşü olduğunu sanmıyorum. Daha önce bunların kitaplarını da okumuştum.
*Benim altını çizmek istediğim Cebrailin değil de peygamberin açıkça konuştuğu ayetler.
*Bir de Kuran da müşriklerin peygambere inanmama gerekçeleri de yer alıyor. O zamanda peygamberin iki amcası ona inanmamıştır mesala neye dayanarak inanmamışlar bunları merak ediyorum.

müritkefer 30-09-2008 21:24

Sağol yusuf33,
Boşuna dememişler; "bilmiyorum" ilmin yarısıdır" diye.

pante 30-09-2008 21:57

Süleyman Ateş'in " Kur'an, Allah'ın vahyi meleğin sözüdür" demesi hitap çelişkilerini gidermiyor elbette.
Çünkü daha önce de birçok kez belirtmiştim, Kur'an'da Allah'a ait hitaplar da vardır, Cebrail'e ait hitaplar da. Ayrıca gaf mıdır yoksa bilinçli mi yazılmıştır ama, Muhammed'e ait sözler de vardır. Ancak Muhammed'e ait sözlerin Cebrail'e ait olduğu da iddia edilebilir.

Aşağıdaki ayetler Cebrail'e ait olamaz:

"O ancak kendisine vahyolunanı söyler. • Onu muazzam kuvvetlere, üstün bir akıl ve dirâyete sahip Cebrâil öğretti ki, • kendisine gerçek sûretiyle görünmüştür. • O, ufkun en yukarısında idi. • Sonra indi ve yaklaştı. • Nihayet kendisine iki yay kadar, hattâ daha da yakın oldu. • Sonra da vahyolunacak şeyi kuluna vahyetti. • Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı. • Şimdi onun gördüğü hakkında onunla mücâdele mi edeceksiniz? • And olsun ki onu bir kere daha hakiki sûretinde gördü. • Sidre-i Müntehâda gördü. • Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. • O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. • Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. • And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü. (Necm Sûresi: 4-18.)

Yine "Korkun benden" diyen ayetler Cebrail'e ait olamaz. Örneğin Bakara-197.

Sevgili müritkefer;
Said Nursi'nin, Fethullah Gülen'in ve Adnan Oktar'ın Cebrail ile ilgili düşünce ve yorumlarında bir fark yoktur. Aynı açıdan bakarlar.
Şöyle ki;
"Kur'an Allah kelamıdır. Cebrail, Allah'ın kelamını peygambere iletendir."

Said Nursi'nin Cebrail ile ilgili yazılarını aşağıdaki linkten araştırabilirsin:

http://www.risaleara.com/ara.asp?a=c...=2&b=2&k=0&p=4

derivasyon 01-10-2008 05:09

mrb arkadaslar,
öncelikle, arapca bilmeden yada bildigini iddia eden, islam karsıtı birisinin cevirisi ile bir yere varilmaz.
ilk baslarda hayrete düstügüm ayetleri arastirdim ve kim ceviriveriyorsa size, kasıtlı bozuk veya yanlış cevrildigini gordum.
ve bu kasıtlı cevirmeleri inandirmak için cesitli edebiyat yollarına da basvurmuslar.
bu sitedeki islama karsı aşırı kutuplaşma objektifligini yitirmiş oldugunu gosteriyor.
turkce ve arapca farklı diller bu gayet açık.
en basitten turkce deki "başin sag olsun" u arapcaya birebir cevirirsen farklı anlamlar cıkar.bunu birisinin "mecaz" anlam icerdigini anlatması gerekli.
herkesin aklı var.buradaki ayet numaraları alıp internet uzerinden arastırmak cok kolay.herkese tavsiye ederim.
eger kurana savas acıyorsanız kelime oyunları ile ancak kendinizi kandirirsiniz.gercegi degistiremezsiniz.
ve kuran bilindigi yada yeni ögrenilecegi uzere birkac farklı yolla muhammede bildirilmiş.melek vasıtası ile kalb yolu ile ve allah ile diyalog her nasıl derseniz. bu da
"de ki"yi acıklıyor.
daha ayrıntılı ogrenmek isteyen tefsir kitaplarından hangi olay uzerine ve hangi yolla geldigini gorerek ogrenebilir.
hastalıklı dusuncelerden vazgecelim,
inanca saygı gerekir ister ateist, ister musluman,
sonucta herkes dogruyu bulmaua calısıyor bu da karsındakini kandirarak olmaz.

mesajımı silinmez ise, bir objektiflik numunesi, tahammul oldugunu gorecegim.

müritkefer 01-10-2008 07:46

Sohbete hoşgeldin derivasyon,
Anlaşılıyor ki sen de benim gibi yenilerdensin.
Ama tavsiye ederim buradaki allahsız görünen adamlara dikkat et, zira her biri değil sana ve hocalarına, Gazali'ye bile beş basacak kadar akıllı ve imanlı.
Dahası, belki de bu adamlar Hz.Cebrail'in ta kendisi!

Bilmeden konuşmaya devam edersen, benim gibi kuyruğunu bacaklarının arasına verir, mahcup bir halde yeni baştan okumaya başlatırlar haberin olsun.
İstersen sohbet kızışıncaya kadar sen git de biraz Kureyş suresi oku, iyi gelir.

pante 01-10-2008 10:28

Alıntı:

ilk baslarda hayrete düstügüm ayetleri arastirdim ve kim ceviriveriyorsa size, kasıtlı bozuk veya yanlış cevrildigini gordum.
ve bu kasıtlı cevirmeleri inandirmak için cesitli edebiyat yollarına da basvurmuslar.
bu sitedeki islama karsı aşırı kutuplaşma objektifligini yitirmiş oldugunu gosteriyor.
turkce ve arapca farklı diller bu gayet açık.
en basitten turkce deki "başin sag olsun" u arapcaya birebir cevirirsen farklı anlamlar cıkar.bunu birisinin "mecaz" anlam icerdigini anlatması gerekli.
herkesin aklı var.buradaki ayet numaraları alıp internet uzerinden arastırmak cok kolay.herkese tavsiye ederim.
Hoşgeldin derivasyon.
Boş eleştirilere," laf olsun torba dolsun" lara alışkınız.
Başkasının gözündeki çöpten önce kendi gözündeki merteği görmelisin.
Eleştirirken, objektiflikten söz ederken tersi tavır içindesin.
Bu sitede ayetlerin çarpıtıldığını iddia eden, bu iddiasını örneklerle açıklar.
Bu başlık altında ayet verenlerden biri olarak verdiğim ayetlerden hangilerini çarpıttığıma dair örnekler vermeni bekliyorum.
Bakalım bir yalancı ve çamur atıcı mısın yoksa gerçekten haklı mısın?
Kanıtlamak sana kalmış...

qw19 01-10-2008 10:44

Derivasyon insan doğru olana saygı duyar, inancını doğru bulsam saygı duyar ve müslüman olurdum zaten. İnançlarını anlatmana saygı duyarım o kadar, inancına değil.

Arapça bilmeden nasıl müslüman olunuyor bir de onu izah et, demek ki iyi derecede arapça bilmeyenlerin hepsi dinini de bilmiyor.

Yoksa ruhban sınıfına mı ihtiyaç hasıl oldu.

Bir mesele daha, ancak şahısları hedef alan hakaretlerde bulunursan yazıların silinir, yoksa istediğini yaz. Burayı islami site mi zannetdin.

Selamlar.

pante 01-10-2008 10:45

İslam'a göre Kur'an, Allah sözüdür.
Bunun karşısında Süleyman Ateş " Kur'an, Allah'ın vahyi, meleğin sözüdür" demiştir ama aforoz edimeye karşı savunması vardır.

Tekvir-19. Şüphesiz o, şerefli bir elçinin sözüdür.

Buna karşın Cebrail'in sözlerinin Allah'tan vahiy olduğu da yazılıdır.

Necm-4. O, ancak kendisine vahyolunanı söyler.

Dolayısıyla Kur'an ve İslam der ki;
"Ayetler Cebrail'in sözleridir ama o, kendiliğinden söz söyleyemez. Sözleri Allah'tan bir vahiydir ve Levh-i Mahfuz'da saklıdır.

Cebrail konusunda Ahmed Hulusi'nin farklı bir bakışı var:

http://www.allahvesistemi.org/ahmedh...rail/index.htm

O da Cebrail'in "sıkmasına" takılmış..

imhotep 01-10-2008 11:49

Sevgili pante,

Bildiğim kadarıyla Allah, ayetleri iki yolla iletir.

1) Cebrail aracılığıyla (En sık kullanılan yöntemdir)
2) Bizzat kendisi.

Bir de uykusunda malum olan ayetler de var. Ya da namazda secdeye vardığında uzun süre secdede donup kaldığı ve o sırada ayet indiği de söylenir.

Acaba bu son saydıklarım bizzat kendisinin söylediği ayetler midir?

Ya da bu kapsama giren ayetleri "malum olduğu" için kendi ağzından aktarım hakkı doğabilir mi?

Alıntı:

O ancak kendisine vahyolunanı söyler. • Onu muazzam kuvvetlere, üstün bir akıl ve dirâyete sahip Cebrâil öğretti ki, • kendisine gerçek sûretiyle görünmüştür. • O, ufkun en yukarısında idi. • Sonra indi ve yaklaştı. • Nihayet kendisine iki yay kadar, hattâ daha da yakın oldu. • Sonra da vahyolunacak şeyi kuluna vahyetti. • Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı. • Şimdi onun gördüğü hakkında onunla mücâdele mi edeceksiniz? • And olsun ki onu bir kere daha hakiki sûretinde gördü. • Sidre-i Müntehâda gördü. • Ki, onun yanında Me'vâ Cenneti vardır. • O zaman Sidre'yi Allah'ın nuru kaplamıştı. • Göz ne şaştı, ne de başka bir şeye baktı. • And olsun ki Rabbinin âyetlerinden en büyüklerini gördü. (Necm Sûresi: 4-18.)
Buradaki çelişkileri de dile getirmişsin. Her hitabet şekli ayrı ayetlerde olduğu için, mesela birisini Cebrail birisini Allah söylemiş olamaz mı? Yoksa bir sureyi sadece birisi mi bildirebilir baştan sona?

Saygılar

çakırcalı 01-10-2008 17:53

Alıntı:

derivasyon´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 131675)
mrb arkadaslar,
öncelikle, arapca bilmeden yada bildigini iddia eden, islam karsıtı birisinin cevirisi ile bir yere varilmaz.
ilk baslarda hayrete düstügüm ayetleri arastirdim ve kim ceviriveriyorsa size, kasıtlı bozuk veya yanlış cevrildigini gordum.
ve bu kasıtlı cevirmeleri inandirmak için cesitli edebiyat yollarına da basvurmuslar.
bu sitedeki islama karsı aşırı kutuplaşma objektifligini yitirmiş oldugunu gosteriyor.
turkce ve arapca farklı diller bu gayet açık.
en basitten turkce deki "başin sag olsun" u arapcaya birebir cevirirsen farklı anlamlar cıkar.bunu birisinin "mecaz" anlam icerdigini anlatması gerekli.
herkesin aklı var.buradaki ayet numaraları alıp internet uzerinden arastırmak cok kolay.herkese tavsiye ederim.
eger kurana savas acıyorsanız kelime oyunları ile ancak kendinizi kandirirsiniz.gercegi degistiremezsiniz.
ve kuran bilindigi yada yeni ögrenilecegi uzere birkac farklı yolla muhammede bildirilmiş.melek vasıtası ile kalb yolu ile ve allah ile diyalog her nasıl derseniz. bu da
"de ki"yi acıklıyor.
daha ayrıntılı ogrenmek isteyen tefsir kitaplarından hangi olay uzerine ve hangi yolla geldigini gorerek ogrenebilir.
hastalıklı dusuncelerden vazgecelim,
inanca saygı gerekir ister ateist, ister musluman,
sonucta herkes dogruyu bulmaua calısıyor bu da karsındakini kandirarak olmaz.

mesajımı silinmez ise, bir objektiflik numunesi, tahammul oldugunu gorecegim.

Merhaba derivasyon. Öncelikle hoş gelmişsin. Gelir gelmez de siteyi ışığınla aydınlatmış, adeta bir nur gibi doğmuşsun. Sözlerin bunu gösteriyor çünkü. Ancak cehaletimi bağışlarsan, birkaç sorum olacak:

1- "öncelikle, arapca bilmeden yada bildigini iddia eden, islam karsıtı birisinin cevirisi ile bir yere varilmaz." diyorsun. Bu site müdavimleri, sizlerin sandığınız gibi sadece islam karşıtlarının çevirileriyle haşır neşir olmuyorlar; tahmin dahi edemeyeceğiniz kadar geniş başvuru kaynaklarına sahiptirler. Siz, Süleyman Ateş, Bayraktar Bayraklı, Ali Bulaç, Harun Yahya, Y. Nuri Öztürk, Elmalılı Hamdi Yazır, Seyyid Kutup vb. müfessir ve muallimlerin Arapçayı bilmedikleri halde Kur'an çevirisi yaptıklarını ima ediyorsanız, onlardan çok biliyorsunuz demektir ki, şu durumda o engin birikiminizi bizimle de paylaşıp kendi meal ve tefsirinizi ortaya koyarsanız daha bir aydınlanmış oluruz.

2- "turkce ve arapca farklı diller bu gayet açık." diyorsunuz. Tanrının dili var mıdır? Tanrı, meramını tüm uluslara, tüm dimağlara aynı netlikte aktaramıyorsa, bu tanrının mı, onu anlamak ve algılamakta güçlük çeken insanların mı suçudur? Bir başka dile çevrilmesi mümkün olmayan veya çevrildiğinde anlam yitimine uğrayacak olan sözün "ilahi" olması mümkün müdür? Bu konu üzerinde tüm yaşamını harcamış onca profesyonelin dahi çevirip anlamakta zorlandığı bir dili, ben nasıl anlayabilirim ve o dildeki bir sözü anlam yitimine uğratmaksızın kendi dilime nasıl çevirebilirim? Anlamadığım, anlamını dahi bilmediğim bir söze nasıl itibar edip, o söz doğrultusunda yaşamımı idame ettirebilirim? Siz sırf bu sözü söylemekle dahi, Kur'an'ın aslında sadece Araplara ve hatta 1400 yıl öncesinin Kureyş kabilesine indirilmiş olduğunu kabul etmiş olmuyor musunuz?

3- "herkesin aklı var." diyorsunuz ama siz neden bu tür soruları sorarken veya düşünceleri ortaya korken aynı aklı kullanmıyorsunuz, ya da bu durumunuzun uzantısı olarak karşınızdakinin aklına hakaret edip aptal yerine koyuyorsunuz?

4- Sen dua ettiğin bir sırada ve ihlas suresini okurken, yakardığın tanrıya "De ki, o Allah birdir" dediğinin farkında değil misin? Yani yaptığın eylem ve söylediğin söz bütünlüğü içinde "Allahım! De ki Allah birdir" dediğini ve bunun nasıl bir saçmalık oluşturduğunu göremiyor musun. Ben seninle konuşurken sana "derivasyon! De ki ben derivasyonum" desem, benim bir aptal olduğumu düşünmez misin?

müritkefer 01-10-2008 21:02

Cebrail kelimesinin (Cebr) ve (İl-El) kelimelerinden oluştuğu,
(Cebr) kelimesi kuvvet, (El) kelimesi Allah demek olunca da Cebrail'in "Allah'ın kudreti" anlamına geldiği söylenir.

İslam tarihinde bu konuda iki temel yaklaşım görünüyor. Bunlardan biri Farabi ile sembolize edeceğim akıllılık, diğeri Gazali ile sembolize edeceğim ahmaklıktır.
Akıllılar Cebrail kelimesinin, (Toplumsal akıl, büyük akıl, ortak insanlık aklı, vb.) anlamına geldiğini söylerler.
İki gündür bu konuda ahmakların ne düşündüğünü soruyorum, henüz bilen bir ahmak çıkmadı.
Ahmakların bu konuda yaptıkları tek şey; aklı, bilimi ve düşünenleri "felsefe-filozof" sepetine koyup kafir ilan etmektir.
Şöyle diyorlar; Kuran ve hadislerde bunun böyle olduğuna dair bir veri yok!
Öyle mi dersiniz.?
Bu konudaki görüşlerinizi iletmeniz dileğiyle,

pante 01-10-2008 21:08

Sevgili İmhotep;
Kur'an, Muhammed'in eseridir.
Kur'an'ın Allah'tan kendisine Cebrail aracılığıyla vahiy yoluyla indirildiğini ileri sürmüştür. Ayetlerin Allah kelamı olduğunu yazmıştır.
Tevrat ve İncil'in de vahiy olduğu öne sürülür ama o kitapların yazım yöntemi Tanrının hitabı şeklinde değil, yazarlarının geçmişte olanları anlatımı şeklindedir.
Kur'an, Allah'ın insanlara ve Muhammed'e hitabı şeklinde tasarlanmışsa da bu hitaplar ele alındığında, birçok ayetin Allah'a ait olmadığı görülmektedir.

Allah'a ait olmadığı görülen ayetler, Muhammed'in bir gafı mıdır?
Yoksa bilinçli olarak bir kısmını Allah hitabı, bir kısmını melek hitabı, bir kısmını da kendi hitabı olarak mı düzenlediği belirsizdir.
Bu, bilinçli bir düzenleme ise eğer durum daha vahimdir. Çünkü zaten karmaşık ve düzensiz yapıda olan Kur'an, hangi sözün kime ait olduğu belirsiz bir kitaba dönüşecektir.

Şimdi bu açıdan sorduğun sorulara yaklaşırsak;
Muhammed'in rüyada ya da secdede iken geldiğini söylediği ayetlerde de bir belirginlik yoktur. O tür ayetleri de Muhammed'e ait ya da Cebrail'e ait diye tasnif edemeyiz.

Alıntı:

Her hitabet şekli ayrı ayetlerde olduğu için, mesela birisini Cebrail birisini Allah söylemiş olamaz mı? Yoksa bir sureyi sadece birisi mi bildirebilir baştan sona?
Böyle bir düzen de yok. Bir surenin tek başına sadece Allah'a, Muhammed'e ya da Cebrail'e ait olduğunu söylemek olanaksızdır. Örneğin alıntılanan Necm suresi içinde hem melek hem Allah sözü olabilir. Fatiha suresinin ilk ayetleri Cebrail'e ait olabilir ama son ayetlerinin müslümanlar adına Muhammed'e ait olduğu açıktır. ("Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz" kısmı)

Bence bu karışıklığın nedenlerinden biri şudur:
Surelerin bir ayet kalıbı vardır. Ayetin uzunluğu ve kafiyesi.
Bir uzun surenin tamamlanması birkaç yıl sürmüştür. Ama o birkaç yıl içinde belki 10-15 sure yazılmıştır. Herhangi bir konuda ilham geldiğinde Muhammed bunu tekrarlayarak ezberler, kalıp ve konusuna hangi sureye uygunsa o sureye dahil edilmesini isterdi.
O nedenle birçok surede konular birbirine karışmıştır.
Kitabı derleyip toplayan da kendisi olmayınca ve üzerinde son düzenleme yapılamayınca bu karmaşıklık oluşmuştur.

müritkefer 01-10-2008 21:22

Sevgili pante, aynı anda yazmışız. Vaktiniz olursa yukarıdaki tespitleri açıp yönlendirir misiniz..

pante 01-10-2008 22:55

Alıntı:

Sevgili pante, aynı anda yazmışız. Vaktiniz olursa yukarıdaki tespitleri açıp yönlendirir misiniz..
Sevgili Müritkefer;
Tespitleri çoğaltmaya devam edelim, daha sonra detaylandırıp başlık amacı doğrultusunda konuya yönlendirmeye çalışırız.

Bakara-97. De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.”

Bu ayete "Kutsal Kitaplardaki çelişkiler" başlığında daha önce değinmiştik.
Tekrar gözatalım. Bu ayet kime ait olabilir?
Allah-Cebrail-Muhammed üçlüsü arasında ele alırsak;

Ayet Allah'a ait olabilir ama şöyle ki;
Allah Cebrail'e demiştir ki:
(Muhammed'e) De ki: “Her kim Cebrail’e düşman ise, bilsin ki o, Allah’ın izni ile Kur’an’ı; önceki kitapları doğrulayıcı, mü’minler için de bir hidayet rehberi ve müjde verici olarak senin kalbine indirmiştir.

Cebrail ayeti Muhammed'e iletirken Allah'ın kendisine söylediği "De ki" yi gereksiz olarak ilave etmiş ve ayetin cümle yapısı bozulmuştur.

Bu durumda Cebrail, hata yapabilen, dilbilgisi zayıf bir melek midir?
Bu ayet levh-i Mahfuzda yazılıysa ve Cebrail orada yazılı olanı iletiyorsa bu hata Levh-i Mahfuz'da da mı vardır? Yani, hata Cebrail'e değil, Allah'a mı aittir?
(Aslında her hata Muhammed'e aittir ama biz incelerken Allah'tan vahiy olduğu savıyla ele alıyoruz)

Şimdi bu ayetle ilgili diğer bir konuya geçelim:
Bu ayetten Kur'an'ın bir defada tümüyle Muhammed'in kalbine indirildiğini anlayabilir miyiz?
Yani, Cebrail Kur'an'ı Muhammed'in hafızasına nakletmiş, olaylara ve zamana göre sırası geldiğinde ayetler hafızasından açığa mı çıkıyordu?

Yoksa 23 sene boyunca Cebrail, dünya ile Allah katı arasında yüzlerce kez mekik mi dokumuştu? Üstelik de 50.000 yıllık mesafede..

pante 01-10-2008 23:49

Alıntı:

Bu ayetten Kur'an'ın bir defada tümüyle Muhammed'in kalbine indirildiğini anlayabilir miyiz?
Yani, Cebrail Kur'an'ı Muhammed'in hafızasına nakletmiş, olaylara ve zamana göre sırası geldiğinde ayetler hafızasından açığa mı çıkıyordu?

Yoksa 23 sene boyunca Cebrail, dünya ile Allah katı arasında yüzlerce kez mekik mi dokumuştu? Üstelik de 50.000 yıllık mesafede..

İsra-106. Biz Kur’an’ı, insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

Ta'ha-4. (Kur'an) yeri ve yüce gökleri yaratan Allah tarafından peyderpey indirilmiştir.

Kur'an'ın 23 yılda tamamlandığı biliniyor. Nitekim yukarıdaki ayetlerde de Kur'an'ın peyderpey indirildiği yazıyor.

Bu konuda 2 iddia var.
1- Kur'an, toplu olarak peygamberin kalbine indirilmiş, olaylara göre sırası geldiğinde ilgili ayetler peyderpey peygamberin diline verilmiştir.
2- Kur'an, toplu olarak Kadir gecesinde dünya semasına (Beyt'ül İzze'ye) indirilmiş, buradan Cebrail vasıtasıyla peyderpey peygambere vahyedilmiştir.

Kur’an’ın Beytü’l-Izze’ye toptan indirildiğini ve buradan Peygambere peyderpey verildiğini sahabeden Abdullah ibn Abbas söylemiştir. Bu mevkuf hadisi Hâkim en-Neysebûrî (ö. 405/1014), el-Müstedrek adlı hadis kitabında rivayet etmiştir. Hadis şöyledir:

“Kur’an, Kadir gecesinde yakın semaya toptan bir seferde indirildi, bundan sonra yirmi (küsur) senede (peyderpey Hz. Peygamber’e) indirildi.” (Hâkim, Tefsir, 1, No: 2879)

Furkan-32. İnkâr edenler, “Kur’an ona bir defada toptan indirilseydi ya!” dediler. Biz, Kur’an’la senin kalbini pekiştirmek için onu böyle kısım kısım indirdik ve onu ağır ağır okuduk.

Sonuç olarak, Kur'an'ın ayetler halinde ve parça parça 23 senede yazıldığı açıktır. Ayetleri vahyedenin Cebrail olduğu ve her ayet getirmek için Levh-i Mahfuz'a gidip gelme sorununa karşı ise önce toplu olarak yakın semaya indirildiği öne sürülmektedir. Bu durumda Cebrail'in 23 yıl boyunca dünyada kaldığı ve sırası gelen ayeti Muhammed'e ilettiği neticesine varılır.

müritkefer 02-10-2008 00:03

Sağol pante, ben de bunu anlatmaya çabalıyorum.
Sabah güneş doğunca hepimiz uyanacak ve güneşin doğuşu hakkında birbirimize, kim , neden, nasıl, niçin diye sormayacağız.

müritkefer 02-10-2008 11:47

Aslında Cebrail'den hareketle, Pante'nin işaret ettiği çelişkili Allah'ı tartışmaya açmak istiyorum. Ancak bunu yapabilmek için öncelikle Cebrail'i anlamamız gerekiyor ve önemli bulduğum tarihi bir gerçeği tekrarlamak istiyorum;

Cebrail kelimesinin (Cebr) ve (İl-El) kelimelerinden oluştuğu, (Cebr) kelimesi kuvvet, (El) kelimesi Allah demek olunca da Cebrail'in "Allah'ın kudreti" anlamına geldiği söylenir.
İslam tarihinde bu konuda iki temel yaklaşım görünüyor.
Bunlardan biri Farabi ile sembolize edilebilecek "akıllılık",
diğeri Gazali ile sembolize edilebilecek "ahmaklıktır".

Akıllılar Cebrail kelimesinin, (Toplumsal akıl, büyük akıl, ortak insanlık aklı, vb.) anlamına geldiğini söylerler.
Ahmakların bu konuda yaptıkları tek şey ise; aklı, bilimi ve düşünceyi "felsefe-filozof" sepetine koyup kafir ilan etmektir.

Arkadaşlar dikkat edin,
Bin yıl önce birileri, "Cebrail, insanlığın ortak aklıdır" diyorlar da, biz bugün sadece sağırmışız gibi davranıyoruz
Cebrail konusundaki görüşlerinizi iletmeniz dileğiyle,

Sevgili derivasyon,
Bu sohbetlerin sana saygısızlıkla ilgisi yok, aksine bu sohbetler senin gerçekliğine duyulan gerçek bir saygının arayışıdır. Görmüyormusun ki dinsiz diye nitelediğin bu adamlar Kuran'ı senin hocalarından bile daha fazla okuyor ve daha iyi biliyorlar.
"Bir elime ayı, bir elime güneşi," diyen Peygambere tapıyorsun da, onun kendi soyuna karşı duruşunu niçin saygısızlık olarak görmüyorsun?
Ve burada sakın imandan söz edeyim deme, kast ettiğin imanın gerçek bir ahmaklık olduğunu biraz daha ilerde kesin olarak göreceksin.

qw19 02-10-2008 14:20

Derivasyonu bi daha zor görürsün müritkefer. En çabuk kaçanları, en iddialı giriş yapanlarıdır.

Selamlar.

müritkefer 02-10-2008 17:57

Keşke gitmemiş olsa, çok üzülürüm. Eğer bu aralar farkında olmadan sıkça kullandığım bir sözcüğe gücendiyse, öncelikle hemen geri alıp herkesin önünde aleni özür diliyorum, affet.
Ancak maksadım küçümsemek değildi. Sohbetin ilerleyen bölümlerinde söz etmeyi düşündüğüm, evliyalıktan bile daha değerli bir iman tanımına gönderme yapmak istemiştim.
Burada bizim gibi düşünenlerden çok, bizim gibi düşünmeyenlere ihtiyacımız olduğunu biliyorum.

müritkefer 02-10-2008 19:33

Gerek İslam dininde, gerekse Cebrail kavramına sahip diğer dinlerde, Cebrail'in özellikle din adamlarınca karanlığa gömülmek istendiğini düşünüyorum.
Bunun nedeni, halkın cehaletini kendi çıkarına kullanmak isteyen sözde din adamlarının Cebrail'i gizleme çabalarıdır.
Bakmayın süslü sözcüklerle allayıp pullayıp yüceleştirdiklerine, aslında ellerinden gelse Cebrail'i öldürmek ve dipsiz bir kuyuda sonsuza kadar karanlığa gömmek isterler.
Çünkü Cebrail'in akıl olduğu söylenirse bilgi gelir, bilgi gelirse de gerçek görünür ve oyunları bozulur.

Hz.İsa'nın gerçek söylemlerini en büyük destekçisi görünen Pavlus'un katlettiği söylenir, abartarak, mucizeler uydurarak ve gerçeğin dışına iterek. Bu çarpıtma çabalarının ölümünden hemen sonra Hz.Muhammet'e de uygulandığından şüphe yok, çünkü günümüzde hala devam eden örnekleri var ve gözlerimizin önünde sürdürülüyor.

Dindarlık taslamıyorum, bilgiçlik taslamıyorum, Hz.Muhammet'i yermek ya da yüceltmek gibi bir kaygım da yok.
Sadece gerçeği arıyorum ve sorguluyorum. Yoksa Hz.Muhammet de yukarıda izlediğimiz sahtekar vaizlerden biri miydi?
Cebrail konusunda okuduklarım, Hz.Muhammet'in saklamadığını ve yalan söylemediğini anlatıyor.
Birkaçını sizinle paylaşmak isterim.

Vahyin söz konusu olduğu bütün hallerde, Cebrail ya Peygamberin kendi anlayışında veya başka bir insanın kişiliğinde belirmektedir. Görünen her varlık, her olay Cebrail’e kanat olup bilgi getirmekte ise de, Cebrail’in bir kuş, bir balık ya da bir çiçek suretinde geldiğini hiç duymadım. Çünkü düşüncelerini konuşarak aktarabilen tek akıllı varlık insandır ve esasen Cebrail, “Büyük Akıl” demektir.
Son Peygambere vahiy getiren büyük akıl meleği Cebrail’i Peygamberden başka gören var mıydı acaba?
Bazen evet, bazen hayır! Cebrail, Peygamberin kendi anlayışında belirdiği anlarda hiç kimse hiçbir şey görmedi. Göremezdi, çünkü gözün görebileceği bir şey yoktu.
Cebrail Peygamberin kendi anlayışında belirdiği anlarda hiç kimse hiçbir şey göremiyordu ama, insan suretinde geldiği zaman orada bulunan bazıları onu görebiliyorlardı. Görünen Cebrail her nedense de özellikle Peygamberin arkadaşlarından Dihye bin Halife’ye çok benziyor ve genellikle onun suretinde geliyordu. Peygamberin yanındaki pek çok kişinin, Cebrail’i bu surette gördüğü söyleniyor.

Cebrail’i Dihye suretinde iken görenlerden biri Peygamberin eşlerinden Ümmi Seleme’dir.
“ - Bir gün Peygamber, eşlerinden Ümmi Seleme’nin yanında iken Cebrail Dihye suretinde gelmişti. Peygamberle konuşmağa başladılar. Sonra kalkıp gitti. Peygamber Ümmi Seleme’ye, O kimdi biliyor musun? dedi. Ümmi Seleme, Dihyedir diye cevap verdi. Ümmi Seleme derdi ki; Yemin ederim, Peygamber Cebrail’den aldığı vahyi mescitte ashabına bildirinceye kadar ben Cebrail’i şüphesiz Dihye sandım.”
Tarihi kayıtlarda pek çok kişinin Cebrail’i Dihye suretinde gördüğü bildirildiği halde, Cebrail Dihye suretinde iken gerçek Dihye’nin nerede olduğunu ve ne yaptığını merak edip sorana hiç rastlamadım. Acaba Ümmi Seleme sonradan sormuş mudur Dihye’ye, o saatte nerede olduğunu ve ne yaptığını?
Hayır, sormamıştır. Çünkü O Peygamberden Cebrail’i öğrenmiş ve bize öğretmeye çalışmaktadır.
Ümmi Seleme’nin sözlerinden benim çıkardığım gerçek şudur; Ümmi Seleme’nin de görüp işitebildiği gerçek bir insan, Peygambere gelip bir süre görüşmüştür ve bu insan gerçekten Dihye’dir. Çünkü, Ümmi Seleme bu konuda yemin edebilecek kadar emindir.
Ta ki, ne zamana kadar! Ta ki son Peygamber mescitte konuşup da, bu görüşmede Cebrail’den aldığı vahyi bildirinceye kadar. O yıllarda hanımlar günlük namazlarını mescitte kılabilirlerdi ve Ümmi Seleme de cemaatin arka sıralarında Peygamberi dinlemekteydi. Dinlerken, birdenbire Dihye’yi ve Peygamberle olan konuşmalarını hatırladı. Peygamber, Dihye ile konuştuğu konuda ve onun sözlerine yakın ifadelerle, yeni indirilen bir ayeti okumaktaydı. Peygamber iyi bir öğretmendi ve Cebrail’i görebilmeyi artık O da öğrenmişti.
Ya Dihye? Herkesin bildiği gibi, Dihye de Cebrail’in sık sık kendi suretinde geldiğini bilirdi. Ne var ki her defasında olduğu gibi, Peygamberle görüşürken Cebrail’in kendi suretinde olduğunu ve kendi diliyle vahiy vermekte olduğunu yine hissetmedi. Her zamanki gibi, Dihye’nin kelimeleri Peygamberin anlayışını harekete geçirmişti ve Dihye dönerken Cebrail’in Peygambere neler anlattığını bilmiyordu.


niveru 02-10-2008 20:50

bence oldukca zorlama bir cikarim olmus ,, bir yandan ise , kurandaki bircok hatta butun hukuksal normlar ve toplum hayatini duzenleyen ayetler hep bir olayin ardindan gelmis , yani bir nevi o olay sonrasi ictihat yaratmak uzere duzenlenmis , bu acidan bakarsan evet cebrail akil yurutme ve akildir .
Ama islam seriatinin kendi cagina nazaran ,buyuk bir sicrama yapmamasi ,cok radikal degisiklikler getirmemesi , ceza ve asri kanunlarinin muhammedin icinde bulundugu toplumsal ongorunun az cok iyilestirilmesi olarak kalmasina bakarsak , bu aklin sinirsiz guc sahibi , kutsal bir varliga degil ancak zeki , fakat caginin cok da ilerisinde olmayan bir kisinin ,ya da kisilerin akli oldugunu goruruz ..
Cebraili melek degil akil olarak kabul etsek bile , o akil yine insanidir!

müritkefer 02-10-2008 20:54

On dört yaşlarındayken Cebrail’i göremeyen Haz. Ayşe’nin, biraz daha büyüdüğü sonraki yıllarda gördüğünü biliyor muydunuz? Anlattıkları Ümmi Seleme’nin anlattıklarını doğrulamakta ve açıklamaktadır.
Bugün içimizi acıtan ve yalan olmasını dilediğimiz Kurayza katliamından birkaç gün öncesinde, Cebrail’i nasıl gördüğünü şöyle anlatıyor,

“ - Peygamber, Hendek savaşından sonra eve dönüp soyundu ve yıkanırken Cebrail geldi. Baştan ayağa toz içindeydi. Peygambere ; - Ey Allah’ın Resulü, silahınızı bıraktınız mı? Vallahi ben bırakmadım, dedi. Peygamber, - Şu halde sefer nereye? diye sordu. O da, - Şuraya! diyerek, Kurayza oğullarının yurduna doğru işaret etti. Bunun üzerine Peygamber hemen oraya hareket etti.”
Haz. Ayşe’nin baştan ayağa toz içinde gördüğü bu Cebrail yine Dihye miydi acaba?
Cabir Bin Abdullah anlatıyor ;
“ Hendek savaşında, Kureyş ile birlikte bütün Arap kabileleri İslam aleyhine harekete geçmiş ve Kurayza oğulları da anlaşmayı tek taraflı bozmuşlardı. Durumun çok tehlikeli bir hal alması üzerine Peygamber ; - Kurayza oğullarından kim haber getirir ? diye sordu. Zübeyr ; - Ben! dedi. Peygamber bir daha ; - Kim bana Kurayza oğullarından haber getirir? diye sordu. Zübeyr yine, - Ben! diyerek cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber ; -Her Peygamberin, ashabı içinde gözdeleri vardır. Benim gözdem de Zübeyr’dir, dedi.”
Zübeyr’in oğlu Abdullah o sıralarda çocuktur. O gün gördüğü şeylerin önemini yıllar sonra anlamış ve bize bir şeyler anlatmak istemektedir,
“Hendek savaşı sırasında ben henüz çocuktum. Ebu Seleme’nin oğlu Ömer ile beraber, Peygamberin eşlerinin yanında kalıyorduk. Bir de baktım ki babam Zübeyr, atının üzerinde Kurayza oğullarına gidiyor. İki üç defa gidip geldi. Eve döndüğümüzde babama,
- Baba ben seni Kurayza oğullarına gidip gelirken gördüm, dedim. Babam, - Sahiden gördün mü yavrum? dedi. Ben de, - Evet, dedim. Bunun üzerine babam dedi ki, - Peygamber, Kurayza oğullarından kim haber getirir? diye sormuştu. Ben kabul edip gittim. Döndüğümde Peygamber bana, -Zübeyr! Anam babam sana feda olsun , diyerek iltifat ve dua etti.”
Anlaşılan odur ki, Cebrail’in bu seferki sureti üstü başı toz toprak içinde çölden dönen Zübeyr bin el Avvam’dır. Getirdiği bilgilerle, haberin doğruluğunu ve önlem almak için beklememek gerektiğini bildirmektedir. Daha önceleri Cebrail’i göremeyen Haz. Ayşe ise, artık onu görmeyi ve onu işitmeyi öğrenmiş gibidir.


Peygamberin Cebrail hakkındaki öğretisinin eşleriyle sınırlı kalmadığı, yeterli anlayışa sahip gördüğü tüm insanları Hendek savaşından ve Uhud savaşından daha önceleri de Cebrail anlayışına yakınlaştırmak için çalıştığı anlaşılıyor.
“ Peygamber Bedir savaşı öncesinde ; - Ey Ebu Bekir! İşte şu Cebrail’dir. Silahlarını kuşanmış, atının başını tutmuş ve savaşa hazır bir halde! buyurdu.”
Peygamberin o gün Haz. Ebu Bekir’e gösterdiği Cebrail, yine bir hayal değildi elbette. Cebrail’in o gün hangi surette olduğunu, bize yine tarih bildiriyor.

“ Bedir Medine’den beş yüz kilometre kadar uzakta, su kuyuları ve meyve bahçeleriyle bilinen eski bir panayır yeridir. Peygamber üç yüz on gönüllünün katıldığı bu sefere Şam’dan dönmekte olan Kureyş Kervanını engellemek üzere çıkmıştı. Ancak, kervanı yöneten Ebu Süfyan bu harekatı haber aldı ve güzergah değiştirerek yardım istemek üzere Mekke’ye haberci çıkardı. Mekkeli zenginlerden hemen hepsinin kervanda ya malı ya da hissesi vardı. Şehir heyecanla çalkalandı ve hemen Ebu Cehil komutasında bin kişilik bir kuvvet hazırlandı. Bu ordunun yüzü atlı, yüzü deve süvarisi ve kalanı piyade idi. Üç yüz on kişilik Müslüman kuvvette ise yetmiş deve vardı ve ikişer üçer nöbetleşe biniyorlardı. İki de atlı vardı. Zübeyr bin el Avvam ve Mikdat bin Esved.”

“ İki de atlı vardı! Zübeyr bin el Avvam ve Mikdat bin Esved.”

Peygamberi Bedir yolunda Ebu Bekir’e Cebrail’in atından söz ederken bırakmıştık ve Bedir yolunda sadece iki atlı var! Zübeyr ve Mikdat.
Cebrail bu defa hangisinin suretinde? Başka bir hadis anlatıyor,


“ Peygamber Bedir’e doğru yola çıkıp Zefiran vadisine indiğinde, oldukça büyük bir kuvvetin kervanı korumak üzere Mekke’den hareket ettiğini haber aldı Hiç hesapta olmayan bu durum üzerine Müslümanların işi zora girdi. Üç yüz on kişilik toplama bir kuvvetle, bin kişilik ve tam teçhizatlı bir kuvvete karşı durmak ne kadar güç ise, korkarak Medine’ye geri dönmek de bir o kadar utandırıcı idi. Bu durum üzerine Peygamber ; - Kureyş Mekke’den çıkmış geliyor. Sizce, kervanı takip etmek mi, yoksa Kureyşe karşı çıkmak mı uygundur, ne dersiniz? diye sordu. Bulunanlardan çoğu kervanı takip etmek yolunda görüş bildirince Peygamber üzüldü. Bu durumu görünce önce Ebu Bekir, sonra da Ömer ayağa kalkarak Kureyşten korkmamak gerektiğini anlatan sözler söylediler. Sonra da Mikdat bin Esved söz alarak ateşli bir konuşma yaptı.”
Bu ateşli konuşma herhalde çok önemli olmalıdır ki, orada bulunanlardan Abdullah bin Mesut bile gıpta ile söz etmektedir.
“ Ben Mikdat bin Esved’in bir konuşmasını duydum ki, keşke onları ben söylemiş olsaydım. Mikdat Peygamberin huzuruna geldi ve, Ey Allah’ın Peygamberi! Biz Müslümanlar, İsrail Oğullarının Musa’ya dediği gibi, Haydi Rabb’in ve sen gidip düşmana karşı çarpışın demeyiz. Düşmanla senin dört bir yanında döne döne çarpışırız, dedi. Mikdat’ın bu ateşli konuşması üzerine Peygamberin sevindiğini ve yüzünün parladığını gördüm.”
Öyle görünüyor ki, Peygamberin o gün Ebu Bekir'e gösterdiği Cebrail de Mikdat bin Esved'den başkası değildi.

pante 02-10-2008 21:23

Sevgili Mürit Kefer;
Bu başlığın Cebrail'i de sensin. :)
Cebrail konusuna girdin, bölmek istemem ama Meryem ile Cebrail'e değinmeden geçemeyeceğim.

"HZ.MERYEM VE ÎSA'YA DAİR RİSÂLE" den:

Cebrail, ırmakta yıkanmak üzere çırılçıplak olan Meryem'e güzel bir delikanlı sûretinde göründüğü vakit; önceden gerçekleşen meleklerin müjdesini ve Hakk’ın hitabını hatırına getiremeyip çekindi, sıkıldı. Çünkü beşerlik mertebesi o dakîkada bunları hatırına getirmeye perde oldu. Çünkü Meryem madde beden sâhibi bir delikanlının kendisine tecâvüz kasdıyla geldiğini düşündü. Ve gizli bir yerde çıplak) olan bir genç kadının, o hâlini gören bir delikanlının korkmadan, çekinmeden o kadına yönelmesi tabiat aleminde maksatlarına uygun yerdir.

Bundan dolayı namuslu bir veli olan Meryem, şeriatın bildirdiği nikah olmaksızın gerçekleşecek birleşmenin akla ve şeriate göre câiz olmayan hususlardan olduğunu bildiği cihetle, Allah Teâlâ'nın kendisini bu delikanlının elinden kurtarması için iç ve dış kuvvelerini toplayarak Allah Teâlâ'ya sığındı ve "Ben sen*den Rahmân'a sığınırım" dedi. Zina korkusu hasebiyle Meryem'de hâsıl olan sıkıntının giderilmesi için Cebrail ona: "Ben ancak Rabb'inin resûlüyüm; sana tabiatın kirliliklerinden arınmış ve temiz bir erkek evlâd vermek için geldim" deyince, sıkıntısı gitmiş, yüreği ferahlamıştı. Ve önceden kendisine müjdelenen İsa Mesih'in gerçekleşmesi ânı geldiğini anladı ve insan sûretinde görünen şahsın melek olduğunu bildi.

Devamı için:

http://www.sufizmveinsan.com/aksam/fususs224.html


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:28 .