Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Tarih (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=29)
-   -   Osmanli Köle Ticareti (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=8477)

sargon 14-12-2008 19:47

Osmanli Köle Ticareti
 
Köleler icin kullanilan terimler

Esir –esire
Köle – cariye (cogulu cevari)
Rakik
Abid (erkek köle)
Ima (disi köle)
Memluk – memluke
Gulam (erkek köle, bazen hadim)
Halayik

Islamiyet köleligi yasaklamamis, daha ilimli bir bicime getirmeye calismisti. Bir kölenin müslüman olmasi köleligini ortadan kaldirmiyordu. Hiristiyan Avrupa’nin tersine islam topraklarindaki kölelerin büyük cogunlugu müslümandi. Hiristiyanlarin köle yapilmasi kilise tarafindan yasaklanmis ve buna karsi bütün ortacag boyunca sert önlemler alinmistir.Osmanli'da köle ticareti atlantik ötesine yapilan ve büyük plantasyonlarda kullanmak üzere yapilan köle ticareti ile karislastirilamaz boyutlardadir. Tarimda calistirmak icin köle alimi cok nadir, özellikle 1860'daki Cerkes göcü ile iliskili olarak yasanmistir. Genellikle ev islerinde, cariye olarak ve ozel hizmetlerde kullanilmak üzere köle satin alinirdi.


Islam dünyasinda kölelik bicimleri:

Askeri kölelik: Memluklar ve yeniceriler örnekleri
Hizmet köleligi
Cariyelik
Ev disi islerde kölelik
Tarim köleligi: Bu tür, islam cografyasinda azdir. Genellikle kücük tarimsal isletmelerde görülür.


Kölelerin temini

Savasta Tutsak Yoluyla Edinim: Orta Afrika ve Etiyopya’daki yerel savaslarda tutsak alinanlarin pazarlardan buralardaki pazarlardan toplanmasi

Akinlar ve kacirma yoluyla Edinim: 1850lerin sonunda Trablus’tan guneye Kavar ve Ai’ye düzenlenen saldirilar bu türdendir. Akincilar Osmanli tebaasindan olan Suriyeli, Misirli ve Kuzey Sudanli tüccarlar tarafindan yönetilmekteydi.

Satin Alma Yoluyla Edinim: Imparatorlukta yasanan zor dönemlerde insanlarin gönüllü olarak kendilerini yada cocuklarini satmasi sonucunda olan edinim. Yasam kosullarini iyilestirmek umuduyla yapilan bu kölelestirme Cerkesler arasinda yaygindi.





Baslica Osmanli Köle Ticaret Yollari

1. Kuzey Afrika Ticareti

Kölelerin toplandigi Bölge: Cad gölünü cevreleyen bölgeler, baslica Vaday, Bornu ve Bagirmi.
Köleler: Siyah
Güzergah: Once Trablusgarp ve Bingazi’ye, ordan da deniz yolu ile Malta, Girit, Rodos üzerinden Istanbul, Izmir ve Selanik gibi kentlere

2. Kizildeniz Ticareti:

Kölelerin toplandigi Bölge: Kordofan, Dafur, Sudan’daki Mavi ve Beyaz Nil havzalari, Etiyopyadaki Galla, Sidama ve Gurage beylikleri
Köleler: Siyahlar(baslica Numabyalilar) ve Habesler
Güzergah: Kizildenizden capraz gecip Arabistan’daki Cidde, Mekke, Medine ve Sam uzerinden Hac yolunu izleyerek kuzeye

3. Basra-Körfezi –Irak ticareti

Kölelerin toplandigi Bölge: Zanzibar ve Etiyopya
Koleler: Siyah ve Habes
Güzergah: Zanzibar, Maskat, Körfez limanlari üzerinden Basra, Bagdat, Diyarbakir’dan Anadoluya.

4. Gürcistan-Cerkezistan ticareti

Kölelerin toplandigi Bölge: Güricstan ve Cerkezistan
Köleler: Beyaz
Güzergah: Karadeniz’den deniz yolu ile, Sohum Kale’den gemi ile Trabzon, Samsun gibi illerde mola vererk Istanbul ve Izmir’e.




Ulasim Araclari

Kervanlar

Vaday, Bornu ve Bagirmi bölgesinden toplananlarin önce Sahra’yi gecmesi gerektigi icin bu yol cok zordu ve uzun yürüyüs saatleri boyunca kölelerin zincirlenmesi, kervana ayak uyduramayanlarin cezalandirilmasindan bahseden raporlar olsa da, köle tacirleri kölelerin ölmesini istemiyorlardi. Trablus’a ulasmak üc ayi buluyordu. Herseye karsin kölelerin yüzde 7’si ile yüzde 40’i yolda ölüyorlardi. Gat, Murzuk ve Fizan Cad civarindan toplanan kölelerin Trablus ve Bingazi’ye gelmeden önceki ugrak merkezleriydi.

Yolculugun zorlugundan dolayi büyük kervanlar halinde gidiliyordu. Bine yakin köle getiren kervanlarin bile oldugu kaydedilmistir.Her erkek köleye yol boyunca 9 kiloluk yük tasitiliyordu.

Yelkenli Gemiler

Kervanlarin sahillere tasidigi köleler bu limanlardan gemilerle büyük Osmanli sehirlerine geliyordu. Buharli gemilerin cikmasina kadar yelkenli gemiler kullanilmistir. Akdeniz, Hint Okyanusu ve Kizildenizde kullanilan bu gemiler Atlantik’i gecmek icin kullanilanlara göre daha kücüktü. 1840’da körfez ticareti hakkinda bir arastirma yürüten bir Ingiliz subayi Basra körfezinde 100 kadar yelkenli geminin köle ticareti ile ugrastigini, her birinin 50 ile 100 arasi köle tasidigini belirtiyor.

1857’de köle ticareti yasaklanan kadar bu gemiler rahatca kullanilirken, yasaktan sonra tacirler belli zorlanmalar yasadilar. Bu dönemde getirilen köleler Canakkale Bogazi’nin disina veya Marmara kiyilarina cikarilir, ordan kücük gruplar haline esirciler arasinda dagitilarak Istanbul’a dogru yürütürlerdi.

Yelkenlilerin en cok kullanildigi ticaret ise Gürcistan üzerinden olan idi. 30 kisi ile 220 kisi arasindaki kücük ve orta ölcekli teknelerle tasima yapiliyordu.

Bu yolculuklarda hastalik en önemli sorundu. Bu yüzden getirilen köle 15 gün icinde hastalanip ölürse esirciden alinan gümrük vergisi geri iade ediliyordu.

Buharli Gemiler

Buharli gemiler esir tacirlerinin alamayacagi kadar pahali idi. Hükümetin denetimindeki Osmanli Mahsuse, Hidiv’in sirketi Aziziye ve Avusturya sirketi Lloyd bu tür gemilere sahipti. 1857’deki yasaktan sonra bu gemilerde yolculuk yapabilmek icin kölelerin aileden kisiler yada evlatliklar olarak gösterilmesi gerekiyordu. Aile mahremiyetinden ve carsaf ve pece’yi acmak mümkün olmadigi icin görevlilerin yapacagi fazla birsey de kalmiyordu. Yasak’tan sonra 1872’de bir gemide yeni ithal edilmis köleler bulunmustu. Bunlarin 12’si Habes, ikisi siyah idi. 12’si kizdi ve geminin katibi 3 kizin, geminin kahvecisi 3 kizin, ikinci süvarisi 1 kizin, devlet memuru bir doktor 1 kizin, bir baska memur 2 kizin, Iranli bir yolcu 2 kizin, Ciddeli bir kavas da 2 erkek cocugun sahibiydiler.


Hacilar ve Devlet Memurlari

Hacdan dönüs yapan hacilar da beraberlerinde köle getiriyorlardi. Bu ticaret kücük ölcekli idi. Hac mevsiminin doruga ulastigi zamanlarda bütün gemiler dolu oluyor, yolcu listeleri tutulamiyor, biletler yolcuyu görmeksizin kesiliyordu. Ayni sekilde Afrika ve Arabistan’da görev yapan memurlar da tatilleri icin Istanbul’a gelirken bir iki köle getiriyor, bunlari esir satarak tatil masraflarini karsiliyordu.

Ozel Not: Benim babamin köyünde Araplar denilen ve bize akraba olan insanlar vardir. Dedemin dedesi hacdan dönerken yaninda bir siyah oglan cocugu getirmis. Burda evlenip coluk cocuk yapmis ve o aileye Araplar denir. Zira 1857’deki köle ticareti yasagi Hicaz’i kapsamamistir.



Köle Pazarlari

Kuzey Afrika’da kölelerin toplandigi antrepolar vardi. Murzuk,Gat, Gadames, Calo gibi Sahra kasabalari (bunlarin hepsi bugünkü Libya’dadir) Cerkez-Gürci ticaretinin yapisindan dolayi o bölgede antrepo yoktu. En büyük köle pazarina sahip olan Istanbul disinda en faal köle satisi yapilan kentler Cidde, Mekke, Medine, Hudeyde, Basra, Trablusgarp, Bingazi ve Izmir’di.

Istanbul’daki köle pazari Kapalicarsi’nin Nuruosmaniye kapisinin kuzeyinde tavuk pazari yakinindaydi. Charles White’in pazari nasil tarif ettigine bakalim:

„Pazara, satis yapilmayan Cuma günleri disinda, sabah sekizden ögleye kadar süren alisveris saatlerinde acik tutulan büyük ahsap bir kapidan girilir. Icerisi düzgün olmayan bir dörtgendir. Avlunun ortasinda, üst katinda esirci odalarinin. Alt katinda acemi(yeni devsirilmis köle) hücrelerinin bulundugu ayri bir bina vardir. Bu yapiya bitisik bir kahvehane ve ona yakin yari yikik bir cami vardir. Avlunun yasanabilen üc yaninda. Tahta direklerle desteklenen ve köselerdeki merdivenlerle cikilan bir eyvan vardir. Eyvanin altinda birbirlerinden alcak parmaklik ve peykelerle ayrilan platformalr bulunur. Is saatlerinde, bunlarin üzerinde oturup nargile icen ve fiyatlari tartisan esirci ve müsteriler görülür.

Bu platformlarin arkasinda her biri kafesle ikiye bölünmüs bir sira kücük oda vardir... Ön kisma genellikle zenci, arka kisma da beyaz köleler yerlestirilmistir. Bu odalar tamamiyle kadin kölelere ayrilmistir. Kuzey ve bati yönlerindeki odalar ikinci el zenci ve beyaz kölelere ayrilmistir ki, bunlar daha önce satin alinmis ve egitilmis kölelerdir, belki de ikinci veya ücüncü kez satilmaya gönderilmislerdir. Bazilarinin bircok kez satildigi bilinmektedir…

Platformlari odalardan ayiran dar gecidin duvara bakan yanindaki tahta peykelerde siyah kadinlar satisa sunulur. Bu gecit haberlesmeyi ve acik artirmayla köle satarak komisyon alan tellalin yürümesini saglar. Bu durumda kölelerce izlenen tellallar gecitte yürür ve önerilen fiyati ilan ederler. Platformlarin üzerine oturmus alicilar, cariye satilincaya veya geri cekilinceye kadar canlarinin istedigi gibi, gözden gecirir, soru sorar ve fiyat yükseltirler…

Yukarida bahsedilen galerilerin altinda bir dizi hücre, daha dogrusu, hastalik dolu, pis ve karablik, tonozlu odalar vardir. Bunlarin sag kolda olanlari ikinci el erkek köleler icindir. Bu deliklerin en kötü ve en uzakta olanlari ise, kötü davranislarindan dolayi kahyanin zincire vurduklarina ayrilmistir…“

Kaynak: Osmanli Köle Ticareti, Ehud R. Toledano
http://www.tarihvakfi.org.tr/yayinla...D=100&DiziID=1

AteistTürk 14-12-2008 19:55

Şu Osmanlı'yı abartanlara

O da Emperyalistler gibi işte.

sargon 14-12-2008 22:08

Osmanli Köle Ticaretinin Ekonomisi ve Hacmi

Köle Saticilari

Osmanli’da köle ticareti profesyonel saticilarin elinde degildi. Köle ticareti yapan kisiler genellikle baska mallarin da ticaretini yapiyorlardi. Kölelerin alinmasindan satilmasina kadar olan asamada tasra tacirleri köleleri Imparatorluk disindan alip antrepolara getiriyorlar, burdan nakliyeciler yada direk pazar saticilari tarafindan büyük sehirlerin satis merkezlerine götürülüp satiliyorlardi.

Esircilerin cogu yilda ancak birkac düzine köle satisi yapiyordu. Sudan, Basra Körfezi ve Hicaz’da sayilari oldukca az olan daha büyük capli tacirler de vardi. 1869’da Cidde’deki Ingiliz konsolosu Zeyla’dan Hudeyde’ye ihrac edilen kölelerin sayisini yillik 3500-4000 olarak veriyordu.1880’de Hudeyde’de köle ticareti Meclis-i Idare’nin basi olan Seyyid Ali b. Harun’un denetimindeydi. Türkler, Araplar ve Arnavutlar Akdeniz ticaretini, Kuzey Afrika Araplari, Tibu ve Tuareg asiretleri Sahra ötesi ticareti ellerinde bulunduruyordu. Beyaz Cerkes köle ticareti ise Cerkesler, Gürcüler, Lazlar ve Türkler tarafindan yapiliyordu. Gayri-müslimlerin köle ticareti yaptigina dair kayit bulunmamistir. Istanbul’daki köle ticaretinde özellikle cariye yada ilerde evlenmek üzere satin alinan beyaz kadin köle ticaretinde kadin esircilerin de ciddi bir agirligi vardi. Istanbul’un büyük haremlerine mensup hanimlar kücük kizlari alip, egitiyor ve cok daha yüksek ücretlerle satiyorlardi.


Kölelerin Pazar Fiyatlari

Afrikali Köleler:

Yüzyilin ortasinda gümrük vergisi almak amaciyla hükümet tarafindan belirlenen rayic köle bedeli 200 kurustu. Erkek köleler, kadin kölelerden biraz daha ucuz oluyordu. Habes köleler Afrikali kölelerden biraz daha pahali idi. Fiyatlar kölenin durumuna göre 900 kurustan 4000 kurusa kadar degisebiliyordu. Istanbul’da köle fiyatlari Trablus, Bingazi ve Cidde’dekinden daha yüksekti.

Beyaz köleler:

Beyaz erkek köle oldukca nadirdi. Beyaz kadin köleler ise evisi gördürmek icin alinanlar ile cariye veya evlenmek amaciyla alinanlar olarak ayriliyordu. Fiyatlari ortalama 3000 kurustu. Ancak duruma göre 10.000 kurusa kadar artabiliyordu. 1846 yilinda hükümetin belirledigi 8000 kurus üzerinden alinan gümrük vergisi yüksek geldigi icin bir grup Cerkes köle taciri hükümete dilekce vermis ve rayic bedel 6500 kurusa cekilmisti.

Odaliklar ve evlenmek üzere alinanlarin ücretleri daha yüksekti. 20.000 ile 30.000 kurus arasinda ortalama bedel verilebilse de kizlarin güzellikleri ve hünerlerine göre bu rakam 60.000 ile 70.000 kurusa kadar cikiyordu.

Hadimlar

Hadimlar ancak hanedan ve en zengin hanelerde bulunurdu. Genellikle para ile satilmaz, hediye olarak verilirlerdi. Fakat pazarda satildiklarinda da fiyatlari cok yüksek olurdu. 1903’teki rakamlar göre Hanedan’a ait 194 hadim vardi.

Köleler Icin Ödenen Gümrük Vergileri


1857 yasagina kadar imparatorluk sinirindan giren köleler icin yüde 9 oraninda resmi vergi, bunun da yüzde onu oraninda harc aliniyordu. Yani 8000 kurusluk bir köle icin esir tacirinin 792 kurus vergi vermesi gerekiyordu.

Köleler icin alinan vergiye pencik resmi deniyordu. Verginin ödenmesi üzerine köle sahibine verilen belgeye de pencik deniyordu. Pencik, beste bir anlamina gelip Kuran hükümlerine dayaniyordu, ama görüldügü gibi yüzde 10’dan da az bir miktar vergi aliniyordu.

Köle Ticaretindeki Karlar

Aslinda köle ticaretinden cok yüksek karlar elde edilemiyordu. Büyük capli köle ticareti yapilmiyor, daha cok diger mallarin ticaretini yapanlar bir ek is gibi köle de satiyorlardi. Ancak sadece bu isle ugrasanlar da vardi, hatta 1857 yasagina kadar köle saticilarinin yasal localari da vardi. Bu localar varliklarini yasaktan sonra da belli bir süre sürdürmüstür.

Bir kölenin günlük beslenme masrafi 1 kurus ile 2 kurus arasinda degisiyordu. Köle tacirinin, kölenin giydirilmesi, tasinmasi, hastalik durumunda degerin düsmesi, ölümlerde tümden malin yitmis olmasi gibi nedenlerle tacirlerin karlari az oluyordu. Yine de kar oranlari yüzde 20 ile 50 arasinda degisiyordu.

Tüketici acisindan ise alinan bir köle asagi yukari 6-7 yilda kendisini amorti ediyordu. Ortalama azat süresi 7 yil civarindaydi, ancak 20-30 yil hizmet eden köleler de oluyordu. Bircok durumda azat edilen köle ayni evde calismaya devam ediyordu. Köleler ailenin bir üyesi sayildigi icin dinsel acidan sorun da yaratmiyordu. Basi acik olarak ailenin icinde dolasabiliyordu. Özgür bir müslüman kadinin ise ailenin erkeklerinin yanina kapali sekilde girmesi gerekiyordu. Bu yüzden özgür hizmetci yerine köle hep tercih edilmisti.

Osmanli’da Köle Ticaretinin Hacmi


Imparatorluk’ta köle ticaretinin doruk noktasina ulastigi dönem 19. yüzyilin ücüncü ceyregi idi. 1840 ile 1890 aradindaki dönemde ortalama yillik köle satislari su miktarlarda idi.

Trablus vilayetinden girisler: 2000 köle
Hicaz ve Yemen’den girisler: 4000-5000 köle
Basra’dan girisler: 2000-3000 köle
Misir’dan girisler: 1000-2000 köle
Cerkes köle girisleri: 1000-2000 köle (1860 sonrasindaki dönemsel kitlesel köle girisi haric)

Toplam olarak yillik ortalama 11.000 ile 13.000 kölenin imparatorluga getirilip satildigi görülmekedir. Bu ticarette dönem dönem yükselisler yasanabiliyordu. Bir karsilastirma yapmak icin 1811 ile 1870 arasinda Kuzey, Orta ve Güney Afrika’ya yapilan köle ithalati yilda ortalama 31.000 köle idi. Demek ki, Amerika kitasina yapilan ithalatin yaklasik ucte biri kadar bir köle Osmanli imparatorluguna gelmekte idi.

breymin 14-12-2008 22:15

Sayin sargon güzel bir calisma,aci olan o dönemde insanin alinip satilmasi deyil,günümüzde hala bunun hakli yapildigini iddia eden zontalarin olusu,adamlar siddetle buna türlü kiliflar uyduruyor,böyle seyler okuyunca tanriya olan inancim dahada artiyor,biryerde bunlarin hesabi verilmeli diye düsünüyorum.saygilar sunar selamlar ederim

aydoe 14-12-2008 22:33

Sevgili papillon
Kölelere tanrı ve öbür dünya masalları anlatarak köleliği kabullendirdiler.

breymin 14-12-2008 22:43

Cok sayin Aydoe bende cezanin ve mükafatin bu dünyada olmasindan yanayim,köleliye karsiyim hemde siddetle,modern köleliyede karsiyim ama düzeni deyistiremiceminde bilincindeyim bu kölelik sistemini en siddetle gene modern köleler savunuyor,yapacak birsey yok.saygilarimi sunar selamlar ederim

Ayejj 15-12-2008 02:11

Kölelik kurumunun neyi ifade ettiğini anlamak söz konusu olunca,

Ben şuan ki emekçi veya işçi sınıfının geçmiş yüzyıllardaki köle sınıfını yerini doldurduğunu düşünüyorum.

michaud 21-04-2009 22:29

Osmanlı korsanlarıda Akdeniz ve Atlantikten kıyılarından yakaladığı kişileri köleleştirip Türkiye'ye getiriyorlardı. Bu durum 1830 da Fransa'nın Cezayiri işgal etmesine kadar devam etti.

OQONUC 20-06-2009 12:24

KÖlelİk
 
Bu konuyu bri başlıkta başlatmıştık diye hatırlıyorum ama bulamadım. Modlardan ricam aynı başlıkla birleştirmeleridir.

ALINTI

Köle Ticaretindeki Karlar

Aslinda köle ticaretinden cok yüksek karlar elde edilemiyordu. Büyük capli köle ticareti yapilmiyor, daha cok diger mallarin ticaretini yapanlar bir ek is gibi köle de satiyorlardi. Ancak sadece bu isle ugrasanlar da vardi, hatta 1857 yasagina kadar köle saticilarinin yasal localari da vardi. Bu localar varliklarini yasaktan sonra da belli bir süre sürdürmüstür.

Bir kölenin günlük beslenme masrafi 1 kurus ile 2 kurus arasinda degisiyordu. Köle tacirinin, kölenin giydirilmesi, tasinmasi, hastalik durumunda degerin düsmesi, ölümlerde tümden malin yitmis olmasi gibi nedenlerle tacirlerin karlari az oluyordu. Yine de kar oranlari yüzde 20 ile 50 arasinda degisiyordu.

Tüketici acisindan ise alinan bir köle asagi yukari 6-7 yilda kendisini amorti ediyordu. Ortalama azat süresi 7 yil civarindaydi, ancak 20-30 yil hizmet eden köleler de oluyordu. Bircok durumda azat edilen köle ayni evde calismaya devam ediyordu. Köleler ailenin bir üyesi sayildigi icin dinsel acidan sorun da yaratmiyordu. Basi acik olarak ailenin icinde dolasabiliyordu. Özgür bir müslüman kadinin ise ailenin erkeklerinin yanina kapali sekilde girmesi gerekiyordu. Bu yüzden özgür hizmetci yerine köle hep tercih edilmisti.
http://sargon.blogcu.com/

.....................................

Aslında günümüze uyarlamak için fazla zorlanacağa benzemiyoruz bence bu alıntı yazıyı.

Acaba diyorum; kölelik aynen devam ediyorda; tanımlarmı daha modernleşti.
hani vardır ya şu meşhur fıkra;

İki eski arkadaş yıllar sonra karşılaşmışlar. Bir çay bahçesinde oturup eski günleri uzun uzun anmışlar. Sıra ortak tanıdıklara, en son da ailelere gelmiş. Biri sormuş:

- Sahi senin de benimkiyle yaşıt bir kızın vardı, değil mi? N’oldu? Çoluğa çocuğa karışmıştır herhalde...

- Yook, demiş beriki, evlenmedi. Zaten adam gibi de okumadı, liseyi ite kaka bitirdi, sınavı da kazanamadı. Bir şirkete sekreter diye girdi. Ama kısmetli kızmış, kendini sevdirdi, çok da iyi bir patrona düştü, Allah razı olsun! Kızı özel sekreteri yaptı. Nereye gitse yanında götürüyor. Sabah evden almaya şoförünü gönderiyor. Ona kürkler, pırlantalar hediye etti. Geçenlerde iki göz bir de daire aldı ona... Yani bizim kız kendini kurtardı. Ya seninki? Seninki ne yaptı?

Beriki başı önde, biraz düşünmüş. Sonra mahçup, içini çekerek cevap vermiş:

- Sorma kardeşim, demiş. Benim kız da ****** oldu ama, benim dilim dönmüyor, senin kadar güzel anlatamıyorum...
http://divxevi.org/showthread.php?p=771795

Sevgili Sargon'un blogunda işlediği konuyu burada günümüz normları ile tartışmayı teklif ediyorum.

Bu şekilde en azından kelimeleirn anlamları üzerinde TDk ya toslamaktan kurtulmuş oluruz.
Şimdi soruyorum;
Kölelik ile SSK lık arasında ne fark vardır ?

Cevap:
1.- Kölelik; 7 harften oluşurken, SSKlılık 8 harften oluşur :)
2.- ?
Selamlar

KIRZİNCRLERNİOSMANLI 05-07-2010 15:52

Alıntı:

AteistTürk´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 144103)
Şu Osmanlı'yı abartanlara

O da Emperyalistler gibi işte.

Eğer öyle olsaydı İtalyanlar Tunus'a saldırmadan çok daha önce Tunus talan edilmiş olurdu.ABD ,İngiltere Fransa gibi devletlerin sömürecekleri bir Amfrika kalmazdı...

KIRZİNCRLERNİOSMANLI 05-07-2010 15:56

Alıntı:

sargon´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 144101)
Köleler icin kullanilan terimler

Esir –esire
Köle – cariye (cogulu cevari)
Rakik
Abid (erkek köle)
Ima (disi köle)
Memluk – memluke
Gulam (erkek köle, bazen hadim)
Halayik

Islamiyet köleligi yasaklamamis, daha ilimli bir bicime getirmeye calismisti. Bir kölenin müslüman olmasi köleligini ortadan kaldirmiyordu. Hiristiyan Avrupa’nin tersine islam topraklarindaki kölelerin büyük cogunlugu müslümandi. Hiristiyanlarin köle yapilmasi kilise tarafindan yasaklanmis ve buna karsi bütün ortacag boyunca sert önlemler alinmistir.Osmanli'da köle ticareti atlantik ötesine yapilan ve büyük plantasyonlarda kullanmak üzere yapilan köle ticareti ile karislastirilamaz boyutlardadir. Tarimda calistirmak icin köle alimi cok nadir, özellikle 1860'daki Cerkes göcü ile iliskili olarak yasanmistir. Genellikle ev islerinde, cariye olarak ve ozel hizmetlerde kullanilmak üzere köle satin alinirdi.


Islam dünyasinda kölelik bicimleri:

Askeri kölelik: Memluklar ve yeniceriler örnekleri
Hizmet köleligi
Cariyelik
Ev disi islerde kölelik
Tarim köleligi: Bu tür, islam cografyasinda azdir. Genellikle kücük tarimsal isletmelerde görülür.


Kölelerin temini

Savasta Tutsak Yoluyla Edinim: Orta Afrika ve Etiyopya’daki yerel savaslarda tutsak alinanlarin pazarlardan buralardaki pazarlardan toplanmasi

Akinlar ve kacirma yoluyla Edinim: 1850lerin sonunda Trablus’tan guneye Kavar ve Ai’ye düzenlenen saldirilar bu türdendir. Akincilar Osmanli tebaasindan olan Suriyeli, Misirli ve Kuzey Sudanli tüccarlar tarafindan yönetilmekteydi.

Satin Alma Yoluyla Edinim: Imparatorlukta yasanan zor dönemlerde insanlarin gönüllü olarak kendilerini yada cocuklarini satmasi sonucunda olan edinim. Yasam kosullarini iyilestirmek umuduyla yapilan bu kölelestirme Cerkesler arasinda yaygindi.





Baslica Osmanli Köle Ticaret Yollari

1. Kuzey Afrika Ticareti

Kölelerin toplandigi Bölge: Cad gölünü cevreleyen bölgeler, baslica Vaday, Bornu ve Bagirmi.
Köleler: Siyah
Güzergah: Once Trablusgarp ve Bingazi’ye, ordan da deniz yolu ile Malta, Girit, Rodos üzerinden Istanbul, Izmir ve Selanik gibi kentlere

2. Kizildeniz Ticareti:

Kölelerin toplandigi Bölge: Kordofan, Dafur, Sudan’daki Mavi ve Beyaz Nil havzalari, Etiyopyadaki Galla, Sidama ve Gurage beylikleri
Köleler: Siyahlar(baslica Numabyalilar) ve Habesler
Güzergah: Kizildenizden capraz gecip Arabistan’daki Cidde, Mekke, Medine ve Sam uzerinden Hac yolunu izleyerek kuzeye

3. Basra-Körfezi –Irak ticareti

Kölelerin toplandigi Bölge: Zanzibar ve Etiyopya
Koleler: Siyah ve Habes
Güzergah: Zanzibar, Maskat, Körfez limanlari üzerinden Basra, Bagdat, Diyarbakir’dan Anadoluya.

4. Gürcistan-Cerkezistan ticareti

Kölelerin toplandigi Bölge: Güricstan ve Cerkezistan
Köleler: Beyaz
Güzergah: Karadeniz’den deniz yolu ile, Sohum Kale’den gemi ile Trabzon, Samsun gibi illerde mola vererk Istanbul ve Izmir’e.




Ulasim Araclari

Kervanlar

Vaday, Bornu ve Bagirmi bölgesinden toplananlarin önce Sahra’yi gecmesi gerektigi icin bu yol cok zordu ve uzun yürüyüs saatleri boyunca kölelerin zincirlenmesi, kervana ayak uyduramayanlarin cezalandirilmasindan bahseden raporlar olsa da, köle tacirleri kölelerin ölmesini istemiyorlardi. Trablus’a ulasmak üc ayi buluyordu. Herseye karsin kölelerin yüzde 7’si ile yüzde 40’i yolda ölüyorlardi. Gat, Murzuk ve Fizan Cad civarindan toplanan kölelerin Trablus ve Bingazi’ye gelmeden önceki ugrak merkezleriydi.

Yolculugun zorlugundan dolayi büyük kervanlar halinde gidiliyordu. Bine yakin köle getiren kervanlarin bile oldugu kaydedilmistir.Her erkek köleye yol boyunca 9 kiloluk yük tasitiliyordu.

Yelkenli Gemiler

Kervanlarin sahillere tasidigi köleler bu limanlardan gemilerle büyük Osmanli sehirlerine geliyordu. Buharli gemilerin cikmasina kadar yelkenli gemiler kullanilmistir. Akdeniz, Hint Okyanusu ve Kizildenizde kullanilan bu gemiler Atlantik’i gecmek icin kullanilanlara göre daha kücüktü. 1840’da körfez ticareti hakkinda bir arastirma yürüten bir Ingiliz subayi Basra körfezinde 100 kadar yelkenli geminin köle ticareti ile ugrastigini, her birinin 50 ile 100 arasi köle tasidigini belirtiyor.

1857’de köle ticareti yasaklanan kadar bu gemiler rahatca kullanilirken, yasaktan sonra tacirler belli zorlanmalar yasadilar. Bu dönemde getirilen köleler Canakkale Bogazi’nin disina veya Marmara kiyilarina cikarilir, ordan kücük gruplar haline esirciler arasinda dagitilarak Istanbul’a dogru yürütürlerdi.

Yelkenlilerin en cok kullanildigi ticaret ise Gürcistan üzerinden olan idi. 30 kisi ile 220 kisi arasindaki kücük ve orta ölcekli teknelerle tasima yapiliyordu.

Bu yolculuklarda hastalik en önemli sorundu. Bu yüzden getirilen köle 15 gün icinde hastalanip ölürse esirciden alinan gümrük vergisi geri iade ediliyordu.

Buharli Gemiler

Buharli gemiler esir tacirlerinin alamayacagi kadar pahali idi. Hükümetin denetimindeki Osmanli Mahsuse, Hidiv’in sirketi Aziziye ve Avusturya sirketi Lloyd bu tür gemilere sahipti. 1857’deki yasaktan sonra bu gemilerde yolculuk yapabilmek icin kölelerin aileden kisiler yada evlatliklar olarak gösterilmesi gerekiyordu. Aile mahremiyetinden ve carsaf ve pece’yi acmak mümkün olmadigi icin görevlilerin yapacagi fazla birsey de kalmiyordu. Yasak’tan sonra 1872’de bir gemide yeni ithal edilmis köleler bulunmustu. Bunlarin 12’si Habes, ikisi siyah idi. 12’si kizdi ve geminin katibi 3 kizin, geminin kahvecisi 3 kizin, ikinci süvarisi 1 kizin, devlet memuru bir doktor 1 kizin, bir baska memur 2 kizin, Iranli bir yolcu 2 kizin, Ciddeli bir kavas da 2 erkek cocugun sahibiydiler.


Hacilar ve Devlet Memurlari

Hacdan dönüs yapan hacilar da beraberlerinde köle getiriyorlardi. Bu ticaret kücük ölcekli idi. Hac mevsiminin doruga ulastigi zamanlarda bütün gemiler dolu oluyor, yolcu listeleri tutulamiyor, biletler yolcuyu görmeksizin kesiliyordu. Ayni sekilde Afrika ve Arabistan’da görev yapan memurlar da tatilleri icin Istanbul’a gelirken bir iki köle getiriyor, bunlari esir satarak tatil masraflarini karsiliyordu.

Ozel Not: Benim babamin köyünde Araplar denilen ve bize akraba olan insanlar vardir. Dedemin dedesi hacdan dönerken yaninda bir siyah oglan cocugu getirmis. Burda evlenip coluk cocuk yapmis ve o aileye Araplar denir. Zira 1857’deki köle ticareti yasagi Hicaz’i kapsamamistir.



Köle Pazarlari

Kuzey Afrika’da kölelerin toplandigi antrepolar vardi. Murzuk,Gat, Gadames, Calo gibi Sahra kasabalari (bunlarin hepsi bugünkü Libya’dadir) Cerkez-Gürci ticaretinin yapisindan dolayi o bölgede antrepo yoktu. En büyük köle pazarina sahip olan Istanbul disinda en faal köle satisi yapilan kentler Cidde, Mekke, Medine, Hudeyde, Basra, Trablusgarp, Bingazi ve Izmir’di.

Istanbul’daki köle pazari Kapalicarsi’nin Nuruosmaniye kapisinin kuzeyinde tavuk pazari yakinindaydi. Charles White’in pazari nasil tarif ettigine bakalim:

„Pazara, satis yapilmayan Cuma günleri disinda, sabah sekizden ögleye kadar süren alisveris saatlerinde acik tutulan büyük ahsap bir kapidan girilir. Icerisi düzgün olmayan bir dörtgendir. Avlunun ortasinda, üst katinda esirci odalarinin. Alt katinda acemi(yeni devsirilmis köle) hücrelerinin bulundugu ayri bir bina vardir. Bu yapiya bitisik bir kahvehane ve ona yakin yari yikik bir cami vardir. Avlunun yasanabilen üc yaninda. Tahta direklerle desteklenen ve köselerdeki merdivenlerle cikilan bir eyvan vardir. Eyvanin altinda birbirlerinden alcak parmaklik ve peykelerle ayrilan platformalr bulunur. Is saatlerinde, bunlarin üzerinde oturup nargile icen ve fiyatlari tartisan esirci ve müsteriler görülür.

Bu platformlarin arkasinda her biri kafesle ikiye bölünmüs bir sira kücük oda vardir... Ön kisma genellikle zenci, arka kisma da beyaz köleler yerlestirilmistir. Bu odalar tamamiyle kadin kölelere ayrilmistir. Kuzey ve bati yönlerindeki odalar ikinci el zenci ve beyaz kölelere ayrilmistir ki, bunlar daha önce satin alinmis ve egitilmis kölelerdir, belki de ikinci veya ücüncü kez satilmaya gönderilmislerdir. Bazilarinin bircok kez satildigi bilinmektedir…

Platformlari odalardan ayiran dar gecidin duvara bakan yanindaki tahta peykelerde siyah kadinlar satisa sunulur. Bu gecit haberlesmeyi ve acik artirmayla köle satarak komisyon alan tellalin yürümesini saglar. Bu durumda kölelerce izlenen tellallar gecitte yürür ve önerilen fiyati ilan ederler. Platformlarin üzerine oturmus alicilar, cariye satilincaya veya geri cekilinceye kadar canlarinin istedigi gibi, gözden gecirir, soru sorar ve fiyat yükseltirler…

Yukarida bahsedilen galerilerin altinda bir dizi hücre, daha dogrusu, hastalik dolu, pis ve karablik, tonozlu odalar vardir. Bunlarin sag kolda olanlari ikinci el erkek köleler icindir. Bu deliklerin en kötü ve en uzakta olanlari ise, kötü davranislarindan dolayi kahyanin zincire vurduklarina ayrilmistir…“

Kaynak: Osmanli Köle Ticareti, Ehud R. Toledano
http://www.tarihvakfi.org.tr/yayinla...D=100&DiziID=1

ALTTAKİ YAZI BANA AİTTİR KOPYALA YAPIŞTIR DEĞİL.
  • İslam Ve Kölelik
http://4.bp.blogspot.com/_feVha3QVGZ.../024debret.jpg
Kölelik İslam’la birlikte başlamamıştır. İslam’dan çok daha öncede kölelik kavramı vardı.Yani İslam köleliğin temel nedeni veya uzaktan yakından nedeni değildir.İslam dininde kölelik müessesesinin kaldırılması için tüm şart ve prensipler hazırlanmıştır.
http://1.bp.blogspot.com/_feVha3QVGZ.../s400/kole.jpg
Kısa bir alıntı yapmak istiyorum;
Öncelikle bir şeyin altını önemle çizmek gerekir. İslam farklı şeydir, Müslüman
farklı şey. İslam namazı farz kılar, içkiyi yasaklar, İslam zikri, tesbihatı,
düşünmeyi emreder, gıybeti yasaklar . Müslüman’ım diyen zikir ehli ile hûcu diye
alay eder , düşünmeyi terk eder, gıybeti bırakmaz, namaz kılmaz, içki içer,
Kur’an’ın ilk emri oku iken Müslüman’ım diyen kitaplardan fersah fersah kaçarsa
demek ki İslam ile yaşanan İslam , Kur’an – Sünnet dini ile Müslüman’ın yaşadığı
din birbirinden çok farklı hatta çoğu kez birbirine zıt olabilmiştir ve
olabilmektedir.
İslam dini çağın ilerisinde iken Müslümanlar çağın
gerisinde olabilmekteyse İslam’ı yeni kabul etmiş batılılar İslam’ı Kur’an dan
öğrenip Müslüman olduklarına şükredip “Müslümanları görsem Müslüman olmazdım” diye söyleyebiliyorlarsa, büyük bir şair (M. İkbal) “Müslümanlardan İslam’a kaçınız” diyebiliyorsa öncelikle şunu bilmeliyiz: İslam’la İslamiyet’in ( Kur’an- Hadis’in) emirlerini kabul edip yaşayacağını iddia edenler (Müslümanlar)
arasında dağlar kadar fark vardır. Pek çok konu da olduıu gibi kölelik konusunda
da durum aynıdır. Biz İslam’ı savunuruz, İslam’ı yaşamayan adı Müslüman, dini
para, makam, dünya, karşı cins olan insanları ve hatalarını değil.
Görüldüğü gibi köleliğin nedeni İslam değildir.Ve İslam nedeni ile devam etmiyecektir.Aksine İslam köleliği veyahut günümüz adı ile mağdur ,ağır şartlarda çalışmak zorunda olan işçi ,fuhuş sekteründeki kadınlar ve bunun gibi çeşit çeşit modern köleler.
Hz. Muhammed’in duyurduğu İslam dini köleliğe karşıdır.
İslam Dininde Kölelik Neden Haram Kılınmamıştır?

İslamiyet, köleliği birden kaldırmak yerine, kademeli olarak kaldırmayı esas kabul etmiştir. Zira, insanlık aleminde yerleşmiş köklü bir adeti birden kaldırmak, mümkün değildir.Zaten hadislerde bunun amaçlandığı sıkça görülür.
Köleliği Kaldırmaya Yönelik Hadisler Var mı?

Elbette.Hemde çok sayıda;
  1. “Kim kölesini öldürürse, hapseder, gıdasını keserse onu hapsedin, gıdasını kesin öldürün.”
  2. “Hizmetçi ve köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Ona yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin… Eğer onlara zor işler teklif ederseniz derhal onlara yardım ediniz. “
  3. “Sizden biriniz bu kölemdir, bu cariyemdir demesin. “Kızım veya oğlum yahut kardeşimdir.” desin.
Yine İslam tarihinde esir köleler ile ilgili olaylar olmuştur.

Bedir savaşında Müslümanlar karşı taraftan 70 esir alırlar. Hz. Muhammed ,bu esirlere nasıl davranılacağı konusunda fikir sorar.
-Esirlerin fidye karşılığı serbest bırakılması,
-Hepsinin öldürülmesi,
şeklinde iki görüş ortaya çıkar. Resulullah da fidyeye taraftardır. Esirlerin ekonomik durumlarıyla orantılı olarak fidye alınır ve serbest bırakılırlar.
Kuran’da Bedir’deki bu olay ile ilgili şu ayetler bulunur:
Yeryüzünde ağır basıp küfrün belini iyice kırıncaya kadar hiçbir peygambere esirler sahibi olmak yakışmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Halbuki Allah, ( sizin için) ahireti diliyor, Allah Aziz’dir, Hakimdir.


Köleliği Kaldırmaya Yönelik Başka neler Vardır?


Yeminini bozan, hataen adam öldüren, sevap için veya anlaşma ile köle azad etme gibi köle azad etmeye zemin hazırlayan birçok faktörde bulunmaktadır.


Kölelik %100 Kaldırılabilir mi?



Evet.Uygun şartlar oluştuğunda İslam devlet başkanı ve alimler meclisi köleliğin kaldırılma aşamasının geldiğini ortak bir hüküm ile ilan edebilirler.
Dünya üzerinde kölelik uygulamasının kaldırıldığı ilk devlet olarak 1807 tarihiyle İngiltere olarak bilinmektedir. 1833′te İngiltere, kendisine bağlı olan tüm sömürgelerinde de kölelik uygulamasının ilga edildiğini ilan etmiştir. İngiltere’yi takip eden ilk devlet ise, 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın açtığı yoldan Sultan Abdülmecid’in liderliğinde ilerleyen Osmanlı Devleti olmuştur. 1847’de yayımlanan bir fermanla kölelik Osmanlı topraklarından da tamamen uzaklaştırılmış oluyordu.
Hz. Muhammed Bu Konuda Kişisel Olarak Ne Yapmıştır?

Hz. Muhammed bu işe öncülük etmiştir.Hz. Muhammed kölesi Zeyd b. Harise’yi serbest bırakır, fakat o köle (!) peygamberimizi terk etmez ve Hz. Muhammed’e hizmete devam eder. Hz. Resul zaman içinde Zeyd’i İslam ordusunun komutanı yapacak şekilde yetiştirir…
Yararlı Olabilceğine İnandığım Bir Alıntı

İslam bazı haramları aşama aşama ortadan kaldırmıştır. İçki, kölelik… gibi. Çünkü toplumu o haramın kaldırılacağı ortama hazırlamak lazımdır. Bu da belli bir eğitim, aşama, zaman gerektiriyordu. Amerika, kuzey-güney iç savaşından sonra bir hamlede köleliği kaldırır. Şartlar oluşmadığı toplum hazır olmadığı için ortada kalan köleler yeniden eski efendilerinin yanlarına dönerler.
Osmanlı’da Durum Nasıldır?

Buyrun söz vikipedi’de:
Osmanlı Devleti’nde köle ticareti

Esirciler olarak adlandırılan ve Osmanlı topraklarında köle ve cariye ticareti
yapan kişiler özellikle I.Murad döneminden itibaren görülmeye başlanmıştır.
Savaşların akabinde devletin beşte birlik payının dağıtılmasının ardından kalan
esirler, savaş meydanlarında tacirlere satılıyorlardı. Burada satılamayanlar ise
merkez şehirlerde esircilere ya da satın alma gücüne sahip olan kişilere
satılıyorlardı. Kaçırma yoluyla köle yapılanlar da yine merkez şehirlerdeki esir
tacirlerinde toplanırlardı. Esir alıp – satmak serbest olduğundan, esircilik bir
meslek haline gelmiş ve bu meslek grubunun başına “Esirciler Kethüdası”
getirilmişti. Esircilik kârlı bir işti ve bu işi yapanlar zengin tüccar
grubundan sayılıyorlardı. Her isteyen esirci olamıyordu. Esirci esnafının iyi
tanınması gerekiyordu. Kanuna aykırı hareket eden veya kölelere kötü
muamelede bulunanlar bu meslekten atılıyordu. Meslekten
atılmanın hafif bir ceza kabul edildiği durumlarda, suçluların esir pazarının
kapısına asıldıkları da görülüyordu
.

Özellikle kadın esircilerin hareketleri çok sıkı kontrol ediliyor, kanuna
aykırılıklar önlenmeye çalışılıyordu. Alınan tüm tedbirlere rağmen köle
ticaretindeki suiistimaller engellenememiştir.
Diğer esnaf grupları gibi
esirciler de bir loncada toplanmıştı; kethüdaları, yiğitbaşıları vardı. Ünlü
bestekâr ve musikî ustası Mustafa Itrî Efendi de, Esircilik Kethüdalığı
yapmıştır.
Osmanlı Devleti’nde; kölelerin alınıp satıldığı yerlere esir
pazarları deniyordu. İlk dönemlerde yerleşik olmayan esir pazarları bulunuyordu.
Panayırların bir bölümünde esir ticareti yapılmaktaydı. İlk esir pazarı Bursa’da
kurulmuştur. II.Mehmed dönemine kadar dağınık ve düzensiz bir şekilde sürdürülen
esir ticareti, İstanbul’un fethinden sonra düzene girmiştir. Sınırlar
genişledikçe; Edirne, Macar – Osmanlı sınırına yakın şehirler, Midilli, Batı
Afrika’da Dorfur şehri ve Mısır esir ticaretinin merkezleri olarak ön plana
çıkmıştır. İstanbul’da ise; ilk esir pazarının bugünkü Haseki semtinde kurulduğu
ve esir ticaretinin III. Murad döneminde eski ve yeni bedestenler içerisinde
merkezileştiği tahmin edilmektedir.
Bir ilke olarak, Osmanlı
Devleti’ndeki gayrımüslimlere müslüman köle satmak yasaktı. Ancak buna rağmen
gayrımüslimlerin müslüman köle aldıkları görülmekteydi. Gayrımüslimlerin,
müslüman olmayan köleleri alıp – satmaları ise serbestti.
Osmanlı tarihi hakkında ortalama bir bilgi seviyesine sahip insanların, Osmanlı Devleti ile ilgili yapacakları bir sohbette belki de üzerinde en az fikir beyan
edebilecekleri konuların başında gelmektedir kölelik. Özellikle 20. yüzyılın
sonlarına doğru gündeme iyice oturan “insan hakları” kavramı, bizlerin
Osmanlı’da kölelik kavramını iyiden iyiye unutmamıza veya unutmak istememize
sebep olmaktadır. Bir ihtimal; kölelik kavramı
algılaması Batı şartları çerçevesinde şekillenmiş olan insanımız
,
böylesine bir kurumun varlığını Osmanlı’ya yakıştıramamaktadır. Oysa ki söz konusu toplumsal kurum özel olarak Batı, genel olarak da
İslâm dışı uygulamalara göre çok farklı niteliklere sahiptir
. Batı’nın aksine Osmanlı’da köleler, birer hizmet ve üretim aracı
olarak görülmemiş; toplumun içine entegre edilmiş, insanî şartlarda yaşamaları sağlanmış ve en önemlisi belli şartlar dahilinde kölelik kurumunun tamamen kalkması teşvik edilmiştir.
Dünya üzerinde kölelik uygulamasının kaldırıldığı ilk devlet olarak 1807 tarihiyle İngiltere olarak bilinmektedir. 1833′te İngiltere, kendisine bağlı olan tüm sömürgelerinde de kölelik
uygulamasının ilga edildiğini ilan etmiştir. İngiltere’yi takip eden ilk devlet ise, 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın açtığı yoldan Sultan Abdülmecid’in liderliğinde ilerleyen Osmanlı Devleti olmuştur. 1847’de yayımlanan bir fermanla kölelik Osmanlı topraklarından da tamamen uzaklaştırılmış oluyordu.

Köleliğin ilk olarak Osmanlı’da kaldırılmamasının sebebi devlet içinde köle alışverişin yaygın olması idi.Bunların bitirilmesi için ağır cezalar konulmuştur.”Yararlı Olabilceğine İnandığım Bir Alıntı” başlığındaki alıntıyı okursanız konuyu daha iyi anlarsınız.
İstanbul’daki Fransız büyükelçisi “Vergennes”in damadı olan Baron de Tott şöyle demiştir:
İtiraf etmeliyiz ki, kölelerine ve cariyelerine kötü davranan Avrupalılardır. Bunun sebebi de : doğuluların köle satın almak için para biriktirmeleri, Avrupalıların ise para biriktirmek için köle satın almalarıdır.”
Avrupa’da Kölelik

Vikipedi:
“Kölelik, Orta Çağ’ın bitimine değin, Batı toplumunun iktisadî ve sosyal açıdan
ayrılmaz bir parçası olmuştur.
Batı dünyasında; feodalizmin tarih
sahnesinden çekilerek yerini burjuva ekonomik sistemine bırakmaya başladığı ana
kadar kölelik kurumu, emek veriminin düşük ve teknik imkânların son derece
kısıtlı olması sebebiyle en önemli üretim aracı olagelmiştir. Son derece ağır şartları haiz olan köle hayatında ancak 19. yüzyıl
sonlarından itibaren bir miktar düzelme meydana gelmiştir
.”
Yani feodalizm zamanında bırakın köleleri halk bile çok zor durumdaydı.Derbeyler kızdığı kişilere türlü işkenceler yapabilirdi.Hatta darebeyin kontrolündeki topraklardaki halkın namusunu bile koruma hakkı yoktu.Derebey dilediğini keser ,dilediği ile yatar ,dilediğine işkence ve dilediğine zulüm yapardı.
Köle Pzarları Hakkında Bilgi Verir misiniz?

Köle pazarları kadın ve erkeklerin çırıl çıplak satıldığı yerler değildir.Bunlar bir takım aydın insanların yaptıkları taplolardır ve tamamen hayal ürünüdür.Örnek:
Not:Bazı görüntüler çocukların Psikolojisini etkiliyebilir
  • <LI sizset="91" sizcache="0">1(Cinsellik) <LI sizset="92" sizcache="0">2(Cinsellik) <LI sizset="93" sizcache="0">3(Cinsellik) <LI sizset="94" sizcache="0">4(Cinsellik) <LI sizset="95" sizcache="0">5(Cinsellik)
  • 6(Cinsellik)
Köle Satışlarında Şiddet Olmakta mıydı?
Osmanlı’da hayır.Ama Avrupada çokça olmaktaydı.Örnek:
Not: Aşşağıdakileri çocuklar lütfen bakmasın.Zira şiddet içriklidir.
  • <LI sizset="97" sizcache="0">1(Şiddet)
  • 2(Şiddet)

Son Söz

Kölelik İslam dini ile ortaya çıkmamıştır.Ancak İslam köleliği bitirmek adına çok faydalıdır.Zaman ile bu sorun ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır.
Kaynakça

1.^ Nisa Suresi, 92
2.^ Maide Suresi, 89
3.^ Müsned, II, 25, 61
Sorularla İslamiyetVikipediİslam ÜstündürYeterince açıklayıcı mı?

Reich 15-04-2011 14:26

Kölelik islamdan önce vardır bu konuda bir sorun yok zaten, sorun köleliğin islam içinde tanınması, meşru gösterilmesi ve devam ettirilmesidir. Kötü sistem kimde olursa eleştirilmelidir. Azad için sevap, veya azada özendirme sanki zorbayla pazarlık yapmaktır, zaten isteğe bağlıdır. Aynı zamanda savaş esirlerinin köle olarak alınabilmesi, cariyelerin helalliğide vardır.

Kuran'da köleliği yasaklayan tek bir ayet bile yokken meşru gösteren, tanıyan sürü ile ayet vardır. Köleliği en son kaldıran devletler islam devletleridir.

Agnostik.net sitesinde iki başlık altında konuyu dolaylı olarak inceledim, savaş hukuku ile birleştirdim;

http://www.agnostik.net/viewtopic.php?f=7&t=2626

Alıntı:

Şimdi size bazı laf cambazlarının hatalarını göstereceğim, ama öncelikle bazı ayetleri inceleyip çıkarımlarda bulunmamız gerekiyor.

(Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.Nisâ / 24

“Eğer (birden çok evlilikte kadınlar arasında) adaleti gerçekleştirmekten endişe ederseniz, bir kadınla veya eliniz altında olan cariyelerle yetinin.”(Nisa, 4/3).

...Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lazım geldiğini onlara açıkladık).... Ahzap-50

Burada görüldüğü gibi, savaş cariyelerinin evli olması önemli değil. Onlar ''müstesnadır''. Savaşta esir olan kadın özgürlüğünü kaybettiği için köle durumuna düşer, Elmalılı Tefsiride bunu destekliyor. ''Evli ve hür kadınlar'' haramdır. Bununda cezası zinadır açıkça. Dönemin tarihini, cariyeliği ve köleliği bilen bir insan için görmesi zor değil. Yani burada savaş ganimeti olarak bahsedilen kişiler insanlar ve o cariyelik neye denir bunuda biliyoruz zaten. Efendisini dinlemek mecburiyetinde olan insanlar.

Bunun dışında (Bunlardan başkasını yazıyor mealde) ayette mehirden bahsediyor, başlık parası ile kız istemek bir nevi. Evlenildikten sonrada helal.

http://www.kuranikerim.com/telmalili/nisa.htm

Videoda gördüğünüz adam,
http://www.youtube.com/watch?v=G0amFOhmfr8

“Onlar/Müminler, mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri ile ilişki kurarlar.”(Müminûn, 23/5-6).

Bu ayeti referans gösteriyor ve ''Onlar diyerek'' bahsedilen kişilerin kadınlarda olabileceğini söylüyor. Ben bunların arapça eril, dişil, çekimlerini araştıracak bilgiye sahip değilim. Ama yukarıda ki verdiğim ayetlere bakılacak olursa bahsedilen durumun erkekler için olduğu açıktır. Kadınlar için böyle ayrı bir ayet yoktur.

İkinci olarak,
http://www.youtube.com/watch?v=K46Tt2LC9P0

Muhammed / 4
(Savaşta) inkar edenlerle karşılaştığınız zaman boyunlarını vurun. Nihayet onlara iyice vurup sindirince bağı sıkıca bağlayın (esir alın). Savaş sona erince de artık ya karşılıksız veya fidye karşılığı salıverin. Durum şu ki, Allah dileseydi, onlardan intikam alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek ister. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların yaptıklarını boşa çıkarmaz. *



Esirlerle ilgili,fidye veya karşılıksız serbestlikten bahsediyor.Ama savaş ganimeti cariyelerin helalliğindende bahsediyor.Zaten o dönem Arabistanına gidersek cariye ve köle pazarları vardır,bu islam toplumu içinde değişmemiştir.

Esirler için eğer fidye vericisi olmazsa ne olacak peki,bu sefer bedava serbest mi bırakacağım? bu cariyelerde nereden geliyor? diye düşündüm,ayetin ''isterseniz'' şeklinde yazılmış biçiminide gördüm buda bahsettiğim nedenlerden dolayı bana mantıklı geliyor.

Zaten ''hayır görüyorsanız azad edin'' ayeti var, isterse eder isterse etmez.

Kafir olanlarla savaşa giriştinizmi vurun boyunlarını, onları iyice yaralayıp kırdınız, bozguna uğratıp da onlara üst geldiniz mi işe sağlam yapışın, bağlayın sımsıkı tutsakları, ondan sonra da isterseniz öylece salıverirsiniz onları, isterseniz para alır da bırakırsınız savaş ağırlığını atıncaya dek, bu, böyle; ve Allah dileseydi savaşsız da helak ederdi onları ve fakat bir kısmınızı, bir kısmınızla sınamak ister ve Allah yolunda öldürülenlerin yaptıklarını asla boşa çıkarmamaktadır.47-4(Abdülbaki Gölpınarlı )

Elmalılı tefsiride aynen onaylıyor.
http://www.kuranikerim.com/telmalili/muhammed.htm
Alıntı:

4- Öyle olunca o küfredenlerle savaşla karşılaştığınız vakit. Hemen boyunlarını vurmaya bakın. "Boyunlarının köküne vurun da vurun, öldürün. Ta onların kuvvetlerini kırdığınız zaman, yani çok kırıp ordularının yarasını derinleştirdiğiniz, iyice alt ettiğiniz zaman, bağı sıkı basın, kalanlarını sağlam bağlayıp esir edin. Sonra da artık ya azad, ya fidye, yani muhayyersiniz ya lütfeder salıverirsiniz, yahut can bahası bir kurtuluş fidyesi alırsınız. Terdîd (iki ihtimalle anlatma)de aslolan gerçek ayrım olacağı için bu terdîdin zahiri, esir alındıktan sonra ya azad, ya fidyeden başka bir şey yapılamayacağını gösterir. O halde tutulan esiri öldürmek veya köle etmek nasıl caiz olur? Bundan dolayı Hasan-ı Basrî hazretleri gibi bazıları esir tutulduktan sonra öldürülmeyeceğini söylemişlerdir. Rivayet olunur ki Haccac'a böyle bir takım esirler getirilmişti. Hacac onlardan birini öldürülmesi için İbnü Ömer (r.a) hazretlerine gönderdi, İbnü Ömer hazretleri dedi ki; bize böyle birşey emredilmedi, Allah Teâlâ ancak ta onların kuvvetlerini kırdığınız zaman bağı sıkı basın, sonra da artık ya azad ya fidye, buyurdu. Fakat çoğunlukla âlimler demişlerdir ki İmam (devlet başkanı) muhayyerdir.
Zaten burada görüldüğü gibi savaştan bahsediyor, boynunu vur, sımsıkı bağla gibi ifadeler var, ancak sonrasında, ayak bastığınız ve ayak basmadığınız topraklarına mirasçı yaptık demek ve savaş ganimeti cariyeler müstesna demek, bunu net bir şekilde gösteriyor.

Bu dinci kaçamakçılar ayet cımbızlığı ile genel hüküm vermeye çalışıyorlar, tarihi deliller, hadisler, tefsirler hepside bu yönde, yukarıda görülen ayetler bu yönde.

Ayrıca Cübbelide cevabını veriyor şurda. :thumbup:
http://www.agnostik.net/viewtopic.php?f=17&t=2688

Reich 15-04-2011 14:28

http://www.agnostik.net/viewtopic.php?f=7&t=2496
http://www.agnostik.net/viewtopic.php?f=7&t=2626

Alıntı:

(Harp esiri olarak) sahip olduğunuz cariyeler müstesna, evli kadınlar da size haram kılındı. Allah'ın size emri budur. Bunlardan başkasını, namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılındı. Onlardan faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin. Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.Nisâ / 24

Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lazım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.Ahzâb / 50

“Eğer (birden çok evlilikte kadınlar arasında) adaleti gerçekleştirmekten endişe ederseniz, bir kadınla veya eliniz altında olan cariyelerle yetinin.”(Nisa, 4/3).

“Onlar/Müminler, mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri ile ilişki kurarlar.”(Müminûn, 23/5-6).

''Nikah akdi, ikisi de hür olan (bu sebeple vücutlarına da malik bulunan) bir erkekle bir kadının, karşılıklı olarak bir aile kurma ve cinsî yönden birbirinden yararlanma konulu -şartlarına uyarak yaptıkları- bir sözleşmeden ibarettir. Cariyeye sahip olmayı sağlayan akit ve tasarruf da (satın alma, miras, ganimet veya bağış yoluyla elde etme…) bir hukuki işlemdir ve bu hukuki işlem, sahibi ile cariye arasında karı-koca gibi yaşama hakkını da vermekte, nikah akdinden daha güçlü ve kapsamlı olarak onun yerine de geçmektedir. (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)''

İki ayettede savaş esiri olan cariyelerin helal olduğu belirtilmiş,bunlarla ilişlki meşru ''helal olmak'' bu anlama geliyor.Ayetleri inceleyelim,konuyla ilgli araştırması olan arkadaşlar varsa katkıda bulunursa sevinirim.Savaş esiri olmadan hellaliktende bahsedilmiş,onlar elinin altında bulunan karılarının dışındaki köleler.

Bunlar için kuranda bir nikah yok...

Şu linkte konuyla kısmen bağlantılı.(Muhammedin durumu)
http://www.youtube.com/watch?v=juS01...eature=related
Alıntı:

ALINTI
=====================
Cariyelerle ilgili olan evlilik, ayette: “eliniz altında bulunanlar” şeklinde ifade edilmiştir. Buna “milkü’l-yemin” veya “akdu’l-mülk” da denilir.

İslam fıkhında bu konuyla ilgili önemli bir kavram da “Teserri” kavramıdır. Bunun anlamı; cariye olarak elde edilen bir köle kadını eş olarak almaya, onunla birlikte olmaya karar vermek demektir.

İslam hukukuna göre, teserri olgusu, sadece cariyeye sahip olmakla gerçekleşmez. Nikah akdi dışında, normal kadınlarla evlilikte gereken bütün şartların hazırlanması gerekir. Hanefî Mezhebi'ne göre teserrinin gerçekleşmesi için iki şart vardır: Birincisi: Normal hür kadınlardan olan eşlerine ayırdığı gibi, tesri (birlikte olmak) istediği cariyesi için de hususî bir mesken ayırması. İkincisi, diğer eşleri için birlikte olmak için ayırdığı zamanı ona da ayırması. Ebu Yusuf’a göre ondan bir çocuk edinme arzusu da şarttır.(bk. el-Bedai’, 8/344-45-şamile). Bu iki şart Şafii mezhebinde geçerlidir(bk. Muğni’l-Muhtac, 20/316; Nihayetu’l-muhtac, 29/343-şamile) Bu şartları yerine getirirse izin alması gerekmez. Nitekim hür eşi de olsa kocası kendisini cimaya çağırdığında, karısının bunu özürsüz olarak reddetmesi, câiz değildir. Hattâ âdetli olması da bir özür değildir. Çünkü kocası onun, âdetli iken haram olan bölgesi dışında bir yerinden yararlanabilir. (Fetâvây-i Hindiyye (yazma) 611/45 Müslim, hayz 16, Nesâî, taharet 180; Ibn Mâce, taharet 124)

Savaş sırasında düşman tarafından esir edilen kız ve kadınlar "cariye" olarak alınır. Hukuk itibariyle ganimet sayıldıklarından, İslâm devleti tarafından hizmetçiye ihtiyacı olan gazilere verilirdi. Azat edilmedikleri müddetçe de, ticarî bir eşya gibi alınıp satılırdı. Artık o andan itibaren "cariye" ailenin bir parçası ve bir ferdi olarak kabul edilir, ona göre muamele görürdü. Cariyenin sahibi olan "efendi" onu şahsî hizmetlerinde ve ev işlerinde istihdam edebildiği gibi, isterse, ayrıca bir nikâh kıymaya ihtiyaç duymadan istifade edebilirdi. Bu durum her ne kadar ilk anda garip karşılanacak olsa da, tarihî şartları içinde bu gayet normal ve tabii karşılanırdı. Zâten ayrıca bu hususta Kur'ân'ın verdiği bir ruhsat da mevcuttur.
http://www.sorularlaislamiyet.com/ar...lir-miydi.html
=======================

Reich 15-04-2011 14:32

Yani cevap falan verildiği yok, kölelik vardır, meşrudur, helaldir, kem küm etmenin bir manası yoktur, kölenin özgürlüğü efendisinin azad şartına bağlıdır, azad edilmemiş köle efendisini ''Dinlemelidir.'' Yeni nesil ılımlı islamcılar bu sorunların hiçbirine cevap veremezler ama bol bol gevezelikle mantığa bürümeye çalışırlar, durum bundan ibarettir.

Yılmaz34 16-04-2011 21:25

Osmanlının izinden gittiği Abbasi-Emevi ve Sahabelerde aynı yöntemi izlemişlerdir. Hem ülkelere saldırmışlar hemde ele geçirdikleri insanları köle ve cariye konumuna sokmuşlardır merhametli! mücahidler.

Neva 27-06-2013 09:05

Guncelleme.

murted 27-06-2013 14:13

Alıntı:

KIRZİNCRLERNİOSMANLI´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 317197)
Evet.Uygun şartlar oluştuğunda İslam devlet başkanı ve alimler meclisi köleliğin kaldırılma aşamasının geldiğini ortak bir hüküm ile ilan edebilirler.[/LEFT]
Dünya üzerinde kölelik uygulamasının kaldırıldığı ilk devlet olarak 1807 tarihiyle İngiltere olarak bilinmektedir. 1833′te İngiltere, kendisine bağlı olan tüm sömürgelerinde de kölelik uygulamasının ilga edildiğini ilan etmiştir. İngiltere’yi takip eden ilk devlet ise, 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın açtığı yoldan Sultan Abdülmecid’in liderliğinde ilerleyen Osmanlı Devleti olmuştur. 1847’de yayımlanan bir fermanla kölelik Osmanlı topraklarından da tamamen uzaklaştırılmış oluyordu.

İyi de tanzimatla beraber İslam'a ters tonla şey yapıldı. Müslüman ve gayrimüslümler İslam'la ters düşerek eşit sayılmaya başlandı. Cizye denilen şeri vergi kaldırıldı ki İslam fıkhına göre Müslüman topraklarında yaşayan gatrimüslimler canlarının, mallarının, namussularının Müslümanlara helal olmaması için bu vergiyi vermek zorundaydılar (bkz. kendi elleriyle küçülerek cizye verinceye kadar onlarla savaşınız diyen ayet.).

Osmanlı'nın bu kadar hızlı davranmasını köleliğin İslam'a ters oluşuna değil reformları bir an önce gerçekleştirip Batı ile arayı düzeltmek, içişlerine karışılmasını engellemek ve çözülmemek için (Balkan milletleri bağımsızlıkları için zırt pırt İsyan ediyorlar o ara) tüm tebaayı eşit duruma getirmek, ülkede insan hakları ve hukukun üstünlüğünü yerleştirmek istemesine bağlamak daha akıllıca.

Esasında İslam kölelik sonsuza kadar sürsün demiyor. Yani kaldırmaya kalkanlar çıkarsa onlara engel olun demiyor. Çünkü İslam'ın ortaya çıktığı toplumda kölesiz bir dünyayı düşünmek bile mümkün değil. Kölelik doğanın kanunu gibi bir şey o zaman. Bugün gelebileceğimiz noktayı tahmin etmeleri mümkün değil. Bu yüzden İslam köleği kaldırmak yerine köle-efendi ilişkisinim düzenlemiş, kölelerin haklarını arttırmıştır. Bu da tabi kölelerin İslam'a girmesini kolaylaştırmıştır.

Köleler, köle oluşlarını kabullenmişler. Ben neden köleyim a.q. diye soracak kadar düşünce sahibi olmadıklarından köleleri biraz daha fazla kollayan bir inanca kolayca girmişlerdir.

Köleliğin o dönemde kalkması mümkün değil diyelim, dediğiniz gibi. Bu Allah günü gelince köleleği kaldırın demekten aciz mi? Bunu deseydi biz bu konuda konuşamazdık bile. Ama dememiş, çünkü Kuranı yazanlar da köleliğin olmadığı bir dünyayı hayal edememişler.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:46 .