![]() |
Allah putu görünmez oldu
ALLAH bir PUT idi.
Muhammed mağrasında Cebrail le konuştuğunu ve Allah tan mesaj aldığını söylemeden çok önce , Kabenin girişinde 360 küçük put vardi.. 2.katinda AL-LAT , AL-MENAT , AL-UZZA Adli 3 Dişi Put.. Eki görüntülemek için tıkla Resimde Al-İlah putunun önünde duran 3 Kızı , Lat - Menat ve Uzza görülmektedir. 3.ve En Ust Katinda EL-İLAH = AL-İLAH = ALLAH Isimli Ay Tanrısı Erkek Put vardı. ! Araplar ellerini iki yana açarak bu puta taparlardı. Eki görüntülemek için tıkla Muhammed daha doğmadan önce , Babasina da Abdullah = Allah 'in Kulu... İsmi verilmişti. Muhammedin söylediği yeni bişey yoktu aslında.. Mekkeli putperestlerin FİZİKİ olarak var olan ve dokunulabilen ALLAH larına , GÖRÜNMEZLİK sıfatı yükledi o kadar. Bu gelenek Musa ve İsa da vardı. Görünmez PUT İLAH. Peki GÖRÜLEBİLEN FİZİKİ PUT ilahlardan , GÖRÜNMEZ PUT ilahlara nasıl geçildi. İbraniler göçebe bir kavimdi. Bir yanda Mısırlılardan kaçıyorlardı , diğer yanda Kuzeyli savaşçılardan kaçıyorlardı. Birgün orda , birgün burda , hayvancılık ve toplayıcılıkla geçiniyorlardı. Tabi PUT TANRI larınıda yanlarında taşıyorlardı. Örneğin BUZAĞI HEYKELİ. Tabi bu PUT İLAH ın çalınabilme , kaybolma , kırılma , yağmalanma gibi riskleri vardı. Musa ve kardeşi bu dertlerden kurtulmak için İLAH larına GÖRÜNMEZLİK sıfatı eklediler. Ve sorunu çözdüler. İsa , kuzenlerinin bulduğu bu çözümü kullandı. Ama biraz ileri gitti. Kendini GÖRÜNMEZ İLAH olan RAB ın oğlu yerine koyunca. Mıhladılar. !!!! Peki Muhammede GÖRÜNMEZ ilahla ilgili bilgileri kim aktardı. Taberi ve Zemahşeri'nin değişik rivayetlerle naklettikleri haberlere göre, Mekke'de demircilik yapan, İncil ve Tevrat'ı çok iyi bilen ve Hz. Peygamber'in kendisiyle görüşüp sohbet ettiği hıristiyan bir adam yaşıyordu. (et-Taberi; Doğu ve batı kaynaklarında birlikte yaşama, s.306) Muhammed de Mekkelileri karşısına almadan , var olan AL-İLAH = ALLAH putuna övgüler yağdırarak , Musa ve İsa nın yolundan gidip , ALLAH ı görünmez yaptı. Ona ESKİLERİN masallarından uydurmalar ekledi. Muhammed ve yandaşları İlk zamanlarda ALLAH PUT una saygısından dolayı KABE nin etrafında da 7 defa dönüyorlardı. Muhammed sadece ALALH PUT una övgüler dizmiyordu. Muhammed başı sıkışınca hemen LAT , MENAT ve UZZA ya da methiyeler dizmişti. " Lat , Menat ve üçüncüsü Uzza. Onlar ne güzel turnalardır. Şefaatleri umulur " manasındaki ayeti bile uydurdu. Mekkeliler de , Muhammed artık yola geldi bile dediler. Tabi bu ayet sonradan Kurandan çıkarıldı. Şeytanın Muhammede söylettiği masalı uydurularak. Şimdi sanırım daha net anlaşılmıştır müslüman arkadaşlar. Neden Kabe ye gidip etrafında döndüğünüz. Tabi Mekke nin fethinde Ebu Süfyan ın uyanıklığı sayesinde bu ALLAH PUT u da kırıldı. ( Çadır vakası sonucundaki olay ) ALLAH PUT u tamamen GÖRÜNMEZ YAPILDI... Fakat sizlerin yine de Mekke ye gidip araplara para vermeniz içinde HAC dinen farz kılındı. Şimdi artık ALLAH PUT unun etrafında dönmüyorsunuz , onun nişanesi olan KARA TAŞ PUT unun etrafında dönüyorsunuz. Saygılar. Konu ile ilgili geniş bilgiler ekteki linklerde yer almaktadır. http://islamiyetgercekleri.wordpress.com/b...man-ve-al-ilah/ http://tr.wikipedia.org/wiki/Arap_mitolojisi |
Burada yazılan gerçekleri ,Kendisine ben müslümanım diyen ve hatta toplumda kanaat önderi diye anılan sıfatsızlar biliyormu acaba?
Kafalarını kuma gömenler ,Şeriat özlemi ile yanıp tutuşanlar,Bu gününü kendisine hediye eden ATA sına küfretmeyi din sanan şuursuz sapkınlar kendilerince uydurdukları bir efsaneyi din sanarak saltanat sürüyorlar. |
Alıntı:
|
kafası çalışan adam kara kitabı okusa okadar soru sorar ki!
haram aylar;ya islamla nasıl bağdaşabilir? resmen eski bir gelenek devamlı değişen kıble dünyanın uydusu ay baz alınarak düzenlenen saçma takvim(hiç kimse yaşını aynı ayda kutlayamıyor ne acı) kara taşın peygamberden eski olması kölelik,cariyelik kaldırılmadan geleneksel olarak devamı kuranda da yazıyor kafirlere haccın yasaklanması;demekki hac müslümanlıktan çok önceki bir gelenekmiş! 4 erkek şahitliği veya 8 kadın şahit gerekliliği... ya özetle ana yapı aynı ama bir kaç ekleme ve bir kaç düzenleme alsana vizyonu geliştirilmiş arab kültürü! noldu bizim göktengri ye? noldusu varmı arabınki kalın geldi bizimkini yendi:) |
sevgili rati gerçek hayyamla alakası olup olmadığını bilmediğim fakat konuyla ilgili bu yazıyı paylaşmak istedim;
Kabenin içinde idoller var 364 tane…. gün sayısyla alakalı olması lazım. Her gün için bir heykel olduğu söylenir.Her gün için bir heykel olduğu,ona tapınıldığı falan söylenir.Tabi simgesel tarafıda var. Kabe iki katlı 360 tanesi bodrum katında 4 tanesi üst katta.Altta 360 tane var,işte 360 tane isim….Üsttekiler dahabüyük….İsimleri, El Lat ,El Uzza,El Menat,El Lah.Efendimiz kabenin altındaki putları kırın.İnananlar giriyorlar her şeyi her şeyi kırıp dışarı atıyorlar.Boşaltın orayı diyor.Burası her halde Bizim bilinç altımızdır.Simgesel… Bilinç altının temizlenmesi neyle yapacak bunu Üstteki dört ilahla.El lat,El Menat,El uzza,El Lah alttaki putları kırıyor.Yani bunlar adına onlar kırılıyor.Üsttekiler Baki Dört melek yada meleke.Efendimiz üste kendisi bizzat çıkıyor.Bir asası var onun Çengelli ,Musanın Asası Gibi.Firavunlar da elinde tutar onu…O asayla gidiyor ,El Lat,El Menat,El Uzza’yı indiri veriyor aşağıya.Atın bunları dışarı diyor Hurra atıyorlar.El İlah duruyor. Şimdi bu üç tanesi kuğular,bir başka deyişle turnalar.Bizim Anadoluda Alevi geleneğinde turnalar diye söylenen,turnalar semahı turna diye söylenen bu üç idoldür:El Lat,El Menat,El Uzza Bunlardan Temizleniyor yukarısı sonra bir tanesi duruyor El Lah.O iri yarı.Üç tanesi hatun,kırılan üç put bunlar dişil öğe.El İlah erkek o duruyor.Efendimiz indirmiyor onu duruyor.Ali’yi çağırıyor,”Ali” gel diyor Çık Omuzlarıma El Lah putunu sen kır. O da “Olurmu Allah Resulü,ben senin omuzlarında .Sen çık benim omuzlarıma ben seni kaldırayım” diyor.Efenimiz diyorki “Sen beni Taşıyamazsın,çık onu kır”Bunlarda simgesel.Ali çıkıyor ve son İdolü, El Lah putunu indiriyor.Geriye ismi kalıyor.işte Kur’an’daki Allah ismi O….. Putu yok İsmi kalıyor.Mabet boş.Tertemiz….Artık oraya hiçlik evi diyebiliriz.Azatlık evi diyebiliriz….Kendi azat ettikleri bilinç altları temizlenmiş,bilinçleri temizlenmiş arı duru mabet.İşte “Huzuruna dur,saltanatı icra et”dedikleri mabet bu.Bunun adı ,bu hal,hiçlik evi olduğu zaman adı,Adem Safiyullah ,Nakıslıktan soyunma dediğimiz saf varlık olma özelliği söz konusu. “Secde eden başlar yokluğa değer” “Bütün varlık oradan gelirmiş meğer” Hiçlik Evinde Buluşalım…….Hu.... |
Güncelleme
|
En büyük ilahAl-ilah
Allah putların en hayırlısıdır... :) |
Bukalemun gibi birsey bu, renk degistirebiliyor.
|
Şöyle bir soru sorayım...
Hani diyorsunuz ya Din; insanları (siz koyun diyorsunuz) yönetim altına alma metodur, bazılarınıza göre Din insanları sömürme amaçlı kurulmuş bir yasadır; diye.. Diyelim ki yaşadığımız hayat tesadüf eseri oluştu, Allah inancı ezelden beri nasıl var oldu? ilk insanlar dahi Allah inancı taşıyorlardı kaynaklara göz attığımız zaman.. İsminin Allah olması da önemli değil diyelim, bir yaratıcının olduğu her devir kabul edilmiştir, bunu nasıl açıklıyorsunuz? Bir ilahın varlığını ilk insan mı türetmiştir? |
Saygideger barudi;
Diyelim ki yaşadığımız hayat tesadüf eseri oluştu, Allah inancı ezelden beri nasıl var oldu? ilk insanlar dahi Allah inancı taşıyorlardı kaynaklara göz attığımız zaman.. İsminin Allah olması da önemli değil diyelim, bir yaratıcının olduğu her devir kabul edilmiştir, bunu nasıl açıklıyorsunuz? Bir ilahın varlığını ilk insan mı türetmiştir? -barudi- Bu konuda benim cok mesaj ve basligim var. Sana iki neden soyleyeyim. Birincisi, merak ve sorulan sorulara cevap verememenin getirdigi "her soruya cevap olma" icerigi, ve buna bagli olarak; insanoglunun kendisinde ve varliginda fark edipte, kendine bir guc olarak bu vasiflari vermemesinden kaynaklanan ve bu vasiflari verdigi insanoglu turu ve disi bir guc anlayisi. Yine buna bagli olarak kendi tur bunyesinde, dogal zihniyetten kaynaklanan, teslimiyet, cikar, ayrimcilik, guc, otorite paylasimi ve bunun sistemlenisindeki Yaratilis ideolojilerinin kullanimi. Ikinci olarak ta; kendinin ciktigi ve geldigi yeri once kabullenip, sonra onun vereni, disiyi yuceltip, kutsallastirdiktan sonra, onun uzerinde uyguladigi kolelik ve ayrimci ustunluk anlayisi. Ayrica diamat arkadasin actigi "neden tanri var?" basligindaki dile gelen gerekceleri de okuyabilirsin. Konu ise, insanoglunun neden kendi tur ve biri disinda hala bir varliga guc ve teslimiyet olarak ihtiyac duydugudur. Bunun da ana nedeni, emperyalist zihniyetin; her konudaki yaratilis, tanri, din, inanc ideolojik inancsal dogrularini biri biriyle carpistirmasi ve bilimsel ve dogallik kisvesi altinda yapilan soylemlerle cagdas, guncel kilmasi ve gundemde tutmasi. Cunku bu olmazsa, insanoglu turu ve biri kendi varliginin ve yasaminin bilincine ve farkina varacak ve kendini ve yasamini iman, ideolojik inancsal dogru icerikli metafizik ve etik degerler, tabular, uygulamalar v.s. icin kullandirtmayacak ve harcatmayacak. Saygilarimla; evrensel-insan |
İnsanoğlu kanaatimce; yenemediği bilinmezleri yenmek için, daha büyük bilinmezini kendisi yaratmış ve tüm iradeyi de ona yüklemiştir.
Doğal afet ve ölüm ü yenmek için..en bastinden :) Gerisi zaten kendiliğinden geliyor. |
Alıntı:
Tanrıların sayılarının nasıl azalarak bire kadar düştüğü ilham vericidir. Bunun seyri dikkatlice ve objektif izlenirse, bu ilhamdan pay alınacağına güvenim tam. Bununla ilgili daha geniş bilgiyi Sümer Dini'nin Serüveni - Gönül Tekin'e Saygıyla... başlığında vermeye çalışmıştım. Bugün yaşatılmaya çalışılan Allah gibi tanrılar, elde ettiğimiz bilgilerin dayanaksız ve gereksiz inat içeren reddiyle mümkün oluyor. Bir tanrının varlığını iddia ettiğinizde, dünyanın en ciddi iddiasını ortaya atmış olursunuz. Ateistlerin neden ateist oldukları sorusunun cevabı, bu kişilerin bir zamanlar bir dine mensupken, kendi dinlerinden ve tanrılarından ciddi deliller istemiş olmalarında ve hiçbir yanıt alamamış olmalarında yatar. Bu noktada size düşen de aynısını yapmaktır. Eğer dininiz gerçekse, her türlü "kazık" sorunuza cevap verecektir. Ama sorularınıza yanıt veremiyorsa, ortada iman edilecek bir din de yoktur. İnanç, bilginin olmadığı yerde vardır. Bilmediğiniz her soruya "Tanrı" diye cevap verebilir ve güya işin içinden çıkabilirsiniz. Tanrı ihtiyacı ezelden beri bu ihtiyaçtan oluşturulmuş ve yaşatılmaktadır. Fakat din dediğimiz şey, yazınızda da belirttiğiniz gibi bugün artık aynı zamanda insanları yönetmek ve sömürmek için aleni bir şekilde kullanılmaktadır. Elimde bir toplu iğne ile size doğru yaklaşsam ve siz de bu iğneyi size batırmak için size yaklaştığımı biliyor olsanız, kendinizi savunma pozisyonuna geçersiniz. Sizi bir toplu iğne ile öldürmem veya ciddi bir şekilde yaralamam oldukça düşük bir olasılıktır fakat siz en ufak acıyı bile neden göze alacaksınız ki? Can tatlıdır. Ama bu tatlı candan, eğer yeterince "gaza getirilmişseniz" her an vazgeçebilirsiniz; tıpkı yaptıkları eylem sonucunda derhal cennetteki 72 bakiresine kavuşacağından emin gibi görünen intihar bombacıları gibi. İşte mesele orada: "Madem bu eylem sonunda bu mükafatın garanti olduğunu söylüyorsunuz ve de bu sonsuza kadar geçerli olacak bir şey, neden bundan kendiniz yararlanmak yerine beni gönderiyorsunuz" sorusunu akla getirmeyecek kadar insanı kendinden çalan, saçma sapan inançlar bütünüdür dinler. |
Alıntı:
Ilahi varlik, en ilkel donemlerde turetilmistir insan tarafindan, fakat daha acik ve seciktir. Gunese tapar, gokyuzunde gordugu isikli baska cisimlere tapabilir vs. Ama bu islamiyetin anladigi anlamda, gorunmeyen bir ilaha tapma eylemi degildir. Dinler, bu anlamda, ozgur insan dusuncesini, baskilar, tekeline alir. Gerilere dogru gidin, insan dusuncesi daha ozgurdur. |
Alıntı:
İnsanoğlu bilinemeze açıklık getirmek adı altında daha büyük bir bilinemeze sığınmıştır ve bu arada "karanlıkta göremediğini", karanlığı iki katına çıkararak görmeyi planlamaktadır. Nereden baksanız tutarsız bir fikir olduğundan olsa gerek, şu ana kadar İlahiyatın açıklık getirdiği tek bir konu bile bulunmamaktadır. Saygılar |
Alıntı:
Soylediginize katilmakla birlikte, artik dusun ozgurlugunden fire verdigi icin, sorgulayamaz hale gelmistir. |
Alıntı:
"Yer Gaziantep, Kahvehanede biri kör-diğeri gören iki kişi satranç oynuyorlar. Kör olan kişi, gözleri göreni 2-3 el üstüste yeniyor. Yanlarındaki izleyicilerden birisi, gözleri görene diyorki: -abi seninde gözlerini bağlayalım belki yenersin. Kör olan kişide diyorki; -yahu bırakın adamı, gözleri görürken yenemiyor, birde bağlarsan hiç bişey yapamaz." :) Saygılarımla, Nova. |
Sn E. İnsan
O zaman şöyle bir sorun ortaya çıkıyor, insan kendi kendine "Ben Nasıl Var Oldum?" soru sorma becerisine ne zaman sahip oldu? mesela düşün ki sen bu dünya ayak basan ilk insansın, hemen bu tür sorulara yanıt mı ararsın? yoksa dünyayı tanımaya çalışmakla mı meşgul olursun? Dünyada ise yaratılan birşey göremeyeceksin (veya kendi kendine var olan birşey) tıpkı bugün de göremediğin gibi, öyleyse ben nasıl var oldum sorusunu nasıl algılayacaksın? Bir inek görürsün doğum yaparken, düşünebilirsin acaba bende mi böyle bir yerden çıktım diye (misalen) ama bir ilahın seni yarattığı düşüncesine varamazsın. Çünkü kendini bilmiyorsun, kendini tanımıyorsun, dünyayı tanımıyorsun, önce kendini ve dünyayı tanıman gerekecek, bunun için de uzun yıllar geçmesi muhtemel, oysa bir ilahın var olduğu inancı ezelden beri var... Veya maymun türünden evrimleşerek meydana gelmiş isek, bu zaman daha da uzun süre alması gerekecek... Yanıtız beni yeterince tatmin etmedi... Saygılarımla... |
Alıntı:
Gök gürültüleri veya şimşekler çaktıkca gelen yağmuru fark edemeyecek kadar gelişmemiş miydi insanlar? Hadi ilk şahit oldukları gürültülerde böyle düşündüler ancak her seferinde yağan yağmuru algılayamacak kadar gelişmemişmiydi insanlar? Bir deprem olduğunda veya sarsıntıda "Aşağıda Yüce Güçler Olmalı" diye düşünen insan tanımıyorum ben, siz tanıyormusunuz? Sizin yanıtınızı da objektif bulmuyorum, ilkel zamana gelelim lütfen.. Saygılar... |
Saygideger barudi;
O zaman şöyle bir sorun ortaya çıkıyor, insan kendi kendine "Ben Nasıl Var Oldum?" soru sorma becerisine ne zaman sahip oldu? mesela düşün ki sen bu dünya ayak basan ilk insansın, hemen bu tür sorulara yanıt mı ararsın? yoksa dünyayı tanımaya çalışmakla mı meşgul olursun?-barudi- Insanoglunun soyutlamasi ve sorgulamasinda, kendi, ya da algiladigi diye bir ayrim yoktu ki? Neyin nerden geldigini sorgularken, bu sorgu kendi acisindan, kadini kolelestirdikten ve kendinden ayirdiktan sonra basladi. Asil insanoglunun bir tur ve bir olarak kendine yonelisi, taaa Ronesans'a kadar olmamistir. Ondan once, insanoglu da, ayni doganin bir teslim olacak parcasiydi, gerci hala oyle, ya! Saygilarimla; evrensel-insan |
Saygideger barudi;
Bu arada, yaraticiyi, insanoglu tarihinde ilk defa, gorunmez, dokunulmaz ve soyut kilan; Budha'dir. Bu arada her turlu yaraticinin "bilinmezligi" sadece karsi cikanlar ve inanmayanlar icindir. Inanan acisindan boyle bir bilinmezlik yoktur, sadece erisilmezlik vardir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Saygideger barudi;
Uc ibrani dinin icinde islamin farki budur. Diger ikisinde ve tasavvuf ve mistisizm de tanrina aracin ile ulasirsin, ama islamda tanriya ulasabilecek, erisebilecek bir yolun yoktur. Bundan dolayi, Muhammed kendini son peygamber ilan etmistir. Tanriyi da erisilmez kilmistir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
İşte bir önceki yazımda belirttiğim, dayanıksız redlerin tanrı varlığına inancı körüklediğine dair kısma güzel bir örnek vermişsiniz bu yazınızla. İlk alıntıladığım yazınızda, "Tanrısal bir şeyler olmalı ki, ilkel insan bunu sezdi ve tanrılara inanmaya başladı" demeye getiriyorsunuz. Yani mesajınızın özü "Tanrısal bir şeyler gerçekten vardır ve de bu güç Allah'tır". O halde siz söyleyin, bir zamanların yıldırım tanrılarına bugün neden inanılmıyor? Bugün size biri gelse ve çok tanrılı bir dine inandığını söylese, bunlardan biri de yıldırım tanrısı olsa, siz onun bir yıldırım tanrısına inanmasını gerektirecek şeylere elbette dudak bükeceksiniz; tıpkı benim de sizin Allah'ınıza dudak büktüğüm gibi. Lütfen siz söyleyin, bunun arasındaki farklar ve benzerlikler nelerdir? Deprem olduğunda bunu yer altındaki güçlere bağlayanları ben yaşadığımız çağda görmedim (varsa da bilmiyorum). Fakat bunu sizin inandığınız Allah'a bağlayanları çok gördüm. Deprem neden ve nasıl olur sorusunun bilimsel cevabını tamamen keyfi bir şekilde reddederseniz, bununla hiç ilgilenmezseniz, içinizde mecburen oluşacak boşluğu da içgüdüsel olarak doldurma yoluna gidersiniz ve doldurduğunuz bu şey Tanrı olur. İşte ilk sorduğunuz sorunun yanıtı da burada yatar. Saygılarımla |
Saygideger barudi;
Iman ve hangi dinse ona inanc, genelde tarihe gore degismez. Sadece o da belki imanin uygulanmasi degisebilir. Insanoglu bugun hala yagmur duassina cikmiyor mu? Bugun meteroloji bu kadar gelismisken. Bunu nasil izah edeceksin? Sonucta bir yaraticiya ideolojik ya da iman ile, baglanmis bir dusuncenin, sorgulamasi aleyhte degil; leyhtedir. Yani, "imanima/ideolojime daha s1k1 nasil sarilirim?" temelli bir bilincalti devrededir. Oyuzen anlatilan hersey, imanli icin; sadece "bunu nasil imanima, ideolojime baglayabilirim?" temelinde sorgulanir. Iste bu sorgulama, zaten; dini de iman anlaminda kendi bunyesinde "ilerletir" ve "yeni" bir icerik verir. Akilli tasarimcilik ta boyle dogmustur. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Siz tanimiyor musunuz secde edip yere kapanan insani, ilkel caglarda.. Vahsi hayvanlara kurban sunup, yere kapaniyordu tanri diye.. O zaman elbette, adi secde degildi, yapilan eylemin. |
Alıntı:
Okumadım, çünkü sizin yanıtınızdan anladım ki benim soruma o kitapta da yer verilmemiş... Sizce gerçekten dayanıksız mı objektif bulmamışım yanıtınızı? sen biraz daha ileridesin zaman açısından, az daha geriye gel... Ayrıca, gök gürledi diye kurban kesmeyi aklına getiren insanları örnek göstermen daha bir tirajikomik bir durum, yukardakiler hiddetlendi diye insan bir hayvan kesme cesaretini nasıl buldu o korkak ve şaşkın haldeyken? |
Alıntı:
Meteorolojinin gelişmesi istediği zaman yagmur yağdırma gücüne sahip olması mıdır? Yağmur Duası ile ilişkilendiremedim bu sorunuzu... Sonuç itibari ile "Dua" Allah'tan istenen bir istekdir, İslam anlayışına göre, ve sadece yagmur duası ile sınırlı değildir. Ayrıca meteoroloji olsun vakitler olsun hepsi birer tahmindir, kesinliği yoktur. En basitinden örnek verecek olursam Ramazan Bayramı'dır. Türkiye'de Bayram 1 Gün önce başlamıştır. Yani gelişmiş dediğin şey ne olursa olsun "Ay"ı hesaplayamamıştır. Peki sen bunu nasıl izah edeceksin? Saygılarımla... |
Allah görünmez puttur sn barudi.
Sevgili AhbAp' ın Alıntı:
"İddia ediyorum ki ikimiz de "Tanrıtanımaz" larız. Sadece benim inandığım tanrı sayısı seninkinden bir eksik. Diğer olası tanrıları neden reddettiğini anladığın zaman, benim de seninkini neden reddetiğimi anlayacaksın." demek isterim. |
sevgili barudi ilk insan ilk kabile kavimler tanrı allah v.s inancı taşımazlar taşıdıklarını bana ispatlarmısınız??
sadece eski yaşayışlarda güce ve bilinmeyene tapınma vardı! bununda en büyük nedeni ilk başta korku ve açıklıyamamaydı.. gök gürültüsüne güneşe ateşe ve hayret edici ürkütücü herşeye tapınanan ondan korkan ve ona bir anlam yüklemeye çalışan her kabile toplum anlamlandıramadığına taptı yada onu ilahlaştırdı.. ancak bu tapınma süreçlerinde bizi yaratan anlamında bir şey söz konusu olmadı.. nerden geldik nasıl varolduk sorularının sorulmasına başlandığında bazı toplumlar cevaplayamadıkları nesneler üzerinden ordan geldik bundan geldik dediler.. gelişlerini var oluşlarını anlamlandıramayan toplumlar her güce taparken tek tanrılı din bile yoktu. gelişmiş toplumların sonlarına doğru yavaş yavaş çözümlenen dünya seleksiyonu sonucunda bazı toplumlar kendilerini o tarifsiz gücün yarattığına kanaat getirdiler hepsi bu.. ve tapınma ihtiyacı psikolojik inanma eğilimi olmaya başladığında anlamlandırılabilen varlıklar güneş gökgürültüsü gibi tanrı olmaktan çıktı, tanrıların silahları veya güçleri haline geldiler ancak bu tanrılarda insanların istediği gibi değildi! yağmur tanrısı 3 ay görünmeyeince önemsizleşti, insan oğlu gerçeğe yaklaştıkça yeni tanrıları aramak zorunda kaldı çünkü inanma isteği vardı tapınma geleneği ve yardım psikolojisi vardı ancak tapındıkları da kendilerine oranla güçlenmeliydi... son haline bakcak olursak tanrı göklerdeydi bu kesin çünkü insan oğlu oraya ulaşamıyordu ve tanru görünmezdi çünkü görenler olduğunda basitleşir ve gizemini yitirirdi, tanrının öyle güçleri olmalıydı ki korku salabilsin.. ve gökyüzünde herşeyi yapabilecek büyük bir yaratıcı var edildi YARATILDI.... |
Saygideger barudi;
Cevabi kendin ver. Yagmur duasina mi cikarsin, yoksa meterolojiyi mi takip edersin. Disari cikacaksin, yagmur yagip yagmayacagini ogrenmek ve tedbir almak (semsiye), istiyorsun. Yaninda da dini ogreti ve yonlendirimlerine cok inanip, guvendigin bir din adami oturuyor. TV'de de hava durumu verilecek. Ne yaparsin, din adamina gore mi, yoksa hava durumuna gore mi hareket edersin ve neden? Ha, bu arada, din adami tutturabilir, de meteroloji, tutturamaz. Bunun nedenini nasil aciklarsin? Din adami ile meteroloji ayni seyleri de soyluyebilir, biri bilimsel aciklamalarla nedenini izah ederek ve DUSUNCESINI acikliyarak; digeri kendi INANCINI sana yonelik dile getirerek. Farkli sonuclarda olabilir. Evet, yanitlarin nedir ve neden odur? Saygilarimla; evrensel-insan |
ÜÇLEME
ACI Zamanın yokluğunda, Bilinmezliğin engin dinginliğinde, Henüz tanrılar bile Habersizken varlıklarından, Bir gölge süzüldü Yaşlı tarihlerin gölgesinden, Bilge ormanların serinliğine, Sindi sessizliğe. Gözleri çakıldı, Yayı gerildi, Nefessizliğe sığındı bir an. Kulakları, Havayı yaran okun kararlılığını, Ve böğrüne tok çakılışını duydu… Göğsünün sol yanında, Sıcak, Gözlerinde tarifsizlik, Düşerken toprağın çağrısına… Yayı tutan el gevşedi: ‘NE BU, NE?’ Sıkıldı göğüs kafesi, Soludu derin, derin, Çöktü ağacın köküne. Maviyi aradı gökte Ve sarıyı güneşte. Renk, renk bir cümbüş istedi. ‘NE BU, NE?’ Göğsünü parçalayan oku Fark etti geyiğin, avcı; Kanamak istedi geyik gibi Çözmek için tarifsizliğini: ‘ACI’ dedi dudakları, ‘ACI OLSUN BUNUN ADI!...’ ÖLÜM Susarken çocuk sevinci, Çığlık, çığlık yaşlar yürüdü yüzüne. Gözlerini görmek istedi Kenetli göz kapaklarının hücre hapsinden. Bastı bağrına; SOĞUK… Isıtmak istedi, Alevler yakmak, Yanarken tüm doğa Ateşli sevişmeler gibi tenini sararak. Gülüşlerinde kaldı gözleri, Bakışlarında, Sesinde, Acıtırken ilk yara diz kapaklarından Çağrısında kaldı kulakları. İlk korkusunda bilinmezliğin karşısında Yüreğini sıkan eli tutmak istedi. Öpmek geldi aklına Nedenini sormadan, hiç durmadan, Çağlar boyunca… Sarstı bir, Bir daha, bir daha Yürüsün, koşsun, bağırsın İstedi kucağındaki soğukluk Uyansın, acıksın, üşüsün istedi… ‘NE BU, NE?’ Sordu düşleri, sordu beyni annenin Bebeğinin çaresizliğini, yitikliğini Fark ettiğinde. Acıyor, acıtıyor… ‘NE BU, NE? ’ Tuttu nefesini, tuttu yüreğini, Beynini, gözlerini, kulaklarını, Bağrındaki çocuk olmak istedi. Hissetmek ondaki soğukluğu, bitikliği: ‘ÖLÜM!’ dedi yüreği, ‘ÖLÜM OLSUN BUNUN ADI!’ TANRI Biraz yorgun, biraz buruk Adı konmamışlıklarla doldu her yanı. Biraz üzgün, biraz neşeli Yaşamak güzeldi, olabilmek anı. Ellerine baktı, kavrayışının mükemmelliğini; Tutabilmek? Düşlediğini fark etti. Kor düştü bağrından içeri, Yakalamak istedi ışığı. Ellerinde tutmak, ısıyı algılamak teninde. ‘Neden?’dedi düşünce, Dağ neden yüce, başında duman? Nedir gerçek, nedir hayal olan? Varım! Neden? Yokum! Neden? İç içe kısır döngü, Ölüm yaşamı törpülerken, Uzayan ufka koştu Çıldırırcasına tutmak istedi çizgisinden. Tutsaklığından kurtulmak istedi, Kalbi parçalarcasına göğüs kafesini yumruklarken. Çıkardı yüreğini yerinden. Benini aradı. Bu ellerim, Bu gözlerim, Bu yüreğim, kan içinde… Bu benim, Ben kimim? Ben neyim? Ben varım. Neden? Güneşe döndü yüzünü, Varlığında huzuru gördü, Neşeyi. Yokluğunda korkuyu. Fırtınalar belirdi beyninde, Şimşek sesleri paralarken kulaklarını. Yalım alazlı bir ışık yardı Göğün göğsünü, Tutuşturdu toprağı. Kızıl korkular yükseldi Kapkara bulutlu. Korku ensesinde, Düştü alevlerin önüne. Yalvardı dili, Çağırdı hıçkırarak Hiç bilmediğini. Yardım dilendi, Eli tutunmak istedi hayata. Düşünceleri kayıp, Canını dilendi kimliksizden. Haykırdı! “Varlığımı var eden, Her kimsen, Ey tanrı ! Yarattım seni; Al korkularımı, Dindir acılarımı, Kurtar beni düşüncelerin sorgusundan, Tanrım yarat beni! Buda benden olsun, şimdilik saygımla gittim... |
Alıntı:
Sorunuzu ciddiye alıp bir yanıt ve link göstermiştim. Okumadığınızı söylediğinize göre siz beni ciddiye almıyorsunuz ve üstüne beni trajikomik buluyorsunuz. Oysa ben size "ben böyle düşünüyorum" demedim; bunlar benim savlarım değil, milyonlarca insan tarafından bilinen tarihsel gerçekler. Yani herşeyi bir kenara bırakıp beni trajikomik bulmanız, olayla değil de benimle ilgilenmeniz, çabanızın öğrenmek olmadığını bir kere daha ortaya koyuyor. Size yıldırım/fırtına tanrısı dışında, neden güneş, aşk, ölüm, şarap tanrısına inanıldığının örneklerini de verebilirdim. Kurban kesmenin sadece fırtına tanrısına inanıldığı için uygulanan bir ritüel olduğunu da iddia etmedim. Fakat muhatabını ciddiye almayan, konuyu içerik üzerinden değil de kişi üzerinden sürdürmeye çalışan yapınız, her zamanki gibi olaya odaklanmamızı ve ilerlememizi engelliyor. Siz gerçekleri araştırma peşinde değil, kendinizi tatmin etme peşindesiniz. İşte bu yüzden de bir tanrıya inanıyorsunuz. En azından bu mesajlaşmalar, asıl sorunuzun yanıtını vermeli size. En azından ben sorduğunuz soruya gelmeye çalışıyorum. Fakat bundan da tatmin olamayacağınızı sanıyorum. Bu durumda size verebileceğim başka bir yanıtım kalmıyor. Saygılarımla |
Alıntı:
İslam anlayışına göre, gaybı kimse kati süretle bilemez, tahmin yapılır tuttuğu da olur yanıldığı da, ama kesin böyle olacak diye kendimizi inandıramayız. Sorduğun soruya gelince, din adamına sormam, çünkü din adamı bir kahin değildir, veya kahinlik yapma gibi bir görevi yoktur, bu kişi ne kadar güvenilir olursa olsun, geleceğe dair kesin bilgi verme olasılığı yoktur (her daim).. TV'den meteoroloji bilgileri almak elbette faydalı bir durumdur, bulutları takip ederek, hangi yöne yöneldiğini tahmin etme sanatıdır, sonuç itibari ile elde ipuçları vardır, bilmeden atıp tutma ile alakası yoktur, bazı insanlar yıldızlardan yarın yagmur yağacağını anlar, bazıları böyle hava durumunu araştırarak ipucu elde eder. Ama bunun Yağmur Duası ile bir alakası yok, ben hala bir bağlantı kuramadım Yağmur Duası ile... Saygılarımla... |
Saygideger barudi;
Eger hatirlarsan, K. Sunal'in bir filmi vardi. Koylu yagmursuzluktan kirilmis ve hoca ile durmadan yagmur duasina cikiyor ve Kemal'de "bosuna cikmayin, yagmur yagmayacak" diyor ve her seferinde koyun hocsi'ni mat ediyordu. Koylu artik Kemal'in ilahi gucleri olduguna inanmis, hoca'nin forsu sonmustu. En sonunda, hocanin "bugun yagmur yagmayacak, o yuzden yagmur duasi gereksiz" dedigi anda da, nasil olmussa Kemal " Bugun/birazdan yagmur yagacak" demis ve yagmur yagmisti. Kissadan hisse; Kemal'in yagmur ile bu tatmini, romatizmasina (bilimsel) dayaniyordu ve yagmur yagacagi gun, romatizmalari artmisti. Hocanin ki ise tamamen kendi tecrubesine ve koylunun gozundeki (guven) yerine (inanc) dayaniyordu. Bilmem, anlatabildim mi? Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
O zaman şöyle söyleyeyim, madem ki sen bu kitabı okudun, benim sorduğum soruya neden yanıt vermiyorsun? bırak aşk, ölüm ve şarap tanrılarını, deprem ve sarsıntı meydana geldiğinde ne düşünmüş bu insanlar bana bunları yaz veya alıntıla, kurban kesme kültürü nerden geliyor onu da söyle veya alıntıla... Pratik olalım biraz daha ne dersin?... Saygılar.... |
Saygideger barudi;
Ama bunun Yağmur Duası ile bir alakası yok, ben hala bir bağlantı kuramadım Yağmur Duası ile.-barudi- Yagmur duasi nedir ve neden yagmur duasina cikilir? Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Anlatabildin anlatabildin de ben anlatamadım, şimdilerde bilim adamları İstanbul da büyük bir deprem bekliyor, hatta ölecek insan sayısını bile hesaplamış durumda, bunlar size göre bilime dayalı öngörüler, bu deprem gerçekleşirse bu kadar kişi öleceğine gerçekten inanıyormusun? Saygılar. |
Alıntı:
Çağdaş bir açıklama ile şöyle söyleyim Yağmur Duası kara bulutların uğradığı bir bölgeye uğramasını talep etmektir.. |
Saygidegedr barudi;
Bildigin gibi, ben inancsal disiyim. Deprem konusuna gelince, Isikara'nin bir sozu var "Deprem ile yasamayi ogrenmek" diye. Sonucta, ulkemiz bir deprem kusaginda ve depremin olma olasiligi da olcumler temelinde var. Konu depremin ne zaman olacagi degil; deprem oldugunda en az mal ve can kaybinin nasil saglanacagi. Beni ilgilendiren yonu, deprem ile yasayan cografyanin, depreme dayanikli teknik ve bilim ile donanmis, bir yapiya kavusturulmasi. Oyuzden, depremin ne zaman olacagi degil; olma olanagini dusunuyorum. Bu da bilimsel verilerle ortaya konuyor. Ama, depremin ne zaman olacagi konusunda bir zaman vermek, kehanettir. Yalniz ben bu zaman verimlerini de, bir an once alinmasi gereken tedbirlerin unutulmamasi ve tedbir calismalarinin devam etmesi olarak algiliyorum. Gerci, insanoglu yasamina pek onem vermeyen, yetistirim ve egitim sistemi acisindan, bu tedbirleri almak, ancak politik bir cikar amacli kullanim araci olacaktir. Yoksa, toplumunu ve farkli halklarinin sagligini, ya da yasamini dusunen bir zihniyet zaten yok ortada. Japonya'dan bu konuda ders almak lazim. Saygilarimla; evrensel-insan |
Saygideger barudi;
Çağdaş bir açıklama ile şöyle söyleyim Yağmur Duası kara bulutların uğradığı bir bölgeye uğramasını talep etmektir.-barudi- Peki, bu talebi yerine getirecek olan nedir/kimdir? Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Kaçak dövüşüyorsun :) Bilim adamı misalen dedi ki 16.000 kişi ölecek, bu durumda sen 16.000 kişi öleceğine gerçekten inanacak mısın? Sonuç itibari ile adam çalışmasını yapmış veya tamamlamış bu açıklamayı yapıyor.. Yağmur talep etmek, yağmurun kesin yağmasını sağlamak değildir. Yağmurun kimin yağdırdığı İslam anlayışına göre gayet açıktır. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:50 . |