![]() |
Attığın Zaman Sen Atmadın Allah Attı.
...onları siz öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi.
Enfal-17 Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar. Yunus-44 Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin. Tevbe-14 Bu nasıl bir Allah ki kendisine inananlar vasıtasıyla kafirlerden intikam alıyor. Sonra da tutup siz öldürmediniz ben öldürdüm diyor Sonra da zulm etmem aslında insanlar birbirine zulmediyor diyecek kadar pişkinleşiyor. |
sn. Yusuf33
demekki birini öldürsek allah öydürdü deyip sıyrılabilme ihtimali vardır bu ayetleri örnek göstererek....:) |
Alıntı:
Bu ayetler, çelişkiler içinde kalan bir insanın beyninin ürünü olduğunu kanıtlıyor. |
Yusuf burda adam kayırma var Şüphesiz ! herşeyi bilen kendi yarattığı kullarını zaptedemeyen Allah mümin kayırma yoluna gideceğine herkesin barış içinde yaşayacağı bir dünya yaratsa olmazmıydı?
okuma yazma bilmediği söylenen muhammed günlük tutarken hata yapmış olmalı ... Bu hatalar çelişiler için söyleyebileceğim tek şey allahın hikmetinden sual olunmaz vardır bir bildiği...;) |
sn. Prozac02
ortada bi hikmet varsa tabii ki soru sorulmaz haşaaa olur mu hiç???Ama bu müslümanların gördüğü hikmetleri bi görebilsek bizde?:) |
Sevgili akıncı ;
nahl / 93 Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız. Yüce allah sizin/bizim gözlerinizi perdelemiş(katarakt :cool:) kalbinizi mühürlemiştir tabiki göremezsiniz../göremeyiz... |
sn. Prozac02
demekki bilerek bizi saptırmış ondan sonra da keyifle bizi cehenneme atacak diyecek oh sizi saptırdım yanın bakalım şimdi mi? Bu islam ve tüm din mantığı hakkaten mantığa aykırı yaw.... |
Öldürme işini, diriltme işini, inanç tercihini, hatta hamile bırakma işini (İsa) bile kendisi hallediyor.
Biz de burada özgür iradeden dem vuruyoruz. |
hocam bulaşma bunlara be olayın ana felsefesi çok açık:
ne şiş yansın ne kebab! |
Allah Size Hidayet etsin...
...onları siz öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi. Enfal-17 Şurası kesindir ki Allah, insanlara zerre kadar zulmetmez. Ne var ki, insanlar kendi kendilerine zulmedip duruyorlar. Yunus-44 Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin. Tevbe-14 "Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz."(Tekvir, 81/29) Bu Ayeti Kerimelerin Tefsirine Bakmalısınız. Max Planck Enstitüsünden bilim adamı Prof. John-Dylan Haynes gelişmiş manyetik rezonans ve bilgisayar tekniklerini kullanarak son derece ilginç araştırmalar yapmıştır. Araştırmalarda deneklerden önlerinde bulunan 2 düğmeden birini seçmeleri istendi. Düğmeye basılışın karar anının incelendiği bu deneylerde, Benjamin Libet?in deneylerini doğrular neticeler elde edildi. Esasen seçim yapıldığı düşünülen an, hissettirilen bir algıdan ibarettir. Yapılan deneylerde düğmeye basma kararının 6 saniye öncesinden deneklerin hangi düğmeye basacağı, beyin hücrelerinin aktivitelerinden tahmin edilebildiği görülmüştür. Prof. Haynes?in dünyada büyük yankı bulan çalışmasını gösteren bir resim. Deneklere sol ve sağ düğmelerden istediği birine basması istenmiştir. Deneğin karar verdiğini hissettiği an ile düğmenin basılma anı da dahil olmak üzere, beyindeki bütün faaliyetler incelenmiştir. Neticede çok çarpıcı bir gerçek ortaya çıkmıştır. Kişi, karar verdiğini düşündüğü andan 10 saniye öncesinde yapacağı seçim, beyninde zaten bellidir. Bu son derece çarpıcı sonuç özgür iradenin aslında hissettirilen bir algı olduğunu bir kez daha göstermiştir. (Not 1) Şu videoyu izlerseniz anlarsınız; http://www.okyanusum.com/belgesel/6saniyeonce.html kaynak;2)Chun Siong Soon, Marcel Brass, Hans-Jochen Heinze & John-Dylan Haynes Unconscious determinants of free decisions in the human brain. Nature Neuroscience April 13th, 2008. |
Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı. Bu da müminlere güzel bir imtihan geçirtmek içindi.
Enfal-17 "Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz."(Tekvir, 81/29) Cüzzi irade vardır fakat Külliiradenin içinde.. Allahın iradesi esas-mutlak olan , İnsan kendi isteğiyle Allahın iradesiyle bu eylemleri gerçekleştirebiliyor... |
insan elektriksel bir şey zaten, bunu biliyoruz, sinir sistemi dediğimiz şey, esasen bir elektronik eletriksel devre, beyinde öyleki elektronik bir bilgisayar. beyin kanamasını duymuşsunuzdur. kafatasımızın içinde dolayısıyla beynimizin içinde kesinlikle hiç kan damarı yok, kafatasımızdaki tüm kan damarlarımız beynin etrafını saran dış yüzeydedir. ve beyin hücreleri alış verişini buradan sağlar. kan içeri girmez. beyin kanaması sırasında bu kılcal damarlar çatlayıp beynin üzerine, beyin hücrelerine kan bulaşır, damlar, akar. bu da elektronik olan beynimizin kısa devre yapması anlamındadır. beyin kanaması geçirmekte olan birini gördüyseniz, o kişi sanki kendinden geçmiş gibi, şaşa kalmış bir haldedir. bu da tıpkı kilitlenen bir bilgisayarın haline benzer. tabii beynimizin nasıl çalıştığını ve işlemcisinin 1 0 lar şeklinde mi nasıl bir algoritmayla çalıştığını bilemiyoruz. ayrıca ybeyinden yayılan beyin dalgaları keşfedilmişdir. EEG ve vebenzeri yöntemlerle bu dalgalar ölçülebilmekte. bu dalgaları 4 e ayırmışlar: alfa beta gama ve teta. şu an bu dalgaların neden yayıldığını bilemiyoruz. teknoloji ve bilim ilerledikçe belkide daha fazla şey öğreneceğiz. insan beyninden çıkan bu dalgalar, enerjiler çok çok uzaklardan dahi algılanabilmektedir. esasen yayılan enerji hiç bir şekilde kaybolmaz. bu taşdan topraktan sudan havadan geçebilmekte ve sonsuz uzaya doğru yayılmaktadır. sonsuz mu o nu bilemiyorum birde. dünya üzerinde teleskoplardan ayrı olarak radyo teleskop denilen çok pahalı ve ileri radyo teleskoplar ile uzayda yayılan elektromanyetik yayılım yakalanmakta ve incelenmektedir. en büyüğünün adı Arecibo dur. 305 metrelik dev bir radyo teleskop.
beynimizden çıkan bu elektromanyetik dalgalarda uzayda kayıp mı oluyor. beyin belli bir amacı olmasıkzın mı bu dalgaları üretiyor, bu dalgalar okunabilir mi deşifre edilebilir mi, bir çok soru bilimi ve bilim insanlarını bekliyor, umarız bir gün bu soruların cevabını bulabiliriz. /* kendi beynimin içine birileri bir şey koymuş ve kimse ne olduğunu bilmiyor, içim bir garip oldu.. */ |
Sayın Sinner ! Unbe ! Poyraz ! prozac ! kaanca
Sizler ne dünyayı ne dini biliyorsunuz .. Allahın söylediği cümleleri de iyi anlayamıyorsunuz dikkatle düşünmüyorsunuz ? o yüzden ben size başka bir şey söyliyim ! İLAÇ İlaç işe yarar mı yaramaz mı bilmem ama söyliim ! Arkadaşlar ! o anda Hayatın güzel taraflarına bakmaya nazar etmeli kimeyi incitmemeye çalışılmalı.. ondan sonra kafandan tüm pis düşüceleri sil ! haa ! silemedin mi ? o halde içinde papağan gibi konuşan şeyi ! hiiç dinlememeye çalışıcan ne derse hiç üzerinde düşünme ? başka bir şeyle meşgul olmaya bak. hiiiiç papağını dinleme ona sus desen susmaz ne olur artık dur yeter deseden ! durmaz o papağan gibi konuşur içinden boyna ! Boyna konuşur o boyna ! hiiiç aldırış etme elinde geldiği kadar hiç oralı bile olma sen insanları incitmemeye çalış papağn konuşur içinde boyna incitmene sebeb olacak şeyler söyler sen başka bir şeye hemen kafanı ver..hiiiç dinleme ! eğer papağanı dinlersin .. işte görüyorsun halini daha feci oluyorsun onu dinlersen.. akıl yürütürsün.. bundan bu çıkar dersin.. şöyle mdir böyle midir dersin kendi elinde.. kendini daha fazla recm edemeya başlarsın kendini taşlamaya başlamış olursun işte sen ona dalmışsındır hemen uyan kendine Gel silkelen ! hemen onadan kendini çek... ne derse aldırış etme ! ve insanları incitmemeye çalışmalı eğer sen papağını dinlemeye başlar ve ona dalarsan.. daha çok ayet okur getirir Allahı haksızlığı kendine haklılığa çıkarmaya çalışırsın hem branşın değil ayetlerde senin anladığın gibide mana yoktur.. irade bahsine gelicen: evet doğrudur İnsan her türlü kudret ve iradeden mahrumdur ! o halde insan nasıl mesul olur ? İçindeki papağanla çatışmayı görür ve kendisinde özgür irade olmadığını.. bu iradenin Allaha ait oluğunu anlar ki yani kendisinde hakkı görür ki mesul olmasına bu kadarı kafidir |
Alıntı:
"Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe, siz dileyemezsiniz."(Tekvir, 81/29) devamlı açıklanmaya çalışılan bir ayet. Bunu külli ya da cüzzi irade ile hiçbir şekilde açıklayamazsınız... Elinizde kalır.. Kurana göre insanları kafir yapan ya da inançlı kılan tanrıdır. Ve tanrı dilemedikçe insanlar dileyemez. Hiç bir yerde demez ki seçim şansı sizindir. Kurana göre insanın özgür iradesi diye birşey yoktur ve seçimlerimiz tamamen tanrının istemine bağlıdır. Ayrıca sinner konuyu tamamlayan çok güzel daha bir örnek vermiş... Onlarla savaşın ki Allah, sizin ellerinizle onların cezasını versin. Tevbe-14 Kuranın tanrısı insanları birbirine boğazlatacak kadar psikopat ve bir o kadar da aciz bir tanrıdır... Diğer tüm dinlerin tanrıları gibi... |
Alıntı:
bilimle uğraşan biri olarak bu deneyi ilk defa duyuyorum. ben de ilk cümlemden sonra sizin beyninizi okuyup benim bilimle olan bağlantımı karalamaya dair cümleler hazırladığınızı önceden görebiliyorum. Bu deney çok saçma. yankı falan uyandırdığı da yok. müslüman kesim nerde sünnetsiz bir bilim adamının islamı tasdik edecek çalışmasını bulsa, ona dört elle sarılır. öyle olunca daha değerliymiş hissi uyandırır. Bu deney hiç bir şeyi kanıtlamaz. kişinin karar verdiği anla kararı uyguladığı an arasında 10 saniye, 20 saniye fark olması şaşılacak bir durum değildir. saygılar... |
Alıntı:
*konektomumuz neyse biz oyuz *insanoğlu nörokimyasal bir robottur dan sonra şimdi de bu video.. bu öntezler, varsayımlar, iddialar şimdilik bilimde çok yeni.. henüz bir teori ve kanun düzeyinde değil.. herzaman söylüyorum, insanoğlunda gerçek özgürirade yoktur.. çünkü insanoğlu özbenliğinde değil sonradan yüklenen sahtebenlikte/egoda yaşamaktadır.. ve sizin "-ben karar verdim, benim tercihim" dediğinizdeki kullandığınız ben gerçek ben değildir.. müslüman olmanız, ateist olmanız, hristiyan, budist, hindu bahai, deist, panteist olmanız gerçek sizin tercihiniz/kararınız değil.. siz doğduğunuz andan itibaren birlikte yaşamak zorunda olduğunuz ebeveynleriniz/atalarınızın ürettiği, yoğurduğu, programladığı sadece birer robotsunuz.. bunları yazarken lütfen bir aşağılama hakaret olarak algılamayın, şimdilik bulabildiğim ifade şekli bu sadece.. sizin ne olacağınızı, neye inanacağınızı belirleyen şey sizin özgür irade sandığınız size sonradan yüklenen sahtebenliğinizdir.. yani siz özgür iradeye sahip değilsiniz.. sahtebenlik dediğim şey de siz doğduktan sonra; sizin genetik mirasınız, çevresel, ailesel, toplumsal her türlü yaşam deneyim ve öğretileriniz gibi binlerce parametre etkisi altında oluşmaktadır.. müslüman olmak hristiyan olmak ateist deist olmak, hindu, budist olmak sizin seçiminiz değil.. ve bunları tercih edip savunuyor ve inanıyor olmanız da size bir üstünlük ve ödül getirmeyeceği gibi herhangi bir yaptırım ve cezası da yoktur.. size 6-7 saniye sonra karar verdirip eyleme geçiren mekanızmayı deneyimleyip algılayabilmeniz için bunun bir öncesine dönmeniz gerekiyor.. yani bir insan kendi gözlerini göremez değilmi? kendi gözlerinizi görüp algılayabilmek için gözlerinizin arkasında bir çift daha gözünüz olması lazım ki kendi gözlerinizi görüp algılayabileseniz.. işte sahtebenliğin görüp algılanabilmesi için de bundan arınmak/temizlenmek gerekiyor.. ama bunu yüzeysel düşünerek yapamazsınız.. çünkü yüzeysel düşünceyi üreten benlik zaten sahtebenliktir.. kendi gözlerinizle kendi gözünüzü görmeyeceğiniz gibi sahtebenlikte yaşarken de sahtebenliği görüp algılayamazsınız.. ama bu bilimsel gelişmeyi de gidip bir dine bağlamak ya da reddetmek insanoğlunun hala gerçeği/bilgiyi değil inandığını aradığının en güzel göstergesidir.. işte bilim bile zihinde yaşayan insanoğlunun oyuncağı haline gelmiştir.. en kral bilimci kendi inancına ters bir tezle/teoriyle karşılaştığında reddederken, bilime başka bir teori yüzünden ters düşen biri anında en kral bilimci olur.. işte bilimde "kanun düzeyinde bilgi"nin o yüzden hayati önemi vardır.. zamanında galileo'yu kilise mahkemesinde susturan insanlar bugün dünyanın yuvarlak ve dönüyor olması karşısında suspuslar.. bu konu artık tartışılmıyor bile.. işte gerçek kanun düzeyinde bilgi budur.. tartışılmaz, insanoğlu bilincinden bağımsızdır.. ne savunulabilir ne de yanlışanmaya cesaret edilebilir.. |
Alıntı:
Güzel video. Faydalanmamızı sağladığın için sağol. Belgeseldeki denek işin içine "benlik" kavramını sokarak olayı ikileştirmeye çalışıyor, ben ve beni yöneten diye. Oysa bilincin altıda üstüde ortasıda bir ve aynı. Denek burada inek durumuna düşmüş. Kararın 6 saniye önceden alınıyor olması o kararı başkasının aldığını göstermez. Aynı şekilde 6 saniye sonra alınan kararı açıklamamız da o kararı başkasının açıkladığı anlamına gelmez. Acaba bu 6 saniyelik gecikmeyi beynimizin zorunlu olarak aldığı kararın farkındalık merkezimize ulaşma süresi olarak kabul edebilir miyiz? Öyleyse bir karar verirken "Karar verdim" demek yerine "Kararım buymuş" demek daha anlamlı olur. Birde hızlı gelişen bir olay anında mesela 2-3 saniye süren bir trafik kazası esnasında ne yapacağımızın kararını 6 saniye önceden nasıl alacağız? Zaten kaza 3 saniye sürmüş. O zaman da kazadan 6 saniye önce kazanın olacağını bilmek gerekiyor ki beyin karar verip bundan 6 saniye sonra bilincin haberi olsun. Birde kaza anında ölürsek işler iyice karışır. Aldığımız kararın 6 saniye sonra farkına varmadan tahtalı köyün farkına varmış oluruz. |
Alıntı:
Yazınızdaki kavrayamadığım bir noktayı aydınlatmanızı rica ediyorum. Bizim varlığımızı oluşturan en tabii etken olan genler neden sahte benlik oluyor. Oysa saf genlerin oluşturduğu benlik en hakiki benlik olsa gerek diye düşünüyorum. Tıpkı hayvanlarda ki gibi katıksız ve ateşten geçmemiş. |
Alıntı:
sevgili gamlıbaykuş yoksa gamsız baykuş mu demeliyim :) sahtebenliğin ne olduğunu azçok kavradın sanırım.. doğduğumuzdan sonra bize farkında olarak veye olmayarak yüklenen zihindir sahtebenlik dediğimiz şey.. çünkü biz doğduğumuzda ilkelbenlikte yaşıyoruz.. ilkelbenliğin bastırılması, tımarlanması için biliyorsun yüzlerce parametre rol oynuyor.. her türlü çevresel yaşananalar, öğretiler(din, milliyet ahlak vs) bunların başlıcaları.. ama ilkel benliğin üzerine bunları yüklemek için kişinin "uygunluğu" çok önemlidir.. şöyle düşün bir insana bir organ nakli yapılacak, bu naklin gerçekleştirilmesi için bazı şartlar uyumluluklar aranır.. bir insana her insandan alacağınız doku/organı nakledemezsiniz... vücud bunu reddeder.. o yüzden doku/organ uygunluğu önşarttır bu nakil işlerinde.. şimdi ilkel benlikte yaşayan bir bebeğe biz ikinci bir benliği yüklemeye çalıştığımızda burda en önemli ön faktör bu bebeğin nörokimyasal yapısıdır.. materyalist bir ailenin çocuğu bir bakarsın en koyu idealist olmuş.. ya da bir dini dört dörtlük yaşayan bir ailenin fırlama evladı gavurun önde gideni olup çıkar.. daha çocukluğundan itibaren bu yüklenen ikinci benliği kabul edemez ve bünyesi reddeder.. örneklemek gerekirse; mesela bizim sevgili dostum e.i. bir müftünün çocuğu olmasına rağmen kendini hiç bir zaman müslümanlığı deneyimlemediğini ifade edip kafirin önde gideni olduğunu söylemişti.. ya da sen gamlıbaykuş, ailen bir müslüman olmasına rağmen kendini herhanbir zaman bir müslüman olarak hissetttin mi? kendimden örnek vermek gerekirse ben 15-16 yaşlarına kadar tam bir müslümandım, camiye gider, 5 vakit namaz kılar, oruç tutar, hatta müezzinlik yapardım ve islamdan en ufak bir şüphem yoktu.. mesela benim bir ablam var, hala müslümandır.. işte burda bahsettiğim "genetik miras" budur.. biliyorsun genetik mirasımızı sadece anne babamızdan değil kan bağı olan tüm soy ağacının bileşimden belli ağırlıklarla alırız.. sen çocuğu istediğin gibi yetiştermeye çalış, sonra bir bakarsın hiç de istemediğin kişilik ve inançta bir evlat sahibi olursun, sonra suçu genlere atarsın.. ülen bizim sülalede böyle biri yok ama karımın/kocamın sülasinde bir dayı var, zaten ateistin teki, aynı bizim çocuk gibi, iflah olmazın tekidir, bizimki ona çekmiş galiba diye topu taca atarsın.. zaten o dayının da tipine bakarsan ademle havvadan gelmeyip maymundan evrildiğini çok net bir şekilde görebilirisin :) yani sevgili dostum düşüngen; genlerimiz sahtebenliği oluşturmaz tabi kii, sadece sahtebenlik yüklenmesine müsaade eder ya da etmez.. her bünye her şeyi kabul etmez.. |
Saygideger paslicivi;
örneklemek gerekirse; mesela bizim sevgili dostum e.i. bir müftünün çocuğu olmasına rağmen kendini hiç bir zaman müslümanlığı deneyimlemediğini ifade edip kafirin önde gideni olduğunu söylemişti.-paslicivi- Ilginc bir aciklama (genetik miras). Yalniz, bunyenin "kabul edip/etmemesi" nin yaninda asil olan, kabul edip/etmeyecek beynin VERILENI SORGULAMAYA YONELMESIDIR. Bu sorgulama olmadan, ister kabul etsin, ister etmesin, sonucta; kendi kararini degil; baskasinin ona verdigini alir ve uygular. Yani "hazir lop" cu olur.:yawn: Bana gelince, 1700 lere kadar bilinen ailemde, herkes inancli.:pop2: Gerci benim sorgulamaya yonelimim, sadece din/tanri v.s. ustuine degil; her turlu verilen ustune, taaa ilkokulda basladi.:humble: Su sorgulayarak, yon verdigim; norokimyasal yapimi, bende merak ettim dogrusu.:fear: Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Sevgili bilinmeyenlerin çocuğu; Tamam şimdi oldu. Genler, inşa edilecek benliğin zeminini oluşturur ya da oluşturmaz. Tıpkı bina inşaasından önce zemin edütünün onaylanması gibi. Küçükken ailemin itelemeleriyle müslüman kimliğimi sürdürüyordum. O yaşlarda çevrem tarafından sürekli haksızlığa uğruyordum hep hakkımı yiyorlardı. "Hak yiyen bok yer" diyerek kendimi teselli etmeye çalışıyordum çünkü allahın adaletine güveniyordum. Lakin görüyordum ki öyle olmuyor boku yiyen sadece ben oluyorum. Hani bir kulağımın arkası kaldı derler ya benim kulağımın arkasıda içede kalmamıştı artık hiçbir şey duymuyordum çünkü kulağımın zarını bile patlatmışlardı.:) En sonunda 14-15 yaşlarımda isyan ederek "Çıkardım emaneti _ikerim dedim böyle adaleti". Artık sorgulama süreci başladı zaten çocukluğumdan itibaren içimi bir şüphe huzursuzluk kemiriyordu bahane arıyordum gavurlaşmak için. Çok ta kolay oldu meğer gavurluk içimde varmış da yerim darmış. Sorgularken hep bir uçurumun ucuna geliyor korkuyordum sanki uçurumdan aşağı düşecekmiş gibi oluyordum. Bu uçurum öyle bir uçurumdu ki sanki sonsuz bir hızla düşüyorsun ve düşüşün sonsuza kadar sürüyor ve sen hasretle yere çakılmayı bu işkencenin bitmesini istiyorsun ama nafile hiç bir zaman yere çakılmıyorsun. İşkence sonsuza kadar sürüyor. Sürekli bir düşüş süreci, karanlığın içine doğru ve tek başına. Hep o uçurumdan kaçtım bir şeylere tutunmak istedim. Lakin dinlere geri dönemezdim çünkü beyin donanımım dinleri kabul etmiyordu. Bu esnada mecburen kıçımdan uydurduğum şeylere tapınmaya başladım. Aradan 2-3 yıl geçmişti ki çok kötü bir olay geldi başıma. Bu olay genç kızların başına gelen şeye benzemiyordu, keşke öyle olsaydı daha iyiydi. Bu üzücü olay yüzünden bunalıma girdim travma geçirdim. Bu travma, önceden korkup kaçtığım uçurumdan kendimi aşağıya salmamı sağladı, korkularım gitmişti. Bu travma beynimi alt üst etmişti. Artık ölmüş bir eşşektim ve kurttan korkmam söz konusu değildi. Bindiğim travmayla atladım uçurumdan. O zaman anladım travmaya binmenin tranvaya binmeye benzemediğini. O boşlukta pek çok benlik ögesi yakamdan düştü. Artık pek fazla sahiplenip sabitlediğim bir şey yoktu. Şimdi ise ben neyim? - biz neyiz? - bütün bunlar ne? Diye kendi kendime sorar deli bozuk gezer dururum... |
Önce şunu anlamak lazım. Eğer bu dünyada var oluşunda bir farkındalık varsa, bu taktirde bunun değerini bilmen lazım.
Önce şu inançsızlığını çözelim müsadenle. Bak iddia ediyorum benim bu yazım üzerine 10 dakika düşün: hayatın anlamını kavrayacaksın. Şöyle kendine bakınca ne görüyorsun? varsın sen, hayattasın. Peki, karşında bilgisayar mobitörü var, onda da tıpkı sendeki atomlardan var. Pekiii. Sen neden kendini bu insanın beyninden dünyaya bakıyor hissediyorsun da, kainattaki senden milar kez milyar kez milyar daha fazla sayıda olan atomlardan herhangi birinin parçası değilsin. Bu soruyu sor kendine: "ben bu bedenin içinde ne arıyorum" diye. Eğer farkındalık kaybolmasıyla ölüyorsan, o taktirde hiç ölmüyorsun demektişr, çünkü sen ölsen bile atomların senle beraber ölmüyor; bir kuşun kanadı ya da bir böceğin boku haline dönüşüyorsun ama yaşamaya devam ediyor. kendini öyle de düşün; bir masa olsaydın örneğin, ne hissedecektin: "ben burdayım bu bedenin içindeyim" diye hissedebilir miydin? Yada hayvanları düşün, onlar dünyayı nasıl algılıyor? bizim gibi mantık yürütüyor mu? değil. sen insansın !. Bu bedenin içindesin ! Seni bu bedenin içine bir sınav için bıraktılar!. Bunu böylece anlaman lazım. çünkü: "nereden geldin sen o bedenin içine?". Tamam, bir hücreydin: bir hücreyken "ben" diyebiliyopr muydun? el yok beyin yok göz yok, ne bakıyordun da ne görüyordun? Din bunu açıklıyor: "4. ayına geldiğinde ruhlar aleminden bir ruh geliyor ana rahmindeki bebeğe giriveriyor. o andan itibaren "ben" demeye başlıyorsun", o ana kadar insan değil sadece bir organizmasın. insanı bir organizmadan ayıran fark beyni değil, ruhudur. Senin bir ruhun var ve sen kendine bakp "ben" diyorsun. Ölsen de sonuçta o "ben" devam edecek, neden devam edeceği şurdan belli: "kainat çok büyük ve farkındalığa sahip canlıların olduğu bu gezegende bir insan olma ihtimalin ne kadardı?". neden burdasın? önceden nerdeydin? her şeyin farkında mıydın* eğer eskiden beri her şeyin farkında idiysen o zaman milyarlarca senedir var olan natomların niye bi bok hatırlamıyor?. . Diğer seçenek daha olası. gerçi bilimsel değil ama daha kabul edilebilir: "ruhumuzu bize dışarıdan verdiler, ruhumuz eskiden de vardı, ileride de olacak". peki bu dünyadan sonra bu ruhumuz ne olacak. Dünyada ne yapmışsan ona göre bir akıbeti olacak. İntihar edenler cehenneme gidiyor bunu biliyoruz. Amaç kendini kurtarmaksa bir sor kendine: "ben neyim, kimin, burada ne arıyorum". Yanıtlar kendi içinde. O senin içinde insanın içinde bir oda var o da o odanın içinde hapis durumda. ruh formunda olup farkedilemiyor. karakter dediğimiz şeyde onun etkisi büyük. dış etkenler yanında içeriden de o insana yön vermeye çalışıyor. Bence ruhunuzu ve kendinizi tanımaya çalışın. Allah da insanı yanlız bırakmaz, sadece belli koşullarda sınav ya da ceza durumu vardır ki bunlar hadislerle anlatılmıştır. Bazen böyle hiç bir şey yapmadan kendi haline bırakır ki: "bakalım ne yapıyor" diye. bunlar hep sınavdır. insanın konumu burada biraz acizdir aslında, çünkü edilgendir. ancak, yapacak bir şey yok. kainatın bir tane sahibi var, ve insanlar oradan oraya savrulup duruyor. Arada bir "ben neyim kimim" diye birileri sorgulamaya başlarsa onların kurtuluşuna vesile veriyor mevla. Ne diyor: "bana bir adım gelene ben iki adım geliri"m. tersi de doğrudur: kendisinden biraz uzaklaşandan o daha fazla uzaklaşıyor. Şimdi sen bir adım attın, içini boşalttın rahatladın. O da senin bu kendini ifadene karşılık -muhtemelen öyle oldu- karşına sana yardımcı olabilecek birisini hem de hiç beklemediğin bir anda çıkartıverdi. Sana desem ki sen bu mesajdan sonra döneceksin ve kurtulacaksın desem bana ne dersin? yanıtını bilmiyorum. diyorum ki: " 2 ay sonra değilk, 6 ay sonra". tekrar görüşelim. 2 ayı araştırmayla geçir, sonraki 4 ayda kendini hızla dine yönelmiş bulacaksın. bir dene istersen. benim tarzımdaki "acaip araştırmacıların" yazılarını oku. acaip feyz veririz anlayana. :) bak bir tane makalem var bu sitede. yazarı benim. bu forumda. nerdeydi. aşağılarda olacak bakarsan görebilirsin. sürükleyici bir yazıdır ve "Allah yoktur" mantığıyla başlayıp "Neden Allahın var olmak zorunda olduğunu ispatlar". Merak etmiyor musun. varmı yokmu. denesene. ne kaybedersin. ;) |
allame insanın bilinç sahibi olmasının nedeni beyin gibi fonksiyonel bir mekanizmaya ve sinir sistemine sahip olmasıdır. Ruh yok. :)
|
neden ihtiyacın olmadığı halde rüya görüyorsun? rüyanın fiziken gerekmediği ispatlanmış durumda. beden neden ihtiyacı olmayan bir çalışmayı gerçekleştirsin?
|
sen buna "bilimsel bir kılıf" bulamazsın. ama ben desem ki: "ruh beyne ulaşmak için en uygun anda devreye girer ve bilinç altında çalışma yapar" diye desem, bak bana göre mantıklı bir açıklama olur.
ama sen buna bilimle bir şey bulamıyorsun. senin bilimin bunda çuvallıyor. ama benim inancım burda çözümü üretiyor. :) |
allame, amma attın yahu, konununda içine ettin. Açtığın hodri meydan köşesinde sana cevap yazdım bekliyorum. Bırak buraya pislemeyi de şu konuya bak.
|
:) tamam oraya bakarım
eleman boş boş dolanıyormuş, bir durak olalım adama dedik fena mı yaptık. adamın süresi dolmamış daha. biz de vesile olmaya çalışıyoruz işte. neyse. esas sen attın. Allah var çünkü rüya görüyorsun!. :) geliyorum o başlığa. |
süre vermişim bir hafta. süreniz var daha. haftaya pazar.
o sayfaya 1 hafta sonra geleceğim -inşallah- ve neler zırvalandığını o zaman inceleyeceğim. şimdi bakıp da sinirlerimi bozmiyim. :) |
Bilim "ruh" u kolaylikla manipule edebilir. Aksini dusunmek hayalperestliktir ve allah putuna tapanlarda sik gorulur.
|
Alıntı:
Bunlar asıl evrimci bakış açısını güçlendirip yaratılışçılık ve akıllı tasarım iddialarını zayıflatan şeyler. Bu arada rüyanın niye var olduğunu bilmesek de bu Allah ya da herhangi başka bir şeyin kanıtı olmaz, olamaz. Yaptığınız safsata, rica ediyorum tartışmadan önce mantık öğrenin. |
senin bilimin bunda çuvallıyor.
ama benim inancım burda çözümü üretiyor. Hayatımda duyduğum en saçma sapan söz. Hİç bir inanç bilimi çuvala sokup çözüm üretemez. Bu sadece imandan uyuşmuş bir beynin bilimin boşluklarına sızıp keyif yapmasından ibarettir. Bilimin ruhu ispatına gerek yok çünkü ruh diye bir şey yok. Rüya evrimle birlikte gelişmiştir. Çünkü canlılara hayatta kalmayı sağlayan uyaranları içerir. Bebeklerin ilk aylarında hayvan rüyaları görmesi, beynin onları vahşi hayvanlara karşı tetikte olmasını sağlayan önemli bir uyaranı içerir. Çünkü beynimiz hala daha savana döneminin anılarını tetikleyici olarak kullanmaktadır. Önce vahşi hayvanlara karşı tetikte olmak o dönemlerde hayatta kalmanın en önemli gereğiydi. Ayrıca tüm canlılar rüya görür çünkü rüya fiziksel olarak gereklidir. Beynimiz bizim 200 yıllık teknoloji maceramızdan habersizdir. Onun bildiği herşeyin temeli milyonlarca yıl önce savanada geçirdiğimiz dönemlerde atılmıştır. Rüya bu dönemlerden kalma uyaranları hala kullanmaktadır. Vahşi hayvanlara karşı tetikte olma uyaranı, uyku esnasında yüksekten düşme hissi ağaçlarda yaşadığımız dönemden kalmadır. "ruh beyne ulaşmak için en uygun anda devreye girer ve bilinç altında çalışma yapar" Bunu söyleyen birinin önce ruhun laboratuvarda hangi maddelerden oluştuğunun kimyasal bir açılımını da getirmesi gerekir. İnançla çözüm arayanların bilimle ilgilenmeleri abestir. Dolayısıyla bilimin çözüm bulduğu hiç bir şeyle de ilgilenmemeleri gerekir. Rüyada ruhu arayanların, cep telefonu sinyallerinde cinleri araması çok farklı değildir. |
Ruh yoktur.
Ha vardır bakkalda ya da markette bulursunuz Tuz ruhu :lol: Temel ayrım bu zaten , ruha inanırsan allaha da inanabilirsin. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Hiç bir bilimd e inancı çürütüp çözümö üretemez. sadece imansızlıktan uyuşmuş bir beyin insanların inançlarındaki boşluklara sızarak keyif yapabilir. Bilimin ruhun yokluğunu ispatlayamıyorsa, ben de varlığını ispatlayamıyorsam, o zaman belirsizdir. belirsiz durumlarda c şıukkı geçerlidir. diğer çözümlere hangisi yatkınsa o geçerlidir. ben diyorum ruh var, siz diyorsunuz yok. ispat: edemiyoruz. "neden rüya görüyorsun? ben diyorum ki ruh varsa rüya açıklanabilir. ispat demiyorum, olması durumunda çözüm üretebiliyorum, ama sen hiç bir şekilde rüyayı izah edemiyorsun. buna ne diyeceksin? ben diyim: "körü körüne bağnaz ve yobaz bir inançsızlık" ben bundan başka bir tanım bulamıyoruz. çünkü tartıyoruz: %55 geliyor. 50'den fazla demiyorsunuz %1 ümit bile olsa oraya kaçıyorsunuz, neden? çünkü bilimi bir din gibi sahiplenmişsiniz. yok öyle bir şey bilim de Allah'ın insanlara verdiği bir nimettir, ama insanlar bir çok konuda olduğu gibi bu nimetin de bokunu çıkarmış, tapmaya başlamış malesef. |
Alıntı:
|
kaba bir davranış olduğunu da biliyorsunuzdur.
kaç yaşındasın sen? 15 mi? :) |
Alıntı:
|
ya saçmalama da önce konuşma edep ve adabını öğren kardeşim.
soruyu almışsın yanıt vermeden doğrudan soru sormanın saygısızlık olduğını bilmiyormusun? sen bana saygı göstermiyorsan ne diye ben de seni insan yerine koyup yanıt yazayım ki! |
Alıntı:
Asıl saygısızlık da insanları durup dururken davranış bozukluğu ile falan itham etmektir. |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:33 . |