![]() |
akla güven
lisedeki edebiyat hocam septik düşüncelerle ilgili bir tartışma başlatmıştı sınıfta...aklımıza ne kadar güvenebiliriz diye..!
evt ..aklımıza ne kadar güvenebiliriz... evrimci arkadaşlar açısından düşündüğümde organlar zorunluluk gülmecesi ile zamanla fonksiyonlarını geliştirmiştir ancak beyin için aynı şey geçerli midir..? evrime göre beynin amacı nedir..? ve hiçbir plana(tanrıya) bağlı kalmadan gelişen bir beyin ateistsler için ne kadar güven vericidir..? siz aklınıza çok güvenen maddeciler...tamamiyle doğal şartlarla oluşmuş bir beyinle bilgi sarrafı kesilip ahkam kesmeniz ne kadar doğrudur..? saygılar! |
siz aklınıza çok güvenen maddeciler...tamamiyle doğal şartlarla oluşmuş bir beyinle bilgi sarrafı kesilip ahkam kesmeniz ne kadar doğrudur..?
Beyin doğal değilmi? Beyin madde değilmi? Doğal değilse beyinin doğada ne işi var? Beyin doğa üstü birşeymidir? Beyin doğal şartlarda oluşmadıysa nerde oluştu doğa dışındamı oluştu? Yani aklınızın ermediği şeyler var demek ki bunların bir yaratıcısı var argümanını bırakınız artık. Aklımız beynimiz sayesinde var bizim beynimiz doğal şartlarda çalışıyor. Anladığım kadarı ile sizin beyniniz doğal değil ,doğa üstü bir güç tarafından yaratılmış ve doğal olarak doğaya uyumlu çalışması mümkün değil. Aklımıza çokta güvenmeyelim Allah aklımızı alır mazallah! |
Alıntı:
tamam aklımıza güvenmiyelim.. yan tarafa koyduk... neye güvenicez.. doğru olanı nasıl bulucaz... hadi biraz yardım edin.. gerçeği nasıl bulucaz... sakın tanrıya inanıcaz demeyin.. çünkü arkadan daha kazık bir soru sorarım.. hangi tanrıya.. kimin tanrısına... ortalık tanrıdan geçilmiyor.. |
Saygideger katre_07;
Peki insanoglu olarak; neremize guvenmeli ?ve neremizle karar vermeliyiz? Sen tanriya inanmaya karar verirken; nerene guvendin?, nerenle karar verdin? Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
insanlar tanrıya inanmaya karar vermiyorlar.. doğduğu coğrafya ve zamanın tanrısı paket program olarak yükleniyor... adam kendini bilmeye başladığında zaten tanrı inancı programı kullanılmaya başlanıyor.. dünya insanlığı programlanmış robot gibi davranıyor... neredeyse tamamına yakını.. bu paket programlardan arındığın zaman robotluktan çıkıp gerçek insan oluyorsun.. |
Saygideger paslicivi;
Oyuzden ben koseye yazdigim son yazimda, bosuna sormadim. "Insanoglunun kendisi nerde?" diye. Ayrica, birey olma bilincini yazmamdaki sebepte bu zaten. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Nerenizle düşünüp mantık yürütüyorsanız oranıza güveneceksiniz..Bir taraflarınızdan uydurulmuş her şeye inanıyorsunuz bakıyorum da akıl ve mantığı örgüleyen beyine güvenmiyorsunuz..O zaman buyrun kendinizce seçtiğiniz bir tarafınıza güvenin siz..Ben aklımı tercih ediyorum tabii ki.. |
Alıntı:
koseye ?? neresi burası.. |
|
Alıntı:
bakın ben beynin amacı olduğuna ınanıyorum..ve bu bağlamda amacı varsa bu amaç için onu tasarlayanda vardır... ben onceden tamammıyle septık eğilimliydim... ben kendımden yola çıkarak bu konuyu açtım..amacım tartışmak..bir şey bildiğimi iddia etmek değil.. eğer tanrıya ınanmasaydım..kendıne kendıne(zorunluluk)ile!!!? oluşmuş bir beynin karar vermesi bana oldukça ürkütücü görünürdü..! beynin amacı olduğunu düşünmek ve bunun sonucu ile tanrıya ınanmak..beynin işlevini daha güven verici hale getirmektedir.. aklımızın ermediği şeyler var ...ancak inanların coğu ateistlerin ezberlediği gibi bilinmeyen şeyler dolayısıyla değil..bilinen şeyler nedenıyle tanrıya ınanmaktadır..o dedikleriniz...sadece dedıklerınızde kaldı.. saygılar.. |
Alıntı:
paslı çivi arkadaşım ben aklına guvenme demıyorum ... bu konu ıcın değilde genel olarak solıyım... tanrıya ınanmamız gerekir.. kazık soru ? hazırlanıyım mı? |
Alıntı:
guvenme duygusu ve bunun ınsana moral olarak kazandırdığı aslında benım demek ıstedığım... inananlar ve ınanmayanalr acısından duşunmek... bılmıyorum ne kadar doğru ama kanaatime gore tanrısızlığı kabul eden ınsanların bir çoğu onceden septıktırler... genel olarak septık olmaktan kurtulmanın yolu tanrıya ınanmaktır..ve her şeyın bır amacı vardır dıye tahayyül etmektir.. saygılar.. |
Alıntı:
hangi tanrıya inanalım... kazık soru buydu.. |
''bakın ben beynin amacı olduğuna ınanıyorum..ve bu bağlamda amacı varsa bu amaç için onu tasarlayanda vardır...'' Katre 07
Sevgili Katre, Beyin santral sinir sisteminin organıdırhttp://web.firat.edu.tr/ogrencikonse...im/beyin_1.gif Organların işlevleri vardır , amaçları canlının yaşamını devam ettirmesidir. Canlılar, hücre doku ve bu dokuların bir araya gelmesi ile oluşan organlardan , bu organların bir araya gelmesi ile oluşan sistemlerden ve bu sistemlerin bir araya gelmesi ile oluşurlar. Beynin bir amacı var ise ,o zaman böbreğin ya da kalpin de bir amacı olmalı tüm organların amaçları olmalı ve vardır. Homeostasisin sağlanması ve yaşamın sürdürülmesi için çalışır tüm organlar,bir işbirliği ve etkileşim halinde görevlerini yerine getirirler. Beyin evrim süreci içinde değişim göstermiştir; Bir anda yaratilmis olmak söyle dursun, beyin, mevcut karmasik sistemine ancak milyonlarca yillik bir sürede evrimlesti. Evrimin çok ilkel bir düzeyinde ortaya çikti. Iste yassi solucanlardan ilk atalarimiza beynin tarihi. http://www.genbilim.com/index.php?op...k=view&id=1292 Tasarımcı varsa tasarımcıyı tasarlayanda var olmalı ve tasarımcı tasarlayanı tasarlayanda.....diye sonsuzluğa kadar gidersiniz. İşte temel yanılgınız bir başlangıç ve bir son olduğu ve bunu yaratanın tanrı olduğu yanılgısıdır. Halen yoktan birşeyin var olamıyacağını anlayamıyorsunuz,kainatın var olduğunu devamlı bir devinim olduğunu ve bunun sonucunda değişim olduğunu göremiyorsunuz ,hareket süreklidir ve beynimizde halen gelişim göstermektedir. Bir yaratıcısı olsaydı yaratıldığı şekliyle kalırdı ama yıllar içinde beynimiz çok büyük değişim geçirmiştir,bırakın yüzbinlerce yıl önceki insanımızı 5000 yıl önceki insan beyni ve kafatası ile günümüz insanı arasında bile belirgin farklılıklar vardır. sevgi ve akılla kalın |
Alıntı:
|
Alıntı:
Peki neden o zaman "insan simulasyonu" yapamıyoruz dimi ? Çok fazla nöron varda o yüzden 10^13 civarında... fakat daha salak canlıları hergün kullanıyoruz. örneğin meyva sineklerini modern asansörlerde, buzdolaplarında, biraz zekileri arabaların EBD, ESC gibi fren sistemlerinde zaten kullanıyoruz. :) |
Alıntı:
bak senin hatırın için tanrısız dinler(budizm) ve çok tanrılı dinlerden (hinduizm vs) vazgeçtim.. tek tanrılı dinlerde anlaşalım.. işin kolay olsun.. musanın tanrısı, muhammedin tanrısı ve isa mesih.. hangisinin tanrısına inanalım ve neden.. üçünün de tanrısı aynı deme sakın.. seni paoloya şikayet ederim... soruyu kazık olmaktan çıkardım... |
Alıntı:
sevgili paslı sen tanrıya inanmaya karar ver...ben sana benim tanrımdan bahsedeyimm.. sanırım seni tanrısızlığa dinler itmekte..boş ver o kalabalıkları..hepsini çıkar geriye kalanı senin tanrındır ..ona inan..oki? |
Alıntı:
ve faydalarını.. çok kişisel ama naapalım.. |
sayın aydoe..
verdığınız lınke daha sonra dıkkatlıce bakacağım..yıne lınk verdınız.... şaşırmadım:) benım anltmaya calıştığım nasıl oluyorda... hanı amacının ne olduğu bıle sonradan ortaya çıkmış ve kendını oluşturduktan sonra amacım benım bu olsun demış bır beyne ...akla ne kadar guvenebıleceğimizdir... bır ınanan acısından duşunelım..der kı ınanan(teist ..deist) bunu tanrı yapmıştır....tasarlamıştır.. ve aldığı karralarda her dusuncesınde ve eyleme geçtığı her anda... : yaratıcının kusursuz ış yapmasının kanatları altına gırecek ve daha tatmın olacaktır.. demek ıstediğim..budur.. |
Alıntı:
karar verdiysen paslı.. ilk önce her şeyi yaratan ve tek olan tanrıya ınan ... cennet ehennem ceza mukafat agresıf kızgın egoist vb..bir tanrı ınancın olmamalı en başta.. her şeyı yaratan ve tek olandan başla .. gerisine sen devam et..yolun açık olacaktır umarım.. saygılar.. |
Siz bize diyorsunuz ki önce inanın bir Tanri'ya sonra gelin konuşalım. Bu çok ilginç bir istek çünkü bizde size şu Tanrı inancından kurtulun gelin öyle konuşalım diyebiliriz. Bunu sizden istemicez merak etmeyin. Zaten istesek de çok zor olduğunu biliyoruz.
Size sorulan sorulardan birini ben de size sormak zorundayım çünkü bu sorunun cevabını verebildiğinizi göremedim. Şöyle ki eğer beyin güvenilmez bir organsa -ki ben de öyle olduğunu düşünüyorum- neden Tanrı'ya inanalım. Sonuçta inanmak ya da inanmamak da o organın işi değil mi? Ben beyinin güvenilmez olabiliceğini düşünüyorum fakat güvenilirliği arttırmanın yolları var örneğin deney ve gözlem sonra bir deneyi tekrarlamak. Ne kadar tekrarlarsak hata payımızı o kadar düşürebiliriz. Ama Tanrı'yı sınayamayız ki hiç bilimsel olmaz. Ben aklın almadığı olayları anlayamadım açarsanız daha iyi olur. Bir de şunu belirtmek isterim olayı öznel olarak düşünmek doğru olmaz. Sizin aklınızın almadığı olaylar başka insanlar için çok basit olaylar olabilir. Örneğin benim için diferansiyel denklemler hep sorun olmuştur ama ben anlayamadığım için gidip difarensiyel denklemlere tapmadım ya da inanmadım... Saygılar... |
Sayın zincari bir annenin 2 kg lik et parçası-bebek-için gecesini gündüzünü vermesi,onun için kendini harap etmesi,gerekirse uğrunda ölmesini aklımız alıyormu...
Bunları aklımızın almaması demek o harikulade şefkati kabul etmeyeceğimiz anlamına gelmez. Bakın güneşi futbol topu büyüklüğünde görürüz burada akıl hakemi devreye girer ve "ey duyu organı onu öyle görüyorsun ama o dünyadan kat kat daha büyüktür" der. Burada duyu organları şaşırabilir ama gerçek değişmez. Aynı şekilde aklın alamayacağı bir durum için his,kalb hakemi devreye girer ve aslında bu şaşırdığı şeyin normal birşey olduğunu söyler. Aynı şekilde aklın şaşırması gerçekleri değiştirmez. |
Alıntı:
Hala yıldızları güneşten çok küçük ve farklı sananların dikkatine. :) |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Aynı şekilde aklın şaşırması gerçekleri değiştirmez. |
Alıntı:
|
-Çocuk doğurmayı istemekten bahsetmiyorum bir annenin evladına duyduğu şefkatten bahsediyorum,biz buna alışdığımız için aklımız alıyor hiç bilmeyen bir insan buna çok şaşırır.
-Kalb ve his ile algıladığımız şeyleri beynin hissedeceğini söylüyorsunuz evet ama bunları başka beyinlere anlatamıyoruz aşkı veya Allahı hissetmek gibi. -K.C O hadisi bile anlamaktan acizsiniz yani bir parçası dağın öbür tarafında bir parçası dağın öbür tarafında görünüyor anlamında t.d gibiler buradaki anlatılmak isteneni anlamamak içinm ellerinden geleni yapıyorlar. Mesela geçen ay çıkmıştı ben "şu apartmanın tam üstünde görünüyor" demiştim yani üstüne düştü anlamında değil öyle görünüyor,Ordada anlatılmak istenen ay yeryüzüne düştü değil öyle göründü anlamında. Zaten bunu böyle anlamak için T.D olmak lazım çünkü 1400 sene bunu kimse böyle algılamadı T.D ve müritleri böyle algıladılar,nasıl bir zeka seviyesidir anlamak mümkün değil. |
Güneşin dünyadan büyük olduğuna dair bir ayet yok Kur'an'da.
Ama güneşin dünyada bir çamur gözesine battığına dair ayet var. İlginç değil mi? Bu durumda güneş dünyadan küçük algılanmıştır. İtiraz edebilirsiniz, o ayet müteşabihtir diyerek. Peki ya yıldızlar için yazılanlar? Güneş bir yıldızdır. Yıldızlar, Kur'an'da kandiller diye geçer. Yıldızların küçüklüğü ise ateş taşları ifadesiyle belirtilmiştir. Mülk-5. Andolsun biz, en yakın göğü kandillerle donattık. Onları şeytanlara atılan taşlar yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık. Bu ayetten yıldızların küçüklüğünü çıkaramıyorsanız eğer, bu durumda şeytanların büyüklüğünü çıkarmanız lazım. Öyle böyle büyüklük değil. Yıldızlardan da büyük. :) |
Ne alakası var pante konumuz bu değilki,tefsirleri incelerseniz o ayetleri anlarsınız
Benim bir arap arkadaşım vardı kuran-ı kerim okuyordu ne kadar şanslısın dedim orjinalinden okuyup anlıyorsun,Yok dedi büyük bir çoğunluğu bende anlayamıyorum.. Çünkü özellikle mekki sureler çok yoğun,anlaşılması zor. |
Alıntı:
Çünkü o dönemin Kureyş dilinde bol miktarda Aramice, Süryanice kelimeler vardı. |
Alıntı:
Ben de o şevkati bir hormonların sağladığını söylüyorum. Hormonlarda bildiğimiz kimyasal moleküllerdir ve insanda olmadık hisler uyandırır. Aşk da buna dahil. Allah'ı hissetmek için bir hormon var mı bilmiyorum eğer varsa bende yok sanırım :) Ben beynin hissedeceğini değil beyin sayesinde hissettiğimizi söylüyorum. Ayrıca hislerini çok çok iyi anlatan insanlar mevcut... Sizin ya da benim hislerimizi istediğimiz gibi anlatamamızın, Tanrının varlığıyla nasıl bir alakası olduğunu anlamamakla beraber, aşkı öyle güzel anlatan yazılar, şiirler var ki insan okuduğunda ya da gördüğünde işte bu benim hislerim diyebiliyor. Yani göreceli kavramlarla Tanrı'yı anlatabilmek sizin için zor olsa gerek... |
Aşkı hiç bilmeyen bir insana anlatın bakalım
Siz aşkı yaşadığınız için o yazarın anlattıklarına işte bu benim hislerim diyorsunuz. ama birde bu duyguyu hiç yaşamamış insanlara anlatın,bakalım anlıyorlarmı. Hormonların böyle bir özelliği yoktur maalesef bilim anlayamadığı,açıklamakta zorlandığı şeyleri saçma sapan şeylerle açıklamaya çalışıyor,Bilemiyorum bu bilimin açıklamasımı yoksa sizin fikrinizmi,fikirler bilim değildir,Eğre bilim bunu söylüyorsa cevabım böyledir. Ben hissettiğim bir varlığı-tanrıyı-sana anlatamıyorum,şimdi anlatabildimmi. |
Alıntı:
|
Bilime saçma sapan demedim tartışmayı bitirmeyin.
Soyut kavramlar onun işi değil diyorum,eğer bu kavramlarla ilgili açıklama yapmaya çalıştığı anda saçmalamaya başlayacaktır. Aklım almıyor diyorsunuz o kadar açıklama yaptım aklın almaması o şeyin olmayacağı anlamına gelmez diye..İsterseniz bir örnek daha vereyim; Uyku ve rüya kavramını bilmeyen bir insana "yahu biz belli bir süre bayılıyoruz sonra sonra bir takım olaylarla karşılaşıyoruz" -Baygınkenmi -evet mesela ankaraya gidiyoruz veya rizeye.top oynuyoruz. Bunun dinleyen o insan tabi hemen itiraz edecektir "hayır olmaz öyle şey duyu organları hareket halinde olmadan göreceksin,koşacaksın böyle bir şey mümkün değildir" Siz alıştığımız şeylere aklımız alıyor diyorsunuz halbuki biraz ince düşünseniz,bunların ne kadar akıl dışı olduğunu bilirsiniz. |
Duyguların beyinde limbik sistemde oluştuğu bu gün artık gün gibi aşikardır ve bilinmektedir..Aşkı harekete geçiren önemli bir kaç hormon vardır... Efori, uykusuzluk, iştah kaçması, yoğunlaşmış dikkat, detayları hatırlama, artmış motivasyon, sevgiliyi eşsiz ilan etmek, yüz bulamama durumlarında daha da artan ilgi, iyi yönlerin abartılması, kötü tarafların görmezden gelinmesi gibi davranışların oluşmasında dopamin ve norepinefrinin artmış düzeylerine rastlanır..Aşığın sevgilisi hakkında saplantı düzeyinde obsesif ruh halleri,düşünmeler, hayaller kurmalar, endişeler, karşılık görmeme korkuları ise serotoninin azalması kaynaklıdır...Dopamin,norepinefrin düzeyleri arttıkça, serotonin düzeyleri düşer, sevgiliyi obsesif düşünme yoğunlaşır...Aşık kişide hayaller kurma, fanteziler, merak etme, şüphelenmeler başlar..Bir nevi ruhsal travma gibi de kabul edilebilir..:).
sevgiler |
Saygideger placebo;
Desene, simdiye kadar hic aski yasamamisim. Benim gibi, pek insanogluna karsi duygusal olamayan bir kiside de; bu normaldir herhalde. Gerci tum zaman yasadigim dusunen beyni gece uykunun ortasinda da yasayinca; kalkip, yaziya dokuyorum, ama; bu da ask sayilmaz herhalde. :o Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
|
Saygideger placebo;
Pek degil.:mad: Genelde; bir cevap bekleyen sorunun cevabi veya bir konudaki acilim, ya da; yeni bir fikir oluyor. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
Aşk bir hastalık olmasa da hormonal olarak insanda sanki ruhsal bozuklukmuş gibi bir tepkiye sebep olur ..Ama tabii bu zararsız ve canlandırıcı etkisi olan bir hastalık olmakta..:) |
Saygideger placebo;
Benim mutluluk hapim; dusuncemin dusunmesi. Bu bana yetiyor. Yani, senin anlayacagin; vucut, kendi ilacini kendi uretiyor. Saygilarimla; evrensel-insan |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:32 . |