![]() |
Herkese merhaba
Adım abdulKADİR.
Google'den bir konu ararken foruma girdim ve şöyle bir tur attım. Ana sayfadaki Serdar Kaangil'in ''Kur'an Allah Kelamı mı?'' başlıklı makalesini okudum. Geçen haftalarda üzerinde konuştuğumuz ve tartıştığımız bir konu olduğu için ilgimi çekti. Makale'yi çok seviyeli bulduğumu belirtmeliyim. Ama bir müslüman olarak eksikleri olduğunu gördüm ve bir cevap yazmayı görev bildim. Cevap için üyelik şart olduğundan üye oldum. Üye olmuşken bana tahammül edebildiğiniz kadar forumunuzda kalmak isterim oğrusu. :) Belirli bir misyonum var ve bu bu misyonum doğrultusunda kendi çapımda birşeyler yapıyorum. Bu misyonum içinde, dinsizlik ve ateizmle fikri mücadele ve insanları üç ilahi dinden birine bağlamak için onları kutsal kitaplarla tanıştırmak ta var. Sizin evsahipliğinizde kendimi mecbur hisstettiğim konularda ortaya atarak seviyeli tartışmalar yapmama izin vereceğinizi tüzüğünüzde belirtmenizden yola çıkarak ''Bismillah'' diyorum. Seviyeli paylaşımlarda buluşmak üzere... |
Bu durumda bize hoşgeldin demek kalıyor.
|
umarım ön yargılarından kurtulmuş olarak geldinizhttp://www.turandursun.com/forumlar/...cons/icon7.gifaslında baştanbelirtmişsiniz niçin deldiginizi. herkese ders vermek içinhttp://www.turandursun.com/forumlar/...cons/icon7.gif
|
Alıntı:
Merak ettim, niye İslam değil de üç ilahi dinden biri? A. |
Herkes konuşsun kimse susmasın fikirler ne kadar çok ve değişik olursa o kadar yaralanırız..Abdulkadir arkadaşa hoş geldin diyorum...
merhaba:)) parmis(güneşin-kızı) |
Sayın abdülkadir
Umarım bu seviyenizi sonuna kadar korursunuz. Aramıza hoş geldiniz. İyi katılımlar diliyorum. saygılarımla |
Hoşbulduk frodo.
eylemsel, ders vermek demeyelim de, bildiklerimi paylaşmak diyelim. :) azınlık, üç din çünkü, her ne kadar teferruatta ayrılsalar da üçünün de kaynağı aynı ve tek. Üçünün çok fazla ortak yanı var ve ne yazıkki karşılıklı önyargılar birbirlerini tanımaya engel olduğu gibi düşmanlık sebebi de oluyor. Aynı kaynaktan beslenen bu insanların birbirine düşmeleri dünya da dinsizliğin en büyük sebeplerinden biri. İnsanlar haklı olarak ''dinler insanlara kan ve gözyaşından başka birşey getirmiyor işte'' deyip çareyi inkarda buluyor. Bu düşmanlıkların sebebinin dinin özünden değil de insanlardaki bilgisizlikten kaynaklandğını düşünüyorum. Eğer bu cahil hristiyan yahudi ve müslümanlar kendi kitaplarını gerektiği gibi okur ve Allah'a kitaplarının gereği gibi teslim olurlarsa, dünya bir Dar-us Selam- Barış Yurdu'na dönecektir diye inanıyorum. parmis ve dilaver, sizlerden de hoşbulduk... |
Hoşgeldiniz abdulkadir
insanları üç ilahi dinden birine bağlamak için onları kutsal kitaplarla tanıştırmak ta var. ..... Bir soru ile başlayalım; Budizm bir din midir? Selamlar |
Sn. Abdulkadir ;
Dinlerden özgürlüğe hoşgeldiniz,kalıcı ve katılımcı olmanızı dilerim.. |
sevgili abdulkadir hoşgeldin önyargı dinlerde var çünkü önyargılı olmak bir nevi dinin gereğidir
|
''Ama bir müslüman olarak''
''Belirli bir misyonum var ve bu bu misyonum doğrultusunda kendi çapımda birşeyler yapıyorum. Bu misyonum içinde, dinsizlik ve ateizmle fikri mücadele ve insanları üç ilahi dinden birine bağlamak için onları kutsal kitaplarla tanıştırmak ta var.'' Müslümanların böyle bir misyonu olduğunu bilmiyordum,bu medeniyetler ittifakı ,dinler arası diyolog gibi bişey mi? Kim verdi bu misyonu size acaba? |
Alıntı:
Ayrıca, ateistlerin Dar-üs-Selam rüyanıza engel olacağını, barışı bozacağını mı düşünüyorsunuz? A. |
Saygideger abdulKADIR;
Sitemize ve aramiza hosgeldin. Saygilarimla; evrensel-insan |
Hoşgeldiniz..Allah yar ve yardımcınız olsun..:)
|
Alıntı:
(Bu arada adımı yanlış yazan arkadaşların dikkatini çekmek isterim. Doğrusu abdulKADİR olacak. abdul küçük, KADİR büyük. Yani KADİR olan büyük ALLAH'ın küçük kulu :) ) Burası tanışma bölümü olduğu için soru-cevaplara girerek yönetimi kızdırmıyoruzdur umarım. Budizm, birçok sahte dinden bir dindir evet. Din, ölüm öncesi ve sonrasına dair bir takım tabuları olan ve insanlara bu konuda bir yaşam biçimi sunan her türlü sistemdir. Bu anlamda demokrasi, komunizm, bahailik, budizm, taoizm v.s. hepsi birer dindir. Ama insanları hem dünya hayatında hem de ölüm sonrası hayatta gerçek mutluluğa ulaştıracak gerçek din bir tanedir. Diğerleri bu gerçek dinden unsurlar taşıyabilirler ama asıl dinin yerini tutamazlar. Tahmin ettiğiniz gibi bu dinin ortak adı islamdır. Musevilik, İsevilik ve Muhammedilik bu dinin aşamalarıdır. |
Alıntı:
Alıntı:
Ateistler konusuna gelince... Benim inancıma göre, BARIŞ Allah'ın ismidir. El-Selam. Birbirini ancak dindarlar gerçek manada barış ve esenlik dilekleriyle selamlarlar. (Arapça selam aleykum ve ibranice şalom alehım). Gerçek barış ancak bizi YARATANa boyun eğdiğimzde sağlanabilir. İnsanların ürettiği sistemler hiçbir zaman gerçek barışı sağlamazlar. Dolayısıyla pasif ateizm dünyaya barışı getiremez. Aktif ateizm ise bırakın barışı getirmeyi mevcut bulunan eksik barışı dahi yok edicidir.(Ateizm eleştirisine burda girmemek için kesiyorum.) Alıntı:
Alıntı:
|
MUTLAK DOĞRUYA
Siz bana mutlak doğru gösterin ben tevrattan başlayayım. İmzama bakın. Değişmeyen tek şey değişimdir haricinde olsun. http://www.turandursun.com/forumlar/...ghlight=mutlak Bu başlığıda okumanızı öneririm. |
Alıntı:
Allah'ı tekrar yar ve yardımcı edinsem bile,bir kaç ayetinden affetmesinin pek mümkün olmadığını ya da bunun çok zor olabileceğini okuduktan sonra,boşuna kendimi yormayayım diyorum.:)..Bakınız; aşşağıdaki ayetler; Tevbe 66 (Medenî 113) (Boşuna) özür dilemeyin; çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kafir oldunuz. Sizden (tevbe eden) bir gurubu bağışlasak bile, bir guruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz. Nahl 106 (Mekkî 70) Kim iman ettikten sonra Allah'ı inkar ederse -kalbi iman ile dolu olduğu halde (inkara) zorlanan başka- fakat kim kalbini kafirliğe açarsa, işte Allah'ın gazabı bunlaradır; onlar için büyük bir azap vardır. * Pek affedici bir varlık olmadığını diğer ayetlerinden de anlıyoruz zaten.. Mütemadiyen küfürler ve kendi kendine yeminler ediyor,cehennemi illa ki tıkabasa dolduracakmış:confused:..Uzlaşmaz bir Tanrı olduğu kesin..Söylemlerine bakılırsa bizden tiksiniyor bile olabilir...Aciz kulları yaratıp ortaya attıktan sonra onunla kedi fare gibi oynayan,gönderdiği bir çok dinle,çelişkili ayetleriyle kafa karışıklığına sebep olan,bir dediği bir dediğini tutmayan,en önemlisi de yolladığı tek kitaptan herkesin farklı bir din-Allah manası çıkarttığı bir tanrı bu:confused: Benim merak ettiğim;Allah'ın adını dilimden düşürmeden güzel güzel namaz kılan ,oruç tutan,hiç kimseye haksızlık,terbiyesizlik yapmayan,kalp kırmayan gayet iyi bir müslümanken,neden Allah gözlerime perde indirip,kalbime mühür vurdu durduk yerde,anlamak mümkün değil!..Davranışlarında bir çelişki ve vurdumduymazlık var bilmem farkında mısınız?..Hem herkesi müslüman yapacağım diye Muhammed'in eline Kuran'ı tutuştur yolla,adamcağızı peygamberlik yapıp din yayacağım diye uğraştır dur,sonra gel kendi kendine iyi halli bir müslümanı al,kafir yap..Olacak işmi ?.Peygamberler bir yandan herkesi dinlere davet etmeye çalışırken,o bir yandan yaptıklarını bozup kafirleştirmeye çalışıyor...Yaptığı düpedüz, onların ektiği çiçekleri yolmak.. Bu marazi semptomlardan bir an önce kurtulduğuma seviniyorum.Umarım siz de gerçeklerden korkmaz ve yüzleşme cesaretini kendinizde bulursunuz..İşte bu,hayattaki en büyük kazancınız olacaktır.. Forumlardaki konuları mutlaka okuyunuz sevgiler |
Medeniyetler ittifaki, dinler arasi baris güzel dilekler, birileri gercekten bu ugurda caba veriyorsa neresini elestirecegiz anlamadim. Bence güzel bir dilek, biz tüm dünyada baris olsun istiyoruz. Müslümanlarin hiristiyanlardan, hirisriyanlarin müslümanlardan yada Amerikalinin Iraklidan, Iraklinin Amerikalidan nefret etmesini istemiyoruz.
Medeniyetler ittifakinin gerceklesmesi mümkündür. cünkü dünya da medeniyetler de sürekli degisiyor, ancak dinler arasi baris pek olasi gibi görünmüyor. Tabii dinsel bir cerceveden bakildigi sürece. Dinler arasinda barisi gerceklestirebilecek olan sey dinlerin disindan evrensel hukuk ilkeleri ve evrensel insani degerler ile dünyaya bakabilmektir. Dinler degismez, sabit ilkelere baglandigindan, dinler arasinda kardeslik din ekseninden mümkün degildir bence. Alıntı:
"RAB kral soyundan gelen bir düsmani, Edomlu Hadat'i Süleymana karsi ayaklandi. Daha önce, Davut Edomlularla savasirken, ölüleri gömmeye giden Yoav Edom'daki bütün erkekleri öldürmüstü. Yoav ile Israilliler Edom'daki bütün erkeklerin hepsini yok edinceye dek, alti ay orada kalmislardi..." (I.Krallar, 11:14-16) Devamini Tevratin ilgili bölümünden bulabilirsiniz. Tevrat'a göre sadece Edomlu Hadat degil Efrayim oymagindan Nevat oglu Seredali Yarovam da Kral Süleyman'a karsi ayaklanir. Gerci bu isyan da basarisiz olur, Süleyman Yarovam'i yener. Ancak Süleyman'in kralliginin baris icinde olmadigini Tevrat bize söylüyor. Ayrica Süleyman Saydalilar'in tanricasi Astoret'e Moavlilarin ilahi Kemos'a ve Amonlularin ilahi Molek'e de tapiyor, tanri da o yüzden Süleyman'i cezalandiracagini söylüyor. Tanri, kralligini onun elinden alacagini ve Yarovam'a verecegini söylüyor. Ancak bu is Süleyman hayattayken bir türlü olmuyor. Muhammet hayatta iken Medine'nin baris sehri oldugu nasil iddia edilebilir, bunu da kabul etmek mümkün degil. Adamlar bir kac ayda bir Medine'den gazze ve seriyye düzenliyorlar. Birakin barisi savassiz gecen gün yok nerdeyse. Gazze ve Seriyyeler saymakla bitmiyor. Kocaman bir liste ve bazi detaylar icin http://sargon.blogcu.com/Muhammedin_savaslari/ Sitemize ve zengin tartisma platformumuza hos geldiniz. |
Alıntı:
Verdiğiniz sayfada bir sürü felsefi kelam edilmiş. Sizin mesajları bulmak kolay olmadı... Orda MUTLAKın kımıldamadan durduğuna itiraz etmişsiniz. Onu diyen arkadaşın maksadı neydi bilemiyorum ama Allah'ın hiçbirşey yapmayan durgun bir varlık olduğunu kastetmemiştir sanırım. Kutsal kitapların beyanıyla Allah veya Yahova diridir, canlıdır ve her an bir iştedir. Onun değişmezliği mutlaklığından ve mükemmelliğinden kaynaklanıyor, yoksa hareketsizliğinden değil. Benim sözünü ettiğim MUTLAK DOĞRU, MUTLAK VARLIK olan ALLAH'ın değişmez ve tek doğru olan sistemidir. Bu sistemin içine tabiat kanunları girdiği gibi, GERÇEK DİNin hukuksal kuralları da girer. İmzanızda söylenen doğruysa eğer, ''bir gün ateş ateş olmaktan çıkacak ve kimseyi yakmayacak'' demektir. Ama sizin böyle bir şeyi savunacağınızı düşünemiyorum. Elbette zamanın geçmesiyle değişimden nasibini alacak olaylar ve kurallar olacaktır. Ama bu demek değildir ki, değişmeyen birtakım kurallar koyan din, her zaman çağdışı kalır. Mesela zina... İnsanlık tarihi boyunca evlilik dışı olan kadın-erkek birlikteliğine zina veya fuhuş denmiştir. Bu çağda, bu işin adı flört oldu diye, seviyeli beraberlik oldu diye zina olmaktan çıkar mı? Mutlak doğruya göre çıkmaz ama mutlak doğrudan bağımsız düşünen beyinlere göre çıkar. Aynı cinsten olan insanların birbiriyle olan cinsel ilişkleri tarih boyunca bir sapma olarak kabul edilmiş mutlak doğrunun gereği olarak ama günümüzde cinsel tercih özgürlüğü olarak kabul görmüş. Örnekleri çoğaltabiliriz. Bunun gibi suçların cezasına gelince bunlar farklı olabilir. Kiminde ölüm kiminde sopa kimde de hapis olabilir. Cezaların bile farklı olması Mutlak doğrunun tespiti doğrultusundadır. Mutlak doğruya ait olan evrensel değerler vardır ve bunları insanlar kendi kafalarından bulmadılar. Dinler sayesinde buldular. Ne zamanki dinleri bir kenara attık, değer yargılarımız ve mutlak doğrularımız da yara almaya başladı. Mutlak doğru Allah katındaki tek doğrudur. Bizim gibi sınırlı varlıkların (cinler ve melekler de dahil) bu tek doğruya ulaşması ancak O'nun bildirmesiyle olur. O bildirene kadar Mutlak Doğruya gittiğini sandığımız değişik yollarda gideriz... Mesela hz. İsa'nın durumu... Kimimiz ''onu asıp öldürdük'' (yahudi anlayış) der, ''kimimiz asıldı öldü ama 3 gün sonra dirildi'' (hristiyan anlayış)der, kimimiz de ''yok, ne asıldı ne de öldü'' (islami anlayış) deriz. Bunlardan sadece biri mutlak doğru olabilceği gibi hiçbiri de olabilir. Biz o muhteşem aklımızla ancak verileri kullanarak değerlendirme yapıp doğruya ulaştığımızı varsayıyor ve birine iman ediyoruz vaya birkaç ihtimale birden fırsat tanıyoruz. Mutlak Varlık bize işin aslını gösterene kadar da bunu yapmaya devam edeceğiz kesinlikle. |
Alıntı:abdulKADİR
Alıntı:
Sakın insanlar vahşi kapitalizm sayesinde ezilmelerinden dolayı oluşan açlık,işsizlik,parasızlık yüzünden kendi dertlerine düşmüş olmasınlar..İşsizlik ve açlık arttıkça, hırsızlık,adam öldürme,uyuşturucu satıcılığı,kumar,fahişelik v.s. suçlar da doğru orantılı olarak artarlar.. Hayat gailesinde ekmeğini aslanın ağzında arayan,gece yarılarına kadar çalışmak durumunda kalan adam fazla kibar ve düşünceli davranamayacağından büyüklere saygı,küçüklere sevgi duymayı geçin bunu hatırlamaya bile fırsat bulamayacak,çocuklarına doğruyu öğreteceği geniş zamanlara sahip olamayacaktır..Dolayısıyla hatırnazlık,vefa,saygı,sevgi,düşüncelilik,komşuluk mefhumları ve daha bir çok değer ortadan bir bir kalkacaktır.. Klişe ve dile pelesenk söylemleri bir kenara bırakıp gerçeklere bakalım.. Sevgiler |
Alıntı:
Sizin yaranız çok derin be arakadaşım. Heralde bu yaranın derinliğinden olsa gerek, devamlı azap ve gazap ayetlerine dikkatinizi vermişsiniz. Halbuki birazcık yaranızı unutup dikkatinizi toplasanız ve merhamet, sevgi, mağfiret kokan ayetlere yönelseydiniz daha değişik sonuçlar elde ederdiniz. Ama siz ümidinizi kesmeyin. İnkara şartlanmış olmadıktan ve zulmü kendinize karakter edinmedikten sonra kalbiniz mühürlenmez, korkmayın :) Tavsiyeniz için teşekkürler ama ben sadece bu hayattaki dünyevi kazançlar peşinde değilim. Beni bekleyen sonsuz bir hayat var. Onun için benim yüzleşmelerim bu hayatımı değil gelecek hayatımı kurtaracak hesaplaşmalar olmalı. Onun için de okumak okumak okumak ve anlamak... Bütün soruların cevabı bu şekilde bulunacaktır. Alıntı:
İddiamın doğru olduğundan eminim evet. Sizin alıntı yaptığınız ayetler barışın yerini kaosa bıraktığı zamanlardır. Benim delillerimden birisi Tifsah'tan Gazze'ye kadar, Fırat Irmağı'nın batısındaki bütün krallıkları Süleyman yönetiyordu. Her tarafta barış vardı. (1. Krallar 4/24) ayetidir mesela. Savaşın olması barış olmadığından değildir. Medine ve çevresindeki arap ve yahudilerle anlaşma yapılmış, dostluk ilan edilmiştir. Zmanla sözden dönenler olduğu için barışın korunması adına küçük çaplı savşlar olmuştur elbette. Birkaç tane büyük savaş ve diğer küçük çarpışmalarda toplam ölenlerin sayısı 200 ü geçmez. Barış adına barışı bozanlarla çarpışmak kaçınılmaz olmuştur. Kısa bir süre de bu küçük savaşlar meyvesini vermiş hz. Ömer döneminde Kudüsten Yemen'e kadar güvenli bir devlet ortaya çıkmıştır. Hoşbulduk... :) |
Alıntı:
Alıntı:
Kapitalizmin ayakta durmasını sağlayan unsurlar başta faizli ekonomik sistemler ve aşırı-haksız kazanç sağlayan sömürgeci şirketler değil mi? Peki bunların filizlenip dallanıp budaklanacağı araziler ne tür arazilerdir? Bu araziler dinden uzaklaşmış veya dini kendi çıkarları uğruna istismar etmiş, hesabı-kitabı hiçe sayıp dünyevi çıkardan başka bir şey görmeyen kurak ve çorak yürekler değil midir? |
umarım her daim bu seviyede olursunuz ve bizimde tartışabildiğimiz müslümanlardan olursunuz hoşgeldiniz..
|
Alıntı:
sizi uyuduğunuz derin uykudaki gördüğünüz rüyayı bozmaya çalışacağım.. umarım bu güzel üslubunuzu korursunuz.. dünya dinler meclisinin aldığı kararla sahte ve gerçek dinler adlı bildirgenin bir örneğini buraya yapıştırırmısınız.. biz de biraz aydınlanmış olalım.. |
Alıntı:
beni ali imran 128 le anla iki gözüm felsefeyle anla bilimle anla diyebilen birileride çıkacaktır ; dinsizlik ve ateizmle fikri mücadele derken 3 ilahi dinden birine bağlamak niyetini ifade etmişsin, tebliğ aşaması ile hidayete erdirme yetkisinin ali imran 128 ile kısıtlanmış oldugunu gözönüne alacagını hesaplamak mümkün gözüküyor ama , 3 kutsal kitap 3 din den birine baglamak düşüncen kendi içerisinde karmaşa ve kaos olan bir paradigmanın dışa vurumundan başka bir şey değil, bu konuyu ayrıca açıklaman ve haklı bir sebebe dayandırman gerekli ; ben direkt olarak materyalizme karşıyım diyebilirsin , şunu unutmaki herkes seninle tartışacaktır ama beyin kimyandaki olası düşünce kombinasyonları için kimse kendini yormaz , tebliğci misyonunu seçiyor isen tartışmaktan daha ziyade rasyonel akla hitab etme erk gücüne sahip ikna edici modellemeler sunmak zorundasın sen sun onlar seni sabırla dinler merak etme sen sunmayı sürdür materyalist ateist agnostikler bunu bilimle felsefeyla tarihle muhakeme mukayese kısas her neyse mantıkla işleyip sana arzetsinler , mantıgından süzgeçleyip fikrini yazarsın bu şekilde ancak katkılayıcı ve randımanlı bir iletişim olabilir ayrıca 3 kutsal kitaptan biri olan incil de yargılanmaki yargılanmayasın ayetine uymayı garanti edip; sırtını ayetlere dayayarak rasyonel aklı yargılamaya hakkının kesinlikle olamayacagını kabullenmen gerekecek istersen 3 dini ilk yayılış günlerindeki insani temaları ve mazlumluklarına saygı duyarak kutsal kitaplar dahil ne varsa bir köşeye referans veya anlaşılır bir dille kıyas alarak bugunkü toplumsal düzende ilah kavramına değinelim bakalım bugunku sosyal düzende hak adalet eşitlik sevgi saygı hukuk anlayışlarını birey düzeyine indirgeyip ilah kavramı ve iman ile olan çelişki/ uyum her neyse söyle bir adamakıllı sorgulayalım bakalım çıkacak sonuca bireyselliğin kitlesellik ve toplumsallıgın çekirdek birimi oldugunu daha sonra sürece dahil eder insanın imanın inancın hakkın hukukun adaletin sevginin çivisi çıkmışmı çıkmamışmı? önce senteze varalım daha sonra bunu tez sayar karşısına bir anti tez daha koyar devam ederiz tartışalım inceleyelim yukardaki tanrı şahidimiz olsun |
''Medeniyetler ittifaki, dinler arasi baris güzel dilekler, birileri gercekten bu ugurda caba veriyorsa neresini elestirecegiz anlamadim. Bence güzel bir dilek, biz tüm dünyada baris olsun istiyoruz. Müslümanlarin hiristiyanlardan, hirisriyanlarin müslümanlardan yada Amerikalinin Iraklidan, Iraklinin Amerikalidan nefret etmesini istemiyoruz.''
Din bir aldatmacadır. Emperyalizmin küreselleşme adı altındaki yeni sömürü sisteminde dinleri kontrol altına alma amacıyla uyguladığı ve bizimde malum hareketin içinde yer aldığı bir ittifakdır bu. Bu ittifak papa ile bizimkileri buluşturur ama Irak'ta 1,5 milyon insanın ölmesine neden olur. Biz barışı halkların kardeşliği ve insanlık için isteriz. Emperyalizm dini, sömürü sitemini sürdürebilmek için kullanabilecekleri araç olarak görür ve araç üzerinde kendine yararlı modifikasyonlar yapar. Amacı dünya egemenliğini daha rahat sürdürebilmektedir,bunun için radikal islama alternatif ılımlı islam modelini çıkarır. Bize sunulanın gerçek yüzünü görmeliyiz. ''bir gün ateş ateş olmaktan çıkacak ve kimseyi yakmayacak'' Evet sönmeyen ateş yoktur,her ateş bir gün söner ve yakmaz,ayrıca yanmayan amyant eldivenlerle ateşi tutabilmekteyiz,yanmayan giysilerde üretildi,bilim ilerliyor. ''Bunun gibi suçların cezasına gelince bunlar farklı olabilir. Kiminde ölüm kiminde sopa kimde de hapis olabilir. Cezaların bile farklı olması Mutlak doğrunun tespiti doğrultusundadır'' ''Mutlak doğru Allah katındaki tek doğrudur. Bizim gibi sınırlı varlıkların (cinler ve melekler de dahil) bu tek doğruya ulaşması ancak O'nun bildirmesiyle olur. O bildirene kadar Mutlak Doğruya gittiğini sandığımız değişik yollarda gideriz...'' Bu cezaları kim neye göre veriyor? Suç neden var? Mutlak doğrunun tespitini kim yapıyor? Mutlak doğru yoktur ki ,bildireni olsun,herşey değişir hareket sonsuzdur,bugün için bildirilen yarın için geçerli değildir. |
Alıntı:
Yobaz dincilerden olduğunu düşünmek istemiyorum. Her ne kadar tebliğinde sonuna kadar başarılı olsan da günün sonunda elinde birkaç ateist bulunacaktır. Laiklik (yani sekülarizm) veya onun özünü oluşturan temel fikir olmadan bu marjinalleri de içine alacak barışçıl bir sistem yaratılması olanaksız. Kısacası özünde barış önermeyen birşeyi kullanarak barışa ulaşmaya çalışıyorsun. Yazdığın şey TD'un her fırsatta söylediği "din kendisi için en büyük tehlike olarak laikliği görür" sözünün doğruluğunu kanıtlıyor. A. |
Alıntı:
Her daim bu seviyemi koruyamayacağımı itiraf etmeliyim kızılordu mensubu arkadaşım. Şöyle bir baktım da, diğer sayfalarda özellikle islama ve o pak Elçiye çok bayağı sataşmalar var. Bunlara tahammül etmek ve edep dairesinde karşılık vermek her yiğidin harcı değil. Bakalım artık.... Alıntı:
Siz benim rüyamı bozmaya çalışırken ben nasıl güzel uslubumu koruyabilirim ki? :) İltifat için teşekkürler. Tam da sizin istediğiniz gibi bir bildirge var elimde. Ama bu bildirge dediğiniz gibi dünya dinler meclisinin aldığı bir karar değil. Bana göre, tek doğru din olan İSLAM'ın hristiyanlık aşamasının bir bildirgesi. Bu bildirgede bir sorun çıkmazsa, islamın Musevilik ve Muhammedilik aşamasına ait bildirgelerini de sunarım size. http://watchtower.org/tk/kn37/article_01.htm Alıntı:
Bu konudaki gerekçem çok basit ve yalın. İslam bize çok hukuklu bir devlet biçimini öngörür. Bu sistemde devletin ana yapısını zedelemediği sürece yahudi ve hristiyanlar kendi inançlarının gereğine göre özgürce yaşarlar. Çünkü bunlar Allah katından gelmiş olan bir kaynağa sahiptirler ve kabul görürler. Onların ahiretteki işleri Allah'a kalmıştır. Peygamber efendmizin ve ardından gelen adil yöneticilerin tavrı Osmanlı yıkılana kadar bu olmuştur.Adaletten sapıldığı zaman haksız uygulamalar olmuştur ne yazıkki. Benim de arzu ettiğim budur. Her inanç sahibi inancının gereğini yaşasın. İnanç sahibi olmayan da açıkça kendini ortaya koysun ama iki arada bir derede, iman-kaüfür arasında bir yer icad etmesin. Alıntı:
Alıntı:
Yukarda olmayıp bizi çepeçevre kuşatan ALLAH şahidimiz olsun:) Alıntı:
Sen laikliği din ve vicdan özgürlüğü diye kabul ederek bunları savunuyorsun belki ama laiklik hiçbir zaman bu fonksiyonu icra edemedi, edemeyecek te. Çünkü laiklik kul yapısı bir modeldir ve eğilip bükülmeye ilahi sistemlerden daha elverişlidir. İnsanoğlu dini bile kendi çıkarları uğrunda kullanma kurnazlığını gösterebiliyorsa kendi uydurduğu sistemeleri nasıl hoyratça kullanmaz? Sosyalizm ve demokrasinin ne hale geldiği ortada değil mi?Dolayısıyla tam barışçıl bir ortam ancak gerçek dinin ehil kişilerce uygulanmasıyla mümkündür. Adı BARIŞ olan ve özü Barış olan bir dinden bahsediyorum, uygulamadaki kin ve nefret dininden değil. Ama şurda bir yanlış anlama oluyor sanırım. Barışı sağlamak her zaman kolay olmayabilir. Daha doğrusu inasanın inatçı tabiatı gereği barış kolayca kurulamaz. Onun için gerçek dinin bir sert yüzü bir de yumuşak yüzü vardır. Aslında din için herhangibir tehlike yoktur. Din insanlar yararına Yüce Yaratan'ın koyduğu bir kurallar bütünüdür basit olarak. Dolayısıyla bir tehlikeden bahsedilecekse bu insanlar için geçerlidir. İnsanlar içinse laiklik gerçek bir tehdit değildir. Çünkü dindar bir insan her ortamda inancını yaşamasını bilir. İnsanlar ve dindarlar için iki önemli tehlike ve tehdit vardır ki, beşeri ideolojiler bu ikisini körüklerler: Ahlaksızlık ve zulüm. |
abdulKADİR, hoşgeldin..
Başlığın bayağı ilerlemiş ve ses getireceğe benziyor..:) |
Rasyonel aklı elbette yargılamaya hakkım/hakkımız vardır. Zira kaynağını Yüce Yaratıcı'dan almayan herşey yargılanmaya mahkumdur. Bunun zıddı rasyonel aklı mutlaklaştırmaya ve ilahlaştırmaya gider ki, ateist ve dinsiz arkadaşların yaptığı da budur. Ben bunla mücadele etmenin gerekliliğine inanıyorum.
DİYORSUN : ABDULKADİR seninle sohbet alanında devam edebilirmiyiz bu gece 22:30 24:00 hem anı düşüncede kavramış oluruz ne dersin ? beni eğit allah katından sevap kazan |
Alıntı:
bu dünyada kimsenin dini kendine göre yanlış din değildir zaten.. insanlık, barışı ve cenneti; gerçek aydınlanma, uyanma, tam açık bilinçlilik ve farkındalık dediğim tamamen her türlü din/inançtan arındığı egodan özüne ulaşmayla sağlayabilir ancak.. yalacı benlikte yaşayan insanlığın barışı imkansıza yakındır diyeyim.. kişisel görüşüm olarak.. |
Alıntı:
Evet haklısın galiba. Ama bu teveccühün hikmetini anlayamadım doğrusu :) Sebep, benim gibilerin bu forumda azlığı veya hiç yokluğu olabilir mi acaba? Asıl amacım ana sayfadaki bir makaleye yorum yazmaktı benim ama bir türlü başaramadım. Yönetimden olduğuna göre bilirsin heralde. Burdaki üyelik ana sayfadaki üyelikle aynıysa eğer neden hep yanlış şifre diyor ve giriş yapamıyorum? Yardımcı olursan sevinirim. Alıntı:
a_ramazanoğlu@hotmail.de Ben Berlin'deyim ve aramızda saat farkı var mı bilmiyorum. Ben geç saatlere kadar müsaitim. |
Alıntı:
Bence tedavi, insanın yalancı benliğinin etkisinden kurtularak Hakikate ermesiyle mümkündür. Bu da ancak GERÇEK DİNin klavuzluğunda olur. |
abdulkadir ismi lazım değil sınır kapısında görevliyken kapıdan geçen her moskofu
kolundan tutup sünnet ettirerek müslüman yapan muhteremi hatırlattın :) 3 dinin kitabından esin almış muhteşem bir sağduyu olarak kendini cemaate lanse ettinde az daha testiyi kapıp kapına su taşımaya gelecektim :) şimdide ben o egitici formasyondan yoksunum diyorsun , e bu olmadı abdulkadir içimdeki hevesi kırdın ilim kapısından yoksun bıraktın beni :) |
Alıntı:
Seni hayal kırıklığına uğrattığım için özür dilerim. Sen beni güldürdün ALLAH ta seni güldürsün. ;) |
sevgili abdulKADIR, üyelik girisini sitenin ana sayfasindan yaparsan hem Ana Sayfa'da hem de forumlarda yazabilirsin. Sanirim forum bölümünden giris yaptigin icin yorum yazamiyorsun.
Bu arada giriste bir argüman oldugu icin baslik ilgi görmüs. Demek ki bir argüman ortaya atilirsa tartisma hemen baslayabiliyor. Artik yeni basliklar acma hakkin var, istedigin bir konuyu acip tartisabilirsin. Gercekten de son zamanlarda sitede islami savunan kisilerin sayisi azaldi. Belki de o yüzden o yüzden buraya ragbet vardir. Süleyman ve Muhammed döneminde Kudüs ve Medine'nin baris sehri oldugu argümanin konusunda iddiami sürdürüyorum. Hicbir devletin kurulus dönemi baris icinde olmamistir. Tarihte böyle bir iki örnek ya cikar ya cikmaz. Ibranilerin ve müslümanlarin din temelindeki devletleri ise ne kuruluslarinda ne daha sonralari hicbir zaman baris yasamadi diyebilirim. |
Alıntı:
Dinin barışını merak eder oldum, anlaşılan din de şimdiye kadar ehil ellerde olmamış, Muhammed ve halifelerin tümü elde kılıç oraya buraya saldırmış ... Umarım senin barış projen tutar da dünya rahat bir nefes alır :) A. |
Alıntı:
üye girişimi dediğin gibi de yaptım yine başaramadım. Denemeye devam ediyorum... Hiçbir beldede ve genel olarak dünyada cennet misali mutlak bir barışı sağlamak elbette mümkün değildir. İnsanın olduğu yerde iyi ile kötünün savaşı kıyamete kadar devam edecektir bize göre. Benim bahsettiğim barış dönemlerinde de muhalifler vargüçleriyle savaş ateşi yakmaya devam etiler ama bunlar söndürüldü. Fakat çok geçmeden bu barış ortamları bozuldu. Peygamber efendimiz vefat eder etmez, Medine devletine isyanlar başladı, yalancı peygamberlerin etkinliği arttı. Ama bu ayaklanmalar da bastırıldı. Nihayet hz. Ömer zamanında onun halifeliğinin son dönemlerine kadar gerçek barış kuruldu. Hatta öyle ki, meşhur tarihi olaydır; Kudüs şehrinin teslim edilmesini temsil eden şehir anahtarlarını almak için Ömer yanında kölesiyle gidiyor ordusuyla değil. Deveye binme sırası Kudüse vardıklarında kölesinde olduğu için şehrin papazı devedeki köleyi halife sanıp anahtarları ona vermek istiyor... Hz. Ömer devrinin hem sosyal hem ekonomik barışı sağlamış olmasına rağmen bir suikaste kurban gidiyor. İçerde barış sağlanmışken dışrda fetihler ve savaşlar devam ediyordu. Süleyman devrine gelince... Hz. Süleyman zaten babası Davud'un sağlamlaştırdığı bir devletin başına geçip yarım kalan işleri tamamlayarak gerçek barışı sağladı. Süleymana kafa tutacak bir devlet kalmadı. Ama bu da uzun sürmedi elbette. Hz. Süleyman'ın hemen ölümüyle başa geçen oğlu Rehobam zamanında krallık ikiye bölündü ve kardeş kavgaları, savaşlar yine başladı. Dediğin gibi ''bir iki örnek ya çıkar ya çıkmaz''. İşte o örnekler bunlardır. :) Alıntı:
Din'ler ehil ellerde olmasa da barış sağlanabilir, çünkü özünde SEVGİ ve ADALET var. (Sağlanır demiyorum ...bilir diyorum) Allah Rasulü Muhammed ve halifeleri mecbur oldukları için ellerine kılıç aldılar ama o kılıcı bir doktorun neşter kullanma hassasiyetine kullandılar, yani hayat vermek için. :) Sonra gelenler işin dozunu kaçırdılar o ayrı tabi... Barış için çalışanlara SELAM olsun, Selam/islam için çalışanlara BARIŞ ve esenlik olsun |
hoşgeldin abdulKADİR..
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:18 . |