Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Büyük Patlama Teorisi (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=166)
-   -   Bigbang Tanrı'nın varlığını gösterir mi? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=37609)

Yıldıztozu 28-07-2015 01:24

Bigbang Tanrı'nın varlığını gösterir mi?
 
Yaklaşık 13,8 milyar yıl önce tüm evren, yıldızlar, galaksiler, boşluk tek bir noktada toplanmış hâldeydi. Zaman henüz ortaya çıkmamıştı. Madde ve enerji yoktu.
Bu atom boyutundaki nokta ışık hızından daha hızlı bir şekilde genişleyerek saniyeler içinde galaksi boyutuna ulaştı. Günümüzde bigbang hâlâ devam ediyor. Evren sürekli genişliyor.

Bilinen tüm evrenin ve zamanın bir yaratılış anının olması Tanrı'nın varlığını kanıtlamasa da onun varlığına işaret edebilir.

Şu an bilim ve felsefedeki en önemli tanrı argümanı budur sanırım.

Hiçbir şey yokken her şeyin ortaya çıkması.. Enerji bile yoktu.. Bildiğimiz anlamda zaman bile yoktu..

Ben bir tanrının var olduğunu zannetmiyorum. Fakat kesinlikle tanrı yoktur diyemem. Ayrıca dinler kesinlikle yanlıştır diyebilirim.

spartacus 28-07-2015 01:45

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558934)
Hiçbir şey yokken her şeyin ortaya çıkması.. Enerji bile yoktu.. Bildiğimiz anlamda zaman bile yoktu..

Bu ifade bir yerde akıllı tasarımcıların ifadesi.

Hiç bir şey yoktu denemez, yokluğun, tamlayanı varlıktır ve fizik mutlak boşluk, mutlak varlık, mutlak yokluk tanımaz... Ayrı, gayrı bahsedilemez ve var/yok ancak bir şeyin belirli bir ortam-çevrede-çerçevede bulunup, bulunmamasıyla ilgilidir.

Big Bang teorisinin kurgusal zeminine o kadar güvenmemeli, heleki kilise merkezli yorumlara da fazla aldırış ertmemeli...

Big Bang'den önce demek Big Bang teorisi ile çelişir, bir başlangıçtan söz etmek o da çelişir zira her başlangıç bir bitiştirde, buda farklı bir ortam, koşul ve zemini ve değişimi kabul etmektir :)

Oluş ise bir şeyin nitel değişimiyle ilgilidir, yaratım vs gibi argümanalrın nesnel bir karşılığı yok. Oluş nedir? Bir ortam ve çvrenin ve çevred bulunan şeylerin bir halden(nitelikten) bir başka niteliğe geçişidir, biz buna oluş diyoruz ve aslen yok olan, var olan bir şey yoktur, sadece değişen şey vardır ve o değiştiği içinde biz başlangıç, önceki hali, sonraki hali, sebep, sonuç gibi argümanları soyutlarız...

Yani var/yok bir şeyin bir ortamda bulunup/bulunmaması, oluş ise bir şeyin nitelik değişimi... Mesela yenmekte olan bir elma yendikten sonra artık elma değildir(hiçlik soyutlaması) ancak elmayı nitelik olarak ortaya koyan madde, şeyler ise başka bir şeye dönüşür böylelikle bizlerin soyutlayacağı yeni türden nitelikler meydana gelir, bu nitelikelrin soyutlanması ise nesne düzeyidir, oluşmak da budur, yani nitelik değişimi ve soyutlanması. Kısaca ortada olan şeylerin başlangıcı yok öncesi, sonrası diye bir kavrama sahip değiliz, bizim tüm kavramlarımız şeyin çeşitli değişimleri arası kıyasından ibaret ve hafızamıza borçluyuz ya da hafıza edilebilirliğe(eski haline dair izler, ortam ya da diğer nesnelere bulaşma vs bulmaya)...

Yıldıztozu 28-07-2015 01:50

Evet bence de evrenin başlangıcını ''her şeyin başlangıcı'' olarak göremeyiz. Buna dair bir kanıt yok.

Bigbang'deki tekillik (singularity) bilinemezliği karadeliklerde de var aslında. Orada da aynı şekilde sonsuz yoğunluk küçük bir hacme sıkışmış durumda.
Her karadelik birer bigbang olabilir ve böylece uzay sonsuzdur.

Hiçlikten bir şey ortaya çıkmaz, çıkıyorsa hiçlik değildir. Tabi bazı fizikçiler ''hiç yoktan bir evren'' tabirini kullanıyor ama buradaki hiçlik bizim evrenimizin hiçliğidir, mutlak hiçlik değil.

Aleph 28-07-2015 01:53

Evrenin başlangıcındaki o çok düşük entropi nasıl oluştu? İşte bütün mesele bu! Evren, kurulmuş bir oyuncak araba gibi. Sürekli bir değişim (hareket) halinde. Bu değişimin (zaman okunun) yönü de entropinin artışı yönünde. Maksimum entropiye ulaşıldığında vektörel zaman okunun skaler büyüklüğü sıfıra yakınsayacak. Dolayısıyla artık bir yönden bahsedemeyeceğiz. Oyuncak araba durmuş olacak..

Peki en başa dönelim. Evrendeki bu düşük entropiyi oluşturan (arabayı kuran) güç nedir? Bu konuda ne düşünürsünüz?..

spartacus 28-07-2015 02:00

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558947)
Evet bence de evrenin başlangıcını ''her şeyin başlangıcı'' olarak göremeyiz. Buna dair bir kanıt yok.

Bigbang'deki tekillik (singularity) bilinemezliği karadeliklerde de var aslında. Orada da aynı şekilde sonsuz yoğunluk küçük bir hacme sıkışmış durumda.
Her karadelik birer bigbang olabilir ve böylece uzay sonsuzdur.

Hiçlikten bir şey ortaya çıkmaz, çıkıyorsa hiçlik değildir. Tabi bazı fizikçiler ''hiç yoktan bir evren'' tabirini kullanıyor ama buradaki hiçlik bizim evrenimizin hiçliğidir, mutlak hiçlik değil.

İşte tamda öyle sevgili Yılzdıztozu, kullanılan "yokluk" ifadesi de böyle, aslında yokluk değil, ifade biçimidir. Bilime göre evrende en küçük bir bakış açısında dahi yokluk veya boşluk gözlemlenemez(aksi gözlem ortada). tabi örnek verdiğim elma gibi, burada kullanılan yokluk, hiçlik şey temeli değil , değişim temelli yani nitelik-nesne bağlamındadır. Elmayı yersiniz elma yok olur ama elma nedir? Maddenin belirli formda bileşiği, yapısı kısaca niteliğidir, kaybolan niteliktir ve bu kaybolmaklık öyle fiziksel, maddi temelde değildir, daha üst zemindedir(nitelik zemini, kaybolan, yok olan bu). Evrenimizde ortaya bir nitelik koyuyor, bu her zaman böyle değildi, her saniye (nicel olarak, belirli dar açıalrda ise nitel olarak) değişiyor, dinamik....

Örneğin bazıları çıktı quantum vakum işte boşluktur, yokluktur dedi, halbuki bu temelde inceleme yapan bilim insanları böyle söylemiyor, başkaları onları çarpıtarak veriyor.

Big Bang ise (ki başka bir teori bu kadar yanlışlansa adı bile okunmazdı) asıl sorunu kurguda yaşar bu bir. Tekillik ve merkezli evren iddiasıyla yaşar buda iki, ama gözlemler bunları doğrulamıyor.
Big bang teorisinin asıl sorunu kaynağındaki kilise kurgusudur, hani o metafizik bir elin başlattığı o halde demek ki evren başlatılandır, bu da demektir ki bu işin merkezinde tanrı var teolojik baskısıdır. Birde devletlerin bilinçli baskısı bu yönde, başka türden incelemelere, gözlemlere ise kaynak vermedikleri gibi, bilim insanlarının gözlem ve doğrulamalarını ise hasır altı etmek için çalışıyorlar. Bir diğer meselede Big bang2in inanç ve çıkar çevrelerine tanıdığı at koşturabilme zemini, diğer teorileri boğuyor..

kaldı ki yine diyorum ne olursa olsun, Big Bang'den önce demek, bir başlatandan söz etmek Big Bang teorisine aykırı...

Yıldıztozu 28-07-2015 02:04

Alıntı:

Aleph´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558949)
Evrenin başlangıcındaki o çok düşük entropi nasıl oluştu? İşte bütün mesele bu! Evren, kurulmuş bir oyuncak araba gibi. Sürekli bir değişim (hareket) halinde. Bu değişimin (zaman okunun) yönü de entropinin artışı yönünde. Maksimum entropiye ulaşıldığında vektörel zaman okunun skaler büyüklüğü sıfıra yakınsayacak. Dolayısıyla artık bir yönden bahsedemeyeceğiz. Oyuncak araba durmuş olacak..

Peki en başa dönelim. Evrendeki bu düşük entropiyi oluşturan (arabayı kuran) güç nedir? Bu konuda ne düşünürsünüz?..

Belki soruyu yanlış soruyor olabiliriz. Entropi oluşmadı, bir şekilde hep vardı veya hep değişim geçiriyordu.
Uzay-zaman birlikteliği entropiyi doğurmuş olabilir. Başka uzay-zaman birliktelikleri başka entropiler ortaya çıkarmış olabilir.

Kozmolojik doğal seçilim teorisi vardı duydun mu bilmiyorum. Karadeliklerin başka evrenleri yaratabileceğini açıklıyor ve hatta hassas ayarları da açıklıyor.


Aleph 28-07-2015 02:11

Duymaz olur muyum, duydum elbette. Lee Smolin adamımdır benim.. ;) Kozmolojik evrim hassas ayar meselesini açıklıyor ama entropi yine havada kalıyor sanki. Kara delikler hawking evaporasyonu ile yok oluyorlar biliyorsun. Başka evrenleri doğursalar bile bu, önünde sonunda bir nihayete ulaşılacağı anlamına gelir.. Yukarıdaki açıklamalarınız ışığında evrenin başlangıcının olması belki bir problem olarak kabul edilmeyebilir ancak evrenin sonunun olması kesinlikle bir problemdir..

Yıldıztozu 28-07-2015 02:27

Bu arada evrenin sonu her an gerçekleşebilir. Faz değişimi denen bir durum var. http://www.evrimagaci.org/fotograf/112/5280

Karadelikler başka evrenleri doğurmasa bile başka evrenlere açılan bir kapı olabilir. Ama bigbang çıkmazı karadeliklerde de benzer şekilde var olduğu için bigbang'i sıradışı bir olay olarak görmemek lazım.

Evrenimizdeki fizik yasalarını çözsek bile, evren üstü fizik yasalarını hiçbir zaman çözemeyebiliriz. Evren üstü ne demek? Tüm uzay veya mega evren diyebiliriz. Metafiziği kast etmiyorum.

Aleph senin soruna senin cevabın veya görüşün nedir? bu konuya ilgili olduğunu biliyorum, teoriler veya görüşler neler var mesela

spartacus 28-07-2015 02:29

Alıntı:

Aleph´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558959)
Duymaz olur muyum, duydum elbette. Lee Smolin adamımdır benim.. ;) Kozmolojik evrim hassas ayar meselesini açıklıyor ama entropi yine havada kalıyor sanki. Kara delikler hawking evaporasyonu ile yok oluyorlar biliyorsun. Başka evrenleri doğursalar bile bu, önünde sonunda bir nihayete ulaşılacağı anlamına gelir.. Yukarıdaki açıklamalarınız ışığında evrenin başlangıcının olması belki bir problem olarak kabul edilmeyebilir ancak evrenin sonunun olması kesinlikle bir problemdir..

Bir şey yok oluyorsa zaten o şeyin başlangıcı vardır.

Gel görki, başlangıç, bitiş, önce, sonra gibi kavramlarımız ŞEY düzlemine değil NİTELİK-FORM düzlemine ait.. Haliyle Evren her gün yok oluyor(niteliği değişiyor ama evren ölçeğinde nicel henüz) zaten ve her gün başlıyor da, yani başlangıç bitiş, önce, sonra, zaman vb bu değişim ve bu zemin üzre... Daha alt düzeyde ne karşılıkları ne muhatapları ne de anlamları yok, o nedenle muhatapsız hedeflere sorular yöneltmek yanlış sorular olmalı... mesela varlığın yaşı kaç? Error! varlık ne zaman başladı? Error! varlık ne zaman yok olur? Error! Güneş ne zaman başladı? Error vermez! Çünkü güneş bir nitelik açığa çıkartır(bu formu, yapısı, bileşimi, haliyle), bu niteliği kaybolunca Güneş yok oldu denecek, lakin yok olan yine ortaya koyduğu niteliğidir. Enerji-madde çerçevesinde gaz mı, toz mu, plazma mı saçılmış etrafa her ne olursa olsun bu bir nitelik değişimidir ve değişim şey'in(güncel ifade ile madde diyelim) ve ilişkisel, bileşik ve yapısal düzeyde(ortamda dahil) değişiminden ibaret. Değişen ve kaybolan(eski nitelik) bu ve zaman da, sebep/sonuç, etki-tepki de, önce, sonra, başlangıç(niteliğin değişimi), bitiş(niteliğin değişimi-yeni nitelik) varsayım ve önermeler vs işte tamda burada soyutlanıyor... Her nitelik değişimi ise hem başlangıç hem de bitiştir, evvel niteliğin bitişi, yeninin ise başlangıcıdır vb. Bu kavramların zemini lineer değil, aslen spiraldir ve şey nazarında lineer bir zaman yolu, başlangıç, bitiş tayin edilemez(bu iradi zorlama olur), şey ortadadır ve devinir. Bir nitelikten, bir başka niteliğe geçmiş olması şeyliğinden bir şey kaybettirmez. Örneğin 3 mol oksijen bileşik yapıp ozon'u oluşturmakla ve ayrışıp ozon'un kayboluşuyla, ŞEY(yani varlık değilde, bileşik ve yapının ortaya koyduğu nitelik, hali-durumu) diyelim, madde/enerji diyelim yok olmaz, kendinde şeylikten bir şey kaybetmez, burada kaybolan ozon'dur(madde değil), yani niteliktir, yapıdır. Kaybolan budur, oluşan da zaten bu idi ve işte bunun nedeni olabilir(mesela yıldırımlar!), başlangıç, bitişi, kısaca süreci(zaman!). Yani bizm dilimizde yaratım yok, oluşmak ve kaybolmak var ve bunalr nitelik üzre..

Aleph 28-07-2015 02:33

Bilmiş gibi konuşmayayım ama sanırım çok da bir şey yok..
Ben önünde sonunda panteizme yöneleceğim galiba. Ateistlerin de panteizme çok uzak olmadıklarını düşünüyorum.. :)

Yıldıztozu 28-07-2015 02:46

Bilinemeyen bir durumdan ötürü herhangi bir inanca yönelmek rasyonel olur mu emin değilim.
Entropi nereden geldi? bilmiyoruz. Öyleyse agnostik-bilinemezci olmak gerekmez mi.
''inanmak istemiyorum, bilmek istiyorum'' görselini paylaşmıştın.
Yine de panteizm gibi görüşlerin mantıksız olmadığını düşünüyorum.

Bir de kuantum dalgalanmaları ve belirsizlik ilkesinin önemli açıklamaları var başlangıca dair.
Özellikle belirsizlik ilkesi ''sebepsiz'' kabul edilen bir olay olduğu için ''nedensellik'' ilkesini çökertiyor. Evren var ve bunun bir nedeni yok.

Sonuç itibariyle şu yargıya varıyorum. Evren bize anlaşılır görünmek zorunda değil.
Einstein ''evrendeki en anlaşılamaz şey, onun anlaşılabilir olmasıdır.'' demişti fakat durum öyle değil. Evren bize mantıklı gelmek zorunda da değil. Biz kimiz ki..
Maymunların evreni anlama çabasının bir yerden sonra sonuçsuz kalması doğaldır.

spartacus 28-07-2015 02:50

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558967)
Bilinemeyen bir durumdan ötürü herhangi bir inanca yönelmek rasyonel olur mu emin değilim.
Entropi nereden geldi? bilmiyoruz. Öyleyse agnostik-bilinemezci olmak gerekmez mi.

hayır gerekmez bilmediğini biliyorsun :)
Bilinemez demek ise bakın bir sınırlama, bir yargıdır...
Bir diğer hatalı yanıda, bilinemezlik VASFI yklemektir ki, olmaz. Böyle kanılar edinemeyiz, bu gün bilmemeniz, yarın bilemeyeceğiniz anlamına gelmez. Bilmediğiniz şeyler üzerine ise zaten bilgi sahibisinizdir, o eldeki veriler sayesinde, ancak şu niteliğini, şu ya da bu düzeyini bilmiyoruz çünkü şu ve bu sebeple der, diyebilirsiniz.

Bilinemez demek ciddi, ciddi entropinin nereden geldiği bilinemez(eğer gelen bir şey ise!!), iyi ama entropi hakkında bilgi sahibi olarak ancak bu ifadeyi dile getirebilirsin değil mi? Nereden geldiğinin bilinemez olması entropiyi bilinemez kılıyor mu? hayır işte bu kadar basit, entropiye dair bilgi sahibisin demek ki.

Şu, bu düzeyde, şu ya da bu niteliğini vb bilmiyoruz deyin efendim, neden bilinemez inadı? >Bilinemez bir şey hakkında konuşulamaz da, ama entropi dediğinde bilinemez yargın çöker bunalr çelişik şeyler. Bilemediğin ise belki bir niteliği, belki bir ilişkisi(işte sebep düzeyi) vb'dir.. :)

Yıldıztozu 28-07-2015 02:57

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558969)
Bilmiyoruz deyin efendim, neden bilinemez inadı?

Agnostisizm her alanda kullanılabilen bir terim. Sadece tanrı meselesinde değil.

Mesela bir müslüman Nisa-34 ayetinde ''kadınları dövün'' veya ''kadınları ayırın'' anlamlarının ikisi arasında kalınca, bu konuda agnostik kalmayı tercih ediyorum diyor. Ya da evrim teorisinde agnostik kalanlar da var.

Gerçi agnostisizm bilmemeyi değil de bilinememezliği savunduğu için eleştirilebilir. Bilinemeyeceğini nereden biliyorsun? sorusu sorulabilir.
Kafam karıştı, uyuyayım en iyisi:confused::yield:

Boolean 28-07-2015 02:59

Tasarımcı bir Tanrı'nın olmadığına kanaat getirmek için bu kadar çok düşünmeye, bilgi edinmeye gerek var mı?

Birincisi bırakın evreni, sadece dünyayı gözlemlesek bile, akıllı bir tasarımcıya rastlayamıyoruz.

Evrene ise mekanik kurallar içerisinde işliyor ama tamamen karambole mekanik bir zincir oluşmuş.

Evrende zeka oluşturcak ortam oluşmasa ki bir sürü ölü gezegen var. Evrende yaratan diye bir kavram da kalmayacak.

Çünkü;

Bigbang'den sonra ilk 400.000 yılı düşünelim. Ne zeka vardı ne de zekaya ait bir ortam. O zaman Tanrı da yoktu evrende.

Yani Bigbang ve yaşanılabilir gezegenlerin ortaya çıkışına ve orada zekanın evrilmesine kadar geçen süre, bu Evren'de Tanrı diye bir şey yoktu bile.

Onun için Tanrı da apaçık yani insanın ürettiği fantastik bir ürün.

Aynı White Walkerslar gibi.

http://img01.deviantart.net/4dfa/i/2...ie-d52g4lm.png

Yani White Walkersların var olup olmadığına kafa yormuyoruz da, neden Tanrı'nın varlığına kafa yoruyoruz bu kadar? Bu bana ilginç geliyor sahiden.

Oturup white walkerslar var mı diye araştırma içine de girmiyoruz.

Onun için bu Tanrı'nın da bir beyin yıkamayla sokulan bir ideoloji olduğunu düşünmeye başladım.

Yani zorlanarak yapılabilir bu ancak. Bunu da dinler yapıyorlar.

Aleph 28-07-2015 03:02

Gece gece şunu göstermesen iyiydi. Rüyama girecek şimdi.. :lol:

Yıldıztozu 28-07-2015 03:08

White Walkers varsa bize var olduğunu nasıl belli edebilirdi? Herhangi bir kriter yok.
Ama evreni yaratan bilinçli ve iradeli bir tanrı varsa bize varlığını nasıl belli edebilirdi? Beynimizle evrene nüfuz ederek ona ulaşmamızı ve bulmaca çözer gibi cevabın tanrıda olduğunu görmemizi istiyor olabilir.

Yani diyelim ki tanrı var. Varlığını görebilmemiz için ne yapmasını beklerdiniz ki? Ben tam da bu şekilde evrenle bize göstermesini beklerdim.

Bunları söyledim diye tanrıya inandığımı sanmayın.

O değil de agnostikler cennete gider mi acaba? yetkili bir ilahiyatçıya sormak lazım:D
Deistler mi pantesitler mi agnostikler mi en çok yanacak acaba? :D

Boolean 28-07-2015 03:11

Alıntı:

O değil de agnostikler cennete gider mi acaba? yetkili bir ilahiyatçıya sormak lazım
Sen son anda kendini garantiye almaya çalışıyon bence. :D

"Tanrım ben yoksun demedim ki; Ben bu kafirler gibi seni kesin reddetmedim" derim yırtarım diye düşünüyon gibi. :D

Şaka yapıyorum :)

spartacus 28-07-2015 03:11

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558972)
Agnostisizm her alanda kullanılabilen bir terim. Sadece tanrı meselesinde değil.

Mesela bir müslüman Nisa-34 ayetinde ''kadınları dövün'' veya ''kadınları ayırın'' anlamlarının ikisi arasında kalınca, bu konuda agnostik kalmayı tercih ediyorum diyor. Ya da evrim teorisinde agnostik kalanlar da var.

Gerçi agnostisizm bilmemeyi değil de bilinememezliği savunduğu için eleştirilebilir. Bilinemeyeceğini nereden biliyorsun? sorusu sorulabilir.
Kafam karıştı, uyuyayım en iyisi:confused::yield:

Agnostizm temelde 1 şeye dayanır; Kuşku -> Septizm ile karıştırılmamalı. Hasılı böyle doğdu, yani eldeki verilerden kuşku duymak, kuşkuculuk, lakin geçerli zemini BİLGİ zeminidir, üfürük ve metafizik değil. Elbette bilgilerimizden kuşku duyuyruz ve bu agnostizme has bir durum değil, eleştiri, doğrulamak, sınamak, yanlışlamak zaten buradan gelir ve sınama işi bir veri kıyaslama, karşılaştırma işidir, agnostizm bu zeminde gayet tutarlı. Bilinemezcilik ise nasıl girdi yer etti, şaşmamak elde değil.

Mesela verdiğin ayet için agnostik neden kalayım ki, dövün demiş işte, açık.

tanrı konusunda agnostik kalıyorum demek, tanrıyı ön kabul olarak almak demektir(halbuki zan-inanca dayalı, bilgiye dayalı değildi) ne yazık ki, lamı, cimi yok. Bu nedenle atesitler gündelik hayat içinde agnostiğim demeye zorlanır ve mecbur kalıp derler ve temeldeki tanrı ön kabulü bu insanlar için, bir nebze olsun baskıdan kurtulmanın yolu olur.
Ateizm ise o minvalden değil fizik(bilim), metafizik(teoloji, idealizm) ayrımından bakar, bir şey metafizik ise ciddiye alınmaz, oturup kafada patlatılmaz, tanrıymış yok spagetti canavarıymış, bilimde öyle yapar(astrolojiyi, paranormali vs bile kabul etmiyor ki :)). Metafizik der kestirip atar. Bu konuda teoloji ve idealizm kaybetti, haliyle ideolojik bir mücadele var ve ciddi anlamda metafiziği bilime sokmak için mücadele veriyorlar, ancak dünya görüşleri için böyle yapmaları onlar için tutarlı...

iyi uykular :)

Boolean 28-07-2015 03:18

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558979)
White Walkers varsa bize var olduğunu nasıl belli edebilirdi? Herhangi bir kriter yok.
Ama evreni yaratan bilinçli ve iradeli bir tanrı varsa bize varlığını nasıl belli edebilirdi? Beynimizle evrene nüfuz ederek ona ulaşmamızı ve bulmaca çözer gibi cevabın tanrıda olduğunu görmemizi istiyor olabilir.

Yahu görmemizi istiyorduysa, adam gibi iletişime geçsin. :) Çok zor bir şey değil ki bu.

Yaratma kavramı determinizm ile sahte bir durum biraz. Bu nedenle Tanrı da sahte. Determinizm ile düşünmesek, Tanrı da insana benzeyen insanın araç yaratması ile ortaya çıkmış bir durum. Yani nasıl Ak Sakallı Zeus insana benziyor, "yaratıcılık da aynı şekilde, ak sakal gibi insani bir özellik".

Aksi olsa ufacık zekası olan filler bile Tanrı diye bir şeyi bilirler. Bu Tanrı'yı neden sadece biz araç yaratan canlılar biliyoruz?

Veya filler Tanrı için insandan daha mı az değersizdir?

spartacus 28-07-2015 03:25

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558979)
White Walkers varsa bize var olduğunu nasıl belli edebilirdi? Herhangi bir kriter yok.
Ama evreni yaratan bilinçli ve iradeli bir tanrı varsa bize varlığını nasıl belli edebilirdi? Beynimizle evrene nüfuz ederek ona ulaşmamızı ve bulmaca çözer gibi cevabın tanrıda olduğunu görmemizi istiyor olabilir.

Yani diyelim ki tanrı var. Varlığını görebilmemiz için ne yapmasını beklerdiniz ki? Ben tam da bu şekilde evrenle bize göstermesini beklerdim.

Bunları söyledim diye tanrıya inandığımı sanmayın.

O değil de agnostikler cennete gider mi acaba? yetkili bir ilahiyatçıya sormak lazım:D
Deistler mi pantesitler mi agnostikler mi en çok yanacak acaba? :D

E ona bakarsak Superman'de uçuyor ve yardıma muhtaç olanları kurtarıyor, hadi uçmadığını ve yapmadığını söyle. Uçuyor ve kurtarıyorsa(olmayan şey uçar mı, peki nerede uçuyor?) demek ki gerçek mi demeliyiz, bilinemez mi demeliyiz, ya da aslında kurtarıyor ama bizede görünmek istemiyor filan mı demeli :)

Teistler yanacak, yanmışlar bile :)

errata 28-07-2015 03:27

Evrene etkisi hiç mertebesinde bir yaratıcının bizim açımızdan ne önemi var? En azından biz, etkisini hiç mertebesinde sandığımız sürece ona karşı bir sorumluluğumuz yok.

Yaratıcı var diyenlerin kanıt diye ortaya sürdükleri şeyler, gerçekle bağdaştırmamızı sağlayacak niteliklerden yoksun. Mitolojiler, yalancı filozofların tarihsel beyânları, doğanın ölümcül etkilerine karşı psikolojik seviyede gelişmiş iç güdülerin çarpık evrimi ...

Siz bolca yaratık uydurmuşsunuz ancak bunun için Uçan Spagetti Canavarı vardı zaten. Ya da Russell'in çaydanlığı...

spartacus 28-07-2015 13:13

Alıntı:

Aleph´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 558966)
Bilmiş gibi konuşmayayım ama sanırım çok da bir şey yok..
Ben önünde sonunda panteizme yöneleceğim galiba. Ateistlerin de panteizme çok uzak olmadıklarını düşünüyorum.. :)

Bu konu teolojik kulvarda değil ki sevgili Aleph. Bu halde bence şu denebilir, materyalizme veya idealizme yöneleceğim :)

Materyalizmde başlangıç, bitiş, sebep, sonuç, önce, sonra, maddenin(bugünkü nitelik ve bileşik, form yapısıyla nesne haliyle) aslında daha doğrusu ŞEY'İN(nitelikten BAĞIMSIZ) devinimidir. Heraklitos'tan beri, Lao Tzu'dan beri yani bir kaç bin yıl öncesinden beri böyledir. Materyalizme göre gerçek olan iradelerden bağımsız ortada olandır. Yani gerçek olan şeydir, bu gelip, geçici değildir, gelip geçici olan şeyin ve şeylerin(nesnel ortam) iletişim ağı, bileşimi, dizilimi, yoğunluğu kısaca niteliği-özellikleridir. Gelip geçer, oluşan, kaybolan(yok olan) ŞEY değil, ŞEY'in nitelik-özellik-yapısı kısaca formudur.

Bu form ise lineer bir yol izlemez, spiraldir.

Materyalizm bilinçli olarak çarpıtılır, maddeci, yok efendim maddiyatçı yok efendim maddeyi ilahlaştıran vs tümüde çarpıtmadır. Hiç bir şey olmazsa Materyalizm çıkıp renkler ve zevkler ölçeğiyle çarpıtılmaya, eleştirilmeye çalışılır. Lakin materyalizme göre gerçeğin rengi gridir(yani renksizdir, siyah ile beyazın yoğunluklu tonalrıdır) ve renklerle, zevkleri tartışmanın olgu ve evrensel ölçekte hiç bir anlamı yoktur. Materyalizmde evren, doğa olayları ve olguda keyfiyetin ciddiye alınabilir hiç bir yeri yoktur, amaç, gaye yükleyen irade ve idealizmin o her şey düşüncelerimin ürünü, dolayısıyla bilgide kişielrin düşünceleri içerisinde aranır vb iradi yol ve yöntemleri yani metafiziği ret eder. Gözleme, veriye, bulgu ve buna bağlı yorumu esas alır, yani bilgi uydurulamaz, üfürülemez, gaipten atılamaz, hayalde üretilemez, bilgi sadece özne ile nesnenin nesnel ilişkisinde yansıyan etki-tepkinin(verinin) yorumlanmasıdır. Bu satıhın dışına çıkan ya da özne-nesne ilişksini özneye saltıklaştıran hiç bir görüş, teori, düşünce bilgi olamaz, kurgu olabilir, safsata olabilir, masal olabilir.

Ateizmde özünde materyalist felsefe kapsamında, kümesinde, evren, dünya görüşü temelnde, evrendeki olay ve olguların metafiziği dışlayarak(bilgiye dayalı) yorumlanması yani bir çeşit teolojinini hakim ALEM görüşü gibi dünya(evren) görüşüdür. Yağmuru Zeus'un yağdırdığını düşünmüyor doğal olduğunu öne sürüyor(dahi gözlemi deneyi milyonlarca kez yapılabilir), gerçekliğin ardında hiç bir mistik(gnostik), hiç bir kurgu(teist) ürünü metafizik, uydurma masal kahramanalrının olmadığını ve dahi EVRENDE gözlemlediğiniz fiziğin zaten bu tür hayalperest üfürüklere MÜSADE etmediğini gözlemliyor, görüyor ve biliyorsanız, kısaca metafizği dünya, evren görüşünüze dahil etmiyorsanız bu haliyle zaten ateistsinizdir. Ateizm budur.

Vay efendim evren bu hale gelmeden önce yapısı nasıldı
, şey neydi, nasıldı vs, bu sorular ateizmin değil FELSEFENİN sorularıdır ve bilginin hamaliyetini ise bilim yapacak, yapar.

Kısaca panteist olmaya gerek yok zira bunlar sadece dünya görüşü düzeyidir, eğer fikri zeminde bir şey olunacaksa daha geniş açıda felsefe ve bilime yönelinmeli. panteizmde zana(inanca) dayanır, materyalizm ise bu tür konumlanmaları bunların insanın ego, hayal vb ben-merkezli, insan keyfiyeti(gerçeklik dışı, zan) metafizik doğası, kendini merekeze koyan o daracık-rölatif- açısı, rölatif(göreceli) ben merkezciliğin mantıksal ve safsata düzeyi yanlışları vb gereği ret eder. Bu tür bakış açılarını milyonlarca kez her seferinde yeniden ele almak anlamsız, binlerce kez tekrar, tekrar kılavuz tutmak gereksiz. Köy bir kez görünmüş, metafizik vb andığım o çerçeve, bilgiye değil inanca, kurguya, masala, hayale kısaca keyfiyete, bilgisizliğe götürür ve hiç bir derde deva olamaz. Aksine bir derdim var, bin oldu dedirtir. Materyalizm ise her gün milyar kişi ortaya bir iddia atsa, milyarınıda kısacık sürede süzgeçten geçirme yetisi kazandırır, kim bilgiye dayalı değil, kim kendini merkeze koymuş, açı ne durumda, indirgeme arızası mevcut mu, hayal mi, safsata mı, idealizemi(insan amaç ve gaye, mükkemelciliği vb) vs kısaca disipline eder ve kafa karılşıklığı, zaman kaybı, boş handikaplara vb girilmez. Mümkün olduğunca duru bir akıl, en geniş açı, temel kaynak-düzey(nesnel zemin ve bilgi) kaybedilmez :)

Dialectics 28-07-2015 13:51

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559013)



Vay efendim evren bu hale gelmeden önce yapısı nasıldı
, şey neydi, nasıldı vs, bu sorular ateizmin değil FELSEFENİN sorularıdır ve bilginin hamaliyetini ise bilim yapacak, yapar.

Sn. Spartacus,

Bilime karşı şöyle bir eleştiri yapılıyor: Bilim, varlığın doğasını asla çözemez. Çünkü bilim empirisistdir, deneyseldir. Sadece gözlemlediklerini ölçer, gözleyebildiklerini açıklar. Ancak bu yöntemiyle varlığın asıl "formu"nu çözemez.

Form ve içerik mevzusunu şöyle örnekleyebiliriz: Örneğin bir dvd'deki bir film düşünün ve sizin de bu filmin içinde yaşadığınızı düşünün veyahut da geliştirilen 3d teknolojiler, sensörler vb. ile adeta filmin içindeymişsiniz hissinde olduğunu düşünün. Bu film içinde yapacağınız her gözlem, yaşayacağınız her şey, her deney size bu filmin içeriği hakkında bilgi verecektir; ancak bu filmi saklayan, bu filmi ihtiva eden dvd hakkında hiçbir veriye ulaşamayacaksınızdır. Örneğin bu dvd kaç gb'lık bir dvd, ebatları ne, şekli nasıl, film sahneleri bu dvd üzerine nasıl işlenmiş, dvd hangi malzemeden yapılmış vb...

İşte bu noktada da deneysel yöntemlerin değil, rasyonel yöntemlerin kullanılması gerektiği iddia ediliyor. Rasyonellik ise şartlardan ve ortamdan ve koşullardan bağımsızdır deniyor ve dolayısıyla en basit anlamıyla rasyonelliği de matematik ihtiva eder deniyor. Hatta bir adım daha öteye gidilerek varlığın formu matematiktir deniliyor...

Ancak formun matematik olması ya da hiç form olmaması neyi değiştirir derseniz, açıkçası bence çok fark yok....

spartacus 28-07-2015 15:59

Alıntı:

Dialectics´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559019)
Sn. Spartacus,

Bilime karşı şöyle bir eleştiri yapılıyor: Bilim, varlığın doğasını asla çözemez. Çünkü bilim empirisistdir, deneyseldir. Sadece gözlemlediklerini ölçer, gözleyebildiklerini açıklar. Ancak bu yöntemiyle varlığın asıl "formu"nu çözemez.

Form ve içerik mevzusunu şöyle örnekleyebiliriz: Örneğin bir dvd'deki bir film düşünün ve sizin de bu filmin içinde yaşadığınızı düşünün veyahut da geliştirilen 3d teknolojiler, sensörler vb. ile adeta filmin içindeymişsiniz hissinde olduğunu düşünün. Bu film içinde yapacağınız her gözlem, yaşayacağınız her şey, her deney size bu filmin içeriği hakkında bilgi verecektir; ancak bu filmi saklayan, bu filmi ihtiva eden dvd hakkında hiçbir veriye ulaşamayacaksınızdır. Örneğin bu dvd kaç gb'lık bir dvd, ebatları ne, şekli nasıl, film sahneleri bu dvd üzerine nasıl işlenmiş, dvd hangi malzemeden yapılmış vb...

İşte bu noktada da deneysel yöntemlerin değil, rasyonel yöntemlerin kullanılması gerektiği iddia ediliyor. Rasyonellik ise şartlardan ve ortamdan ve koşullardan bağımsızdır deniyor ve dolayısıyla en basit anlamıyla rasyonelliği de matematik ihtiva eder deniyor. Hatta bir adım daha öteye gidilerek varlığın formu matematiktir deniliyor...

Ancak formun matematik olması ya da hiç form olmaması neyi değiştirir derseniz, açıkçası bence çok fark yok....

Sevgili Dialectics, hiç formun olmaması ile kasıt ne? Bu tür konualrda matematik bir hesap, kıyas, mantık, önerme işi en nihayetinde insan iradesinin saltıklaştığı bir alana yönelimdir ki, bence dahil edilmemeli. Fizik şeylerin doğasını kavrama, çözümleme üzerinedir, hasılı, özü budur.

Peki DVD dediğimiz içndekilerle süreğen dinamik ise ve gerçek olanın DVD ve içindekiler olduğu durumu ve bizlerin sebep, sonuç, önce, sonra gibi kavramlar ve mefhumları, DVD nin sektörlerindeki değişim ise ne olacak? DVD'nin sebebi ne vb diye sormak rasyonel olur mu? Bu soruları DVD'nin içinden-DAHİLİ- sormaktayız ve soruların muhatabıda muhtevanın değişimi kapsamında :)
Yine DVD önceden formatlanıp, sektörlenmiş değilde, her an sektörel olarak değişiyor ve sektörler ilişkisel ağ dahilinde belirleniyor-oluşuyor-kayboluyor ve böylelikle de nitelik düzeyinde oluşlar, yok oluşlar peyda oluyorsa ve gerçek bu ise? yani DVD ve şeyler ve şeylerin form-yapı-dizilim-bileşik-ilişki temelli dinamik değişimi ise ne olacak?

Bilim neyseki son 40-50 yıllık uğradığı dumurdan(idealist, [matrix, bilgi felsefesi - kaba idealizm], kilise şu bu) bombardımanından yavaş, yavaş tekrar çıkmaya başladı. Bilim ne zaman bu bombardımanlardan uzak o zaman verimli oluyor çünkü bilim meşgul ve bilim insanlarının kafası, yönelimi, açısı ideolojik olarak karıştırılamıyor, saptırılmıyor.

Irrasyonel nedir? Akıl ve mantıkdan yoksun... Mesela, bilim Evrenin ne zaman başladığını filan gayet bilimsel olarak sorgulayabilir çünkü EVREN gözlem dahilidir çünkü nitelik-özellik-form-dizilim-yapı(yani nesne) gözlemlenebilir, evren dediğimizde zaten bu(şey'in kendisi değil, durumu, formu, hali, yapısı vb), an itibariyle ne ise formu, yapısı da o ve bu dinamik-değişken.
  • Varlık(ŞEY) ne zaman başladı? ERROR.
  • Varlığın(şeyin) sebebi ne? Error
  • Başlatan kim(kim sorusu idealist sorudur geçersizdir). Error
  • Başlatan ne? Error
  • Varlık kaç yaşında? Error-saçma...
Bu vb. sorular safsatadır, irrasyonel yani akıl ve mantıktan yoksundur. Mümkünse bu tür kafa karıştıran, kavram kargaşası yaratan ve bunlardan da nemalananlardan uzak durmalı, bilimide uzak tutalı zira bu sorular birer at gözlüğüdür..

Matematik bilim değildir, fizik değildir, öznenin mantığıdır ve şeylerin dünyası matematiğe değil, öznenin mantığı şeylerin dünyasındaki yani nesnel gerçeklikteki, şeylerin nitel farkları, nicel değişimleri(sayılabilir olan), ilişkileri vb'ne bağlıdır, tüm diğer neden, nasıl, süreç-zaman vb soru ve kavramlar gibi.Matematiğin dünyası ARDIŞIKTIR bilimin dünyası ise ARDIŞIK değil, aksidir. Gerçek ardışık olsa zaten bilim olmazdı. Pisagor ve lineer insan mantığı(formel) her şeye yeterdi...

Örneğin, Güneş gözlemi vardır ve güneşin formunu sağlayan dizilim ve bileşimlerin bu niteliği ne kadar sürede(işte zaman soyutlandı) kaybedeceği(! kaybolan nitelik) üzerine varsayımlarda bulunabilir. Deneylerde yapılabilir, Güneş'in yapısı 3 aşağı, 5 yukarı çözümlerse, deney ortamında da ömür(NİTELİK DEĞİŞİMİ, şu anki ile öngörülen değişim arasındaki fark!) bakımından 3 aşağı, beş yukarı fikre sahip olunabilir. Bakın gözleme açık, deneye de açık ve rasyonel ve gözlemleniyorda. Yalnız bilim gözlem çerçevesini her zaman çizer(yani laboratuvar ortamı yapay ortamdır ve maddeler doğal ortamlarından yalıtılmışlardır bu bilinir), haliyle varsayımları idealist yönteme saparak saltıklaştırma, indirgeme hatasına düşmemek gerekir, düşen bilim insanları ise açıklamalarıyla bilimin ağzına ediyor... (Sonraki yazılarda Lawrence Krasus'dan bir kaç pasaj aktarayım, hem de Kuantum ölçek ve SAPITMA-YANILSAMA, yanlış sorular, yanlış ilişkilendirmeler üzerine:))

Şimdi gözleme ve deneye açık olmayan ne? Bilmek istiyorum, işte bana bunun cevabı lazım, şey'mi gözleme kapalı yoksa gözlem sorunu nitelikle(değişken, dinamik) ilgili mi bir sorun. Kısaca gözleme açık olmayan ne var? DVD demiştin, işte o halde DVD gözleme açıktır, vay efendim bu sektörlerin yapısı dün nasıldı vs, bu tür sorular DVD'yi bağlamaz, DVD nin muhtevasının nitel değişimlerine odaklıdır ve ne yazık ki günümüz insanı DVD yi gözlemlemek yerine vay efendim bilmem kaç milyar önce sektörler nasıldı(elinin kiriydi çok mu önemli?). Vay efendim 50 milyar yıl sonra ne olacak? Elinin körü olacak, çok mu önemli? daha burnunun önündeki kertiği görmeyen, içinde yaşadığı Dünya ve Evreni yorumlamaktan aciz, her yanı bok götürüyor oturup ölümcül mesele diye kafayı taktıkları meselelere bak, çok mu önemli ve üstelik sorularda külliyen safsata!? Hiç bir önemi yok, bilsen de olur, bilmesende... yani işimiz gücümüz, ömrü billah kuyulara taş atan delilerle mi uğraşmak olmalı? Ya gırtlağımıza kadar çökmüş bunca boku kim temizleyecek?

Ne demişti Dario Fo;
Başımız dimdik yürüyoruz, çünkü boğazımıza kadar boka battık(bu söz bize ne kadar çok benziyor). Bizim binlerce sorunu ve önemi bırakıp, bunca önemsiz şeylerle meşguliyetimizin temelinde yine teoloji belası yatıyor, olmadı idealist yapımız. Fonksiyoner çalışma mantığımız, gerçek spiral iken, düzlemsel-doğrusal(lineer), özne-merkezli(ben, ego merkezli) algı yanılsamalarımız ve ne yazık ki bizi artık alakasız öne sürdüğümüz matematikte kurtarmıyor, çoğalttığımız safsata deryasında, kendi bokumuzda battıkça batıyoruz ve bu durumumuz ne evrenin umrunda ne de muhtevanın. :)

Keepbelieverthough 28-07-2015 22:28

buraya kadar herkesin post larını okudum fakat benim kanaatime göre bu konuda en önemli olan şey söylenmemiş

İzninizle katkı yapmak isterim

Bigbang öncesi bilinemezliği açıklamaya yönelik pek çok teorem vardır
fakat Standart modele uyuşturulmaya çalışıldığı Quantum, String Teorisi bunların en kabul görenidir bu Varsayımında ufak tefek proplemleri vardır ,Gravity (yerçekimi) bunların en başında gelir ayrıntılarına fazla girmeden meseleyi yazmaya çalışayım

Kainatımızın Var oluşumuzun ilk ve yek sebebi olarak görülen Big bang `ın da sebebi varmıdır? yoksa belirsizlik ilkesi vb determinasyon dan bağımsız kendiliğinden mi patladı bu , şuan 84 milyar işık yılından küçük olamaz denilen içinde yaşadığımız şu koca Kainat?

şimdi step by step gidelim


Amerikalı Fizikçi Lawrence Krauss un populerleştirdiği ve kitabına ismini verdiği Yokluktan Çıkan Evren Teorisi günümüz biliminin ulaştığı son nokta


çok tartışıldı Bilim çevrelerinde ve hala tartışılmakta
ne diyor özet olarak bu Bilim adamı Ve bu Teori ?

Hiçlik Quantum Supersmetri Mutlak tek Membranındaki kırılma(Entropi) bozunum sonucunda String lerin karasızlaşması sonucu Fluctions (kaynama) halindeki Quantum Membran Düzenli 1 MMatrix oluşturuyor yani Bigbang Enerji ,Önce Plazmaya sonra Enerji Ve Maddeye dönüşüyor.

yani Bigbang bir tesadüfi Super simetri kırılması
peki bu bozunuma ve kararsız kırılmaya ne sebep oldu ?

bu Süpersmetri öncesinde ne Vardı?

fakat bu Teorinin en büyük çelişkisi Ve açmazı Mutlak hiçliği kendine münasip bir tanım yapamaması oluyor Mutlak Hiçlik nedir?

Termodinamik ve bilim bize Hiçlikten Hiç 1 şey olamayacağını söyler
yani bu Quntum enerji potansiyellerinin dahi var olamayacağı mutlak Hiçlik

bu ve bu gibi sorunlar yüzünden bu Teoride herşeyin Teorisi olmaya layık değil


Hulasa benim Bilimin ışığında anladığım bildiklerimiz bizleri Bigbang öncesine götüremiyor .

İlahimasal 28-07-2015 22:36

Cahilliğime verin

Bu patlama dedikleri olay oldukdan sonra genişlemek için bir ortama ihtiyaç duymazmı.bu ortam yoksa bu genişleme nasil olur. Var ise başlangıç diye idaa ettikleri şey bâşlangıç olabilirmi.

Keepbelieverthough 28-07-2015 23:06

Alıntı:

ilahi komedya´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559097)
Cahilliğime verin

Bu patlama dedikleri olay oldukdan sonra genişlemek için bir ortama ihtiyaç duymazmı.bu ortam yoksa bu genişleme nasil olur. Var ise başlangıç diye idaa ettikleri şey bâşlangıç olabilirmi.

benimde daha fazla bileceğim yok, zaten bildiklerimi yazdım :music:

Ne Standart model nede Quantum Teorisi bu Bigbang patlaması ortam,alan yerine cevap vermiş değil yokluğun içinden fırlayan Varlık gibi bir şeyler söyleniyor
fakat nerde Mantık ?

Akıl ve Mantık derki Hiç bir şey yoktan var olamaz ,Hiçlik,Yokluk Var etme kapasitesine sahip olamaz
fakat Nasıl olurda Var olan Üstelik Kocaman Kainat Yok olandan gelir ? hadi onu bir şekilde Quantum teorisine göre açıkladık e peki kardeşim bu Entropi Varlık oluşumu Bigbang, hangi Zeminde Var oldu ??

yanıt şimdilik yok Tek ümidimiz Cern deki Atlas Collider yeni yeni deneyler yapılıyor dur bakalım Ne olacak takip ediyoruz

bu arada 23 Eylülde çok önemli Deneyler yapımı startı verilecekmiş

e zaten 23 Eylül üzre çok komplo teorileri dönüyor bu sıralar

gel 23 Eylül Geell :peep:

İlahimasal 28-07-2015 23:18

Alıntı:

Keepbelieverthough´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559103)
benimde daha fazla bileceğim yok, zaten bildiklerimi yazdım :music:

Ne Standart model nede Quantum Teorisi bu Bigbang patlaması ortam,alan yerine cevap vermiş değil yokluğun içinden fırlayan Varlık gibi bir şeyler söyleniyor
fakat nerde Mantık ?

Akıl ve Mantık derki Hiç bir şey yoktan var olamaz ,Hiçlik,Yokluk Var etme kapasitesine sahip olamaz
fakat Nasıl olurda Var olan Üstelik Kocaman Kainat Yok olandan gelir ? hadi onu bir şekilde Quantum teorisine göre açıkladık e peki kardeşim bu Entropi Varlık oluşumu Bigbang, hangi Zeminde Var oldu ??

yanıt şimdilik yok Tek ümidimiz Cern deki Atlas Collider yeni yeni deneyler yapılıyor dur bakalım Ne olacak takip ediyoruz

bu arada 23 Eylülde çok önemli Deneyler yapımı startı verilecekmiş

e zaten 23 Eylül üzre çok komplo teorileri dönüyor bu sıralar

gel 23 Eylül Geell :peep:

Cerndeki deney mevcut bir ortamda yapılıyor.mekan var yani sonuçları hiçlik için olamaz.
Cerndekiler hiç olan bir ortamda bu deneyi yaparlarsa sonuçları idaa ettikleri binbangi açıklar.yoksa faso fisodur bence.

Hiç olan ortamı icad edecek bir bilim adamı varmı:D

Yıldıztozu 28-07-2015 23:30

Bilim, evrenin başlangıcına ve canlılığın başlangıcına gelince tıkanıp kalıyor. En önemli iki meseleyi netleştirmediği sürece bilim aslında hiçbir şeyi açıklamış olmuyor.
Açıklanmamış bu iki mesele konusunda herkes farklı inançlara sahip. Kimisi çoklu evrenler inancına sahip, kimisi tanrı inancına, kimisi rastgelelik inancına sahip ama herkes bir inanca sahip.

Fakat canlıların dönüşümünü açıklayan doğal seçilim bize tanrının gereksiz olduğunu göstermek için yeterli bir sebep. Tanrıyı tamamen devre dışı bırakıyor.
Doğal seçilimi kim yarattı (veya neden var) sorusu anlamsızdır. Aynı şekilde evrenin başlangıcında belirsizlik ilkesi geçerliyse, bu ilke neden var veya kim yarattı sorusu da anlamsızdır. Belirsizlik ilkesi de doğal seçilim gibi, ayrı bir açıklamaya ihtiyaç duymayan mantıksal bir sonuç olabilir. Çünkü herhangi bir nedene sahip olmadığı düşünülüyor ve gözlemleniyor.

Keepbelieverthough; süpersimetri kırılmasını tesadüfi olarak değerlendirmeyin. Hiçliğin kararsız olduğunu düşünürsek bu hiçlik pozitif ve negatif şeklinde ikiye ayrılmaya her an müsaittir. Evrenin toplam enerjisi de yaklaşık sıfır ölçülmüştür zaten.

L.Krauss yazdığı kitap dolayısıyla Alexander Vilenkin gibi bazı önemli bilimcilerden eleştiri almıştır. Daha sonra Krauss bile yazdığı kitap hakkında, sadece tahmin ve varsayım olduğunu söylemiş. Kanıtlanmış yüzdeyüz gerçekler değil.

Ben insan türünün evreni çözme konusunda fazla iddiali olmaması gerektiğini düşünüyorum. Mesela ahtapotlar evrenin ne kadarını çözebilmiş? Biz de onların az gelişmiş hâli olarak evreni çözmeyi beklemeyelim. Çözmeye çalışalım ama türümüzün o kadar da zeki ve mantıklı olmadığını bilelim.

Olimpiyat 28-07-2015 23:35

Alıntı:

Keepbelieverthough´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559096)
Hiçlik Quantum Supersmetri Mutlak tek Membranındaki kırılma(Entropi) bozunum sonucunda String lerin karasızlaşması sonucu Fluctions (kaynama) halindeki Quantum Membran Düzenli 1 MMatrix oluşturuyor yani Bigbang Enerji ,Önce Plazmaya sonra Enerji Ve Maddeye dönüşüyor.

Fizikçi değilim ama Fluction , akmak demek değil mi?

world 28-07-2015 23:36

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559107)
Bilim, evrenin başlangıcına ve canlılığın başlangıcına gelince tıkanıp kalıyor. En önemli iki meseleyi netleştirmediği sürece bilim aslında hiçbir şeyi açıklamış olmuyor.
Açıklanmamış bu iki mesele konusunda herkes farklı inançlara sahip. Kimisi çoklu evrenler inancına sahip, kimisi tanrı inancına, kimisi rastgelelik inancına sahip ama herkes bir inanca sahip.

Fakat canlıların dönüşümünü açıklayan doğal seçilim bize tanrının gereksiz olduğunu göstermek için yeterli bir sebep. Tanrıyı tamamen devre dışı bırakıyor.
Doğal seçilimi kim yarattı (veya neden var) sorusu anlamsızdır. Aynı şekilde evrenin başlangıcında belirsizlik ilkesi geçerliyse, bu ilke neden var veya kim yarattı sorusu da anlamsızdır. Belirsizlik ilkesi de doğal seçilim gibi, ayrı bir açıklamaya ihtiyaç duymayan mantıksal bir sonuç olabilir. Çünkü herhangi bir nedene sahip olmadığı düşünülüyor ve gözlemleniyor.

Keepbelieverthough; süpersimetri kırılmasını tesadüfi olarak değerlendirmeyin. Hiçliğin kararsız olduğunu düşünürsek bu hiçlik pozitif ve negatif şeklinde ikiye ayrılmaya her an müsaittir. Evrenin toplam enerjisi de yaklaşık sıfır ölçülmüştür zaten.

L.Krauss yazdığı kitap dolayısıyla Alexander Vilenkin gibi bazı önemli bilimcilerden eleştiri almıştır. Daha sonra Krauss bile yazdığı kitap hakkında, sadece tahmin ve varsayım olduğunu söylemiş. Kanıtlanmış yüzdeyüz gerçekler değil.

Ben insan türünün evreni çözme konusunda fazla iddiali olmaması gerektiğini düşünüyorum. Mesela ahtapotlar evrenin ne kadarını çözebilmiş? Biz de onların az gelişmiş hâli olarak evreni çözmeyi beklemeyelim. Çözmeye çalışalım ama türümüzün o kadar da zeki ve mantıklı olmadığını bilelim.

Yalnız çoklu evrenler bilimsel bir iddaadır inanç değildir. Tanrı fikri ise inanç olup hiçbir şeyi açıklama gayesi gütmemektedir.Aksine Tanrı gibi koskoca bir fikir ileri sürerek işin daha da karmaşıklaşmasına neden olup bilimdeki her ilkeye terstir.

Yıldıztozu 28-07-2015 23:43

Alıntı:

world´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559110)
Yalnız çoklu evrenler bilimsel bir iddaadır inanç değildir. Tanrı fikri ise inanç olup hiçbir şeyi açıklama gayesi gütmemektedir.Aksine Tanrı gibi koskoca bir fikir ileri sürerek işin daha da karmaşıklaşmasına neden olup bilimdeki her ilkeye terstir.

Çoklu evrenler bilimsel bir tahmindir, varlığına dair işaretler var. Ama çoklu evrenlere inanan bilimciler olduğu gibi inanmayan bilimciler de vardır. Öyleyse buna inanç diyebiliriz.
Tanrı inancından daha güçlü bir inanç olabilir.

Alıntı:

Olimpiyat´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559109)
Fizikçi değilim ama Fluction , akmak demek değil mi?

quantum fluctuations (dalgalanmalar) demek istemiş olabilir.

world 28-07-2015 23:48

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559112)
Çoklu evrenler bilimsel bir tahmindir, varlığına dair işaretler var. Ama çoklu evrenlere inanan bilimciler olduğu gibi inanmayan bilimciler de vardır. Öyleyse buna inanç diyebiliriz.
Tanrı inancından daha güçlü bir inanç olabilir.

İnanç değildir tersi kanıtlanabilirse o fikirden vazgeçilir Tanrı fikri ise Çürütüldükçe yenilenip önümüze ısıtılıp ısıtılıp konan bir inançtır.

Olimpiyat 28-07-2015 23:49

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559112)
quantum fluctuations (dalgalanmalar) olacak doğrusu:)

Ama kaynama demiş parantez içinde. Newton fluction kelimesini akmak manasında kullanmıştır.

Başka da kullanımı var mı bilmiyorum.

spartacus 29-07-2015 01:04

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559112)
Tanrı inancından daha güçlü bir inanç olabilir.

İnanç olamaz, çünkü en azından gözlemlenen 1 evrene sahibiz. Neden inanç olsun, bu evren ve gözlemden yola çıkılarak öne sürülen bir varsayım. yani önermenin yolalrı inanç gereksinimine kapalı.
İnanmıyor yerine bazı bilim insanları, bu varsayımlara katılıyor-katılmıyor denir.

Ha bu arada yeri gelmişken, Kuantum merkezli ifadelerde L.Krauss, yanlış anlaşıldı, daha doğrusu bazılarının işine öyle geliyor olmalı, boşluk, yokluk, hiçlik gibi kavramlar çarpıtıldı...

şu ifadeler de L.Krauss'a ait, heleki ilki :)

"İnsanlar sık sık bilime dayandırarak haklı çıkarmaya çalıştıkları şeyleri satmaya çalışıyorlar."

"Ama bizler klasik objeler gibi belirli bir sebepten dolayı hareket ederiz: Boyutumuz büyük, birçok partikülümüz var, ve birbiriyle etkileşim halindeler."

Başından beri zaten ne diyoruzk i, hareket, değişim, etkileşim, sebep, sonuç...

"Kuantum mekaniğin gariplikleri laboratuvarda özel koşullarda, ya da inanılmaz derecede küçük ölçeklerde geçerliliğini gösterir. Evrene yer-çekimi ile de bağlıyız, ve gezegenlere yer-çekimi ile bağlıyız. Ama bu astrolojinin doğru olduğunu göstermiyor."

:) Birde sürekli tekrar ediyorum, indirgeme yöntemleri ve buna bağlı kurgular bizi aldatır.

"Kuantum mekanik korelasyonları, kuantum mekaniğin bir mesafede gösterdiği korkutucu davranış, sadece dünyanın geri kalanından (tamamen) izole edilerek özel olarak hazırlanmış sistemlerde geçerlidir. Bizler kesinlikle dünyanın geri kalanından izole edilmiş değiliz. Günün her saniyesinde birçok şey ile bombardıman ediliyoruz. Sonuç olarak özel olarak hazırlanmış kuantum mekaniksel sistemler değiliz ve cisimler üzerinde garip kuantum güçleri uygulayamayız."


Lawrence Krauss

Son paragrafta yine işte idealize etmek yanılsaması, ideal koşullar ve dolayısıyla idealizm arızası ile ilgili, tablonun bütünü bunu gösteriyor. Öyle çok küçük parça ve parçacıklardan indirgeme(yalıtım, izole) ile evrenler kurup, yıkan varsayımlar TEORİ olarak anılmıyor, sadece alışkanlıktan teori denmiş. Çünkü sebep/sonuç gibi faktörel zeminin temel bileşenlerden biri ortam, çevre ve en önemlisi ilişkisel düzeydir, bunalrı dışlayarak yapılacak öngörüler Alice'nin tavşanını bile varsayabilir. Örneğin M teorisi, teori değildir, sicim, holografik evren - birleştirldiler vs yine de 3 düşünceden, kurgu(spekülatif düzeyden) 1 teori çıkmadı ortaya, bol bol sözdebilimin elinde malzeme oldular, korkunç bir kavram ve kafa karışıklığı yarattılar, böyle düşünüyorum.

Keepbelieverthough 29-07-2015 01:08

Alıntı:

ilahi komedya´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559104)
Cerndeki deney mevcut bir ortamda yapılıyor.mekan var yani sonuçları hiçlik için olamaz.
Cerndekiler hiç olan bir ortamda bu deneyi yaparlarsa sonuçları idaa ettikleri binbangi açıklar.yoksa faso fisodur bence.

Hiç olan ortamı icad edecek bir bilim adamı varmı:D





Sn İlahi . Cern de hertürlü bilimsel deney yapılıyor fakat benim 23 eylül e vurgu sebebim mart ayında start verilen yapay Bigbang Ve karadelik oluşturma deneyleridir öğrendiğim kadarı ile 23 Eylülde sonuçsal verilere ulaşılacak
bahsetmişken anlatayım 23 Eylül çok önemli bir tarih olarak görülüyor
tabii ki çoğu insan komplo teorisi olarak görebilir bu tarihi
fakat benim araştırmalarıma göre bu Tarih te olacak olaylar koplo gibi durmuyor
Cern 2015 i Light year ilan ettiğinide hatırlatırım


https://freedomfighterreports.com/20...age-deception/



According to eyewitness accounts, the last time CERN was on it “did something”…opened a portal, but some eyewitnesses state that they saw the Nephilim creatures coming through the machine. This statement sounds absolutely radical and insane. However, it is not crazy or farfetched. It has been proven time and time again that the Nephilim did exist, the terminology that is used today is giants, these giants are the men of renown, the sons of old, and the fallen angels that fell with Lucifer the devil. Which is also what CERN just called 2015 the “International Year of Light”. The light that is referenced here is the light of Lucifer, the devil. When the Devil was banished

yukardaki sitede diyorki görgü şahitlerine göre
Cernde deney sırasında Hani şu Tevratta mitos olarak geçen Nephilims (Devler) ile karşılaşıldı sesleri işitildi diye

yani Cernede karanlık Metafizik işler dönüyor gibi



tabiki bekliyeceğiz göreceğiz :P :=)

http://www.metatech.org/wp/conspirac...-2015-23-cern/


bu Videoda ise Cernde Parelel Evrenlere kapı açılacağından bahsediyor

https://www.youtu.be/nFCsguoDpY4


https://www.youtu.be/I6dlVCxRdgs


http://beforeitsnews.com/prophecy/20...5-2467598.html



Asteorit çarpaçak diyenler bile Var

Asteroid Armageddon, Pope Francis And CERN Reactivation (September 23rd, 2015)

http://bernhoftbret.com/asteroid-arm...ber-23rd-2015/



https://deceivinghumanity.wordpress....gnsofthetimes/



Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559107)
Bilim, evrenin başlangıcına ve canlılığın başlangıcına gelince tıkanıp kalıyor. En önemli iki meseleyi netleştirmediği sürece bilim aslında hiçbir şeyi açıklamış olmuyor.
Açıklanmamış bu iki mesele konusunda herkes farklı inançlara sahip. Kimisi çoklu evrenler inancına sahip, kimisi tanrı inancına, kimisi rastgelelik inancına sahip ama herkes bir inanca sahip.

Fakat canlıların dönüşümünü açıklayan doğal seçilim bize tanrının gereksiz olduğunu göstermek için yeterli bir sebep. Tanrıyı tamamen devre dışı bırakıyor.
Doğal seçilimi kim yarattı (veya neden var) sorusu anlamsızdır. Aynı şekilde evrenin başlangıcında belirsizlik ilkesi geçerliyse, bu ilke neden var veya kim yarattı sorusu da anlamsızdır. Belirsizlik ilkesi de doğal seçilim gibi, ayrı bir açıklamaya ihtiyaç duymayan mantıksal bir sonuç olabilir. Çünkü herhangi bir nedene sahip olmadığı düşünülüyor ve gözlemleniyor.

Keepbelieverthough; süpersimetri kırılmasını tesadüfi olarak değerlendirmeyin. Hiçliğin kararsız olduğunu düşünürsek bu hiçlik pozitif ve negatif şeklinde ikiye ayrılmaya her an müsaittir. Evrenin toplam enerjisi de yaklaşık sıfır ölçülmüştür zaten.

L.Krauss yazdığı kitap dolayısıyla Alexander Vilenkin gibi bazı önemli bilimcilerden eleştiri almıştır. Daha sonra Krauss bile yazdığı kitap hakkında, sadece tahmin ve varsayım olduğunu söylemiş. Kanıtlanmış yüzdeyüz gerçekler değil.

Ben insan türünün evreni çözme konusunda fazla iddiali olmaması gerektiğini düşünüyorum. Mesela ahtapotlar evrenin ne kadarını çözebilmiş? Biz de onların az gelişmiş hâli olarak evreni çözmeyi beklemeyelim. Çözmeye çalışalım ama türümüzün o kadar da zeki ve mantıklı olmadığını bilelim.


Sn Yıldıztozu tamam tamam da Mutlak Hiçliğin içinde kararsızlığın olduğunu nerden çıkardınız Varmıdır delili? Mutlak Hiçliğin içinde kararsızlık ,Supersmetri,Atom\ Elektron\Nötron\Proton\Quark\Glion\Pozitron\String s da olamaz hatta ve hatta şuan bildiğimiz en anormal Sanal Kütlesiz parçacık Nötrinolar bile yoktur
fakat ben size Kavramsal Ve mantıksal olarak Hiçliği ispatlarım .

Hiçlik ismi üstünde içinde Enerji vs yukarda saydığım ve sayamadığım hiç bir şey olmayan bir durumdur

yani sizin söylediğiniz kainattaki Artı Ve Eksi lerin toplamı olan Bigbang ten önceki Süpersmetri halide Hiçlik tanım içinde Geçersiz oluyor
zaten L.Krauss in da kitabından sonra geri adım atmasının mantıksal nedeni de budur
yani Hiçliği yanlış tanımlamıştır.



Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559112)
Çoklu evrenler bilimsel bir tahmindir, varlığına dair işaretler var. Ama çoklu evrenlere inanan bilimciler olduğu gibi inanmayan bilimciler de vardır. Öyleyse buna inanç diyebiliriz.
Tanrı inancından daha güçlü bir inanç olabilir.


quantum fluctuations (dalgalanmalar) demek istemiş olabilir.



quantum fluctuations (kaynama) derken akıntı wave dalga isim çokluğuna ortak bir Kavram olarak demek istedim Zaten Kaynamak demek hem akıntı haraket,dalga vb enerji kıpırdamaları değilmidir :=)

Olimpiyat 29-07-2015 01:26

https://www.youtube.com/watch?v=D3vW0y70AgM
söz konusu big bang ve öncesi ise, Alan Guth dan daha iyi bir otorite olacağını sanmam.Fizikçiler daha iyi bilebilir tabi, kendi fikrim.

Yıldıztozu 29-07-2015 01:43

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559129)
şu ifadeler de L.Krauss'a ait, heleki ilki :)

L.Krauss militan ateistlerden zaten. Din düşmanı ve dinleri yok etme amacında olan birisi:)


Alıntı:

Keepbelieverthough´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559131)
Hiçlik ismi üstünde içinde Enerji vs yukarda saydığım ve sayamadığım hiç bir şey olmayan bir durumdur

Mutlak hiçlik hiçbir zaman var olmadı. Onun yerine hep bir şeyler var etme potansiyeli olan hiçlik vardı. Mutlak hiçlik bilimsel değil.

Alıntı:

Olimpiyat´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559133)
söz konusu big bang ve öncesi ise, Alan Guth dan daha iyi bir otorite olacağını sanmam.Fizikçiler daha iyi bilebilir tabi, kendi fikrim.

Alan Guth laboratuar ortamında bir evren yaratabileceğini iddia ediyordu. Adam tanrıyı oynuyor:)

Kendisi Mit'de fizik profu. Ancak Mit'de fizik profu olan bir türk daha var. İsmi Nuh Gedik. Kendisi tam bir cemaatçi islamcı. Böyle bir cemaatçiyi nasıl olur da Alan Guth gibi adamla aynı yerde aynı ünvanda çalıştırırlar hayret. http://web.mit.edu/physics/people/fa...gedik_nuh.html

Olimpiyat 29-07-2015 01:59

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559134)
Kendisi Mit'de fizik profu. Ancak Mit'de fizik profu olan bir türk daha var. İsmi Nuh Gedik. Kendisi tam bir cemaatçi islamcı. Böyle bir cemaatçiyi nasıl olur da Alan Guth gibi adamla aynı yerde aynı ünvanda çalıştırırlar hayret. http://web.mit.edu/physics/people/fa...gedik_nuh.html

Ben okuduğum dönem Florida üniversitesinde Adnan Oktarcı birisi bile vardı.
Genetik doktorası yaptığım dönemde tanışmıştım. Florida Üniversitesi, Genetikte Dünyadaki sayılı üniversitelerindendir. Adam, Adnan Oktar, Mehdidir diyordu. Bu adam nasıl bu diplomayı alabildi, nasıl ihtisaslaşabildi hep şaşırırdm.
Garip garip işler.

Ama cemaatçiler eğitimde hep iyi idi zaten. Ben Atatürkçü olduğum dönemler, yahu gelin şunlara alternatif bir eğitim modeli başlatalım dedim ama kimse yanaşmadı yalnız kaldım.

spartacus 29-07-2015 03:02

Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559134)
Mutlak hiçlik hiçbir zaman var olmadı. Onun yerine hep bir şeyler var etme potansiyeli olan hiçlik vardı. Mutlak hiçlik bilimsel değil.

Hiçlikte olmadı, hiçlik felsefenin konusu ama idealizmin. materyalizmin böyle bir sorunu yok. Zira hiçlik nitelikle ilgili, oluşur ve kaybolur(hiçlik soyutlaması)
L.Krauss ise hiçlik deyimini kullanırken, tarif ettiğimiz tarz hiçlikten bahsetmiyordu bence, ya da ettiyse bile böyle olmadığı zaten deneylerle ifade edildi(Quantum Vakum, hiçlk değildir).

Hiçlik, niteleme ile ilgili, şey, madde düzlemiyle ilgisi yok.
Alıntı:

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 559134)
Alan Guth laboratuar ortamında bir evren yaratabileceğini iddia ediyordu. Adam tanrıyı oynuyor:)

Sıkıysa hiç denilen üzerinden yapsın, gidip molekülü sıkıştırıp, plazma ortamlar ne bileyim işte mazleme(MATERYAL) kullanmasın! :)

Lakin bu tür deneyler öyle yekten gerçeği yansıtmaz, hatta gereğin aksine bile sonuçlr elde edilebilir(izole, yalıtık ve iradenin istenciyle dizilmiş ortam, ideal ortam). Laboratuvarda galaksi de oluşturulabilir yine de bu materyalsiz olmayacak, zira gözlemlediklerimizde materyalsiz değil, gözlemlediğimiz süreğen bir hareket, ilişki ve nitel geçişler. Galaksilerde bu geçişlerin bir nitelik boyutu, dağılabilirde, oluşabilirde, nitelik yok olabilirde(aha hiçlik), lakin dağılıp, toplanan olmaksızın(materyalsiz) bu iş laboratuvarlarda bile yapılamaz diye düşünüyorum... Yapan Zeus'a oynar :)

Birde günümüzde diploma zor iş değil. Ver bana parayı, imkanı, bende gider diploma alırım, sapına kadar dinci bile olsam. Tek yapmam gereken inatla ineklemek, kabul bile etmesem sorulara ezberlediğim doğru cevapları yazmak ve sonra da bilimin içine ot tıkamak :)


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 22:39 .