![]() |
Ümit Yaşar OĞUZCAN
(Bknz."Tarihte Bugün" 04.11.1984 Ümit Yaşar Oğuzcan 58 yaşında öldü.)
http://www.kitapozetim.net/wp-conten...ar-oguzcan.jpgÜMİT YAŞAR OĞUZCAN 22 Ağustos 1922' de Mersin' in Tarsus Kazası'nda dünyaya geldi. Ümit Yaşar ilkokulu bitireceği yıl, annesi ile babası geçinemeyip ayrılırlar. Bu olay O'nda derin izler bırakır. Bu yıllar, onun şiire sığındığı, üzüntülerini yazarak gidermeye çalıştığı yıllardır. Ortaokulu üç ayrı şehirde ve üç ayrı okulda okur. Arkadaşları adını bilmez ve onu çoğu kez de “şair” diye çağırırlar. Türkçe öğretmenlerinin sevdikleri, fakat zaman zaman yazdıklarından ötürü şaşkınlığa düştükleri bir öğrenci olur. Önceleri “su birikintisi” olarak nitelendirdiği şiiri, zamanla “minik bir göl” ve “kendi yatağında kıvrıla kıvrıla, akıp giden bir ırmak” halini alır. Ekişehir Ticaret ve Meslek Lisesi' nden mazun olduktan sonra(1946), Adana, Ankara ve İstanbul'da oyuz yıla yakın bankacılık sektöründe çalıştı. Emekliliğini isteyerek, İstanbul' da "Ümit Yaşar Oğuzcan Sanat Galerisi" ni kurdu. Şiir yazmaya 1940 Yedigün Şairleri arasında başlayan Oğuzcan; 33 şiir, 4 düzyazı kitabı, 13 antoloji ve biyografik eserolmak üzere, toplamda 50 kitaba imzasını atmıştır. Yanısıra çıkardığı şiir plakları ve şarkı sözleri(Bir gece ansızın gelebilirim, Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde, Beni unutma,.....) mevcuttur. Yergi sanatındaki ustalığıyla da tanınan edebiyatçı Faruk Nafız Çamlıbel' le şiir sanatı duyarlılığı konusunda aynı kulvarda yer alır. Şiirlerinde genellikle; aşk, özlem ve ayrılık temalarına sıkça rastlanır. 1973 Yılında kaybettiği oğlu Vedat' ın ölümünün yarattığı etkileşimlerle de, hayatın boşluğu, acı ve ölüme yönelik biçim ve öz yoğunlaşmaları şiirlerinde hissedilir dercede atrmıştır. 4 Kasım 1984 Yılında vefat etmiştir. ESERLERİ: İnsanoğlu (1947), Dolmuş (1955), Aşkımızın Son Çarşambası (1955), Bir Daha Ölmek (1956), Kör Ayna (1957), İki Kişiye Bir Dünya (1957), Beni Unutma (ilk yedi kitabından seçmeler, 1959), Karanlığın Gözleri (1960), Akıllı Maymunlar (1960), Seninle Ölmek İstiyorum (1960), Üstüme Varma İstanbul (1961), Sahibini Arayan Mektuplar (1961), Yeni Dünya Rekoru (1961), Sevenler Ölmez (1962), Çigan Gözler (1962), Ötesi Yok (1963), Hüzün Şarkıları (1963), Bir Gün Anlarsın (1965), Sadrazamın Sol Kulağı (1965), Mihribana Şiirler (1965), Taşlar ve Başlar (1966), Seni Sevmek (1966), İnşallahla Maşallah (1966), Toprak Olana Kadar (1968), Göbek Davası (1968), Ben Seni Sevdim mi (1968), Halktan Yana (1969), Aşk mıydı O (1969), Önce Sen Sonra Ben (1971), Rubailer (1972), Yalan Bitti (1975), En Eski Yalnızlığımdın Sen Benim (1978), Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982) http://www.tulumba.com/mmTULUMBA/Ima...5BC366_250.jpg SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR Bugün bir yalnızlığa düştüm yine.. Başımı ellerimin arasına aldım, sessizce ağlamaya başladım. Önümde yarıya gelmiş bir konyak şişesi ''Beni iç'' diye fısıldıyordu, ''Beni iç'' Sonra yalvarmaya başladı: ''Ne olur'' dedi ''Ne olur haydi iç beni.'' Bir bardak doldurdum, tepeme diktim. Şişe rahatladı, sustu. Hani ellerimiz birbirine değince nasıl oluyorduk? İşte öyle oldum. Hani bakışlarımız buluştuğu zaman, bir başka türlü atması vardı yüreklerimizin, onu hatırladım. Sonra bir tren hareket etti. Sabahtı. Karşı karşıyaydık. Konuşuyorduk. Ben sevmek diyordum durmadan. Gözlerim gözlerine soruyordu. ''Seviyor musun?'' diye. Hep evet diyordu gözlerin, ellerin, dudakların hep evet diyordu. Oysa ki bir çok hayır diyen insanlar vardı çevremizde. Örneğin: bir çocuk hayır, diyordu, bir kadın, bir adam, bir başkası hayır diyordu. Hayır`lar arasında ezilmeye mahkumdu evet`lerimiz. Tren ilerliyordu. Gözlerin gözlerime soruyordu ne olacak diye. Sigara üstüne sigara yakıyordum, kadeh kadeh içki içiyordum; fakat bilmiyordum ben de ne olacağını. Bizi sürükleyen bir akıntıydı. Durduramazdık onu, hükmedemezdik ona. Bir anafora rastlayıp yok oluncaya kadar akıp gidecektik işte. Peki anafor nerdeydi? Uzak mıydı? Belki çok yakındı kim bilir. Biz onu göremeyecektik. O gözlerimizi kör ettikten sonra saracaktı bizi buz gibi kollarıyla. Tren ilerliyordu. Pencereden deniz görünüyordu. Denize akşam güneşi vurmuştu. Renk renk kayıklar gördük kıyılarda. Denize taş atan çocuklar gördük. Uzakta bir balıkçı ağlarını topluyordu. Ve tren ilerliyordu. Kadere yaklaşıyorduk. Bir alacakaranlık bastı zamanı. Gözlerim gözlerindeydi. Ellerini tuttum. titredin. Acı acı bir düdük öttü. Bir şeyler koptu içimizden. Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı. Şimdi o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum... Ü.Y.OĞUZCAN BATIK GEMİ Bütün sevgililer, dostlar gitti Bir sen kaldın kadınım beni terketmeyen Batan gemilerin kaptanları gibi Denizlerin ortasında ölümü bekleyen. Ü.Y.OĞUZCAN ÇIKMAZ SOKAK Bir daha dünyaya gelsem Yine seni severdim Beni üzesin diye Beni deli divane edesin diye Biliyorum Sen de bir daha dünyaya gelsen Yine beni sevmezdin Kahrımdan öleyim diye Ü.Y.OĞUZCAN |
HÜSAMETTİN İNCİR AĞACIMI GETİR
bir deli feyz aldı diyordu bütün diktatörleri yeryüzünün bir başkası gökten zembille inmişti ve bir peygamberdi anlaşılmamış biri durmadan koşuyordu üstünde bir don bir gömlek ve bir başkası ölmek diyordu kurtuluş ölmek o genç bir adamdı sakalları uzamış saçları kirli gözleri cam gibi parlıyordu bir noktaya bakıyor sessizce ağlıyordu beni görünce belli belirsiz bir gülümseme geçti yüzünden dedi ki sivaslıyım 27 yaşındayım adım bekir sonra durdu ve bağırdı uzun uzun hüsamettin incir ağacımı getir |
Ahmet Muhip Dranas - Fahriye Abla
Hava keskin bir kömür kokusuyla dolar. Kapanırdı daha gün batmadan kapılar. Bu, afyon ruhu gibi baygın mahalleden, Hayalimde tek çizgi bir sen kalmışşın, sen! Hülyasındaki genıs aydınlığa gülen Gözlerin, dişlerin ve ak pak gerdanınla Ne güzel komşumuzdun sen, Fahriye abla! Evimiz kutu gibi küçücük bir evdi, Sarmaşıklarla balkonu ortuk bir evdi; Güneşin batmasına yakın saatlerde Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede; Yaz, kış yeşil bir saksı ıtır pencerede; Bahçende akasyalar açardı baharla, Ne şirin komşumuzdun sen, Fahriye abla! Önce upuzun, sonra kesik saçın vardı; Tenin buğdaysı, boyun bir başak kadardı; İçini gıcıklardı bütün erkeklerin, Altın bileziklerle dolu bileklerin. Açılırdı rüzgarda kısa eteklerin; Açık saçık şarkılar söylerdin en fazla, Ne çapkın komşumuzdun sen, Fahriye abla! Gönül verdin derlerdi o delikanlıya, En sonunda varmışşın bir Erzincanlıya. Bilmem simdi hala bu ilk kocanda mısın? Hala dağları karlı Erzincan`da mısın? Bırak, geçmiş günleri gönlüm hatırlasın; Hatırada kalan şey değişmez zamanla, Ne vefalı komşumuzdun sen, Fahriye abla! şimdi bu şiir nerden çıktı derseniz bir anekdot için naklettim. fahriye ablayla simgelenen kadın , dranasın delikanlılık çağında, mahallelerinde oturan alımlı bir kadınmış. ve dranasın gençliğinin ütopik aşkıymış ve sonra bu durumu bu şiirle ölümsüz hale getirmiş. anlatmadan edemedim affola |
Ahmet Muhip Dranas - Fahriye Abla' sı sanırım pek çoğumuzun bildiği ve sevdiği cesur şiirlerden biridir. Müjde Ar ablamızın oyunculğuyla da sinemada da gişe yapmıştır hatta.
Lakin Değerli "Özgür Beyin" Ümit Yaşar Oğuzcan' ı irdelediğimiz bu forumda biraz enterasan durmuş sanki hımm.. oldu bir kere ha? :) |
Ümit Yaşar'ın çok eğlenceli şiirleri de vardır. Ben şu şiiri bu bakımdan çok severim :)
Donlara Destan Don deyip de geçmeyelim Hepimizin iyi kötü bir donu var Yünlüsü pamuklusu İpeklisi naylonu var Ayşe hanımınki fıstıki yeşil Durur yaprak misali tende Fatma hanımınki patiskadan Rengi havai pembe Mühendisin karısı Naylon donu tercih eder Ayak ayak üstüne atıp Komşulara caka satar Mühendis beyi sorarsanız Çifte don giyiyor kışın Zırh gibi kalkan gibi bir şey Vallahi işlemez kurşun Siyatiği var Fitnat hanımın Uzundur fanila donu Zehra kadının ki bohça gibi Yamalıdır her yanı Leman hanımefendinin ise Kâh mavi kâh gül kurusu renkli Hepsi de avuç içi kadar Kenarları işlemeli ipekli Ya altın dişli Pakize hanımın donu Bir gören bir şiir yazar Ayıptır söylemesi Pakize hanım donsuz gezer Ümit Yaşar Oğuzcan |
Bu şiir insanı heder ediyor.
SEVGİ ŞİİRİ Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak Ben senin en çok gözlerini sevdim Kah çocukça mavi, kah inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevgini Ben senin en çok bana yansımanı sevdim Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni... |
En sevdiğim şairlerden birisi Ümit Yaşar Oğuzcan.Şiirlerini sık sık,beğenerek okurum.Kitaplığımda 3 kitabı var.Bunlar:Şiir Denizi-2,Taşlamalar Hicivler 1-2
Radyoda Ceyhun Yılmaz da sık sık kendisinden şiirler okur. Benim Korkum Ölüm Değil Geçen gün senin yanında aklıma ölümüm geldi Sensizlik bir mızrak gibi saplandı kalbime O son anı hatırladım, o seni koyup gidişimi İlk defa bu kadar üzüldüm dünyaya geldiğime Ölüm! Kaçınılmaz sonuç, o soğuk kelime Bir gün ucuz bir fahişe gibi koynuma girecek Yüzümde gezinecek pis ve iğrenç elleri Korkudan büyümüş gözlerimde hayaller can verecek Biliyorum, üzüleceksin, ama ölüm bir gerçek Bir yerde sevişmek gibi, bir yerde yaşamak gibi Ne hazin sıcaklığımızın bizi terketmesi Ve yüzümüze birbiri ardınca kapanan kapılar Er geç uzanır bir el, son kampanayı çalar Anlarız kaçınılmaz anın geldiğini Şehre bir bomba düşmüş gibi aynalar, camlar kırılır İnsan arar da bir türlü bulamaz güzelliğini Kimse benim kadar bilemez ölümün rezilliğini Seni koyup gitmenin hüznünü ben anlarım Çünkü ben sende buldum kendimi, sende sevdim Senin yanında seninle değerlendi zamanlarım Ne acı gün kadehlerin boş kalması, şarkıların yarım Mevsimlerin birbiri ardınca bir anda bitivermesi Ansızın toprakla dolması gözlerimizin Kanımıza o çirkin böceklerin girmesi Kim bilir ölüm bir çilenin sona ermesi Belki güzeldir, şu sefil dünyaya boş gözlerle bakmak Ne çare ki sen varsın, o dünyada sen varsın Benim korkum ölüm değil, seni yalnız bırakmak Ümit Yaşar Oğuzcan |
Bu Siire hastayim normalde rubaidir.
50 Yas Siiri Ne zaman baksam çevreme elli yil sonra Hep ayni gürdüklerim; bir kesmekes, bir bozuk düzen Bir lokma ekmek ugruna tükenmesi insanlarin Yasamak ve ölmek için hep ayni neden Sefil doymazlik:ete, kana, paraya Öylesi bir açlik ki eksilmeyen, bitmeyen Insan, ezebildigince mutlu insan, ogul Nereye gidersen git hep o tuzak, o dümen Küçük hesaplarla kabaran büyük hesaplar Ve degismez çigligi insanoglunun: Ben, ben, ben!" Sen yok musun? Onlar yok mu? Biz yok muyuz? Nereye bu gidis? Delicesine pupa yelken Söyle neyi degistirebilirsin ki tek basina Yildirirlar, sustururlar vururlar seni de hemen Düsler bitmisse, gerçekler bir tokat gibi inmisse Tek basina mutlu ol bakalim, olabilirsen En güzeli sevmek diyeceksin insanlari tümüyle Usanmadan, bir sey ummadan, beklemeden Ver, durmadan ver, eller uzanmis, baksana Ver ki; kurulsun sofra, baslasin sölen Bir yanda umutlarin, düslerin, düsüncelerin Bir yanda aldigini geri vermez koca bir evren Bak! Bütün agizlar yutmaya hazir seni Bir noktadan, bir lokmadan baska nesin sen Dönüp gerilere bakiyorum, bir de kendime Elli yil geçmis, ha gün, ha yarin derken Degisen birsey yok, bir saskin benden baska Iste ayni yol, ayni kapi, ayni merdiven Hani nerdeler? Kimi yitmis kimi gitmis dostlarin Bir ak saçli anan kalmis yolumu bekleyen Sabah-ögle-aksam . . . Hep o tekdüze yasam Ve kirilmis bir kalple yorulmus bir beden Iste böyle geçti yillar. bozbulanik Ben sevdim, ben agladim, baskalariydi gülen Ne zaman uzattiysam ellerimi, parçalandi Mutluluk serseri bir mayindi denizlerimde yüzen ÜMIT YASAR OGUZCAN |
dikkat ettiniz mi her dörtlügün sonu enle bitiyor.
Böyle harika bir görmedim daha önce tabiki ömer hayyamda bir efsana ! |
Biraz kül, biraz duman.. O, benim işte,
Kerem misâli yanan.. O, benim işte, İnanma gözlerime; ben, ben değilim, Beni sevdiğin zaman.. O, benim işte! En sevdiğim rubailerindendir. =] |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:56 . |