![]() |
Kainat güzeli allah (Yaratanların En Güzeli ve Kur'an'ın Saçmalığı)
Mü'minûn Sûresi (23)
14. Sonra nutfeyi alaka (aşılanmış yumurta) yaptık. Peşinden, alakayı, bir parçacık et haline soktuk; bu bir parçacık eti kemiklere (iskelete) çevirdik; bu kemikleri etle kapladık. Sonra onu başka bir yaratışla insan haline getirdik. Yapıpyaratanların en güzeli olan Allah pek yücedir. allahın kendisi kıyasladığı diğer yaratıcılar kimdir? allah neden kendisini kıyaslama ihtiyacı hissetmiştir? allah neden kendisinin "en güzel" olduğunu ilan etme gereği duymuştur? güzellik göreceli bir kavram değilmidir? "en güzel" seçimini bir jürinin yapması daha doğru olmazmıydı? |
düşündürücü : p
|
Yaratanların En Güzeli ve Kur'an'ın Saçmalığı
İslamın kutsal kitabı Kur'an'daki bir çok ayette, tanrının "Yaratanların en güzeli" olduğu ifadesi geçer. Buna dair sadece bir sureyi ve ilgili ayetleri örnek olarak ele alıp incelemek istedim.
Sâffât/123 - İlyas da elçilerden di. Sâffât/124 - Kavmine demişti ki: "Korunmaz mısınız?" Sâffât/125 - "Ba'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini?" Sâffât/126 - "Sizin Rabbinizi ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah'ı?" (Süleyman Ateş çevirisi) "Yaratıcıların en güzeli" derken, tanrı tek yaratıcı olduğuna göre, diğer yaratıcılardan sanatkarlar kastedildiği gibisinden bu konuyla ilgili çeşitli iddialar ortaya atılmıştır. Aynı ayetin diğer çevirilerine bakalım: Elmalılı Hamdi Yazır, Seyyid Kutup, Hasan Tahsin Feyizli çevirilerinde "Yaratanların en güzeli" Yaşar Nuri Öztürk, Harun Yahya-Ali Bulaç, Bayraktar Bayraklı, Ömer Nasuhi Bilmen çevirilerinde "Yaratıcıların en güzeli" Doç.Dr. Ali Özek - Doç.Dr. Hayreddin Karaman - Doç.Dr. Ali Turgut - Doç.Dr. İbrahim Kafi Sönmez - Doç.Dr. Sadreddin Gümüş - Dr. Mustafa Çağrıcı ve Diyanet çevirilerinde "Yaratanların en iyisi" Suat Yıldırım çevirisinde "Mükemmel yaradan" Muhammed Esed çevirisinde ise "Sanatkarların en güzeli" diye geçmektedir. Hem bu çeviriler, hem de bu çevirilerin yorumlanmasındaki göze çarpan kaygının şu olduğunu düşünüyorum: Kur'an'a göre "Tek Yaratıcı Allah"tır. Oysa kendisinin tek olduğunu iddia eden Allah'ın, kendisinden başka da yaratıcılar olduğunu ifade eden ayetler göndermesi mümkün değildir. Şu durumda (örn. sözkonusu) ayette, ilahi anlamda değil, insani anlamda yaratıcılardan sözediliyor olmalı. Nitekim bir ressam, müzisyen veya taş ve ağaç oymacısı, film yönetmeni vs. bunlar da yaratıcıdırlar. Oysa hiç de öyle değildir. Kur'an'ın tamamı okuduğunda görülecektir ki, Kur'an'a göre "Allah"tan başka da tanrılar vardır. Şöyle ki; 1- Allah'a cinlerden (En'am/100) ve putlardan (Araf/191-195) ortak koşanlar olduğu yönünde ayetler vardır ve yine bu ayetlere göre bunlar yaratamazlar, yaratılmışlardır ve gözleri, kulakları, ayakları, elleri ve hatta kendileri dahi yoktur (Mü'min/73) ki, Allah'a ortak koşanların aslında bir zanna uydukları (Yunus/66), bunları uydurdukları (Ra'd/33) söylenmektedir. Ama tüm bunlara rağmen Allah, kendisini bu olmayanlarla kıyaslayıp, ortak koşulanlardan çok yüce, münezzeh, uzak, yüksek olduğunu (En'am/19, 78 Yunus/18, Nahl/1,3, Taha/92, Neml/63, Kasas/68, Zümer/67, Tur/43, Haşır/23) da vurgulamıştır ki, herşeyden münezzeh, yüce, yüksek olan bir Allah'ın, olmayan şeylerle kendisini kıyaslaması anlaşılır gibi değildir. Dolayısıyla Allah, kendisiyle kıyaslanamayacak kadar yüce, yüksek olmasalar da başka tanrıların varlığını kabul ediyor ancak bunların kendisine ortak koşulmasını kabul etmiyor. 2- Yine ahirette Allah, kendisine ortak koşanları ve ortak koşulanları huzuruna çağırdığında, ortak koşanlar ve koşulanlar arasına ateşten bir engel konduğu için (Kehf/52) araları açılacak (Yunus/28) ve önce cevap vermeyecekler (Kassas/64, Kehf/52); sonra, "Siz bize tapmıyordunuz" (Yunus/28) "Şimdi bizimle sizin aranızda Allah'ın şahit olması yeter; doğrusu biz sizin tapmanızdan tamamen habersizdik" (Yunus/29), "Siz tamamen yalancılarsınız" (Nahl/86) diye söze başlayan putlar, tüm suçlarını inkar edecekler (Fatır/14, Rum/13) ama birden "Rabbimiz! Biz nasıl azmışsak, işte bu azmışları da öylece azdırdık. Onların suçlarından beri olduğumuzu sana arzaderiz. Zaten aslında onlar bizlere tapmıyorlardı" diye saçmalamaya başlayacaklar. Bu durumda, olmayan ve inananlarca uyduruldukları iddia edilen tanrılar (Örn. Ba'l) nasıl sorguya çekilebilir? Sorguya çekilebildiklerine, konuşup fikir ileri sürebildiklerine göre var olmaları gerekmez mi? Sonra, herşeyi bilen Allah, bu tanrı-putların ahirette ne söyleyeceklerini bilmiyor mu da, bir sessiz kalacaklarını söylüyor, bir konuşup inkar edeceklerini söylüyor, bir konuşup itiraf edeceklerini söylüyor? Bu nasıl bir Allah'tır ki, hiçbir şeyi bilmediği halde herşeyi bildiğini iddia edebiliyor? 3- Sonunda da ortak koşanlar ve koşulanlar cehenneme atılacaklardır (Yunus/28, Saffat/22-23). Olmayan şeylerin cehenneme atılması ne demektir? Olmayan bir şey, üstelik de sonsuza kadar nasıl yanar? 4- Allah, bağışlamayacağı tek günahın kendisine ortak koşulması (şirk) olduğunu ve bunun dışında dilediğini dilediğine bağışlayacağını (Nisa/48, 116), ortak koşanlara cenneti haram kıldığını (Maide/72) söyleyerek, ortak koşmanın ne denli büyük bir günah olduğunu söylemekle birlikte, "Allah dileseydi ortak koşmazlardı" (Enam/107) diyerek kendisine ortak koşanların da aslında yine kendisinin isteğiyle ortak koştuklarını kabul etmektedir. Buna rağmen aynı Allah, ahirette ortak koşanların "Allah dileseydi, ne biz ne de atalarımız Allah'tan başka bir yaratıcıya tapmaz, O'na ortak koşmazdık" (Hicr/35, En'am/148) diyecek olduklarında ise "Yanınızda bize çıkarabileceğiniz bir bilgi mi var? Siz sadece zanna uyuyorsunuz ve siz sadece saçmalıyorsunuz" diye karşılık verecek (En'am/148) ve bir diğer ayetini (En'am/107) inkar edecektir. Bu durumda Allah düpedüz üç kağıtçı, yalancı, sahtekar, düzenbaz, inkarcı bir konuma düşüyor. Önce yaptığını söylüyor, sonra da yaptığını söyleyenleri yalancılıkla itham edip, bir önceki sözünü yalanlıyor. Benim çıkardığım sonuç şudur: Allah, insanlarla alay eden, onları sürekli yanıltan, yalancı, inkarcı, sahtekar, düzenbaz, üçkağıtçı ve son derece acımasız ve mantık yoksunu bir zihniyetin uydurmasıdır. Ona inanan ve tercümesini yapanlar da (özellikle Muhammed Esed'in çevirisi tipik bir örnek olmak kaydıyla), çevirilerinde bu gerçekleri örtbas etme gayreti içine giren ve bu yolla insanları yanıltmaya devam eden, aynı zihniyete sahip insanlardır. Saygılar... |
sayın çakırcalı buna benzer bir konu zaten açılmış sayın habılısın muminin14 başlıklı konusu sizin konunuzla aynı old halde neden böyle bir konu açma gereği duyduğunuzu anlayamadım üstelik o konuya yorum da getirmişsiniz:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
sayın habilisin konusuna yazdıklarım sanırım sizin konunuzu da ilgilendirmektedir.. |
Alıntı:
Dikkat ederseniz görürsünüz; o konu başlığında Saffat suresi ve içinde geçen "yaratanların en güzeli" nitelemesi doğrultusunda bir tartışma açılmış. Burada ise aynı konuyla birlikte ondan çok daha farklı olarak, Kur'an tanrısının, kendisinden başka da tanrıların varlığını kabulettiği ve bu doğrultuda insanları bilinçli olarak yanılttığı sorgulanmaktadır. Bu konuyu o başlık alltında gündeme getirecek olsaydım, hem konu dağılması, hem de asıl sözünü etmek istediğim konunun sümen altı olması sözkonusu olacaktı. Nitekim siz, ayrı bir başlıkta açıldığı halde bunu görmediğiniz için, hala Allah'ın güzelliğinden çirkinliğinden dem vuruyorsunuz. Oysa konu o değil ki. Allah'ın kendinden başka tanrıların varlığını zaten kabul ettiği; ancak bunların kendisine ortak gösterilmesini kabul etmediği ve hepsinden önemlisi de bilinçli olarak insanları yanıltıp yalan söylediğidir. Alıntı:
Kendi sözünü üstelik ayetle sabitleyen Allah, nasıl oluyor da bunu dediğine dair bilgi istiyor? Kendi indirdiği ayetten haberi mi yok, insanlarla alay edip, onları zor duruma sokmaktan haz mı duyuyor? |
Buradaki yazı aynı babamın bana söylediği kelimeleri hatırlattı.
Bir konu hakkında ona diyorum ki, "Sen bunu bunu yaptın, sen bana bunları söyledin" diyorum. Babam bana "Sen kafandan uyduruyorsun, sen saçmalıyorsun" diyor ve benim söylediklerimi inkar ediyordu. Ya, bu işi bilerek yapıyor (böyle diyerek beni yalancı konumuna çıkarmak istiyor), ya da geçmişteki olayları unutuyor (babam şu an 63 yaşında) Bu kelimeleri duyunca çıldırıyorum. Allah'da öyle; ya çok yaşlı olduğundan (ezelden beri) söylediklerini unutuyor (Muhammed unutmuş olmasın), ya da kötü niyetli, çıkarına göre hareket eden bir varlık (muhammed olmasın) |
Sevgili Çakırcalı Muhammed Kuran'ı dikte ettirirken didik didik edilip sorgulanacağının farkındaydı, fakat yalnızca kendi kabilesinin bunu sorgulayacağını ve İslamiyet'in bu kadar yaygın bir din haline geleceğinin ve yüzyıllarca sürdürüleceğinin de farkında değildi.
Bu nedenle önlem olarak lastik gibi sünen, muz gibi ne niyete yersen ye ifadeleri Kuran'a damgasını vurur. Kuran'ın sündürülebilme özelliği bugün onun takipçileri tarafından her fırsatta kullanılmaktadır, Kuran'ı uygulayan düzgün insanlarda çıkar, kötü insanlarda çünkü sünektir. Selamlar. |
Alıntı:
İşte benim en çok zoruma giden de ve anlamakta güçlük çektiğim konu da budur. Bu inananların hemen tamamı, ateistlerin kutsal kitapları okumadıklarını, onlarla ve ileri sürdükleri savlarla ilgili hiçbir araştırmaya girmediklerini ve saçma sapan (gördükleri haksızlıklarla ilgili Allah'a isyan ettikleri vb.) gerekçelerle ateist olduklarını sanmaları ve bunu ileri sürmeleridir. Oysa ben inanıyorum ki (bunu her fırsatta da dile getiriyorum zaten), bu inananlar bir kez olsun inandıkları kitabı anlamak için okusalar, çok büyük bir bölümü inancını yitirir. Bunu aslında çoğu da biliyor fakat asıl bundan korkuyorlar: İnancını yitirip boşlukta kalmak! İnancını yitirip inananlarca dışlanmak! Saçma bir "inanma zorunluluğu" hissiyle, yitirilen inancın yerine yeni bir şey koyamamak!.. Çünkü bunu kolaylaştıracak altyapı yoksunluğu sözkonusu; okuma yok, araştırma yok, sorma-sorgulama yok... Tüm yaşamları, bir takım abuk subuk tabular üzerine kurulmuş. Kur'an'ı ana dilinde okumamak da bu tabulardan biri. |
Alıntı:
Aslında butür sitelerde yazılanlara pek cevap vermiyorum,çünkü benim bu saçmalıklara cevap vermem için herhangi bir sebep yok.Ateistlerin burda cımbızlama yöntemiyle,ki neden yaptıklarını anlmıyorum,eğer kişi bir eylem yapıyorsa bunda o kişinin bir menfaati vardır.Mesela ben bu yazıya cevap vememdeki çıkar,bu yazıdaki saçmalıklara cevap vermek suretiyle sinirimin yatışmasına sebep oluyor,fakat bunu yazan şahsın ne çıkarı olabilir onu anlamıyorum,olsa olsa içindeki ALLAH vardır sesini bi şekilde susturabilmek,olmadı bu tür yazılarla kendine yandaş bulup,yanlız olmadığını hisedip,hem yaratılış sorumluluğundan kurtulmak,hemde biraz olsun içindeki ALLAH vardır sesini susturabilmektir amaç. Şimdi gelelim yukardaki ayetten çıkarılan saçma sapan manaya.Ne demiş ayet,Sâffât/125 - "Ba'l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini?" Evet gördüğünüz gibi,ayetin başında ba'l diye bir puttan bahsedilmekte,ardındanda bırakıyormusunuz yaratıcıların en güzeli nidası geliyor,yani kendilerine yaratıcı diye bu putları seçmiş insanlara şöyle diyor,sizi yaratan yaratıcıların en güzelidir,onu bırakıpta bu sahte yaratıcılaramı tapıyosunuz manasındadır. Hem yaratmak sadece insan yaratmak manasında değildir,şu an dünyada milyarlarca insan çeşitli işlerde çalışıp hergün çeşitli yaratıcılıklar yapıp işlerini idame ettirmektedirler,tabi yaratıcıların en mükemmelide yüce ALLAH tır. |
yusuf192 tanrının gönderdiği bir metinden bahsedip, sonrada vay siz bunu mu anlıyorsunuz diyerek çıkışıyorsunuz.
Apaçık yazdım diyerek antlar, şartlar eden tanrı var, nerede Kuran'da, o zaman oraya buraya sündürülecek ifadeler kullanmasın, tepkinizi tanrıya gösterin. Eğer yazdıklarının sorgulanmayacağını, öküz altında buzağı aranmayacağını zanneden bir tanrıyla karşı, karşıyaysak, o da pek safmış derim. Tuzaklar kurmayı biliyorda, bunu bilmiyor mu? Herşeyi biliyor da bu kadar basit bir öngörüye mi sahip değil? Selamlar. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:21 . |