![]() |
Benim öyküm
Tanrının varolduğuna inanmamak gibi bir seçeneğin varolduğunu ilk kez ilkokul beşinci sınıfta farkettim. 1978-79 yılları idi. Aynı futbol takımında oynadığımız ve benden iki yaş büyük bir çocuk ülkücü olduğunu söylüyor ve "Allahsız komünistler" hakkında hiç de iyi konuşmuyordu.
İlk kez ondan duyduğum sözlerle Allaha inanmayan bazı insanların olduğunu öğrenmiş oldum. Ama benim için çok uzak bir durumdu. Lise yıllarımda bir gün yaz tatilinde tanıştığım ve ODTÜ'de okuyan bir arkadaşımı satranç oynamaya davet etmiştim eve. Gece geç saatlere kadar satranç oynadık. Gece 12'den sonra konu tanrıya geldi. Tanrının varlığını açıkça red etmiyor ama varlığını bilmenin, anlamanın aslında imkansız olduğunu vurguluyordu. İlk başta cılızca itiraz ettiysem de söyledileri mantıklı geliyordu. Gece 3'e kadar konuşmuştuk bu konuyu. Sonrasında tanrıya inancım hala vardı ama içimde bir şüphe belirmişti. Aile çevremde dindarlar çok azdı. En sevdiğim kişi dedemdi. Selanik doğumlu olan dedem CHP'nin ilçe delegesi idi. Namazını kılardı, inançlıydı ama yobaz değildi. Hayatımda ilk kez ilkokul yıllarımda o beni camiye götürmüştü. Bir teravi namazıydı sanıyorum. Namazda yanımda en yakın sınıf arkadaşım vardı ve namazda başın bir sağa bir sola çevirildiği selam safhasında gözlerimiz birbirini bulunca kıkırdamıştık. Dedem hoşgörülüydü, gülerek anlatmış bunu anneme. Arkadaşım ise kıkırdama olayı yüzünden dayak yemiş babasından. Babası Erbakancı idi. Bir başka akşam havanın karardığı sıralarda evimizin kapısı çalındı ve arkadaşımı ağlar halde buldum. Babası evde Kuran'ı ezberletmeye çalışırken arkadaşım bir yerde takılmış ve babası da evden kovmuş. Ne dediysek de içeri girmedi ve kapımızın önünde oturdu. Çok üzülmüştüm. Çok geçmeden annesi gelip aldı götürdü. Bunlar din hakkında olumsuz referanslar almama neden oldu tabiki dedem hariç. Ankara'da liseyi okurken bir gün kitap fuarı yapıldığını duydum ve ziyarete gittim. Oldukça fazla sayıda stand ve de ziyaretçi vardı. Gezinirken az önümdeki adamın bir kitapçının stand görevlisine karşı sertçe konuştuğunu farkettim. Stand misyonerlere aitti ve İncil satıyordu. Önümdeki müslümanın kaba konuşmalarına rağmen stand görevlisi nezaketini hiç bozmadı. Bu olay da bende dinsel inancımın hanesine bir eksi olarak daha girdi. Tüm bunlara rağmen üniversiteye başladığım ilk yıl halen müslümandım ve hatta ilk kez harçlıklarımla bir Namaz Hocası kitabı, bir de Türkçe Kuran meali satın aldım. Açıklamalı Kuran mealinin yarısına bile gelmeden müthiş sıkıldım ve hayal kırıklığına uğradım. Hiç etkileyici olmamıştı benim için. Okuduklarımın çoğu yerinde tanrı sürekli insanları daha doğrusu inanmayanları tehdit ediyor, cehennem azaplarını anlatıyor ve korku salmaya çalışıyordu. Derinliği olan bir kitap umarken tam tersini görmüştüm. Aynı yılın sonlarına doğru fakültemizdeki öğrenci derneğine katıldım. Arkadaşlarımın hepsi marksistti. Marksizm ideolojisi ve diyalektik materyalizm ile o zaman tanıştım. Şu an sitemize üye olan ama birkaç mesaj dışında mesajı olmayan aliko ile orda tanıştım. Bilhassa onunla bazı kitapları ve felsefeleri konuşuyor, tartışıyorduk. O konuşmalar sonrası tanrı inancımdan tamamen koptum. Kopuşun olduğu ilk dönemde birkaç kez gece yarısı korkuyla uyandığımı hatırlıyorum. Tanrısız bir evrende biz kimiz, ne olacağız sorusuydu beni derinlerde etkileyen. Evlendiğim gün imam nikahına yanaşmayınca gerek eşimin akrabaları gerekse kendi amcalarım çok sıkıştırdılar beni. Sonunda vekaletimi birisine vererek orta yol çözüm bulma fikrini ürettiler. Baskı altında buna evete demek durumunda kaldım. Dine bakış açımı çevremde aşırı derecede çatışma yaratmayacak durumlarda belirtirim. Akrabalarımın çoğu görüşlerimi bilir. Ancak mesleki konumumu bozabilecek gelişmelerin yaşanabileceğini tahmin ettiğim yerlerde ve muhafazakar bölgelerde ikamet ettiğim dönemlerde inancımı belli etmemeye çalışırım. Dolaylı yollardan belli etmeye çalışırım. Dinlerden özgürleşmek bence kişisel özgürlüğe ulaşmanın sadece önemli bir safhası. Dinlerden özgürleşirken nihilizme kaymamaya dikkat etmek gerekli. Sadece dinsel değerlerini değil genel insani değerleri de yitirmiş bir nihilist, dindar bir müslümandan daha fazla tehlikeli olabilir. Özgürleşmeyi bir şeylerden kopmak sanmamalı. Boşlukta olmak özgürlük değildir. "Hiç birşeyci değilim" demek yolunu şaşırmanın ve boşlukta amaçsız, avare kalmanın ifadesidir bana göre. Bu nedenle her non-teist bir değerler sistemi oluşturmalı, onu sorgulamalı, sorgular pozitif sonuç verdiğinde bu yönde yaşamına yön vermeli, mücadele etmeli düşüncesindeyim. Tanrısız bir evrende tek endişem bir gün sevdiğim insanlardan ayrı kalacağımı bilmenin hüznüdür. Bu nedenle zaman zaman bir "öteki dünya" olmasını arzu ederim ederim ama aklım bu arzunun beni yönlendirmesine izin vermez. |
Alıntı:
Alıntı:
Bunun yanısıra hiçbirşeyin vardan yok olamayacağına inandığım için, bilincin bu bedende olmasada bir şekilde varolmaya devam edeceğini düşünüyorum. Belki bu endişeni bir nebze azaltması ve sana yardımcı olabilmem maksadıyla "Astral seyahat"ı sana öneriyorum. |
sayın cem..
gerçekten çom etkilendim..vay be :D |
alıntı(Bir başka akşam havanın karardığı sıralarda evimizin kapısı çalındı ve arkadaşımı ağlar halde buldum. Babası evde Kuran'ı ezberletmeye çalışırken arkadaşım bir yerde takılmış ve babası da evden kovmuş. Ne dediysek de içeri girmedi ve kapımızın önünde oturdu. Çok üzülmüştüm. Çok geçmeden annesi gelip aldı götürdü.)
burdaki çocuk noldu.müslümandır kesin |
Alıntı:
|
Sadece dinsel değerlerini değil genel insani değerleri de yitirmiş bir nihilist, dindar bir müslümandan daha fazla tehlikeli olabilir.
kesinlikle katılıyorum. çevremde dindarlar çok azdı. En sevdiğim kişi dedemdi. Selanik doğumlu olan dedem CHP'nin ilçe delegesi idi. Namazını kılardı, inançlıydı ama yobaz değildi klasik Kemalist çevre. böyle olan bir çok kişi tanırım. CHP 'ye oy veren laiklik kaygısı taşıyan ancak namaz kılan. Bu çevre insanın ateizme gidişinde belki bir basamak görevi görebilir. Aynı yılın sonlarına doğru fakültemizdeki öğrenci derneğine katıldım. Arkadaşlarımın hepsi marksistti. Marksizm ideolojisi ve diyalektik materyalizm ile o zaman tanıştım. Şu an sitemize üye olan ama birkaç mesaj dışında mesajı olmayan aliko ile orda tanıştım. Bilhassa onunla bazı kitapları ve felsefeleri konuşuyor, tartışıyorduk. O konuşmalar sonrası tanrı inancımdan tamamen koptum. her ateist mutlaka marksizmin çemberinden geçiyor galiba. Acaba marksist olmadan da ateist olan var mı?? |
benim öyküm korkularımı babam'ın anlamasıyla başladı,bitti.Anneannem sanırım yaramazlığımızı dizginleyebilmek için kardeşimle bana yakınımızdaki dereden geçen yaramaz çocuklara türlü ürkünç fenalıklar yapan "Töm töm dede'den",bütün cinler'den,perilerden kısaca bildiği,kafasında uydurduğu tüm hikayelerden anlatır,kelimenin tam anlamıyla bizi "tırsıtır"dı.Bir gün babam tüm bunların neden anlatıldığını aslında tanrının bile olmadığını vs.vs. anlattı,kendisini sevip sevmediğimizi,inanıp inanmadığımızı sordu,evet dedik sana inanıp güveniriz,sonra zamanla herşeyi sorduk,o da sabırla anlattı anlattı,kitaplar verdi okuduk babam öğretmenlerin en yakışıklısıydı.....Organlarımı bağışladım,ilk fırsatta kadavramı da tıp fakültesine bağışlayacağım yaşarken onlarla değilim öldükten sonra da olmayacağım....
|
merhaba
ben de psikolojik olarak zorluklar yaşıyorum bu hayatın anlamı ile ilgili. bir allahın var olduğuna inandığım, inandırıldığım zamanlarda da korkular yaşıyordum işlediğimiz günahların bedeli ne gibi cezalar olacaktı diye ve sürekli gözetlendiğim duygusu çok rahatsızlık verici ve de ürkütücü idi. ilk tolstoyun itiraflarım kitabı ile başlayan sürecin ardından turan dursun ve bilge balta (tabulara balta) sitesi gerçekleri görmemi sağladı tabii ki kuranı da okudum ve ben de devamını ne yazık ki getiremedim. ne yazık ki diyorum ama aslında bence kuranı okuyup da anlamadığı halde kutsal bir anlam yükleyen insanlara yazık oluyor. bi taraftan da niçin yaşadığımızı bilememek ve bir gün yok olup gideceğimizi bilerek yaşamak zor geliyor
|
İnsanı diğer canlılardan ayıran en büyük özelligi farkındalığıdır.Farkındalık insanoğlunu çelişkiler içinde bırakıyor. Yaşamak ve bu yaşamın ölüme dogru bir gidişat olduğunun farkında olmak,kabullenilecek bir durum değil. Belkide bunun sebebi dünyaya kazık çakmak isteğişimizdir. Evrende kaybolup gidecegiz.Tıpkı diğer canlılar gibi
|
Saygıdeger cem;
Hikayen çok güzeldi sıkılmadan okudum ve etkileyici...! İyi paylaşımlar. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:56 . |