![]() |
Varlığımızın Kanıtı Nedir?
Varlığımızın kanıtı "ussal" düşüncedeki gerçekliğimiz midir?
|
Saygideger mitch;
Kanit derken, neyi kastediyorsun? Senin icin bir kanitmi, yani dogrusal, genel bir kanitmi, yani gerceksel; yoksa bilim disi bir kanitmi, yani ideolojik/inancsal. Cunku epistemolojik gerceklikte, eger dogrular yanlislanamazsa, o bilimsel bir icerik tasimaz. Saygilarimla; evrensel-insan |
Bakınız orada "ussal" düşüncedeki gerçeği miz diyorum; yani bu soruyu sorarken bile ussal düşüncemizi kullanıyorum.
Kimyasal bileşenlerimizin varlığını ussal düşüncemizle kavramıyormuyuz? Yoksa bunlar sadece öznel sanılarımız mı? Uzayın üç boyutlu olması mantıksal hiç bir sorun teşkil etmiyor. Daha fazla olması da etmeyebilir. Ussal düşüncemiz bilimsel çabasında yalnızca ve yalnızca doğaya, evrene kendi kavramsal yapısını yansıtır, Düşüncenin bu işleminin ne demek olduğu, nasıl türetildiği ya da çıkarsandığı gibi salt lık, özsel anlamda, karşıtlık - zıtlık ilişkisi içinde kendi gerçekliğimizi nasıl buluyoruz? Veya bulmuş mu oluyoruz? Kesinlikle metafiziğin dışında bir sonuç bekliyorum. |
Saygideger mitch;
Sana soyle bir cevap verebilirim. Varligimizin kaniti, yasam ve iliskilerimizdir. Saygilarimla; evrensel-insan |
Teşekkür ederim.
|
Dusunuyorum, o halde varim. "Je pense donc je suis".
Yalniz kendimizin degil, etrafimiz da bizimle birlikte var ve bizim icin var. Evet, biz olunce, dusunce fonksiyonu kalmayinca, onlar gercekten yok olmayacak, ama olen icin onlar da hatta kainatin sonu gelmis olacak:) |
Alıntı:
Bana sanki Müslümanların bir sözünü hatırlattı: Yaratılan her şey insanlar için yaratılmış! |
Saygideger vartor;
Dusunuyorum, o halde varim. "Je pense donc je suis".-Alinti- Bu siar, metafizigin varliga idealist bakis acisinin bir siaridir. Materyalistler ise, "Var oldugum icin dusunuyorum" der. Sonucta varlik, madde de olsa, dusunce de olsa; insanoglunun varin yansisini algilayarak yansittigi, bir kavramlastirilmis turevdir ve oldurulmus bir bilgidir. Dolayisiyle, varligi ortaya koyabilmek icin; var, yansisi, algi, yansitma ve kavram ile vari yansiyanin ozdeslesmesi olmalidir. Bu temelde de varlik bir uclemdir. Madde/dusunce/kavram. Biri olmadan, digeri ortaya konamaz. Bu da epistemolojik gercekliktir. Saygilarimla; evrensel-insan |
sayın İvan Karamazov da dahil olmadan ben yazayım, İvan'ın görüşü doğrudur. :)
Mutlak ve kati anlamda hiçbir şeyin tam ispatı mümkün değildir, kendi varlığımızın bile... Yüzyıllarca filozoflar, kesin ve mutlak olarak bilinebilen ve diğer bütün bilgilerimizin de sarsılmaz temelini oluşturan nokta'yı aramışlar (genelde de bulduğunu sanmışlar). Fakat Descartes'in ''cogito ergo sum''unun bile mutlak ve kati anlamda bilinebilir birşey olmadığını artık biliyoruz... Matrix filmindeki gibi, tamamen sanal ve objektif realiteden yoksun hayatlar sürdürmediğimizi ispatlayamayız (gerçi matrix'de en azından ''gerçek'' dünyada ''hücre''lerde beslenen bedenler vardı). Veya sonsuz güç ve bilgi sahibi bir Yaratıcı tarafından bütün evrenin 5 dakika önce şu anki haliyle (yani hafızalarımızla, 5 dakika öncesinden kalma gibi duran bütün cisimlerlerle vs.) yaratılmış olmadığını, dolayısı ile 5 dakika öncesine dair herşeyin bir yalandan ibaret olmadığını da (mutlak ve kati anlamda) ispatlayamayız. Dolayısı ile, bu bilinemezliklere rağmen, yine de anlamlı bir şekilde yaşamak, başkaları ile iletişim kurmak, bilim yapmak, evreni daha iyi anlamak istiyorsak, bazı genel kabulleri (ispatlayamadığımız halde) varsaymak, bu genel kabullerden hareket etmek durumundayız. Deliller buna zorluyor diye değil, pragmatik açıdan başka çare olmadığı için. Ama her zaman, aklımızın bir köşesinde, bunun ''pragmatik bir tercih'', bir ''hipotez'' olduğunu tutarak... saygılarımla |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:04 . |