![]() |
ölürken kağıt-kalem isteyen muhammed okuma/yazma biliyor muydu?
çok bilinen -en azından benim çok duyduğum- bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Muhammed ölüm döşeğindeyken, kağıt-kalem istediği; ömerin bu isteğini yerine getirmediği anlatılır.
burda 2 sorum olacak. 1-) Muhammed okuma-yazma biliyor muydu ki kağıt-kalem istedi? 2-) Kağıt isterken, "ben ölünce sapmamanız için size bir kitap yazacağım" dediği söylenir. Kuranı rehber olarak görmüyor demek ki muhammed. bu konudaki görüşleriniz nelerdir? |
Şurada :
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=15754 sorunuzun direkt cevabı yok. Ama, bir anlayışın yansıması var. İmzanızdan da anlaşıldığı kadar, Afyonla kendinden geçmiş birilerinin, akılsız bir düşünselliğin eşliğinde, merhametsiz bir dünyanın içsel haykırışları, bunalmış bir mahluk tarafından büyük bir hezeyan ile dışa vuracaktır. Ve yeni bir kısır döngü-fasid daire dönüp duracaktır. |
O başlıkta,
kendisine anlatılanı, herhangi bir belge olmadan ve dolayısı ile, "Kuşku duymadan" dolma gibi yutan, (Sizin imzanızda tarif ettiğiniz tipler.Yani biz inanırlar.) kişilere, Istanbul arşivlerinde henüz tercüme edilmemiş 500.000 yazma olduğu söyleniyor, ki, tercüme edilse sonuç ne olacak ise ? (Tanrıya da,dine de inanmayanlar sanki o tercümeler yapılırsa kuşkuları ortadan kalkıp inanır olacaklar :)) Ama o başlığın bu başlığı ilgilendiren yanı şu ; Belki o tercümeler yapılabilir ise, sorunuzun "Belge"li yanıtı orada olabilir. |
Ancak şunları :
Peygamber’in Vasiyetine Engel Olunduğunu Bildiren Rivayetin Kaynakları Bu konuda da muteber alimlerinizin(Ehl-i sünnet ve'l cemaat'ın alimleri) kitaplarına baş vuracak olursanız, büyük alimlerinizin de bunu rivayet ettiğini görürsünüz. Örneğin: Buhari Sahih’in c. 2, s. 118’inde, Müslim Vasiyyet kitabının sonunda, Hamidi Cem’un Beyn’es- Sahihayn’de; imam Ahmed bin Hanbel Müsned’in c. 1, s. 222’sinde, İbn-i Ebi’l- Hadid Nehc’ul- Belağa Şerhi’nin c. 2, s. 563’ünde, Kirmani Şerh-u Sahih-i Buhari’de, Nevevi Şerh-u Sahihi Müslim’de, İbn-i Acer Savaik’te, Kadı Ebu Ali, Kadı Ruzbehan, Kadı Ayyaz, imam Gazali, Kutbuddin Şafii, Muhammed bin Abdulkerim Şehristani, İbn-i Esiri, Hafız Ebu Naim İsfahani, Sibt bin Cevzi ve bilahare birçok büyük ve değerli alimleriniz söz konusu elemli olayı tasdik ederek şöyle demişlerdir: http://www.caferilik.com/kutuphane/d...55-520.htm#101 22- (...) Bana Muhammet) b. Râfi' ile Abd b. Humeyd de rivayet ettiler. Abd (Bize haber verdi) tâfcirinİ kullandı. İbnî Râfi' ise: Bize Abdürrazzak rivayet etti, dedi. (Abdürrazzâk demiş ki) : Bize Ma'mer, Zührî'den, o da Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, o da İbni Abbas'dan naklen haber verdi. Şöyle demiş : Resûlüllah (Sailailahü Aleyhi ve Seilem) evde içlerinde Ömer b. El-Hat-tab'ın da bulunduğu bir takım zevat olduğu halde intizâra gelince : «Getirin size bir nâme yazayım; ondan sonra bir daha sapmazsınız!» buyurdu. Bunun üzerine Ömer: http://www.muslumangenc.com/kitaplar...f/indexana.htm (Bu linkte vasiyet bölümünde 22 nolu madde.) birer belge sayacak olur iseniz, Şiilerin de, Sünnilerin de "Aynı" söz üzerinde, "Değişik" yorumlarla, birlikte olduklarını görebilirsiniz. |
Alıntı:
Bir kitap yazacağım demiyor o vaziyette kitap yazma olanağı yoktur "öyle birşey yazacağım ki" diyor veya rivayet ediliyor bilemiyoruz. |
Alıntı:
Rasûlüllah (s.a.s)'in kendisine vahiy gelinceye dek okuma-yazma bilmediği tüm âlimler tarafından kabul edilmektedir. Nitekim bu durum şu âyette de açıkça ifade edilmektedir: "Sen bundan (Kur'ân'dan) evvel hiç bir kitap okur değildin. Elinle de onu yazmadın. Böyle olsaydı (hak ve hakikatı) iptal (ve inkâr) edenler elbette şüphelere düşerlerdi" (Ankebut, 29/48). a- Kur'ân-ı Kerîm Peygamber'i "Ümmî" diye vasıflandırmaktadır (A'raf, 7/157). Okuma-yazma bilmediği halde dünya işlerini tanzim eden, âhiret meselelerini bilmediği halde dünya işlerini tanzim eden, âhiret meselelerini bildiren ve geçmiş kavimlerin haber terini ve gelecekte vuku bulacakları bildiren bir vahyi tebliğ etmiş olması onun en büyük mucizelerindendir (Muhammed Rıza, Muhammed, Mısır, 1966, 63). b- Kendisine ilk vahiy geldiğinde ona "oku" emrini vermiş, kendisi: "Ben okuma bilmem" karşılığını vermiştir. c- Peygamberin ümmî olduğu, yani okuma-yazma bilmediği Kura'n'da belirtildiği halde müşrikler bu konuda herhangi bir itirazda bulunmamışlardır (Bakıllânî, İ'cazu'l-Kur'an, Mısır 1951, 62). d- Peygamber'e vahiy değişik zamanlarda geldi. Yanında vahiy kâtipleri bulunmadığında eğer okuma-yazma bilseydi kendisi vahyi yazardı. O, gelen vahyi ezberleyerek zaptetmeye çalışıyordu. Nitekim bu husus Kur'ân'da da ifade edilmektedir (el-Kıyame, 75/16; el-A'lâ, 87/6). e- Peygamberin okuyup yazdığına dair delil olarak getirilen haberlerin bir çoğu ya zayıf veya uydurmadır. Diğerleri ise mecazdır. Bu konuda açık ve kesin bir haber bulunsaydı hiç bir Müslüman onun okuyup yazma bilmediğini söyleyemezdi (İbn Kesir, Tefsîru'l-Kur'ani'l-Azîm, Beyrut, 1966, V, 331). Eshab-ı kiram ile Süheyl arasında konuşmalar devam ederken, Resulullah efendimiz buyurdu ki: - Ya Ali, Onu sil, Süheylin dediği gibi yaz. Hazret-i Ali’nin, edebinden silmeye eli varmadı. Resulullah efendimiz, (Silinecek yeri bana gösterin de orasını sileyim) buyurdu. Gösterdiler ve orasını sildi. (Şevahid-ün nübüvve) |
Alıntı:
Alıntı:
var mı, yok mu ? |
Alıntı:
sende ilkokul çocuğu değilsin peygamberlik gelene kadar yoktu diyoruz |
Alıntı:
Alıntı:
Alıntı:
Bu işin ilkokul çocukluğu ile ne alakası var ? Bak bir daha aldım yukarı. Sen diyorsun var, faran diyor yok. Ben de bunun üzerine sordum, var mı, yok mu ? diye. Sen ne anladın da ilkokul çocukluğu ifadesine başvurdun ki ? |
Bugün hangi kargo şirketinde çalışıpta matematik işlemi yapmayan eleman var? hiç. Kargoyu gram ile fiyatlandırıyorlar zaten. Muhammed, kervan taşırken taşıdığı yüklerin ağırlığını, varacağı bölgenin uzaklığını bilmediğini düşünmek saflık olur. Kaldıki arapçanın dışında sümerce ve akatça konuşma dilini biliyordu. Tabiki kanıt olmadığı için Muhammedin okur-yazarlığını saptayamayız.
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:31 . |