![]() |
allah faili muhtar olmayıp mucibun bizzat'tır
karabağinin tehafütü" adlı kitapta karabaği diyor ki, kendisi tehafüt yazarlarındandır. yani sıradan biri değildir.
"allahın bilgisinin fiile taallukunun o fiilin zorunlu olarak meydana gelmesini gerektirip bunun aksinin ise imkansız olduğunu kabul etmek yüce allahın mucibu'n bi'z-zat olup ihtiyarıyla fail olamaması sonucunu doğurur ki bu, filozofların istediği şey olup alemin kıdemi konusuna aykırı olmadığı gibi o fikri destekler." izah ve açıklaması: ben evvelden filozofların bu görüşlerini okurken güler geçerdim, "böyle şey mi olur" diye. ancak şimdi bu fikirdeyim. olay şu karabağinin dediği çok basit bir gerçeği dile getiriyor. şunu diyorum: eğer allah olayları olmadan önce bildiği kabul edilirse ve olacağını bildiği olaylar olmak zorundadır. çünkü aksi halde allah yanılmış ve cahil olmuş olur ama bu olamaz dolayısıyla allahın olacağını bildiği şeylerin varlığa gelmesi zorunlu; varlığa gelmemesi ise imkansız olur. hal böyle olunca allahın değişmez ilminde nasılsa olaylar öylece meydana gelir. allah bunları seçemez yani allah zatı gereği zorunludur. evet onu bunları yapması için zorlayan yoktur ama zatı gereği bunları yapmak durumundadır ve bunları yapmamazlık edemez. ben zaten allahın iradesi yoktur derken hep bunları kasdediyordum. yani bütün bu olayları allah seçmedi, istemedi. zira bunlar onun değişmez ilminde başlangıçsız olarak belliydi ve bunlar varlığa gelmek zorunda olan olaylar olmuş oldu. yani lafın özü allah yaptığı şeylerin dışında başka şeyler yapamazdı ve bundan sonra da yapacağından başkasını da yapamaz! dikkat ediniz, siz şundan yanılıyorsunuz, hep allahı kendinize kıyas yapıyorsunuz. halbuki ilahlıkta olay budur. yıllar öncesinde filozofların bunu dediğini görüyordum ama kapasitem yetersizdi ve kelamcıların basit anlayışlarına inanmayı südürdüm, bir komedi bunlar. mesela bunun komedi olduğunu bakın en açık izahını yapacağım size, dikkat edin: mesela "mümkün ya da mümkin" kavramı vardır kelamda. bu şu demektir kelam dilinde: olması da olmaması da eşit olan ve bunun olması için bunu allahın irade etmesi gerekir diye açıklanır. şimdi dikkat edin, bu tam bir saçmalıktır! çünkü, zaten olayları olmadan önce allah bilir dendiğinde allahın olacağını bildiği şeyin varlığa gelmesi şart olur ve varlığa gelmemesi imkansız olur bunu anlamak güç değildir.zira mesela benim şu anki yazma işlemimi allah önceden biliyordu. bu eylemi yapmak zorundaydım aksi halde allahın ilmi cahilliğe dönerdi ve şöyle örnek vereyim: benim şu an yazacağım onun ilminde belliydi ya, işte ben şu an yazacağım belli olduğu anda, mesela benim denize girmem olabilir miydi? olamazdı değil mi? zira yazı yazma ve denize girme zıt şeylerdir. o halde benim şu anda denize girmem imkansız demektir yani kelamcıların yüzyıllardır anlattıkları mümkün kavramı çok basit bir saçmalıktı. ** şimdi allaha neden zalim dediğimi anlatacağım: bakın ben yakın zaman önce allaha zalim demekten vazgeçtiğimi söylemiştim. ama tekrar inceledim durumu ve yanıldığımı anladım. herşeyin kaynağı allahtır. ve zulmünde kaynağı allahtır. ben allahın iradesi yok demiştim, ama yakın zamanda şu ayrıma da vardım: ben allahın ilmini kabul ettim ama başlangıçsız olduğunundan bu ilmin bizim ilmimizde olmayan iki özeliği vardır: ilki etkin ilim olması yani zorunlu kılıcı zorlayıcı bir ilim olması ve ikincisi bu ilimde belirleyicilik özelliğide vardır yani olacak olaylar onun ilminde bellidir diyoruz. yani dolayısıyla bu ilim başlangıçsız olsa da sonuçta bir belirleyicilik özelliği taşımaktadır ama allahın iradesi yok derken bu ilimden ötürü seçme ve isteme özelliği olan irade ye yer kalmamaktadır zira çok basit izah şudur: bir kere seçmek için seçilecek olanların meydanda olması gerekir ama ezeli irade kabul edildiğinden dolayı olaylar olmadan önce seçimden bahsediliyor ki saçmadır bazıları diyor ki: allah milyarlarca alternatifden birini seçti" bu zaten tam bir saçmalıktır. tekrar diyorum ki: değişmez ilminde olaylar başlangıçsız olarak bellidir. ne alternatifi? bunlar insan biçimci ilah tasavvurlarının sonuçlarıdır. allahın ilminin belirleyici özelliği vardır. dolayısıyla dünyadaki zulümlerin varedicisi allahtır. bu yüzden allaha zalim demek yanlış olmaz. tekrar diyorum allah bu olayları tercih etmedi istemedi. olay şu idi: başlangıçsız bir ilimde bu olaylar belliydi ve bu ilme göre bu olaylar olacaktı başka yol yoktu. *** biri dedi: İzah edilmesi gereken husus şudur bence.Tabiatın potansiyel kuvvetleri insanın zararına güdümlenmiş değildir.Örneğin yağmur sel felaketi getirmek ve insana zarar vermek için Allah tarafından tetikte bekletilmemektedir.Allah’la insan arasındaki ahlaki ilişki buna engeldir.Aksi halde Allah zorba ve zalim bir varlık olur. cevap: allah zaten zalimdir dedi: İşte Allah evrende bütün kuvvetlerin potansiyelini elinde bulundurduğundan ve bu kuvvetler hayrı ve şerri aynı anda potansiyel olarak barındırdığından hayır da şerr de Allah’tandır.Ancak bir kuvvetin hayra ya da şerr e dönüşmesinde etki insandan gelir. cevap: peki sizce bu etki yani insanın etkisi allahın iradesiyle olmuyor mu ve sizce yine bu etkiyi allah yaratmıyor mu? dedi: İşte neyin hayr neyin şerr olduğunu bilen Allah insan’a insanın tavrına göre bunları verir evet bunları Allah verir ama insanın tavrını nazara alır. cevap: insanın bu tavrını allah yaratmadı mı? ve allahın iradesiyle oluşmadımı sizce bu tavır? dedi: İnsanın başına gelenler bu yüzden elleriyle kazandıkları sebebiyledir.sadaka ve dua bu yüzden belayı defeder. cevap: demek belayı defeder öyle mi? iyi düşününüz zira gelecek olan belayı allah önceden bilir mi? evet derseniz iyi bakın, zaten allahın olacağını bildiği bir bela asla gerçekleşmemezlik edemez. zira bu olursa allah cahil manası çıkar. demek ki bela asla engellenemez. dikkat icab eder basit değil bu kadar. tersine dua da, sadaka da kaderdendir. asıl onlar meydana gelmek zorundaydı. ( burada bir inceklik var şöyle ki: bu ifadeler hadis olarak rivayet edilir. yani sadaka belayı defeder ya da dua belayı defeder, akrabayı ziyaret ömrü uzatır gibilerinden, halbuki birinin öleceğini allah değişmez bi şekilde bilir ve bu ilim yanlış olamaz. demek ki ömür uzamaz. bu kadar basit. benzeri çok hadis var. bir kısmı da buhari, müslimdendir yani öyle kolay kolay bu hadislere uydurma diyemeyiz. şimdiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii önümüzde bir durum var ki benim defalarca söylediğim şeydir. iyi bakınız. eğer allah resulü bunları söylemişse gördüşüz gibi yanılmış demektir. hani peygamberler hata etmezdi. halbuki bu lafları diretk allaha cahil demeye geliyor. yani o kadar basit değil bu işler. öyle dan dun sallamakla olmaz bu işler. dedi: Teklife olumlu cevap verip vermemek sizin sorunuzdur.Olumlu cevap verince kurallara uymanız gerekir kurallara uymayıp Allah öyle takdir etmiş demek soytarılıktır cevap: yani hadid 22 ye inanmak soytarılık öylemi, olayları ezeli olarak öceden bilmesine inanmak soytarılık öylemi? peygamberin kader hadislerinde anlattığı kader inancına (cebr) inanmak soytarılık öylemi? ve yine siz allahın ezeli iradesini kabul etmediniz mi? buna göre insan fiilleri bu ezeli iradeden olmuyor mu sizce ve bu cebr olmuyor mu? |
said nursi ve gazali ibn sina ve farabideki derinliğe erişemezler.
nursi ve gazali zahircidirler nursi bu işleri ( itikad konuları)zaten bilmez. gazali bilir ama o da sıfatçıdır allahın sıfatlarını kabul eder . zahircidir ve alemin ezeliği bahsinde gazali rezil olmuştur hatta kendi bile itiraf etti dedi ki: bana diyebilirsiniz ki: getirilen delillere cevap vermeyip işi başka taraflara çekiyorsunuz? cevap veriyor: napalım böyle.. ibn sina nın cisimlerin, bedenlerin dirilmesini inkar ettiği kitaplarda geçmektedir. cüzileri bilmez meselesi karışıktır. zira kitaplarında allahın herşeyi bildiğini söylüyorlar. |
İlk önce allahın varlığının başlangıcı olduğunu savunuyordun.
Sonra bunun olamayacağına karar verip Allahın varlığının başlangıcı olmadığına ve maddenin de başlangıcının olmadığına karar verdin. Şimdi allahın ilminin cebr olduğunu söylüyorsun. Doğru düşünmüşsün bence. Zalimdir diyorsun. Doğrudur. İnsan robottur diyorsun. Doğrudur. Peki, bu zalim (ilmini cebr eden), neden yarattığı bir varlığa eziyet etsin? Neden bebeleri kan kanseri yapıp birkaç günlükken canını alsın? Sadist mi? Değil herhalde (zaten saçam olur böyle bir şey)... Bir uyumsuzluk var bir gariplik var di mi? |
bakınız iyice hemde bahsettiğiniz açıklama yılardır bildiğim ancak insanı tatmin etmeyen bir izahtır eşarilerin izahıdır: alem allahındır allah malında tasarruf yapmıştır dolayısıyla bu zulüm sayılmaz derler. ve şu örneği verirler: ücret önceden belirlenmek şartıyla iki adam çalıştırdım ve bu ikisi tamam dedi, çalıştı iş bitiminde birine dediğimden fazla para verdim öbürü diyemez ki niye ona fazla veriyorsun, dersin ki ona, sana konuştuğumuz parayı vermedim mi? ona daha fazla veresim geldi. ona veriyorum. bu örnekte zalimlik olmadığını anlatılmak isteniyor. ( allahın birine iyi yaşantı diğerine kötü yaşantı vermesi buna kıyas edilmeli demeye getiriliyor ) bir örnek daha veriyorlar: senin bir gömleğin var ister giyersin ister yırtarsın. sen onu yırtsan bu zalimlik olmaz, zira o senin malındır, bu örneği veriler.
ancak şimdi dikkat ediniz vereceğim örneğe; halbuki kuranda anlatıldığına göre allahın kalpleri mühürlemesi vardır ( bakara 7, isra 46) ve bu mühürlenme anında da bu şahıslara iman etmek teklif edilmektedir.(araf 15 halbuki mühürlenme anında bu şahıslar iman edemez, görüldüğü gibi iman edemeyecekleri halde iman etmekle yükümlü tutuluyorlar. şimdi soruyorum bu zulüm değil midir? yani ben yüzlerce bu konuda kitap okudum. kim ki allaha zalim demedi o şahıs bu işlerin altından kalkamadı, ne yaptıysa beceremedi. "teodise" adıyla anılan meseledir bu. kötülük problemi diye meşhurdur. yüzlercesini okudum, iyi bilirim bu işleri yani. avrupada da böyle bu kouda çok kitap yazıldı. hiç kimse allaha zalim demedikten sonra bu işlerin altından kalkamadı, rezil oldu. bunu yüzlerce kez gördüm. **ısrarla mühürlenmeyi öyle sordum, diyorsun ki bu adam çok isyan etti, etti ve bu onun kaderi oldu. peki bunlan önce olanlar onun kaderi değilmiydi? , benim sorum ısrarla şu idi: bu mühürleme anında teklif varmıydı yokmuydu vardı dersen şahıs bu anda iman edemez ve teklifi mala yutak yani kaldıramayacağı bir yükü allah ona yüklemiş olmaktadır. dikkat ediniz, bakın (bakara 286) ve kuranın nasıl bir kitap olduğunu iyice anlayın ölye basit değil yani bu işler çocuk mantığıyla bir yere varamazsınız. |
Alıntı:
dediğim gibisiz bir ilah kabul etiğiniz zaman yaptıklarına neden bulamazsınız , yaptıklarının nedeni yoktur. mantıken başlangıcı olmayanın nedeni olamayacağından ve nedeni olmadığından ve bilgisinin başlangıçsız oluşundan, onunda nedeni yok ve bildiği şeyi gerçekleştireceğinden olaylar nedensiz demektir |
Kürşatotçu;
Senin bir nedenin var ama ... Niçin bu konuya kafanı taktın? sorusuna vereceğin cevap , nedenindir. Günlük uğraşların arasında , forumlara zaman ayırmanın da bir nedeni var? İnsanların yaşamlarında amaçları vardır... Bu amaca ulaşmak için de nedenleri.. İnsanın nedenleri varsa ki yoktur denilemez , denildiği takdirde "onun değil ona hükmedenin nedenleri var o halde" sonucuna ulaşırız.. Var olduğunu kabul edersek , insanın köküne indiğimizde ya maddeye ya Tanrı'ya ulaşırız ki eğer madde veya Tanrı ezelidir diyorsak; "Başlangıçsız olanın nedeni olabiliyor" neticesine varırız.. Demek ki zamanın bir + aşamasında "neden" hasıl olabiliyor.. Diğer türlü yani senin gibi düşünürsek; Sonsuz olmak=olmamak sonucuna varırız.. Bu Tanrı'nın olmaması , maddenin olmaması demektir.. Dolayısıyla varlıkların , bizim , evrenin olmaması demektir.. Ya da başka bir ifade ile; Görünen evrenin ve varlıkların tümünün gerçek olmaması demektir. Bu görüşte bizi neticede Tanrı'nın varlığına götürür.. Çünkü evren gerçek değilse , bu gerçeksizliğin de bir sahibi vardır... |
Kürşat
Bu kadar nedensiz bir tanrı nın insanlara din, kitap, peygamber yollamasını nasıl açıklıyorsun? Burada bir uyumsuzluk görüyor musun? |
Alıntı:
|
[quote="panteidar"]
dedi: Kürşatotçu; Senin bir nedenin var ama ... Niçin bu konuya kafanı taktın? sorusuna vereceğin cevap , nedenindir. Günlük uğraşların arasında , forumlara zaman ayırmanın da bir nedeni var? İnsanların yaşamlarında amaçları vardır... Bu amaca ulaşmak için de nedenleri.. cevap: bakın insanların amacı vardır ama allahın amacı olmaz. daha evvel söylemiştim amaç edinmek acizliktir. zira bu, acizliğini tamamlamak isteyen amaç edinir. yani amaç edinen eksiktir noksandır. dedi: İnsanın nedenleri varsa ki yoktur denilemez , denildiği takdirde "onun değil ona hükmedenin nedenleri var o halde" sonucuna ulaşırız.. cevap:bu sonuca nasıl ulaştığını anlatmadan direk bir sonuca başlamışsın delilin yok. Var olduğunu kabul edersek , insanın köküne indiğimizde ya maddeye ya Tanrı'ya ulaşırız ki eğer madde veya Tanrı ezelidir diyorsak; "Başlangıçsız olanın nedeni olabiliyor" neticesine varırız.. cevap: başlangıçsız yani öncesiz olan mantıken nedeni olamaz. zira nedensellik burda zamansal öncelik gerektirir. halbuki öncesiz olanın öncesi olmaz. dolayısıyla nedeni de olamaz. |
Yani bu dinlerin peygamberlerin bir nedeni amacı yok mu?
Oysa dinler peygamberler insanı doğru yola sevketmek için geldik falan diyorlar. Senin allah kavramında bu tür şeylere yer yok galiba. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:29 . |