![]() |
Allah'in Etimolojik ve Linquistik Kokeni
Saygideger arkadaslar;
Her kelimenin oldugu gibi; Allah kelimesinin de, bir tarihsel yapilanis, yani kelimenin nerden geldigi (etimoloji) ve kelimenin kelime olarak nasil sekillendigi, yapilandirildigi, yani kelimenin ortaya cikis kurallari (linquistik) vardir. Allah kelimesinin, ortaya cikisinin, bilinen en tutarli izahi; onun, ilah kelimesiyle olan bagidir. Yani dusunce olarak, ilah dusuncesinden turetilmistir. "llah" arapcadaki "ilah" anlamini verir. Bu kelime, (Northwest Semitic ’ēl and Akkadian ilu ), Kuzeybati semitik ve Akadca) ile baglantilidir. (Proto-Semitic archaic biliteral ʾ-l ) Eski semitik oncesi, iki harften meydana gelen "god" anlamina gelir. Bu, uc harfliye genisletilerek ve h eklenerek, ibranicedeki Eloah gibi yazilabilir. Kelime, ya Allah orneginde oldugu gibi, ya ayirici elifin ā si ile, إله ya da elif tam olarak kullanilarak إلاه . seklinde yazilir. Disisi ise ʾilāhah إلاﻫﺔ "goddess", harfi tarifle, al-ʾilāhah اﻻﻻﻫﺔ( according to Lane's 1893 Lexicon referring to "the great serpent" in particular), Lane'nin 1893 isim sozlugunde ozel olarak "kivrik yilan" referans alinmistir. Cunku,"kivrik yilan" eski islam oncesi araplarin bazilarinin ibadet ettikleri, ozel bir objedir. Ya da "yeni ay" dir. Bu konuda Allat kelimesine de bakilabilir. Islam iceriginde, llah; lord veya god anlamli ilahtir, bu izah; Allah'a isaret etmiyebilir. http://www.search.com/reference/Ilah Link ingilizce. Saygilarimla; evrensel-insan |
Alıntı:
|
Alıntı:
Çünkü El İlah sözcüğünün "İ" sesini veren esreli elif'i (إِ) düşmüştür. Düşmeyerek kalsaydı ulayu (ve) lam harfi ile bütünleşseydi, lamelif ilen öyle yazılabilirdi. Ançıp böyle bir İlah (إلاه ) sözcüğün başındaki "el" bir ek olarak sırıtırdı. Örneğin Ali İmran 29 ncu ayetteki lam-elifin sırıtımı. (وَيَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأرْضِ) ve ya'lemü mâ fî el semâvâti, ve mâ fî el ardı ve bilir şeyleri o göklerdekileri, ve şeyleri o/bi yerdeki (وَاللّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ) ve allahü alâ kulli şey'in qadirun. ve allah her şeye güçyetirir. Kur'an ayeti a.imran 29'da "ve allahü" yazdığım bağlaçlı sözcükte, aslında bağlaç ile sözcüğün bütünleştiği olur. Yani kur'an okuyan birisi "ve allahü" okumaz, "vallahü" okur burasını. konuşuk dilinde Arapça, ensık harf yutulan bir dildir. Umarım Alchindus görür bunu. Gerçi işine gelmeyen biri görse n'olur! Bakınız "n'olur" yazdım; "ne olur" yazmadım. Demek ki Türkçede de yutulan tamgalar (harfler) olabiliyormuş. |
Alıntı:
Ve ayrıca "Fi El Ardı" örneğini de yanlış vermişsin sırıtıyor gibisinden, asıl diğer "olmayan şekli" ile sırıtırdı. |
Muhterem barudi hitap ettiğin ne bilir şemsi kameri harfleri ve bunlarla ilgili kaideleri!
O translate, babylon nahivcisi! Es-semavatı el semavati diye de okur, "Allahümme" sözünü cehli ile "Alla-hümme" diye atomize eder, ard kelimesinin marife ve nekre olması hallerinde mananın ne olduğuna hiç bakmaz sonra da "ümid ederim alchindus bunu görür" diye de yazabilir :) Ah gerçeğe sadakat, senden mahrum olanın hali gerçekten harab! |
Alıntı:
Alıntı:
Sin harfi, şemsi harf olduğundan "el" öneki ile kaynaşmadığında; semavat sözcüğü El Semavat okunur. Sin harfi, şemsi harf olduğundan el öneki ile kaynaştığında; semavat sözcüğü E-SSemavat okunur. Şimdi gelelim Allah Yazısına. Lam harfi, şemsi harf olduğundan el öneki ile kaynaşmadığında; Lah sözcüğü El Lah okunur. Lam harfi, şemsi harf olduğundan el öneki ile kaynaştığında; Lah sözcüğü E-LLah okunur. Bir çağrışım yaptı mı? İlah sözcüğünde ise aynı kural geçerlidir ançıp bir fark ilen! El İlah önekli sözcükte "i" sesini veren "esrel elif (إ)" kaynaşma sürecinde düşmüştür. "İ" sesini veren elif (إ), şemsi harflerin idğam edilmesi nedeniyle düştüğünde, önek olan "el (ال)" takısını oluşturmuş elif (ا) ile lam(ل) harflerinin, iki harfin ikincisi ilen yani; lam harfi ilen, "i"sesini veren esreli elifini düşüren Lah sözcüğü, birbiriyle kaynaşmış ulayu (ve) idğamı şemsiyye ile açıklanan allah olmuştur. Arap alfabesi toplam 28 harfdir ulayu bunların 14'ü şemsi harf, öteki 14'ü kameri harfdir. 14 şemsi harflerin aksine, lamı tariften sonra bu 14 kameri harflerin biri geldiğinde, idğamın hiçbir çeşiti bunlara olmaz. Çünkü kameri harfler izhar olur. Kameri harflerin (tecvid kuralınca) idğam olmadığını bildiğine göre şuraya da yazmalısın Barudi. |
Alıntı:
1- Abdurrahman Bin Avf (Sahabe İsmi) senin tezine göre Abdul Rahman olmalıydı ama değil. 2- Bana bir tane şemsi kelime göster ki "Elif Lam" dan "Elif" harfi harekeli bir şekilde okunur vaziyette olsun. "Lam" da şemsi harf olduğuna göre, Allah lafzındaki "Elif"i neden harekeli okuyorsun? "Semavat" kelimesi "El" siz de okunabilir bir kelimedir Semavat dersin geçersin, sen hiç "Lah" diyeni duydun mu? |
Saygideger arkadaslar;
Bence konuyu "tartisirken" bir seyi goz ardi etmeyelim. O da islam oncesi hem yahudi kokenli, hem hristiyan kokenli, hem de putperest kokenli araplarin; Allah kelimesini bildigi ve onu bolgesel, ozel degil de; genel olarak; "yaratici tanri" ve "yagmurun yagdiricisi" olarak algilamalaridir. Yani, ALLAH BIR SOMUT PUTU OLMAYAN, SOYUT BIR YARATICI olarak algilanmakta ve hatta, Muhammed'in dedesi ve babasi, Allah'a Hubal Putunun yaninda dikilerek dua etmektedirler. Bazi degerlendirmeler acisindan, Allah'a verdikleri bu vasif; Islam oncesi araplari POLYTEIST DEGIL; MONOTEIST yapmaktadir. Yani, Allah kavrami, kelimesi, kullanimi v.s. ISLAM ONCESINE AITTIR. Konuyu, her yonuyle, bu tarihi gerceklikte degerlendirelim. Allah'in ortaya cikisi; Muhammed'in Islam'in dan ONCEDIR. Saygilarimla; evrensel-insan |
Doğrusu sizin dediğiniz değildir, tecvidli okumak sözkonusu olduğunda sizin dediğiniz geçerlilik kazanır (doğrudur).
Boşuna doğru konuşmayan zata internet allamesi, babylon nahivcisi demiyoruz, aksi olsa zati bir kula iftira etmiş, zulmetmiş oluruzki bundan yaradana sığınırız! Bizim bu tesmiyemizi doğru konuşmayan zat mütekamilen hak etmektedir çünki bu translate nahivcisi tecvid hadisesinin ne keyfiyetini nede niçün ve ne zaman ortaya çıktığını ve kuran kıraati bahsinin nasıl birbirine bağlı zincirler ile Hz. Muhammede dayandığını bilmemektedir! Maruf olan yedi kıraatin muteberlik kıstasları içün suat yıldırım hoca Alıntı:
Yine işin ehli bilirki kuranda bir kaç misal vardırki bilinen dil kaidelerine göre farklı okunur çünki okuyuş böyle nakledilmiştir ve nasıl nakledilmiş ise öylece okunur! Buna kıyasın hilafına nass ile sabit denmekte ve bu halde okuyuşun iddia olunanın aksine nassa raciliğini ispat etmektedir! Translate nahivcisi sonradan müslüman olan insanlar ve arapça dil kaidelerini bittabi arap kadar bilmeyenler düşünülerek gerek harekelendirme gerekse diğer tecvid kaidelerinin yazılı metinlere tatbik edildiğinden gafildir! Bundan mütevellid ayetin Alıntı:
Yani tecvid nediri, aslında bu ilmin tamda kuranın hakkı ile okunması ilmi olduğunu, kuranın cibril-i emin ile Hz. Muhammede nasıl vahyedilmiş ise, Hz. Muhammed bu vahyi nasıl kıraat etmiş ise öylece okuyabilmek kıraat edebilmek içün vucuda geldiğini, tecvid kaidelerinin bu maksatlara matuf olduğunu bilmiyor! Bundan mütevellid red sadedinde kalkıp "bu tecvid ile okumada böyledir" diyebiliyor, hepten gülünç hale düşebiliyor! Tekrar edelim, bu kadar cehalet anca tahsil ile olur! Şemsi harflerde sözcüğün önünde yeralan önek (ال -El takısı), ardındaki sözcük ile kaynaştığını burada kabul eden şurada da kabul etmelidir. Bile bile doğru konuşmayan zatın yerine biz insan olarak utanıyoruz, bu nasıl bir pişkinliktir diye! Lafza-i celalin başındaki "el" in lamı tarif olmadığını nahivcilerin delilleri ile ispat ettiğimiz halde hala pişkince birbiri ile münasebettar olmayan misalleri mükayese edip "burada öyle ise orada da böyle" diyor! Tıpkısı ile "ibranicede 'el' in manası şudur, arapçada da 'el' var demek burada da mana aynı" deme cehaleti veyahut kelime-i tevhide bakıp "La ilahe deniyor ilahe tanrıçadır demek tanrıça yok deniyor" deme gülünçlüğü gibi! Birde biliyormuş gibi yazmıyormu, gülelimmi doğru konuşmayan zatın ağlanacak haline diyerek mütereddid oluyoruz :) Gerçeğe sadakat şart! |
Alıntı:
Öyleki şunlara da bakabilirsin; Abdul-Uzza, Abdul-Lat, Abdul-Lah. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:21 . |