![]() |
Yeraltı
............
masanın üstünde iki rakı bardağı; 1. kader zaman 2. keder hayattır... şart olmuş ıslak bir öpücük, şart olmuştur kanayan dudak... madalyon gibi taşınır yara izleri bakıp bakıp eski kavgalar yoklamaya alınır hiç bir felsefe hayat kurtarmaz artık yaşmayı ve güzel ölmeyi öğretir sadece... olası depremlerde dayanıksız evin ağır bunalımı koridorunda volta atma tribidir bir başına banyo yapmak korkutur insanı...,eşikte bir kaç cenin, ölüme takla atmış... bir dumanın ardından 'yaşasın bütün beyin hücreleri' diye bağırılır... 'bütün bu sarhoş olma çabaları niye... neden ayıkken her şey korkunç ve dayanılmaz...ve neden bu s....min dünyası yalnızca sarhoşken güzel...' yeni yeni ağrıların gurmesi olunmuştur artık... her acı beğenilmez her sızıya olumlu yaklaşılmaz eskisi gibi... hacimli mezarlar kazılır ara mevsimlere çiçek açmasa da olur çok fiyakalı olur sonlar; biri gider dönmez geri... yüzü çukurlu adamlar vardır; tek teselli budur zaten... 'özgürlük istersin ha! güzel bir dünya istersin ha! aşk istersin ha! al sana özgürlük, aşk, sevgi al sana...' oysa bilmezler hala yaşıyor olmaktır gerçek işkence... dişlerin arasına tıkılmış bir parça gibidir aşk çok uğraşılır çıkarmak için, vakit alır, can sıkar ............... Ben hep dünyanın parmak uçlarını sardım, etimi kazıyıp yara bandı yaptım.... çok yakınından geçtim cehennemin... kulaklarım duyduklarımdı... flaş haberler tanık oldu gözlerim... dert edindim dertsizliği adım Gamsız oldu... evet, yaptım sonunda! çaktım gözbebeklerimin içine paslı çivileri... eşit sayılacak halarım yoktur... anayasaya aykırı sevişirim... düşünürüm, pirelerime fil yutmayı değil zıplamayı öğretirim annelerin öcü masallarının karaborsa oluşudur bu insan artık en çok kendisinden korkar, çünkü tehlikeli yollarda hızlı adımlar atılır... çok kararlı düşülür cezbedici yerlere en çok virajlarda sevilir sürat, uçurumlardan parende atlanır... bir kaç ölü yeşilçam yıldızı hatırlanır... bir kaç ölü savaşçı, anneler hep yalan söylemiştir artık saçlar okşanmasa da olur... zihinlerin alacalı kaslarında bir sinema karesi durur alabildiğine boktandır film, alabildiğine yalancı... K. Gedikli 'pireler yüksek uçar' dan. |
Kanla gargara yapınız sabahları
çiğ et çiğneyiniz gece uyurken bile o zaman büyür iştahla dişleriniz yemeklerde sevdiklerinizin tabağına bir ölçü arsenik... renk katar yemeğe, ölüm tadı verir uydurma sanılmasın bu bilgiler hepsi ansiklopedik kim o şaşkın selam veriyor size canına mı susamış ne, verirse versin kendisi bilir bıçağınız duruyor ne güne metin, ışıl, erdal, sevim iyi yurttaşlarsınız hepiniz, notunuz iyi kötü bir yurttaş ikamet ediyor fakat bu şiirde cinayet dersi pekiyi İ. Uyaroglu |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:43 . |