![]() |
Beyin Eşitsizliği reddeder
Beyin (özellikle de insan beyni) dengeyi sever. Denge derken sadece biyolojik ve fizyolojik homeostazı demek istemiyoruz aynı zamanda duygusal sosyal ve psikolojik dengeyi de demek istiyoruz. Daha doğrusu insan beyni dengesizliği sevmez hatta nefret eder ve Nature dergisindeki son yazıya göre sonucu ne olursa olsun reddeder.
Davranışsal ve antropolojik kanıtlar göstermiştir ki insanlar sosyal eşitsizlik ve kaynakların haksız dağıtımından hoşlanmazlar ve rahatsız olurlar. Ancak bu kanıtlar artık sadece sosyal verilere dayanmamakta çünkü Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü ve İrlanda Dublin Trinity Kolejindeki araştırıcılar beyinin ödül merkezlerinde eşitsizlik karşı hassasiyet tespit etmişlerdir. Yazarlar Gönüllü çalışmaya katılan katılımcılara basit transfer para senaryoları sunarak bu esnada beyinlerinin fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme ( fMRI ) ile görüntüleri incelemişlerdir. Kısaca iki senaryo vardır: katılımcıların yarısına başlangıçta para verilmez diğerine ise 50 $ ödül verilir.Sonra birbirlerine para vermeleri istenir ve bu esnada beyin taramaları yapılır. Çalışmada Ilginç bulgu olarak ventromedial prefrontal korteks (VMPFC) ve ventral striatum’da bulunan beynin “ödül merkezleri” farklı para transfer teklifleri için, katılımcıya başlangıçta para verilmesi veya vermemesine göre farklı yanıtlar vermiştir. Doğal olarak, hiç para ile deneye başlayan insanların beyinleri para kazanıyorken güçlü bir ödül odaklı tepkiler başkasına verilirken ise hiçbir tepki vermiyor. Ancak, para ile deneye başlayan insanların beyinleri kendilerinin para kazanmasından çok başkalarının para kazanmasına daha güçlü bir tepki verdi. |
Bu araştırma, adalet veya eşitsizliğin hoşnutsuzluğunun sadece sosyal etkileşimden daha ileri olduğunu göstermesi bakımından ilklerden biridir. Fizyolojik düzeyde, insanlar bir zamanlar inanıldığı gibi bencil değildir. Bu çalışmadan önceki mevcut araştırmalar göstermiştir ki VMPFC’in parasal kazanç, hayırseverlik, bağış ve karşılıklılık gibi değer-tabanlı kararlar almada rol oynamaktadır. Çeşitli deneylerde, kişiye parasal olarak sonuç ne kadar avantajlı ya da dezavantajlı olursa olsun beyinin eşitsizlik ve haksızlık olduğu durumları reddettiği görülmüştür. Bazı araştırmacılar yine de bu davranışı fizyoloji yerine duygulara dayandığını iddia etmektedirler. insanın eşitsizliği reddetmesi ve adaleti düzeltmeye teşebbüsünü haksız bir durum üzerinden öfke ya da ahlaki tiksintiye bağlamaktadırlar. Dahası, bazıları da insanların parayı eşitlik sağlamak ve böylece kendi suçluluk duygusunu yatıştırmak ve kendi üzerindeki rahatsızlığı azaltmak için dağıttıklarını(:)) söylemektedir.
Her ne kadar bu yeni çalışma insanların tamamen kendi öz çıkarları odaklanmamış olduğunu gösteriyorsa da, bu fizyolojik kanıtların gerçek dünyadaki koşullarında davranışlara nasıl etkili olacağı belli değildir. Yapılan iş ile ödül ve eşitlik ilişkisi ve hepsinin altında yatan beynin mekanizmaları henüz yeni yeni anlaşılmakta ve belirsizliğini korumakta. Kaynak : http://brainblogger.com/2010/04/28/t...ts-inequality/ |
beyindeki ödül merkezleri ve dopamin- seratonin yolları
http://upload.wikimedia.org/wikipedi...eseratonin.gif |
Saygideger uyar;
Herseyde oldugu gibi, burada da dogal dusuncenin "kandirmacasi" devrede. Ne esitlik, ne de esitsizlik; somut bir kavram degildir, sadece bir algidir ve MUKAYESEDIR. Beynin yaptigi, o beyni tasiyan kisi adina, yasadigi rahatsizligi, bilinc alti gidermektir. Qualm denilen bu islem, beynin rahatsizlik duyamamasi demektir. Iste burada beynin yaptigi, bu duyulan rahatsizligi uyarilariyla ortadan kaldirmaktir. Burada eger bir dengeden bahsedilecekce, bu denge NOTRLUKTUR. Iste beyin notrlugun olumsuzluga veya negatife donusmesini, yani rahatsizligini, islemiyle notrlestirir. Kisi ise, kendi beyni hareket ettirmesiyle, bunu kendi algiladigi pozitive donusturur. Beyin pozitiften rahatsiz olmaz, ama negatiften rahatsizdir. Iste bu nedenden, dogal dusuncenin kokenini veren temellerinden biri, pozitivitedir. Cunku insanoglu dogal dusunce ile notru algilayamamaktadir. Direk pozitiften yola cikar. Bunun nedeni de; alginin duyusal ve duyumsal isleyisinin sadece pozitif olmasidir. Negatiflik, verilen icerik ve anlamla ve ifade ile baglidir. Direk algi ile degil. Bunun da nedeni, insanoglunun "?!" vs. temelli algisinin negatif algilanmasi ve cevap olarak ta bu "?!" in pozitife donusmesidir. Iste bu pozitife donusmus kavramin ifadesi, veya duyusal ve duyumsal icerik veya kurulan bagi anlam ve ifade olarak negatif olabilir. Saygilarimla; evrensel-insan |
arkadaşlar TED deki M Shermer in son konuşmasını kesinlikle tavsiye ederim muhteşem...
insan beyninin paternleri seçerken nasıl yanıldığını anlatıyor.. http://www.ted.com/talks/michael_she...deception.html nasıl buraya konulur bulamadım :) |
Alıntı:
M Shermer göre insanın dünyadışı canlılar tarafından kaçırılmadan çubukla su aramaya kadar garip şeylere inanma eğilimi aslında beyinin temel "içine kazınmış" yaşamsal becerilerinden ikisine indirgenebilir. bunları tip 1 "yanlış pozitif hata" ve tip 2 "yanlış negatif hata " olarak açıklar... |
bence en güzel kısımlarından biri (ki bizlerin bunu gerçekten düşünmesi gerek) ....
Alıntı:
inanç doğaldır, inanmama şüphe ve bilim doğal değildir..... |
Saygideger uyar;
Zaten adi da dogal dusunce, inancsallar temelinde yapilandirilmistir ve isleyise konulmustur. Ya metafizik ve etiksel ideolojik inancsal dogrundan mutlu, rahat, memnunsundur; ya da rahatsizsindir, dogrulugundan supheye dusmussundur, "acaba?" belirmistir. Ama, bilim; bu dogal algilanan ve algilatilan teslimiyeti kabullenmez ve algiladigi her seyi, deneye, gozleme, bulusa, arastirmaya v.s. tabi tutar. Bu da dogal degil, oznel, dusunsel, bilsel, bildirmesel, belirtmesel, bilissel ve de yanlislanabilir, icerikte olmalidir. Ustelik, bu bil kokeninin ilerleyisi de, epistemolojik olarak surekli suregelen surectir, zamansal degildir, yani e basi, ne de sonu vardir, su an ki evrensel onay ne ise odur, taki yanlislanana kadar. Saygilarimla; evrensel-insan |
Bravo sevgili Eİ... walla böyle konuşmayı nasıl başarıyorsun (türkçenin kıtlığı yine karşımızda sanırım)
şimdi bakalım dediklerinizi anlamış mıyım??: ilk paragraf : Alıntı:
Alıntı:
metafizik : yani fizik ötesi etiksel : böyle bir sözcük varmı?? neden sadece etik demiyorsunuz?? ideolojik : siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, moral, estetik düşünceler bütünü............yani sübjektif mi demek istediniz??? inançsal : dogmatik yani a priori yaklaşım anlamında sanırım..... bu doğrudan mutlu olmamak ne mümkün dimi sevgili Eİ.... :)... birazdan ikinci paragrafa da geleceğim |
Alıntı:
Alıntı:
öznel:sübjektif.... hah bunu biliyorum :) düşünsel: intellektüel karşılığı sanırım... ama burada pek yerine oturmuyor gibi gibi bilsel: bu ne anlayamadım?? (knowledgeable ??) bildirmesel : böyle bir sözcük de varmı yaw dostum?? belirtmesel : hoppala?? bu da ne ola ki!! bilişsel : kognitif bu olsa gerek.... yanlışlanabilir : doğrulanabilir (verifiable) olur da bu olmaz mı diyeceksin ama ... böyle kelime de yok sanırım aziz dostum Alıntı:
bilmenin zamansal (bu kelime de normalde yok) olmaması zamana bağlı olmaması başka şey "şu anki" olması başka şey değil mi dostum?? bu iki hipotez birbiri ile çelişmiyor mu?? bir not: lütfen "sel-sal" eklerinize bir defa daha göz atınız sevgiler saygılar |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:45 . |