![]() |
Gece Kelebegi / Perperik-a Söe
Kader arkadasim ve dostum Haydar Karatas'in ilk romani Gece kelebegi / Perperik-a Söe Iletisim yayinlarindan piyasaya cikti.
Romanda 1938 sonrasi Dersim'de evsiz, erkeksiz, tohumsuz, bicare kalmis kadin ve cocuklar anlatiliyor. Kücük Gülüzar'in gözünden anlatilan bu topraklar o kadar acimasiz, o kadar cetin ki, insani derin bir caresizlik hissi kapliyor önce. Eger siz de benim gibi romani trende okuyor iseniz ve inmeniz gereken yere gelip inerseniz ve bir de karsiniza birden bire günesin isiklariyla piril piril parildayan bir göl gelirse, eger etrafinizdaki dünya rafine edilmis, islenmis, her tarafi düzenlenmis bir dünya ise, insanlar piril piril giyinmislerse, siz de benim gibi bocalayacaksiniz demektir. Acaba ben, bu romanda anlatilan insanlarla ayni gezegenin bir parcasi miyim, yoksa burda baska bir dünya mi anlatiliyor diyeceksiniz muhtemelen. Haydar, bir meddah tadindaki sohbetini, ayni lezzetle yaziya dökmüs. Okurken Yasar Kemal'in kahramanlari ile karsilastim sanki. Uzun uzun konusan, derdini taslara bile anlatan insanlari görünce sanki Irazca konusuyor sandim. Cocukken hatirlarim, annemden de böyle uzun tiradlar dinlerdim. Herhalde bircok Anadolu kadini derdini böyle anlatir. Kendi kendine konusur durur. Gerceklik cogu zaman baska bir hal alir bu tiradlarda. Sanirim kendisini ikna etmek icin böyle konusurdu insanlar. Simdi belki, bizler de kendimizi ikna etmek yazip duruyoruz. Yazmaktan okumaya vakti olmayanlar bile vardir aramizda. Ama derim ki, Haydar'in kitabina biraz zamaninizi ayirin. Gidin bir kitapciya, bir tane Perperik (kelebek) istiyorum deyin, bir gecenizi Perperik icin verin. Emin olun, o bir Perperik sizin de yasaminiza cok sey katacak. Kitap hakkinda bilgi Gün Zileli'nin Radikal'deki yorumu |
Nedendir bilmiyorum.Roman okuyacaksam, hele ki okuyacağım yazar; Yaşar Kemal ise mutlaka yaz mevsimini beklerim. Ben Çukurova'yı kışın hayal edemem. Aynı şekilde Dersim de yaşamı,geçmiş yaşamları anlatımayı düşünüyor ise bir yazar mutlaka baharı beklemeli, bahar yaşama dönüşün mevsimidir.
Sargon'un tavsiyesi üzerine kitapçıya gidip bir tane Perperık-a Söe aldım. Bitrmedim henüz. Perperık, içinde cesetlerin olduğu Bend köyünün evlerine yerleşilmek üzere, annesi ve kolsuz Musa ile yola çıktığında; Yaşar Kemal'in "Karıncanın Su İçtiği" adası gibi bir yer kuracaklardır diye düşünürken, o evlerde ölülerine sarılarak yaşayan Ermeni ile karşılaşmaları beni de sarsıntıya uğrattı.. Devamında müthiş bir doğa tapımı tasviri var. Çaresizliğin dili doğaya yöneliyor.. Bu güne kadar hiç üzerinde düşünmediğim bir konuyu daha farketmiş oldum bu romanda. 1938 dönemi olaylarının içinde yer almamak için Erzincan'a kaçan Dersimlilerin 1939 Erzincan depreminde yaşamlarını kaybediyor olmaları. Ölüm askerin süngüsünden, sürgünden kaçırılıyor fakat depremede yakalarını bırakmıyor. Teşekkürler Haydar Karataş. Alık ve Fatık hikayesi müthiş güzel bir hatırlatma oldu benim için:) |
Kitapla ilgili Radikal, Star, Evrensel, Birgün gibi gazetelerde cikan yorumlari Haydar'in blogundan okuyabilirsiniz.
http://haydarkaratas.com/blog/ Kitabin en cok hosuma giden yani yasanmis cok derin acilari, bir nefret ve öfkeyle degil, büyük bir dinginlikle anlatmasi ve insanlarda buna karsi öfke gelistirmek icin hicbir caba harcamamasi. Bu arada kitabin kahramani kücük Gülüzar, gercekte Haydar'in annesidir. Roman 3 cilt olacak ve Perperik-a Söe bu serinin ikinci kitabi. Haydar, annesi ölmeden, kendisinin anlatildigini görmesini istemis. Tam bir edebiyatci duyarliligi.. |
Sayın sargon, çok teşekkürler Gece Kelebeğini bu kadar güzel tanıttığınız için...
En kısa zamanda okuyacağım... saygılar... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:57 . |