![]() |
Devrimden Sonra
Devrimden Sonra Sinemalarda http://img859.imageshack.us/img859/2...7603144994.jpg Yönetmen: Mustafa Kenan Aybasti Oyuncular: Ali Çatalbas,Ali Uyandiran,Aytaç Arman,Suna Selen,Levent Ülgen,Mert Fırat,Şerif Sezer Senaryo: Mustafa Kenan Aybastı Yapımcı: Nâzım Hikmet Kültür Merkezi Yapım: Dünya Yayımcılık - Türkiye (2011) Dağıtımcı: Tiglon Film http://www.devrimdensonra.com/ Gösterim Tarihi: 6 Mayıs 2011 Türkiye'de sosyalist devrim olmuştur. Fabrikalar kamulaştırılır; herkes oturduğu evin sahibi olur; sağlık, eğitim, ulaşım hizmetleri ücretsiz hale gelir. Ülkede yaşanan politik ve sosyal değişimler sıradan vatandaşın hayatına şaşkınlık, sevinç hatta kimi zaman korku ile yansır. http://www.sinemalar.com/film/146480/Devrimden-Sonra/ :grouphug: |
filmde toplama kamplarını ve içerde "eğitilen" insanları da gösteriyor mu?
pos bıyıklı diktatör rolünde kim var? gizli polis şefi rolünde? filmde özel tv lerin kapandığını devlet televizyonundan komunist marşlar ve 5 yıllık planların süper gittiğine dair yalanlar dışında birşey anlatılmadığını, dünya ile irtibatın kesildiğini, ülke dışına çıkmanın yasaklandığını vs de görebiliyor muyuz? |
Alıntı:
|
Alıntı:
hani biliyon pos bıyıklı apoletli diktatörün arketipi vardır bir tane: http://cdn.counter-currents.com/wp-c...in_victory.jpg bu adamın türk hayranları da o dönem türkiyeyi ateşe vermişti biliyon ülke hakkında çok şahane planları vardı |
İzlenesi bir film gibi duruyor , en kısa zamanda imutlaka izlerim bakalım iyi bir iş çıkarabilmişlerese dvd si çıkar çıkmaz arşive alırım ..
|
Stalin ve Mao sözde komünist olarak tanıtıp kendi rejimlerini kurmuşlardır. Onların dönemlerinde ve sonrasında halk açlıktan kıvranıp yok olma durumuna gelmişti. Açlıktan ölmüştü milyonlarca çiftçi...
Filme gittim... Daha çok kabinesi olan, seçimi olan tek partili bir rejim var. Bu arada yazdıklarından sol görüş konusunda AŞIRI önyargılı olduğunu düşünüyorum westergaard. Sosyalizm ve Kapitalizmi tam olarak anlamak için ikisinin de ideoloji kitaplarını okumak gerek. Yoksa boş boş konuşuruz anca... |
Film hakkında bir yorum okudum.. Ben yorumsuz aktarıyorum;
‘Devrimden sonra’yı izledim, peki yav uşağum bu devrimi kim yaptı? Üşenmedim, sıkılırım demedim ‘Devrimden sonra’ filmine gittim. Sırf meraktan biraz da beni şaşırtır, hiç beklemiyordum vallaha, ne film yapmışlar dedirtir diye! Netekim şaşırtmadı. Öyle bir buçuk saat boyunca kısa TKP reklam cıngıllarından, skeçlerinden oluşan bir ‘şey’ izledik. Köyde geçen ilk skeç dışında mizah yeteneğinden yoksun, sıkıcı ve didaktik bir ‘sosyalizm’ propaganda filmi idi. Filmin adından anlaşılacağı gibi Devrim olmuş, iktidar alınmış; ama halkımızın hiçbir şeyden haberi yok: Köylüler katılmamış, komitenin kendi köylerine gelmesini bekliyor; İşçiler katılmamış, komite gelip fabrikaya el koyduktan sonra Allah Allah ne olacak ki şimdi diyorlar, emekliler, askerler filan da yok… Bir öğrenciler var, onlar da iktidara destek eylemi yapıyorlar. İnsanın sorası geliyor uşağum o yok bu yok bu devrimi kimler yaptı, tepeden paraşütle mi indi devrim? TKP’liler ne yapıyor bu arada; onlar için ‘Devrimden sonra’ da pek bir şey değişmiyor, yine sokakta gazete satmaya devam ediyorlar! Kardeşim devrim oldu en azından gidip TRT’ye el koymuşunuzdur değil mi? Çocuklara bu soğukta gazete sattırmayın, oradan yapın propagandanızı bari! Hee tabi bir de bildiğimiz kadife ceketli erkekler ve kolları kırmızı kurdelalı kadınlar var; Bu fabrikaya, oraya buraya halk adına el koyduk, yaşasın sosyalist iktidarımız diye bağıran. TKP’lilerin işi bağırarak halka halk adına her şeye el koyduklarını bildirmek yani. Devrimden sonra vatandaşa ha bire posta filan gidiyor; haklarınızı bilin hukukunuzu bilin, şunu değiştirdik, bunu değiştirdik diye. Halkımız da evinde sakin sakın oturup yemek yerken –yalnız her skeçde duvara dayalı bir yarım yemek masasında geçiyor bu konuşmalar-, du bakim ne olacak diyor. Halkla, Komünistler arasındaki ilişki film boyunca temel bir rol bölüşümü ile gerçekleşiyor: Parti öğretmen halk öğrenci, Parti denetiminde bir iktidar değişikliği gerçekleşmiş, sonra da parti halka ha bire öğretip duruyor, bu oldukça eşitsiz ilişki, panelist dinleyici öğretmen öğrenci ilişkisi hiç değişmiyor. İnsan hiç yoktan fabrikada; örgütlenmiş kendi temsilcilerini seçmiş, patronu başından atmış işçilerin bir sahnesini, devrim coşkusunu bekliyor. Bu devrimi işçiler de yapmayacaksa kim yapacak, yoksa TKP devrimin seçimle olacağını filan mı düşünüyor! Filmden çıkınca düşündüm, Sinan Çetin’e devrimcileri karalayan bir propaganda filmi yap desen böylesini çekerdi herhalde, altına da eklerdi, “Halkım işte devrim olursa sizin burjuva düzenindeki kadar bile söz söyleme, yönetime katılma hakkınız olmayacak, bütün doğrular ve seçimler partinin tekelinde olduğu için size sadece bu doğruları öğrenmek kalacak “ diye. Filmin oldukça sıkıcı ve çekilmez olması bir yana, halkımıza kapitalizmin alternatifi olarak bir Sovyetler Birliği karikatürü sunması bütün sosyalistler için maalesef talihsizlik olmuş. Alıntı; http://kacakhaber.com/?p=5613 Bu da extra olsun; http://www.evrensel.net/news.php?id=...581658d865%2C0 |
westergaard senin hayalinden bahsetmiyoruz bu filmde sosyalizmin yapacaklarına değiniyoruz çok sevdiğin diktatörler kapitalizmde varlar ;)
|
Sanalda türkiyede sosyalist bir devlet kurun ve halkin en az yüzde seksenini mutlu yasatin,(halkin yüzde yüzünü hicbir rejim mutlu edemez bunun bilincindeyim),bu donanima sahipsiniz ,ama bunu yaparken gecmisi karistirmayin dün dünde kaldi hersey degisdi degisiyor,dün isci, köylü ,agalar patronlar vardi simdi teknik insanlarda varki bunlar her düzende rahat yasayabilecek insanlar(bunlar neden baska bir rejim istesin) evet kuracaginiz düzende bilenle bilmeyeni,yetenekliyle yeteneksizide bir tutmayin buda adil olmaz,sahsen ben toplumda kölesi olmayada layik olamayacagim insanlar var ama benim tirnagim etmiyecek insanlarda var,acicaginiz basligin cok ilgi göreceyinden cok eminim,cünkü hep sosyalizm sosyalizm diyorsunuz ama bunun ne oldugunu bilmeyen cok insan var,mesela ben,cok zaman geyik muhabbetine bile cok zaman harciyorsunuz,bunada harciyabilirsiniz.
SAYGILAR |
Sevgili Sangre
İki eleştiride de bir şey dikkatimi çekti, filmin kurgusunu anlayamamış oldukları... Tüm eleştirilere tek bir cümle ile cevap vermek mümkün aslında yinede ben örnekleyeyim... Filmde sahne, şu an, yani devrimden önce, olaylar ise devrimden sonra. Yani kurgu ve mizaç bu biçimde oluşturulup, bütünleştirilmiş. Bu bana göre başarılı bir sahne kurgusu, kıyas yapma yetisini yok etmiyor çünkü. sadece 1 bölümden kısa bir açıklama yapayım ifademe destek adına, İhtiyar kadın yatıyor, kalkıyor dış kapıya gidiyor, posta kutusunda bir şeyler arıyor... Geri dönüyor karnını doyuruyor, gündelik işler, sonra yine kapıya gidip posta kutusuna bakıyor... Sonra yine posta kutusu boş ve geri dönüyor.. 1 Gün sonra ve ilerleyen zamanlarda bunu bir kaç kez daha yapıyor.. Bir gece sinirleniyor ve komşunun kapısını çalıyor,"Sizin faturalar geldi mi?", Adam Allah, Allah gecenin bu vakti ne sorusu bu diyor ve kapıyı kapatıyor... Sabah kadın kalkıyor ve parayı yatırcağı kuruma gidiyor. Vezneler boş, içeride ilerliyor ve boş vezneleri geçtikten sonra birisine soruyor, benim faturalarım neden gelmiyor? Çalışan memur artık fatura gelmeyecek diyor. kadın nasıl olur ben nereye ödeyecem diyor, tabi cevap artık enerjinin ücretsiz olduğu oluyor... İşte o cevaba kadar sahne devrimden öncedir, yani yaşanan devrimden önceki sahnedir, memurun verdiği cevap ise devrimden sonraki... Bana göre, verdiğin eleştiriler bu kurguyu çözemeyecek düzeyden yapılmış sanat eleştirmenliği... Yönetmenin açıklamalarında bunu anlamak mümkündü zaten... Diğer eleştiriler ise çok farklı bir cevap konusu ve bir çoğuda bu filmin konusu değil.. Tabi daha iyiside olabilirdi diyende çıkacak, olabilirdi, ama öncelikle ortada olan bu, bu bağlamda ...(ol)saydı, ..seydi gibi, beklentisel eleştiri anlayışı pek anlamlı değildir, çünkü olmuş üzerinden beklentisel eleştiriler karşılığı olmayacak beklentiler üretmek olur. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:43 . |