![]() |
Fil Olayı ve İkinci Dünya Savaşı
Kur'anın sarih manasının altında işari manası da vardır. Bu işari manaların ise her asırda fertleri bulunabilir. İşte fil süresinin sarih manasının altında işari manada asrımıza bakan gaybi bir mucizesi vardır.
Fil süresinin ebced hesabı tam tamına 2. dünya savaşı senesine tevafuk ediyor. Ayrıca, fil süresinde kabeyi tahribe çalışan ebrehe var. İkinci dünya savaşında ise, İslamiyete ihanet etmiş zalim Avrupa var. Fil süresinde ebabil kuşları yanmış taş atıyor. İkinci dünya savaşında ise uçaklar bomba atıyor. Evet, Kur'an gibi bir kitapta hem mananın, hem de ebced hesabının tevafuku ve ikinci dünya savaşı gibi bir hadisenin Kur'anın hususi işaretine layık olması elbette tesadüf ihtimalini ortadan kaldırıyor. Bundan anlıyoruz ki, Kur'an bütün zamanları ve mekanları bir anda gören ve ona göre konuşan bir zatın kelamıdır. ve Kur'andaki kıssalar, sadece tarihi birer hadise değil, bütün asırlara ve bu zamana da hitap eden derslerdir. |
Öncelikle konu başlığı açabilmiş olmanızı tebrik ederim sevgili ilim, şikayet ediyordunuz ya..
2. dünya savaşı tarihine denk gelen ebced hesabını açıklayabilir misiniz lütfen... ve bir de eğer yapabiliyorsanız lütfen günümüz türkçesi ile yazılarınızı yazarsanız sevinirim. Kelimeleri eski türkçe söylemek sandığınız kadar havalı olmuyor belirteyim. |
Elbette, sadece bir yönden değil, bir çok yönden o tarihe tevafuk ediyor. Kastamonu Lahikasında beyan edilen bu meseleyi buraya kısaca aktarıyorum.
Birinci cümlesi: Kâ'be-i Muazzama'ya hücum eden Ebrehe askerlerinin başlarına Ebabil tayyareleriyle semavî bombalar yağdırmasını ifade eden "termihim bihicaretin" cümle-i kudsiyesi, bin üçyüz elli dokuz (1359) edip, dünyayı dine tercih eden ve nev'-i beşeri yoldan çıkaran medeniyetçilerin başlarına semavî bombalar ve taşları yağdırmasına tevafukla işaret ediyor. İkinci cümle: "elem yec'al keydehüm fi tadlil" kelime-i kudsiyesi, eski zaman hâdisesindeki Kâ'be'nin nurunu söndürmek için, hilelerle hücum edenlerin kendileri yokluk, zulümat dalaletinde aks-ül amel ile aleyhlerine dönmesiyle tokat yedikleri gibi; bu asrın aynen hilelerle, desiselerle, zulümlerle Edyan-ı Semaviye Kâ'besini, kıblegâhını dalalet hesabına tahribe çalışan cebbar, mağrur ehl-i dalaletin tadlil ve idlâllerine semavî bombalar tokadıyla cezalanmasına, aynı tarihe "fi tadlil" kelime-i kudsiyesi bin üçyüz altmış (1360) makam-ı cifrîsiyle tevafuk edip işaret ediyor. Üçüncüsü:"elemtera keyfe feale rabbüke biashabilfil" cümle-i kudsiyesi Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'a hitaben: "Senin mübarek vatanın ve kıblegâhın olan Mekke-i Mükerreme'yi ve Kâ'be-i Muazzama'yı hârikulâde bir surette düşmanlarından kurtarmasını ve o düşmanların nasıl bir tokat yediklerini görmüyor musun?" diye mana-yı sarihiyle ifade ettiği gibi, bu asra dahi hitab eden o cümle-i kudsiye mana-yı işarîsiyle der ki: "Senin dinin ve İslâmiyet'in ve Kur'anın ve ehl-i hak ve hakikatın cebbar düşmanları olan dünyaperest ve dünyanın menfaatı için mukaddesatı çiğneyen o ashab-ı dünyaya senin Rabbin nasıl tokatlarla cezalarını verdiğini görmüyor musun? Gör, bak!" diye mana-yı işarîsiyle, bu cümle aynen makam-ı cifrîsiyle tam bin üçyüzelli dokuz (1359) tarihiyle aynen âfât-ı semaviye nev'inde semavî tokatlarla İslâmiyet'e ihanet cezası olarak, diye mana-yı işarî ifade ediyor. Yalnız "Ashab-il Fil" yerinde "Ashab-id Dünya" gelir. "Fil" kalkar, "Dünya" gelir. Tahlil: تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ : İki ت sekizyüz. İki ر dörtyüz. İki م , bir ب , bir ح , bir ى yüz. Tenvin vakf olmadığından ن dur, elli. Bir هـ , bir ج , bir (medde Elif) dokuz. Mecmuu, bin üçyüz ellidokuz (1359). فِى تَضْلِيلٍ : ض sekizyüz. ف seksen. ت dörtyüz. İki ى yirmi. İki ل altmış. Tenvin vakfa rast gelmiş, sayılmaz. Yekûnü, bin üçyüz altmış (1360). اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْفِيلِ : İki "re" , bir "te" sekizyüz. İki "fe" , iki ك ikiyüz. İki ل , bir م yüz. Bir ع , bir ص yüzaltmış. Dört ب üç elif, bir ى , bir ح yirmidokuz. الْفِيلِ yerine gelen الدُّنْيَا daki iki د , bir elif dokuz. Bir ن elli. Bir ى on. Bir elif, bir. Bu yekûn, bin üçyüz ellidokuz (1359), eğer okunmayan elif sayılmazsa bin üçyüz ellisekiz (1358) eder. Hem arabî, hem rumi tarihiyle bu semavî tokatların ayrı ayrı çeşitlerinin zamanlarına tevafuk ile parmak basıyor. |
Semavî tokatların içerdiği kelimeleri keyfi bir şekilde seçmeniz ne kadar da hoş...
Önce sözü geçen tarihleri bir belirleyelim 10-02-1940 (1359 başı) 17-01-1942 (1360 sonu, 29 çektiğini varsaydım) (Arapça harfleri arapça metinde arattım, klavyem müsait olmadığı için ha bire kopyalamaktansa Türkçe karşılıklarını yazıyorum) 2 Re,(2x200) 1 Te = 800 Ayette 3 ADET FE harfi var (fil, feale, keyfe) = 3x80 = 240 iki kef (20 x 2)= 40 DÖRT ADET LAM VAR (Lem, feaLe, ashabiL, fiL) 30x4 = 120 Buraya kadar 1200 Mim = 40 1 AYN (70) + 1 Sad (90) = 160 Dört Be diyorsunuz ben üç saydım fakat sanırım şedliyi iki sayıyorsunuz (8) + 3 elif (3) + ye (10) + ha (8) = 29 Buraya kadar bir hesap çekelim 1429 Sayılmayan bir elif bir adet ise bence 1429 çıktı Sayın İlim bu Mars'a gidiş mucizesi falan olmasın? :) yoo 2008 çıktı Hay aksi 2008'de ne olmuştu ki? Kuş gribi falan olmaz mı? Gerçi ayette kul bile yok! Yahu kılıf uyduruversek buna da :) Fillerin yerine neden "الدُّنْيَا" şu ifadeyi koyuyorsunuz? Ne demek ki bu ifade.... "Fil sahipleri" diye yanlış mı yazmışlar Kuran-ı Azimmüşan'da Nesini düzeltiyorsunuz? Adama bakar mısın göz göre göre kendi kutsal kitabını değiştiriyor! Cehennemden korkmuyor musunuz yahu? Filler nereye gitti ey İlim filler ve sahipleri nerede? Ohh Fe'yi sil, Lam'ları sil DAL yaz oraya sonra MUCİZE MUCİZE! oldu... |
Kur'anın sarih manası vardır. Zaten Kur'an icazıyla, yani az sözle çok manalar anlatmasıyla, belağatıyla, nazmıyla bir çok edipleri, belağat alimlerini hayrette bırakıp, kendisine hayran bırakmış, secde ettirmiş. Kur'anın sarih manasının altındaki bu işaretler ise, Kur'anın bir nevi meyvesidir. Yani, bu gibi tevafuklar diğer iman hakikatlerin ispatlanması ve delil gösterilmesi gibi elbette beyan edilemez. Fakat, burada dikkat edeceğimiz mesele, fil süresinin manası zaten ikinci dünya savaşının manasına tam tamına tevafuk ediyor. Buna ilave olarak, bazı ibareleri ve terkipleri ve kelimeleri de ikinci dünya savaşına tevafuk edince, manayı kuvvetlendirip, daha güzel daha hoş bir şekil alıyor.
Evet, tahlil şu:Tahlil: تَرْمِيهِمْ بِحِجَارَةٍ : İki ت sekizyüz. İki ر dörtyüz. İki م , bir ب , bir ح , bir ى yüz. Tenvin vakf olmadığından ن dur, elli. Bir هـ , bir ج , bir (medde Elif) dokuz. Mecmuu, bin üçyüz ellidokuz (1359). فِى تَضْلِيلٍ :"dad" ض sekizyüz. ف seksen. ت dörtyüz. İki ى yirmi. İki ل altmış. Tenvin vakfa rast gelmiş, sayılmaz. Yekûnü, bin üçyüz altmış (1360). اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْفِيلِ : İki "re" , bir "te" sekizyüz. İki "fe" , iki ك ikiyüz. İki ل , bir م yüz. Bir ع , bir ص yüzaltmış. Dört ب üç elif, bir ى , bir ح yirmidokuz. الْفِيلِ yerine gelen الدُّنْيَا daki iki د , bir elif dokuz. Bir ن elli. Bir ى on. Bir elif, bir. Bu yekûn, bin üçyüz ellidokuz (1359), eğer okunmayan elif sayılmazsa bin üçyüz ellisekiz (1358) eder. Hem arabî, hem rumi tarihiyle bu semavî tokatların ayrı ayrı çeşitlerinin zamanlarına tevafuk ile parmak basıyor. Hesapta hata yok. Bu "Fil" lafzı kalkmasının sırrı: Eski zamanda dehşetli Fil-i Mahmudî azametine, heybetine dayanmış, hücum etmişler. Şimdi ise dünya servetine ve malına ve o servetle filolar teşkil edip, hattâ kırk milyon bir millet, o fil gibi filolarla dörtyüz milyonu esaret altına almış ve Avrupa medeniyetçileri medeniyetin mehasiniyle, iyilikleriyle, menfaatleriyle değil, belki medeniyetin seyyiatıyla ve sefahetiyle ve dinsizliğiyle üçyüzelli milyon müslümanların her tarafta hâkimiyetlerini imha edip istibdadına serfüru' etmiş ve bu musibet-i semaviyeye sebebiyet vermiş. Ve dünyaperest gaddar zalimler, zulümlerine ceza olarak tokatlar gelmeye ve fakir ve masumlar ve mazlumlara, fâni mallarını ve hayatlarını âhiretlerine çevirmek ve kıymetdar eylemek ve dünyadaki günahlarına keffaret-üz zünub etmeye kader-i İlahîye fetva verdiler. Ben birbuçuk senedir dünyaperestlerin bu musibette vaziyetlerini ve safahatlarını ve ikinci harb-i umumî sahifelerini kat'iyyen bilmiyorum. Fakat iki sene evvelki vaziyetleri, bu sure-i kudsiyenin mana-yı işarî tabakasından gelen tokatlar, tam tamına onların başlarına iniyorlar ve surenin bir mana-yı işarîsini tam tefsir ediyor.} Kastamonu Lahikası ( 226 ) |
sevgili ilim. islamda. hurufilik. cifir .kabalacılık yoktur. islamı cifirlendiren büyük üstadın saidi kürdidir.senin bu cifrin kuranda men edilen''fal okları''gibidir.ama siz kuranı ve islamı saidi kürdi zannettiğiniz için böyle şeyleri kaalae almazsınız
siz nev zuhur kuran olan kuranı sani nur risalelerine göre ahkam kesersiniz. bu cifiri islamın neresinden çıkartınız |
İLim
Olay şu mudur; Fil suresinin ecbed hesabını yaptık ikinci dünya savaşı ile hiçbir ilgisi yok Sonra dedim ki kendi kendime "Yahu fil suresi ikinci dünya savaşını anlatsa ne güzel olurdu" Sonra Fil suresindeki ifadeleri silip YERİNE KENDİ YAZDIĞIN BİR İFADE EKLİYORSUN Sonra ecbed hesabı yapıyorsun, diyorsun ki bu mucizedir İkinci Dünya Savaşı'na denk geliyor! anlamı da İkinci Dünya Savaşı! Anlamı II.DS yapan senin yorumun ve senin eklemen, Ecbedi II.DS yapan senin eklemen Mucize de SENİN mucizen olur o zaman güzel kardeşim. Gerçi II. Dünya Savaşı'ndan 70 sene sonra tarihini bilmek ne kadar mucize olur orası ayrı Hala hesapta hata yok diyorsun yahu! Hesapta hata yok ama ayeti değiştiriyorsun! İnsaf! Yani oraya yirmi tane Arapça kelime yazıp anlaşılmaz konuşunca bir şey zannedilmeyi bekliyor olabilirsiniz ama Uçan Spagetti Canavarı'na şükürler olsun zekadan yoksun değiliz... Alıntı:
ALLAH'ın sözü olduğuna inandığınız Kuran'ı Kerim'i kend istediği şeye uyması için (amacı ne olursa olsun) bir kelimeyi KALDIRANA, yerine yenisini ekleyene ne dersiniz? Fasık mı oluyor, kafir mi oluyor, münafık mı oluyor? Ben terminolojiyi iyi bilmediğim için size soruyorum Kuran'ı yazanların özel çaba ile elde ettiği kelimelerin üst üste gelmesi olayını da mucize diye yutturmaya çalışanları görmüştüm Bence siz Allah'ı kendi haline bırakın, mucizesi varsa kendi yapsın, niye işine karışıyorsunuz? Allah sizin düzeltmenize MUHTAÇ kaldı herhalde! @Özgür beyin, Konuyu dikkatli okuyun Cifire falan kalmanıza gerek yok, İslam'da Kuran ayetlerinden kendi kafana göre kelime ekleyip çıkarmak yoksa mucizenin çökmesi için yeterli zaten Adam fil sahipleri yazan ifadeyi siliyor, başka bir şey yazıyor Öyle yazınca manası II. DSna tevafuk ediyormuş! üstüne ecbedi de tevafuk ediyormuş!! Adı üstünde tevafuk, ama Allah'ın sözü değil kendi tahrifi ile elde ettiği bir tevafuk |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
İlim Efendi
Madem Kuran'ı değiştirmek bir noksanlık vermiyor, hatta mucizeliğinin iktizası ve şanına yakışıyor.. Madem ki Kuran şanını elde etmek için sizin müdahalelerinize muhtaç Başlamışken bilimsel gerçeklerle çelişen ayetleri de değiştiriverin, ona da bir el atın KEHF 86-90'dan başlayabilirsiniz |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:22 . |