Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   Nefret Suçları (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=27576)

Firestorm 01-03-2012 13:25

Nefret Suçları
 
Her ne kadar Türkiye'de farklı çevreler tarafından çarpıtılarak kullanılma olasılığı da olsa(mesela dinler konusunda çekincelerim yok değil)... Bu konu ile imza kampanyası başlatılmış alttaki linkte detaylı bilgiler mevcuttur.

http://imza.nefretme.org/nefret-sucl...asi-istiyorum/


Alıntı:

İmza metini

Belirli ve ortak karakteristik özellikleri bulunan birey ve gruplara veya onların mülklerine yönelik önyargılarla işlenmiş suçlara Nefret Suçu denir. Nefret Suçları dünya çapında başta etnik, ulusal ve dini kimlik, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli olmak üzere; sağlık durumu, zihinsel ya da fiziksel engellilik, toplumsal statü, siyasi veya felsefi görüş, eğitim durumu gibi özelliklere yönelik olarak da işlenmektedir. Bu suçlar taciz veya hakaretten, mülk ve eşyalara zarar vermeye, okul veya işyerinde zorbalıktan kundaklama ve cinayete kadar varabilmektedir.

Nefret Suçları aslen ‘mesaj' suçlarıdır. Suçun yöneldiği bireyin ötesinde, mensup olduğu gruba toplumda istenmediği mesajı verilir. Bu suçların sonucunda mesajın yöneldiği grup üyeleri kendilerini dışlanmış ve tehdit altında hisseder, korkuya kapılır, psikolojik travmaya, hatta intihara kadar varan sonuçlar yaşayabilir.

Yakın zamanda Trabzon'da Rahip Santoro cinayeti (2006), Hrant Dink cinayeti (2007), Malatya Zirve Yayınevi katliamı (2007), Manisa Selendi'de Roman yurttaşlara linç girişimlerinin (2010) yanı sıra çeşitli il ve ilçelerde Kürt yurttaşlara yönelik linç girişimleri, HIV pozitiflerin yaşadıkları tecrit durumu ve basında çok sık yer alan LGBT cinayetleri açıkça Nefret Suçlarındandır.

Nefret Suçları, mağdur birey ve grupların toplum ile uyumunu, toplumsal adalet duygusunu zayıflatır, hukukun üstünlüğüne ve kamu kurum ve kuruluşlarına duyulan güveni zedeler. Farklı toplumsal gruplar arası nefret ve önyargıları besler. Gereğince kovuşturulmadığında yeni suçlar işleyecek olan önyargılı kişi ve grupları cesaretlendirir. Mağdur grupların ötekileşmesine ve toplumsal hayatın dışına sürüklenmesine neden olur.

Bu derece ağır ve kalıcı sonuçları olan Nefret Suçlarına karşı ABD'de, Avrupa'da ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) katılımcısı ülkelerin çoğunluğunda yapılan yasal düzenlemeler bu suçların önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de ise konuya özel herhangi bir yasal düzenleme henüz yoktur.

Toplumun bütününü tehdit eden, toplumsal dokuya onarılması güç biçimde zarar veren Nefret Suçları hakkında en kısa sürede evrensel insan hakları ölçütlerine ve uluslararası örneklere uygun yasal düzenleme yapılmalıdır.

yucemanitu 01-03-2012 15:17

Türkiye'de ilginç bir şekilde nefret suçu İŞLEMEMEK suç. Yani Başbakan'ın Ateistler hakkındaki ipe sapa gelmez lafları karşısında biri çıkıp Ateistleri kollayamadı bile linçten korktular. Ancak H. Cemal gibi bir iki liberal "ya çocuğum dindar olsun istemiyorsam" vs. şeklinde konuştu. Evet eleştiriler oldu, Başbakan'ın sözleri bayağı eleştirildi ama bu eleştirilerin hiçbiri Ateizmi ve Ateistleri bırakın savunmayı anlatmak, tanıtmak minvainde olmadı. Ateistlerin tek farkının Teistlerin de reddettiği binlerce tanrı yanında Semitik dinlerin de tanrısını reddetmek olduğu dillendirilmedi. Çünkü bu yapılsa bunu yapan hem kanunen hem de sosyal yaşamda, medyada kinç edilecek. Bir karikatürist Allah'a inanmadığını söyledi diye hem ona ve dolaylı olarak da onun gibi düşünen milyonlarca Ateiste hakaretler yağdırdılar hem de savcılığa şikayet ettiler. Şu an bile kendime çok rahat Ateist diyemiyorum yok korkudan değil bu kelime küfür gibi geliyor bana yıllarca küfür niyetine kullanılmış olduğuna şahit oldum da ondan. Biri inancımı sorduğunda Ateist diyemiyorum Agnostik diyorum sonra da ya niye böyle dedim ki diye şaşırıyorum. Neden olacak kendim için o kelimeyi kullanamadığımdan. Sivas katliamını bilirsiniz olaylardan sonra ardış kuşu mudur, leş kargası mıdır o yalaka Sivas'ta yaşananların faturasını Aziz Nesin'e çıkarıp "öleceksen git tek başına öl kart budala" demişti. Aziz Nesin hakaret davası açmış ama kaybetmişti. Şimdi bile kimi Ergenekon'u, kimi İslamcı RP'yi, kimi Tansu Çiller'i ve Erdal İnönü'yü suçlarken otelin etrafını sarıp içerideki Alevileri önce taşa tutup sonra da yakan, gözü dönmüş binlerce katili suçlayan yok. Tek bununla kalsa iyi daha neler yaşandı. Mesela 90'larda İslamcı bir gazete bulmacasında ehli sünnet dışı sapık bir mezhep diye sormuş cevabı da ertesi gün "Alevilik" olarak vermişti. Bu olayda da Aleviler açtıkları tazminat davasını kaybettiler. Ben o kadar bağnaz bir ilde değilim Orta ve Doğu Anadolu'ya nispetle çok daha rahat, serbest bir ilde yaşamama rağmen küçükken kavga ettiğimizde birbirimize "Ermeni" ya da "Yahudi" diye küfrederdik. Şimdi bunları hatırlayınca hayrete düşüyorum. Bize nasıl bir nefret pompalanmış minicik, körpecik beyinlerimize. Hatta ben ilkokulu bitirdiğim 5 yılın sonunda öyle bir durumdaydım ki mesela birini karşıma getirip bu Ermeni ya da Yunan deseler gözümü kırpmadan öldürürdüm. Korkunç , iğrenç, berbat bir şey bu. İlkokul öğretmenimiz yıllarca öğretmenler gününde hediye aldığımız elini öptüğüm insan (insan demeye dilim varmıyor ya) bizi nasıl da zehirlemiş. Hepimizi bir ölüm makinesi, birer terminator yapmıştı. O yıllar süren beyin yıkama seanslarından kendini kurtarabilmek ne kadar zor bir şey anlatamam size. Zaten bugün Kemalistler ve İslamcılar eğitimin militarist sürdürülmesi konusunda fikir birliği içindeler. İster Kemalist ister İslamcı minvalde olsun İğrenç, militarist, faşist eğitim sistemimiz değişmedikçe maalesef minicik beyinler yıkanacak ve nefret suçları işlenip işlenip cezasız kalacak.

sargon 01-03-2012 15:28

Oyleyse, Ezgi Basaran gercekten bir yüz aki sayilmali.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.as...&CategoryID=97

Jolly Jocker 01-03-2012 16:01

Nefret suçlarına karşı yasal önlem laınması için, ama bundan da önce toplumsal bilinçlenme yaşanması için tabandan bir hareket inşa etmek gerekiyor. Ötekileştirilen tüm kesimlerle, Ermeni ve Rumlarla, Kürt ve Romanlarla, alevi ve ateistlerle, eşcinsel ve trans bireylerle dayanışmak, hepsine sahip çıkmak, bu kesimlerin de birbirlerine sahip çıkması yönünde onları cesaretlendirmek gerekiyor.

Nefret söylemi içeren tektipçi düşünce ve ideolojilerle de hesaplaşmak şart. Milliyetçilik ve ırkçılıkla, radikal islamla, hatta Kuran'la hesaplaşılmalı. Aksi halde nefret söylemine karşı koyamayız.

Firestorm 01-03-2012 20:41

Alıntı:

Jolly Jocker´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 433533)
Nefret suçlarına karşı yasal önlem laınması için, ama bundan da önce toplumsal bilinçlenme yaşanması için tabandan bir hareket inşa etmek gerekiyor. Ötekileştirilen tüm kesimlerle, Ermeni ve Rumlarla, Kürt ve Romanlarla, alevi ve ateistlerle, eşcinsel ve trans bireylerle dayanışmak, hepsine sahip çıkmak, bu kesimlerin de birbirlerine sahip çıkması yönünde onları cesaretlendirmek gerekiyor.

Nefret söylemi içeren tektipçi düşünce ve ideolojilerle de hesaplaşmak şart. Milliyetçilik ve ırkçılıkla, radikal islamla, hatta Kuran'la hesaplaşılmalı. Aksi halde nefret söylemine karşı koyamayız.

Bunu destekleyen bi hayli geniş bi kesim var.


Alıntı:

Kurumlar / Organizations:

Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi Kültür Dernekleri, Amargi Kadın Akademisi, Beyaz Güvercinler Girişimi, Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, Demokrasi İçin Çerkes Girişimi, Demokrasi ve Özgürlük Hareketi, Dersim Ermenileri İnanç ve Sosyal Yardımlaşma Derneği, Dersimnews.com, Dikmen Deresi Kentsel Dönüşüm Mağdurları Dayanışma Derneği, Düşünce Suçuna Karşı Girişim, Edirne Roman Kültürünü Araştırma Derneği, Eğitim Sen İstanbul 4 No.lu Şube, Ekolojik Anayasa Girişimi, Engelliler.Biz, Genç Siviller, Gençlik Gündemi Derneği, Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği (HAYAD), Helsinki Yurttaşlar Derneği, Hrant Dink Vakfı, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe, İnsan Hakları Derneği, İnsan Hakları Gündemi Derneği, İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı, İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği, İstanbul Protestan Kiliseler Vakfı, İşkence ve Şiddet Mağdurları için Sosyal Hizmet Rehabilitasyon ve Adaptasyon Merkezi (SOHRAM-DER), Kadın Yazarlar Derneği, Kadınlarla Dayanışma Vakfı, Kafkasya Forumu, Kaos GL Derneği, Kurtuluş Kiliseleri Derneği, Lambdaistanbul LGBTT Dayanışma Derneği, LGBTT Aileleri İstanbul Grubu (LİSTAG), Midyat Süryani Kültür Derneği, Mültecilerle Dayanışma Derneği, Özürlüler Vakfı, Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği, Pozitif Yaşam Derneği, Protestan Kiliseler Derneği, Roman Gençlik Derneği, Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi, Savunma Avukatları Derneği, Siyah Pembe Üçgen LGBTT Derneği, Sosyal Değişim Derneği, Sosyal Demokrasi Vakfı, Sosyal Politikalar Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği (SPoD), Süryaniler.com, Toplum Gönüllüleri Vakfı, Toplumsal Bellek Platformu, Toplumsal İnisiyatifi Oluşturma Derneği, Toplumsal Olayları Araştırma ve Yüzleşme Derneği, Tüm Belediye ve Yerel Yönetim Emekçileri Sendikası İstanbul 1, 2, 3, 4 ve 5 No'lu Şubeler (TÜMBEL-SEN), Türkiye Sakatlar Derneği, Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi.

yucemanitu 02-03-2012 21:03

Konuyla ilgili bir haber:

Alıntı:

Taylan Öğretmen, 2009-2010 öğretim yılında İnegöl Kültür Dershanesi’nde çalışmak üzere bir yıllık sözleşme imzalar. Alevi olması nedeniyle çalıştığı süre boyunca gerek öğretmenler gerekse dershane yöneticilerinin nefret söylemlerine ve ayrımcı davranışlarına maruz kalır. Örneğin bir öğretmen kendisine “Tunceliler şerefsiz oluyor, Alevi ve Kürt oldukları için isyan ediyorlar” der. Bir başka öğretmen ise “Alevi ve Şiilerin hepsi sapık” der. Bir müdür yardımcısı ise Taylan Öğretmen’in çok başarılı bir öğretmen olduğunu ancak iş yerindeki huzuru ve öğretmenler odasındaki sinerjiyi bozduğunu, toplu sohbet ve toplu namazlara katılmadığını ve diğer öğretmenler ve işyeri müdürünün Alevi bir öğretmen ile aynı ortamda çalışmanın günahını artık taşımak istemediklerini belirtir. Biliyorum ki tüm bu yaşananlar nefret söylemini siyasetin bir aracı yapan ve kindar nesil yetiştirme çabası içinde olan Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarında hiç de şaşırtıcı değildir. Şaşırtıcı olan ise mağdur bir öğretmenin hakkını arama sürecinde başına gelenlerdir.

HABER

spartacus 02-03-2012 22:03

Alıntı:

Bir müdür yardımcısı ise Taylan Öğretmen’in çok başarılı bir öğretmen olduğunu ancak iş yerindeki huzuru ve öğretmenler odasındaki sinerjiyi bozduğunu, toplu sohbet ve toplu namazlara katılmadığını ve diğer öğretmenler ve işyeri müdürünün Alevi bir öğretmen ile aynı ortamda çalışmanın günahını artık taşımak istemediklerini belirtir.
Dikkatimi çeken bir noktayı renklendirdim. Renklendirdiğim yer bu gün TC de münferit değildir, gerçekten, ister inanılsın, ister inanılmasın hatırı sayılır sayıda işyerinde artık neredeyse tüm çalışanlar toplu sohbete(sakallı, şalvarlı, takkeli çirkin hocalar) Kur'an kursuna vs mecbur tutuluyor, henüz gün yüzüne çıkmamış yerlerde ise gün geçtikçe açığa çıkan bir seyir izliyor.... Toplumsal bir mobbingle karşı karşıyayız.

Hiç bir başka değer insanlar üzerinde din kadar etkin olmuyor. Milliyetçilik arızası dahi bir dolu kural içermiyor. namazı yok, zorla cumaya yollamaya çalışması yok, zorla imam sohbetlerine, cemaat toplantılarına katılmak gibi zorlamaları yok, kabuksal ötekileştirmeye sahip, fakat dini faşizm salt kabuksal değil, içsel bir ötekileştirme de yaratıyor.

Sizce böylesi bir baskı ortamında dindar olmayanlar, alevi olanlar, solcu olanlar, aydın olanlar ne yapmalı?

Sizce bu (baskı, mecbur tutulmak, şantaj, mobbing) demokrasi mi? Neden? Son 20-30 yılda bu düzeyde içselleştirilmiş, kitleselleşmiş, münferitden çıkmış dinsel ilkel baskıyı ilk defa görüyorum... Sizce Kemalist olmadığımızı anırsak bize acırlar mı(Adıyaman sizce şans eseri midir?)?-en azından en küçük insan hak ve özgürlüklerinden bahsettiğimizde ve düşünce-fikir ifademizde, kısaca hem yobazlığı hem anti-demokratikliği, dinsel baskıyı, milliyetçi korku imparatorluğundan, dinsel korku imparatorluğuna geçişi eleştirdiğimizde, en insani hakkımız olan DÜŞÜNME VE İFADE ETME HAKKIMIZI KULLANDIĞIMIZDA, bizleri ötekileştirmek, susturmak için bozuk plak gibi kemalist olduğumuz anırılıyordu- Aha buraya yazıyorum, bu ötekileştirici, sindirici faşist bir yöntemdi. Aklı sıra ölümü gösterenler bizleri sıtmaya razı etti. Aferin...

yucemanitu 02-03-2012 22:20

Ayh Spartacus ne kadar Kemalistsin! AKP çok cici çok demokratik bi kere 68 kuşaı Milliyetçiydi ricağ ederimh ayh sizi Kemalistler sizi hepsi sizin suçunuz. Yaşasın siyasal İslam en büyük AKP Allahuekber, ay bi dakka ayolh ben atheisttim unutmuşumh.

Herkese selaam
Türkiye'de olağanüstü şeyler oluyor, her şey harika saygılarımla...

Marliyn ve Sünger Bob zahmet etmesinler ikisinin yerine de ben yazdım :D

Neva 02-03-2012 22:47

Alıntı:

spartacus´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 433634)
Dikkatimi çeken bir noktayı renklendirdim. Renklendirdiğim yer bu gün TC de münferit değildir, gerçekten, ister inanılsın, ister inanılmasın hatırı sayılır sayıda işyerinde artık neredeyse tüm çalışanlar toplu sohbete(sakallı, şalvarlı, takkeli çirkin hocalar) Kur'an kursuna vs mecbur tutuluyor, henüz gün yüzüne çıkmamış yerlerde ise gün geçtikçe açığa çıkan bir seyir izliyor.... Toplumsal bir mobbingle karşı karşıyayız.

Hiç bir başka değer insanlar üzerinde din kadar etkin olmuyor. Milliyetçilik arızası dahi bir dolu kural içermiyor. namazı yok, zorla cumaya yollamaya çalışması yok, zorla imam sohbetlerine, cemaat toplantılarına katılmak gibi zorlamaları yok, kabuksal ötekileştirmeye sahip, fakat dini faşizm salt kabuksal değil, içsel bir ötekileştirme de yaratıyor.

Sizce böylesi bir baskı ortamında dindar olmayanlar, alevi olanlar, solcu olanlar, aydın olanlar ne yapmalı?

Sizce bu (baskı, mecbur tutulmak, şantaj, mobbing) demokrasi mi? Neden? Son 20-30 yılda bu düzeyde içselleştirilmiş, kitleselleşmiş, münferitden çıkmış dinsel ilkel baskıyı ilk defa görüyorum... Sizce Kemalist olmadığımızı anırsak bize acırlar mı(Adıyaman sizce şans eseri midir?)?-en azından en küçük insan hak ve özgürlüklerinden bahsettiğimizde ve düşünce-fikir ifademizde, kısaca hem yobazlığı hem anti-demokratikliği, dinsel baskıyı, milliyetçi korku imparatorluğundan, dinsel korku imparatorluğuna geçişi eleştirdiğimizde, en insani hakkımız olan DÜŞÜNME VE İFADE ETME HAKKIMIZI KULLANDIĞIMIZDA, bizleri ötekileştirmek, susturmak için bozuk plak gibi kemalist olduğumuz anırılıyordu- Aha buraya yazıyorum, bu ötekileştirici, sindirici faşist bir yöntemdi. Aklı sıra ölümü gösterenler bizleri sıtmaya razı etti. Aferin...


Cok dogru noktaya temas etmissin. Toplu sohbet, toplu namaz..

Bu yontemler yurtdisinda dahi ayni bu zihniyetlerde, toplu sohbete ve cemaate katilirsan, is, guc hersey hazir. Tabi burada sindiremediklerinden para konusuyor.

Anladigim kadariyla Turkiye'de ise iyiden iyiye, otekilestirme tam gaz devam.

En bi dibe not:
Sakin dusunme ve ifade ozgurlugu dime(!), dirsen, kemalistsin. Bak dimedi dime!:)

Biat edeceksin! O kadar!

nobullshit 03-03-2012 17:03

Toplumda ötekileştirilen kesimlerin bir arada kardeşçe, birbirlerinin haklarına saygı duyarak yaşamaları mümkün değil. Aynı dili konuşamayan insanların arasındaki ilişki ve iletişim sağlıklı olamaz. Rüyanızda görürsünüz ancak.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:22 .