![]() |
'Terörist' liseliler peynirleriyle ele geçirildi
İstanbul Bayrampaşa’daki İsmail Erez Endüstri Meslek Lisesi’nde dün sıradışı bir olay yaşandı. Kantindeki pahalı ve kalitesiz yemekleri yemek istemeyen öğrenciler evden yemeklerini getirince okulu basan 12 sivil polis öğrencileri tehdit etti...
Abdülmelik Y, sadece kendisinin değil başka öğrencilerin de müdürün odasında yaklaşık 2 saat boyunca tehdit edildiğini, odadan çıkan öğrencilerin ağlamaya başladığını anlattı. Baskılara rağmen dün yemek getirdiklerini söyleyen Abdülmelik Y, yemek getirildiğini gören müdürün ilk tenefüste okula sivil polisleri çağırdığını ifade etti: “Sınıfta masalarımızın üstüne yemek çıkardığımız anda sivil polisler gelip peynir-ekmeğimize el koydu. ‘Burada yemek yemeniz yasak, dağılın gidin’ dediler. 12 sivil polisten 2-3 tanesi sürekli beni izlemeye başladı okulun içinde, tuvalete bile gitmeme izin vermediler. Sonra müdür annemi babamı çağırıp onları da tehdit etti. Eğer beni okuldan almazlarsa kovulacağımı ve başka bir okula da kabul edilmeyeceğim için öğrenim hayatımın biteceğini söyledi”. KAYNAK |
Okullarda Hak İhlalleri-Öğrencilere Destek Olalım
Bunu ''genel'' bir başlık olarak düşündüm. Hepimiz gün geçmiyor ki bir öğrencinin keyfi ve gayrı hukuki biçimde okuldan atılması, kovuşturmaya uğramasıyla karşılaşmayalım. Bu başlıkta, hukuksuz ve keyfi biçimde tutuklanan, okuldan atılan ve kovuşturmaya uğrayan öğrencilerin sorunlarını gündeme getirelim. Hepsi için tek tek başlık açmaktansa, bu başlık altında mağdur olan tüm öğrencilerin seslerini duyuralım.
İlk olarak Manisa'da TGB'li bir öğrencinin ''skandal gerekçelerle'' okuldan atılması: Alıntı:
Siyaset yapmak, toplantı, basın açıklaması, gösteri ve yürüyüş faaliyetlerinde bulunmak dünyanın hiçbir sahici demokrasisinde suç değildir. Oysa Türkiye olunca durum değişiyor elbette... İkinci olarak Dicle Üniversite'sinden 3 öğrencinin gözaltına alınışları, her yerde bulunabilecek kitaplarının dahi ''suç delili'' görüldüğü bir garabet dava: Alıntı:
Hocaları meseleyi özetlemiş: ''Şaşkınlar, çünkü felsefeciler; eskiden merak duygusuydu felsefeyi güdüleyen, artık şaşkınlık. Nasıl olur da siyaset ile "suç"u birbirinden ayrılmazcasına özdeşleştirenlerin tersinden, "suç"un siyaset sayıldığı bir düşünsel ortam ürettiklerini göremediklerini düşünüyorlar. Gayet düz bir mantıksal işlemin sonuçlarını görmekten yoksun aczin, çok daha çetrefil farklı mantıksal süreçler gerektiren "sorun"un çözümüne nasıl merhem olabileceğine dair umutsuzluğa düşüyorlar.'' http://www.sendika.org/yazi.php?yazi_no=43629 Öğrenci değil ama üniversitede ''araştırma görevlisi'' olan Uraz Hoca'nın başına gelenleri de örnek vermek istiyorum. İstiyorum, çünkü Akademik İdari kadronun nasıl ''polis zihniyetiyle'' çalıştığı, akademinin içini nasıl boşalttığını görmek gerekiyor: Alıntı:
Marmara İletişim Dekanı ve CBÜ rektörü örnekleri akademinin 12 Eylülden beriki sefaletinin ve içine düştüğü bataklığın ibretlik örnekleri. Akademik personel değil de adeta ''devleti koruma memuru''işlevine koşulmuş akademilerde öğrenci olmak da öğretmen olmak da; hele hele ''siyaset yapmak'' da epey cesaret isteyen bir iş... |
Albatross da uygun görürse moderasyondandaki arkadaşlardan bir ricam var. Başlığın ilk kelimesini "okullarda" olarak değiştirelim ve benim açtığım şu başlıkla bunu birleştirelim:
http://65.18.198.4/forumlar/showthread.php?t=27619 |
|
Alıntı:
Yönetici arkadaşlar başlığın ismini ''okullarda'' olarak değiştirebilir... |
İstanbul Bayrampaşa’daki İsmail Erez Endüstri Meslek Lisesi’nde dün sıradışı bir olay yaşandı. Kantindeki pahalı ve kalitesiz yemekleri yemek istemeyen öğrenciler evden yemeklerini getirince okulu basan 12 sivil polis öğrencileri tehdit etti...
Abdülmelik Y, sadece kendisinin değil başka öğrencilerin de müdürün odasında yaklaşık 2 saat boyunca tehdit edildiğini, odadan çıkan öğrencilerin ağlamaya başladığını anlattı. Baskılara rağmen dün yemek getirdiklerini söyleyen Abdülmelik Y, yemek getirildiğini gören müdürün ilk tenefüste okula sivil polisleri çağırdığını ifade etti: “Sınıfta masalarımızın üstüne yemek çıkardığımız anda sivil polisler gelip peynir-ekmeğimize el koydu. ‘Burada yemek yemeniz yasak, dağılın gidin’ dediler. 12 sivil polisten 2-3 tanesi sürekli beni izlemeye başladı okulun içinde, tuvalete bile gitmeme izin vermediler. Sonra müdür annemi babamı çağırıp onları da tehdit etti. Eğer beni okuldan almazlarsa kovulacağımı ve başka bir okula da kabul edilmeyeceğim için öğrenim hayatımın biteceğini söyledi”. KAYNAK |
Alıntı:
Karakolda dayak yiyen bir memurun hakkında ''soruşturma açan'' amiriyle okulda dayak yiyen öğrencinin hakkında soruşturma açan okul müdürü hem ''insani'' hem de ''zihni'' açıdan benzer bir izdüşümü yansıtırlar. Eğitim sistemini çevreleyen bu tarz baskıcı, despot ve keyfi uygulamalara son verecek mekanizmaların derhal ''işlerlik kazandırılması'' gerekmektedir. Gerek mağdur öğrenci gerekse akranları ve diğer öğrenciler bu olaydan sonra ''haklarını aramak'' noktasında sindirilmiş, korkutulmuş ve ezilmiş olmalarıysa ayrı bir sorun. |
Alıntı:
Siz bu çocukların yumurta attığına bakmayın; bunlar, deve kuşu yumurtasından helyum bombası üretecek denli hergeledir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Kimi tuvalden bomba çıkarır. Kimi lise diplomasıyla ''dil tarihçiliğine'' soyunur. Kimi ''genetik bilim''e el atar. Eskiden bir şey söylenirdi: Herkes kendi işini yapsa bu ülke 3 gömlek daha kaliteli bir yer olabilir. İmamdan Evrimci; okul müdüründen genetikçi; ressamdan terörist çıkarmaya uğraşacaklarına asli işlerini yapsalar keşke. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:58 . |