Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Konu-dışı (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=12)
-   -   Esrarengiz Olaylar (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=27708)

Kirmizi 25-03-2012 14:54

Esrarengiz Olaylar
 
Öncelikle belirtmek isterim ki ; Aşşağıda yazan hikayeleri ben kaynağından , kitaptan birebir okudum.Kitabın içinde ispat için konulmuş fotoğraflar , tarihler , yaşayan kişilerin adres ve isimleri de vardı.Olayları '' Ya dalga geçiyorlardır '' gibi geçiştirmeden , sizce neler olmuş olabilir paylaşalım istedim.

Kitap : Berrin Türkoğlu - Yaşanmış Esrarengiz Olaylar.

Yaşanmış olaylara geçiyorum.


Yaşayan Kişi: Odabasi Ailesi
Yaşandığı Yer: Izmir
Yaşandığı Yıl: 1993


Olaylarin baslamasindan önce de zaten
eski olan ev, olaylarin baslamasindan sonra tam anlamiyla harabeye dönmüstü.. Olaylar çevrede duyuldukça, neler olup bittigini merak eden komsular eve akin ediyorlardi. Sonunda konu basina kadar intikal etti.
Olaylarin meydana geldigi evde oturan Maksut Bey, ailece yasadiklari
olaylardan dolayi sasirmis bir sekilde; balta, testere, keser, çekiç gibi aletlerin evde nasil havada uçustugunu komsularina anlatirken bile olaylar devam etmektedir.. 21Eylül 1993 tarihinde olayi incelemek için tarafimizdan görevlendirilen bir grup Izmir'li arastirmaci, söz konusu eve gitmis ve esyalarin kendiliklerinden hareket ettiklerine onlarda sahit olmuslardy. Izmirli arastirmacilarin sordugu sorulara, Maksut Odabasi'nin verdigi cevaplar, olaylarin ne denli
ürkütücü boyutlarda oldugunu gözler önüne seriyordu:
*-Evinizde meydana gelen olaylari anlatir misiniz?
-Yasli boyacilikla geçimimi saglayan orta halli bir aileyiz.
38 senedir bu evde oturuyoruz. Ilk defa böyle bir olayla karsilastik.
Ne yapacagimizi bilemiyoruz. Sasirmis durumdayiz. Olaylar iki buçuk ay önce basladi. Bu geçen süre içinde evde kirilmadik nerdeyse hiç bir esya kalmadi. Çevreyi görüyorsunuz ev harabeye dönmüs durumda.
*-Su kenarda iple baglanmis aletler duruyor onlari sizmi bagladiniz?
-Evet havada uçmalarini önlemek için ben bagladim. (Tam bu sirada evdeki
bazi esyalar hareket etmis ve Izmirli arastirmacilar olaylara sahit olmustur.)
*-Az önce bir bardak kirilmasina sahit olduk ayrica ütünün kendi kendine
hareket ettigini gördük. Bu olaylar sizi tedirgin etmiyormu?
-Eh..Artik alistik. Normal geliyor..
*-Bu olaylar size zarar veriyor mu?
-Hayir henüz ev halkina hiç zarar gelmedi. Yumruk büyüklügünde taslar
bize çarpiyor ama hiç canimiz acimiyor.. Günün her saatinde olaylar devam ediyor..


Bir başka olay

Olaylar Camide gerçeklesmektedir. Camiyi hayir için yaptiran Katip Sinan öldükten sonra caminin girisinin sag tarafinda bulunan mezara defnedildi. Gömüldügü günün gecesi herkesin uyudugu bir saatte Katip
Sinan'in tabutu mezarindan disariya dogru yükseldi Ve caminin kubbesinin yanina yerlesti.. Tabutun üzerindeki onca topraga ragmen yükselerek caminin kubbesine yerlesmesi o yillarda halkin dehsete kapilmasina neden olmustur. Olayin ögrenilmesinden sonra, bu olaya bir anlam veremeyen caminin imami ve çevre sakinleri, tabutu asagiya indirerek yeniden mezara yerlestirdiler...
Ertesi gün sabah namazi kilmak için camiye gelenler hayretlere düstüler. Çünkü Katip Sinan'in tabutu tekrar mezarindan çikmis ve caminin kubbesinin yaninda durmaktaydi. Olay içinden çikilmaz bir hal almisti. Çevre sakinleri endise içindeydi. Tabut
indirilerek yeniden mezara konuldu Fakat Katip Sinan yere inmemekte
kararliydi. Üçüncü gece tekrar yükselerek yine ayni yere geldi.
Isin içinden çikamayan imam ve çevre sakinleri bu isin içinde bir keramet oldugunu düsünerek tabutu orda birakirlar ve halen tabut
caminin kubbesinin yanindadir.. Kitapta resmi bulunmaktadir..
Caminin adreside "Yasanmis Esrarengiz Olaylar" adli kitapta yazmaktadir..

Bu da Resim : http://www.sanalda1numara.net/attach...8520013690.jpg

vartor 25-03-2012 16:32

Paranormal aktiviti diye birsey yoktur; hepsi de sahnelenmis olaylardir. Aksini kimse ispat edememistir. Tabi ki bunyen inanmaya musait ise, kabullenmeye daha hazir sayilirsin. mesela nedense cin gordugunu iddia edenler hep imanlilardir. Bir tane ateist cin godmemistir. Olmadigini bildigi birseyin gorunmesi, hayal dunyasinda bile gerceklesemez.

rastaman 25-03-2012 20:18

Alıntı:

vartor´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 435480)
mesela nedense cin gordugunu iddia edenler hep imanlilardir. Bir tane ateist cin godmemistir.

Bir ara Türkiyedeki reenkarnasyon iddialarına bakmıştım,tamamı Hatay bölgesinden.:)Bu ülkede bir tek Nusayrilerin inancında var reenkarnasyon.

ozgur_beyin 25-03-2012 22:09

sevgili kırmızı sen ömer seyfettin'in bir hikayesi vardır'' keramet''
senin kide ona benziyor.


Keramet 12903

Yangın yarım saatten beri devam ediyordu. Fakat mahallenin ahalisi iki ev sonra söneceğine inanıyorlardı. Çünkü bir değerli kişinin türbesi vardı. Mümkün değil, o tutuşmazdı! Şiddetli bir kıble rüzgarı esiyor, alevleri, kıvılcımları saçan tahta parçalarını, türbenin üzerine altındaki evlerin çatılarına fırlatıyordu. İtfaiye bölüğü, tulumbalar son gayretlerini sarf ediyorlardı. Polisler etrafı ablukaya almışlar, kaçırılan eşyanın yağmasına meydan vermiyorlardı. Çiroz Ahmet etrafına bir göz gezdirdi. Bu kaşarlanmış bir külhanbeyi idi. Onca yangın demek vurgun demekti. Ama mahalle çok fakirdi. Biliyordu ki, şu yanan zavallı kulübeciklerin içinde yatak yorgandan başka bir şey yoktu. Halbuki vurgunda adet “yükte hafif, pahada ağır şeyler”i bulmaktı. Allah belasını versin! Faydasız yangın! diye başını salladı. Ahali türbenin önüne toplanmıştı.
-Buraya gelince söner! diyorlardı.
Çiroz Ahmet, yeşil boyalı türbenin penceresine sokuldu. Kör bir kandilin hafifçe aydınlattığı sandukaya baktı. Başı ucunda iki büyük şamdan duruyordu. Sandukanın iki tarafında iki seccade yayılı idi. Açık rahlelerde büyük Kuranı Kerimler yan gelmiş yatıyorlardı. Çiroz Ahmet kelepir karşısında parlayan bir Yahudi gözüyle bunlara baktı. Askeri bir hesap yaptı. İçinden “şamdanlar onar liradan yirmi... seccadeler on beşerden otuz... kitaplardan mutlaka yazmadır. Yirmi de onlara de! etti yetmiş...” dedi. Yeşil boyalı kapıya gitti. Çiroz, kemikli omuzlarıyla kapının kuvvetini yokladı. Sonra kilidine baktı. yavaş yavaş dayanmaya başladı.
Halk yangınla meşguldü. Çiroz Ahmet son derece kuvvetli idi; hani o yalnız külhanbeylerine mahsus, bahusus, idmansız, sporsuz, gizli, harikulade kuvvet... dayandıkça kapı çatırdamaya başladı. Nihayet küt etti açıldı. Çirozun içeriye girince ilk işi kör kandili üflemek oldu. fakat alacağı şeyler her ne kadar pahada ağır ise de yükte öyle pek hafif değildi. Zihni hemen bir vurgun planı tertibine başladı. Plan zihninde teşekkül ettikçe, Çiroz “neticeyi” beklemiyor, ayrıntısını uyguluyordu. Şamdanların mumlarını yere attı. Rahlelerdeki kitapları alıp belinden çıkardığı Trablus kuşağına sardı. Sonra biraz durdu. Burnunu kaşıdı. Yavaşçacık seccadeleri topladı; bunları beygiri,n üzerine çul vurur gibi, sandukanın üzerine örttü. Şimdi kapıdan çıkmak lazım geliyordu. Ama dışarısı dolu idi. Sandukaya dayandı. Biraz düşündü. Kavukta bırakılacak bir şey değildi. Üzerinde sırmalı bir çevre vardı. Sanduka birden bire kaydı. Çiroz Ahmet düşmemek için toplantı. Acaba evliya diriliyor muydu? Durdu, baktı, gülümsedi. “Vay canına, yere mıhlı değilmiş be!” dedi. Eğildi, altına bakmak için sandukayı kaldırdı. Bu gayet hafifti. İnce tahtadan yapılmış, üstüne yeşil çuha kaplanmıştı. Zihnideki çıkış planı tamamlandı. Kitaplarla şamdanları kucakladı, sandukanın altına girdi. Yavaş yavaş yürüdü. Durdu. Sandukanın altından elini çıkarıp yavaşça kapıyı açtı. Sol taraf caddeye çıkıyordu. Yakalanmak ihtimali vardı. Sağ taraftaki sokak tenha idi. Viranelikler çoktu, ama yangın o tarafta idi. Herkes o tarafta birikmişti.
Çiroz Ahmet, sandukanın altında uzun müddet düşünmedi. Paldır küldür kapıdan çıktı. Gürültüye başını çeviren halk şaşırdı. Herkes olduğu yerde kaldı. İşte evliya kalkmış yürüyordu. Tulumbalar durdu, şiddetle esen rüzgar birden bire durdu. İtfaiye askerleri korkularından ellerindeki baltaları, kancaları, hortumları düşürdüler. Sanduka yangına doğru yürüyordu. İki tarafa açılıp yol veren ahali korkudan titriyordu. Sanduka, korkunç manevi bir heybetle sallana sallana aralarından geçti, karanlıkta kayboldu.
* * *
Türbeden evvelki iki evde ateşten kurtulmuştu. Yanmayıp evliyasız kalan türbe, yine mahalledeki kutsiyetini korudu. Yalnız, okuyanlar eskisi gibi yüzlerini boş binaya çevirmiyorlar, kıbleye bakıyorlar, “iki gözüm, yangın gecesi bu tarafa gitti.” diyorlardı.

bu hikaye kesmezse haikat yayın evinin (enver ören ihlas holding) evliyalar ansiklöpedisini al ve oku. şahitli ispatlı!! ne hikayeler var .bir bilsen

rastaman 25-03-2012 23:40

Duyduğum,bildiğim paranormal hikayeler arasında ciddiye alınabilecek bir tek şuna rasladım.

http://www.turandursun.com/forumlar/...9&postcount=22

Onuda kendimce açıkladım.

spartacus 26-03-2012 21:23

Genelde bunlar esrarengiz değilde, insanların inancıyla ilgili aslında. Mesela öyle müritler tanıdım ki, şeyhi görünce dizlerinin bağı çözülen. Bu psikolojide insanların bu tarz efsaneler üretmesi bence normaldir. Çünkü, bu durum psikolojik sağlığın bozulduğu koşullardan doğuyor.

Esrarengiz mi? Ali cengiz mi? Kişinin kendi kendisini şartlandırması mı? Her neyse....


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:34 .