![]() |
Alo Öğretmen İspiyon Hattı
Derste bir öğrencinin sorusu yanıtlamak için Darwin'i ve evrim teorisini anlatan Fen bilgisi öğretmeninin ceza aldığı bir ülkede, küpe takan erkek öğretmenin cezalarla soruşturmalarla boğuştuğu bir ülkede, taciz edilen kız öğrenciyle müdür ilgilenmeyince kızı koruyan olayı polise bildiren öğretmenin sürekli saçma sapan sebeplerle kınamalarla uyarılarla boğuştuğu bir ülkede böyle bir gammazlık hattının iyi niyetle açıldığını hiiiç sanmıyorum.
------------------------------------------- - “Allooo.” - “Buyurun.” - “Ben falan yerden arıyorum. Falan okulda görev yapan filan isimli öğretmen hakkında çok önemli bir ihbarda bulunmak istiyorum.” - “Hangi konuda?” - “Malum öğretmen, öğretmenlik mesleğine yakışmayan her türlü ahlaksız, münasebetsiz, rezil şeyleri yapıyor.” - “Ne tür şeyler?” - “Öğrencilere sürekli dayak atıyor, ayrıca sarkıntılıkta da bulunuyor.” - “İsminiz?” - “Gizli.” Tabii ki bu hayali bir telefon konuşması. Ama eğitim camiası, önümüzdeki günlerde bu tür telefon konuşmaları ile oldukça sık bir şekilde karşı karşıya kalacak.. Zira, ‘ispiyoncu’, ‘gammazcı’, ‘şantajcı’ bir kişilik yapısına sahip olan velilere ve öğrencilere artık gün doğdu. ‘Kızdığınız’, ‘gıcık kaptığınız’, ‘tipini beğenmediğiniz’ öğretmenlere hadlerini bildirmek artık sizin ellerinizde. Yapmanız gereken şey, sadece telefonu kaldırmak ve ilgili çağrı merkezinin numarasını çevirmek. Gerisini, size ‘daha iyi bir gelecek’ sunmaktan başka bir gayeleri olmayan (!) çok muhterem ilgililere bırakın. http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr...hp?haber=21571 |
Kimse kendi çocuğunda ya da öğrenci olarak bizzat kendinde bir kusur bulmaz, bulmak istemez. Bu nedenle de suçu en kolay şekilde öğretmene atar.
Aslında yapılması gereken ise ahbap-çavuş ilişkisinin dışına çıkartılabilmiş bir rehber oğretmen kurumunun tam olarak işlerlik kazanması ve herhangi bir sorun ya da şikayet durumunda uzman pedagogların olaya el koyarak bizzat öğrencinin şikayetlerini dinlemesidir. Ancak bunların hiç biri maalesef lkemiz eğitim sisteminde geçerli değildir ve uzun bir süre daha geçerli olacak gibi durmamaktadır. Aslında yukarıdaki sistem, ülkedeki genel hukuk uygulmalarının bir yansımasından ibarettir. İsimsiz ihbarlar ve suistimal edilerek belirli amaçlar için uygunsuz olarak kullanılan gizli tanıklık uygulamasından farklı değildir. Hatta aynısıdır. Bu bakımdan ülkeye ya da eğitim sistemine bir yararı olacağını sanmıyorum. Sistemin uygulanacağı ilk ve orta öğretim kurumlarını, gerek okuduğum dönem, gerekse yakın akrabalarım ve çevrem aracılığı ile bilmekteyim. Sistemin suistimal edilmesi fazla sürmeyecektir. Ekiden öğretmenin arabasını çizen veletler, gelecekte meslek yaşamını zehir edecektir. |
Hem lise hem de ilköğretimde çalışan bir eğitimci olarak bu durumun fazlasıyla suistimale açık olduğuna katılıyorum. Branşım gereği ders anlatmıyorum ama sürekli öğrencilerle iç içeyiz. Çok tehlikeli bir meslek öğretmenlik. Özellikle kız öğrencilere belli bir mesafede konuşmak zorundasınız. Kesinlikle yalnız kalmamalısınız. Hiç ummadığınız beklemediğiniz bir anda kolunuza yapışan iki polisle karşılaşabilirsiniz. Tüm bunlar için öğrencinin sizi gözüne kestirip hoşuna gitmeyecek bir hareketinizi yakalaması yeterli.
Bence bu hat tamamen iktidara muhalif eğitimcileri sindirmek ya da meslekten kolayca atabilmek amaçlı kurulmuş gibi görünüyor. |
Ben de eğitimciyim, meseleye nasıl bakıyorsunuz kozmoz aşkına?
Öğrencilerde sürekli ''öğretmeninde açık arayan bir zihniyet'' yok arkadaşlar. Bilakis, öğrenciler şu haliyle dahi öğretmenlerin keyfi, zaman zaman mütecaviz ve baskıcı tutumları karşısında oldukça savunmasızdırlar. Öğrenciler, özellikle kızlar elbette birtakım ''hatalara'' meyillidir; dahası bu normaldir. Anormal olan öğrencilerin davranışlarını doğru yorumlaması gereken öğretmenlerdir. Örneğin 13-14 yaşlarında ergen bir kız öğrencinin erkek öğretmenlerine ''hayranlık'' duyması gayet normaldir. Hatta bu liselerde biraz ileri gidip ''aşık olma'' durumuna varabilir. Öğretmenlerin yapması gereken şey öğrencisiyle arasındaki mesafeyi doğru ayarlaması, onların hassasiyetlerini bilmesidir. Kusura bakmayın da 13-14-15 yaşındaki ergen kızlarla sarmaş dolaş olan öğretmenlerin hareketlerini o yaştaki çocukların ''doğru yorumlamasını'' beklemesin kimse. Kaldı ki şiddet ve cinsel taciz vak'alarının bu denli göz ardı edildiği ülkemizde, böylesi hatlar bazı bakımlardan faydalı sonuçlar da verebilir. Öğrenciler, kendileri olmasa dahi arkadaşlarının başına gelen yahut şahit oldukları bir vak'ayı kolayca haber edebilir. |
İyi de derste Darwin'i anlattı diye ceza yiyen öğretmen var. Kulağı küpeli diye, ceza yiyen erkek öğretmenden tut kısa kollu tişört giydi diye öğrencilerinin önünde ahlaksızlıkla suçlanıp bir etkinlikte konuşturulmayan kadın öğretmen var. Bunları yapan bir hükümetten bahsediyoruz. Bu yaptıklarından sonra bunun ardında iyi niyet aramak mümkün mü? Sendikalı, sol görüşlü hükümete yandaş olmayan öğretmenleri tasfiye etme planıdır bu ancak.
|
Alıntı:
Bu sebeple mesai arkadaşları ile ya da amirleri ile ahbap-çavuş ilişkisinden bağımsız konumlanmış rehber öğretmenlerin okullarda bulundurulmasının öncelikli amaç olduğunu düşünüyorum. Bu tür şikayetler her zaman olabilir ve olmalıdır da. Ancak sorun ile ilgilenme işi gücü elinde tutan ve "testi kırılmadan çocuğu döveceksin" mantığına sağip bürokratik denetçilerden önce işin eğitimini almış uzman pedagoglarda olmalıdır. Daha adli tıp kurumlarımızda bile bunu sağlayamamışken iyi niyetle getirilmiş olabilecek bu sistemde bu gerekliliklerin sağlanmış olduğunu düşünmek zor. Ayrıldığım nokta, niyet iyi ancak teknik yetersizlikler nedeniyle suistimale açık. |
Alıntı:
Alo 147 öncelikle ''cinsel taciz ve şiddet'' vak'aları için düşünülmüş bir şikayet hattıdır. Ki, bu iki mesele eğitim sisteminin üzerine çok fazla eğilinmemiş iki ''mesleki hastalığı'' gibidir. Özellikle fiziki yahut psikolojik şiddet. Özellikle lise branş öğretmenlerinin bu konudaki genel psikolojisi şudur: Artık çocuklara ''bağıramıyoruz'' dahi, çocuklar şikayet edebilir! Verdiğiniz örneklerin ''alo 147'' hattıyla alakası da yok. Böyle bir hat olmasa dahi, öğretmenin giyim kuşamından tutun da bazı ''meşru'' davranışlarından ''suç'' peydahlamak isteyen idareciler bunları zaten kullanmakta. |
Alıntı:
Geçenlerde 6. sınıf öğrencilerime ''Aranızda bugüne kadar dayak yememiş kaç kişi var? '' diye sordum. Sınıfta o an on erkek öğrenci vardı. Ve tamamı bir sefer de olsa dayak yemiş! Bu nedir biliyor musunuz? Apaçık bir ''mesleki yetersizlik'' sorunudur öncelikle. Her ne kadar ''karşı olsam da'' özel eğitim kurumlarında(örneğin dersanelerde) dayak vak'aları yok denecek kadar azdır. Oysa milli eğitime gelince durum değişiyor. Bu ciddi bir sorun ve duyarlılık gösterilmeli. İşin kötü tarafı da şu: Birçok veli, öğrenciye atılan tokatı ve psikolojik şiddeti ''meşru'' görüyor. Daha ilköğretim çağındaki çocuklar, gerek aile-sosyal çevre; gerekse eğitim çevresi bağlamında bir şiddet sarmalının içine hapsolmuş durumda. Daha da felaketi şu: 6. sınıftan bir öğrencim dayak olayları söz konusu olduğunda ''Hocam biz de bazen hakkediyoruz'' diyebiliyor! Bana bir zeusun kulu cinsel şiddeti ve tacizi hakkettiğini düşünen mağdur bir kadınla dayağı hakkettiğini düşünen öğrenci psikolojisi arasında büyük bir fark olduğunu iddia edebilir mi? Zaman zaman suistimal edilecek dahi olsa, böylesi bir hat nereden bakarsanız bakın zaruri, gerekli ve olumludur. Kaba, çıplak ve psikolojik şiddetin böylesine toplumsallaştığı, adeta alelade bir meşruiyete sahip olduğu bir ortamın değişmesi gerekiyor. İster kadın ister erkek olsun, asgari duyarlılığı olmayan herkes bu şiddet sarmalının bir biçimde içinde maalesef. Rehberlik servislerinin ''ahbap-çavuş ilişkisi''ne gelince... Çok açık söylüyorum: Cinsel taciz o derece yaygın ve travmatik ki rehberlik servisleri bunlardan korkuyor. Evet, korkuyor. Özellikle ''ensest'' vak'alarında suç bildiriminde bulunacakları zaman, adli süreçlerin de içinde yer alacakları için çocukların ailelerinden gelebilecek tehdit ve saldırılar öğretmeni korkutmaktadır. Bunun sayısız örneği mevcut. Sırf bu nedenle okul değiştiren ya da istifa eden öğretmenler var. Bu konuda gerekli hukuksal alt yapı olmalı. Mevzuatlarda ciddi eksiklikler var. Örneğin öğretmenlerin ''tanık gizliliği'' ve ''güvenliği'' sağlanmalıdır. Bu konuda ciddi tedbirler alınmalı ve sosyolojik saha araştırmaları yapılmalıdır. Bilmeyenler için söylüyorum: Cinsel şiddet vak'alarının suç motivasyonları üzerine yapılmış akademik çalışmalara göz atsınlar. Ayrıca, bu vak'aların hangi kaynaklardan geldikleri araştırılsın. Şayet bu araştırmalara göz atılırsa ''yakın çevre''nin (aile, komşu,arkadaş, fırsatçı eş-dostlar) ne denli kritik olduğunu göreceklerdir. Bu bağlamda, ''şiddet ve taciz'' vak'alarında öncelikle önlem alınması gereken yerler çocukların yakın sosyal ilişkide oldukları alanlardır... |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:00 . |