Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   Tek Devlet, Tek Millet, Tek Vatan, Tek Din! (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=27923)

Jolly Jocker 07-05-2012 04:32

Tek Devlet, Tek Millet, Tek Vatan, Tek Din!
 
Başbakan gene coştu. TSK'nın, CHP çizgisindeki köşe yazarlarına müdahele etmesi karşısında, ''bana dokunmayan yılan bin yaşasın'' tutumu alıp bugüne dek taktığı demokrasi maskesini bir çırpıda atıverdi. Yetmedi, yaptığı konuşmada klasikleşmiş ''tek devlet, tek millet, tek vatan'' tekerlemesine ''tek din''i de ekleyiverdi. Tek din! Yani ya sünni müslümansın ya da cumhurbaşkanının Ermeni vatandaşlar için dediği gibi ''yabancısın!'' Tek din vurgusuyla, laikliğin son kırıntıları da tarihe karışmış oldu haliyle. İşin garibi, eskiden olsa kıyamet kopardı; şimdi ortamı nasıl düzledilerse kimseden, hiçbir kurumdan ses çıkmıyor.

Kemalizm başbakanın bile beklemediği kadar kolay yenildi. Gerçi Lenin yüz sene öncesinden bizi uyarmıştı, demişti ki emperyalizm çağındayız ve bu çağda demokratik devrimler de ancak proleteryanın öncülüğünde gerçekleşebilir, çünkü burjuvazi ilericiliğini yitirmiştir. Çok geç kalmış bir burjuva akım olan kemalizmin çuvallaması kaçınılmazdı. Ondan birşey bekleyenler ne beklemişlerdi ki zaten? Neyse, ''Allah rahmet eylesin'', biz sosyalizme daha sıkı tutunuruz olur biter.

Ne diyordum? Tek din diyordum. Daha doğrusu başbakan diyordu. Gerçi devletin bir makul vatandaş tanımı olduğunu ve bunun içinde sünni müslüman olmanın da yer aldığını zaten biliyorduk. Türk olacaksın, erkek olacaksın, heteroseksüel olacaksın, mülk sahibi olacaksın, sünni müslüman olacaksın. Eskiden bu son madde, yeri gelince rakısını içen başı açık bir sünni müslümanlık idi, şimdi bu değişti sadece. Artık pahalı başörtüleri makbul ve içki zinhar günah! İşte demokratikleşme dedikleri ikinci cumhuriyetin özcesi budur. Elbette temelinde emperyalizmin yeni yönelimleri yatıyor ama biçimsel olarak özcesinden bahsediyorum.

Bu topraklarda Bizans'tan beri devletin her zaman bir resmi dini vardı. Dersim katliamından cem evlerinin yasaklı olmasına, her inancın vergisiyle sadece sünnilik propogandası yapan Diyanet'ten birer asimilasyon dersi olan(yoksa ''ikna sınıfları'' mı desek?) zorunlu din derslerine dek bunu görüyorduk zaten. Cumhuriyetin ilk döneminde bile, güya inanç önemli değildi ama gayrimüslimler hep ''misafir'' görüldü özyurtlarında. Hatta nüfus mübadelesinde bu ''laik ülke'' Türk olan, Türkçe konuşan Karaman hıristiyanlarını sırf müslüman değiller diye sürdü Yunanistan'a. Zaten böyle acayip bir ''laikliğimiz'' vardı. Kısacası, laiklik falan yoktu ortada. Devletin geleneksel dinini yorumlayış tarzı biraz ''çağdaşlaşmıştı'' hepsi bu. Şimdi bundan vazgeçildiği başbakan eliyle ilan ediliyor.

Tek vatan vurgusu da ilginçtir. Sermayenin 'globalleşmesi' ve yağma 'hürriyeti' söz konusu olunca vatan matan tanımayan egemenler, iş halkların kültürel haklarını ve kimliklerini tanımaya gelince birden vatansevici olurlar! Ya tek millet vurgusuna ne demeli? Kürt halkının ulusal hakları meselesinden de evvel, ben başka bir soru sormak istiyorum. Ne milleti yahu? Millet nedir? Dini-mezhebi farklı, ideolojisi farklı, sınıfı-çıkarları farklı, yaşam tarzları ve değer yargıları farklı insanlar neden sırf aynı dili konuştukları için millet çatısı altında birlik olsun ki? Zaten hepsi aynı dili de konuşmuyor. Örneğin başbakan, ateistleri veya Alevileri sırf onlar da Türk olduğu için çok mu seviyor sanıyorsunuz? Geçiniz...

Sonra ne dedi? Tek devlet dedi... Cısss, tehlikeli konu. O zaman soru soralım hemen. Hani devleti küçültüyordunuz? Burjuva çıkarlar söz konusu olunca kuşa çevirdiğiniz devlet, halklara hakkını vermek söz konusu olunca mı aklınıza geliyor? Liberal geçinenler bile Kürtleri karşılarında görünce birden devletçi olup ''Türkiye Türklerindir!'' diye höykürmeye başlıyorlar. Şovenizm, sen nelere kadirsin!

Başbakan konuşmasında, kendilerinin ''dinin milliyetçisi olmadıklarını'', her inancın ve inançsızların da haklarını korumakla mükellef hissettiklerini söylüyor. Acaba Alevilerin haklarını nasıl koruyacak? Sivas davasını düşürerek mi, yoksa Ebu Suud Efendi fetvalarıyla mı? Ya ateistler? ''Tinerci'' muamelesi yaptığı bu insaların hakkını nasıl savunacak acaba? Hıristiyanları nasıl savunacağını ise Hrant'ı koruyamamalarından biliyoruz.

Son bir söz de başbakanın bu sözlerini görüp şaşıran liberallere olsun. Jeton yeni mi düştü kardeşler? Devrimciler size çok önceden söylememişler miydi bugün olanları? Zaten ne bekliyordunuz ki? Kendi dogmalarını eleştiremeyenlerin resmi ideolojiyi eleştirmelerinden ne sonuç çıkacağını bekliyordunuz? Yıkımı iyi yaptınız da, kuruculuğu hiç yapmadınız. Sayenizde tek tipçilik, otoriteryanlık, tepedencilik, toplum mühendisliği v.s. el değiştirdi. Aman ne büyük değişim değil mi! Demokrasi geldi, çiçekler açtı! Ama biz demiştik, ileri demokrasi değil eski faşizmin biçim değiştirmesi demiştik. Sanki bunlar islamcılarda yoktu da bugün başbakanın söylemlerini görünce şaşırıyormuş gibi yapmayı kesiniz. Ve bu ülkeye daha fazla zarar vermeyiniz.

Sizin eleştirileriniz hep tek yönlü oldu. Kemalizm eleştirinizin onda birini zamanında AKP'ye yöneltebilseydiniz, şimdi tiyatroya bile ayar veren hükümeti görünce oturup ağlamazdınız. Demokratikleşmeyi sermaye ve emperyalizmin vesayetinden soyutlayıp sınıf ilişkilerini görmezden gelir ve işi sadece siviller ile askerler arasındaki çatışmaya indirgemeye devam ederseniz, bugün bu pek sivil hükümetin yaptığı icraatlere şaşırmaya da daha çoook devam edersiniz. Askeri vesayetin ardındaki emperyalist-kapitalist sistemi ve aynı sistemin dinciliği de nasıl kullanagelmiş olduğunu göz ardı etmek, bugün liberallerin şaşkınlığının temelini oluşturan yegane teorik hatadır. Başbakanın her lafı, liberallerin geçmiş tezlerini yerle bir ediyor. Bari özür dilemeyi bilseler...

Ne diyorduk? Tek devlet, tek millet, tek vatan, tek din... Aklıma şarkı geldi. ''Tek tek, ağardı bak saçlarım tek tek... Tek tek, bıraktılar beni tek...''

Jolly Jocker 08-05-2012 18:56

Ahmet Altan da bugün Taraf'ta bu konuya değinmiş. Başbakanı çok sert eleştirmiş. Tek din vurgusunun laikliği ihlal etmek olduğunu, bunun suç olduğunu, toplumu böleceğini, hatta iç savaş bile çıkarabileceğini belirtmiş. Biz, laikliğin yanı sıra demokrasiyi de geliştirelim derken başbakan neler söylüyor demiş, tek din vurgusuna şaşırdığını belirtmiş.

Güzel yazmış. Ama başbakanın bu sözlerine şaşırması enteresan. Böyle olacağını bilmiyorlar mıydı? Devrimciler onları başından beri uyarmıştı ama demedik laf bırakmamıştılar. Şimdi devrimcilerin dediğine geldiler. Liberaller, başbakan'ın geleneksel din algısının anti-demokratik ve anti-laik içeriğine dair en küçük bir eleştiri yaptı mı bugüne dek? Peki o cenahtan bu konuda bir özeleştiri duyuldu mu? Şimdi niye şaşırıyorlar ki! Resmi ideolojiye yapılan haklı eleştirilerin onda birini geleneksel muhafazakarlığa yapmadılar. Bu eleştiriyi dün yapmayanların bugün şaşırmaya hakları yoktur.

Başbakan, halkı sadece din düşünüp başka hiçbir değeri olmayan yekpare bir kütle sanıyor. Bugüne dek CHP'nin laiklik mevzuunu vesayet düzenini sürdürmek için istismar etmiş olması, laikliğin beş paralık önemi olmadığı ya da kötü birşey olduğu anlamına gelmiyor. İnanç ve ibadet hürriyetidir laiklik. Bu, demokrasi için de gereklidir. Bu konuda fikrini söyleyen herkese CHP'li muamelesi yapmanın, din konusunda konuşan herkese El-Kaideci muamelesi yapmaktan farkı yok. Liberaller önyargılarını aşmalı artık. Tek din dayatması hiçbir demokraside olamaz. Başbakan yanlış şeyler söylüyor.

Tek din demek, o din dışında kalan inançların yasaklanması, en azından kendi özyurtlarında ''yabancı'' ve ''misafir'' görülmesi, bir şekilde ötekileştirilmesi demektir. Savunulacak bir tarafı yok. Bugüne dek bu ülkede gerçek bir laiklik yoktu. Zorunlu din derslerinden, Diyanetten, devletin dinin içeriğini belirlemeye kalkmasından biliyoruz bunu. Ama bunun çaresi, gerçek bir özgürlükçü laikliği hedeflemektir, yoksa tek din vurgusuyla daha da beter hale getirmek değil. Başbakan neden yaptı ki bu vurguyu? Başka dinlere inananlar da onunla eşit olsa ne kaybeder? Eğer zaten eşit olacaklar denecekse, o halde tek din vurgusu neyin nesidir?

ALKA 08-05-2012 20:13

Kudurmuş alışmıştan beter derler ya, bizimkisi de o misal. Mazallah tek din de yetmez yakında tek ırk diye de tuttururlar.

vartor 08-05-2012 21:09

Haklisin ALKA Bunlarda iman mantigi yok ettiginden, akillarina da hitap edemezsin. Uzucu bir surece girdik, zaten olmayan laikligin son kirintilarina bile el attilar.

istatistik 08-05-2012 22:22

Bugün TRT ile imzalanan bir protokole göre TRT Anadolu kanalı günde 12 saat Diyanet TV olarak yayın yapacakmış. TRT Çocuk kanalında bulunan Pepe gibi bir karakter yaratılmış (Yusuf) ve bu namaz kılıp umreye gidecekmiş. Amaç ise islamın doğru anlaşılmasını sağlamakmış.

ALKA 08-05-2012 22:56

Arkadaşlar uzun bir alıntı olacak maruz görün ama Taraf gazetesinden Ahmet Altan söylenmesi gerekenleri söylemiş. Buraya alıntılıyorum, konu üzerinde düşünmeye değer.

Tek din

Önce inanamadık.

Bir hata vardır herhalde dedik, baktık hata yok.

Belki dili sürçmüştür, dedik, arada bir oluyor, sonra toparlıyor.

Yoo, ertesi gün aynı lafı aynı biçimde yeniden söyledi.

O zaman anladık ki ciddi bir sorunla karşı karşıya Türkiye.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, bizim inanmakta zorluk çektiğimiz lafını “devletin kırmızıçizgilerini” sıralarken söylemişti.

“Tek millet, tek devlet, tek bayrak” diye başlamış ve “tek din” diye bitirmişti.

Diğer “tek”ler tartışılabilir.

Ama “devletin kırmızıçizgisi tek din” dedin mi ağır bir suç işlemiş olursun.

Bu, laiklikten çıkmak demektir, Anayasa’yı ve yasaları çiğnemektir.

Adam öldürmek nasıl suçsa, “Türkiye Cumhuriyeti devletinin kırmızıçizgisi tek din” demek, devleti “din”le bağlamak, tek dinin dışındaki her inancı “suç” kabul etmek, vatandaşlarını “devletin” seçtiği dini benimsemeye mecbur bırakacağını açıklamak da öyle suçtur.

Hatta bana sorarsanız daha da ağır suçtur.

Çünkü böyle bir keyfilikle tek başına devletin “laik” yapısını değiştirmeye kalktığında bu toplum bölünür ve burası Lübnan’dan beter olur.

Çok adam ölür.

Çok kan dökülür.

Bir başbakanın arkasında yüzde elli oy da olsa ülkenin laik yapısını değiştirmeye kalkması, bunu söylemesi, buna kendi başına karar vermesi mümkün değildir.

Arkasında yüzde elli var ama karşısında da yüzde elli var.

Başbakan “laiklikten” çıkmaya kalktığında arkasındaki yüzde ellinin hepsini bulamaz.

Ama şu anda birbirleriyle hiçbir şekilde anlaşamayan kitleler, Kürt’üyle Türk’üyle, Müslüman’ı gayrımüslimiyle, Sünni’si Alevi’siyle, Kemalist’i demokratıyla, sağcısı solcusuyla “laiklik” etrafında birleşir.

Büyük bir cephe oluşturur.

Biz, “laiklik yetmez, demokrat da olmalıyız” derken, ilk başlarda bu görüşü destekleyen Başbakan şimdi “demokrasiyi boşver, laiklikten de vazgeçeriz” demeye getiren laflar ediyor.

Ne söylediğinin farkında mı yoksa şuursuzca mı konuşuyor, bunu bilmiyorum.

Bildiğim tek şey, “laiklik” konusu, Başbakan Erdoğan’ın son zamanlarda rüzgârına fazla kapıldığı şımarıklığını aşar.

Ne Başbakan Erdoğan ne de başka birisi, Türkiye’de çok kanlı bir iç savaşı göze almadan Türkiye’yi laik bir düzenden çıkartacak adımı atabilir.

Başbakan’ın medyası ve AKP’nin “muhafazakâr” tabanı, Başbakan’ın her tavrını, her sözünü hiçbir eleştiri süzgecinden geçirmeden alkışlıyorlar ama bu sınırsız destek bizi bir kaosa doğru sürüklüyor.

Bugün Erdoğan’ı destekleyen Anadolu sermayesi bir daha düşünsün bence, bu iç savaş patlarsa ortada ne sermaye kalır ne Türkiye.

AKP yöneticisi Hüseyin Çelik dün Lale Kemal’in sorusu üzerine, “Beşer şaşar, dil sürçmesi olabilir... Laik bir ülkede tek din iddiasında ve imasında bulunmak eşyanın tabiatına aykırıdır” diye bir açıklama yaparak durumu toparlamaya çalıştı ama Çelik’in açıklaması durumu toparlamaya yetmez.

Erdoğan bunu bir defa söylemedi, “dil sürçmesiyle” açıklanabilecek bir durum yok ortada.

Biliyorum AKP yöneticilerinin çoğu koltuklarını kaybetme kaygısıyla Erdoğan’ın keyfilikleri karşısında ezildikçe eziliyorlar ama eğer bu dizginsiz gidişe dur diyemezlerse oturacak koltuk da bulamazlar.

Ciddi bir tavır almak, ciddi bir açıklama yapmak, Başbakan’ı da açıklama yapmaya zorlamak mecburiyetindeler.

Başbakan açıkça suç işliyor.

Korkarım Başbakan Erdoğan nerede duracağını kestiremeyecek bir coşma içinde, bir tür “kendi kendine tapınma” ayinleriyle akıl ve mantıktan kopuyor, her şeyi yapabileceğini, her şeyi söyleyebileceğini sanıyor.

Kendi kendine hayranlığın yarattığı zehirli buğulanma onun gerçekleri görmesini zorlaştırmaya başladı.

Tabii karşısında ciddi bir muhalefet olmaması da bunu kolaylaştırıyor.

Sadece CHP’yi söylemiyorum, BDP de bu keyfiliğe ciddi ataklarla karşı çıkamıyor.

Muhalefetin bu zebunluğu, Erdoğan’ın şuursuzlaşmaya başlayan keyfiliğine çok geniş bir alan açıyor ve Başbakan sonunda “tek din” diyebilecek bir cürete kavuşuyor.

Siz, Başbakan “devletin kırmızıçizgileri” arasında “tek din”i de sayınca muhalefetten güçlü bir ses çıktığını duydunuz mu?

Eğer böyle durumlarda baştan kuvvetli ve etkileyici bir şekilde karşınızdakini uyaramaz ve onu durduramazsanız, sonra iş hiç kimsenin durduramayacağı bir yere varır.

Başbakan freni patlamış kamyon gibi gidiyor.

Başta AKP yönetimi, tabanı, medyası olmak üzere herkes susarsa, bu gidişe engel olmazsa, uyarmazsa, durdurmazsa öylesine korkunç biçimde çarparız ki tarihimizde bir eşine rastlanılmamış bir hercümerç yaşarız.

Laikliği terketmeye kalkan bir Türkiye, sadece bölgenin değil dünyanın dengelerini altüst eder.

Bunun sonuçlarını tahmin edemiyor musunuz gerçekten?

Gördüğünüz şey sizi ürpertmiyor mu?

Bela geliyorum diyor.

Ama bu bela, görülmemiş derecede kanlı olur, bugün susmaktan yana olan herkes de bunu aklına yazsın bence.

https://www.facebook.com/permalink.p...17969781570623

ALKA 08-05-2012 22:59

Alıntı:

istatistik´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 437994)
Bugün TRT ile imzalanan bir protokole göre TRT Anadolu kanalı günde 12 saat Diyanet TV olarak yayın yapacakmış. TRT Çocuk kanalında bulunan Pepe gibi bir karakter yaratılmış (Yusuf) ve bu namaz kılıp umreye gidecekmiş. Amaç ise islamın doğru anlaşılmasını sağlamakmış.

Ülke dinsizliğe doğru sürükleniyor.

Okullarda, televizyonlarda daha önceleri gerekli gereksiz anlatıla anlatıla çoğu insanlara Kemalizm'den nasıl gına geldiyse bu gidişle dinden de gına gelecek.

Bir bakıma kendi ayaklarına kurşun sıkıyorlar..

basitrasin 10-05-2012 07:13

Arkadaşlarımın haklı eleştirilerine bir destek te Başbakandan.
t24.com.tr
Sağlıcakla kalın.

murted 10-05-2012 12:40

Başbakan kime yönelik haklı eleştirilere destek vermiş oluyor? Kendine karşı mı?
Formdan düşüyorsunuz sayın troll.

Ha bir de, sanırım birden fazla yerde söylemişti aynı şeyi. Nasıl bir dilmiş bu yav? Her seferinde mi sürçmüş?

Kendinize zevkli bir başka uğraş bulsanız iyi olur. Artık iktidarın avukatlığını yapmaya gerek kalmadı. Onlar da artık ne olduklarını gizlemek için fazla çaba harcamaya gerek duymuyorlar zira.

Sağlıcakla kalalım...

G Milat 10-05-2012 13:29

Dervişin fikri neyse zikri de o'dur derler. "Dil sürçmesi" savunmasını yapacak kadar da çocuk değildir diye düşünüyorduk ama...


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:27 .