![]() |
Rüyalar
Alıntı:
Bu kısaca rüyaların kişinin kendi kontrolü altında olmasına dayanıyor. Normal rüyalarda mantıklı kararlar alamazsınız çünkü bilinciniz kapalıdır hatta hafıza bölümü kayıda kapalı olduğu için hatırlamazsınız bile. Rüyalar geçici hafızaya kaydedilir eğer lusid rüya görmüyorsanız uzun hafızaya rüyanın ancak %10 u gibi küçük bir kesim geçer :) Rüyaların ne olduğu biliniyor yani buna teolojik bir anlam yüklemeyin. Beynimiz dışarıdan gelen sinyalleri yorumlar, bu şu demek beynimizin içinde bir dünya modeli var, rüya görürken dışarıdan sinyal almasak bile normal hayattada herşeyi kafamızın içinde hissettiğimiz için rüyalardada acı çekeriz tad alırız ve bütün yaşanmış duyguları hissedebiliriz. gerçek dünyada sinirsel iletiler beyin tarafından yorumlanmadıkça bir hiçtir. |
Alıntı:
Hadi ben yanılıyor olabilirim, ancak, her sağlıklı insan gibi psikolojik rahatsızlıkları olan hastalar da rüya görüyorlar. Yapılan çalışmalar öyle gösteriyor ki, hastalarda bu hastaların gördükleri rüyalar farklı özellikler barındırabiliyorlar. 1) Sanrılar Uyku sırasındaki zihinsel aktivite beyinde genetik olarak miras alınan ya da yaşam süresince deneyimlenen anıların saklandığı beyin bölgelerinin uyarılmışlık durumuyla ilişkili. Kişi yaşlandıkça ya da radyasyon gibi dış etkilere maruz kaldıkça sinaptik bağlantılar zayıflıyor ve bu durum uyanıklık durumunda da rüya benzeri bazı sanrıların görülmesine neden oluyor. (Kavanau, 2002) 2) Madde Kullanımı Beyindeki ventral tegmentum bölgesi hem rüya görmede hem de madde bağımlılığında söz sahibi. Çoğu bağımlılığın tedavisi sırasında hastalar madde kullandıklarına dair rüyalar görüyor. Bir grup hasta üzerinde yapılan bir çalışma (Christo & Francy, 1996), tedavi gören hastalardan maddeye dair rüyalar görenlerinin tekrar bağımlı hale gelme olasılıklarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni ise, çoğu bağımlılık yapan maddenin ventral tegmentumdaki dopaminerjik aktiviteyi arttırmasıyla açıklanıyor. Bu aktivite, rüyaları da etkiliyor. 3) Şizofreni Yapılan çalışmalar, şizofreni hastalarının rüyalarının normal gruba göre daha basit ve garip öğelerden arınmış olduğuna dair. Ancak sık sık, içeriklerinde hoş olmayan duygular barındırabiliyorlar. Şizofreni hastaları rüyalara fazla ilgi duymuyorlar. Rüyalarında genellikle gerçek üstülüklerdense normal ancak şiddet yönelimli öğelere rastlanıyor. 4) Manik Depresyon Manik depresif hastalar mani dönemlerine girmeden önce ölüm ve yaralanma konuları içeren garip rüyalar görüyorlar. Bir başka bulguysa rüyalarının depresyon hastalarına göre daha fazla kaygı öğesi taşıyor olması (Beauchemin & Hays, 1995) 5) Depresyon Depresyonda rüya görme sıklığı düşüyor (Kramer, 2000)Bu hastaların rüyalarında mazoşist öğelere, başarısızlık ve felaket senaryolarına rastlanabiliyor. Yine bir başka çalışma (Cartwright, 1984) depresyon hastalarının rüyalarının kendi geçmişlerine yönelik pek çok anı barındırdığını ortaya koyuyor. 6) Zekâ Geriliği Hastalar genellikle basit rüyalar görüyorlar ve içeriklerinde sıkça ev ve ev ortamına dair olaylara rastlanıyor. Erkekler daha saldırgan içerikli rüyalar görüyorken kadınların rüyaları daha renkli oluyor. Bir yerlerden düşme öğesine sık rastlanıyor. (Kramer & Roth, 1979). 7) Travma Sonrası Stres Bozukluğu Hastalar sürekli bir seyir gösteren ve aynı tipte rüyalar görüyorlar. Bu rüyalar genellikle canlı, sanki rüyanın içinde yaşanıyormuşçasına, rahatsız edici ve kolay hatırlanabilir oluyor. Sıkça uyanmalar, motor aktivitesindeki yükselme ve terleme, hastaların rüyalarındaki huzursuzluğun göstergeleri olarak ele alınıyor (Wilmer, 1996). 8)????? Şimdi cevap verirsen sevinirim. |
Rüya nedir?
|
Rüya sadece uykuda mı görülür (Have only seen in a dream during sleep)?
|
:confused:
Bu konu üzerinde başlık açmak istedim, kontrol ettim ve öncesinde açılmış olduğunu gördüm. Ben de güncel kalması açısından buradan ilave ederek devam etmek istiyorum. Konuyu açanın emeğine sağlık.. Alıntı:
Lüsid rüya veya berrak rüya, kişinin rüya gördüğü sırada, rüya gördüğünün farkında olması haline ve rüya gördüğünün bilincinde olduğu bu tür rüyalara verilen addır. Terim ilk kez Oxford Psikofizik Enstitüsü’nden parapsikolog Celia Green tarafından kullanılmıştır. Doğu’nun lüsid rüyaya önem veren bazı mistik ekollerinde üstat, öğrencisine gördüğü psikofizyolojik kaynaklı rüyayı yönlendirebilmesi için imajinasyonu denetleme tekniklerini öğretir. Bu teknikleri uygulayabilen öğrenci, rüyasında vahşi bir hayvan tarafından kovalanmaktaysa, rüyasında bilinçli hale geçer (lüsid rüya hali) ve imajinasyonunu denetlemesi sayesinde rüyanın kalan kısmında bu kez kendisi o vahşi hayvanı kovalayabilir.kaynak Rüyada bilinçlenebilme yeteneğinden ilk olarak 8. yy.’a ait Budist metinlerde söz edilmektedir. Batı’da lüsid rüya 1970’li yılların sonlarından itibaren "uyku laboratuvarları"nda incelenmeye başlanmıştır. Lüsid rüyanın ilk tanımı 1968’de Celia Green tarafından yapılmıştır.[70] Daha sonra Paul Tholey lüsid rüyayı şu niteliklerle tanımlamıştır: Lüsid rüya sırasında kişi, rüya gördüğünü bilir, beş duyuyla algılamaya hemen hemen eş bir algılamaya, özgür iradeye, akla sahiptir, uyandığında hepsini hatırlayabilir, rüyasını rüya gördüğü sırada da yorumlayabilir.kaynak İngilizcesini okumak isteyenler için;kaynak Alıntı:
Alıntı:
5. bölüm diye de adlandırılan REM uykusu uykunun en aktif olduğu dönemdir. Uykunun %20-25’lik kısmına karşılık gelir. Solunum, kalp atışı ve beyin aktivitesi bu sırada artar. Rüyalar sadece REM uykusu bölümünde görülür. EEG (beyin aktivitesini inceleyen alet)’lerin kullanılması sayesinde, rüya görülürken beyinde meydana gelen hareketlilik incelenebilmektedir. Yapılan araştırmalarda, rüya görüldüğü sırada vücudun hareketsiz kalmasına rağmen beynin uyanıkken olduğu kadar çok çalıştığı belirlenmiştir. Psikolog Erich Fromm rüyaları unutulmuş bir dil olarak görür ve geçmişin insanlar için rüya ve hayallerin zihnin en önemli ifadeleri arasında olduğunu söyler. Ona göre rüya sembolleri evrensel, geleneksel ya da rastlantısaldır. Rastlantısal semboller kişiseldir ve bireysel çağrışıma ilişkindirler. Geleneksel semboller ise tek anlamlıdır. Evrensel sembollerin –örneğin güneş- sıcak ve ışık gibi evrensel anlamları vardır. Fromm rüyaların anlamsız veya ilgiye değmez olarak göz ardı edilmelerinin sebebinin onların bizi rahatsız etmesi olduğunu söylemiştir; rüyada gördüğümüz kişi bizim gündüz vakti olduğumuza inandığımız kişiyle uyumlu değildir. Fromm şöyle diyor : “Çelişkili gerçek şudur ki, rüyalarımızda daha az mantıklı ve daha az terbiyeli olmamıza rağmen, daha akıllı ve daha mantıklıyız.” kaynak İslamiyette rüya ile ilgili bazı hadisler/ayetler ; ''İyi kimselerin güzel rüyası Peygamberliğin 48 parçasından biridir.'' (Buhari) ''Artık yeryüzünde müjdeleyicilerden (mübeşşirat) başka peygamberlikten hiçbir şey kalmadı; müjdeleyiciler güzel rüyalardır.'' (Ebu Hüreyre) kaynak Yusuf Suresi 5. Ayet Babası: "Yavrum, rüyanı kardeşlerine anlatma, sonra sana bir tuzak kurarlar; çünkü şeytan, insana belli bir düşmandır. Yusuf Suresi 41. Ayet Ey zindan arkadaşlarım, gelelim rüyanıza: "Biriniz, efendisine yine şarap sunacak, diğeri asılacak ve kuşlar basından yiyecek; işte fetvasını istediğiniz mesele halledildi!" dedi Yusuf Suresi 44. Ayet Dediler ki: rüya dediğin, demet demet hayallerdir, biz ise hayallerin tabirini bilmiyoruz." Yusuf Suresi 101. Ayet Ey Rabbim, Sen bana mülkten bir nasip verdin ve bana rüyaların tabirinden bir ilim öğrettin. Gökleri ve yeri yaratan Rabbim, dünya ve ahirette benim velim Sensin! Benim ruhumu müslüman olarak al ve beni iyiler arasına kat!" dedi. Ne yani, islamiyette rüyaların tabiri var mı , yok mu? Ben anlamadım.. Rüya denilen şey, bence tam anlamıyla bilinç altı kaosu. Uyuduğumuzda bizden beslenen bir yaratık var (bazen sevimli), biz uyanana kadar ,,sıra bende modu,,nda keyif sürüyor :) benden tavsiye; Sigmund Freud - Rüyaların Yorumları (2cilt) ,,Her insanın geceleri uykusunda yaptığı simgesel yaratı eylemini meslek haline getirmiş olan sanatçıların da ''Düşlerin Yorumu''ndan yeni içgörüler kazanacakları inancındayız,, |
devam*
Rüyalar hakkında; -Psikodinamik Görüş: Freud rüyaların, bilinçaltımızdaki düşünce, his ve isteklerin su yüzüne çıkabildiği bir pencere olduklarını düşünüyor. Çocukluğumuza kadar uzanan ve bilinçaltımıza ittiğimiz, bastırdığımız ve kökeninde cinsel arzularla öfke barındıran bu his ve isteklerle rüyalarımız yoluyla yüzleşebiliyoruz. Freud rüyaları ikiye ayırıyor: 1- Gizil anlamlı rüyalar: Bu rüyalar sembolik anlamlar taşıyor ki Freud'a göre psikolojik yorumların bu rüyalar üzerinden yapılması gerekiyor. 2- Görünür içerikli rüyalar: Bu rüyalarsa günlük hayatımızda duyduğumuz, yaşadığımız olaylarla bağlantılı olarak gördüğümüz rüyaları oluşturuyor. Psikodinamik görüşe göre, uyandığımız zaman rüyalarımızı unutuyor olmamızın nedeni bu rüyaların bizde kaygı uyandıran niteliklere sahip olması, haliyle uyanıkken onları bastırma eğiliminde oluyoruz. -Bilişsel Görüş: Bilişsel görüş, rüyaların uyanıkken aklımızı kurcalayan kaygı ve düşünceleri içeren zihinsel işleyişlerin bir sonucu olduğunu düşünüyor.Diğer bir deyişle, rüyaların yalnızca bir düşünce biçimi olduğunu savunuyor. Öyle ki, rüyaların bazen gün içinde çözümünü bulamadığımız kimi soru ve sorunlara çözümler üretebileceğimiz dönemler olduğunu öne sürüyor. Bilişsel görüşe göre rüyalar zihinsel gelişimle ilişki içerisinde.Yetişkinlerin rüyaları, çocuklarınkine oranla daha karmaşık oluyor. -Biyolojik Görüş: Biyolojik görüşe göre uyku, belleğin güçlendirilmesinde çok önemli. Öğrenilen yeni bilgiler uyku sırasında yeniden işlenip yorumlanıyor. Bu görüşe göre, REM dışı uyku sırasında bu yeni bilgiler yeniden gözden geçirilirken, REM sırasında da eski bellek silinerek yeniden yapılandırılıyor. Not : Rüyalara dair bir diğer ilginç bulguysa hayal gücü yüksek kişilerin rüyalarını hatırlama yüzdelerinin daha yüksek oluşu. Bu bulgu rüya hatırlamanın bir karakter özelliği olup olmadığı sorusunu getiriyor akıllara. Araştırmalar, doğası gereği rüyalarını somut yaratıcı ürünlere dönüştürebilen kişilerin rüyalarını daha sık hatırlayabildiklerini destekler nitelikte. Literatürde bu kişilerin karakter özellikleriyse açık fikirlilik, yüksek hayal gücü ve şizotipik yatkınlık olarak sıralanıyor. Kısa bir süre öncesine kadar kaygı ve stres seviyesiyle iliştiriliyorduysa da rüya hatırlamada kişiliğin etkisi daha önemli gibi görünüyor. Ancak yine de gece uykularını bölen kaygı durumlarının da rüyaları hatırlamamıza neden olması yadsınamayacak bir sebep.kaynak Tüm bu bulgulardansa yaratıcılık üzerinde etkide bulunan etmenin öncelikli olarak yetenek ve kişilik özellikleri olduğunu ve bu kişilik özelliklerine sahip kişilerin de rüyalarını daha sık hatırladıklarını çıkarsamamız yanlış olmayacaktır. Sevgiler, |
deneme yazısı,sayfam hata veriyor,mesajım 2 kez yayınlandı
bilginize :) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:29 . |