Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Biyoloji (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=140)
-   -   Beslenme (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29689)

KetoN 03-10-2012 02:01

Beslenme
 
Bende buraya yazayım.. Başlık açamıyorum açmamakta en iyisi sanırım ilk mesajda :)

Biraz önce facebookta bir ateist sayfasından atıldım :) Sebebi "İnsanın protein ve hayvansal yağa ihtiyacı olduğunu" söylemem oldu.. :)

Açayım biraz konuyu : "Mezbalar camdan olsa herkes Vejetaryen olurdu" paylaşımına cevap olarak "İnsanın protein ve hayvansal yağa son derece ihtiyacı vardır" dedim ve muhabbet başladı... (umarım kendisi burada vardır.. bilgisizlik ve bilgiye karşı inadını beni atarak kapatmaya çalışmayacak)

Şunu belirteyim ki Vejetaryen beslenme karbonhidrata mahmumdur.

Kısaca ketendi düşüncemi ve karşı düşünceyi özetleyeyim.

Düşüncem (bilimsel veridir bu düşüncem diyorum hadsizlik olması o konu içerisinde yani) : İnsanların dışarıdan şeker&karbonhidrat almasına gerek yoktur. Vücut enerji ihtiyacını tükettiği yağlardan yada vücutsal yağlarını ketonlara çevirerek karşılar. Bu insanların tek beslenme gerçeğidir. Zira karbonhidrat tüketen insan 3 saat sonra açlık çekerek kendini yorgun güçsüz hissetmeye başlar. Karbonhidrat tüketmeyen şahıs vücudunda bulunan yağ rezevlerini "yağ tüketimine ulaşana kadar" özgürce kullanır ve açlık baygınlık bitkin hissettmez. Bu en basit özeti olmakla birlikte ana konu karbonhidrat tüketen insanların sağlıksızlığıdır. Karbonhidrat kan şekerini yüseltir bununla birlikte vücut insülin salgılar. İnsülin glukozu hücrelere sokar fazla olanıda yağ olarak depolar. Bu kısır döngü sonucu oluşabilecek en temel hastalıklar : metabolik sendrom, diyabet, kalp damar hastalıkları, beyin fonksiyonlarıda aksamalar vs... Metabolik sendrom zaten olayın koptuğu andır. sonra her türlü hastalık ortaya çıkmaya başlayacaktır. Bununla birlik vücudun enerji olarak glukoz kullanması kanseri beslemektedir. Kanser hücreleri glukozla beslenirler.

Vücut glukozdan fakir kaldığında tüketilen yağları ketonlara çevirir ve enerjiyi buradan sağlar. Bununla birlikte beyin tümöründen tip2 diyabete, epilepsi hastalığıdan kalp damar hastalıklarına kadar tedavi edici ve kesin olarak önleyici etkisi ortadadır.


(http://beyintumoru.org/2011/07/ketoj...ha-etkili.html --- http://beyintumoru.org/2010/12/ketoj...anitlandi.html -- http://www.beslenmebulteni.com/bes/i...Fil&Itemid=479 )

Karbonhidratların kan şekerini arttırması insülin dalgalanmalarına ve bir çok insanda zamanla insülin duyarsızlığına ( tip 2 diyabet) yolunu açar... İnsülin dalgalanması (sağlıklı kişilerde dahil) kendini kötü hissetmeye bitkinlik uyku haline "offf yemeği yedik uyusak ne güzel olur" modlarına sokar.

10 000 yıl önce ve öncesinde atalarımız tarım yapmıyorken doğada bugün bulduğumuz karbonhidrat tüketiminin 10'da 1'i gerçekleşmiyordu.. 10da 1'i bile çok oldu! Mısır tarlalarının buğdayın pirincin olmadığı ekmeğin yapılmadığı bir dönem... Hayvanlar, bulunabilirse sağdan soldan kuruyemiş (%80'ni vücuttan öğütülmeden atılır) ve sebze (sebzeler enerji vermezler) ve bu ataların kazılarında metabolik hiç bir hastalık görülmüyor... Bugün yaşayan örnekleri mevcuttur : Eskimo'lar mesela.. Adamlar sadece balık.. 4 milyon nufusta diyabet, tümör, kalp hastalığı vs mevcut değil..

Toplumda ki tüm sağlıksızlığın %80 sebebi karbonhidrat tüketimine bağlı oluşan hastalıklardır....

Gelelim karşı iddialara...

-Hayvansal olması gerekmez bitki proteini var..

Hayvansal protein ve bitkisel proteinin aminoasit diziliminden bi haber ve insanın hangi aminoasit dizilimini sindirebildiğinden ayrıca bi haber kişi hakkında ne denebilir ?

-Atalarımız 30-40 yaşına kadar yaşıyorlardı

Evet kesinlikle.. Kaloriflerli evde otururup donma riskleri yoktu, arıtılmış suyu içip virüsten ölmüyorlar, vahşi hayvanlara yem olmuyorlardı. Hepsini geçtim her ava çıktıklarında kilolarca et getiriyorlardı.. (umarım anlatabildim) Bebek ölümlerininde ortalama yaşam süresine eklenip bölündüğü gerçeğinden çok uzakta...

-Etçil beslenen bölgelerin en çok kalp sorunu yaşadığını biliyoruz Türkiye'de..

Adana'dan falan bahsediyor sanırım :) Ben o tartışmada en başta dedim ki farklı tellerden çalıyoruz "etçil" beslenmeyle "ketosis farklıdır. Zira şahsın bahsettiği et tüketiminin öğünde olması. Benim bahsettiğim ise et tüketimi ve yağ olması karbonhidrat olmaması. 1 ekmek + 1 litre kola içen mangalla arkasından baklava yiyen bölgeyle KETOJENİK beslenmeyi aynı kefeye koyan birisine ne denebilir ?

Onun haricinde işte "sen saçmalıyorsun" "sen bilmiyorsun" gibileirnden onca laf sonucunda uzaklaştırıldım :) Hepsini geçtim yazılarım falan silindi geriye "Bilimsel konuşmayanlar uzaklaştırılır siz çok mu dizi izler oldunuz" gibi şeyler yazıldı. Hatta ve hatta et tüketmek kapitalizm oyunudur denildi... Oysa en başta dedim ki ideolojileri bilime alet edenlerden olmayın... Şimdi bu tavırların "ne yani maymundan mı geldik?" diyen kişiyle ne farkı var ?

Özetle Tabularını Yıkamayan "benim bildiğim doğrudur" diyen araştırmaktan çekinen, bir sayfada yönetici oldum diye tek söz sahini kendisi sanan bilimi tek elinde görmeye başlayan bilgisizliği ortaya çıkınca "sayfa yöneticisi" haklarını kullanmaktan çekinmeyen insanların dine inanıp inanmamaları önemli değildir. Aynı zihniyetin aynı insanlarıdır.


NOT : Ben bu konuda asla ve asla kesilmek için doğrulan büyütülen ve vahşice öldürülen hayvanlar hakkında yorum yapmadım. Tek sorunun 7 milyar insan nufusu olduğunu ve dünyada hiç bir etçil canlının 7 milyar olmadığınıda vurguladım...

Not 2 : Bu konu sadece olayın nasıl geliştiğini vurgulamak için yazıldı. Beslenmeyle ilgili fikirler umarım başka başlıkta okunarak, araştırılarak, ben bilirim yapmadan tartışılır. ( bunu çok isterim toplumsal beslenmeyle ilgili konuları konuşmak gerekli)

Not 3 : Tanrı Yok Din Yalan.

İyi forumlar iyi geceler.

Neva 03-10-2012 02:12

Sayin KetoN, hosgeldiniz.

Mezbahaların cam duvarları olsaydı, herkes vejetaryen olurdu.
Paul McCartney

Beslenmeye iliskin fikirlerinizi, bu bolum altinda tartisabilirsiniz.

KetoN 03-10-2012 02:18

Herkes tarafından heryerde doğru kabul edilen şey ; Neredeyse kesin olarak yanlıştır.
Paul Valery

Çok teşekkür ederim. :) Güzel bir tartışma ortamı olacağından eminim.

KetoN 03-10-2012 02:55

Madem konu buraya taşındı "Beslenme" üzerinden devam edeyim. Ama yukarıda ki bahsettiğim "bencillik"te es geçilmesin.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki : "günlük beslenmemizin %60-70'i karbonhidratlardan olmalıdır" "yağlar sizin için zararlıdır" bilgileri siyasi veridir. Bilimsel veri değildir. Amerikan tarım bakanlığı tarafından ortaya atılmış Ancel Keys tarafından TIP alanına zorla sokulmuştur. Obezitenin patladığı, kolestrol'ün hastalık sanılmaya başlandığı bir devrin başıdır. Sanayi inkilabından bu güne kadar geçen süreçte nufus artışının önüne geçilemiyor bildiğiniz üzere. Toplumları beslemek için karbonhidrat şart. Bu yüzden kimse size "karbonhidrat zararlıdır ama yemek zorundasın" demez..

Önceleri "yağlar zararlıdır" denilmiş, daha sonra "bitkisel yağlar da sorun yok" vurgusu yapılmıştır. Görüldüğü üzre yine tarımsal ekonomi baş göstermektedir yağlarda da. Oysa bitkisel yağ karbonhidrat kadar zehirin ta kendisidir. Karbonhidrattan sonra sağlığı tehtit eden bu asitik yağ TIP(!) tarafından "kalbini koru" sloganlarıyla Türkiye'de yerini almaya başlamıştır.. Hayvansal tereyağından vazgeçtiğimiz margarinlere sarıldığımız o günlerden bu güne toplum sağlığımızda ki felaketin kimse farkında değil, yada herkes farkında..

Proteinler çok tüketilmemeli yalanlarının ortaya atılması olayın kopma noktasıdır. Vücudun tamir mekanizması olan proteinler, atalarımızın ana besini tarım önünde diz çöktürülmüş sağlık hepten gitmiştir...

Günde 1-2 öğün beslenmesi gereken insanın önüne "diyet" faciaları yağdırılmıştır. "Sık sık yiyin".. Vücutta insülin direnci katliamı başlamıştır.. Sağlık selametle iyice...

Sağlık gider doktora başvurulur 10 ilaçla çıkılır. Dandik bir diyetisyen diyetiyle eve gönderilir.. Ama geri dönmez o "Sağlık".

Allah olsaydı da "sağlığımız Allah'a emanet diyeydik" diyesi de gelir insanın...

Bütün suç hayvansal yağların ve en sağlıklı et olan kırmızı etin (ikiside pahalıdır) üzerine atılmış olay geçiştirilmiştir.. Yağlar vücuttaki ANA ENERJİ kaynadığıdır oysaki.. Ta ki Glukoz vücuda girene kadar.. Her karbonhidrat şekerdir. Ekmek makarna pirinç bulgur çay şekeri vs vb. Glukoz tüketildikçe vücut yağlardan keton yapmaya ihtiyaç duymaz. Glukoz tüketildikçe vücut yağları depolamaya başlar. Ve artık hastasınız...

Karbonhidrat tüketip yağ tüketmedikçe artık hormonlarınız gerilemeye başlar.. Sanıldığı aksine yağ tüketince kolestrol artmadığı defalarca kanıtlanmasına rağmen bunları hala gazetelerde okursunuz.. Dışarıdan yağ bazlı sağlıklı kolestrol almadığınız için vücudunuz kötü huylu kolestrol üretmeye başlar.. Beyinin muazzam derecede ihtiyaç duyduğu hayvansal yağ yoksa unutkanlık baş gösterir öncelikle.. Cinsel hormonlar genç yaşta azalmaya başlar. Tüketilen karbonhidrat neticesinde tiroid hormonlarında isyan göstermiştir, tahılların içerisinde bulunan GLUTEN bağırsaklarınızı kemirmeye başlamıştır...


Aşşağı yukarı MÖ 8000'lere kadar işlenmiş gıda (ki bunlar karbonhidratlardır) tüketmeyen atalarımızın evrimsel sürecine karbonhidrat damgayı vurmuştur.. Belki uzun yıllar sonra insan vücudu duruma alışacak şekere.. Fakat biz ara geçiş olarak çok çok çok zor durumdayız.. Dünyayı yok eden şey SİGARA değildir sadece. ŞEKERDİR. (karbonhidratların hepsi şeker sınıfına girer basit - kompleks fark etmez) asıl suçlu gizlenmektedir...

Nevandaar 03-10-2012 03:20

Merhaba keton;

foruma beslenme ve spor konusunda konular açıp açmamak arasında gidiyordum ki siz beslenme konusunu açarak buna ön ayak olmuşsunuz. Tebrikler :)

Her zaman uygulamasam da ben de sıkı bir ketocuyum.

http://www.bilkent.edu.tr/~bilheal/a...e03/pramid.gif

İnsanları yıllarca bu piramidlerle kandırdılar ve hala da kandırıyorlar. Karbonhidratların insan vücuduna zararları ortada iken her nasılsa medya bunlardan hiç bahsetmiyor. Sanki bir el bunun üstünü sıkıca örtüyor :)

Tam tahıllı, çok tahıllı karbonhidrat kaynakları da dahil olmak üzere işlenmiş gıdaları tükettiğinizde birim zamanda vücudunuza ihtiyacınız olandan daha fazla şeker girişi oluyor ve bu da insülin patlamasına neden oluyor. Tabi tarım devrimi dediğimiz şey 8000 yıl kadar öncesine dayandığından dolayı tahıllar vücudumuz için fazlası ile yabancı maddeler. Zorlayan, zarar veren... Bu yetmezmiş gibi biz bir de tahılları az veya çok işliyor ve sindirim hızını iyice arttırıyoruz.
Peki bu durumda ne oluyor?

Bu duruma alışık olmayan vücut dengeyi tutturamayıp olması gerektiğinden fazla insülin salgılıyor ve birim zamanda bize tam yetecek şeker kaynağının bir kısmını da fazlalık ile birlikte depo ediyor yağ olarak.

Düzenli olarak tahıl tüketimi ile düzenli olarak yoğun insülin salgılanması oluyor ve insülin reseptörleri hissizleşmeye başlıyor, insülin direnci oluşuyor. Böylelikle vücut daha fazla insülin salgılamaya devam ediyor, ediyor, ediyor ve bir zaman sonra pankreasta insülin salgılayan beta langerhans adacıkları iş görmez hale gelene kadar.
Bundan sonra hepimiz birer şeker hastasıyız.

Düzenli tahıl tüketimi sayesinde sık sık acıkıyor; alıyor veriyor ekonomiye can veriyoruz. Sonra hastalanıyor ve ilaç firmalarının ceplerini bolca dolduruyoruz, ve bu devran böyle sürüp gidiyor :)

ereninthenature 03-10-2012 03:48

Bende yazayim madem:D

Bir yildir diyetteydim.Bol protein, sifira yakin karbonhidrat, bildigimiz ketosis iste.Uzerine 1 yildir gunluk 2000-2500 ip atliyorum, duzenli agirlik calismasi yapiyorum.Tam 14 kilo verdim, asagi yukari 2-3 kilo kas olarak agirlik aldim.Diyet ve duzenli egzersiz tek kelimeyle mukemmel hissettiriyor insana.1 yildir sigara, alkol yok.Cok nadir ortami olursa kullandim.Neyse uzun zamandir diyet, spor iradem iyice guclendi diye bi vanilyali gofret alayim dedim.400 kaloriydi butun paket ama neyse ne zamandir hic abur-cubur yemiyodun hakettin dedim aldim.Caya dahi tatlandirici atiyordum, seker yerine :).Cayin yaninda bir parca attim agzima gofretten, bir anda kalbim kut kut atmaya basladi, o sekerin inanilmaz tadi orgazm gibiydi.Vanilya vanilya degil saf kokain; o koku, o tad cennetteyim sanki:D.Paket bitti, 10 dakka sonra kendime geldim.Heryer gofret kirintisi olmus.Valla son 2-3 gundur dusunuyorum iyi guzel zayifliyoruz fln da abi bildigin gibi lezzetli degil karbonhidratlar ya.Arada 400 kalorilik gunah isleme karari aldim, haftada bir gibi.:D

Bu arada karbonhidrat shovenizmi yapan o facebook grubu cidden liseliler tarafindan yonetiliyor heralde.Yuksek karbonhidrat diyetinin zararlari bilinen bir gercek ama Turkler ekmekle karinlarini doyurduklari icin guclerine gitmis olabilir.

Nevandaar 03-10-2012 04:08

Bir keto beslenme sürecinde arkadaşımın yoğun tahrikleri ile bir kereden bir şey olmaz deyip tatlı yemeye karar vermiştim. Çikolatalı cheese cake'yi yerken o kadar yoğun mutluluk ve hazz yaşamıştım ki kısa süreliğine masanın üstüne kendimi salıp hareketsiz yatasım gelmişti :D

Genel olarak ketojen beslenip arada bir dünyanın nimetlerinden yararlanmak amacıyla bozmak en iyisi sanırım. Hem böylelikle tükettiğimiz karbonhidratın aslında ne kadar lezzetli bir madde olduğunu anlayabiliyoruz :)

milomanara 03-10-2012 08:25

Her konuda her türlü fikir ifade edilebilmelidir ama böyle dünya görüşüyle alakasız bir konudan tartışma platformundan atılmış olman trajikomik(eğer tartışma adabı dışına çıkılmadıysa elbette). :D

Beslenmeye gelince, sıfır karbonhidrat avukatlığına katılmıyorum. Dukan mukan, Atkins gibi gerzek ketojenik beslenmeleri kimseye tavsiye etmem. Ortaya çıkan hormonal açlığın doğurduğu, gofretle orgazm olmak- gibi konuları arkadaşlar belirtmiş. Basit şekerlerden elbette uzak durulmalıdır ama yulaf gibi kompleks şekerler ya da antioksidan deposu meyveler(kararınca) tüketilmelidir. Ve insanın dışarından almasına gerek vardır. Ketosis sürdürülebilir bir durum değildir. Çok düşük karbonhidrattan kaynaklanan rezalet ağız kokuzu da cabası.

Hayvansal proteinler elzemdir. İnsan vücudunun kendi sentezleyemediği ve dışarıdan alması gereken elzem aminoasitlerin tekmili birden hiç bir bitkisel protein kaynağında bulunmaz ama hayvansal kaynaklarda bulunur. Dolayısıyla vejetaryen bir kişinin yoksunluk çekmemesi için mutlaka takviye alması gerekir. Günümüzde besin/protein takviyeleri kolay erişilebilir(her köşe başı GNC) olduğundan vejetaryen olmanının da bir zararı olduğu söylenemez.

Vücut tipine[1] göre bir endomorph bile 30% karbonhidratın altına düşmemelidir bence. Herkesin ana besin gruplarını(macronutrient - Protein/Karbonhidtrat/Yağ) vücut tipine göre az ya da çok tüketmesi gerek.

Hypatia 03-10-2012 12:13

Alıntı:

darkmasturbater´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 460108)
Bende yazayim madem:D

Bir yildir diyetteydim.Bol protein, sifira yakin karbonhidrat, bildigimiz ketosis iste.Uzerine 1 yildir gunluk 2000-2500 ip atliyorum, duzenli agirlik calismasi yapiyorum.Tam 14 kilo verdim, asagi yukari 2-3 kilo kas olarak agirlik aldim.Diyet ve duzenli egzersiz tek kelimeyle mukemmel hissettiriyor insana.1 yildir sigara, alkol yok.Cok nadir ortami olursa kullandim.Neyse uzun zamandir diyet, spor iradem iyice guclendi diye bi vanilyali gofret alayim dedim.400 kaloriydi butun paket ama neyse ne zamandir hic abur-cubur yemiyodun hakettin dedim aldim.Caya dahi tatlandirici atiyordum, seker yerine :).Cayin yaninda bir parca attim agzima gofretten, bir anda kalbim kut kut atmaya basladi, o sekerin inanilmaz tadi orgazm gibiydi.Vanilya vanilya degil saf kokain; o koku, o tad cennetteyim sanki:D.Paket bitti, 10 dakka sonra kendime geldim.Heryer gofret kirintisi olmus.Valla son 2-3 gundur dusunuyorum iyi guzel zayifliyoruz fln da abi bildigin gibi lezzetli degil karbonhidratlar ya.Arada 400 kalorilik gunah isleme karari aldim, haftada bir gibi.:D

Bu arada karbonhidrat shovenizmi yapan o facebook grubu cidden liseliler tarafindan yonetiliyor heralde.Yuksek karbonhidrat diyetinin zararlari bilinen bir gercek ama Turkler ekmekle karinlarini doyurduklari icin guclerine gitmis olabilir.




offffffffffffffff

bir vanilyalı gofret bukadar mı güzel analatılır arkadaş, derdin ne senin ?

paket paket vanilyalı gofret istiyorum , üstelik bende diyetteyim :P

"ictenlik" 30-08-2017 10:08

Tahıl Beyin
Yazar: David Perlmutter
Çevirmen: Hadiye Deniz Ülker
Yayınevi : Pegasus

Karbonhidratların sizi öldürdüğünü biliyor muydunuz?

Dünyaca ünlü Nörolog David Perlmutter, bu kitapta uzun yıllardır tıp literatürünün derinlerinde gizlenen bir gerçeği dile getiriyor: Karbonhidratlar beyninize zarar verir. Tam tahıllı gıdalar gibi sağlıklı olduğu iddia edilen karbonhidratlar bile bunama, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, epilepsi, anksiyete, kronik baş ağrıları, depresyon ve cinsel isteksizlik gibi pek çok farklı sorun ve hastalığa neden olabilir.

Bu kitap size beyninizin kaderini genlerinizin değil, tükettiğiniz besinlerin belirlediğini gösteriyor. Aralarında beyin hastalıklarının da bulunduğu tüm dejeneratif hastalıkların temelinde, özellikle de gluten içeren ya da şeker oranı yüksek karbonhidratların tetiklediği bir olgu yatar: enflamasyon. Doktor Perlmutter ekmek sepetinizdekilerin veya meyve tabağınızdakilerin beyninize neler yapabileceğini, statin içeren ilaçların hafızanızı nasıl zayıflatabileceğini, neden "iyi yağlar" açısından zengin bir beslenme şeklinin ideal beslenme şekli olduğunu ve her yaşta yeni beyin hücreleri üretebilmenin nasıl mümkün olabildiğini anlatıyor.

Perlmutter'ın devrimsel dört haftalık planı size beyninizi daha sağlıklı, canlı ve uyanık tutmanın yollarını gösterirken beyin hastalıklarıyla karşılaşma riskinizi azaltacak ve sizi sık rastlanan rahatsızlıklardan ilaç kullanmadan kurtaracak çözümler sunuyor. Kolaylıkla uygulayabileceğiniz stratejiler, lezzetli tarifler ve haftalık hedefler sayesinde bu planı hayata geçirmeniz çok kolay! Son teknolojiler ışığında yapılan araştırmalar, gerçek değişim hikâyeleri ve pratik tavsiyelerle Tahıl Beyin size "akıllı genlerin" kontrolünü ele geçirmeyi, yeniden mutlu olmayı, sağlıklı ve dopdolu bir hayatın tadını çıkarmayı öğretiyor.

"Doktor Perlmutter en hassas organımız olan beynimizi yenilikçi bir yaklaşımla ele alıyor. Kendisi nörolojik hastalıkların tedavisinde alternatif ve geleneksel yaklaşımlardan faydalanma konusunun tartışmasız lideridir. Ona yönlendirdiğim hastalar harika sonuçlar aldı. Gelişmelere öncülük eden Perlmutter tıbba bakış açınızı değiştirmenize yardımcı olabilir."
-Dr. Mehmet Öz-

"Perlmutter bizi sözde sağlıklı tam tahılların beynimiz üzerindeki yıkıcı etkilerinin arasında bir tura çıkarıyor. Modern buğday başta olmak üzere tahıllar; kalp krizleri, trafik kazaları ve kafa travmaları nedeniyle zarar gören beyinlerin toplam sayısından daha fazla beyne zarar veriyor. Doktor Perlmutter beyin sağlığının ve işlevinin korunması veya beyinde iyileşme sağlanması için buğdaysız beslenmenin benimsenmesi gerektiğini ikna edici bir dille anlatıyor." - Dr. William Davis, Buğday Göbeği kitabının yazarı

"Beyninizi güçlendirmek, hafızanızı korumak, ruh halinizi iyileştirmek, enerjinizi artırmak ve daha pek çok şikâyete yol açan hastalıktan kurtulmak istiyorsanız Doktor Perlmutter'ın sözlerine kulak verin. Bu kitap size beyninize nasıl bakacağınızı ve onu nasıl beslemeniz gerektiğini anlatan bir kılavuz!"
-Dr. Mark Hyman, Kan Şekeri Diyeti kitabının yazarı-

"Bunama ve diğer pek çok beyin hastalığı ne kaçınılmazdır ne de genetik. Bu hastalıklar tahıl ve şeker yönünden zengin bir beslenme şeklinin tercih edilmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Tahıl Beyin yalnızca bunu kanıtlamakla kalmıyor, aynı zamanda da size beyninizi veya sevdiklerinizin beynini korumak için bilmeniz gereken her şeyi sunuyor."
-Dr. Christiane Northrup-
(Tanıtım Bülteninden)


Sayfa Sayısı: 352
Baskı Yılı: 2015

Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus

http://www.dr.com.tr/Kitap/Tahil-Bey...=0000000648513
-----------

Buğday Göbeği
Yazar: William Davis
Çevirmen: Ekin Duru
Yayınevi : Pegasus

İki dilim tam tahıllı buğday ekmeğinin kan şekerini iki yemek kaşığı şekerden daha fazla yükseltebileceğini biliyor muydunuz?


Buğday Göbeği, beslenmemizden buğdayı hatta sözüm ona sağlıklı tam tahıllı buğday ekmeğini dışlamakla kilo verebileceğimizi ve çeşitli sağlık ve sindirim sorunlarından kurtulabileceğimizi ortaya koyan ilginç bir kitap.

Yıllar boyu binlerce hastasına buğdaydan arınmış diyetler uygulayan ve olağanüstü klinik sonuçlara ulaşan Dr. William Davis, bu besine karşı son derece etkin bir savaş açmış durumda. Buğdaydan arınmış bir beslenme sayesinde şu önemli kazanımlar sağlanmaktadır:


İlk birkaç ay zarfında 10, 15 ve hatta 25 kilo verme
Metabolik sendrom ve tip 2 diyabet hastalarında iyileşme
Kolit ve çölyak gibi bağırsak hastalıklarının tedavisi
Kolesterol ve LDL miktarlarında önemli düşüş
Kemik yoğunluğunun artması ve kemik erimesinin engellenmesi
Müzmin cilt hastalıklarından ağız yaralarına ve saç dökülmesine kadar çeşitli rahatsızlıkların giderilmesi
İltihaplanmalardan ve romatizmal eklem iltihaplarından kaynaklanan ağrıların dindirilmesi.

Kolay okunan, yeni görüşler sağlayan ve titiz araştırmaların sonucunda yazılmış olan Buğday Göbeği çağımızın en önemli sağlık sorunlarına yepyeni bir bakış açısı getirmektedir. Zayıflamanıza, biçimsiz şişkinliklerden kurtulmanıza ve sağlık sorunlarına daha geniş bir açıdan bakmanıza yardımcı olacak kışkırtıcı bir kitap.William Davis 2000'den fazla hastasına buğday içermeyen diyetler uyguladıktan sonra, ABD'deki obezitenin yağ, şeker ya da yaşam tarzından değil, buğdaydan kaynaklandığı sonucuna vardı. Buğday Göbeği kitabında Davis günümüz koşullarında elde edilen buğdayın insan sağlığına zararlı etkilerini ortaya koymaktadır. Geleneksel yöntemlerle yetiştirilen buğday, günümüzde, maliyeti en aza indirme peşinde olan üreticilerin elinde değişime uğramıştır. Artık buğday kan şekerini, şekerden çok daha fazla yükselten ve istenmeyen bir alışkanlık oluşturarak daha fazla açlık, aşırı yeme arzusu ve yorgunluğa yol açan bir besin haline gelmiştir. Dr. Davis buğdayın kilo almaya, yağın yanlış bölgelerde birikimine, diyabetten kalp rahatsızlıklarına ve çölyak, romatizmal eklem iltihabı ve erken bunama gibi vücuttaki bağışıklık ve sinir sisteminin bozulması sonucu ortaya çıkan hastalıklara kadar birçok etkisi olduğunu ortaya koyuyor. Sonunda da buğday içeren ürünlerin beslenme düzeninden tamamen çıkarılmasını önerirken, bunun için basit ve etkin bir yöntem gösteriyor.Yaşamlarından buğdayı tümüyle çıkarmış erkek ve kadınlar üzerinde yıllardır gerçekleştirilen klinik araştırmalara dayanan Buğday Göbeği, yeniden sağlığa kavuşmak ve istenmeyen kilolardan kurtulmak için izlenmesi gereken yola ışık tutuyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 352
Baskı Yılı: 2014
Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus

http://www.dr.com.tr/Kitap/Bugday-Go...=0000000618773

--------------
İlgili Linkler
Gluten Beyin e-kitap linki; https://yadi.sk/i/G5CQvR-Y3J9eF9

http://okudukca.blogspot.com/2015/12...iam-davis.html
http://okyanusum.com/belgesel/gluten-beyin/


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:22 .