![]() |
Tesadüf var mıdır ?
Sevgili arkadaşlar,
İnananların, ve bilimsel konuştuğunu zanneden Akıllı Tasarımcıların abiyogenez ve evrime karşı çıkarken kullandıkları en önemli argümanlardan biri "canlı hayatın tesadüfen oluşamayacağı, dolayısıyla canlı denen karmaşık mekanizmanın bir tasarım eseri olması gerektiği, bu tasarımcının da Tanrı olduğu"'dur. Öncelikle tesadüf nedir ? Alıntı:
Akıllı Tasarımcılar ise tesadüf kelimesini bu anlamda kullanmazlar. Onlara göre madde durağandır, tamamıyla aptaldır, herhangi bir etkiye karşı duyarsızdır, verdiği tepkiler bilinçsizdir, kendi kendine hareket etmez, tepkimeye girmez, Tanrı'nın emriyle ve kudretiyle hareket eder, haliyle canlı varlığın kendi kendine oluşması, zeka üretmesi mümkün değildir. Canlı varlıklar cansız maddeden oluşmuş olsa bile onu canlı yapan içindeki ruhtur. Ruh, canlı maddeye Tanrının kendinden kattığı katkıdır. Bütün bunlar tesadüfen oluşamaz. Yani onlara göre tesadüf, herhangi bir değişkene, madde kanuna bağlı olmayan rastgeleliktir, rastlantısallıktır. Tesadüf kelimesini böyle algıladıkları için bizlerin "yağmur yağdı, şimşek çaktı, bu milyonlarca kez oldu, birinde ilk hücre oluştu" dediğimizi zannederler, veya takiyye yaparak öyle dediğimizi iddia ederler. Bence bilimimiz yeterince ileri olsaydı, maddenin tüm kanunlarını biliyor olsaydık, tüm ortam değişkenlerini ve kimyasal, biyolojik, manyetik, elektrik etkileşim kurallarını biliyor olsaydık tesadüf (rastlantısallık) diye birşeyin olmadığını, ihtimal diye bir şeyin olmadığını görürdük. Maddenin tabi olduğu bazı kanunlar var, şimdilik bunların hepsini bilmiyoruz. Daha bilmediğimiz bir çok şey var. Ama bazı şeylerin farkına vardık, varıyoruz. Bilimimiz ilerledikçe daha da çok şeyi anlayacak, açıklayabileceğiz. Örneğin, aşağıda TED konferanscılarından Martin Hanczyc'in yaşamın başlangıcına ilişkin videosunu izleyiniz. (Türkçe altyazısı var.) http://www.ted.com/talks/martin_hanczyc_the_line_between_life_and_not_life. html Aynı videonun GreenerNautilus tarafından çevrilen youtube versiyonu : http://www.youtube.com/watch?v=PwVeGNmgAgo Video'da bazı cansız moleküllerin birbirleriyle temas etmeleri halinde canlı varlıklar gibi eylemler gösterdiği net bir şekilde ispatlanıyor. Canlı, cansız varlık ayırımı arasındaki ince çizgi anlatılıyor. Bilimimiz dinlerin taassubu yüzünden olması gerekenden binlerce yıl geridedir. Özellikle son 100 yılda evren hakkındaki bilgimiz katlanarak artmıştır. Sonraki 100 yılda şimdikinin binlerce kat daha ilerisinde olacağız. Bu başlıkta inanan ve inanmayan arkadaşların tesadüf hakkında ne düşündüklerini yazmalarını rica ediyorum. Sevgiler |
Ihtimal var midir peki?
|
Sevgili Neva,
Alıntı:
Peki, özgür irade var mıdır ? :) Sevgiler |
Alıntı:
Peki, bizim bir sarap kadehi olabilme ihtimalimiz var midir? Veya tesadufen bir sarap kadehi olabilir miyiz? |
Tesadüf hem vardır, hem yoktur. Konusuna göre değişir.
Örneğin, bir taşı bıraktığınızda, bu taş düşer. Şimdi bu taşın düşmesi tesadüf müdür? Hayır. Çünkü %100 ihtimalle düşecektir. Peki bu "düşme" olayı bize Tanrı'yı kanıtlar mı? Yine hayır. Kimse "taş yere düştü" diye Tanrı'ya inanmaya kalkmaz. Demek ki bir olay; hem "tesadüf" olmayıp, hem de "kendiliğinden" olabiliyor. Tesadüfi olmayan herşeyi Tanrı'ya bağlamanın yanılgısı bu örnekle kolayca anlaşılabilir. Evrim'de de böyledir. * * * Big Bang'i ele alırsak... Zaten madde/enerji'nin ezeli ve ebedi olduğunu kabul ediyoruz. Şu anki verilere göre, sonsuz zamandan beri "süregelen" enerji, belli bir "t" anında, "büyük bir patlama" ile madde'ye dönüştü, böylece evren oluştu. Buna "Tesadüfen olamaz." diyebilir miyiz? Hayır. Zaten "sonsuz zaman" gibi bir olanağı var. "t" anında olmasaydı, "t+x" anında olacaktı, ya da "t-x" anında olacaktı. Yani diğerleri olmadı da, "t" anında oldu diye, buna "Tesadüfen olamaz. Vardır bir hikmeti." diyemeyiz. "Zorunlu sonuç" diyebiliriz belki. Ateş ve barut'un patlaması bir "zorunlu sonuç"tur mesela. Ateş ve barut'un patlaması "tesadüf" değildir, ama bize Tanrı'yı da kanıtlamaz. Tesadüf olayına böyle bakmak lazım. * * * Örneğin, insanda simetrik bir yapı mevcut. Buna "bilgisizce" bir yorum getirerek "Tesadüfen olamaz bu, vardır bir hikmeti." demek kolaycılıktır. "Bir resim, ressamsız olmaz." gibi basit muhabbetlere döner iş. Ancak tabi ki bu "simetrik" yapı da "tesadüf" değildir, belirli kuralları vardır. Bu kurallar zaman içinde oluşmuştur vs. Yani bu da bir çeşit "zorunlu sonuç"tur. Fizik, kimya ve biyoloji kuralları çerçevesinde oluşur. Bu kurallar oluştuktan sonra canlılık meydana gelmiştir. * * * Milyarlarca gezegenden birinde canlılık başlamış. Çok mu büyük bir olay? Hayır. Tesadüf mü? Yine hayır. Kurallar bütünü'nü göz ardı edemeyiz. Bugün dindar kesimin "Güneş biraz daha yakın olsaydı yanardık. Bu tesadüf mü?" argümanı bu anlamda "boş" kalmaktadır. Dedikleri gibi olsaydı, zaten canlılık oluşmayacaktı. Oluştu diye mi "Tanrı"yı arayacağız? Peki canlılığın oluşmadığı milyonlarca gezegen için ne yorum yapacağız? * * * Tesadüf olayına böyle bakabildikten sonra, evrim'e de bunu uygulayabiliriz. Örneğin, evrim'de de "tesadüf"ten bahsedilmez, "doğal süreç"ten bahsedilir. Konuyu anlamayanlar, "Hem tesadüfen olmuyor, hem de nasıl Tanrı'sız olabiliyor?" diye sormaktadır. Ancak cevap yine aynıdır. "Zorunlu sonuç" ve "kurallar bütünü" Yoksa, böyle kompleks bir canlılığın "tesadüfen" oluşmayacağı zaten ortada. Bilim'in "henüz" açıklayamadığı çok şey olduğu için, "tesadüf" limanına sığınmak basite kaçmaktır. Benim tesadüf ile ilgili görüşüm budur. |
Sevgili Neva,
Alıntı:
Sorunuzun hedefini tam anlamamış olmakla birlikte, vücudumuzda bir şarap kadehi oluşturacak kadar silisyum var ise, teorik olarak bizim ölümümüz pahasına bizden bir şarap kadehi yapılması mümkündür. Bu bağlamda ihtimal dahilindedir. Ancak bunun tesadüfen oluşması konusunu irdelersek, madde kanunlarının böyle bir doğal sonuç elde edecek yönde yasalara sahip olduğunu düşünmüyorum. Şarap kadehi insanın kendi ihtiyaçlarını karşılamak üzere doğada olan elementlere, maddeye verdiği bir şekildir, evrensel bakışla hiç anlamı olmayan, hiç özel olmayan bir dizilimdir. Haliyle, insan yapısı araba, uçak, bilgisayar vs. gibi dizilimlerin madde yasaları açısından bir anlamı, değeri yoktur ki evrende kendiliğinden oluşmuş benzer oluşumları, dizilimleri görmemekteyiz. Bu tür nesneler insanın kendi ihtiyacı için şekillendirdiği araçlardır, nesnelerdir. Maddenin doğal yapısını "ilkel, aptal", insan ürünü aygıtları "harika, teknolojik" olarak nitelemek insan merkezli göreceli bir algıdır. Sevgiler |
Alıntı:
Sorumun bir hedefi yok, sadece sizinle fikir paylasimi yapiyorum. Altini cizdigim cumlelere dair boyle bir cikarimda bulunmadim yalniz ustteki mesajimda. Size boyle cagristirmis olmasi ilginc tabi. Yine de cevap vereyim, kendi ozgun yapisinda madde son derece ilkel, aptaldir. Bir bilinci, akli vs. yoktur cunku, kendiliginden davranis bicimi sergiler. Sanirim, siz kendi varliginiz uzerinden maddeyi aciklama geregi hissettiniz. Bu insan merkezli bir bakis acisidir. Halbuki ozgun maddenin boyle kaygilari ve anlam yukleme ihtiyaci yoktur. Sarap kadehi sandiginizdan cok daha evrensel bir ornektir gercekte.. Mesela salt ses tellerinizi kullanarak, bir sarap kadehini kirabilirsiniz. Ses'in dalga boyu, demek ki kristalden cok daha etkilir. Bu eylem son derece dogal, herhangi bir arac, gerec(cekic veya herhangi bir kirma araci) gerektirmeyecek bir surectir. Bir sarap kadehi ve ses telleriniz. Ama her ses teli olan, kadeh kiracak diye bir genelleme yoktur. Cunku kiramayan bir baskasi da, ornegin cam kiriklari yiyebilir. Ama bu da genelleme icermez herkes yiyebilir seklinde. Ornekleri cogaltmamiz mumkun. Bu minvalde tekrar sorumu yoneltiyorum, bakin dikkat cekiniz, olumumuz pahasina filan evresini katmiyorum ben; Tesadufen bir sarap kadehi olabilir miyiz? |
Sevgili Neva,
Alıntı:
Kristal kadehin kırılmadan titreşebileceği bir üst frekans sınırı vardır. Bundan biraz daha yüksek frekanslı bir etkiyle titreşmeye zorlarsanız kırılır. Bu olaydan sesin dalga boyunun kristalden daha etkili olduğu sonucu çıkmaz, kırılgan bir cismin kırılmadan titreşebileceği frekansın bir üst sınırı olduğu sonucu çıkar. Bu deney yanlızca sesle değil darbe ve ışın etkisiyle de test edilebilir. Örneğin, asma köprülerde askerler uygun adım yürütülmez, çünkü köprünün askerlerin uygun adımları eşliğinde titreşmesi köprüyü rezonansa getirip kırılmasına sebep olabilir. Bu prensip endüstride bir çok alanda kullanılmaktadır. Örneğin, paslı ve kirli cisimler su havuzlarına atılarak havuza yerleştirilmiş yüksek frekanslı hoparlöre benzeyen pompalarla kirden pastan arındırılır. Karşılıklı yerleştirilmiş pompalar suyu yüksek frekansla itip çekerek paslı kirli cisim üzerindeki kirleri cisimden farklı frekansta titreştirir ve kiri pası cisme yapıştığı yerden koparır. Mikrodalga fırınlar da benzer presiple çalışır. Fırın içerisindeki laser diyot pişirilecek malzemeye çok yüksek frekanslı ışın uygular ve malzeme bu frekansta titreşmeye zorlanır, malzeme titreşince ısınır ve kısa zamanda pişer. Yüksek frekanslı ışın malzemenin tüm derinliğine aynı anda nüfuz ettiği için diğer pişirme yöntemlerine göre daha iyi pişer ve çok daha kısa zamanda pişer. Tıpta manyetik rezonans (MR) cihazları da bu prensiple çalışır. Laser ile ameliyat, tedavi cihazları da bu prensiple çalışır. Örnekler çoğaltılabilir elbette. Bunlar madde yasaları içerisindeki bilinen konulardır sonuçta. --/-- Hem bu örneği neden verdiğinizi, hem "şarap kadehi sandığınızdan daha evrenseldir" cümlenizi, hem de bu örneğin bu konu içindeki kritik önemini anlayamadım. :) Alıntı:
Yani ben, Deist_tr olarak tasadüfen bir şarap kadehine dönüşebilir miyim ? Sorunuz bu mudur ? Sevgiler |
Alıntı:
Alıntı:
İradeden bağımsız her olay -bizim için- aslında tesadüftür.. Zira tesadüfü tesadüf yapan insan zihni ve iradesidir. Kime, neye göre tesadüf çerçevesi de aslında burada açığa çıkıyor... Örneğin bir yerde hiç beklemediğimiz bir arkadaşımızı gördük, bu bizim için tesadüftür, fakat aynı arkadaşımıza randevu verip buluştuğumuzda karşılaşmamız tesadüf değildir. Tesadüf dendiğinde ise nedensizlik algılanıyor, oysa bu da doğru değil... Örneğin elmanın daldan düşmesi tesadüf müdür? Bu soruya hayır, yer çekimi var, tesadüf değildir diyebiliriz. Peki tam ben oradan geçerken düşmesi tesadüf müdür? tesadüftür, sebebi nedir? Yine yer çekimi.... Örneğin dünyanın güneşe olan uzaklığı tesadüf müdür? Elmanın daldan düşmesi gibi.. Peki ideal uzaklık olarak belirlediğimiz bu mesafe nedir? işte burası da tesadüftür... Aynen tam ben geçerken elmanın düşmesi gibi. Sebep ne idi? Yer çekimi. Dünya ile güneş arasındaki mesafenin sebebi nedir peki? Mars veya Jüpiter'inki ne ise... Dindarlar dünya ile güneşin arasındaki mesafenin nedenini, dünyada hayat olma sebebine bağlarlar. Yani kısaca şunu ifade etmiş olurlar, elma daldan düştü çünkü tam ben oradan geçiyordum... Yani elmanın daldan düşmesinin sebebi yerçekimi değilde, kendisinin oradan geçmesi gibi düşünürler. Aynı darlıkla dünya-güneş arasındaki uzaklığa bakarlar ve bu uzaklığın sebebi olarak dünyadaki hayatı gösterirler. İşin aslı hali, hazır gerçeği ters çevirip, amuda kaldırırlar... Tesadüf konusunu böyle kaba örneklerle ele almak da faydalı olabilir diye düşünüyorum. Zaten her an gözlemlenebilir evrende katrilyonlarca hareket, olay, etki, tepki var. Sürekli bir şeyler değişiyor, sürekli hareket halinde... Bu halde dincilerin tesadüf kelimesi üzerinden koparttığı fırtına gerçekten de saçma değil mi? Birde bazı alık bilim insanları güya imkansız rakamlarla olasılık, tesadüf hesabı yapıyorlar-mış. Atıyorum maddede bilmem neyin oluşması bilmem kaç katrilyon üssü katrilyonmuş vs.. Yok bilmem kaç milyar yıl gerekirmiş vs.. Bu konuda da idealist, statik bakış açısı, kısacası alıklık hakim... Şöyle örnek vereyim, sayısal lotonun her salise çekildiğini düşünelim.... Elinizde de 6 rakamlı bir kupon var. Her salise çekilen sayısal lotoyu tutturmanız milyarda birlerle ifade edilebilir mi? Evrende ise maddeler, kısacası her şey her salise ilişki halinde... Atıyorum günümüz ve 10 milyar yıl arasını statik sayıp olasılık hesabı yapan bir insanın aklıyla bir sorunu olabilir mi?(sanmıyorum) Yoksa din adına inanılan-tapılan binlerce yıl evvelde kalmış ilkel yaratılış masalları ve aşılanan felsefe mi yanlış? |
Alıntı:
Bakin tesadufun var olup olmadigini tartisiyoruz. :) Ve dahi ihtimal kavraminin. Sarap kadehi ornegi cok basit bir ornektir. Ornegin siz bir muhendis olarak, bunu birim cinsinden olcebilirsiniz. Ne yaparsiniz, matematikle aciklarsiniz. Siz bunu bu birimlerle aciklasaniz da, aciklamasaniz da, bunun madde'nin ozgun halde kendisine iliskin goreceligi(boyle bir algisi) yoktur. Madde'nin ozgun halde kendisi akil, bilinc vs. sahip olmadigindan, matematik/oran vs. filan bilmez yani. Bu yuzden sarap kadehi, sandiginizdan daha evrenseldir. Evet sorum oydu ilk mesajimdan beri; Insanoglu, yani biz, tesaduf sonucu sarap kadehine donusebilir miyiz? Bunun(tesadufen sarap kadehine donusmenin) ihtimali var midir? |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:00 . |