![]() |
İnce ayara gerek yok
Evrenin çok ince bir ayara sahip olduğu ve en küçük bir sabit değişiminin evreni olanaksız kılacağı hep söylenir. Fred Adams yaptığı araştırmada bazı sabitleri çok buyuk oranda değiştirdi ve bu değişimde dahi yıldızların oluşabileceğini gördü. Yani çok ince bir ayar olmadan da evren oluşabiliyormuş.
http://www.nature.com/news/2008/0807....2008.985.html |
Dünya ve güneş arasındaki mesafe değişsin. Atmosferin işlevslliğini kaybettiğini düşünün. Ay, olabildiğince yakınlaşsın. Vs. Vs.
Bakın bakalım ne oluyor. |
Alıntı:
değişiyor zaten. Bu değişimin ilk sebebi yörüngesinin tam daire şeklinde olmaması. ikinci sebep güneşteki kütle kaybı ki 4 küsur milyar yılda değişiklik ciddi boyuttadır. Dünya ilk oluştuğunda güneşe çok daha yakındık. Üçüncü sebep dünyadaki kütle değişimi. Ayrıca güneş te süreli büyüdüğü için yörüngesi değişmesede güneş büyüdüğü için sürekli güneşe yaklaşıyoruz. "Atmosferin işlevslliğini kaybettiğini düşünün." Herhalde kastedilen atmosfer içeriği. O da değişti zaten. Karbondioksit ağırlıklıydı. Sonra oksijen ağırlıklı oldu, sonra oksijen miktarı ciddi şekilde azaldı. " Ay, olabildiğince yakınlaşsın." Ay da olabildiğince yakındı eskiden. Dünyadan kopan parçalardan yörüngede tutunamayanlar tekrar dünyaya düştü. Tutunabilenler ayı oluşturdu olabilecek en yakın yörüngede ayı oluşturdu. En yakın halinden şimdiki haline kadar uzalaştı. Sonuç, hala dünyada hayat var. |
Alıntı:
Biz de sizi bilgili bir zannederdik. Üzüldüm bu yazıyı görünce. |
Sayın eski ve Sayın jingo da değinmiş ama bir de rakamsal olarak yazalım da tam olsun:
Dünya kış mevsiminde güneş'e 147 milyon kilometre uzaklıktayken, yaz mevsiminde 152 milyon kilometre uzaklıktadır. Aradaki fark ise yaklaşık olarak 5 milyon kilometredir. Evrende var olduğu söylenen ince ayarı inceleyen güzel bir yazı için Bkz: Başarısız Hipotez Tanrı - Victor J. Stenger |
Alıntı:
Şahsıma ilgili eski düşünceniz için teşekkür ederim. Ancak ben de kendimi bilgili yada bilge biri olarak görmüyorum. Yani tam isabet bi görüş dile getirmişseniz. Teşekkür ederim. Konuyla ilgi mesajlarınızda daha sonra değineceğim. |
Sayın eksi, istatistik ve jingo;
Dünya ortadadır, evren/ made ve enerjiye olan ilişki ortadadır. Evrende ve maddenin yapısında bir ayar vardır. Bunu gösteren bir makale de şudur: http://www.godandscience.org/apologetics/designun.html Bakınız, efendiler yazmışlar çizmişler. Bunlar yalan mıdır? Yaslansa kanıtı nedir? İngilizce yetersizliği yaşayanlar için Türkçe kaynak sıkıntısı var internette. Ancak bir makalede şunlar yazılıyor: 1- Evrende canlılığın oluşabilmesi için proton ve elektronun kütleleri mevcut şekilde olmalıdır. Eğer protonun kütlesinin elektronun kütlesine oranı 1836/1 oranında olmasaydı, canlılığı mümkün kılan uzun moleküller oluşamazdı. 2- Zayıf nükleer kuvvet biraz daha güçlü olsaydı, Big Bang'de çok fazla hidrojen helyuma dönüşürdü. Eğer bu kuvvet biraz daha zayıf olsaydı, yıldızlardaki ağır elementlerin oluşumu olumsuz etkilenecekti ve canlılık oluşamayacaktı. 3- Çekim kuvveti daha şiddetli olsaydı, tüm yıldızlar bu kuvvetin gücüne direnemeden karadeliklere dönüşürdü. Eğer daha zayıf olsaydı, ağır elementleri oluşturacak yıldızlar oluşamayacaktı. Her iki durumda da canlılık mümkün olamazdı. 4- Hayat için gerekli atomlardan en önemli ikisi karbon ve oksijendir. Bu atomlardan karbonun oksijen atomunun enerji seviyesine olan oranı daha yüksek olsaydı canlılık için gerekli oksijen yetersiz olurdu. Eğer mevcut oran daha düşük olsaydı canlılık için gerekli karbon yetersiz olurdu. 5- Zayıf nükleer kuvvet, güçlü nükleer kuvvet, elektromanyetik kuvvet ve yerçekimi kuvvetinin belli hassas ayarlamalar gözetilerek yaratılmaları gerektiği gibi, birbirlerine göre uygun şekilde de yaratılmaları gerekmektedir. Bu hem galaksilerin ve yıldızların hem de tüm canlıların var olabilmesi için gerekli çok hassas bir dengedir. Bu hassas dengeye şöyle bir örnek verilebilir: Çekim kuvvetinin elektromanyetik kuvvete oranı sırf 1040‘da 1 oranında bile değişseydi, yıldızların oluşumundaki olumsuzluklar canlılığın oluşumuna izin vermeyecek seviyede olurdu.9 Evrende mevcut olan bu hassas ayarların hepsinin birden gerçekleşmesiyle ancak canlılığın mümkün olduğuna dikkat edilmelidir. Olasılık hesapları açısından, bu tip durumlarda, bütün olasılıkların çarpımının, amacın gerçekleşmesinin olasılığını verdiğini unutmamalıyız. Örneğin S sonucunun gerçekleşmesi ilk olarak milyarda bir, ikinci olarak katrilyonda bir, üçüncü olarak trilyonda bir olasılıklarının hepsinin gerçekleşmesine bağlıysa; S'nin gerçekleşme olasılığı milyar x katrilyon x trilyon'da 1′dir. Yazının devamı şuradadır:http://www.canertaslaman.com/2011/12...rlendirilmesi/ |
Sayın lehi, yanlış yorumlamayacağınızı var sayarak, başka bir başlıktaki yazınızın bir bölümünü buraya almak istiyorum.
Alıntı:
|
Alıntı:
Evren'in % kaçı YAŞAM İÇİN müsaittir söyler misiniz? Bu dünyada evrilmeseydik, başka bir gezegende evrilecektik... Veya hiç VAR OLMAYACAKTIK... Var olduk diye, bunu İLAHİ bir amaca niye bağlıyoruz ki? Bu tamamen İNSAN EGOSU'nun bir sonucudur. Yok olma korkusu, SONSUZLAŞMA isteği, Tanrı ve din'ler... * * * Yani dünya, Güneş'in etrafında dönüyor diye buna "ince ayar" deyip geçemeyiz ki... Verdiğiniz yazıyı şu link çürütmüştür diye düşünüyorum. http://www.bilimfelsefedin.org/?p=292 Evrenin merkezi DÜNYA değildir efendim. Bilim dünyası böyle düşünmeyi bırakalı çok oldu. Bu, dinlerin bir öğretisi. Ve çökmüş bir öğreti. Öyle olmasa, şu anda hepimiz DEİST olurduk öyle deiğl mi? * * * Sizinle ilgili düşüncem (bilgili olduğunuz) "eski" değildir, sadece bu konuda yanıldığınızı söylemekteyim(z) : ) Ben çok mu bilgiliyim ki bilgi düzeyinizi eleştireyim : ) Ama şunu bilmek gerekiyor ki, "ince ayar" muhabbeti Tanrı/din öğretisinin sonucudur. Ve BİLİMSEL olduğu söylenemez. |
Beynim patlayacak. taslamanın yazısını da tamamlayamıyorum, bu kadar çarpıtma yapılabilir :)
Kısaca cevap vereyim Sn. Lehi, İngiltereden çıkıp gemiyle yolcluk ettiniz rüzgarın yönüne göre amerikaya vardınız. O rüzgar farklı yönlerden esecek, belli zamanlarda esecek. Ve amerikada bir noktada çıkacaksınız. O rüzgarlar sizi amerikaya götüren belli zaman belli yönlerde esmese amerika kıtasında o noktaya hiç çıkamazsınız. diyorsunuz ki o rüzgarlarda küçücük bir farklılık olsa bu noktaya çıkmam. Haklısınız. Bende diyorum ki, o rüzgarda küçücük bir farklılık olsa farklı bir noktaya çıkarsınız. Çıktığınız yeni nokta o çıktığınız ilk nokta değildir. Ama orası da bir noktadır. Ve o notada ne olacağını bilmiyorsunuz. Tam da işte bu bilmeme noktası mesele... O noktada mesela bildiğimiz elektron pozitron yanında farklı bir "-" yüklü daha hafif parçacık ortaya çıkmayacağı ile ilgili garantiniz ne. Yok böyle bir garanti. Ne zaman olacak. 3 temel kuvveti bir araya geirdiğinizde yapabileceksiniz net açıklama. bugün yapamıyoruz. Çok farklı ihtimaller olabilir. Mesela o elektron kütlesinin farklı bir değer olamayacağı bugün bildiğimiz şekli ile sabit olduğunu öğrenebiliriz. Ki iddanız geçersizdir bu durumda. Protonla birlike birbirine bağlı olarak artıp azaldığını öğrenebiliriz. Yani elektrondaki bir kütle değişimi protonu etkiliyor olabilir yada yerçekimi sabitini değiştirebilir. Hiç bir değişiklik olmayabilir bu durumda da. Sabitler artıp azalabilir aynen söylediğiniz gibi hassas ayar olabilir. Bu seferde paralel evrenlerle gayet rahat açıklama yapılabilir. Onu da yapamadık diyelim. Paralel evrende yokmuş. Hassas ayar varmış, gerçekten ayarlanmış. Bende tanrıya "Madem kanıt koyacaktın, fizik bilmeyenin suçu neydi de kanıtı buraya koydun" diye sorarım. :) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:34 . |