Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Dinsel İnançlardan Nasıl Kurtuldum? (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=79)
-   -   Dinlerden özgürleşmemde en büyük etken yaratılışçıların skandallarına şahit olmamdı (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=30516)

Kozmik Perspektif 22-11-2012 00:24

Dinlerden özgürleşmemde en büyük etken yaratılışçıların skandallarına şahit olmamdı
 
Dini düşüncelerden kurtulmamda en büyük paya sahip unsur yaratılışçıların sahtekarlıklarına şahit olmamdı.

Dindar bir Müslüman idim. 12 yaşlarındayken Harun Yahya grubunun eserleriyle tanıştım. Bana çok ilgi çekici gelmişti. Evrim Teorisi’ni kesin bir şekilde çürüten eserler olarak görmüştüm onları. Tabi o zamanlar bu adamın özel yaşamıyla ilgili skandallarından haberim yoktu. Fakat bu skandallardan haberim olunca bu gruptan soğudum (o sıralarda 15 yaşlarındaydım). Ama kitaplarında kullandığı argümanlar hala bende etkisini sürdürüyordu ve çok mantıklı geliyordu.

Daha sonra Said Nursi’nin eserlerine yöneldim (ve tabi Nurcularla daha sık irtibatta olmaya başladım). Dili ağır olmasına karşın kısa sürede alıştım. (Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Said Nursi hakkındaki tartışmalarda birçok ateist onun Kürtçü, bölücü ve İngiliz ajanı olduğunu iddia eder. Her ne kadar bu şahıs şeriat yanlısı olsa da bu tür asılsız ithamlarda bulunulmasına asla taraftar olmamalıyız. Said Nursi’nin Kürtçülük yapmadığını gösteren tarihsel deliller ezici çoğunluktadır. Sinan Meydan, Nihal Atsız, İsmet İnönü gibi kişiler bu konuda Said Nursi’ye haksız suçlamalarda bulunmaktadırlar. Ve Nurcuların bu konudaki delilleri anti-Nurculardan daha güçlü.)

Risale-i Nurlar’da kullanılan yaratılışçı argümanlar da diğerlerinden farklı değildi. İndirgenemez komplekslik argümanı dinsel, kelam ilminin terimleriyle anlatılıyordu.

Ancak 21 yaşımda ateistlerin dine karşı argümanlarını merak edip araştırmaya başladım. Aslında yapmak istediğim şey bir antitez geliştirmekti. Ancak bu durum maksadımın aksine dinden kopuş sürecimi başlattı.

Harun Yahya’nın eserlerinde pek çok alıntı sahtekarlığı yaptığını ve bilimsel açıdan pek çok hata ile dolu olduğunu gördüm. Kendi eserleri Amerika'daki ICR gibi Hıristiyan/yaratılışçı gruplardan çeviri olduğu ve onlardan finansal destek aldığını öğrendim. Tabi aynı alıntı sahtekarlıkları yabancı yaratılışçı gruplarda da vardı. Üstelik bunların bir kısmı Genç Dünya Yaratılışçılığı gibi akıl almaz bir bilim karşıtı iddiayı savunuyordu. Darwinizm ile mücadelede bilim etiği ile bağdaşmayan yollara sapıklarına şahit oldum. Bu yüzden tüm yaratılışçı gruplara güvenim zedelendi.

İndirgenemez komplekslik argümanının da bilimsel olarak çürütüldüğünü (delilleriyle birlikte) öğrenmem ve Evrim Teorisi’nin sayısız bilim kuruluşunca desteklendiğini görmem de tanrı fikrini terk etmemde büyük etkisi oldu. Tabi evrimin doğruluğunu bilmem sadece bilimcilere olan körü körüne bir güvenden kaynaklanmıyor. Bu konuda ateistforum ve diğer evrimci sitelerdeki pek çok makaleyi okudum. Richard Dawkins’in eserlerinden bazılarını okudum. Böylelikle evrimin bir gerçek olduğunu gördüm.

Kur’an’daki akıl ve ahlakla bağdaşmayan ayetleri incelememde de dinden kopuşumda etkisi oldu. Önceden Kur'an mucizesi olarak bildiğim bir çok şeyin birer birer fos çıktığını görmek bende şok etkisi yaptı.

Beni en şoke eden durum Kur’an’ın küçük yaşta evliliğe izin vermesiydi. Birçok fıkıh kitabında Talak 65/4 ayetine dayanarak henüz bulüğa ermeyen küçük kızlarla cima edilebileceği hükmü çıkarılmış. Bir de düşünme organı olarak açıkça “kalp” olarak gösterilmiş -ki bu da dönemin yanlış anlayışını yansıtıyordu.

Talak 65/4 ayetine makul bir açıklama bulabilmek için çok uğraştım, hatta reformcuların yorumlarını bile inceledim, ama nafile, gerçekler çok açıktı. Ayetin neyi kastettiği çok açık.

Bu ayet olmasaydı diğer çelişkileri, ve bilime ters düşen ayetleri sindirebilirdim belki ama bu ayet bardağı taşıran son damla oldu.

Şu an ise kendimi panteizme daha yakın hissediyorum. Felsefe ve popüler bilim kitapları okuyarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Evet, benim de böyle bir öyküm var.

Olimpiyat 22-11-2012 10:33

Bence dine karşı başkaldırırken, o dinin mensupları değil, dinin teorik entrümanları eleştiri konusu olmalı.

Din, insanlık adına çok önemli ve temel şeyler söylüyorsa ama o dine inananlar bunu uygulamıyorsa sorumlusu din olmaz. O insanlara karşı çıkıp dine saldırmak doğru olmaz.

Yani şahısların yaptıkları üzerinden değil o dinin parametleri üzerinden tartışmak daha öncelikli olmalı.


Said Nursi konusunda katılıyorum. Kürtçü, bölücü vb.. eleştiriler doğru değil. Fikirleri eleştirilmeli.

Kozmik Perspektif 22-11-2012 10:59

Zaten yazımda da açıkladığım gibi dinden kopuşum salt bazı yaratılışçı hareketlerin skandallarına dayanmıyor. Bunlar sadece sorgulama sürecinde bir başlangıç olmuştu. Tanrının varlığı konusundaki sunulan argümanların felsefi ve bilimsel açıdan çürütüldüğünü ve Kur'an'ın da tanrısal olamayacağını gösteren irrasyonel ayetleri incelemem buna sebep olmuştu. Yoksa her akımda o akımın yobazı olabilir. Ve bunların hüküm vermek için yeterli olmadığının bilincindeyim. Beni ikna eden en önemli şey de dinin temel dayanaklarının geçersiz olduğuna karar vermemdi.

vishnu 22-11-2012 14:10

bir şekilde başlar sonra ilerledikçe dinden çıkılır. ufak bir ayrıntıyla başlar herşey.

vartor 22-11-2012 16:56

Rasyonel dusunuldugunde, dinlerden kopmak hic de zor degildir. Hatta bazan, "insanlar bu sacmaliklara nasil inaniyorlar" deriz kendimizin de daha onceleri "onlardan" oldugumuzu unutup.

Insanlarin tarih boyunca yarattiklari din ve tanrilara, zamaninda, gunumuz tanrilari gibi torenlerle ibadet ettiklerini, ayni imanla inandiklarini bilmemiz bile bunlarin bir yaraticiyi degil, bir insan mahsulu oldugunu anlamamiza yetmesi gerekir; Zeusa gunumuzde, semavi din mensuplari ne gozle bakiyorsa, biz ateistler tanri fikrine ayni gozle bakiyoruz. Aslinda farkimiz, sadece bir tanriya daha "insan urunu" gozuyle bakabilmemiz.

Selalim 18-03-2013 15:57

Alıntı:

Cosmic Perspective´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 467814)
Bu ayet olmasaydı diğer çelişkileri, ve bilime ters düşen ayetleri sindirebilirdim belki ama bu ayet bardağı taşıran son damla oldu.

Şu an ise kendimi panteizme daha yakın hissediyorum. Felsefe ve popüler bilim kitapları okuyarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Değişim içinde olmak bazen yerinde saymaktan iyidir çünkü iyiye yükselmek için değişmek gerektir.

Bardağı taşıran son damlaya gelelim; Forumda yazanların çoğu gibi siz de his insanısınız. Dünyada pek çok olguyu anlamak için hisleri bir kenara bırakmanız gerektiğini de anlayacaksınız belki birgün. Hislerin yaşanmışlıklarla kazanıldığını ve sonradan edinildiğini...

Sizi rahatsız eden bu ayet, sizin hislerinize ve yüce olarak gördüğünüz değerlere ters, bir yarımadada ahlak kuralları dışında sayılmayan bir olgu, başka yarımadada ahlak kurallarına ters.

Ahlak insan kültür ve yaşayışına göre şekillendiğinden kısacası insanlar şekillendirdiğinden, bir kültürde yetişen başka bir kültürdekini ahlaksız olarak nitelendirebiliyor. Daha doğrusu hisleri aklının önüne geçtiğinden anlamasına imkan vermiyor. Ayetler bir toplum yaşayışına bir düzen getirmek için varolmuşsa ve o zamanın yaşantısı ve o günün şartları içinde bu bir düzeltme ve devrim ise bu tepkiniz ne diye?

Eskiden tüm dünyada evlilik yaşı çok küçük yaşlarda seyrederken bunu anlamamanızın manası ne?

Romeo ve juliet'in hikayesini bilirsiniz değil mi? Dillere destan? Peki Juliet kaç yaşındaydı ve babası zorla evlendirmek istememiş miydi? Neden çocuk aşkları hikayelere konu olmuşlar?

Bilmiyorum siz hangi dünyada yaşıyorsunuz ama nasıl bu kadar dar bakabiliyorsunuz olaylara geniş düşündüğünüzü iddia ederken? Hislerin etkisinde kalmanın adı olsa gerek bu.

Hisli olmak güzel ama bazen örtü olabiliyor, inkar ettirebiliyor, insanı, insanın doğasını, yaşanmışlıkları... Diyeceksiniz ki siz ayetleri mi savunuyorsunuz? Hayır yalnızca aslında o ayette insanların o zamanlar nasıl yaşadığını görüyorum.

''Ne ataların vaatleriyim ne de geleceğin kahini. Ne cehennem azabıyım ne de Cennetin zevki. Ne Ademin ne de Havanın soyundanım. Ne de cennetle ilgili yalandan inanan bir dünyadanım.''

Sevgiler.

Kozmik Perspektif 18-03-2013 22:46

Yani “o zamanın şartları” diyorsun.

Bu meseleyi salt duygusal bir tepki olarak göstermek istiyorsunuz ama bu çabalarınız sonuçsuzdur. Çünkü Kur'an'ın koyduğu bu hüküm akıl ve iz'anla telif edilemez.

Şerrî hukukta el kadar çocukla zifafa girilmesinin legalleştirilmesi bugün dahi düvel-i İslamiyede pek çok çocuğun hayatını karartmaktadır. Her şeye kadir bir tanrı içkiyi ve domuzu yasaklayacağına sübyanla evlenmeyi yasaklasa ve köleliği kaldırsa daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mıydı?

Ahlakın rölatifliği de bu ayetleri kurtarmaz. Tanrı anlayışları bile insanlar arasında epey değişkenlik gösterir. Ama Kur’an insanlara bu konuda bir serbestiyet tanıyor mu? Köhnemiş ortaçağ hukukunu modern zamanlara taşımak insanlara zulmetmek değil mi? Kız çocuklarını 30-40 yaşındaki adamın koynuna atmak eski çağlarda normal algılanıyor olabilir. Geçmişte Batı toplumlarında da yasal evlenme yaşı düşüktü. Ancak insanlığın şimdiki ulaştığı bilinç seviyesi bunun esasen yanlış bir uygulama olduğunu tespit etmiştir. Risalet davası güden birini eleştirirken sadece “yaşadığı dönemin adamı” nazarıyla bakılması isabetli bir yaklaşım olmaz. Onunla çağdaş olan bir düşünür bilememiş ve böyle adaletsiz bir uygulamayı normal karşılamış olabilir. Bu anlaşılabilir bir şey. Ama zamanüstülük iddiasında bulunan bir kitabın döneminin ilkel anlayışlarını yansıtması kabul edilemez.

Selalim 19-03-2013 16:22

Alıntı:

Cosmic Perspective´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 477081)
Yani “o zamanın şartları” diyorsun.

Bu meseleyi salt duygusal bir tepki olarak göstermek istiyorsunuz ama bu çabalarınız sonuçsuzdur. Çünkü Kur'an'ın koyduğu bu hüküm akıl ve iz'anla telif edilemez.

Şerrî hukukta el kadar çocukla zifafa girilmesinin legalleştirilmesi bugün dahi düvel-i İslamiyede pek çok çocuğun hayatını karartmaktadır. Her şeye kadir bir tanrı içkiyi ve domuzu yasaklayacağına sübyanla evlenmeyi yasaklasa ve köleliği kaldırsa daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mıydı?

Ahlakın rölatifliği de bu ayetleri kurtarmaz. Tanrı anlayışları bile insanlar arasında epey değişkenlik gösterir. Ama Kur’an insanlara bu konuda bir serbestiyet tanıyor mu? Köhnemiş ortaçağ hukukunu modern zamanlara taşımak insanlara zulmetmek değil mi? Kız çocuklarını 30-40 yaşındaki adamın koynuna atmak eski çağlarda normal algılanıyor olabilir. Geçmişte Batı toplumlarında da yasal evlenme yaşı düşüktü. Ancak insanlığın şimdiki ulaştığı bilinç seviyesi bunun esasen yanlış bir uygulama olduğunu tespit etmiştir. Risalet davası güden birini eleştirirken sadece “yaşadığı dönemin adamı” nazarıyla bakılması isabetli bir yaklaşım olmaz. Onunla çağdaş olan bir düşünür bilememiş ve böyle adaletsiz bir uygulamayı normal karşılamış olabilir. Bu anlaşılabilir bir şey. Ama zamanüstülük iddiasında bulunan bir kitabın döneminin ilkel anlayışlarını yansıtması kabul edilemez.

Belki bir yerde haklısınız ama bir yerden ibaret değil dünya...

Sokrates'in dediği gibi düşünmek gerek belki bazen; ''Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir'' demek gerek... İnsanlara, bilgiye, bildiğine çok fazla güvenmemek gerek.

Bu konuya şimdilik çok fazla yazmak istemiyorum. İlk iletinizdeki Yarartılışcı diye nitelendirdiğiniz Karun Kahya ismine değinmek istiyorum; kendisinin ne olup olmadığı bu kadar belli olan şahıslardan savundukları her ne olursa olsun bu kadar üzerinde durarak ciddiye almanız hata olan.

Kendileri bir doğruya bin yanlış katarak yanlışı doğru olarak pazarlamak isteyen büyük güçler tarafından öne sürülen, satılan adamlardan yalnızca bir sima. Kendisi önemsiz, pazarlanmak istenen aslolan; O da; insanların inancını yok edemezsiniz ama değiştirebilir ve bir sapkınlık içine sürükleyebilirsiniz.

En kolay yolu bu insanları sapkınlığa sürükleyebilmenin; Bir doğruya bin yanlış katmak.

Sevgiler.

Selalim 19-03-2013 16:54

Alıntı:

Selalim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 477185)
Karun Kahya

:)

Benim klavye hatam sandım birden de :)

Sevgiler.

Kozmik Perspektif 20-03-2013 14:03

Alıntı:

Selalim´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 477185)
Bu konuya şimdilik çok fazla yazmak istemiyorum. İlk iletinizdeki Yarartılışcı diye nitelendirdiğiniz Karun Kahya ismine değinmek istiyorum; kendisinin ne olup olmadığı bu kadar belli olan şahıslardan savundukları her ne olursa olsun bu kadar üzerinde durarak ciddiye almanız hata olan.

Evet, "Karun Kâhya" ona yakışan bir isim. :)

Karun Kahya dış güçlerden destek alan bir din tüccarıdır ve ciddiye alınacak biri değildir, doğru. Aslında burada olay Karun Kahya’nın kötü şöhretinden ibaret değil. Sonuç olarak kendi kitaplarında da diğer yaratılışçı gruplarla benzer argümanları kullanıyor. Bu yüzden dezenformasyon kampanyaları, işlenen entellektüel sahtekarlıklar ve ortaya atılan bilim dışı argümanlar diğer yaratılışçı yayınlarla paralellik gösteriyor. Fosillerin güvenilirliğine gölge düşürme çabaları, ateizmin suça ve intihara teşvik ettiği iddiası, bol sıfırlı olasılık hesaplamaları, “sadece bir teori” iddiası, doğal seleksiyon kuramının Sosyal Darwinizmi ve faşizmi meşrulaştıracağı iddiası vb. birçok iddia yerli ve yabancı pek çok yaratılışçı yayın organlarında dile getirilen safsatalardır. Bugün evrim kuramı baz alınarak tarımda, genetikte, hastalıkların tedavisinde vs. birçok yenilik yapılıyor ama biz hala “evrim var mı yok mu” tartışması yapıyoruz. Kısacası durum sadece Karun Kahya'nın kirli işleriyle sınırlı değil.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:52 .