![]() |
Roger Penrose-Evren Tesadüfen Oluşamaz
Penrose ve Evren
Hawking in hocası olan Roger Penrose böyle bir evrenin tesadüfen oluşma ihtimalinin sıfır olduğunu ortaya koydu.Trilyonlarca tesadüfün mükemmel işlemesinin imkansızlığını ortaya koyması Hawking ile aralarını bozan gelişmelerin başlıcalarındandır. Tesadüflerin ve rastgeleliğin,iç içe geçmiş,bütünlük halindeki düzenleri meydana getirmesini beklemek boşunadır demiştir Penrose Tesadüf matematiksel bir terimdir ve Penrose tesadüf ihtimalinin imkansızlığını matematiksel olarakta ortaya koymuştur. Büyük patlamayla canlılık için uygun bir ortamın oluşma olasılığını 10 üzeri 10 üzeri 123′te bir ihtimal olarak hesaplamıştır. Yani sıfır ihtimal bile sayılamayacak bir durum yaratıyor bu sayı, ROGER PENROSE YAZDI Penrose, shadows of the mind kitabıyla, postmodern bir tanrı ispatı argümanı sunmuştur.Acaba bize hayat imkânı veren bir evrenin tesadüfen oluşması, bütün fiziksel değişkenler bir arada düşünüldüğünde, kaçta kaç ihtimaldir? Milyar kere milyarda bir mi? Bu sayıyı ünlü İngiliz matematikçi-ve Hawking’in yakın çalışma arkadaşı-Roger Penrose hesaplamıştır. Tüm fiziksel değişkenleri hesaba katmış, bunların kaç farklı biçimde dizilebileceğini dikkate almış ve içinde canlıların yaşayabileceği bir ortamın oluşmasının, Big Bang’in diğer muhtemel sonuçları içinde kaçta kaç ihtimale sahip olduğunu tespit etmiştir. Bugün fizikte penrose diagramlari adı verilen kara deliğe yaklaşan bir cismin akıbetinin nasıl olacağını görmenizi sağlayan matematiksel yapılar penrose eseridir. 1965’de, topolojik metodları kullanarak, Penrose ‘tuzağa düşmüş (yakalanmış) sahanın (sathın) varlığı’ adını verdiği ve tekilliğin çekimsel çöküş (büzüşme) dâhilinde vuk’u bulması gerektiğini kanıtlayan şartlar altında mühim bir teoremi isbat etti. Temel olarak, bu şartlar altında uzay-zaman devam edememekte ve klasik genel izafiyet yıkılmaktadır. Penrose, quantum etkilerinin tekillikte başat olmasından hareketle, izafiyeti ve quantum teorisini kombine ederek ‘birleşik teoriyi’ (Unified Theory) araştırdı. http://www.egitimyuvasi.com/forum/ya..._roger-penrose HAWKİNG DAHİL PEK ÇOK FİZİKÇİYİ ETKİLEMİŞTİR PENROSE Penrose’un en büyük ataklarından biri, izafiyeti (relativity) ve Quantum nazariyesini birleştirme girişimi dâhilinde ‘Burulma-bűkűm / twistor’ teorisine girişiydi. Bu, kuvvetli cebirsel ve geometrik metodları kombine eden kaydadeğer bir matematik teoridir. Wolfgang Rindler’le beraber, 1984’de ‘Burkucular-Bűkűcűler ve Uzay-Zaman’ (Spinors and Space-Time) ilk volumünü yayınladı. Bu volum, iki ‘Burkucu-Bűkűcű’ hesablamasını ve relativistic (izafiyete değgin) sahaları, ikinci volum ise, Uzay-Zaman geometrisi dâhilinde burkucular- bűkűcűler (Spinors) ve ‘Saptiricilarin’ (Twistors) metodlarını içeriyordu.Penrose ilginç olarak Zeka konusunun üzerinde de çok fazla durmaktadır ve bunu da kozmoloji ile bağlantılı hale getirmektedir. 1989’da meşhur kitabı ‘The Emperor’s New Mind: Concerning computers, minds, and the laws of physics’ (İmparatorların yeni zihni: Bilgisayarlar, zihinler ve fizik kanunlarıyla münasebeti [bağlamında]) yayınlandı. Bir sonraki sene kitab, Rhone-Poulenc Science Book Prize ödülünü aldı. Sklar, kitabın amacını şöyle kaleme alıyordu:GİDEREK HAWKİNG’LE YOLLAR AYRILIYOR Burada birinci kitabını geliştiriyordu. 1996’da Penrose ve Hawking, ‘The Nature of Space ant Time’ (Uzay ve Zaman’ın tabiatı) isimli eseri yayınladılar. Bu kitab, ikisi arasında Isaac Newton Enstitüsü / Matematik Bilimler, Cambridge’de, tartışmalara yol açtı. Her ikisi de, birbirlerinin argümanlarına cevap teşkil eden 3’er makale yayınladı ve bilahare son oturumda birbirleriyle tartıştılar. Penrose şöyle diyor:‘Bu tartışmanın başlangıcında, Stephen kendisinin pozitivist olduğunu, buna mukabil benim Plâtoncu olduğumu düşündüğünü söyledi. Pozitivist olması hasebiyle onunla beraber olmaktan mutluyum ancak buradaki en mühim noktanın realist olduğum noktası olduğunu düşünüyorum. Yine, eğer birisi bu münakaşayı, 70 yıl kadar evvel Bohr’la Einstein arasındaki meşhur münakaşayla kıyaslarsa, Stephen’ın Bohr rolünü kendimin ise Einstein rolünü oynadığını düşünebilirim. Einstein, dalga fonksiyonu olarak sunulması gerekli olmayan, reel bir âlem gibi birşey olabileceğini ileri sürerken Bohr, dalga fonksiyonunun ‘gerçek’ bir mikro alem tasvir etmediğini ve fakat sadece kehanetlerde bulunmak için faideli bir ‘bilgi’olduğu üzerinde ısrar ediyordu’. http://www.egitimyuvasi.com/forum/ya..._roger-penrose |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:10 . |