![]() |
Diyanet Müslüman mı?!!!
yalan söylemeyen onurlu müezzini sürmüşler. hani bunlar ağızlarından ''AHLAK''
lafını düşürmezler. her camide bu konuda sallayıp dururlar. bu modele bakarsak ne diyanet müslüman nede hükümet. http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-si...r-haberi-79939 |
"İslamda ruhban sınıfı yoktur" şeklinde bir üfürmeye hemen herkes gözü kapalı inanır. Esâsında, Katolik Hristiyanlıkta olduğu gibi bir görüntü yok gerçekten. Ama görüntü işin şekil kısmıdır. Bir de mevzûnun "öz"üne inmek gerek. Bakınız Tevbe: 31 ne diyor.
"Onlar, Allah'dan başka bilginlerini ve rahiplerini de kendilerine Rab edindiler..." Kendisi bir Hrsitiyan olan ve bu âyeti duyan Hatem bin Adiyy Muhammed'e gelerek "Biz rahiplerimize tapmayız" der. Muhammed: "Onların 'yap' dediklerini yapıyor; 'yapma' dediklerini de yapmıyorsunuz" deyince, rivâyetlere göre Hatem bin Adiyy müslüman olur. Yâni İslâmın mantığı ile hareket edilirse, durum "Ruhban sınıfı" algısının da çok üzerine çıkmış bulunmakta. Buna göre de, müslümanların tamamı Kur'an/Sünnet/Hadis/Fıkıh ve İlmihal bilgilerine sahip olmadıklarına, 'Ulemâ'nın "yap" dediğini yapıp, "yapma" dedillerini yapmadıklarına göre, bu işin içinden nasıl çıkılacak ? |
Alıntı:
ne İslamiyet ne de Musevilikte böyle bir yapının oluşturulması olanağı yoktur. Çünkü her iki dinin de şeriatı, toplumu yönetme erkine sahiptir, tepeden tırnağa. Bu nedenle laiklik bu toplumlar için çok önemlidir. Çünkü, ruhban olmayan bu dinlerde uzlaşma da söz konusu olamaz! Başka şans yoktur: Ya şeriat yönetimi olacaktır, ya da laik yönetim olacaktır. peki İslam öğretisi böyle bir şeyi kabul edebilir mi? Asla! Ruhbanı olmayan bir dinin şeriatını kurumsal olarak ancak o dinin Peygamberi uygulayabilir. |
Alıntı:
Alıntı:
A- Şeriati gökten inen melekler uygulayacak. B- Son peygamber diye bir şey yok,; Yenisi beklenecek C- Yaşayan peygamber olmadığı için şeirat artık uygulanamaz, hükümsüzdür. D- Hiçbiri. Sen gerçekten ciddi ciddi düşünerek mi yazdın bunları ? Yoksa alkol mü aldın ? |
Alıntı:
sünnilik ve şiilik sünnilik şeriatında uzlaşma asla söz konusu olamaz! günümüzde doğan ihtiyaçlara çözüm bulmak için yine verdikleri fetvaları şeriata dayandırmak zorundadırlar şiilikte şeriat söz konusu olunca, devleti yönetenlerin isteği doğrultuda yeni din uygulamaları ortaya çıkar. çünkü 12 imam ve şii ayetullahlara bu yetki verilmiştir |
Diyanet kurumunun ortadan kaldırılması gerekiyor, hazine desteği kesilip yok edilmeli .. Devletin din kodlama makinesi olarak çoğunluk üzerine çalışan bir kurum inanç sömürüsüde cabası , zaradan başka getiriside yok adeta hükümetlerin propaganda merkezi gibi çalışıyor..
Bu gibi satılık kuruluşlarda her türlü dümen döner , kaynağın kesilmemesi için her türlü kılıf uydurulur ilgili hükümete yalanılır , son birkaçyıldır bütçeden en çok payı bu lüzümsuzlar ordusu almaktadır ,her taşın altından ulema ! fışkırır oldu her yere yerleşiyorlar .. |
Koptik kokenle(Misir/El Ezher) gobekten bagini kesmedigi surece boyle olmasi normal.
|
kurana uymak mecburi olduğundan...
Türkler isteselerde müslüman olamazlar.(kurana göre) Diyanet olmadığı gibi Türk Müslümanda yoktur.. Bir Türke Müslüman ol diye tebliğ etmek kafir olmaktır..çünkü kuran yalanlanır. Diyanet Kuranda olmayan namaza izin verdiği için kafirdir.. |
Ruhban sınıfı kendi kendini meydana getiriyor ve kendilerini bir şekilde korumaya çalışıyorlar, bugünkü din adamlarında roma - katolik kilisesine ciddi bir öykünme var. Çok merkezi bir sistem, merkezi bir dağıtım, mutlak otorite ve hiyerarşik alt yapı, tüm bunlar kendini müslüman olarak adlandıran din adamlarının hoşuna gidiyor aslında, böyle bir mekanizmayı kendi liderliklerinde devamlı denemeye çalışıyorlar ancak mevcut dini kurallar yüzünden bu kurumsal düzeni kuramıyorlar.
Diyanet bu nokta da devreye giriyor, merkezi bir alt yapı müezzin - imam - müftü - diyanet işleri başkanı gibi hiyerarşik bir yapı ile bu öykünmenin taç noktasını meydana getiriyor ancak dinin yayılım alanı göz önüne alındığında bir çok cemaat bu pastadan pay almak istiyor ve diyanet ile ciddi tartışma içine giriyorlar, diyaneti reddediyor, diyanette ki din adamlarını dinsizlikle suçluyorlar, çoğunlukla da İslam dinine baktığımızda haklı olduklarını görüyoruz. Zaten diyanette 21.yy'ı göz önüne alarak Kur'an'ın ve hadislerin belli kısımlarını saklıyor, gizliyor, reddediyor veya çarpıtıyor, sahih hadisleri sahih olmaktan çıkartıyor, o hadislerin sahih olmadığını ileri sürüyor. Yani toz pembe İslam imajı yaratıyor ve dini çarpıtıyor, işte bu noktada da diyanet aslında kendi kurumsal dinini kuruyor yani aslında Türkiye de diyanet işleri başkanlığının görevi kendine "din" yaratmak. Bu açıdan da Kur'an ve İslam dinini kullanarak, buradaki kuralları kendi merkezi otoritesine göre şekillendirerek yeni bir din şekillendiriyor ve bunun adı İslam değil. Sonuç itibari ile müslümanların karşı gelmesi gereken Diyanet İşleri Başkanlığı Mevcut devlet bütçesinin büyük bir kısımını kendi bünyesinde toplayarak yeni yarattığı dine devlet otoritesi aracılığı ile kaynak sağlamaya devam ediyor, hem kendi otoritesi pek önemsenmiyor hemde kullanılmaya devam ediyor. |
kim demiş islamda ruhban yok diye peki gavsu azamları şeyleri evliyaları nereye koyacağız
her tarikatın bir ruhban ekolü var bunlar papa kadar etkili müridleri arasındaq |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:36 . |